Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu kongreyi özellikle akp'ye oy veren esnaf ve işleri etkilenenler izlesin. izlesin ki görsün; kısıtlama kapsamında dükkana müşteri almam yasak ama binlerce insan bir salona dolduruluyor. lan ben enayi miyim, dalga geçer gibi iş yapılıyor desin kendi kendine.

bunları düşünebilip de hala akp'ye oy veren de varsa içlerinde ne denir ki daha?

siz bunu hak eden, asalak gibi yaşayan aciz insanlarsınız.
"yiğidi öldür hakkını yeme aağbi ya bence fahrettin koca süreci çok iyi yönetiyor. hem bi kere çok tontiş. yorgunluktan gözleri kaymış, yanakları kızarmış şuna baksana yha."
özerk tadında, bağımsız görünümlü, eyalet istiyorlar. kendi hukuk sistemi, bayrağı olmasını, fakat istanbul'da yaşamak istiyorlar. herkesin düzüldüğü bir ülkede, kendilerine ayrımcılık yapıldığını iddia ederek, pozitif ayrımcılık istiyorlar.
muhalefet olmayabilirsin anlarım.
tamamen tarafsız olabilirsin onu da anlarım.
ancak; bu bal tutan parmağını yalar ya da böyle gelmiş böyle gider edebiyatı yapan insanlardan tiksiniyorum. sizin gibi "sessiz" kalmayı seçen insanlar da bugünkü türkiye'nin durumunda pay sahibiler. etliye sütlüye karışmayayım burdan da fakir edebiyatı yapayım diyorsan; yapma!
kimse kusura bakmasın da, bu dizi bir ruh hastalığı pornosu.
oldu olacak bir hastanenin psikiyatri koğuşuna gidip dikiz yapın.
ya da dahiliyeye gidin, böbrek taşı düşüren bir hastanın acı çekişini izleyin hoşunuza gidiyorsa.
(bkz: lizbon)

edit: aşağıda benim gibi düşünenleri cehaletle suçlayan, kendisine olan yanıtımı kamuya açık şekilde yazmadan direk kendisine kibar ve gülücüklü bir mesajla ilettiğim, ancak yanıtında "salak" ve "davar" şeklinde hakaretamiz ifadelerde bulunan dallamaya da belirttiğim gibi; 6 ay barcelona'da, 1.5 yıl buenos aires'te yaşamış, kahire'de deniz olduğunu zannedecek, buenos aires'in 7 tepeli istanbul'la alakasız şekilde dümdüz olduğunu bilmeyecek kadar zırcahil dallamanın bahsettiği tüm şehirleri bizzat görmüş bir şehir plancısı olarak cevabım gene aynı: lizbon.

ispat niteliğinde şu görseli de şuraya bırakalım:
https://listelist.com/…14/08/lizbon-listelist-6.jpg
elinde bıçakla polis memuruna saldırırken öldürülen kadın olarak değiştirilmesi gereken başlık.

şimdi şöyle bir kural var: bu coğrafyada yaşayan bir malsanız ve bir şekilde internette yazabiliyorsunuz, otomatikman her şeyi bildiğiniz inancı oluşuyor sizde. yani hangi konu olursa olsun, profesyoneller, uzman ne diyor, istatistikler ne diyor, önemli değil; böyle hafif yana doğru eğilip, eek, eek diye ıkınırsanız, en doğru bilginin götünüzden çıkıp kullanıma hazır olacağını düşünüyorsunuz.

elinde ölümcül bir silahla, yakın mesafeden birine doğru hücum eden saldırganı durdurmak için taser etkili bir yöntem değildir, bacaklarına ateş etmek ise, hiç değildir. birincisi, koşan bir insanın bacakları isabet ettirmesi en zor, ıskalama ihtimal en yüksek hedeftir bu tür durumlarda. ikincisi, isabet ettirseniz bile, %90 ihtimalle saldırganı amacına ulaşmaktan alıkoymayacaktır. hatta silahlı bir saldırgandan ya da polisten kaçan insanların, bacaklarından vurulduklarını fark etmeleri bile uzun zaman alır bazen. bacağına mermi isabet eden bir saldırgan, o mesafede %90 ihtimalle saldırıyı tamamlayacak güce sahip olacaktır.

eğer saldırgan eylemini sizin aksi yönünüze doğru koşarak gerçekleştiriyorsa, taserin işe yarayabilmesi için sizin de saldırganla aşağı yukarı aynı hızda koşuyor olmanız gerekir. yoksa taserın okları saldırganın vücuduna isabet etse bile, hareket halindeki saldırgan vücuduna saplı oklardan kurtulacaktır. size doğru koşuyor olsa bile saldırgan, taserın yakın mesafeden yapılan ölümcül saldırıyı durdurma gibi bir teminatı yoktur.

ölümcül silahlı saldırı durumunda polisin görevi, saldırganın değil, saldırıya uğrayanın hayatına öncelik vermektir. saldırganın hayatını kurtaracak bir tercih, saldırıya uğrayanın hayatını ciddi şekilde tehlikeye sokacaksa, polis o seçeneği tercih etmemelidir. bir manyak elinde bıçakla üç metre mesafeden size doğru saldırıya geçerse, olay yerindeki polisin ne yapmasını beklerseniz, başkalarının başına geldiğinde polisin yaptıklarını da öyle değerlendirin.

edit: bu tür durumlarda şahsın uyuşturucu etkisi altında olması ya da zihinsel sorunları olması polislerin daha gevşek davranmasını değil, daha tetikte olmasını gerektirir.
ıssız adam triplerini görünce insanın götüyle gülesi geliyor. sebepler az çok bellidir;

-illüzyonda yaşayan tiplerin fazlalığı,

-emek vermenin yerini alan tüketme ihtiyacı,

-ağlak yapı, karamsar ruh halleri

-kişilik türü,

-ekonomik sebeplerden dolayı ilgi alanlarının sınırlılığı ve doğal olarak sosyal çevrenin kısıtlı oluşu ve bunun da etkisiyle aslında bize hitap edebilecek insanlardan uzak kalışımız

-yaşla beraber azalan tahammül eşiği diye gidiyor işte
24 mart 2021 akp 7. olağan büyük kongresi'nde ümmetin liderinin vermiş olduğu müjde...

biz müjde beklerken, manifesto beklerken, yargıtay binası geldi...

tam olarak şöyle dedi şahsım;
"bir yargıtay binası inşa ediyoruz ki, dünyada benzeri yok. merdiven altı adalet dağıtımı vardı ya, buna son verdik..."

komik gerçekten.
bina yaparak adaleti sağladığını zannediyorlar.

kaynak: https://twitter.com/…mtr/status/1374654277080211456

not: videosu eklenecektir.
teyzesiyle yarraklı marraklı konuşan orospu çocuğu bi figürün yer aldığı sit kom. yapacağınız işin ta anasını sikiym.
kendi gibi patlak gözleri ülkenin başına musallat eden neidüğü belirsiz zat !
fetö de bunun laciverti.

ateşi bol olsun.
"bana siyasal islam ın değdiği, güzel kalan tek bir şey gösterin.." alt metinli bir değişim.

soldaki yiğit bulut'un dolar tl paritesi 1 tl civarındaydı, sağdaki yiğit bulut'ta ise dolar 8 tl.
türkiye ekonomisinin özeti budur.
(bkz: burak yılmaz)'ı ister sev ister sevme ya da ballı adam de ancak herif atıyor.
kazanan her zaman haklıdır abi.

bu adam 35 yaşında ve fransada hatırı sayılır bir futbol oynuyor.
türkiyede herhangi bir takımda ölüsü 20 gol atar.
burak beni bugune kadar en çok şaşırtan türk futbolcusudur.
bu gece bir gol daha atar portakallara..

edit: şimdi şey diyecekler birini burunla şansa ikincisini penaltıdan attı.
portakallara bir tane daha atar dedik attı. şaşırtmaya devam ediyorsun (bkz: burak yılmaz)

ikinci edit: ulan burak milleti yine göt ettin.
bu gol de şans mı lan?
çok değil 10 yaş genç olmalıydın.
bravo kaptan.
her ay artarak devam eden durum.

birçok nedeni var. türkiye için konuşuyorum.

talep arttı: pandemiden çıkış umuduyla üreticiler hammaddeye yüklendi.

azalan döviz kurları: tedarikçiler zarar etmek istemediği için mal satmıyor, ya da yüksek fiyattan satıyor.

artan döviz kurları: üreticiler maliyet düşürmek istiyor, düşüremiyor, stok kalmadı, hammadde pahalı.

dalgalı kur: herkes bir yerden girdi, kimse ne yapacağını bilmiyor, maliyet kar birbirine girdi, satsan mı alsan mı belli değil. beklemek de çare değil, tam bir no man's land.

gümrük sorunları: pandemi nedeniyle gümrüklerde sorun var, üstüne talep artınca sıralar oluştu, gümrükten mal zor çıkıyor.

kargo sorunları: hem pandemi hem artan talep yüzünden gemilerde konteynır bulamıyorsun. dolayısıyla hem mal tedariki zorlaşıyor hem becersen bile masraflar artıyor, beceremesen de sattığın malları teslim edemediğinden depolama masrafı artıyor.

tüm bunlar hammadde fiyatlarını yukarı çekiyor. bazen ödeyebilecek olsan bile mal bulamıyorsun.

kriz bu. bayadır devam ediyor ve azalmıyor.
tipi şeklinde devam eden yağış. damlar ve arabalar bembeyaz oldu

edit: suyun her formu yağıyor. 1 saat sonra kar nerede diye kulağımı çınlatmayın. 24 mart tarihindeyiz.
neden bu kadar az konuşuyorsun muhabbeti. bu az konuşkanlık durumu ortamda bulunan kişilere karşı soğukluk ve saygısızlık olarak algılanıyor ya bazen ona bitiyorum. yapımızda yok güzel kardeşim ne yapalım.
yemin ediyorum bu muhaliflerin çomarlığından da sıkılıyorum daralıyorum.

lan 22 mart 2021’de bu ülkede ekonomik deprem oldu aloo.
borsa çöktü, dolar %10 arttı, yurt dışı basında türkiye’nin ödemeler krizine gireceği hatta sermaye kontrolü getireceği konuşulur oldu.
bu tabloda yok armudun sapı üzümün çöpü diyorsanız alayınızın haysiyetini sikeyim.

oğlum 22 mart pazartesi günü demir çelikçiler demir satmadı, kuyumcular altın satmadı, ticaret durdu.
deprem oldu ve hala devam ediyor. uyanın artık ülke elden gidiyor.
ayasofya imamı fetva veriyor. başta bir madking var kafasına göre ateş saçıyor etrafa.

bu saatten sonra muhalefet kimi aday gösterirse eşşek gibi gidip ona oy vereceksiniz, vereceğiz.
başka çaremiz yok.
anlamıyor musunuz?
gelecek seçim kaybedilirse üç cent’e muhtaç hale geleceğiz.

isveç bankası “rte gitmediği sürece türkiye’ye bir kuruş yatırım yapmayacağız” dedi.
siz şu cuma gecesinden bugüne hangi yola girdiğimizin farkında değil misiniz kardeşim?

x ortak aday olursa vermem diyenler siktirip gitsin rte’ye versin.
gül babacan meral kılışdar ekrem mansur
kim aday olursa affedersiniz “tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz”

ya da
bir sabah uyandığınızda bir cb kararnamesi ile banka mevduatlarınızdaki dolarcıklarınızın yerinde yeller esecek!!

tercih sizin!!
itüden mezun oldum.
deli gibi is ariyorum.
yil 2008 o zaman muhendislik mimarlik
ayaga dusmemis.

baraji gecince mezun oldugun ozel universiteler yok.
her ilde universite de yok.
teknik universite diyince akan sular durmasa da biraz yavasliyor.

neyse 42. gunun safaginda kurumsal gozuken bir sirketten aradilar, gorusmeye cagirdirlar genel mudurluklerine; trde 7 8 subesi olan bir sirket.

artik yonetici midir, patron mudur bilmiyorum
- ikci olmadigi kesin - bir adamla konusuyorum.
daha dogrusu o ahkam kesiyor ben dinliyorum.

“itüden mezunmussun beni baglamaz.
autocad biliyormussun burada isime yaramaz.
ingilizce zaten herkes biliyor.
is tecruben de yok zaten.
seni ise alirim!
asgari ucret veririm!
gunde 12 saat de calistiririm!
ama once o apoletleri cikaracaksin...”
dedi.

“tamam” dedim eve dondum.
ertesi gun aradilar.
olumlu donus yapmislar bana...

dedim ki;
“ben size olumlu donemeyecegim.”
“nasil” dedi.
“isi kabul etmiyorum” dedim.
“nasil” dedi.
“calismayacagim ne nasil” dedim.
“ama biz herkese olumsuz donduk, sizin icin” dedi.
siz oldum bir anda...
apoletlerimi ikna edemedim ben dedim.
anlamadi.

1.5 gun sonra apolet seven bir odtulunun yaninda asgari ucretin 2.5 katiyla ise basladim.

enseyi karartmayin, apoletlere sahip cikin, kaliteli saraptan herkes anlamaz;
onlarin anlamamasi sarabin ederini dusurmez...

——————
edit: neden memur oldugum israrla soruluyor.
cumartesi icin arkadaslar.
#85606806

edit 2: su an farkettim 2008 asgari ucreti 600 kusur lira civari ve ben 2008 yilinda 1600 tl civari bir maas ile ise baslamisim.
utanilasi bir halde ekonomi,
turkiye’nin hali.

edit 3: apolet olayi tam anlasilmamis.
iste sahip oldugum okulda edindigim meziyetlerden bahsediyor adam;
ingilizce, autocad,
itu mezunu olmak vs. gibi.
onlari hakir goruyor,
onardan kurtulup gelecekmisim calismaya yani apoletleri cikaracakmisim.
--- spoiler ---

ali’nin sınıf arkadaşları da bir garip. boş zamanlarında tekirdağ’ın yerel haber sitesini takip ediyor yav çocuklar. gidip minecraft oynasınıza çocuum siz.

--- spoiler ---
"hakkı olmadığı halde" bu aşıya ulaşıp uygulayan/uygulatan ya da üzerinden rant sağlayan her kim varsa hayrını görmesin, fitil fitil ağzından burnundan gelsin, ömür boyu gün yüzü görmesin, ölmek isteyip ölemesin dilerim.
sizin için canını verebilecek insanlara, bir sürü anı ve her yıl akıllarından hiç çıkmayacak bir gün bırakmaktır.

her gün belki akla gelirsiniz ama o gün başkadır. tüm gün sizin acınızı unutmak adına kırk takla atılır ama nafile, gülmenin sonu bile burun sızlamasıyla biter.
az önce haber izlerken denk geldiğim ifade. ironik bir şekilde haber de başlık parasının kalkmasıyla ilgili. aşiret reisleri toplanıyor, karar alıyor, bir de bir kağıda toplu imza atmışlar. ortak karar almışlar, artık başlık parası kalkmış. bu işe bir standart getirmişler. sadece 200 gram altın verilecekmiş. bir de gelinin babasına "her şey dahil 10.000 tl" verilecekmiş. ifade aynen buydu. otel mi işletiyor, kız mı veriyor, orasını tam anlayamadım.

kaynak bulursam gelecek.

edit: sabah haberde görünce taze haberdir diye düşünüp başlık açtım. bir de "her şey dahil" ibaresini görünce o şekilde aradım. daha önce haberle ilgili bir başlık açılmış. özür diliyorum.

kaynakta da her şey dahil ibaresi geçiyor. çok acayip ülkeyiz, çok.
mansur yavaş, ekranlara bir döndü pir döndü.

malum pandemi, aylardır ankara büyükşehir belediye başkanını ekranlarda göremiyorduk. sadece sosyal medyada takip ediyorduk. önce twitch, uğur dündar'ın programı, çalar saat derken şimdi de az önce konuştum programında bu süreçte ankara'da yaptıkları hakkında konuşuyor.

canlı yayın linki
"zor zamanlar güçlü insanları; güçlü insanlar iyi zamanları; iyi zamanlar zayıf insanları; zayıf insanlar da zor zamanları yaratır!". avrupa'da özellikle batı ülkeleri 30 yıldan kısa süre içinde 2 dünya savaşı yaşadı ve o jenerasyon dersini alıp hem entelektüel anlamda hem de endüstri anlamında atılım yaptı yeni neslin "iyi zamanlar" yaşamasını sağladı. ama bu iyi zamanlar da batıda eğlenceye düşkün, önyargılı, kolay manipüle edilebilen, eğitimi ve öğrenmeyi sadece devletin kendilerine sağladığı okul imkanından ibaret gören bir yeni jenerasyon getirdi.avrupa'da 80 sonrası doğan insanların kültürel seviyesi bizim düşündüğümüz kadar yüksek değil, göreceli olarak doğru bir önerme.
türkiye’nin her bir yanından gelecek insanların salonu ağzına kadar dolduracakları ve ardından tekrardan ülkeye dağılacakları ak parti kongresi akşamına “dikkat edelim, tedbiri bırakmayalım , hafife almayalım, yakalanmayalım” diye tweet’ler atacak olan sağlık bakanı.