Sık geçen başlıklar

isen buga 28

ekşi profili
2002'den beri iktidardalar, itü-kandilli gibi kurumlar bas bas bağırıyorlar depremin eli kulağında diye. depreme hazırlık yapılacağına istanbul'un rantını yediler.
araplara rezidans, zengine otel diktirdiler. kendileri de servetlerine servet kattılar.
afet toplanma alanları ya otel ya avm ya da rezidans.
oldukça yüksektir. unutmayın ataman veyaosman her kimse kendisiyle ilgili çağdaş yerli bir kaynak yok.

doğu romalı pachimeres'in kroniklerine gore baya göçer bir boy beyi. öyle sakallı, kaftanlı veya sarıklı kişiler değil bu adamlar. asya'dan kopup gelen ve yurt arayan deri, post ve börk giyen türkmenler. osmanlı ailesi islam alemi içinde yükseldikçe sünni hanefi inancın temsilcisi olmak adına kendisine islami bir kimlik sahiplendi öyle ki, osman bey'in ve öyküsünün anlatıldığı ilk eserleri 2. murat zamanında yazdılar.

yani öyle abest alıp namaz kılan kişiler değiller osmanlı'yı kuranlar, o fantezilerden sıyrılın.
kabile devletine çevirdiler ülkeyi, sanki partilerinin ilçe başkanını atıyorlar.

türk tarihi'nin gördüğü en yetersiz parti, yönetici, zihniyet kombinasyonu bu.
başkanlık sisteminin ne denli çürük, başarısız, saçma bir sistem olduğunu da 100000. kez gördük. dikiş tutmuyor bile.
çok temkinli, çok olgun.
sergen'in mentalitesi gerçek bir buz adam'a dönüşmüş.
bu sayede beşiktaş aygır gibi mücadele ediyor, maç maç düşünüyor.
sen şampiyon olacaksın.
esnafa izletilsin.
hani açılmadıkları her gün batmaya yaklaşan-batan esnafa.

hes koduyla, mesafeli masalarla kafeleri, restoranları açmayanlar il kongresi yapıyorlar sanki kongreden bir şey çıkacakmış gibi.
zaten tek adam ne derse partide o oluyor, ne kongresi yahu?
maaşları zamanında ödediği için lider.
bir yedek sag bek alsınlar yeterli. bıktık transferden.
yahu anlayın şunu artık. akp var oldukça bu memleket batmaya, felç olmaya mahkum.

ülkeyi rant ekonomisiyle yönetimler foyaları meydana çıktı. akp'li her siyasi servet sahibi.

bizse fakirleştik, yüzde 1000.
hıfzısıhha enstitüsü kapatıldı, açık olsa diyanet'e verilenin çeyreği bütçe verilse aşımızı üretmiş çoktan yasakları hafifletmiştik. belki esnaflara normalleşme gelmişti. yani kimse ağlamasın, yüzde 50 oyu kim verdiyse bu akp'ye köküne kadar kriz girsin ona. üzülmek yok.
hiçbir şey olmayacak; medya yine canan kaftancıoğlu ne dedi, cehape'de çatlak, doğu akdeniz, suriyeli hasan orman yangını söndürdü falan haberleri döner.

ıktidar ölü taklidi yapıp şahlanıyoruz der. halk adam olmaz, sorun halkta.
kimse bu kadar totaliter bir ülkeye yatırım yapmak istemiyor. mesele totaliter olmak da degil aslında hiçbir plan ve düzen içinde olmamamız. türkiye'de kurum yok , birinin asabını bozarsanız ülkede bir seyler oluyor. düzensizlik de yatırımcı kaçırır .
1850'lerde bile yerleşik hayata geçemeyen binlerce yörük vardı. türkler en geç vatan bulan toplumdur. ömrümüz çadırda, obada geçti.
anadolu'da türk nüfusun hatri sayılır bir kısmı göçebeydi. ne bekleniyor.

türk mimarisini zaten doğu roma ve iran sentezi.
bugününü konuşmaya gerek yok.
en büyük talihsizliği türkiye'de doğması ve burada bilim yapmasıdır.
rusya'da rus bilimler akademisi başkanı olurdu, avrupa'da büyük bir doğa tarihi müzesi başında olurdu.

buradaysa yobazlara laf anlatmakla meşgul.
doğa bilimci bir türk. danışman hocam.

not: bu adam 33 bin kitaplık bir kütüphaneye sahip. anadolu'daki üniversitelerde bu kadar kitap yok.
türk veya değil ayrıntılara hakim değiliz.
ordusunda yoğun kıpçak, karluk ve az biraz oğuz yer almaktaydı.
her bozkır önderi gibi vahşi idi. 8 asır önce dünya zaten vahşi bir yerdi, ki şu anda çok mu medeni?
kemal kılıçdaroğlu, siyaseten eleştirilse(eleştiriyorum) de toplumsal etik konusunda eleştirilecek adam değil. adam oğlunu askere gönderdi(çürük raporu aldırmadı!), akp'den oğlu askere giden bir üst düzey görevli söyleyin, yok söyleyemezsiniz.
adamın oğlunun gemicikleri yok. kemal kılıçdaroğlu da alın lan ihaleleri, al sana denizcilik şirketi, al sana danışmanlık maaşı deseydi düşman olmazdı kardeşi.
hayatın gerçekleri. hepimizin ailesinde böyleleri var. bin kere yardım edersin, kıymet bilmez; bir kez artık yeter dersin hain olursun.