Sık geçen başlıklar

cadillacman 28

ekşi profili
sinemaya dair en kaliteli yapımların zaten özellikle 2000 yılından önceye ait olduğu doğrudur. 2000-2010 arası da nispeten kaliteli yapımlar var ama özellikle 2010 sonrası için kaliteli film sayısı giderek düşüyor ve bu oran azalıyor. süper kahraman saçmalıklarının popüler olması ve platformların etkisiyle bu kalitenin düştüğünü söyleyebiliriz.

edit: fikrini dile getiren herkese teşekkürler. ben sinemaya çok meraklı ve gönül vermiş birisi olarak, eski yapımların yerinin her zaman daha farklı olduğunu düşünüyorum. diziler için de aynısı geçerli. cgi teknolojisi ve bilgisayarlı efektler ile yapılan filmlerin; animasyonların kalite ve sanatsal yönden kötü olduklarını düşünüyorum. 1980'lerde; hatta daha da önceleri çekilen animatronik efektli bilim kurgu, aksiyon ve korku filmlerini daha etkileyici buluyorum zira hepsinin yapım aşamaları adeta sanatsal ve bilimsel bir çalışmanın ürünü gibi.
bu milletin çoğu asgari ücret denilen garabetle geçinmeye çalışıyorken bugünün parasıyla 60 bin lirayla geçinilir mi diye sormak abesle iştigal olur. "geçinmek" se eğer durum, kesinlikle gayet de iyi geçinilir. sizin geçim kriterinize de bağlı. adam senede bir kaç kez yurt dışına tatile gitmeyi geçim kriterine koyuyor mesela...
aşırı uç fanatiklik, her kesimde itici oluyor. aşırı sağcısı, kökten dincisi, solcusu bilmem necisi aynı...insan gibi yaşamak varken saçma sapan ideolojiler uğruna bu dünyaya ve ülkeye zarar vermek kadar kötü ve çirkin şey yok. üç günlük dünyada her şey boş geçin bunları...
tüm balkan ülkelerini dolaştım 15 gün boyunca. gördüğüm yerler avrupa'nın batısına göre nispeten daha geri kalmış bölgeleri. ama fark ettim ki orada bile insanlarda huzur ve mutluluk var. olay ekonomik de değil sadece; insanlarda dinginlik ve sakinlik var. hayat bir şekilde yürüyor ve kimse kimsenin derdinde değil. maalesef ülkemiz bunların yanında kaos, ezilmişlik, kavga, nefret, yoksulluk ne ararsanız tüm olumsuzluklara sahip durumda. dolayısıyla, ülkemiz dışındaki her yer dememek için bir neden yok artık.
kimse atıp tutmasın. iş başa düşünce her şey değişiyor. şimdi yaşınız genç, mangalda kül bırakmıyorsunuz. biraz yaşlanın bakalım tekrar bu konuyu konuşursunuz.
ayrıca herkesin hayatı bir değil. kimin ne yaşadığını; ne yaşıyor olduğunu bilmeden kimseyi de yargılamayın; kınamayın. bizim toplumuzda çok vardır atıp tutmak; kınamak başkalarını...neydim değil; ne oldum diyeceksiniz. kimseyi de kınamayın hiç bir konuda. sonra başınıza gelir oturursunuz aşağı.
çeker çekmez; gider gitmez mevzusundan ziyade soru işareti olması gereken konu bu motorların ömrünün ne olacağıdır. türkiye'de insanlar araçları 20-30 yıl; hatta daha fazla sürelerde kullanıyorlar. avrupa'daki gibi aracı 10 yıl kullanıp hurdaya atmak gibi bir durum söz konusu olamıyor. dolayısıyla bu araçların motorlarının ne kadar uzun ömürlü olacağını bilmek daha mantıklı bu durumda ki bu motorlar yeni teknolojide üretilmektedir. bu motorları kötülemiyorum yanlış anlaşılmasın ancak aklıma gelen soru, kullanım ömürlerinin uzun olup olmayacağı.
zayıflıktan kasıt safinaz gibi olmak ise maalesef katılamayacağım önermedir. kadın ve erkek için de kilolu olmak kadar çok zayıf olmak da görüntü açısından hoş durmuyor. her şey ayarında olmalı.
bu tür başlıkların kime ne faydası oluyor anlamış değilim. sus pus olsa ne olur olmasa ne olur. ülkenin durumu ortada. doların bir gün içinde bu kadar oynaklığı normal midir önce birileri bunu açıklasın. bugün 5.50 oldu diye çakıldı deniyor; 6 ay sonra 6.50 ye çakılınca sus pus olan ekşici diye başka bir başlık açılır.