Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
skorunda penaltısında değilim de,
sahalarının bir kenarında ormanlık, ağaçlık mesire yeri, bir tarafında tribün olan letonya halkı gol atsa da, gol yese de mutlu amk.

biz yensek de yenilsek de gergin, huzursuz, elektrikliyiz. biri stresten ağlar, diğeri gol sevincinde kameralara o.ç diye küfreder..
gazeteci metin cihan tarafından ortaya atılan iddialardir.

iddiaya göre kamuya alımlarda tugva referansları kullanılmis ve bunların sistematik listeleri tutulmuş. is o noktaya varmış ki, devlet kurumlarından tugva'ya verileri aktaracak hat bile kurulmuş.

yarın birgun bu ülkeye hukuk geldiğinde torpil ile kadrolasanlarin hukuk önünde hesap verebileceği önemli bir delil olarak karşımızda duruyor.

kaynak:
https://twitter.com/…?t=9yghwqvhyh7rjrvihh8jxg&s=19
reklam: (bkz: 12 ekim 2021 mitsuba direnişi)

atatürk devrinin devrimcisi; saygı duyar, aşağı yukarı bütün ilkelerini ve devrimlerini desteklerim.

demirtaş günümüzün ilerici aydınlarından biri. haksız yere ceza evinde.

demirtaş edebiyatı bence iyi değil, nitekim bence livanelinin de edebiyatı iyi değil.

livaneliyi genel olarak severim, iyi aydınlarımızdan biri. orta şeker ayarında bence.

yukarıda yazdığım 4 ayrı paragraf birbiriyle çelişmiyor.

siz siz olun hayatı siyah beyaz diye ayırıp insanları kahraman-hain diye sınıflandıran embesillerden olmayın, olanları da ciddiye almayın. güncel koşulları, somut olanı analiz edin, kimseyi ilahlaştırmayın, kimseyi şeytanlaştırmayın. bunlar hayatınızı bomboş ve bombok eder, kendi düşük iq larıyla düşünme biçimlerini size de bulaştırır.
gezi direnişi sırasında basında kabataş olayı olarak adlandırılan, zehra develioğlu isimli kadının "belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler giyen, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik grup tarafından kendisi ve bebeğinin 52 saniye boyunca dövüldüğü, ayrıca üzerlerine işendiğini" anlattığı performans...

novus bonus: halka hizmet, hakka hizmettir! bilgisayar marifetiyle yarattığımız işte o adamlar!

hem senaryo, hem oyunculuk dallarında izlediğim en iyi performanstı.

yeri gelmişken, olayın nasıl sonuçlandığını da yazayım:
1800 saatlik mobese kamera kayıtları...
450 saatlik tem kayıtları...
60 saatlik güvenlik şube müdürlüğü kayıtları...
60 saatlik toma kayıtları...
toplamda 2560 saatlik kamera kayıtlarında olayla ilgili en küçük bir görüntü bulunamadı.

üzerine işendiğini iddia eden zehra develioğlu'ndan, dna testi için üzerinde idrar olması gereken kıyafetler istendi. zehra develioğlu bu kıyafeti -olmadığı için demek ki?- teslim etmedi.

bebeğini adli tıp muayenesine getirmesi talep edilmesine rağmen, muayeneye getirmedi.

bu başarılı performansı, kamuoyunun gönlünde kendisine en iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi kurgu, en iyi özgün senaryo dallarında oscar ödülünü getirmiştir.

en iyi kostüm, en iyi görsel efekt ve en iyi sinematografi dallarındaki ödüllerini ise görüntüleri aylar geçmesine rağmen kamuoyu ile paylaşamadığı (!) için kıl payı kaçırmıştır. (gerçi en iyi kostüm, deri pantolonlulara da gidebilirdi. kamooon!)

bu arada, bu özgün yapım sayesinde; elif çakır en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü almış, balçiçek ilter, ismet berkan, abdülkadir selvi, sevilay yükselir, nihal bengisu karaca ve tabii ki nagehan alçı en iyi yardımcı rol ödülünü aralarında paylaşmışlardır.

tabi bundan önceki yıllarda hazretlerinin attan düşmesini konu alan "atın intikamı" isimli aksiyon filmi, hazretlerinin "allah affetsin" temalı komedi/drama tarzındaki yapımı, bülo'nun "kozmik oda: bena suyikast düzenenleyecekler" adlı yine komedi/drama tarzındaki filmi, en birinci kahraman, en birinci komando, en birinci mareşaller mareşali kişinin "2000 yıllık türk ordusu: bir tek beni esir aldılar" isimli drama/kahramanlık temalı filmi ve bahsetmeden geçersek tarih karşısında mahçup duruma düşeceğimiz "ver yetkiyi gör etkiyi: faiz ve dolarla mücadele" konulu komedi filmi de önceki yılların adları tarihe altın harflerle kazınmış performansları olarak gösterilebilir.

ayrıca gösterime geçtiğimiz haftalarda girmiş olan "new york macerası: biden'a niyet, destici'ye kısmet" isimli komedi yapımını da kesinlikle tavsiye ederim.

edit: yukarıdaki mizahi cevabın yanı sıra, şu oyunculuk performanslarını da eklemek isterim:

kuzuların sessizliği - anthony hopkins / dr. lecter - tüm sahneleri
cehennem silahı - mel gibson / detective riggs - roger ile ilk tanıştığı sahnede, roger'ın "silah var!" diye kendisinin üzerine atladığında, roger'ı alaşağı ettiği sahne, çatıdan atlayan adamı kurtardıktan (!) sonra, karşıdaki dükkanda silahı kendi ağzına sokup tetiği çekmek üzere olduğu sahne, yamaçtaki evin sütununa pick up'ını bağlayıp evi yıkmak üzere harekete geçtiği, delirmiş olduğu sahne. ancak kendisinin de filmde yer yer söylediği şekilde "ben deli değilim!". evet ben bir cehennem silahı fanatiğiyim ne var? *

edit 2: okuyun ama öyle pek de beğenmeyin sevgili okurlar. sonra durduk yerde başımıza iş açılmasın, bizim de "novus harikalar diyarında: adliye" isimli drama filmimiz çekilmesin, ne lüzum var şimdi, di mi ya?
üst edit: bir abaza başarılı ve güçlü, şık kadın oldukları için ilgimi çekiyorlar gibi bir şey yazmıştı az yukarıya. silmiş. entry ona ithafendi.

başarılı, güçlü asfjfjfjfjfjfj
tamam başarılı olanı da vardır da bankacı demek başarılı mı demek? hepsi mi başarılı insan kategorisine giriyor o gördüklerinin?
başarısız kadın nedir? taş ocağında taş sökenler falan mı?

kimler nasıl bir hayal alemide yaşıyor yarab.

aha şunlarda yazmış demek istediğimi:
(bkz: #128980151) (bkz: #128980124) (bkz: #128980221)
emre nin iyi arkadaşım dediği ibraam bütün yemeklere yardım ettiği hafta potaya gidip elendi.

emre'nin iyi anlaşıyoz dediği hamza kırmızı takım kaptanı olarak kazandığı hafta potaya gidip elendi.

emre'nin kardeşim dediği mustafa 4 hafta üst üste potaya gidip elendi.

emre'nin oda arkadaşı mert pazartesi günü potaya gidip tarihe geçti.

emre kardeşim ne yap ne et dilara ile aranı düzelt, acil ....
ilginç bir olay. ilginç olanı bana göre şu; bir kafe açılıyor, trt falan gelmiş, 3 kişi sırayla konuşma yapıyor falan hhhaha. lan kafe kafe... ben beğenmedim ama sakarya'ya layık bir hizmet gibi duruyor.
yani tam da 12 ekim 2021 günü raydan çıktı öyle mi? bundan önce hep 4-5-6-7-8'ler hep raydaydı yani?

dolar 2 tl iken bile tl'nin 2 katı değerdeydi. bu bile bir zamanlar kabul edilebilir bir şey değildi. şimdi ise tüm sıtmalara razı geliyoruz. ne kadar yükselirse yükselsin. yakında 9 olduğu günler de sıtma olacak.

edit: tamam lan tamam paradan 6 sıfır atıldı. 2 milyon katıydı tamam. sonuçta eskiden kötüydü, şimdi çok çok daha kötü.
siyasi nüfuz böyle bir şeydir işte.

8 yaşındakı çocuğu ezip öldürürsünüz. bunu haber yapanlar, isminizi z.k. değil z.a. olarak verirler.

z.k. olarak verirlerse, gecmisinizde akp milletvekili adayi oldugunuz, siyasi etkiniz falan ortaya cikabilir cunku. aylarca kendisine kamera kayitlari verilmeyen baba da dahil olmak uzere herkesi susturabilecek adimlar atabilirsiniz ama z.k. diye yazilirsa, oralar kurcalanmaya baslayabilir.

neyse, bu olaya talihsizlik degildir dedim diye bana ozel mesajla kufreden oldukca kalabalik bir potansiyel katil kitlesine mesaj vermek istiyorum:

lutfen siz arac kullanmayin! toplum sagligi acisindan, sizin arac kullanmaniz tehlikeli. bu tur davranislari normal buluyor, 'ne varmis canim, bakmamis iste aynaya' diyerek yapilani akliyorsunuz zira sizin gozunuzde bu yapilan hatanin oyle cok buyuk bir etkisi yok. olagan, yapilabilir, normal. neyse, cok konusmayacagim. yeterince kufur var mesaj kutumda.

ilave: kendi abisine yalan soylemis, olayi farkli anlatmis. aylarca avukatlari araciligiyla oyalamis kamera kayitlarina ulasmamasi icin... ne diyebilirsin ki?
ilk zamanlar anne diyemiyordum. benim bir tane annem var, başkasına anne demem diye düşünüyordum. eşim bu durumdan çok rahatsızdı, kızıyordu bağırıp çağırıyordu. neymiş efendim anne değil de götlek nuriye diyormuşum kadına.
tüm taleplerinin gerçekleşmesi durumunda boşa düşecekleri için, arpalarının kesilmesi korkusuyla sürekli yeni sorunlar icat etmek zorunda hissetmeleri bunun sayısız nedenlerinden birdir.
adam neredeyse 60 yaşına gelince aradığı heyecanı, kaosu, belirsizliği buldu. maç sonundaki sevincinin başka bir açıklaması olamaz.

alış böyle galibiyetleri hoca, bizim insanımız son dakika işlerini çok sever.
linç gelmeden hemen söyleyeyim doktorlara saygısızlık ya da trollük amacıyla söylemiyorum bunu.

fakat doktorluk mesleğine yüklenen kutsallık doktorlara toplumsal bir baskı yüklenmesine neden oluyor. bunun sonucunda birçok sorun çıkıyor. bu baskı doktorların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor.

doktordan fedakarlık yapmasını ve mucizeler yaratmasını bekliyoruz. bu iş doktorları suçlamalara hatta şiddete varıyor.

zaten herhangi birşeyin kutsallaştırılması başlı başına sakat bir durum.

edit: doktorlar haklısın diyor, doktor olmayanlar küfür ediyor. işte tam da anlattığım durumu gösteriyor bu ironik durum.
sokakta kedi, köpek olmaz. bunlar sokak hayvanı değildir. aslında sokak hayvanı diye bir şey de olmaması gerekir. kedi ve köpek evcil hayvan, yani insanlar tarafından evlerinde beslenmesi gereken hayvanlardır. nasıl ki çocuklar sokağa atılıp sokak çocuğu diye önlerine yemek artıkları atılmıyorsa, kediler ve köpekler de sokaklara atılıp terk edilmemelidir.
üst edit: goldman sachs ekonomisti olduğunu ben değil sputniknews söylüyor kaynak

goldman sachs ekonomisti erik meyersson: türk lirası bugün dünden daha zayıf olabilir ama en azından yarından daha güçlü!
link

suni gündemlerle saçma siyasi tartışmalarla birbirimizi yemeye devam edelim! maalesef fakirleşiyoruz kardeşlerim! bazı mallar bu adamın twitini neden paylaştın diyebilir ama gerçek bu maalesef!

edit: etkili küçük bir cümle sayfalar dolusu açıklamaların yerine geçebilir ve gerçekliği tüm çıplaklığıyla ortaya koyabilir. bu twitte bunun çok güzel bir örneğidir. ekonomik olarak zor zamanlardayız ve anlaşılan daha da kötü günler yaşayacağız ama ülkeler ekonomik kriz yaşayabilir, buhranlar yaşayabilir savaş sonrası büyük ekonomik zorluklar yaşayabilir inanın bana kardeşlerim sağlıklı bir toplum için bu olanlar daha büyük daha güçlü olmak için bir sebeptir sadece. ama içinde bulunduğumuz ekonomik koşullardan daha kötü olan toplumsal bloklaşmamızdır. bu sorunu çözmede hepimize sorumluluk düşmektedir. ayrıştırıcı dilden siyaset dilinden uzak söylemler kullanmalıyız. inanın dostlar oy verdiğiniz partiyle daha milliyetçi, daha dindar yada daha demokrat olmazsınız. bu zor zamanlar birlikteliğimiz olduğu sürece allah'ın izniyle geçecektir. siyasilerin oyununa gelmeyelim kardeşlerim. gerçek milliyetçi gerçek demokrat birleştirici dil kullanandır. maalesef her olayda ayrışıyoruz altın portakal ödül töreninde bile ayrışmayı başardık.
döviz bürosuna gidip beğenmemiş gibi yapıp pazarlık yapıyoruz ve doları önce 8 liradan alıp 8 lira bandında fiyatlandırma yapıyoruz. sonra civardaki döviz bürolaranı gidip diğer döviz bürolarının doları 7 tl den sattığı söyleyip eğer bana 6 tl ye satmazsan elinde kalır gibi cümlelerle doları fiyatlandırıyoruz.

bu eylemleri kitlece organize bir şekilde harekete geçerek doları 1 2 tl bandına indirmiş oluryoruz.

sonuçta serbest piyasa. kesin sonuç verecek taktiklerdir.
muhalif olmak, gözlerinize perde indirmemeli.
doğruya doğru demeyi bilmeli insan.
evet, erdoğan olmasaydı dolar şimdi 20'yi bile geçerdi.

tarih kasım 2002. akp iktidara geldiğinde dolar 1.67 tl idi.
işte her şey o zaman başladı. büyük bir ekonomik krizin içinden çıkmış ülkede kur, 1.67 idi. fıkra gibi. ama dış güçler, bizim atağa kalkacağımızı anladı.
zira rte, siyasi bir lider gibi davranmıyordu. hedefleri vardı.
dış güçler tüm tuşlara basmaya başladılar. henüz kim olduklarını bilmiyoruz.
ama varlar, ondan eminiz. yıllar içerisinde dolar çeşitli pozisyonlar eşliğinde yükseldi.
ağzımıza, yüzümüze, gözümüze, her yerimize yükseldi dolar.
ama pes etmedik. diz çökmedik. boyun eğmedik.

başkanlık sistemi ile hepsinden kurtulmanın vakti gelmiş idi.
reis bey, verin etkiyi dövizle faizle enflasyonla mücadele nasıl edilir görün dedi.
halk, milli hamleyi görmüştü. verdi yetkiyi.
o vakitler dolar 4.5 tl civarıydı. şimdi ise 9.
tarih, böyle bir mücadeleye şahit olmamıştı. örneği yoktu bunun.
resmen destan yazıyorduk direnişimizle.
tabii ilk başta bu tablo size başarısızlık olarak görünebilir.
fetömetre'yi üflemeniz ile bu sorun çözülecektir.
zira reis olmasaydı ne 9'u, 20'yi bile geçerdi dolar. tuhaf ama gerçek.

dönemin yıldızı parlayan bakanı, berat albayrak sahneye çıktı.
maaşı dolarla mı alıyonuz, halkın merso ile bmw ile ne işi var dedi.
haklıydı da. ne işimiz vardı bunlarla. mis gibi metroda götümüzü fortlatmak dururken, kim sikerdi bmw'yi, merso'yu.
dış güçler öfkeden kuduruyordu. ne yapsalar olmuyordu. halk yemiyordu.
derken bir başka koz kullandılar; açız diye bağıran dış güçlerin gizli ajanı bir vatandaşa, bu bana biraz abartı geldi diyerek savuşturuyordu reis.
dedim ya, başaramıyorlar diye. her yolu deniyor ama başarısız oluyorlardı.
derken doların nabzı yükseldi. terletiyordu halkı. inim inim inletiyordu.
elektrik faturaları cin gibi çarpıyordu. 50 liralık yakıt alan doblolu dayı, artık dolmuşa biniyordu. ama biz yine de şanslıydık. çünkü bizim bir liderimiz vardı.

dış güçler, dört koldan saldırıyorlardı ekonomimize.
her gece loş ışıklı bir ortamda, yuvarlak masa etrafında toplanıyorlardı.
önce yumurta ile denediler şanslarını. bir koli yumurta 30 lira oldu.
sonra durmadılar, pirince el attılar. ama halk, pilavsız da yaşarım dedi.
sonra domatese el uzattılar. daha kış gelmeden domates 15 liraya dayanmıştı.
halk, menemen soğanlı mı soğansız mı tartışmasına bir son verip, domatessiz menemen yaparak bu saldırıyı da bertaraf etmişti.
ama durmak bilmiyor, sürekli saldırıyorlardı. sıra ayçiçek yağına gelmişti.
geçmişinde yağ kuyruğu olan bir ülkeydik biz. 5 lt yağ 100 liraya dayanmıştı lakin bizler direndik. artık yağ alamayacak hale gelerek, olası yağ kuyruğunu da engelleyerek dış güçlerin oyununu bozduk.

reis, hemen bir markete gitti ve 1000 liralık abur cubur aldı.
abartıyorlar, fiyatlar normal gibi şeyler söyledi.
işte bunu beklemiyorlardı. şaşırdılar, afalladılar.
reisin direnci, onların inancını kırıyordu.
ve derken dolar 9 bandını ezdi geçti. ama kabul edin iyi direniyoruz.
sabredin kardeşlerim. direnin. zafer allah'a inananlarındır.
unutmayın ki dolarda asıl direnç 10 bandıdır. doların 9'u geçmesi sizi endişelendirmesin.

zira bu adamların tek dertleri var, bize diz çöktürmek.
ama başaramayacaklar. ezanlarımız dinmeyecek, bayraklarımız inmeyecek bir kilo peynir 70 lira olmuş amına koyduklarım.

zorunlu edit: başlığa yazılanlara göz gezdirdim.
bana küfredenler olmuş, aktroll ilan eden bile olmuş. okumaya durumu olmayanları gördüm.
işte her şeyin tek sebebi tam olarak bu. okumuyoruz arkadaşlar.
bu yüzden gelişmiyoruz, sığ kalıyoruz. gördüğümüze, duyduğumuza hemen inanıyoruz.
kelimelerden ziyade olayları okuma yetimizi kaybediyoruz. analiz yapamıyoruz.
toplumsal olayları bu yüzden göremiyor ve gerçekleri anlayamıyoruz.
şayet okuyor olsa idik; tügva için mahkemenin verdiği kararı anlardık. bu kararın hemen ardından anonim birinin, gazeteciye taşıdığı belgeleri de anlardık.*
pudra şekeri olayı ile konuya girip, hemen ardından kokain ticareti yaptığı iddia edilen siyasiler gibi.
bir el, sistemli bir şekilde cımbızla parçalıyor akp'yi. ufak ufak, sindire sindire halkın önüne atıyorlar.
17-25'de neler oldu, ne değişti diyenleriniz olacaktır. belki içerikler doğruydu ama hamleyi yapan fetöydü. işte bu ters tepti toplumda. ama şimdi anonim bir el var. bu kadar şey yapıp, anonim kalmayı başarabilen bir güçten bahsediyoruz.
sedat peker'i bu ülkeden kovalayan kim ise, ona sahip çıkıp açıklaması için belgeleri sunan da aynı kişilerdir.
önce kovaladı, akp'ye düşman etti sonra da pisi pisi yaptı. harika tezgahtı. zira suç dünyasından birinin itirafları toplum üzerinde etkili olurdu. burada mesele sedat vs. değil. ayrıca eski düzen videoları, seçim sürecine girildiğinde ardı ardına gelmeye devam edecektir muhtemelen.
görmüyor musunuz, tilkiyi yakalayıp aslanların önüne atıyorlar.
bu filmin sonu, oscarlık olacak. öyle bir dönüşüm ve değişim olacak ki en muhalif insan bile inanamayacak.
iyi seyirler.
balona en büyük etki suriyeli mültecilerdir. 7 milyon mültecinin bir anlık olmadığını farzetsek, en azından 1 milyon konut stoğunun boşa çıktığını görürüz.

1 milyon talep eksikliği, 1 milyon arz fazlası demek. 1 milyon boş konut.

mültecilerin olmadığı bir türkiye'de emlak balonu ve ev sahiplerinin durum hayalleri.
yeter artık bıktım.

onu yeme, bunu içme, şunu ye, 5 lt su iç, 10 km koş bilmem ne. çok zor şu zayıflama işi. bilinen kolay yöntemler de çok sıkıcı; 1 yumurta x gram peynir yarım dilim ekmek.

kafalar karışık.
amerikalılar daha uzun süredir ve daha sık maruz kaldıkları için artık kulakları alışmış, dolayısıyla artık yadırgamıyor olabilirler.

ama kusura bakmayın da, türklerin aksanının daha az anlaşılır olduğunu söyleyen adamda ya zerre kulak yoktur ya da kendi ülkemle ilgili bir şeyi kötülemezsem götüme batar hastalığına tutulmuştur.
hangisi daha kotu karar veremiyorum:

- etrafimdaki insanlarin covid yuzunden gecirdikleri zor zamanlar ve birkac yakinimizi bu hastaliktan oturu kaybetmis olmamiz mi,
- yoksa sag kalanlar arasinda "hâlâ bu tabloları takip edip inanan var mı ya" diyen oksijen israfi tiplerle bir arada yasiyor olmak mi

allaam aklimiza mukayyet ol
üstteki entrylerden birinde bir yazar şöyle demiş:
güney kore'de sinema bileti 11 bin won yani 75-80 lira, süt de 2500 won yaklaşık 20 lira kadar. sonuna da eklemiş utanmadan ekonomi öğretecek bu muhalifler.
evet öğreneceksin sayın aktroll.
cahilliğini aydınlatmak için güney kore ve türkiye'nin toplam istihdam sayısını ve toplam istihdamdaki asgari ücretli çalışan oranını öğrenmeni öneririm.
ama siz bu cahillikle ya da at gözlükleriyle bulamazsınız ben yazayım.
türkiye'de toplam istihdam: 29,2 milyon.
asgari ücretli çalışan sayısı: 12,5 milyon
yani toplam istihdamın yüzde 43'ünü asgari ücretli çalışanlar oluşturuyor güzel ülkemde
güney kore toplam istihdam: 27,3 milyon.
asgari ücretli çalışan sayısı: 4,36 milyon
yani toplam istihdamın yüzde 16'sını asgari ücretli çalışanlar oluşturuyor.
daha işsizlik oranlarını yazmadım biraz daha cahillik yaparsan yazarım.
karadağlı’nın 53 dk’lık yayını büyük bir işsizlikle dinleyen biri olarak kendisinin yüzde yüz haklı olduğunu düşünüyorum. konuşmayı siyasete çeken kendisi değildir, haklıyken haksız duruma da düşmemiştir. siz adamı sikimsonik sebeplerle kadın düşmanı ilan ederseniz adam da size böyle kükrer haklı olarak. oyunculuğu kötüdür ama kişiliği iyi bir puan almıştır.

iki satır açıklamayı analiz edip muhabbeti istediği yere çeken pkk’lı ekşicileri ciddiye almayın.