Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bayanlardan bile ay'a gitmek isteyen olabilir dedi ya la adam. ciddi ciddi söyledi bunu.

uzaya gitmeyi konuşurken böyle çağ dışı laflar edebilmek gerçekten bambaşka bir kafa.
az önce 2020'de uzay yörüngesine yerleştireceğiz dedi. herhalde daha önceki seçim için hazırlanmıştı program, konuşma metnini değiştirmeyi unutmuşlar.
her ay maaşını bu milletin butcesinden alan trakya üniversitesi ilahiyat dekanı cevdet kılıç'ın, bu milletin en zeki evlatlarini alenen tehdit ederek suç isledigi facebook paylasimindaki skandal ifadelerdir.

sozlerinden anladigim ise; ilahiyat dekaninin zihniyetine gore, sirtlarini rektorluk binasina döndüklerinde ülke icin tehdit olusturan bu insanlar kafalarinin kesilmesini hak etmislerdir. (!)

savcilari, gazetecileri goreve davet ediyoruz!

"boğaziçili misiniz, boğazdışılı mısınız onu bunu bilmem. aklınızın ucundan bile geçirmeyin. biz abdest alır dışarı çıkmayız. bizim zaten abdestimiz var. bilin istedik de… şöyle söyleyeyim. siz hani bir ayı geçti eylem yapıyorsunuz ya. biz eylem falan yapmayız. biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.”

--- spoiler ---

öte yandan kılıç, dünyanın ve türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında gösterilen okulun kapatılmasına yönelik de “şöyle yapalım. boğaziçi üniversitesini kapatalım yerine üniversite kuralım” ifadelerini kullandığı görüldü.
--- spoiler ---
derslerinde ogrencilerine allah'ın verdiği canı allah'ın aldığını anlatmasi gereken ve beklenen ama gorevini kotuye kullanan ışid kafali bir dekanin incileridir.

fakat boyle agir bir tehdit postu yazip, sonradan paylasimini silmesi de ağır ironiktir, gülünçtür. e sen korkup silersin de biz unutur muyuz?

cemi cumlenizin yaptiklarini unutursak kalbimiz kurusun!

kaynak: https://odatv4.com/…gun-ise-gideriz-08022142_m.html

https://tele1.com.tr/…ileri-tehdit-etti-324565/amp/

https://www.cumhuriyet.com.tr/…-ise-gideriz-1812382

türkiye'nin en saygın universitesi boğaziçi üniversitesi konusunda niyetler de gayet açık...

işte ilahiyat fakultesi dedigin budur, dekan da odur.
başlıkta yavşak diye arattım, iki sayfa entry çıktı. kendisine yavşak diyen yaklaşık 200 kişi olmuş. demek ki bu konuda ciddi bir uzlaşı var.
evet, benim için de yavşak, omurgasız, güçlünün kıçını yalayan biridir.
arkadas ben bu kadar aglak, bu kadar iki yuzlu takim ve taraftar gormedim.

baska ligden, bambaska pozisyon uzerinden bile bunlar agliyor.

ayni macta donk'a verilmeyen penaltiyi konusmazlar, serdar aziz'in kirmizilarini konusmazlar, caner'in yumrukla atilmasi gerektigini konusmazlar, nihat abilerinin tribune aldigi kufurbaz tukuruklu 2500 kisiyi konusmazlar. gelirler ofsayttan attiklari gol neden verilmedi ona aglarlar. bu kadar utanmazlik bunlara mahsus.

hayir daha iki sene once aglama emojili tweet attiniz. onu bari silin.

edit1:
hayir burda ofsayt cizgisi de suarez'in yanindaki adamdan cekilmiyor. ilerideki oyuncudan ofsayt bozuluyor. yemin ederim malsiniz.
https://eksiup.com/p/qz461107nowz

edit2: "hakemler insandır, herkes hata yapabilir. yok efendim benim tacım verilmedi, yok bir tane pozisyonda penaltıydı değildi diye `ortalığı yangın yerine çeviren bir kulüp de değiliz` biz..." -- iyi ki degilsiniz ha.
https://mobile.twitter.com/…tus/1358858031736455170
bana göre hayvan paradır da muhtemelen aşağıdaki gibi hesap yapanlar çıkar burası öyle bir ortam.

"istanbul şartlarında çok da matah olmayan bir paradır.

kira 15 000
araba kredisi 10 000
çocuk okul - servis : 12000
evde yardımcı : 5000

geriye sadece 8000 kalıyor daha faturaları - tatili saymadım .

ayrıca 6000 usd yapıyor öyle matah birşey değil gençler."

adamın amına korlar kamil
atatürk'ün muzeye çevirdiği ayasofya'yı tekrar cami yapıp, hutbesinde atatürk'e lanet okuyanların davulunu çalıp "davet ederlerse seve seve gelirim cuma namazı için ayasofya'ya" diyen muharrem ince, chp'yi atatürk'ten uzaklaştığı için terketmek zorunda kalmış. selahattin demirtaş'ı cumhur başkanlığı adaylığı sırasında ceza evinde ziyaretine giden muharrem ince, chp'yi hdp ile yakınlaşmasından rahatsız olduğu için terketmiş. oruç reis neden geri döndü, libya mavi vatan meselesi ne oldu? diye soramayan muharrem ince, chp ne işimiz var libya'da dediği için chp'yi terketmiş. sen muhalefet seçmenini aptal mı sanıyorsun sayın ince? kabak gibi ortada bu ayrılığın kişisel sebeplerden ötürü olduğu. ama delikanlı gibi bunu söyleseydin, deseydin ki "kılıçtaroğlu parti içinde delege otoriterliği kurmuş bu yuzden genel başkanlığı uyelere rağmen işgal ediyor" haklı diyebilirdim. ama sen gidip olmadık yerlerden muhalefeti çökertmeye ve adeta kaba pisleyerek bunu yapmaya çalışıyorsun. tam da cumhuriyet, laiklik ve atatürk düşmanlarının istedigi gibi.
(bkz: orospu cocugu)

orospu cocugu diyorki "ben cirak olarak sanayide yillarca calisicam sen baba parasiyla okula gidicen benden cok maas alacan yok oyle birsey"

bunun uzerine hala daha adamla tartisiyorlar. ben anlamiyorum bu kafayi.
sehidi, sermayeyi, vatan hainini gecin gitsin, onlar normal.

eskiden bu tipleri izleyince sinirden kendimi sikiyordum simdi hiiic umurumda degil.
ılk secimde de aq partisine oy atacagim.
1 işsiz kardeşimizin ifadesi.

--- spoiler ---
gözlüklü muhabir isimli youtube kanalının kayseri'de gerçekleştirdiği sokak röportajında konuşan ve "işsizim" diyen vatandaş "işsizim erdoğan sarayda yaşasın ben memnunum' diyorsun" diyen muhabire "tabii, o oraya layık ben buraya layığım" yanıtını verdi.
--- spoiler ---

video

edit: rica ediyorum sakın acıyıp da fakir ve eğitimsiz insanlara maddi yardım yapmayın.
oyunun ortasında kural filan değiştirilmiyor. teknoseyir gibi youtube üzerinden para kazanan kanallar yıllardır vergisini düzenli olarak ödüyor. keriz mi bu adamlar? levent pekcan senelerdir uyarıyor verginizi beyan edin ödeyin diye.

biz nasıl vergimizi kuruşuna kadar ödediysek youtuber'lar da geçmişe dönük bütün vergisini ödesin. hepsi zengin oldu zaten altlarında milyonluk araçlar, adamlar acarkent'ten villa alıyor bizim ekşici de oyunun ortasında kural değiştirilmez diye youtuberları savunuyor.
internetteki herkesin kazandigi, gercek hayatta tanidigim herkesin kaybettigi yatirim araci
martı sesi değildir.. minakodumun hayvani. gecenin ikisinde götünü kesiyolar sanki pezevengin.
o kadar beynini kullanmamış bir amele ki, yorgunluğun sadece ve sadece fiziksel kas yorulması olması gerektiğine ikna etmiş kendisini.

zihinsel yorgunluğun öyle 2 saat uyumuyla geçmeyeceğini bilmeyen bir davara laf anlatmaya gerek bile yok.
hep yaptığım şey. bir ekşici olarak zaten borsadan çok iyi anlamam kaçınılmaz. finanstan, hisseleri en alttan alıp en üstten satmam da gayet normal bittabii.

bu bilgilerimi paylaşmak için sabırsızlanıyorum. telegram grubumda en az 200 kişi toplaşırsanız ve şahış başına 500er tlyi hesabıma gönderirseniz siz de benim gibi zengin, yakışıklı ve kaslı olabilirsiniz..
bu başlığa yazanların büyük çoğunluğunun misafirliğe gidecek eşi dostu yoktur, inanmayın. diş fırçasını klozete sokacak beyin yapısında ki ruh hastalarını kimse evine kabul etmez. siz bunlara bakıp da misafirden soğumayın.
lisede elin ne kadar büyük bak benimki küçücük diye elini elimin üstüne koyan kıza bu ne ki amk sen bide apo'nun elini gör diyerek yan sıradaki apo'yu getirip elini kızın elinin üstüne koymuşluğum vardır. bu konuda zirveyi kimseye bırakmam. evet.
subway - luc besson (1985)
başrolde paris metrosu..

metropolis - fritz lang (1927)
başrolde fütüristik bir şehir..

l'année dernière à marienbad - alain resnais (1961)
başrolde zamanın dışına düşmüş bir otel..

l'atalante - jean vigo (1934)
başrolde fiyakalı bir gemi..

rear window - alfred hitchcock (1954)
başrolde protagonistin penceresinden görünen mahalle arası..

a torinói ló - bela tarr (2011)
başrolde köhne bir taş ev..

hadaka no shima - kaneto shindô (1950)
başrolde yalnızca bir ailenin yaşadığı küçücük bir ada..

the cook, the thief, his wife & her lover - peter greenaway (1989)
başrolde bir restoran..

mon oncle - jacques tati (1958)
başrolde tati'nin hayalgücünden, geçmişten ve gelecekten, o anın paris'ine sığan tüm mimari tasarımlar..

taxi driver - martin scorsese (1976)
başrolde new york city..

un condamné à mort s'est échappé - robert bresson (1956)
başrolde bir hapishane..

roma città aperta - roberto rossellini (1945)
başrolde ikici dünya savaşının yıktığı roma..

germania anno zero - roberto rossellini (1948)
başrolde ikici dünya savaşının yıktığı berlin..

pepe le moko - julien duvivier (1937)
başrolde cezayir casbah'ı..

2001 a space odyssey - stanley kubrick (1968)
başrolde uzay..

stalker - andrey tarkovski (1979)
başrolde the zone..

sarmaşık - tolga karaçelik (2015)
başrolde bir gemi..

le trou - jacques becker (1960)
başrolde bir hapishane..

le quai des brumes - marcel carné (1938)
başrolde puslu bir fransız liman kenti..
cumali amca sanıldığı kadar kötü karakter değilmiş, mahalleyi alan laz müteahhit olmuş jsjshshdhdhdhdhdhdhd
bir yandan da herkesi talkshow’cu yapan bir uygulama.

bugün rasgele bir odaya daldım. mobbingden bahsediliyordu. bir hanımablamız gayet şöven şöven konuşmakta idi; ayrıca biraz da aptaldı kendisi.
insanlar birbirine “ama hanımefendi” “aa, beyfendi” diye hitap ediyor filan.

burası benlik değil diye düşündüm. “lan gerizekalı mısın, faşist cahil, sktr git” denmesi gereken bir anda hala kadını dinliyorlar. sonra dedim ki “demokrasi de bu değil mi zaten amk, konuşsun idiot, dinlemek isteyen de dinlesin”

leave quietly butonuma bastım ve derin bir ohhh çektim. dinlemek istemiyordum çünkü. zaten devir konuşma devri; bir şey bilmene gerek yok. konuş gitsin.
goebbels tarzı propaganda haberidir. ikinci kabataş yalanıdır. artık kalıplar bile aynı. "bira şişesiyle vurdular "gibi. yaşlı kadın diye girip üç tane barzo görüyorsunuz. tipleri sokakta görsen kaldırım değiştirirsin. bir de mağduru oynuyorlar. canlarım benim yaşlı kadına yardım etmek istemişler. oy kıyamam.
bence de olan ihtiyaçtır, bi zahmet kurup basın gidin o partiye de chp içinde muhalefet yapmayı bırakın.

tanım: kendilerini dev aynasında gören ulusalcıların boylarının ölçüsünü alması için gerekli olan ihtiyaç. belki akılları başlarına gelir. bunlar kadar kendilerini olduklarından büyük gören ve gösteren, yaptıkları ve desteklediklerine yaptırdıkları saçma sapan hamasi-faşist işler ile ülkenin bugünkü halinin sebepçisi olan bir topluluk daha yoktur.

not: aha buraya yazıyorum, perinçekle falan ittifak yapıp seçime girer iseler alacakları oy maksimum %5. o da taş çatlarsa.

kadro eksik yazılmış ekleyeyim:

(bkz: metin feyzioğlu)
(bkz: kemal alemdaroğlu)
(bkz: veli küçük)
son bölümünde safiye'nin artık ben sana bir şey yapmam, o yapacak demesiyle hayalet annenin birdenbire gülben'e görünmesi aşırı saçmaydı...
o kadını psikolojik problemlerinden ötürü safiye kafasında canlandırıyor, konuşuyor vs. aynı anda evdeki iki kişinin de bu halüsinasyonu görmesi cidden hiç olmamıştı.
phoebe en sevdigim karakter çok üzülüyorum biri phoebe'yi sevmediğini söylediğinde
seyircisiz maça 3.000 taraftar sokuyorsun. sözde sağlıkçı denilen bu haysiyetsizler; dakikalarca en ağır küfürleri ediyor, çıt çıkarmıyorsun.

maçta rakibinin %100 bir penaltısı verilmiyor. bu öyle bir pozisyon ki; geçen hafta aynısı rakibine veriliyor ve oyuncusu sarı kart görüyor ama sana karşı ne penaltı ne de kart var tabii.
pozisyonlar burada; görselgörsel

burada penaltı verilmediği için oyuncun kart görmüyor. dediğimiz gibi rakibinin oyuncusu geçen hafta kart görmüştü. aynı adam birkaç dakika sonra acımasızca şu faulü yapıyor ve yine kart görmüyor! görsel
bu adam ceza sınırında ve benzer bir acımasızca hareketi hatayspor maçında da yapıp kart görmemişti!

gelelim ozan tufan'a. topla hiç alakası olmayan bir pozisyonda, cüneyt çakır'ın gözü önünde emre kılınç'a sert bir faulü var, kart yok. aynı ozan tufan birkaç dakika sonra mustafa'ya taban giriyor, yine bir şey yok! görsel görsel

belhanda'nın kullandığı serbest vuruşta donk topa vuruyor; kalecin altay bayındır ise takım arkadaşı szalai'yle çarpışıp topu elinden kaçırıyor, top arda turan'ın önüne düşüyor, kaleci kalesinde değil ve hakem senin lehine faul veriyor! görsel görsel

caner erkin 90+8'de kasti olarak mustafa'ya yumruk atıyor, sarı kart! görsel

ofsayt pozisyonu gri. ben bu tip pozisyonlara gol verilmesi taraftarıyım ama teknoloji ofsayt diyorsa kim ne diyebilir? yahu bizim şampiyonluk maçında 5 dakikada 2 golümüz var dolayısıyla verilmedi. onlardan biri onyekuru'nun attığı şu gol; görsel

ama takım buna rağmen maçı bırakmadı 5 dakika sonra 1 gol daha attık. 20 dakikada 4 tane gol attık adamlara. büyük takım refleksi budur!

bu pozisyonların benzerleri her yerde oluyor. al sana everton-liverpool maçında mane'nin verilmeyen golü;

görsel

ayrıca, size karşı bizim de başımıza geldi bu durum. 2016 yılında tt arena'da oynanan ve 0-0 biten maçta podolski'nin sayılmayan golü; görsel

bu da 2014'den bir bonus; taçtan gol atıyorsunuz bize. hakem de ne tesadüf yine cücü; görsel

2019 nisan'ı da unutmayalım tabii; %10000 faulden gol atıp ali palabıyık isimli kişi tarafından serinizi 1 yıl daha sürdürme şansı bulmuştunuz; görsel

olm harbiden ne leş bir kulüpsünüz siz ya. insanda biraz utanma-arlanma olur. sus ve hazmet biraz be!
99 depreminde yıkılan ve bir daha da olmayandır benim için.
üzerine devrilmiş koca gardrobu tek başına kaldırıp çıkarmıştım evden anneannemi. dilaltı hapını bile almıştım yanıma o kargaşada. hatta üşür diye mantosunu bile bulmuştum ağustos sıcağında olduğumuzun farkında bile değildim o an.
sadece 1.5 ay kadar dayanabildi sonra. hem yara almıştı çok fazla hem de çok üzülmüştü kendi evi, çocuklarının evi ve işyerleri yıkıldı diye.
17 ağustos 1999 gecesinden beri benim anneanne evim olmadı.
şu an tek dileğim kızlarımın anneanne evi çok çok çok uzun yıllar var olsun. içinde anneanne ve dedeleri sağlıkla mutlulukla yaşasın. kızlarımın en sevdiği yer orası çünkü. benim de öyle...