Sık geçen başlıklar

un sentimiento 24

ekşi profili
beslenme alışkanlıkları ve damak zevkleri doğumdan sonraki 17-18. yıla kadar anca netlik kazanmaya başlar. bense, bu yiyeceği yerinde (kayseri'de) tanıma ve tatma imkanına ilk defa 26 yaşında eriştim. bu yemeğe bok atanlar popülist beslenme alışkanlıklarını benimsemiş, fastfood delisi ergenlerdir en fazla. bu yemeğe bok atan çarpılır.
bu başlıkta akademisyen bir biyolog olarak ilk ve son kez şunu söyleyeceğim;

biyoloji'den genetik ve evrimi kaldırırsanız elde sunulacak bir biyoloji bilimi kalmaz. bugün biyoloji müfredatında yer alan canlıların sınıflandırılması, hücre, ekoloji, bitki biyolojisi, hayvan (ve insan) biyolojisi, mikrobiyoloji veya herhangi bir konu evrimden bağımsız incelenemez ve düşünülemez. tüm biyoloji sistematiği bi kere evrim alt yapısı üzerine kurulmuş iken yeni anlayış neyin üzerine inşa edilecek, kocaman bir soru işareti.

çok yazık ediyorlar.
9 yıl akademide çalışıp taze istifa etmiş biri olarak bir çok boyuttan dolayı neden tavsiye etmediğimi anlatayım;

1- idealizm boyutu
genelde akademisyen olmak isteyen arkadaşların kafasında bir araştırma konusu olur, bi hevesle girerler. ama senin tez konunu sen değil, hocan ve ülkedeki alt yapı imkanları belirler. deneyinde çalışacağın tek bir kit 1000 usd (30 bin tl) iken, sen neyi araştırabilirsin?

2- rekabet boyutu
ales ve yds'yi halletmek sadece yükseğe ya da doktoraya başlamana yardımcı olur, doktora bitince kadro bulman için çok fazla yayın, torpil vs. gerekecek.

3- zaman boyutu
bir işte çalışıyorsan ya da evli /evlenmeyi düşünüyorsan boş geç, çektiğin strese değmez. ha baban arkandaysa, seni 30 küsür yaşında hala okutmaya sıcak bakıyorsa ayrı. ales, yds, dersler, yl tez, doktora yeterlik, doktora tez bunlara ciddi vakit ayırmak gerekiyor.

4- ekonomik boyutu
kuaförden bir tık üst paraya hem ders anlatacaksın, 50-100 civarı öğrenciye danışman olacaksın, hem de bilim üretip yayın yapacaksın.
uzun zamandır kimseyle görüştüğüm yok. işten eve evden işe gidiyorum yayan. 8 ay önce arabayı memlekette bıraktım ( benzin fiyatlatındaki artışdan dolayı).
1+1 evde 1,5 yıldır yaşıyorum, buna yaşamak denirse. çalıştığım yerden bir an evvel eve gelmek istiyorum ama evde beni bekleyen mucizevi bir mutluluk da yok. en büyük mutluluğum, sanırım iş kıyafetlerimi değişip ev ortamında rahatça dolaşabilmek.
azerbaycanla kardeşliğimiz sorgulanacak bir şey değildir. azerbaycan türkleriyle türkiye türkleri arasında genel anlamda tek fark mezhepseldir. daha 10. asırda oğuz yabgu devleti nin himayesi altında hepimiz birdik, buna türkmenistan türkleri de dahil.

12. ve özellikle 13. asırda moğol istilalarıyla hazar denizinin batısına göç eden türkler azerbaycan ve türkiye türklerinin iskeletini oluşturdu. doğusunda kalanlar ise moğol etkisinde kalarak türkmenistan türklerinin iskeletini meydana getirdi. bugün, türkmenistandaki oğuz boylu türklerin anadolu ve azerbaycan türkleriyle arasındaki genetik farklılıklar fenotip olarak çok belirgindir; gözler çok daha fazla çekiktir. bunun da esas sebebi, türkmenistan türklerinin genetiğindeki moğol etkisidir.

anadolu türkleriyle azerbaycan türkleri arasındaki ayrışma; siyasi ve mezhepsel kavgaların gölgesinde 15. yy'da osmanlı-akkoyunlu, 16. yy'da osmanlı-safevi savaşları neticesinde gerçekleşti.

aradan geçen 500 yıla rağmen, bugün 21.yy'da türkiye ve azerbaycan ilişkilerinin dilsel, tarihsel, kültürel ve siyasi anlamda hala anlamlı bir bütünlük gösteriyor olması şaşırtıcı olduğu kadar korunmayı gerektiren ve memnun eden bir fenomendir.

edit: paragraf.
linoel messi demeyen ağır romantiktir. başlık tartışmaya kapalıdır. bir daha açılırsa ağız dolusu küfürle geleceğim.

edit: bi üstümdeki mal cr7.net demiş. ya bi siktirin gidin, siz ronaldoyu idol olarak benimsemiş olabilirsiniz çünkü o bir insanın ulaşabileceği en üst mertebeyi ifade ediyor olabilir ama messi insan üstü, bunu bi kabul edin artık.
kendisini yerde bulunca hakem düdüğü çalmadan topu direkt eline alıyor. bunu türkiye liginde de sürekli yapmakta ama "salak adam" burası fenerbahçenin ambarı değil, hakem faul vermeyip sarı kart görsen ne olacak. birisi bu salağı uyarmalı.
başlığı açan arkadaşa ibretlik tespitinden dolayı kocaman bir teşekkür. deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki berber sizi devamlı müşterisi olarak belledikten sonra ;

- randevu vaktinize sadık kalmaz.
- saçınızı kafasına göre tıraş eder.
- tıraş esnasında saçma sapan videolar izletir.
- tıraş esnasında sürekli telefonla konuşur.

edit: "tıraş"