Sık geçen başlıklar

tzu siang 7

ekşi profili
yapmam gereken elzem hareketti fakat salak gibi bir yılın dolmasını bekledim. aklıma fikrime sıçayım. sen elin adamının kaprisini şiddetini ne amaçla çekiyorsun.
çocukluk dönemi.

ne ailemde ne de geniş ailede bipolar bozukluk var. ama gelin görün ki bende var. son 4 yıldır teşhisi konmuş bir şekilde var. ama kim bilir kaç yıldır aslında benimle beraber yaşıyor.

benim fikrim çocukluk döneminde yaşananlardan ötürü olduğu yönünde, en azından kendi hayatım hakkında düşüncem bu. hep içine kapanık, melankolik bi çocuktum. lise döneminde ara ara o melankoli yerini müziğin hayatımdaki yerinin yükseklik derecesine göre daha hareketli bi hayata bıraktı. müzik yapmadığım her an melankoliktim, müziğin içinde olduğum anlarda ise yaşadığımı hissederdim.

benim için her türlü sorun, lisede ailemden uzak okuma isteğimle başladı. onlar bu isteğimi yerine getirdiler, başka şehir başka ortam okey dediler. ama ben hala içime içime ağladığım o günleri unutmuyorum, unutamıyorum. o renkli merdivenlerde led zeppelin dinleyip yağmurda ıslanmaktan başka bir şey yapmadığım günleri unutmuyorum. bende bir sorun var anne, dediğim cümleleri unutmuyorum. ya çok mutlu ya çok mutsuz olduğum o kahrolası günleri unutmuyorum, ne hissettiğimi o günde bilmiyordum 10 küsur sene geçti hala ne hissettiğimi çözemiyorum. yaratıcılığım hat safhada idi. bunu da bipolar bozukluğuma bağlıyorum. çünkü 4 senedir ilaç kullanıyorum ve köreldim. oysa ne açıktı o melankolik olmadığım anlarda zihnim, ne güzel üretirdim notalarla soloları.

diyorum ya bence çocukluk önemli bi dönem. ben 13 yaşında ayrı yaşama kararı verirken, birilerinin beni tutması gerekirmiş. her çocuk yalnızlığı kaldıramayabiliyor. bu kadar sene sonra farkına varıyorum ki, ben kaldıramamışım. benim sevgiye ihtiyacım varmış aslında hep. hala bana sarılmalarını sevmem, öpmelerini sevmem. böyle büyüdüm ben, yapayalnız. yalnızlık hiç değişmiyor işte. şimdi sık görüyorum ama. ama işte, bi çocuk tek başınalığa 13 14 yaşında alışmamalıymış.

iz bırakanlar unutulmaz
en doğrusunu yapan tiptir. gidilen her yeri, dinlenen her müzisyeni, yenen her yemeği paylaşınca ne oluyor? ilgi budalası gibi bir şey olunuyor.

ne gittiğim yerden fotoğraf atarım ne dinlediğim konserden ne de yediğim yemeği atarım. her haltı paylaşana da asla saygı duymam.
yeter artık bıktım.

onu yeme, bunu içme, şunu ye, 5 lt su iç, 10 km koş bilmem ne. çok zor şu zayıflama işi. bilinen kolay yöntemler de çok sıkıcı; 1 yumurta x gram peynir yarım dilim ekmek.

kafalar karışık.