Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
mesleğin her ne olursa olsun her iletişimini yazı ile kur, kayda geçsin. "sen öyle mi demiştin, bana öyle söylemedin, ne zaman dedin?" gibi birsürü sorudan ve açıklamadan kurtulursun.
e-mail çok önemli.
yalan söyledikleri açıklama. twitter'da dava açtığı tüm vatandaşlar yazmış altına, asgari ücretli ambulans şoföründen tut, yemek bloguna karikatür koyan 58 yaşındaki teyzeden bile 30.000 tl istemişler.

söyler misin erdil, madem amacın zenginleşmek değil, niye karikatürlerini izinsiz yayınlayan bloglara erişim engellemesi getirmek yerine herkesten 30.000 lira istiyorsun o zaman? erdil yaşaroğlu'na kesinlikle hukukun iyi niyet ilkesine uymamaktan ve haksız zenginleşmeden dava açılması gerekiyor.

insanlar iyice şeytanileşti gerçekten.

edit: başlığın ilk hali erdil yaşaroğlu açıklamasıydı.
o da soru mu? tabiki;

recep
tayyip
erdoğan

reyizi en çok benim sevmem. *

edit: ben daha çok seviyorum gibi hadsiz mesajlar alıyorum. ikinci isimler olarak da on beş, temmuz, şehitler koyarım. kimse sevgimizi sınamasın.
akplilerin insanların moralini düşürmek ve sandığa gitmemelerini sağlamak için bir yerlerini yırttıklarını hesaba katarsak, belediye seçimlerinde de yenildiğini bilerek. bu seçimlerde kendisinden tümden kurtulacağımızı düşünüyorum. moralinizi yüksek tutun, sandığa gidin yeterli.

bu arada kemikleşmiş %25 oyu var, bunlar da çoğunlukla haksız olarak bir yerlere gelmiş, tayyip giderse bana ne olur diyen iktidardan mamalanan asalaklar ve arap milliyetçileri. ne olacağına gelirsek sizin için özel sürprizlerimiz var, az kaldı.
başlığında refli link verenlerin uçurulmasını beklediğim sanal para birimi. yorum okuyalım diye giriyouz yarısından fazlası refli link.
benzer bir durum başıma gelmişti. ürünü aynı şekilde kutusuna koyup beğenmedim diye geri şutlamıştım.

herkes benim gibi itlik puştluk düşünmüyor haklisiniz ama muhatap olduğunuz firmalar tam böyle düşünüyor.

bence kurulumu için servis şart olan ürünler servise kargolanmalı. servis kuruluma gelirken yanında getirmeli ürünü. çünkü aldığınız ürünü hemen değil bazen 2-3 ay sonra bile kurdurabiliyorsunuz.
- alkol ve tütünden uzak durmak
- şekeri azaltmak, mümkünse bırakmak
- kendine zaman ayırmak
- sağlığına dikkat etmek, spor yapmak
- hayat kalitesini düşüren, seni aşağı çeken insanlardan uzaklaşmak
- okumak, daha çok okumak
- bazen vazgeçmeyi bilmek
şu ekşi sözlük tamamen bir moral bozma mekanizması gibi çalışıyor bazen. başkalarının keyfini kaçırmaktan keyif alan bazı tipler, insanlara belirli filtreler koyup onun üzerinden olumsuz yorum yapıyor. zaten azınlıkta olan bu tarz kişiler de başlığı yazanı adam yerine koyup söylediklerini dikkate alırsa gününü boktan geçirebiliyor. tek merak ettiğim şey, neden?
bi metrodan bu kadar korkacaksanız hiç bu işe girmeseydiniz keşke. yasama-yürütme-yargının tüm imkanlarıyla bb’ye karşı çalışanların son icraatı. demokrasiye darbedir.

yakında istanbul ilini saraçhane çevresindeki 10 km çap olarak belirleyip kalan yerleri cumhurbaşkanlığı, katarlılar, tarikatlar ve bakanlıklara paylaştırırlarsa şaşırmam.

artık temsili krallıklar gibi bizim ülkemizde de temsili belediye başkanlıkları olmuş olur.
alkollü içeceklerin yasak olmadığı zamanlardı...
şimdi de yasal olarak içilebilir olabilir ama defacto olarak bu ülkede alkol uzun yıllardır yasaklanmıştır, sadece alım gücü yüksek olanların tüketebileceği lüx bir içecek halini almıştır... bu haliyle zaten alkolü iran ve suudi arabistan'da bile içebilirsiniz zaten..yani ülke o hale gelmiştir...

alkolle ilgili kıyaslamaları alım gücü ile orantılayarak avrupa ülkelerine göre yapın, o zaman daha net görülür durum...
adamlar beleş oyun veriyor, yine yaranamıyorlar. sanki borçları var millete amk. kaptım valla ben cities: skylines'ı, bedava olsun, benim olsun.
mourinho'nun tottenham takımını ilk kez bugün izliyorsanız rezalet oynadıklarını düşünebilirsiniz. ama bu takım %50'nin üstünde topla oynadığı neredeyse her maç puan kaybediyor. genellikle her atakları gol oluyor bu da aslında mourinho'nun hücum yönünün kuvvetini gösteriyor çünkü attıkları gollerin çoğu tasarlanmış hücumlardan geliyor. baktığınızda takım atak yapmıyor, top yapmıyor öylece bekliyor ama bütün hücum oyuncuları kariyer sezonunu geçiriyor, öyle bir takım işte, dünyada 1 tane.
grand theft auto‘nun son kurbanı. fakat diğerlerinden bir farkı var; yaralı da olsa hayatta kalmayı başardı.

şimdi efendim grand theft auto markası üçüncü oyunla üstten bakış kamera açısını terkedip, gerçek bir 3d dünyaya geçiyor. ve bunu açık dünyada yapan ilk oyun olarak sektörde bir çığır açıyor. sonrasında gelen bu başarının ardından herkesin malumu grand theft auto vice city piyasaya çıkıyor ve ortalık toz duman oluyor.

daha sonrasında birçok oyunun bu fikre yöneldiğini görüyoruz. bu rakipler her ne kadar yüksek prodüksiyona sahip olsalar ve marka değerleri yüksek olsa da konu tam da rekabete geldiğinde başlarına hep kötü şeyler geliyor.

ilk ele alacağımız oyun saints row olsun. açık dünya, aksiyon macera tarzında bir oyun olan saints row her ne kadar aşırılıkları ve fantezi öğeleri olsa da tema olarak günümüz dünyasında geçiyordu. bu demek oluyor ki açık dünya+aksiyon/macera+günümüz dünyası+araç kullanımı= ilk akla gelen cevap gta. yani doğrudan rakibi olarak piyasaya çıkış yaptı sr serisi. ilk serilerde belli başlı bir kitle kazansa da sonrasında aynı yerde kalamadı. birazdan sayacağım diğer gta rakibiyle birlikte en parlak dönemlerini gta 4 - gta 5 dönemi arasında yaşadılar. gta’nın 4. oyunda yöneldiği dark temalar ve ağır oynanış bu tip civcivli oyunların pazar boyutunu arttırdı. peki saints row bugün ne yapıyor ? ben bağımı kopardım fakat hatırladığım kadarıyla gta ile olan konu farklılığını arttırmak için çok kıvranıyorlardı. en son gördüğümde uzaylılar falan vardı uzayda geçiyordu. varın gerisini siz düşünün.

diğer rakip just cause‘dı. bu arkadaş da hatrı sayılır bir kitleye ulaştı. diktatör devirdiğimiz seride kanımca en güzel oyun üçüncü oyundur. gta’dan farklı olarak tam gaz aksiyon bir oyun ve konunun pek de bir önemi yok. fakat az önceki denklemi birebir sağladığından doğrudan gta rakibi konumunda. biraz üzerine düşülse belli açılardan zorlayabilirdi fakat geldiği noktada en büyük oyuncu kitlesi “gta’ya parası yetmeyen” ya da “gta’dan sonra aynı tarz oyun arayanlar” oldu. gerçekten de çıktıktan çok çok kısa bir süre sonra bedava dağıtılmasına rağmen beklenen ilgiyi gene görmedi son oyunu da. en büyük eksikliği bir hikaye akışı ve buna bağlı olarak sinematik sahneleri olmamasıydı. buna ek olarak araç kullanımı fazla arcade ve aynı hissettiriyordu. sonuç olarak bu yazıyı okuyanların %80’inin adını bile bilmediği %90’ınından fazlasınınsa hiç oynamadığı bir oyun oldu.

bir başka rakipse watch dogs oldu. özellikle ilk oyun ps4 ve yeni nesil için geliyordu. ubisoftun tüm pohpohlamalarına rağmen ve hatta bir teknoloji demosu olmasına rağmen tam bir hayal kırıklığı oldu. birçok basın gta vs wd konularını ciddi ciddi masaya yatırıyordu ve eli çok sağlam gözüküyodu. fakat çok kısa süre sonra grafikler downgrade yedi ve hayatımda gördüğüm en kalas araba sürüşünü deneyim etmiş olduk. 10gb de bir boyutu vardı görünce inanamamıştım. gta 4 bir önceki nesle çıkmasına rağmen 15 gb’dan fazlaydı. gta 5 yaklaşık 80 gb boyutunda. aradaki kapsam farkını hesap edin. peki bu arkadaş bugün ne yapıyor ? en son gördüğümüzde yaşlı ihtiyar bir kadınla oynamak en büyük devrimiydi bu serinin. gta 4’ün karanlık temasından sonra bu serinin de ilk oyunu koyu bir atmosferde geçiyordu. en azından trailerlarda öyleydi. gta, 5. oyunla birlikte tekrardan canlı renk paletine dönünce bu oyunun da ikinci serisi buna ayak uydurmak zorunda kalmıştı. kısaca bugün makul bir insanın gta ile kıyaslaması çok çok az bir ihtimal. (gta’dan önde bulması demiyorum, kıyaslaması)

tabi bunlar olurken bir de arada sleeping dogs oldu. ben severek oynadım, bitirdim. uzak doğuda geçmesi yakın dövüş odaklı olması farklarıydı. ve zamanına göre çok iyi grafik tarzı vardı. fakat gel gör ki açık dünya+aksiyon macera+günümüz dünyası+araç kullanımı diyince akla ilk hep gta geliyor ve onunla kıyaslandığında ciddi sönük ve detaysız bir oyun olarak kalıyor sleeping dogs da. bunun ilerleyen zamanda bir devamı gelmesi muhtemel olabilir. fakat steamspy verilerine göre sadece 1.5milyon satmış bir oyun, rakibinde örneğin bir vice city steam bir pazar olmadan yıllar önce çıkmasına rağmen 3.5milyon satmış. gta 5 ise yine aynı veriye göre 35milyon satmış olarak görülüyor.(sadece pc ve sadece steam için. genel toplamda 100 milyonu aşkın sattı)

velhasılkelam cyberpunk 2077 de öyle ya da böyle açık dünya+ aksiyon macera + günümüz dünyası + araç kullanımı matematiğinden çıkmış bir ürün ve daha şimdiden insanlar bunu gta ile kıyaslamaya başladı. şahsi görüşüm pekala kıyaslanabilir oyunlar. çünkü vaadettiği rpg öğelerini barındırmıyor. karakter gelişimi gta san andreas’ta da vardı, özel skiller gta 5’te de var. ayrı hikaye geçmişi vaadediyor üç ayrı tipleme için fakat gördüğümüz kadarıyla farkları yok. oysa gta 5’te 3 ay tip değil 3 ayrı karakter vardı. yani tüm özgeçmişleriyle ve hikayeleri ile 3 birbirinden tamamen farklı karakter. dolayısıyla asıl sorun “vaadettikleri hiç yapılmamış şeyler değil” olması değil asıl sorun “bunların bizzat belalı rockstar tarafından yapılmış olması”. bu sebeptendir ki bu oyun, oyun camiasınca gta ile kıyaslanacak ve neredeyse kesin olarak bu kavgadan mağlup ayrılacak. fakat en başından dediğim gibi öyle ya da böyle bir şekilde “sağ çıkabilecek” gibi gözüküyor ilk kez birisi. kim bilir belki tüm hatalar giderildikten ve birkaç genişleme paketinden sonra söyleyecek birşeyleri olacaktır cyberpunk 2077'nin.
yine her zamanki gibi, ilk sayfaların, espri kapma yarışı ile heba olduğu başlık...

ama bu sadece bizim ülkeye ve insanımıza özel bir durum değil. youtube'a gir aynı... twitter'a gir aynı... her yerde bilgi değil espri öncelik...

insan gibi bir bilgi vereni bulup, sözlüğün aşıl işlevini yerine getirmek, yine biz dinozorlara düşüyor sanırım.

benim gibi göklerde ne olup bittiği meraklısı iseniz şurayı takip etmenizi tavsiye ederim.

hele hele, olayınız astreoid ise şurası her daim başucunuzda olmalı...

nasa hesabını da incelemeyi ihmal etmeyin. çok keyifli bilgiler ve videolar paylaşılabiliyor.

haber heyecanla beklediğimiz bir olay. benim çengelköy semalarından selam olsun hepinize...
boş sıralara eğitim vereceklerse hak verdiğim açıklamadır.

virüsü asıl yayacak milyonlarca öğrenci için çözüm önerileri nedir? biz aşı olalım kendimizi garantiye alalım da öğrenciler ve virüsü bulaştırdıkları başının çaresine baksın mı diyorlar yani.
vur fatih vur vur vur. bu amına koduum sözde mücahitleri ülkelerinde iç savaşı körükleyen her türlü dış gücün piyonu oldu, sonra iş zora girince götlerine vura vura kaçtılar şimdi de burada artistlik yapıyorlar. eli daha önce silah tutmuş tüm piyonları alacaksın eşek mayını olarak libya'ya falan göndereceksin. savaş dolayısıyla yerini yurdunu yakınlarını kaybedip kaçmak zorunda kalan mültecileri tenzih ederim tabi ki.
oğlum bu da mı kötü?
hem yakıştığını düşünüyorum hem de pratik.
gömleği ütülemeden de giyebiliyoruz böylece. ne terliyoruz ne üşüyoruz.
allah allah!

bir insan gömleğin üzerine kazak giyen kişiye niye sinirlenir lan*
esra erol'u gördüğümde oluşan kusma hissini tarif edemiyorum artık. yıllarca evlilik programı adı altında genelde fakir veya üzerinden çıkar sağlamaya müsait koca koca insanları çıkardı yayına dans ettirdi, kavga ettirdi, evcilik oynattı, küstürdü, barıştırdı ve milyonları götürdü. milyonluk aracından otobüstekileri görünce ağlayacak kadar da yufka yürekliydi ama hakkını yemeyelim (umarım muhtemel geçiş güzergahları üzerindeki otobüs hatları kaldırılmıştır da biraz olsun acısı dinmiştir). sonra ülkede nüfusu giderek azalan sağduyulu bir kesimin baskısıyla programı bitirmek zorunda kaldı. şimdi de dargınları barıştırıyorum, kayıpları buluyorum adı altında her yayında bir dna testi açıklamalar, çarpık ilişkiler, iğrençlikler üzerinden reyting almaya çalışmalar... yahu yapabildiğin bu mu sadece? topluma hizmet ediyormuş gibi gözüküp, türlü manipülasyonlarla para kazanmak mı? virüs gibi hangi pisliğine son verilse mutasyon geçirip başka isimlerle ve aynı iğrençliklerle çıkıyorsun meydana. biliyorum gündüz kuşağı izleyicilerine kavga, dövüşten başka satılabilecek bir şey yok ama senin programında çocuğunun babası komşusu çıktı diye sevinç çığlkları attı bir kadın be!
bugün kurulmuş türkiye cumhuriyetinin on yüz bin milyonuncu partisidir. genel başkanı şişliden belediye başkanı seçilemeyen mustafa sarıgüldür muhtemelen perinçeğin vatan partisinin en büyük rakibi gelmiş gözükmektedir hayırlara vesile olsun inşallah
okuyucularına ayıp eden terbiyesiz bir dolandırıcıdır. yılların erdil yaşaroğlunu telif konusu bitirmiş ve hayatı boyunca da lanet okunmasına sebep olacaktır.
yaptığı fırsatcılık olduğu kadar teknik olarak da haklı falan değildir. facebookta paylaşılan 2012 deki karikature 7 bin tl dava açıp öğrencinin peşinde koşmak şerefsizliktir haklılık değil.

ekonominin en kötü olduğu dönemde psikolojik zorluk çeken insanların var olduğu dönemde öyle sessiz kalayım parayı cukkalayayım yok. adam olacaksın erdil.
cyberpunk 2077 adındaki bitmeden piyasaya sürülmüş, milyon tane bug ve glitch barındıran, yakın zamanda next gen update ve patch'leri yedikçe güzelleşecek bir oyunun daha ilk günlerinde körü körüne fanboy'u olan ergenlerin grafiklerini çöp olarak nitelendirdiği oyun. 1080p'de medium-low oynayan fakir ben bile mest olduysam canavar sistemi olan siz ekşi ahalisini düşünemiyorum.

edith piaf: arkadaşlar oyun hakkında en çok favlanan entry'min bu olmasına içerledim ama :) şuraya zamanında hazırladığım rehberimi bırakayım da bir oraya göz atıverin hele.

spoilersız oyun rehberi (yeni başlayan, oynayan, oynamayı düşünen, bitirmiş ama bir şey anlamamış o yüzden 2. kez oynayacaklar yani kısacası herkes için)
ömrümde bundan daha büyük bir dangalaklık görmedim. adamların adı türk olan her şeyle bir alıpveremediği var belli ki.

bence türkçe de demeyelim mahmut falan diyelim. ya da alfred diyelim daha havalı. alfred edebiyatı. evet.
bankacılık sisteminin bir önceki sene çöktüğü 2002 senesiyle kamu bankaları üzerinden peynir ekmek gibi kredi dağıtılan 2020 senesindeki rakamları karşılaştıran aktrolleri sevince boğan olay. adamın karşılaştırdığı seneye bak. geriye gide gide 2002’yi görmüş. az daha zorlasa isa’dan öncesine gidecek assldkdkfş

bu arada 1908 senesinde türkiye’de 300 kağnı 230 at arabası satılmış. bugün geldiğimiz noktadaki ilerleyişimizi görüyorsunuz.
geçen denk geldiğim hadisedir! internet siparişi vermiş olan bir müşterimiz ad soyad kısmında adının önüne dr yazmış? ne alaka ben bişey anlayamadım. sanki siz oraya hakim, savcı vs yazsanız kargo'nun ciddiyeti mi artacak? maalesef doktorlarda var böyle bir takıntı. araba plakası dr olsun! önlüğünde kocaman dr yazsın, tanışırken bile merhaba ben dr bla bla. ee aq! açıp orada ameliyat mı edecen? ciddi özgüven eksikliği ve asosyallik neticesi gibi duruyor.

1.edit - olayı sağlık çalışanları olan doktorları aşağılama boyutuna falan indirgemeyin aq! bahsi geçen olayda da kargo bir hastaneye gitmiyordu! ayrıca pandemi sırasında alkışlanıyor diye hasta bakıcılar bile hastane kıyafetiyle alışverişe çıktığı bir dönemde, doktorlarımıza lafımız olmaz!
eee sıktınız artık. 20 liralık bilgisayar kamerasını bahane edip yok kişisel veriler yok bok yok püsür argümanlarıyla kopyaya abanmak isteyen ne çok insan varmış. sorsan z kuşağı ülkeyi kurtaracak. olağanüstü bir durum var işte, pandemi koşulları, yüzyüze eğitim verilemiyor. hoca ne yapsın. zırıldanmayı kes, kameranı aç, sınavını yap bitir ve çeneni kapa. ne zormuş amk. sanki tuvallete sıçarken ya da yatakta çıplakken ya da sevişirken gireceksin sınava. ne kişisel verisinden, ne özel hayatın ihlalinden bahsediyorsunuz?