devletin hastanesi var randevu vermiyor, askeri var sınırı korumuyor, polisi var suçluları yakalamıyor, merkez bankası var kura müdahale etmiyor. e bizden alınan aşırı vergiler ne işe yarıyor ?
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bizle kim helalleşecek amk, geçliğimiz çalındı 20 yılda. onun helaleşmek istedikleri aldı yürüdü bu 20 yılda.
dua edelim de maça gitmesin. stada adım attığı an 2054'e kadar dünya kupası hayaldir.
(bkz: kim olduğunu bilirsin sen)
(bkz: kim olduğunu bilirsin sen)
başlığı açan yazar kişisi "instagram'ın et pazarına dönüşmesi" derken;
"ben instagram'a girdim ve bu et pazarını gördüm" demek istemiyor olabilir.
instagram denen sosyal medya uygulamasında "kadınların götünü, memesini sere serpe açtığına, karşılığında like rekorları kırdığına, reklamlardan da malı götürdüğüne dair malumatlarım ve gözlemlerim var" demek istiyor ve bu hadisenin "tavan yaptığı" tespitinde bulunuyor olabilir. hemen algoritma uzmanları devreye girmiş. ekşici piçler her zamanki gibi parmağın işaret ettiğine değil parmağın sahibine odaklanmış. sizin ben iletişim becerilerinizi sikeyim!
"ben instagram'a girdim ve bu et pazarını gördüm" demek istemiyor olabilir.
instagram denen sosyal medya uygulamasında "kadınların götünü, memesini sere serpe açtığına, karşılığında like rekorları kırdığına, reklamlardan da malı götürdüğüne dair malumatlarım ve gözlemlerim var" demek istiyor ve bu hadisenin "tavan yaptığı" tespitinde bulunuyor olabilir. hemen algoritma uzmanları devreye girmiş. ekşici piçler her zamanki gibi parmağın işaret ettiğine değil parmağın sahibine odaklanmış. sizin ben iletişim becerilerinizi sikeyim!
her ayın 15 inde istisnasız duşumu alırım.
ekrem imamoğlu'nu boş boş eleştirince ödülünü ana akım medyaya çıkarak alıyor sanırım.
çakma kanaat önderi. bunları başımıza çıkarıyorsunuz sonra da jahrein kim amk diyorsunuz.
çakma kanaat önderi. bunları başımıza çıkarıyorsunuz sonra da jahrein kim amk diyorsunuz.
recep smith - ulusların fakirliği
(bkz: #117327394)
(bkz: #117327394)
eskiden çalıştığım yerin yakınındaki şeker fabrikası özele satılınca “akp şimdi bu şehirden hayatta oy alamaz” demiştim. halt etmişim, ilk seçimde akp oyunu ikiye katladı orada.
hatta işten çıkarılanlar bile “olsun yeenim bunların en azından ağzı dualı” demişti. anadolu insanından o vakit tiksinmiştim.
allah'ın cahil cuhelaları.
hatta işten çıkarılanlar bile “olsun yeenim bunların en azından ağzı dualı” demişti. anadolu insanından o vakit tiksinmiştim.
allah'ın cahil cuhelaları.
olum hackerlar salak. unuttukları bir şey var, bu halk çok çabuk unutuyor:d bir mesajlarında " türk halkı 2. kez hacklendiğini duyunca ne olacağını düşün demiş" lan türk halkı 20 yıldır hackleniyor bir şey olduğu yok :d
#covidizinleriuzatılsın
öncelikle önyargılı yazarlara sözüm şu, birşeyi gerçekten enine boyuna tartın, bu entry ile enine boyuna tartmanıza da vesile olmak istiyorum.
hiçbir illegal işe bulaşmamış, trafikte kırmızı ışıkta bile geçmeyen, mesleği yazılımcı, nerd olarak tanımlanabilecek bir adamım. kendi mesleğimde de başarılı biriyim.
2014 yılında gittiğim bir tatil gezisinde, tenha bir yerde bana musallat olup gaspetmeye çalışan tanımadığım 3 kişi ile yaşadığım arbede sonucu, karşımdaki adamı itmemle ayağı takılarak kafasını kaldırıma çarptı. olay sonrasında diğer 2 kişi beni darp etti ve tehditler savurdu. olay yerine ambülans ve polis ekipleri geldi ve bu kafasını çarpan adamı hastaneye kaldırdılar, adam sonrasında yoğun bakıma alınmış. diğer 2 arkadaşı da ben adamı dövmüşüm de, kafasını çarpmışım, alacak verecek davasından gaspetmeye çalışmışım gibi bir ifade verdiler. ben hakkımı aramak için elimden geleni yapmadım. bu noktada benim de hatam adelete güvenmek oldu, mahkemede yırtınmak yerine avukatımı gönderdim, çünkü sistem biraz bozuk olsa da adalet vardı, burası muz cumhuriyeti değildi, zaten mahkeme aileme, mesleğime, geçmişime, temiz sicilime baksa doğru kararı verecekti. fakat 2019 yılında mahkeme hakkımda 10 yıl 6 ay cezaya hükmetti. istinaf kararıyla 2-3 ay sonra da cezam onandı.
2019 yılının mayıs ayında önce kapalı sonra açık cezaevine gönderildim. kapalıdaki koğuşumda vardiyalı yatıyordum, fazla uyuyamıyordum bile. sonra açığa çıkarıldım, orada da kurum kapasitesinin neredeyse 2 katıyla yatırılıyorduk. tüm hayatım bir kabusa dönüştü. dışarıdaki işlerimi, hayatımı, psikolojimi kaybettim. hayatımda hiç girmediğim bir ortama, hiç alışık olmadığım bir hayatta adeta ruhsal işkence çektim. benle beraber hayatında hiç buraları görmeyen aileme ziyaretlerle ızdırap çektirdim. sadece şunu söylüyorum hayatta en azılı düşmanım bile bu şekilde cezaevine düşmesin. kapalıda ve açık cezaevinde geçirdiğim süreçte, suç makinalarının zaten suçlarını tekrar ederek 4/4 infazla kapalı hapis cezası yattıklarını; eğer bu şekilde değilse dosyası yoksa ve cezasının büyük kısmını yatmışsa kalan 5 senelik süreyi açık cezaevinde yattıklarını öğrendim. bunun yanında kapalı cezaevinde bırakın birine bir zarar vermeyi bir tokat, bir küfür, bir olay bile açık cezaevine çıkma hakkınızı ortadan kaldırıyor. kabul etmeliyim ki kapalıda daha fazla kriminal insanlar varken, açık cezaevinde belli bir ölçüde toplumun her kesiminden insanlarla karşılaşabiliyordum. boş durmamak ve başımı belaya sokmamak için cezaevinin infaz biriminde çalışıyordum. orada gerçekten adli suç işleyenler dışında benimki gibi birçok absürd dosya gördüm, dosya okudum, dışarıda eski hayatımda basit bi vatandaşken adalet sisteminin bu kadar berbat olduğunu asla düşünmezdim.
artık yaşamamın bile anlamı yok, herşey benim için bitti derken 2020 nisan ayında covit nedeniyle açık cezaevindeki mahkumlar izne çıkarıldı, covit nedeniyle açık cezaevinde bana hak olarak verilen 3 ayda bir 1 haftalık izinlere de 7 aydır çıkamıyordum.cezaevinden çıkıp evime aileme dönene kadar çıktığımı idrak edemedim bile, psikolojim o kadar kötüydü. evime ayak bastığımda biraz idrak etmeye başladım, tanınmayacak bir haldeydim.
20 aydır dışarıdayım, işlerimi yoluna soktum, dostlarımın ve ailemin desteğiyle psikolojimi düzeltmeye çalıştım, arkadaşlarımla vakit geçirdim, kredi çektim, yatırım yaptım...vs bu izin süresi o kadar uzadı ki artık geri dönmeyeceğime inanmak istedim, dışarıdaki eski hayatıma komple adapte oldum. kendime söz verdim; birisi beni gaspederse, zarar verirse bile artık kendimi savunmayacak, öldürülsem bile sesimi çıkarmayacaktım. bunu sitem olarak değil samimiyetimle söylüyorum, beni isteyen darpedip gaspedip öldürebilir, umrumda değil, oraya geri dönmek istemiyordum. zaten birine sadece bir yumruk bile atsam ve şikayet edilsem üstümdeki infazla kat kat sürelerde komple kapalı cezaevinde yatırılacaktım.
şimdi 30 kasım bu izinlerin son günüymüş. aileme bunu söyleyemiyorum ki yıkılabilirler. ne yapacağımı bilmiyorum, tekrar aynı kabusa geri uyanacak gibiyim, artık yaşama sevincim kalmadı diyebilirim.
bu açıkcezaevi mahkumlarına verilen covit iznini yadırgayabilirsiniz, ben de belki bu olaylardan önce sizinle aynı kampta yer alacaktım. hatta bu anlattıklarıma da inanmayabilirsiniz, inanmanızın da bana faydası yok, cezayı aldım, hukuk yollarım tükendi.
sadece sormak istedğim soru şu;
1- açık cezaevlerinin misyonu ceza süreleri az kalmış yani 2-3 sene sonra topluma karışacak mahkumları topluma hazırlamak, adapte olmasını sağlamak, islah etmekse eğer 20 aydır dışarıdayım. benim gibi durumda olan insanların bırakın suç işlemesini, ufacık bir adli olaya karışması komple kapalı cezaevi anlamına gelebiliyor. 20 aydır şu pandemi ve ekonomik buhranda suç işlemeyen ve topluma adapte olmuş insanları tekrar cezaevine alarak neyi başarmış olacaklar?
2- entry ile ilk refleks olarak "tamam senin durumunu anlıyorum ama dışarıda suç işlerse ne olacak?" diyeceksiniz; cevabım çok basit açık cezaevlerinde zaten 3 ayda 1, 1 hafta izin kuralı var. dolayısıyla bu kişi suç işleyecekse yine çıkıp işleyebiliyor-işleyebiliyordu. şöyle düşünün 3 ayda bir 1 hafta tamamen dışarıdasınız, hiçbir kontrol yok, amaç bu şekilde topluma yavaş yavaş adapte olabilmeniz.
3- diğer refleks cevap "hadi canım ben inanmıyorum, herkes verilen cezayı sonuna kadar yatsın, vicdanlar en azından soğusun" ise biz niye covit iznine çıkarıldık? bakın tamam siz yüzeysel bir mantıkla, adaletin bir ölçüde tıkır tıkır işlediğini düşünüyorsunuz, pekala. peki bu insanların suçlu olanlarının bile aileleri ne olacak? covit iznine çıkarıp, onları sevdiği insanlarla normal bir hayata alıştırıp, sonra bu insanları "hadi gel, yatmaya devam et" diyerek bu insanların aile ve yakınlarına da ceza kesmiş olmuyor musunuz? geri döndüklerinde ne olacak bu insanlar? bu insanların anneleri, babaları, eşleri, çocukları, akrabaları, arkadaşları da bu suçlu dediğiniz insanların yanında ekstra olarak bir psikolojik cezaya tabi tutulmuyor mu?
tek çarem buraya bunları yazmaktı, kendimi de deşifre etmemek için bazı şeylerde detaya inmedim, inanmamanız açıkçası bana bu saatten sonra ne fayda ne de zarar sağlıyor. fakat sadece sorduğum şu son 3 soruya odaklanın. covit izniyle dışarı çıkarılan, özgürlüğe adapte olmuş, normal hayatını kurmuş insanların tekrar çağırılmasının hiçbir mantıklı gerekçesi yoktur.
edit: karşı taraf ölmedi arkadaşlar, yoğun bakımda kaldı, sonra sağlığına kavuştu. muhtemelen şimdi ekürileriyle gasp hayatına mutlu bir şekilde devam ediyordur. mahkeme sırasında ilk mahkemeye katıldım avukatım sonrasına gelmeme gerek yok dedi, karar mahkemesine kadar gitmedim bu da benim hatam. diğer şansızlığım fetöden dolayı karar mahkemesinde 1 hakim alındı yerine başka bi hakim geldi, karara karşı çıkan 1 adet muhalefet şerhi vardı o da zaten başından sonuna kadar mevcut olan hakimdi. diğer şansızlığım yargıtayın o dönem kaldırılıp onama mercii olarak istinafın getirilmesiydi. dosyam çok hızlı bir şekilde onandı, arama kararı çıkarıldı. yargıtay'da değerlendirilme başvurusunu da denedim fakat red edildi. yargı yolum kapalı çünkü dosyaya ekleyebileceğim yeni bir kanıt yokmuş. sonrasında farklı avukatlarla da görüşüldü fakat bu süreçten sonra yapabileceğimiz birşey yok dediler. inanmayan yazar arkadaşlara da inanın kızmıyorum, sözlükte açılmış bir başlık entry bu, bunu zaten göze aldım. ben sadece sona erdirilen covit izinlerinin hiçkimseye ve hiçbirşeye faydası olmadığını kendi geçmiş hikayemle haykırmak istedim, başlığın amacını sorduğum son 3 soru cevaplıyor aslında. elimden gelen yapabileceğim başka birşey de yok.
edit2: tesellileriniz için teşekkürler, üzgünüm. fakat bu başlık entry'si covit izinlerinin bitmesi sebebiyle kendi adıma yaptığım çaresizce ve haklı bir haykırma olsa da, en azından sözlükteki güzel insanlara şunu tavsiye edeyim de bi anlamı olsun; arkadaşlar başınıza gelen en aptalca adli olay için bile tüm mahkemelere gidin, o hakimlerin ve savcının gözünün içine bakın ve konuşun, güvenilir bir avukat tutun, karar mahkemesine kadar süreci tırnaklarınızla kazıyın. ben bu yaşadıklarımı hiç beklemiyordum ve çevremde böyle şeyler yaşamış bir arkadaşım, yakınım da yoktu. yani aslında bir nevi benim ve çevremin bu şeylerden uzak olması bu süreçte benim dezavantajıma oldu.
öncelikle önyargılı yazarlara sözüm şu, birşeyi gerçekten enine boyuna tartın, bu entry ile enine boyuna tartmanıza da vesile olmak istiyorum.
hiçbir illegal işe bulaşmamış, trafikte kırmızı ışıkta bile geçmeyen, mesleği yazılımcı, nerd olarak tanımlanabilecek bir adamım. kendi mesleğimde de başarılı biriyim.
2014 yılında gittiğim bir tatil gezisinde, tenha bir yerde bana musallat olup gaspetmeye çalışan tanımadığım 3 kişi ile yaşadığım arbede sonucu, karşımdaki adamı itmemle ayağı takılarak kafasını kaldırıma çarptı. olay sonrasında diğer 2 kişi beni darp etti ve tehditler savurdu. olay yerine ambülans ve polis ekipleri geldi ve bu kafasını çarpan adamı hastaneye kaldırdılar, adam sonrasında yoğun bakıma alınmış. diğer 2 arkadaşı da ben adamı dövmüşüm de, kafasını çarpmışım, alacak verecek davasından gaspetmeye çalışmışım gibi bir ifade verdiler. ben hakkımı aramak için elimden geleni yapmadım. bu noktada benim de hatam adelete güvenmek oldu, mahkemede yırtınmak yerine avukatımı gönderdim, çünkü sistem biraz bozuk olsa da adalet vardı, burası muz cumhuriyeti değildi, zaten mahkeme aileme, mesleğime, geçmişime, temiz sicilime baksa doğru kararı verecekti. fakat 2019 yılında mahkeme hakkımda 10 yıl 6 ay cezaya hükmetti. istinaf kararıyla 2-3 ay sonra da cezam onandı.
2019 yılının mayıs ayında önce kapalı sonra açık cezaevine gönderildim. kapalıdaki koğuşumda vardiyalı yatıyordum, fazla uyuyamıyordum bile. sonra açığa çıkarıldım, orada da kurum kapasitesinin neredeyse 2 katıyla yatırılıyorduk. tüm hayatım bir kabusa dönüştü. dışarıdaki işlerimi, hayatımı, psikolojimi kaybettim. hayatımda hiç girmediğim bir ortama, hiç alışık olmadığım bir hayatta adeta ruhsal işkence çektim. benle beraber hayatında hiç buraları görmeyen aileme ziyaretlerle ızdırap çektirdim. sadece şunu söylüyorum hayatta en azılı düşmanım bile bu şekilde cezaevine düşmesin. kapalıda ve açık cezaevinde geçirdiğim süreçte, suç makinalarının zaten suçlarını tekrar ederek 4/4 infazla kapalı hapis cezası yattıklarını; eğer bu şekilde değilse dosyası yoksa ve cezasının büyük kısmını yatmışsa kalan 5 senelik süreyi açık cezaevinde yattıklarını öğrendim. bunun yanında kapalı cezaevinde bırakın birine bir zarar vermeyi bir tokat, bir küfür, bir olay bile açık cezaevine çıkma hakkınızı ortadan kaldırıyor. kabul etmeliyim ki kapalıda daha fazla kriminal insanlar varken, açık cezaevinde belli bir ölçüde toplumun her kesiminden insanlarla karşılaşabiliyordum. boş durmamak ve başımı belaya sokmamak için cezaevinin infaz biriminde çalışıyordum. orada gerçekten adli suç işleyenler dışında benimki gibi birçok absürd dosya gördüm, dosya okudum, dışarıda eski hayatımda basit bi vatandaşken adalet sisteminin bu kadar berbat olduğunu asla düşünmezdim.
artık yaşamamın bile anlamı yok, herşey benim için bitti derken 2020 nisan ayında covit nedeniyle açık cezaevindeki mahkumlar izne çıkarıldı, covit nedeniyle açık cezaevinde bana hak olarak verilen 3 ayda bir 1 haftalık izinlere de 7 aydır çıkamıyordum.cezaevinden çıkıp evime aileme dönene kadar çıktığımı idrak edemedim bile, psikolojim o kadar kötüydü. evime ayak bastığımda biraz idrak etmeye başladım, tanınmayacak bir haldeydim.
20 aydır dışarıdayım, işlerimi yoluna soktum, dostlarımın ve ailemin desteğiyle psikolojimi düzeltmeye çalıştım, arkadaşlarımla vakit geçirdim, kredi çektim, yatırım yaptım...vs bu izin süresi o kadar uzadı ki artık geri dönmeyeceğime inanmak istedim, dışarıdaki eski hayatıma komple adapte oldum. kendime söz verdim; birisi beni gaspederse, zarar verirse bile artık kendimi savunmayacak, öldürülsem bile sesimi çıkarmayacaktım. bunu sitem olarak değil samimiyetimle söylüyorum, beni isteyen darpedip gaspedip öldürebilir, umrumda değil, oraya geri dönmek istemiyordum. zaten birine sadece bir yumruk bile atsam ve şikayet edilsem üstümdeki infazla kat kat sürelerde komple kapalı cezaevinde yatırılacaktım.
şimdi 30 kasım bu izinlerin son günüymüş. aileme bunu söyleyemiyorum ki yıkılabilirler. ne yapacağımı bilmiyorum, tekrar aynı kabusa geri uyanacak gibiyim, artık yaşama sevincim kalmadı diyebilirim.
bu açıkcezaevi mahkumlarına verilen covit iznini yadırgayabilirsiniz, ben de belki bu olaylardan önce sizinle aynı kampta yer alacaktım. hatta bu anlattıklarıma da inanmayabilirsiniz, inanmanızın da bana faydası yok, cezayı aldım, hukuk yollarım tükendi.
sadece sormak istedğim soru şu;
1- açık cezaevlerinin misyonu ceza süreleri az kalmış yani 2-3 sene sonra topluma karışacak mahkumları topluma hazırlamak, adapte olmasını sağlamak, islah etmekse eğer 20 aydır dışarıdayım. benim gibi durumda olan insanların bırakın suç işlemesini, ufacık bir adli olaya karışması komple kapalı cezaevi anlamına gelebiliyor. 20 aydır şu pandemi ve ekonomik buhranda suç işlemeyen ve topluma adapte olmuş insanları tekrar cezaevine alarak neyi başarmış olacaklar?
2- entry ile ilk refleks olarak "tamam senin durumunu anlıyorum ama dışarıda suç işlerse ne olacak?" diyeceksiniz; cevabım çok basit açık cezaevlerinde zaten 3 ayda 1, 1 hafta izin kuralı var. dolayısıyla bu kişi suç işleyecekse yine çıkıp işleyebiliyor-işleyebiliyordu. şöyle düşünün 3 ayda bir 1 hafta tamamen dışarıdasınız, hiçbir kontrol yok, amaç bu şekilde topluma yavaş yavaş adapte olabilmeniz.
3- diğer refleks cevap "hadi canım ben inanmıyorum, herkes verilen cezayı sonuna kadar yatsın, vicdanlar en azından soğusun" ise biz niye covit iznine çıkarıldık? bakın tamam siz yüzeysel bir mantıkla, adaletin bir ölçüde tıkır tıkır işlediğini düşünüyorsunuz, pekala. peki bu insanların suçlu olanlarının bile aileleri ne olacak? covit iznine çıkarıp, onları sevdiği insanlarla normal bir hayata alıştırıp, sonra bu insanları "hadi gel, yatmaya devam et" diyerek bu insanların aile ve yakınlarına da ceza kesmiş olmuyor musunuz? geri döndüklerinde ne olacak bu insanlar? bu insanların anneleri, babaları, eşleri, çocukları, akrabaları, arkadaşları da bu suçlu dediğiniz insanların yanında ekstra olarak bir psikolojik cezaya tabi tutulmuyor mu?
tek çarem buraya bunları yazmaktı, kendimi de deşifre etmemek için bazı şeylerde detaya inmedim, inanmamanız açıkçası bana bu saatten sonra ne fayda ne de zarar sağlıyor. fakat sadece sorduğum şu son 3 soruya odaklanın. covit izniyle dışarı çıkarılan, özgürlüğe adapte olmuş, normal hayatını kurmuş insanların tekrar çağırılmasının hiçbir mantıklı gerekçesi yoktur.
edit: karşı taraf ölmedi arkadaşlar, yoğun bakımda kaldı, sonra sağlığına kavuştu. muhtemelen şimdi ekürileriyle gasp hayatına mutlu bir şekilde devam ediyordur. mahkeme sırasında ilk mahkemeye katıldım avukatım sonrasına gelmeme gerek yok dedi, karar mahkemesine kadar gitmedim bu da benim hatam. diğer şansızlığım fetöden dolayı karar mahkemesinde 1 hakim alındı yerine başka bi hakim geldi, karara karşı çıkan 1 adet muhalefet şerhi vardı o da zaten başından sonuna kadar mevcut olan hakimdi. diğer şansızlığım yargıtayın o dönem kaldırılıp onama mercii olarak istinafın getirilmesiydi. dosyam çok hızlı bir şekilde onandı, arama kararı çıkarıldı. yargıtay'da değerlendirilme başvurusunu da denedim fakat red edildi. yargı yolum kapalı çünkü dosyaya ekleyebileceğim yeni bir kanıt yokmuş. sonrasında farklı avukatlarla da görüşüldü fakat bu süreçten sonra yapabileceğimiz birşey yok dediler. inanmayan yazar arkadaşlara da inanın kızmıyorum, sözlükte açılmış bir başlık entry bu, bunu zaten göze aldım. ben sadece sona erdirilen covit izinlerinin hiçkimseye ve hiçbirşeye faydası olmadığını kendi geçmiş hikayemle haykırmak istedim, başlığın amacını sorduğum son 3 soru cevaplıyor aslında. elimden gelen yapabileceğim başka birşey de yok.
edit2: tesellileriniz için teşekkürler, üzgünüm. fakat bu başlık entry'si covit izinlerinin bitmesi sebebiyle kendi adıma yaptığım çaresizce ve haklı bir haykırma olsa da, en azından sözlükteki güzel insanlara şunu tavsiye edeyim de bi anlamı olsun; arkadaşlar başınıza gelen en aptalca adli olay için bile tüm mahkemelere gidin, o hakimlerin ve savcının gözünün içine bakın ve konuşun, güvenilir bir avukat tutun, karar mahkemesine kadar süreci tırnaklarınızla kazıyın. ben bu yaşadıklarımı hiç beklemiyordum ve çevremde böyle şeyler yaşamış bir arkadaşım, yakınım da yoktu. yani aslında bir nevi benim ve çevremin bu şeylerden uzak olması bu süreçte benim dezavantajıma oldu.
tıfıl bir lisans öğrencisiyken, "dur aşko, bana komaz, senin biletini de alırım, hiç ailenle konuşma şimdi" diyerek iki bileti kartımdan geçirdiydim. öğrenci kredisiyle antalya'dan istanbul'a konsere gidip bir de üzerine turist misali yiyip içtiğimiz dönemlerdi. 7 eylül 2013 arctic monkeys istanbul konseri'nden bahsediyorum. şimdi, aklıma gelen düşünceler sırasıyla "nasıl halledebiliriz, acaba maksimum kaç taksit yaparlar/taksit yaparlar mı, istanbul'a gitsem ne kadar zayiat veririm" şeklinde.
sevdiğim gruplar 18 senede bir ülkeye geliyor, onda da hesaplayan adamlara dönüyorum. eskiden böyle miydi, atlar giderdik yav. yayında ve yapımda emeği geçen herkesin a.
sevdiğim gruplar 18 senede bir ülkeye geliyor, onda da hesaplayan adamlara dönüyorum. eskiden böyle miydi, atlar giderdik yav. yayında ve yapımda emeği geçen herkesin a.
maruz kalan bir kadın için korkunç, inanılmaz, katlanılmaz, dayanılmaz gelebilir ama bir erkeğin buna maruz kalması vaka-ı adiyeden sayılır.
çakarli araclara yazilmayanin gariban vatandasa yazilmasi.
trafikmis. sanki belcikadayiz. turkiye la bura.
yollarin yarisi yanlis, kavsaklar mevzuata aykiri. soforlerin yarisi ehliyetsiz, diger yarisinin araci muayeneden nasil gecmis belli degil. trafik cezasiymis.
bu ulkede 50 yazan yerde 50 le gitsen dayak yersin.
trafikmis. sanki belcikadayiz. turkiye la bura.
yollarin yarisi yanlis, kavsaklar mevzuata aykiri. soforlerin yarisi ehliyetsiz, diger yarisinin araci muayeneden nasil gecmis belli degil. trafik cezasiymis.
bu ulkede 50 yazan yerde 50 le gitsen dayak yersin.
ölmüş
9 olma ihtimalinden yüksektir
kesin kötü bir şey oldu ama üzülmeyelim diye bize söylemiyorlar.
sene 2023 kasım masterchef
mehmet şef :
yarışmanın finaline geldiğimiz bu günde, hasan ve tahsin’e bir sürprizimiz olacak.
(bkz: bülent börek)
yarışmaya ilk başladığımız kadroyu tekrar çağırıyoruz ve en iyi omleti yapan yarışmacımızı şampiyon yapacağız !?
mehmet şef :
yarışmanın finaline geldiğimiz bu günde, hasan ve tahsin’e bir sürprizimiz olacak.
(bkz: bülent börek)
yarışmaya ilk başladığımız kadroyu tekrar çağırıyoruz ve en iyi omleti yapan yarışmacımızı şampiyon yapacağız !?
sagci bir iktidarin mevcutiyetindendir.
sol goruslu bir iktidar olsaydi simdi... amerika ile direkt kanli bicakli hale gelseniz de, toplum yag kuyruklari, tup kuyruklari der,
basbakana 5 metre yaklasabildigi bir ortamda yazar kasalar firlatir,
ve galaksinin dort bir kosesine 100 yil boyunca etkisinde kaldiklari travmatik deneyimlerini aktarirlardi.
---
oysa simdi sagci bir iktidar var, inananlar bunun tanridan bir sinav olduguna, digerleri ise dis guclerin oyunu olduguna eminler.
---
edit: inanmayanlar bayagi vasat islerde calismalarina ragmen kendi zamaninda en az 1 ev 1 araba almis roportaj amcalarin feryatlarinin hangi donemleri isaret ettigine bakabilir. ulkede kayip trilyon davalari kopmus olmasina, 70 cent'e muhtac olmamiza ragmen ecevit donemleri disinda toplum infial etmis mi bir bakilabilir.
sol goruslu bir iktidar olsaydi simdi... amerika ile direkt kanli bicakli hale gelseniz de, toplum yag kuyruklari, tup kuyruklari der,
basbakana 5 metre yaklasabildigi bir ortamda yazar kasalar firlatir,
ve galaksinin dort bir kosesine 100 yil boyunca etkisinde kaldiklari travmatik deneyimlerini aktarirlardi.
---
oysa simdi sagci bir iktidar var, inananlar bunun tanridan bir sinav olduguna, digerleri ise dis guclerin oyunu olduguna eminler.
---
edit: inanmayanlar bayagi vasat islerde calismalarina ragmen kendi zamaninda en az 1 ev 1 araba almis roportaj amcalarin feryatlarinin hangi donemleri isaret ettigine bakabilir. ulkede kayip trilyon davalari kopmus olmasina, 70 cent'e muhtac olmamiza ragmen ecevit donemleri disinda toplum infial etmis mi bir bakilabilir.
bence önce seçim yapılsın, tayyip'in aldığı oy oranına bakılsın, tayyip ne oy aldıysa başkanlık için %1 eksiği yeterli görülsün. mesela tayyip %35 oy alırsa %34 yeterli görülsün. yeter ki tayyib'in gönlü kırılmasın. biz 100 sene daha sürünürüz.
(bkz: vekilime kaymak lazım)
(bkz: vekilime kaymak lazım)
hemen hemen uyguladığımız her tedavi için yanıtsızlık söz konusu olabilir. hatta komplikasyonlar itibari ile bu tedaviler bizzat kendisi zarar verebilir. elimizde "al bu ilacı kesin iyileşeceksin" garantisi olmadığından mütevellit, bir iyi dilek ya da temenni belirten ifade kullanmakta sakınca görmüyorum.
kadın dalga geçmiyor. kadının asgari ücretin ne olması gerektiği ile alakalı fikri bile yok. insanları hayatta tutabilecek kadar olan para nedir bilmiyor bile. olaya fransız kalmak derler ya durumu tam olarak bu. keşke dalga geçiyor olsaydı.
iki kelimeyi arka arkaya sıralayıp konuşmaktan aciz insanları milletvekili yaparsak olacağı bu.
iki kelimeyi arka arkaya sıralayıp konuşmaktan aciz insanları milletvekili yaparsak olacağı bu.
faizin daha da düşürülmesi gerek.
müslüman adam diye tayyip'e oy verdik hala faizi sıfırlamadı.
müslüman adam diye tayyip'e oy verdik hala faizi sıfırlamadı.
bir nevi köpek insanı ısırırsa haber olmaz ama insan köpeği ısırırsa haber olur tarzı habercilik olmuş.
(bkz: #130130244)
lafa bak hele:
"bir haftalığına denemelik misafir kedimizin cinsi. bir aydır kedi istiyoruz ama fiyatlar öyle ki sanırsın eve masa sandalye alıyorsun."
üstteki entry'den aldım. aynen kardeşim sanki masa sandalye gibi mail alıyormuş gibi konuşmuşsun. bi de demiş ki "fiyatlar öyle ki..."
ulan sanki sokakta yuvaya muhtaç kedi kalmadı, sanki cins kedi almak zorundasın. yavşağa bak ya. sizin gibiler yüzünden evcil hayvan piyasası küçüleceğine büyüyor. acı çekiyor, genetik hastalığı var demeden sizin gibilere "ev süsü üretmek" için nice zavallı anne hayvan acılar içinde aşırı doğurmaktan ölüyor.
hayvan satın almayın. alanlarla muhatap olmayın.
ekran görüntüsü: https://www.hizliresim.com/jxl0k9n
lafa bak hele:
"bir haftalığına denemelik misafir kedimizin cinsi. bir aydır kedi istiyoruz ama fiyatlar öyle ki sanırsın eve masa sandalye alıyorsun."
üstteki entry'den aldım. aynen kardeşim sanki masa sandalye gibi mail alıyormuş gibi konuşmuşsun. bi de demiş ki "fiyatlar öyle ki..."
ulan sanki sokakta yuvaya muhtaç kedi kalmadı, sanki cins kedi almak zorundasın. yavşağa bak ya. sizin gibiler yüzünden evcil hayvan piyasası küçüleceğine büyüyor. acı çekiyor, genetik hastalığı var demeden sizin gibilere "ev süsü üretmek" için nice zavallı anne hayvan acılar içinde aşırı doğurmaktan ölüyor.
hayvan satın almayın. alanlarla muhatap olmayın.
ekran görüntüsü: https://www.hizliresim.com/jxl0k9n
taraftar koç kurban edilsin istiyor, koyun değil.
aga.
ön edit: arkadaşlar bu entry ile ilgili daha fazla mesaj göndermeyin. düşüncelerinizi entry olarak girin lütfen : ön edit bitti
getir şu geçinemiyorum diye serzenişte bulunur tarzda röportaj verdikten sonra işten çıkarılan kurye olayı ile gündeme gelen firmaydı değil mi? şu durumda karşısında hangi rakip varsa ondan sipariş vermek boynumun borcudur.
getir şu geçinemiyorum diye serzenişte bulunur tarzda röportaj verdikten sonra işten çıkarılan kurye olayı ile gündeme gelen firmaydı değil mi? şu durumda karşısında hangi rakip varsa ondan sipariş vermek boynumun borcudur.
mado ismi yerine mao diyecekti o zaman herhalde.
seküler türkçü olarak akp kadar tehlikeli gördüğüm parti, ikisi tek seçenek kalsa sinsi olmayanını tercih ederim. bana bir daha siyasal islama bulaşmış hiç bir yapıya hiç kimse değil oy verdirmek sempati bile besletemez.
acil servis doktorları. net. hatta konu kilit bile olabilir.
hiçbir şey
ödeyemem para yok.
ödeyemem para yok.
(bkz: asimov) yazdı hep bunları (bkz: end of eternity) kitabında.
zamanda yolculuk ancak zaman yolculuğunun icat edilmesinden sonraki zamanlar arasında olacaktır. (bkz: 27. yüzyıl) o zamandan önceye seyahat etmek mümkün olmayacaktır. dişimizi sıkıp bir altı yüz yıl daha beklemek lazım.
zamanda yolculuk ancak zaman yolculuğunun icat edilmesinden sonraki zamanlar arasında olacaktır. (bkz: 27. yüzyıl) o zamandan önceye seyahat etmek mümkün olmayacaktır. dişimizi sıkıp bir altı yüz yıl daha beklemek lazım.
an itibarıyla tweet atmıştır
sadece istanbullu değil, türkiye seninle başkan. umarım sonuç verir bu çağrın.
--- spoiler ---
ibb başkanı ekrem imamoğlu, sosyal medyadan yaptığı açıklamayla, “bir an önce sabit saat uygulamasından vazgeçilmeli, yaz/kış saatine geçilmeli.” dedi.
başkan imamoğlu, “hiçbir tasarrufa yol açmadığı gibi vatandaşların güne karanlıkta başlamalarına, çocukların okula karanlıkta gitmesine, milli maçları izlemek için bile gece yarılarına kadar beklemek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
--- spoiler ---
sadece istanbullu değil, türkiye seninle başkan. umarım sonuç verir bu çağrın.
--- spoiler ---
ibb başkanı ekrem imamoğlu, sosyal medyadan yaptığı açıklamayla, “bir an önce sabit saat uygulamasından vazgeçilmeli, yaz/kış saatine geçilmeli.” dedi.
başkan imamoğlu, “hiçbir tasarrufa yol açmadığı gibi vatandaşların güne karanlıkta başlamalarına, çocukların okula karanlıkta gitmesine, milli maçları izlemek için bile gece yarılarına kadar beklemek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
--- spoiler ---
çok büyük şair; çok büyük bir fikir adamıydı.
ne yazık ki kendisini " islamcı " diye tanımlayan meslektaşlarımı ( edebiyat öğretmenleri ) bile gördüm vaktiyle.
kendisi, hayatı boyunca hiç kimseye hiçbir zümreye yaltaklanmamış bir insandır. ha, bana da kişisel olarak çok ters duran düşüncelerini dile getirmiştir ama bahsettiğim şey başka. bu bağlamda necip fazıl gibi kişilerle isminin yan yana geçmesi bile karakoç'a ayıp etmek demektir.
2011 yılında cumhurbaşkanlığı tarafından kendisine verilen ödülü almaya da gitmemiştir.
değerli bir edebiyatçıydı. şiirlerinin çoğu eşsiz güzelliktedir.
allah rahmet eylesin.
ne yazık ki kendisini " islamcı " diye tanımlayan meslektaşlarımı ( edebiyat öğretmenleri ) bile gördüm vaktiyle.
kendisi, hayatı boyunca hiç kimseye hiçbir zümreye yaltaklanmamış bir insandır. ha, bana da kişisel olarak çok ters duran düşüncelerini dile getirmiştir ama bahsettiğim şey başka. bu bağlamda necip fazıl gibi kişilerle isminin yan yana geçmesi bile karakoç'a ayıp etmek demektir.
2011 yılında cumhurbaşkanlığı tarafından kendisine verilen ödülü almaya da gitmemiştir.
değerli bir edebiyatçıydı. şiirlerinin çoğu eşsiz güzelliktedir.
allah rahmet eylesin.
haklı beyanat...
rus savunma sistemi ile amerikan savaş uçağını aynı anda almak isteyince böyle sorunlar oluyor.
rus savunma sistemi ile amerikan savaş uçağını aynı anda almak isteyince böyle sorunlar oluyor.
muhabbet kuşu alın. kafanız daha rahat olur.
ümmetçi sıçmığı açıklama.
türkler yılbaşı kutlarlar.
türkler yılbaşı kutlarlar.
aramızda hala yolsuzluk yapanlarla helalleştiğini sanan salaklar var.
şimdi herkes bu başlığı para kazanabilmek için takip ediyor. çok uzun araştırmalar yapıp zaman kaybetmek istemeyen ya da pek zamanı olmayan birçok suser var. o yüzden ben de bugüne kadar en çok kazandığım, geleceğini parlak gördüğüm ve türkler arasında fazla bilinmeyen bir projeden bahsedeceğim.
dediğim gibi amaç para kazanmak, çok konuşma da özet geç piç diyenler çoğunlukta olacaktır. o yüzden detaylarını başka, uzun bir entry'de bahsetmek üzere bu entry'de sadece can alıcı noktalara değineceğim.
öncelikle şunu belirtmek isterim ki son yapılan ama'da binance'in bu proje üzerinde ısrarla durduğu söylendi. sebebi ise ethereum gibi ağlarda bu projeye benzer platformlar olmasına rağmen binance smart chain üzerinde bu proje kadar olgunlaşan ve gelecek vaat eden platform yok. başlayalım:
1. projenin adı: position.exchange.
2. yeni jenerasyon merkeziyetsiz borsa. tokeni: posi
3. borsalar için çok önemli olan certik onayı yakın zamanda alındı.
4. sistemdeki kesintilerin tümü cüzdanında posi bulunduranlara ellerindeki miktara göre dağıtılıyor. yani cüzdandaki posi sayınız durduğu yerde bile artıyor.
5. bugüne kadarki ath'si 7.71$ (6 eylül 2021). anlık değeri ise: 3.97$
6. listelendiği borsalar: gate.io, bitrue, etorox, pancakeswap (yeni borsalar da gelecektir)
7. alım satım işlemleri dışında farm, stake, cast, nft ticareti gibi işlemler yapılabiliyor.
8. aldığınız nft'leri de stake ederek yine havuzda para kazanabiliyorsunuz.
9. yakında gelecek olan derivative trading'in (türev işlemler) büyük ilgi çekeceği düşünülüyor.
10. asıl patlamanın ise buyback&burn özelliğinden sonra olması bekleniyor.
11. 344bin holder, 14.2 milyon dolaşımdaki arz miktarı (küsuratları yuvarladım)
12. ***farming stake apy (yıllık faiz) oranları== posi-busd. 6000%, posi-bnb: 5000% (oranlar anlık olarak değiştiği için küsuratları yazmadım. günlük faiz yani apr için oranları 365'e bölün.)
13. ***posi nft stake apy (yıllık faiz) oranı== 6000% (burada da küsuratı, anlık olarak değiştiği için yazmadım.)
*** işaretini özellikle koydum çünkü scam olmayan, gerçekçi projelerde bu oranları bulmak çok zor. 2,5 aydır düzenli olarak kayıp/hata yaşamadan istediğim kadar posi çekebildiğim için projeye ve ekibine güvenim oturdu. siz de araştırabilirsiniz ve hatta araştırmalısınız.
sonuç olarak pancake'in ilk zamanlarına oldukça benzeyen ve daha birçok özellik ekleme vaadi bulunan bu projeden beklentim yüksek. çift haneli sayıları görmeden elimdeki posi'leri bozmayı da düşünmüyorum.
daha detaylı anlatımı başka bir entry'de yaparım. tüm bu anlatım ve özetten sonra bu yazar arkadaşınızın emeğine saygı ya da gelecekteki muhtemel kazançlarınız için bir teşekkür adına benden referans isterseniz hemen gönderebilirim. mesaj kutum çaylaklara da açık.
kripto, metaverse, web 3.0... bunların hepsi büyük yenilikler. haliyle yeni bir ortamda en doğru olanı yapmak ve sonradan başkalarını suçlamamak için lütfen kendi araştırmanızı yapınız. adet olduğu üzere: yatırım tavsiyesi değildir.
önemli not: aklıma şu geldi. olur da bu girdimi çok fav'layan olursa ve ilgi çektiğini görürsem bu entry'yi bir kayıt defteri gibi tarihe not düşmek adına yenilikler oldukça sürekli güncelleyeceğim. ya da "şu bilgileri de ekle" denilen şeyler olursa hap bilgi kıvamında editlerim. özellikle işlerinden zaman bulamayanlar için de kutsal bilgi kaynağı olarak burada bulunması faydalı olacaktır. fav durumuna göre karar vereceğim.
edit 1: referans isteyerek teşekkür eden arkadaşlara ben teşekkür ediyorum. ilginin büyüklüğü, proje hakkında güncel ve detaylı bilgi paylaşımı konusunda beni motive edecektir.
dediğim gibi amaç para kazanmak, çok konuşma da özet geç piç diyenler çoğunlukta olacaktır. o yüzden detaylarını başka, uzun bir entry'de bahsetmek üzere bu entry'de sadece can alıcı noktalara değineceğim.
öncelikle şunu belirtmek isterim ki son yapılan ama'da binance'in bu proje üzerinde ısrarla durduğu söylendi. sebebi ise ethereum gibi ağlarda bu projeye benzer platformlar olmasına rağmen binance smart chain üzerinde bu proje kadar olgunlaşan ve gelecek vaat eden platform yok. başlayalım:
1. projenin adı: position.exchange.
2. yeni jenerasyon merkeziyetsiz borsa. tokeni: posi
3. borsalar için çok önemli olan certik onayı yakın zamanda alındı.
4. sistemdeki kesintilerin tümü cüzdanında posi bulunduranlara ellerindeki miktara göre dağıtılıyor. yani cüzdandaki posi sayınız durduğu yerde bile artıyor.
5. bugüne kadarki ath'si 7.71$ (6 eylül 2021). anlık değeri ise: 3.97$
6. listelendiği borsalar: gate.io, bitrue, etorox, pancakeswap (yeni borsalar da gelecektir)
7. alım satım işlemleri dışında farm, stake, cast, nft ticareti gibi işlemler yapılabiliyor.
8. aldığınız nft'leri de stake ederek yine havuzda para kazanabiliyorsunuz.
9. yakında gelecek olan derivative trading'in (türev işlemler) büyük ilgi çekeceği düşünülüyor.
10. asıl patlamanın ise buyback&burn özelliğinden sonra olması bekleniyor.
11. 344bin holder, 14.2 milyon dolaşımdaki arz miktarı (küsuratları yuvarladım)
12. ***farming stake apy (yıllık faiz) oranları== posi-busd. 6000%, posi-bnb: 5000% (oranlar anlık olarak değiştiği için küsuratları yazmadım. günlük faiz yani apr için oranları 365'e bölün.)
13. ***posi nft stake apy (yıllık faiz) oranı== 6000% (burada da küsuratı, anlık olarak değiştiği için yazmadım.)
*** işaretini özellikle koydum çünkü scam olmayan, gerçekçi projelerde bu oranları bulmak çok zor. 2,5 aydır düzenli olarak kayıp/hata yaşamadan istediğim kadar posi çekebildiğim için projeye ve ekibine güvenim oturdu. siz de araştırabilirsiniz ve hatta araştırmalısınız.
sonuç olarak pancake'in ilk zamanlarına oldukça benzeyen ve daha birçok özellik ekleme vaadi bulunan bu projeden beklentim yüksek. çift haneli sayıları görmeden elimdeki posi'leri bozmayı da düşünmüyorum.
daha detaylı anlatımı başka bir entry'de yaparım. tüm bu anlatım ve özetten sonra bu yazar arkadaşınızın emeğine saygı ya da gelecekteki muhtemel kazançlarınız için bir teşekkür adına benden referans isterseniz hemen gönderebilirim. mesaj kutum çaylaklara da açık.
kripto, metaverse, web 3.0... bunların hepsi büyük yenilikler. haliyle yeni bir ortamda en doğru olanı yapmak ve sonradan başkalarını suçlamamak için lütfen kendi araştırmanızı yapınız. adet olduğu üzere: yatırım tavsiyesi değildir.
önemli not: aklıma şu geldi. olur da bu girdimi çok fav'layan olursa ve ilgi çektiğini görürsem bu entry'yi bir kayıt defteri gibi tarihe not düşmek adına yenilikler oldukça sürekli güncelleyeceğim. ya da "şu bilgileri de ekle" denilen şeyler olursa hap bilgi kıvamında editlerim. özellikle işlerinden zaman bulamayanlar için de kutsal bilgi kaynağı olarak burada bulunması faydalı olacaktır. fav durumuna göre karar vereceğim.
edit 1: referans isteyerek teşekkür eden arkadaşlara ben teşekkür ediyorum. ilginin büyüklüğü, proje hakkında güncel ve detaylı bilgi paylaşımı konusunda beni motive edecektir.
türkiye'de 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırı: 10.075 tl , almanya'da ise bu rakam yaklaşık 2500 € umarım bu cevap yeterlidir
kadıköyde denk gelince birbirimizi görmemezlikten geliyoruz. bir kere kadife sokakta bir bara girdim, kendisi de oradaydı. kalkacaksanız oturacağım, demem üzerine, biz yeni geldik başka yere gidin dedi. asgari müşterek saygı ile nefret ediyoruz efendim.
bir kaç yıl öncesine kadar doğum günlerimde, “iyi ki doğdun ama sonuncusu olsun” gibi modern bir beddua mesajı atardı. trafik kazası yaptığımda, “keşke hastaneye çiçek değil de, mezarına çelenk göndersem” diye de halimi hatrımı sorardı..
bir gün telefonunda bir fotoğrafımı bulmuş sevgilisi, çocuk beni aradı, “hala birlikte misiniz” diye sordu, dedim “yok ama başka fotoğrafım varsa da sil” çocuktan sonra kendisi beni aradı “fotoğraf olayını yanlış anlama, kiralık katil için saklıyorum, param olunca pekmezini akıttıracam” dedi. o gün bu gün çelik yelekle dolaşıyorum. ama iyi yani.
şu olaylar bir geçsin düzeleceğiz inşallah
bir kaç yıl öncesine kadar doğum günlerimde, “iyi ki doğdun ama sonuncusu olsun” gibi modern bir beddua mesajı atardı. trafik kazası yaptığımda, “keşke hastaneye çiçek değil de, mezarına çelenk göndersem” diye de halimi hatrımı sorardı..
bir gün telefonunda bir fotoğrafımı bulmuş sevgilisi, çocuk beni aradı, “hala birlikte misiniz” diye sordu, dedim “yok ama başka fotoğrafım varsa da sil” çocuktan sonra kendisi beni aradı “fotoğraf olayını yanlış anlama, kiralık katil için saklıyorum, param olunca pekmezini akıttıracam” dedi. o gün bu gün çelik yelekle dolaşıyorum. ama iyi yani.
şu olaylar bir geçsin düzeleceğiz inşallah
en sevdiğinin evlendiğine şahit olmuş birisi olarak, bir daha sevemem başkasını demiş birisi olarak ve gelinen güncel noktada çok acı çektirdi ama yerinde mutlu olsun diyen birisi olarak söyleyebilirim ki bastırmaya gerek olmayan ve ne yapılırsa yapılsın en derinine kadar yaşanacak durumdur. ha sonra ne mi oluyor çivi çiviyi söküyor sonra o çiviyi diğeri söküyor. şayet sevgide saf ve aşkta samimiyseniz, özellikle gönül kırmaktan korkuyorsanız en güzeli gelip sizi buluyor. nereden bildiğimi zamanı geldiğinde buradan editleyeceğim
ceza almasından ziyade, "suça yatkın kişiliği" damgası yemiş, orası çok güzel olmuş işte.
daha beter olması dileğiyle...
daha beter olması dileğiyle...
seksen değil siksen alamazsınız.
yaşayamayanlar ya da yaşat(a)mayanlar kıskançlıktan çıldırıyor… başka bir açıklaması olamaz üstteki entrynin.
edit: başlığı canlandıran, kaçmış.
edit: başlığı canlandıran, kaçmış.
valla bu kişi selçuk mu bilmem ama, ifşa yaptığını iddia eden hesap alenen fetö yanlısı bir hesap gibi görünüyor. geçen günlerde türkiyeden kaçmak zorunda kalan bir fetö firarisi ile canlı yayın yapıyordu. zaten kendisi türkiye'de yaşamıyor/yaşayamıyor.
yani %99 ihtimalle kolpa bir ifşa denemesi.
colmanın bandanasının fetö firarileri ile canlı yayın qeyfi. bundan sonra bir süre hesabın adını vs değiştirip gitmişti. burdan da emniyete çağrımdır, uğraşmanız gereken adamlar bakın bunlar işte.
yayında al gülüm ver gülüm kahkahalarla konuştuğu adamın 368 yıl 6 ay infazı var.
bu da fetö'den 3 yıl yatıp kaçan 368 yıla mahkum edilen firari adamla yayın yapacağına dair twiti
yani %99 ihtimalle kolpa bir ifşa denemesi.
colmanın bandanasının fetö firarileri ile canlı yayın qeyfi. bundan sonra bir süre hesabın adını vs değiştirip gitmişti. burdan da emniyete çağrımdır, uğraşmanız gereken adamlar bakın bunlar işte.
yayında al gülüm ver gülüm kahkahalarla konuştuğu adamın 368 yıl 6 ay infazı var.
bu da fetö'den 3 yıl yatıp kaçan 368 yıla mahkum edilen firari adamla yayın yapacağına dair twiti
arkadaşlar bu müjde acaba akp'nin gideceğinin bir işareti olabilir mi?
bir komünistin, emperyalistlerin maşası olan birini anması ancak bizim ülkenin komünistine nasip olurdu.
erkek kadından üstün değil, insan insandan üstündür. zeka, güç, dayanıklılık aklınıza ne gelirse. doğada adalet yoktur, şans vardır. hem de gen havuzundan coğrafyasına kadar.