Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
allah rızası icin, inandiginiz ne varsa onun hatrina destek olun. cildirmak üzereyim

ilk defa böyle bir başlık açıyorum. kan beynimde, mazur görün. buradaki herkesin desteğini bekliyorum, herhangi birisinin ricası üzerine açılmış başlık değildir. kendi kardeşim

öz kardeşim metin b. silivri 6 no lu ceza evinde c4 koğuşunda 24.08.2020 tarihinde akşam 20.00 saatinde başgardiyan mehmet ve ekibi tarafından sistematik ve planlı darp ile işkenceye maruz bırakılmıştır.

yaklaşık 3 senedir cezaevinde, organize bir çetenin silahlı saldırısı sonucu kendi işyerinde kendisini korumak isterken ölümlü kavga sonucu cezaevinde.

bu çete ve uzantıları malesef cezaevine kadar işlemiş durumda. kamera kayıtları silinirse ne olacak?

bugün bir şekilde olayı haber aldık, saat nedeniyle kimseye ulaşamıyoruz. kendisi hala doktor gözetiminde revirde.

cezaevini arıyoruz kimseye ulaşmak mümkün değil, sabah gelin diyorlar.

kardeşim hayatının tehlike altında olduğunu, dövülerek öldürülmeye çalışıldığını söylüyor.

kardeşime herhangi bir şey daha olursa, canı tehlikeye girerse ihmali olan en tepeye kadar kim varsa hepsinin canını yakarım. hiçbir şey yapamazsam kendimi kapısında yakarım

edit:

telefonum 531 270 47 60 sadece adalet makami benimle iletisime gecsin diye yazıyorum

ılgilenen avukat arkadaslar ve kendi avukati (il disinda) telefonla bilgi almaya çalışıyor bekliyoruz. baska da arayan eden yok
aralarında sözlük kadınlarını evlilik vaadiyle kandırmak isteyenlerin de olabileceği veritabanı. yatağa atıp sonra da bir bahaneyle ayrılabilirler. dikkatli olun. bunlara yazacaksanız, kandırılmamak için işi sağlam tutun. ailelerinin kimler olduklarını iyice öğrenin. aileleriniz tanışmadan, iş ciddiye binmeden kesinlikle cinsel ilişkiye girmeyin. sanal seks de yapmayın.
(bkz: 30 şubat 2021 gecesi yaşanan amuda kalkma) gibi saçma bir başlık açsam bile nasılsa birileri "aaa aynen bende de vaaarr vallaaa" diyecek zaten dediğim lüzumsuz başlık.

edit: tövbe bismillah kınadım da başıma mı geldi ne olduysa şu anda benim de içimi anlamsız bir sıkıntı kapladı ve uyku tutmadı şu an gelip buraya yazıyorum. demek ki ne oldum dememeli ne olacağım demeli. allah allah.
twitter'da karşıma çıkan ve bana ortadoğu'da yaşadığımı yine, yeni, yeniden en mide bulandırıcı şekilde hatırlatan sözde masal kitabı.

4. baskısını dahi yapmış üstelik.

adı gül ve düşün .

https://twitter.com/…atus/1298628756257611776?s=21t

içinde yer alan bir fablda, tilkinin ayıya tecavüz ederek çocuklara ders verdiği kısmı noktasına virgülüne dokunmadan aşağıya bırakıyorum:

''kurnaz tilkinin aklından neler geçmiş acaba? aklını tomografik bir süzgeçten geçirsek fena mı?

<< boz ayıdan çok çektim, öyle bir şey başına getireyim ki ömrü boyunca unutmasın. en iyisi tecavüz! namusunu beş paralık edeyim!>>

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

''kurnaz tilki boz ayının arkasına geçmiş ve çirkin emellerine kavuşmuş. boz ayı'nın da bakireliği son bulmuş.

kuraz tilki'nin kendine ölüme çok yakın hissettiği bir sırada, şans ibresi kurnaz tilki'den yana ağır gelmiş.

gerdekten çıkmış damat misali gibi gerine gerine göğsünü kabartarak böğürtlenler arasından çıkmış, doğru kaya dibindeki dere boyuna, dere sığ ve derin değilmiş. kurnaz tilki derede boy abdestini aladursun, boz ayı ile nasır amca'ya dönelim.''

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ulan bu kepazeliğin daniskası!

devlet içinde böyle tecavüz fantazisi geçen bir çocuk kitabını denetlemiyor mu?

içinden lağım akan böyle bir kitabın satışta olmasına nasıl izin veriyor?

bir de utanmadan kitabın arka kapağına şunu yazmışlar;

'' dünya’ya açılan ilk edebiyat penceresi: masaldır. çocukken büyüklerimize dil dökerdik: “ne olursun, bir masal anlatıver,“ diye canlarından bezdiriverirdik. onlar da kırmaz, dağarcıklarındaki bir masalı anlatarak, bambaşka dünyaya götürüverirlerdi bizleri.

evet, hepimiz çocukken önce masallarla tanıştık. masal dünyasında bir yer bir görev üstlendik kendimizce, bazen masalın kahramanı oluverirdik düşlerimizde, kötünün canına okurduk; iyinin, güzelin, kimsesizin, öksüzün yanında oluverirdik hep.

gül ve düşün/ masal kitabı ister çocuk, ister genç ve hatta büyüklerin bile keyifle okuyup, ders çıkarabileceği bir çalışmadır.''

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

şimdi bu rezillik gündem olunca çıkıp ''ama masalın sonunda tilki'nin ayıya tecavüz etmesinin kaka bir şey olmasından da bahsediyoruz'' diyip kendilerini savunurlar.

aklım, hafzalam almıyor. çocukların okuyacağı bir masal kitabında tecavüze nasıl yer verilir kardeşim?
devlet maaş sistemini iptal etse ders başı 100 lira verse . gidip full haftada 30 saat yazdırırlar hatta grip aıds corona vs. viz gelir hatta gece de ders verip ek ders alalım derler
ekşi sözlük adeta türkiye'nin bir yansıması gibidir. sadece buraya bakarak bile nasıl bir ülke olduğumuzu rahatlıkla anlayabilirsiniz. bir şeyler yazarsınız, onu okuyan kişi sizinle aynı düşünmüyor mu? aha yarrağı yediniz! küfür kıyamet! sülalenizde sokmadık birey bırakmazlar....

türkiye'de, en bilinen gerçekler bile bilinmez kılınmışlardır. yazarsanız, hem yadırgatır, hem de küfür yersiniz.

türkiye, yalan ve kafasızlıkla yürütülmektedir. çünkü türkiye hem bilmez, hem bilmek istemez, hem de bildirene kızar köpürür.

bu kafayla da bırakın ortadoğu liderliğini falan değil, cehennemin dibine doğru yol almaktadır.

ekşi sözlük de türkiye gibi artık hayvanat bahçesinden farkı kalmayan bir ortamdır... bazıları iyice azıttılar. saldırganlığı ve cinselliği arttırmakla kalmadılar, artık fikir de beyan etmeye çalışıyorlar.

artık sözlük yazarlığı birtakım internet sitelerinde imzasız yazı yazan, yorum yada habercilik yaptığını sanıp çiğ dedikodu üreten çocuklar ve haber sitelerine "yorum gönderenler" gibi hicran yarasına dönüşmüştür. hayatında sıfırı tüketmiş, artık hiçbir umarı kalmamış, ya da çalışsa çabalasa bugün bulunduğu noktadan daha ileri gidemeyeceği anlaşılmış bazı kişilerin oyalanma ve "yara kaşıma" platformu haline dönüşmüştür.

ekşi sözlük; psikopatlara "yorum kisvesi altında gıcık kaptığı her şeye küfür edip rahatlama" olanağı sağlayan medya dedikodusu sitelerinden biridir...

değil herhangi bir zeka kırıntısı... bu entryilerde "imla kaidesi" ve "türkçe dilbilgisi" falan bile aramayacaksın. aralarında merhum hakkı devrim'i sinirden hüngür hüngür ağlatacak ve belki de mezarında ters dönüp, amuda kalkmasına sebebiyet verecek örnekler var.

fakat o güdük beyincikleriyle "düşünür gibi yaptıkları" için, bazılarının içinde "bazı" görüş kırıntıları da yok değil. ne de olsa televizyonda bilgi yarışmalarını izleye izleye türkiye'nin başkentini falan, tamam öğrendiler.

yorum yapıyor ve de "tavır bile koyuyor icabında"... küfürler ediyorlar... bakın bu son derece tehlikelidir.

şimdi... bu yaratıklara kızdığımı sanmayınız. kendim için tepki gösteriyorsam da namerdim. ciddiye alıp tükürmek akıllı işi değildir.

fakat nasıl bir ülkede hangi yaratık çeşitleriyle birlikte yaşadığınızı biliniz. kendinizi kandırmayınız. üstelik bu cenahta beraber bulunduğunuzu da unutmayınız.

üniversite araştırmalarıyla kanıtlandığı üzere, her dört türk'ten biri ya sinir ya da ruh hastasıdır. ülkemizde ortalama eğitim düzeyi de ilkokul üçüncü sınıftır.

ruh sağlığı son derece bozuk, zır cahil ve çok da saldırgan bir yaratık sürüsü türkiye'yi ele geçirdi 2002 yılından beri...

televizyonlarını yeni açmış z kuşağına bir tavsiye vermek gerekirse; ileride bu yaratıklarla siz daha da çok birlikte olacaksınız ve "avrupa birliği'ne niçin giremedik" diye birlikte üzüleceksiniz. varoş uygarlığının acısını siz çekeceksiniz.

ekşi sözlük ve türkiye'yi de şu ya da bu şekilde kurtarmaya çalışanlara saygılarımla arz ederim. çember sakallılar gırtlağınızı keserlerken beni hatırlayınız...

ha sözlük çok bozmuş, ergenler falan amına koymuşlar... şimdi bu başlığa entry girerken bunları da yazmadık diye küfür yemeyelim!
beş yıl boyu mücadele ettiği illet hastalığa dair evrak dolu çantası ile yıllardır parmağında olan ve boynuma taktığım alyansıdır.
iki haftayı geçti sen gideli canım annem. arabanın bagajında durup duran evrak çantasını eve çıkaramıyorum. her an seni yine kontrole götüreceğim gibi bekletiyorum istemsiz. sanki son tomografiyle karşılaştırmalı bir değerlendirme isteyecek doktorun, üç kür daha kemoterapi verelim diyecek sanki. eve geleceğiz sonra belki tekrar. senle beş yıl boyu gidip geldiğim en az iki yüz bin kilometre yol hep zihnimde. sohbetlerimiz, tatlı sert takılmalarımız, zeki müren dinleyerek yolu daha huzurlu hale getirmemiz. her sabah ve her akşam yanına uğruyorum ama olmuyor be annem. o melek yüzünü ancak zihnimdeki hayalinden ve cebimdeki resiminden görebiliyorum.
herkesi sevdiklerine bağışlasın allahım.
previously on masterchef;

(evet arkadaşları size bu yemek için verdi süresi,)
(30 dakika olacak.)

eray: ohoo kaybettik.
(uuç,iiki,biir,başlayin)
uğur: evet kim ne yapıyor?
berk: kaptan sensin uğur
tanya: özgül apla bana bi bakaan?
barbaros: bak şimdi aklına alıcam şeflerin.
uğur: salatayı kim yapıyor?
furkan: en iyi pastacı benim.
serhat: kaptan nerde?
özgül: geldim.
serhat: tamam git su kaynat.
tanya: apla bu çorba dadlı oluyor bana bi bakaan?
esra: kuzuum
emir: biri mayonezimi almış.
uğur: eti kim yapıyor?
ebru: :(
celal: serhat bıçak getireyim mi?
eray: ohoo kaybettik
ayyüce: duygu yardım ister misin?
duygu: teşekkürler,hainsin,teşekkürler.
barbaros: asitte pişirdiğim balığı tavaya attım.
gülşah: balığı kesmiş yazık hayvana
celal: kanka tabak getireyim mi?
emir: biri tavamı almış.
eray: ohoo kaybettik.
uğur: harikasın duygu devam.
duygu: çok teşekkürler,samimi değilsin, teşekkürler
özgül: furkan et pişti mi?
furkan: en iyi pastacı benim.
esra: kuzuum
ayyüce: ebru ete sos tamam mı?
ebru: :(
barbaros: tavaya attığım balığı geri suya saldım
(son biir dakikaa)
tanya: apla tavuğum gıdaklar bana bi bakaan?
özgül: eksik var mı?
serhat: evet kaptan yok!
emir: biri bandanamı almış.
uğur: yetişmeyen tabak var mı?
ebru: :(
(uuç,iiki,biir bırak)
(süreniz doldu)
eray: ohoo kaybettik
esra: kuzuum
uğur: elinize sağlık arkadaşlar.
duygu: teşekkürler,potadasın,teşekkürler.
böyle geri zekalıların evlenmemesi ülke için daha hayırlı olur dediğim hashtagdir. ya da yapın düğününüzü, bunu destekleyen herkes de katılsın o düğüne, doğal seçilim ne güzel.
refahtan gebereceğiz damat bey birazını geri alın.

''her 100 tl verginin 85,2 tl'si sağlık, eğitim ve altyapı başta olmak üzere toplumun refahı için kullanılıyor.''

sağlık: halka bedava maske dağıtmayı bile becerememek.
eğitim: bol bol imam hatip lisesi açmak veya dönüştürmek.
altyapı: yandaş beslemek.
adam maddi manevi kendini tiyatroya adamış, muhalifliğini korkmadan sergileyebiliyor ve halkın büyük bir kısmı tarafından seviliyorken kavuğu hak etmediğini düşünmek haksızlık olur.
tiyatronun yeni kavuklusuna merhaba diyoruz.

bonus: kavuğun münir özkul’dan ferhan şensoy’a geçişi ve sonrasında yaşananlar izlemenizi tavsiye ederim.
arkası dönük olan adamı 7 kez vurmayı normal karşılayanları gösteren başlık. bunlar 80-90 sene evvel yaşasa, devlet otoritesinin kulu olup mussolini ve hitlere'e taparlardı. lafa gelince amerikancı, batıcı bu tipler icraata gelince hep baskıyı dayatıyor. tehlikelisiniz oğlum. sizin gibi liboşlar da 20 sene evvel bu ülkeye siyasal islam'ı bela etti. dilinizde özgürlük ve minimal devlet ama uygulamanızda baskı, otorite ve tahakküm.
üç çocuklu bir kadın, iki çocuklu başka bir adama kaçıyor. sonra bu adam şiddetin her türlüsünü (fiziksel, duygusal ve ne yazık ki özel) kadının şiar adındaki 9 yaşındaki çocuğuna uyguluyor. bir gün öyle bir dövüyor ki, çocuk muhtemelen ciddi bir kafa travması geçiriyor çünkü uzun süre yerde baygın yatıyor hatta öldü sanıyorlar. sonra uyanıyor fakat hareket kabiliyetleri sınırlı hale gelmiş. sürekli kusuyor. yutkunma refleksi dahi yok. her türlü şiddete maruz kaldığı için üvey baba çözümü yakarak öldürmekte buluyor ve çocuk uyurken evi benzin dökerek yakıyor.
kemalettin tuğcu romanı gibi korkunç bir hikaye. bu sadece özet. ayrıntılar insan olanın içini yakar.
2012'de 5 bininci olup bilkent matematik yazan arkadaşımla taşak geçmiştik. dersane hocası mı olcan lan zuhahah diye. bölümü birincilikle bitirdi şu an stanford'da doktora yapıyor. ben de çok akıllıyım ya odtü inşaat bitirdim bölüm 40k'ya düştü herkes iş arıyor *
dhkp-c li mi, belli değil. terörist mi, belli değil. bir tane orospu çocuğu "tanık" ifadesi ile içeri alınmış. tutuklandiktan 1 yil sonra ilk kez hakim karşısına çıkmış. 7 yıldır suçlu mu değil mi belli değil, boş yere hapis yatıyor, bir giriyor, bir çıkıyor. "adil yargilanma denen safsata" demiş at kafalı. senin gibi haysiyetine soktuklarım yüzünden ölmüş, suçsuz bir kadın. umarım alirlar bir akrabanı da yıllarca aç susuz bir zindanda tutarlar. o zaman zırlarsın "nerede adalet?" diye, ama tekmeyi vururlar götüne.

akp'nin paralı itlerinin karalamaya başladığı, güzel yaşamış ama ölümü şerefsizlerin elinde olmuş güzel insan.

edit: dikkat edin bu aynı itler ankara'da 110 kişiyi öldüren ışid'li şeriatçı köpeklerle fotoğraf çekenler aynı zamanda. bu avukat terörist oldu ama. hayatınız yalan ulan it oğlu itler.

edit 2: küfürler azaltıldı. öfkeyle fazla sinkaflı yazmışım, ama bana yakışmıyor. ayarında bıraktım.
gelecek kaygısı son zamanlarda canımı aşırı sıkıyor be. elimden gelen her şeyi yaptım. lise birinci sınıfta iki defa kaldım, sonrasında sanayide işe girdim. böyle olmaz dedim ve liseye açıktan yazıldım. 10 senede bitmez diyenlere inat, 2.5 senede diplomamı aldım. geçen sene de 5 sene çalıştığım işten ayrıldım. çeşitli nedenlerden dolayı bu seneki yks sınavına hiç çalışamadım desem yeridir. yine de buna rağmen, demek ki çalışsan neler neler olacak diye düşündüm. matematik hariç, diğer netlerim hiç çalışmamış biri için umut vericiydi. yaş olacak 22. yaşıtlarım mezun oluyor, benden küçük olanlar üniversiteye gidiyor. bütün bu koşuşturmacalar arasında bu yarışta geride kalmış gibi hissediyorum kendimi. seneye benim sonra şansım olacak. kazanamazsam askerlik tecilim bitiyor ve bir tecil hakkım daha yok. bu entry burada bulunsun. her ne kadar beni sinir stres sahibi yapsan da, geceleri uyuyamasam da seni kazanacağım ingilizce öğretmenliği. yaşıtlarım, yazları en fazla garsonluk yaparken, daha 16 yaşında küçük bir çocukken ağır sanayi ile tanıştım ben. artık olmaz, geri dönemem. bu yola çıktım bir kere. zafer benimle olacak. inanıyorum...
beğenmedikleri, dışişlerinden kapı dışarı ettikleri alay ettikleri monşerler olsaydı şu an bu durumlara düşmeyecektik.

ama o kadar mal var ki? adam gerçekten ülkenin adım adım işgal edildiği durumla bu durumu bir tutuyor.

atatürk dehasıyla istanbulu trakyayı tek kurşun atmadan almış adam. şu sorunu diplomasiyle mi çözerdi savaşla mı? hiç kullanmadığınız beyninizle bir düşünün.
kızım. kendisi 5 yaşında. şeker veya çikolata sevmiyor, tatlı da yemiyor. bazen ortama özenip, gördüğü diğer çocuklardaki istekleri farkedip öyle şeyler istiyor ama bir iki ısırık alıp sevmedm diyor. kızım meyve delisi, yeşil elma nasıl biter diye ağladığını biliyorum. çilek, muz, kiraz, havuç verin önüne, yarım saat uğramayın.
tek zevki onaylamadığım zevki pringles. kırmızısından olacak, hergün 7-8 dilim çizgi film izlerken yeme hakkı var. bazen onu da yemesin diyorum ama sonra düşünüyorum çocuk lan bu, o kadar da olsun diyorum
dünya devletlerinin ekonomi çökmesin diye insanların canını hiçe saydığı, kapitalizmin foyasını ortaya çıkaran virüstür. böyle olağanüstü bir durumda "halkı korumakla görevli" devletlerin nasıl da yan çizdiğini izlemek çok zevkli. yıllardır kasalara atılan vergilerin birkaç aylığına bile halka verilmemesi(ortada cebe atılmayan vergi olduğu bile şüpheli olsa), insanların aç kalmamak için çalışmak zorunda bırakılması ne kadar acı bir durum. bütün testler nüfuzlu kişilerin emrine amade, hastane koğuşları da öyle. gemi su alırken önce üst sınıf kendini sağlama alıyor. farkında mısınız bilmiyorum, ama büyük bir distopyanın içine çoktan girdik.
küçükken gelecekte çok büyük işler başaracağımı hayal ederek uyurdum. elimde hiçbir şey olmamasına, arkamda kimsenin durmamasına ve hayallerimi gerçekleştirmek için ne maddi ne de manevi gücümün bulunmamasına rağmen bir umutla hep başaracağımı düşünürdüm.

şimdi üzerinden yıllar geçti ve ben hâlâ başladığım yerdeyim. sadece artık başaracağımı düşünmüyorum. aksine başarısızlıklarla dolu bir gençlik oldu diyebilirim. ne kendime vakit ayırabildim, ne iki kuruş para biriktirebildim, ne de bir kadını adam gibi sevebildim.

şimdi de diyorum ki; ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan gidersin. ama kendime sunduğum bu iki seçenek karşısında bir şeyler için hâlâ zamanım olup olmadığını bilmiyorum. diğer taraftan boşverirsem, bunun beni nereye sürükleyeceğini de bilmiyorum.

komadaymışım gibi hissediyorum. yaşıyorum, ama nasıl?
ölen çocuğun babaannesi sevinçten dört köşe.

amk gelişmemişlerin derdi çocuklar değildi ki zaten hiçbir zaman, eski gelinleri hapse girecek diye göbek atıyorlar.

baba, dede, babaanne. siz insan olsaydınız, 3 çocuğu o anaya ve hamiye itelemezdiniz.

köpek gibi üremeyi bilirsiniz anca, gelişmemiş organizmalar.
isterse serveti 1 trilyon dolar olsun, anadolu'da lokantaya tek gitse aile salonuna giremez.
en yorgun olduğunuz, en canınızın sıkıldığı bir anda, bir arkadaşınız çıkar gelir; "hadi gel bir kahve içelim" der. her şeyi geride bırakır ve bir kahveye tav olursunuz.

türk kahvesinin yanına en çok yakışan şey; samimi bir sohbet olabilir.

edit: imlâ
bıçaklama dediğinde de bıçaklayacak birisi olduğunu unutmamak lazım...

mafyöz tiplere yüz vermeyin sonra hashtag oluyorsunuz hanımlar. benden söylemesi...

öpme deyince öpmeyecek.. bu kadar basit
yeterlilik kontrolü yapılsa yarısının unvanı geri alınır.

ebubekir sofuoğlu
yaşar hacısalihoğlu
mehmet şahin.

bunları çaycı diye işe almam, prof. diye geziyorlar.
(bkz: kaynağa gel)

merkez bakasının beklenti anketine göre bile yıl sonunda 1 dolar 7.34 tl bu arada.

mb beklenti anketi istatistikleri ağustos 2020 (sayfa 5)

ekleme: bu haberin asıl kaynağının jp morgan'ın tesviyesi olduğunu biliyorum. dün zaten bunun başlığı açılmıştı:

(bkz: jp morgan'ın dolar sat tl al tavsiyesi)

bloomberg

isteyen inansın, düşer-çıkar ben bilemem. işinize gelince jp morgan haklı oluyor...ama aynı jp morgan türk ekonomisi resesyona girebilir diyince operasyon çekmiş oluyor... ilginç