Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
galatasaray'ımızın lider olarak çıktığı ve tamamladığı maçtır.

şimdi verin fiktürü bana;
ilk maç lazio'yu içeride yendin, 3 puanı aldın.
gittin marsilya'ya, berabere kaldın sorun yok, puanın oldu 4.
moskova'da lokomotiv'i yendin oldu 7 puan.
içerde lokomotiv ile en kötü berabere kal 8 puan.
marsilya geldi, mutlaka yenersin etti 11 puan.
gittin roma'ya, yenildin lazio'ya hiç sıkıntı yok. 11 puanla çıkarsın.
ha şunu da yapabilirsin, lazio'yla deplasmanda berabere kalırsın 12 puanla lider çıkarsın.

hocaya ve oyuna kızmayın. bu tür maçların taktiği budur. lazio'ya pozisyon vermedik. bir kez daha tebrikler galatasaray.
durumu normalleştirmeye çalışan 1 milyon paramı yazan bu geri zekalılar oldukça o evler daha çok artar.

efendim 1 milyon paramıymış lan sizin gibi sürüler yüzünden bir neslin ağzına edildi be, siz böyle eğildikçe ardınıza geçen çok olur ve siz bunu da normalleştirirsiniz.

1 milyon iyi para ve kolay bir araya gelmeyecek paradır ama sözlükte ya çok zengin dolu veya hala baba parası ile yaşayan embesil dolu.

tabi lan 1 milyon para mı, sizin zihniyetinizi ...
600 araç stoklayabilen galeri için 500 küsür bin ceza çerez parasıdır.

piyasanın ırzına geçen galericidir.

edit: başlık yanlış açılmış, galerici değil bayi imiş. şu içeri girdiğinizde üzgün bir surat ifadesiyle "maalesef araç kalmadı biz de bekliyoruz" diyen uyanık bayiler. bunların da galericilerden farkı yok.
asgarî ücret artışı bir gelsin, o zaman göreceğimiz asıl şenliğin fragmanıdır..

edit: "neden" diye soran arkadaşlar olmuş. buraya yazayım;

peynir üretiyorsun diyelim. yanında 10 kişi çalışıyor. ocak ayındaki zamla beraber bu adamların maaşına 1000 lira zam gelse, sigortası, vergisi, algısıyla beraber senin cebinden çıkacak para kişi başı 1500 lira olur. 10 kişi için 15 bin lira fazla ödeme yapacaksın. bu maliyeti ister istemez ürünlere yansıtman gerekir.
aynı durum senin malını taşıyan lojistik firması için de geçerli. daha sonra ürün markete gelecek, markette de aynı şekilde işçiye daha fazla ödeneceği için bu maliyet de yansıyacak..

yani asgari ücretin artmasının maliyetlere bir yansıması olacak her şekilde.

edit 2: biraz önce başka bir markete gittim. pınar süt 8,90 falandı. 15-16 lira olması an itibarıyla doğru değil yani.
ulan bakıyorum herkes edebiyat, hukuk, felsefe, bilim, sanat tarihi falan konuşuyor. madem öyle bu soldaki salak salak başlıkları kim açıyor aq? konu 3. cümleden sonra sekse gelecek kimse kimseyi kandırmasın burası ekşi sözlük. “hmm evet ya heykellerde aristo'nun penisi çok küçük ben atayım mı bak nasılmış?” gibi gibi.

bu arada pardon başlıkları ben açıyormuşum. boş yapacaklar eklesin.
nerde, ne yapmak istediğinizi düşünürsünüz. onlarca yer onlarca şey geçer aklınızdan ama hiç biri size çekici gelmez ve içinizdeki sıkıntıyı hafifletmez.

en son hiç doğmadığınızı, var olmadığınızı hayal ederseniz ve bir rahatlama gelir keşke deyip uyumaya çalışırsınız.
benzer olayı başka bir petrol ofisinde yaşamıştım. yerler parlak fayansla kaplıydı ve kapılar yere kadar uzamıyordu bir karış yukardaydı. ben pisuvarda işimi hallederken kabinde klozette hacetlenen bir abiyle yerdeki yansımadan göz göze gelmiştik.
katar'da düzenlenecek olan fıfa 2022 dünya kupası organizasyonunun güvenliğini bizim polisimiz sağlayacakmış.

içişleri bakanı süleyman soylu, “katar'ın bize emanet ettiği güvenlik konusunda sanki bizim bir düğünümüz var ve biz heyecanlıyız. bunu başarıyla bitirme arzusu içerisindeyiz” dedi.

la ne düğünü? 10 milyar $ para dilendiniz, bir de polisimizi sanki sizin malınızmış gibi gönderiyorsunuz.

cb diyor ya hani, ihracat ile kazanacağız vs. askerimizin yanına polisimizi de kattık artık satılık-kiralık olarak.

edit: kaynak eklendi:
https://www.birgun.net/…ar-gibi-heyecanliyiz-368702
“platon'un 10 kitaptan oluşan meşhur cumhuriyet (republic) isimli eserinin 6. kitabında sokrates, ademantus isimli bir diğer karakter ile demokrasi hakkında sohbet eder. sokrates bu kısımda ademantus'a demokrasinin eksiklerini ve hatalarını göstermeye ve anlatmaya çalışır. bunu yapmak için sokrates, toplumu bir gemiye benzetir.

sokrates şöyle sorar:

“eğer ki deniz yoluyla bir yolculuk yapmak isteseydin, geminin kontrolünün kimde olacağına nasıl karar verilmesini isterdin? rastgele ve herhangi bir grup insan tarafından mı, yoksa deniz seyahatleri konusunda deneyimli, bilgili ve eğitimli insanlar tarafından mı?”

ademantus'un cevabı çok açıktır: elbette ki ikincisi!
sokrates'in buna cevabı ise şu şekildedir:

“peki bu durumda nasıl olur da, bir ülkedeki yetişkin insanların rastgele ve herhangi bir grubunun bir ülkeyi kimin yöneteceğine karar verebilecek donanımda olduğunu düşünebilmekteyiz?”

sokrates'in bahsetmeye çalıştığı şey, seçimlerde oy kullanmanın bir "yetenek" olduğudur. sokrates'e göre oy kullanmak, "rastgele bir sezgi" olarak görülemez. dolayısıyla oy kullanmanın da, diğer her yetenek gibi insanlara sonradan, dikkatle ve sistematik bir şekilde öğretilmesi gerekmektedir. yeterli donanıma ve eğitime sahip olmaksızın insanlara oy kullanma hakkının tanınması, yeterli donanım ve eğitime sahip olmayanlara fırtınalı bir havada yolculuk yapacak bir geminin kontrolünün kime teslim edileceği kararını alma yetkisi vermekle aynıdır. ”
(alıntı.)

günümüzde bile çok az sayıda gelişmiş ülkelerin sorumluluk bilincine sahip vatandaşları mevcut bir örnek vermek gerekirse almanya’da son seçimlerde solcular kazandı gerçi onların sağcıları bile ortadoğu ülkelerinin solcularından daha fazla demokratlar.
doblo'cu nasılsa tek şerit gidiyoruz deyip sinyale gerek duymamış hata yapmış. her şartta sinyal verilmeli. hatta gerekirse yayaya da sinyal vereceksin.

fakat motorcu her zamanki gibi kendi hiçbir kurala uymamasına rağmen kafasına kamera takıp zeytinyağı gibi üste çıkmış. bu trafik canavarlarına karşı ne yapsan haksız duruma düşmezsin. çünkü sen 1 tane kuralı çiğniyorsan kendi 15 tane kuralı çiğneyip geliyor. insana doblo'lu dayıları bile sempatik gösterebiliyorlar.

ne demek sağ şeritteyim? sen o sağ şeride nasıl geldiğinin farkında mısın trafik canavarı?
30 yaşına kadar 7. cadde, 30'dan sonra tunalı diyeceğim versus. ikisi de birbirinden özel, birbirinden kıymetli. canlarım benim. bana en güzel duyguları yaşatan caddeler.
adalet bakanı abdülhamit gül beyanı.

ekran görüntüsü.

allah allah çok ilginç.
neden tekrar seçilince?

şu an halihazırda seçilmiş durumda zaten, üstelik görev süresinin dolmasına da daha çok var.
neden o kuracağınız adil dünyayı şimdi kurmuyorsunuz da, yeniden seçilince kuracağınızı söylüyorsunuz?
hadi kurun adil bir dünya, sizi kim tutuyor?

bakınız aslında bu "adil olmadıklarının" da itirafı.

20 senedir ülkeyi yönetip adil olamadık demiyor, tekrar seçilirsek adil olacağız diyor.

edit: bir önceki seçimde (2018) de efendisi çıkıp "şu kardeşinize yetkiyi verin, faizle dolarla nasıl mücadele ediliyor görün" demişti. bugünlerde görüyoruz...

bonus editi:
görsel
öptüğünüz zaman rahmet ve bereketin girmediğini öğrendiğim başlık.

bunu yazan adamlar şeyhlerine, hocalarına sakso çekiyor, mastürbasyon yapıyor iyi mi. kedi öpmek haram, şeyh tarafından badelenmek sevap.

e ne diyim sizin bereket anlaşınız çok başka, yarışmamız mümkün değil.
allah aşkına şu görüntüye lütfen bir bakın. adam kadını herkesin ortasında çekiyor, kadın yardım çığlıkları atıyor, millet, arkadaşlarını aslanlar yerken otlanan antiloplar gibi kafasını kaldırıp bakıyor. yahu burası sivas değil mi? ramazanda sigara içseler bi ton dayak atmaya toplanan adamların cesareti nerede? hadi onu geçtim, hadi esnaf, sizin gücünüz garibana yeter eyvallah.

ben onu bunu da geçtim, çoluğunuz çocuğunuz bu görüntüyü izliyor. şu görüntüleri izleyen çocuk da genç de kadın da travma yaşar. adam herkesin ortasında bıçağı sakin sakin çıkarıp yolun ortasında kıyıyor kadına. bu mu istediğiniz gelecek, bu mu kafanızdaki toplum. ben eşek kadar adamım, "ulan allah kahretsin ne izledim lan ben" dedim, tüylerim diken diken oldu, gerildim, ben yaşamış gibi oldum.

onu da geçtim, şu adamla aynı iş yerinde, aynı ortamda çalışmak ister miydiniz? böyle insanların toplumda varlığı sizi rahatsız etmiyor mu? bu adamın varsa arkadaş çevresi, tanıdığı, iş arkadaşları, hiç bu adam bu noktaya gelene kadar emare göstermiş mi merak ediyorum, ya da bu tip bir şiddete meyleden davranışları olmuş mu? bu toplumda bu kadar psikopat çıkıyorsa, acaba muhabbetlerimizin içinde şiddet, psikopatlık ne kadar normalleşti.

kendini ülke genelinin yaşadığı sorunlardan kurtaranlara sesleniyorum. zenginlere, durumu iyi olanlara, orta üst ekonomik seviyede olanlara. çoluğunuzu çocuğunuzu en iyi okullara gönderseniz de, en korunaklı sitelerde yaşasanız da, o çocuklar gene televizyonu açınca bunları görecek, metroya toplu taşımaya binerlerse yan yana bu insanlarla oturacaklar, hadi toplu taşımaya tenezzül etmediler, lüks araçlarıyla sokakta gene bu toplum ortalması çıkacak karşılarına.

bu haber tek başına, istisna olsa içim yanmaz, ama sürekli böyle haberler, sürekli akıyor. bir kişi de mesele edinip "yahu bu toplum nereye gidiyor, ruh sağlığımız yerinde mi, bir konuşalım" demiyor, demek aklına bile gelmiyor o denli normalleşmiş. teke tek mi yapar, başka bir programda mı yapılır bu konu mesele bilmiyorum, ama ekonomi politika düzelir de toplumsal yozlaşma öyle kolay düzelmez, akıl sağlığı için bir nesil geçer, o da çaba ve emekle, kaldı ki bu da yok.

gerçekten gazeteciler ya da tv yapımcıları, hiç mi umurunuzda değil, illa bir gün yakınınızın başına benzeri bir şey mi gelmesi gerekiyor bir şeylerin konuşulması için? ülkeye gerçekten kalıcı bir katkıda bulunmak isteyen, toplumsal şiddet ve ruh sağlığını masaya yatırsın, her gün, her hafta, ne yapılabileceğine dair bir farkındalık yaratsın yoksa bu haberler, bu istatistikler, bu yoğunluk geleceğin ipotek altına alınması demek. ha diyorsanız ki ülke meksika olsun, ben kazandığıma bakar zerre umursamam, ona birş ey diyemem, zaten akıl sağlığının sınırları çoktan aşıldı ya...
almanya kendi suçunu hafifletmek için diğer ülkeleri arayıp yaratıp aaa bak işte türkiye'de şu asimilasyon var, fransa'da bu var diyerek akıllarınca kendi suçlarına ortak arıyorlar.

almanya'da yaşayan egitimli türklerin günlük hayatta ingilizce konuşup almanca öğrenmedigini görünce ama burası almanya o halde almanca öğrenmelisin diye açık açık baskı kuran almanların kalkıp da türkiye'de olan bitenleri manipüle etmesi aptallıktır. sanki kimse alman devletinin amacının ne olduğunu bilmiyor.

almanya'da hiç yaşamamış kişiler bu başlığın altında yazmasın.
asgari ücretin 200 dolar olduğu üçüncü dünya ülkesi vatandaşlarının burun kıvırdığı turnuva. yemin ediyorum, bu halktaki kendini büyük görme, bir bok sanma hastalığı başka hiçbir toplumda yoktur.
geçen cumartesi aradı ev sahibim.

hal hatır sorduktan sonra etraftaki kiraların çok arttığını 2.000 lira olan kiramı 2.750 yaptığını, etraftaki evlerin ederinin maksimum 3.000 lira olduğunu, fazlasının haram olduğunu, isteyenlerin fırsatçı olduğunu söyledi.

karşı apartmanda yaklaşık 2 aydır boş duran eve 4.500 tl kira bedeli istenmesini göz önünde bulundurarak isteğini makul karşıladım.

ardından bir kötü haberim var diye de ekledi. kendisinin oturduğu evin sahibinin evi satılığa çıkardığını, satılması durumunda yeni ev sahibi ile büyük ihtimalle kirada anlaşamayacağını ve bu durum sebebiyle de kendi evine taşınacağını, haziran ayına kadar evi boşaltmam gerektiğini belirtti.

bu haber sonrası madem evden çıkacağız o halde bir ev alayım da oraya taşınalım diye ilanlara bakmaya başladım.

burada bir dipnot geçeyim. yaklaşık 3 sene önce, bütçeme göre makul oranda ödemelerle kredi çekerek, elimdeki parayı da koyarak istanbul erenköy tarafından 0-5 yaş arası ev alabiliyordum.

geçen 3 senenin sonunda durum şu, gelirim aşağı yukarı 2 katına çıktı ancak erenköyü geçtim kartal ilçesinden yine 0-5 yaş arası ev almaya kalksam çekeceğim kredinin ödemeleri beni inanılmaz derecede zorlayacak seviyeye gelmiş.

yıllardır ev alalım diye söyleyen karıma, ev sahibinin dediklerini söylemedim, nisan mayıs ayına kadar da söylemeye niyetim yok . * söylesem olan 2 gram huzurumuz da kaçacak. cumartesi gününden beri ne yapacağımı bilmez halde bok çuvalı gibi oturuyorum.

lafın özü, beni bu hale düşürenlerin hepsinin tek tek amına koyayım. öbür tarafta karşıma çıkarsanız götünüze alevli odunu sokmazsam oz suser değilim.
9 aralık 2021 lazio galatasaray maçındaki performansıyla lazio’lulara adeta kabus gibi çökmüştür.
hatasız oynaması falan değil bahsettiğim.

resmen bir müdahalesiyle rakip oyuncuları korkuttu, tek bir hamlesi sonrası bir daha maç sonuna kadar lazio’lu kimse top kendisine gelirken topu kontrol edip ofansa dönmeye cesaret edemedi.

ilk yarının ortasına doğru sergej milinkovic-savic’e atılan pasta faulsüz ama çok sert bir şekilde topa müdahale etti, hakem faul çalamadı, rakibi sakatlandı. bu pozisyon adeta lazio’luların psikolojisini bozdu.

italya futbolu denince akla catenaccio ve bunu başarıyla uygulayan stoper performansları akla gelir malum. resmen materazzi kupa finalini nasıl unutulmaz şekilde etkilediyse, marcao da aynısını gerçekleştirdi. üstelik de çirkefçe değil, futbolun içinde kalarak.
uzun zamandır defans oyuncusunun bu şekilde maça bir etki ettiğini görmemiştim. helal olsun.
ankete katılanların çoğunluğu orp çocukları işverenler ...,3500 'ün üstü olursa işveren batarmış ,döviz tekrardan fırlarmış, işten çıkartmalar olurmuş. olsun lan ,olsun amk. işçi zaten ser sefil ,sizde beter olun amk evlatları.
iş görüşmelerinde önümüzdeki bir ayın asgari ücret zammını tahmin edip ... zaten asgari ücret şu olacak yol parasıda içinde deyip mülakatlarda asgari ucret uzerinden pazarlık yapan şerefsiz patronlar,yalaka ikcilar var . hepimizin ülke olarak allah belamizi verdi . vermeyede devam eder ınşaallah
imamoğlu’ndan soylu’ya: "bağımsız tıp kuruluşlarını göreve davet ediyorum. tıbben bu beyefendiyi analiz etsinler, incelesinler, ülkemize daha fazla zarar vermesin diye."

imamoğlu'ndan soylu'ya: toplumun ruh halini bozacak, toplumu daha da karamsarlığa itecek tavırları gösteren bir bakanla karşı karşıyayız; allah milletimizi de onun gibi yöneticilerin karşısında korusun."

https://twitter.com/…?t=amljotv5ib6uopzhtjj60w&s=19

ibb başkanı ekrem imamoğlu: (ibb’ye soruşturma) "müfettişler görevlendirilmiş, vergi daireleri görevlendirilmiş, masak görevlendirilmiş. ben ilave edeyim; fbı, cıa kim varsa yollayın. buyursunlar bekliyoruz."

ibb başkanı ekrem imamoğlu: "içişleri bakanı ibb'de 557 terör örgütü üyesi olduğunu iddia etti. 2 gün bekledim, iddia ettiği 557 terör örgütü üyesini almaya gelirler belki dedim. kimse gelmedi. yalanı konuş, iftirayı at, köşene çekil."

https://twitter.com/…?t=yicbxa8_j7wmqd2zqw9_mq&s=19
35 forsa
muthis sozleri olan bu sarkiyi yorumlamak istedim

ters yönden gelen (medeniyet yolundayken, tam tersi yola giren)
bıçkın başkanım (baskan olarak kimden bahsettigini yazmama gerek yok)
ağlamazsan bir çift sözüm var (artik dayanamiyorum, bu sarkiyi yazmak istedim)

hep sen istedin, ben de dinledim, artık benim de zamanım var (bizi hicbir zaman dinlemedin, sadece kendin konusyun, secim gumbur gumbur geliyor ve artik bizim zamanimiz basliyor)

gitmedim işte (ya sev ya terket)
delirmedim de (o kadar sey yaptilar ama hala akil sagligimiz yerinde)
anlatan benim
seni ve her şeyi

belki hiçbir şey, böyle zor olmazdı, biraz daha mutlu olsaydın (bu kadar nefret dolu olmasaydin, kutuplasma yapmasaydin)
ucaga biner binmez hosteslerin davranislarina odaklanin bir bes dk kadar yeterli. hepsinde istisnasiz uff yine basliyoruz bitse de gitsek havasi goreceksiniz. yani bu ucuslari daha once yuzlerce binlerce kez yapmislar. bu sizi rahatlatir.
yani şu olaya haydaaa diyecek çekemeyenler olacaktır lakin işin asgari ücretin veya maaşların arttırılmasının enflasyonu tetiklediği gerçeğine girmeden an itibariyle 650 dolar ediyor.
türkiye'de nefes alan herkes hak ediyor bu parayı.
650 dolar lan. aylık.
benim vergilerimden verilecekse memurlara helal olsun. hiç iş yapmıyor cart curt safsatasına girmeyin amk 650 dolar. işsizlik maaşı gibi bişi. insan yaşadığı için hak eder bu parayı sadece.
varlığı gayet de mümkün olan insandır bkz ben.

işe gidip geliyorsun, trafik istanbul kadar çekilmez değil. gerçi özellikle covid sonrası ankara trafiği de sıkıntıya bağlamaya başladı ama halen istanbuldan kat be kat iyi trafiği.

iş, şirketler vs konusunda istanbuldan sonra ikinci sırada ve türkiye ortalamasının gayet üstünde.

iş çıkışı ya da hafta sonu bir mekana gitmek isterseniz seçenekler fazlaca mevcut. bahçeli kısmı ayrı güzel, gop kısmı ayrı güzel, bestekar tarafları ayrı güzel, aynı şekilde bilkent ve çayyolu-ümitköy tarafları da gayet güzel.

isterseniz pub tarzı mekanlarda takılırsınız isterseniz arkadaşlarınızla rakı balık yapabileceğiniz mekanlara gidersiniz.

sosyal ve kültürel aktiviteler konusunda da türkiye ortalamasının bayağı üstüdür ankara. tiyatro, opera, söyleşiler, konserler ve aktiviteler derken isterseniz ve araştırırsanız bir dolu aktivite mevcuttur.

az çok doğa takılayım derseniz eymir gölü candır mesela.

kitap konusunda da gayet tatlıdır ankara. dost kitabevine gider resmen açılırsınız. sahaflar vardır birçok yerde ve tatlı sohbet donanımlı insanları bulabilirsiniz.

ankarada az çok kompartizasyon vardır. yani az çok hangi muhitte hangi insanların yaşadığını bilirsiniz, tipoloji bellidir ve bu da hareket serbestliği yaratır size.

eksileri illa ki vardır. evet beton ağırlıklı bir soğuk bozkır şehridir ve uzun zaman boyunca mevsim soğuklarını hissedersiniz. istanbulla birçok açıdan karşılaştırılamaz, bu da kabul.

fakat türkiyede yaşıyorsunuz arkadaşlar, türkiye şartlarında ortalamanın bayağı üstündedir ankara.
1.5 yıldır home office çalışıyorum. ilk zamanlar müthiş sıkıcı bir eylem iken şu an haydi şirkete dönüyoruz diyecekler diye ödüm kopuyor. mesaiden 5 dakika önce uyanıp maslak trafiğini çekmiyor olmak ne demek bilir misiniz? sabahı ayrı akşamı ayrı dert. resmen hayat kalitem arttı çünkü günde 3.5-4 saatim trafikte geçiyordu. kışın karanlık havada uyanmak zorunda kalmamak ve sevimsiz iş arkadaşlarının yüzünü görmemek de cabası ohh mis. lütfen sonsuza dek home office çalışalım lütfen lütfen.
elf gozlerim beni yaniltmiyorsa kutsal bilgi kaynagi sozlugumuzde bugun lotr icin "pc oyunudur" asagilamasi yapilmis!!¿?¿!? sozlugun bereketini kaciracaksiniz la bebeler...
4 ay önce topladığı 23 yaş ortalamalı takımla lazio ve marsilyanın olduğu gruptan namağlup lider olarak çıkan hoca.
nasıl olur? buradaki ekşiciler malatyaya puan kaybettikten sonra devrinin geçtiğini ve istifa etmesi gerektiğini söylüyordu allah allah enteresan...
hangi coğrafya ve dönemin tarihini bildiğine göre baştan belirlenen çekicilik.

test etmek için ilk date'te hemen normandiya çıkarması'ndan muhabbet açarım. ikinci dünya savaşı hakkında hitler, pearl harbor ve atom bombasından fazla bir şey biliyorsa hemen tuvalete diye kalkıp mekanı koşarak terk ederim.

yine tarih muhabbeti sırasında europa universalis, assasin's creed, total war, civilization, age of empires vesaire destekli nerd gamer tarihçiliği emaresi yakalarsam hemen kendimi yere atıp ağzımdan köpükler çıkarırım.

erkek dediğin* bizans tarihi bilir, güney amerika tarihi bilir, çin, japon, eski yunan, orta doğu, roma, hıristiyanlık tarihi bilir. tarihin gerçek bir entelde merak uyandıracak noktaları bunlardır. fazlası zarar.

ayrıca tarih bilmek tarihsel veri toplamak değildir. sosyal analiz yeteneğinin gelişmesidir. veriler arasında örüntü kurulup bütünlüklü bir sonuca varılamıyorsa yallah total war'a ordu toplamaya. çekicilik de başka bahara.
çok fazla köşem, çok fazla eksim vardı.
eşim çok didindi.
en son ben yoruldum dedi, oldun ama ben bittim, kim sefasını sürecekse sürsün.

o gün dönüm noktam oldu i, sorun çıkarandan çok sorun gideren, alttan alan taraf oldum da dinlendi hatun.

öyle olmasaydı onca emek yalan olacaktı.
tamamen o kadınların para, konfor ve güç arayışıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. ortamlarda "daha olgun oluyor yaşlı erkekler ya" falan dersin, kim bilecek.

erkekler tecrübeyle ve zorluklarla büyüyüp olgunlaşıyor, erkeksileşiyor da değil zaten. tam aksine duygusuz, tatminsiz, nemrut realistler oluyorlar bilene bilene. "kadınlar çabuk çöküyor" geyiği de çoktan yalan oldu; çoğu kadın yaşıtı erkeklerden en az 10-15 yaş genç gösteriyor artık belirli bir yaştan sonra. cinsel iktidarsızlık gibi sorunları da olmuyor; ve gençken yumurtalarını dondurup 50'li yaşlarda bile yapay döllenmeyle veya taşıyıcı anne kullanarak 10 tane çocuk yapabiliyorlar isterlerse. kadınların ömrü de erkeklerden ortalama 5-7 yıl daha uzun.

benim mesela hiçbir adama tutup "ay ne olgunsun" demememin sebebi, paraya ve güce hiç ihtiyacımın olmaması. göte göt diyorum haliyle.