penaltı değil.
malatyalı futbolcu emre akbaba'yı tutup evine götürmeye çalıştı. emre istemedi.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bu belgesel ekşi sözlüğün bitik olduğunun en büyük göstergesidir.
sürekli geçmişte kazanılmış başarılara atıf var. konuşanlar hep eskilerden. hatta konuşanlardan biri 7 senedir sözlüğe tek entry girmemiş. şaka mısınız? onun ne işi var belgeselde? 21. yıl belgeselinde konuşturmanın anlamı ne? eleman 14. yılda sözlüğe skrm böyle aşkın ızdırabını demiş.
ekşi sözlük yeni bir değer çıkartamıyor, günümüz türkiye'sinde değersiz. ağır abiler bir bir terk edip gitmiş.
sürekli eski başarılardan bahsetmek present tense'de başarısızlığın itirafıdır aslında.
bence siz nasıl bittiğinizin belgeselini çekin.
daha samimi olur.
sürekli geçmişte kazanılmış başarılara atıf var. konuşanlar hep eskilerden. hatta konuşanlardan biri 7 senedir sözlüğe tek entry girmemiş. şaka mısınız? onun ne işi var belgeselde? 21. yıl belgeselinde konuşturmanın anlamı ne? eleman 14. yılda sözlüğe skrm böyle aşkın ızdırabını demiş.
ekşi sözlük yeni bir değer çıkartamıyor, günümüz türkiye'sinde değersiz. ağır abiler bir bir terk edip gitmiş.
sürekli eski başarılardan bahsetmek present tense'de başarısızlığın itirafıdır aslında.
bence siz nasıl bittiğinizin belgeselini çekin.
daha samimi olur.
adam ne kaleye çekti şutu, ne de pas verdi. resmen çarptırarak atmaktan başka çare görmedi ve bilerek, isteyerek bunu yaptı. helal olsun. bu arada sosa ilk golde atağı nakış gibi işlemişti, ikinci golde de muhteşem bir asist yaptı.
15 ay yaptim. akliniz varsa verin parasini bosuna zaman kaybetmeyin
dünyanın en büyük tiyatro okulundan burs aldım.
top seri'nin diz kasık arası bölgesine çarpıyor ikinci açıdan gözüküyor izleyin.
https://streamable.com/5zfi4
https://streamable.com/5zfi4
kazaysa sebebi topuklu ayakkabıdır. bunu devlet çözemez topuklu giyen bayanlar arabanızda yedek, araba kullanmak için ayakkabı bulundurun, tabi insan hayatının sizin için değeri varsa. yoksa aynen devam edin.
gözlerim bacak kısmına indiğinde, üniversitede yurtta kalırken üst ranza arkadaşım recep’in bacaklarını aşağıya salladığı anlar aklıma geldi.
yıl 2020 olmuş survivor ne amk. yok sms birincisi yok dokunulmalık yok üçlü eleme yok acun eleneni açıklayacakken 18 tane reklam. gırla dalaverenin döndüğü kurgu oğlu kurgu boş yarışma. bide bunun survivor panorama diye bir yan tv programı vardır ki evlere şenlik ... adamlar ciddi ciddi kamera karşısına geçip yarışmayı değerlendiriyor.
inşaatçılar ve oğulları.
yakının hastayken daha kirlenen halıyı düşünüyorsan, allah kurtarsın seni kardes
edit : özelden küfür etmeyin artık. acil müdahalelerde saniyenin bile önemi vardır. hayat kurtarır.
adam senin senin namaz kıldığın, evine basmaktan zevk almıyor.
edit : özelden küfür etmeyin artık. acil müdahalelerde saniyenin bile önemi vardır. hayat kurtarır.
adam senin senin namaz kıldığın, evine basmaktan zevk almıyor.
ya sayın amınakoyduğum suserı. atam demiş ki:
“eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin”
sen diyorsun ki sorgulanması, eleştirilmesi yasak, hegemonya, yarı tanrı cart curt.
bu dediğin şeyler günümüzde var ama bunun öznesi atatürk değil tayyip.
“eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin”
sen diyorsun ki sorgulanması, eleştirilmesi yasak, hegemonya, yarı tanrı cart curt.
bu dediğin şeyler günümüzde var ama bunun öznesi atatürk değil tayyip.
turk sagının neredeyse tamamı totalde turkiye'nin yuzde yetmisi falan yanladı bu adamlara. simdi de adamları fislemek moda oldu. sanki bilinmiyorlarmıs gibi.
menüye bakarken önce yemek isimlerini okumak.
ben önce fiyat kısmına bakıyorum mesela.
ben önce fiyat kısmına bakıyorum mesela.
normalde gaza gelmem ama bordro atasim geldi... dun yatan maasim 4200. bekciden bin lira daha az. kim 10 bin tl'yi kaybetmiş ki öğretmen bulsun?
maaş ekran görüntüsü
arkadaşlar ekdersi de istediler, tamam ekliyorum.
ekdersle maaşım 4800 evet harca harca bitmez.
ocak ekdersi ve şubat maaşı
maaş ekran görüntüsü
arkadaşlar ekdersi de istediler, tamam ekliyorum.
ekdersle maaşım 4800 evet harca harca bitmez.
ocak ekdersi ve şubat maaşı
müşteri memnuniyeti.
iki örnek:
1. iphone 7 kullanıyorum. geçen yaz yaptığım güncelleme sonrası mikrofonu arızalandı. hemen randevu alıp apple'a götürdüm, "a biliyoruz bu sorunu başkalarında da oldu. yedeklemeniz var mı?" dedi. olduğunu söyleyince içeriden yeni telefon getirdi. güle güle kullanın dedi.
2. iki ay önce, macbook pro'nun ekranında durup dururken kırmızı çizgiler oluşmaya başladı. kırık değildi, çünkü masada dururken başladı ve çizgiler sürekli oynuyordu. bir gün sonra yurtdışına seyahate çıkacağım için hemen apple'a götürdüm. kırık olmadığını muhtemelen donanımsal bir sorun olduğunu ve ekran değişimi gerekeceğini söyledi. değişimin müşteri memnuniyeti kapsamında olması için yapılması gereken 1-2 ufak numara vardı, onları yaptı. saat akşamın 6sı olduğu için adam değişim yapılsa bile testler yetişmez. o yüzden burada yapamayız ama rapor hazırladım bunu istediğin store'a ver, onlar halleder dedi.
ertesi gün uçaktan iniş saatimden bir kaç saat sonrasına, gittiğim şehirdeki apple'a randevu aldım. iner inmez götürdüm. 4 gün sonra tamir edilmiş olarak geri aldım. hatta kasayı da değiştirmişler, bir iki çizik vardı onlar gitmiş *
apple'ın yaptığı tam olarak budur.
iki örnek:
1. iphone 7 kullanıyorum. geçen yaz yaptığım güncelleme sonrası mikrofonu arızalandı. hemen randevu alıp apple'a götürdüm, "a biliyoruz bu sorunu başkalarında da oldu. yedeklemeniz var mı?" dedi. olduğunu söyleyince içeriden yeni telefon getirdi. güle güle kullanın dedi.
2. iki ay önce, macbook pro'nun ekranında durup dururken kırmızı çizgiler oluşmaya başladı. kırık değildi, çünkü masada dururken başladı ve çizgiler sürekli oynuyordu. bir gün sonra yurtdışına seyahate çıkacağım için hemen apple'a götürdüm. kırık olmadığını muhtemelen donanımsal bir sorun olduğunu ve ekran değişimi gerekeceğini söyledi. değişimin müşteri memnuniyeti kapsamında olması için yapılması gereken 1-2 ufak numara vardı, onları yaptı. saat akşamın 6sı olduğu için adam değişim yapılsa bile testler yetişmez. o yüzden burada yapamayız ama rapor hazırladım bunu istediğin store'a ver, onlar halleder dedi.
ertesi gün uçaktan iniş saatimden bir kaç saat sonrasına, gittiğim şehirdeki apple'a randevu aldım. iner inmez götürdüm. 4 gün sonra tamir edilmiş olarak geri aldım. hatta kasayı da değiştirmişler, bir iki çizik vardı onlar gitmiş *
apple'ın yaptığı tam olarak budur.
bu kadar da boş duyar fazla gerçekten. bi sik yapmayıp 5000 lira maaş alan meslek grubunu yumuşak bir dille (hatta fazla yumuşak) eleştirmişlerdir. meslek onurunu falan bırak böyle bir mesleğin olması bile abesle iştigal ve israftır.
2.5 yılda açık cezaevine alınmış. nasıl bir adalet mekanizmamız var, nasıl bir infaz yapımız var anlamakta zorlanıyorum. adam katil arkadaşlar. alkollü araç kullanıyor, önüne 3 kişi atlıyor da frene asılamıyor değil.
konuyu unutmuş olabilirsiniz; hatırlamak istiyorum. 1. alkollü araç kullanma var. 2. aşırı hız var. 3. olay yerinden kaçma var. 4. suçu başkasının üzerine atmak ve yalan beyanda bulunmak var.
lan bu adamı nasıl savunabiliyorsunuz siz? değil edebiyatını sevmek, anası babası olsan savunamazsınız, katil amk adam katil.
konuyu unutmuş olabilirsiniz; hatırlamak istiyorum. 1. alkollü araç kullanma var. 2. aşırı hız var. 3. olay yerinden kaçma var. 4. suçu başkasının üzerine atmak ve yalan beyanda bulunmak var.
lan bu adamı nasıl savunabiliyorsunuz siz? değil edebiyatını sevmek, anası babası olsan savunamazsınız, katil amk adam katil.
kimsin, naber, akşam ne yedin... gibi sorulara zeki insanlar da normal cevaplar verir. zeki insanların her cevaplarının bin soru doğuran felsefi yanları olduğu düşüncesi tam da aptallara yarışır bir düşünce biçimi.
kimsin? i'm rick sanchez bitch, riggity riggity wrecked, son!
kimsin? i'm rick sanchez bitch, riggity riggity wrecked, son!
her içki, istenildiği gibi içilir. aksini iddia eden net kültürsüz, sonradan görme ve krodur.
insanlar açlıktan, borçlarından kendini asarken; yakarken tek gündemi futbol ve acun'un kitle uyuşturma yarışmaları olan bir ülkeyiz.
kamp rotamın son durağı olan manavgat sahiline kuruldum. sahildeki tesiste dinleniyorum falan çadıra döndüm. yoldan geçen motorsikletli bir eleman selam verdi. çadırın renginden fenerli misin falan diye sordu. elemanı daha önce görmedim. sohbet ediyoruz ayak üstü. abi dedi bu sahil akşam tenha olur sidede hayat var istersen seni oraya götüreyim, orada çadır kurmaya yer de gösteririm dedi. bana da mantıklı geldi tamam dedim toparlandım. atladık motorsiklete gidiyoruz.
yolda iki kişiyi gösterdi ve abi bunları dövmek lazım bunlar varya ibne falan diyor. eleman benden 1 yaş küçüktü galiba. homofobik bir insan değilim köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme misali he kardeşim he diyorum falan. geldik sideye. jandarma karakolunun sağ tarafında bir yeşillik alan var. sahile 0 bir yer. buraya kurabilirsin dedi. kurdum gitmesini bekliyorum. gece takılalım buraları biliyorum önce yemek yeriz sonra klübe gideriz falan diyor. iyi dedim o zaman yaparız falan. birşey diyecem dedi önce çadırın içinde birlikte otuzbir çekelim sonra eğlenmeye gideceğiz herşey benden falan diyor.
dostum kafan mı iyi ne diyosun sen dedim. ya benim de böyle bir fantezim var karşılıklı otuzbir çekelim lütfen kırma beni diyor. yok kardeşim sen yapıcaksan git umumi tuvalete yap dedim. tamam o zaman bende bir krem var çadırın içinde birbirimize onu sürelim demeye başladı. masaj kremi bu rahatlatır falan diyor. ulan düşünüyorum yolda şunlar ibne dövmek lazım diyen adam şimdi gelmiş bana enteresan şeyler teklif ediyor. en son sinirlendim siktir git burdan elimde kalacaksın yoksa dedim. ilerde keş birinin yanına gitti selamlaştılar. belli ki önceden tanışıyorlar. elemanda tam eşgal biri yani yanına gittiği.
ulan diyorum nerden geldim siktiğimin yerine çadırı kurcak başka alanda yok akşam gelip basarlar çadırı 3-5 kişi hiç yoktan iş aldım başıma diye düşünüyorum. neyse gezdim takıldım gece 1.5 gibi geri döndüm çadıra yattım uyudum.
gece 4 gibi bir sesle uyandım. çadırın etrafında bir gölge var ve sanki çadıra bıçağı sürterek etrafında dönüyor. çadır tamamen kapalı gölgeyi görüyorum ve sesi duyuyorum. dedim seadick hazırlan ve ilk hamleyi sen yap yoksa hem ayranımı döküp hem başıma tatsız olaylar getirecekler. termosu aldım elime açtım çadırı fırladım dışarı alayınızın amına korum siktirin gidin diye. ulan sırılsıklam oldum. mal gibi etrafa bakıyorum. sahilden beni korkmuş gözlerle izleyen insanlara bakıyorum. meğerse çim sulama fıskiylerini açmış amına koduğumun bahçivanı fiskiye de döndükçe çadırın etrafında öyle bir ses ve görüntü oluşturuyormuş. gecenin o vakti sırılsıklam kaldığıma mı yanayım yoksa kim elledi lan götümü diyen dayı gibi paranoyaklaşıp millete rezil olduğuma mı yanayım bilemedim. amına koduğumun belediyesi ulaşımı doğru düzgün sağlayamazken, asli göreviymiş gibi o çimlerin gelişimine bu kadar önem vermesini alkışlayarak çadırıma ıslak bir biçimde geri döndüm ve kendi kendime kahkaha atarak insanların deli olduğumdan emin olmalarını sağladım. böyle bir anımdır :) burada ilk defa paylaşıyorum ahah
yolda iki kişiyi gösterdi ve abi bunları dövmek lazım bunlar varya ibne falan diyor. eleman benden 1 yaş küçüktü galiba. homofobik bir insan değilim köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme misali he kardeşim he diyorum falan. geldik sideye. jandarma karakolunun sağ tarafında bir yeşillik alan var. sahile 0 bir yer. buraya kurabilirsin dedi. kurdum gitmesini bekliyorum. gece takılalım buraları biliyorum önce yemek yeriz sonra klübe gideriz falan diyor. iyi dedim o zaman yaparız falan. birşey diyecem dedi önce çadırın içinde birlikte otuzbir çekelim sonra eğlenmeye gideceğiz herşey benden falan diyor.
dostum kafan mı iyi ne diyosun sen dedim. ya benim de böyle bir fantezim var karşılıklı otuzbir çekelim lütfen kırma beni diyor. yok kardeşim sen yapıcaksan git umumi tuvalete yap dedim. tamam o zaman bende bir krem var çadırın içinde birbirimize onu sürelim demeye başladı. masaj kremi bu rahatlatır falan diyor. ulan düşünüyorum yolda şunlar ibne dövmek lazım diyen adam şimdi gelmiş bana enteresan şeyler teklif ediyor. en son sinirlendim siktir git burdan elimde kalacaksın yoksa dedim. ilerde keş birinin yanına gitti selamlaştılar. belli ki önceden tanışıyorlar. elemanda tam eşgal biri yani yanına gittiği.
ulan diyorum nerden geldim siktiğimin yerine çadırı kurcak başka alanda yok akşam gelip basarlar çadırı 3-5 kişi hiç yoktan iş aldım başıma diye düşünüyorum. neyse gezdim takıldım gece 1.5 gibi geri döndüm çadıra yattım uyudum.
gece 4 gibi bir sesle uyandım. çadırın etrafında bir gölge var ve sanki çadıra bıçağı sürterek etrafında dönüyor. çadır tamamen kapalı gölgeyi görüyorum ve sesi duyuyorum. dedim seadick hazırlan ve ilk hamleyi sen yap yoksa hem ayranımı döküp hem başıma tatsız olaylar getirecekler. termosu aldım elime açtım çadırı fırladım dışarı alayınızın amına korum siktirin gidin diye. ulan sırılsıklam oldum. mal gibi etrafa bakıyorum. sahilden beni korkmuş gözlerle izleyen insanlara bakıyorum. meğerse çim sulama fıskiylerini açmış amına koduğumun bahçivanı fiskiye de döndükçe çadırın etrafında öyle bir ses ve görüntü oluşturuyormuş. gecenin o vakti sırılsıklam kaldığıma mı yanayım yoksa kim elledi lan götümü diyen dayı gibi paranoyaklaşıp millete rezil olduğuma mı yanayım bilemedim. amına koduğumun belediyesi ulaşımı doğru düzgün sağlayamazken, asli göreviymiş gibi o çimlerin gelişimine bu kadar önem vermesini alkışlayarak çadırıma ıslak bir biçimde geri döndüm ve kendi kendime kahkaha atarak insanların deli olduğumdan emin olmalarını sağladım. böyle bir anımdır :) burada ilk defa paylaşıyorum ahah
ülkede tasarrufa diyaneti kapatarak başlayalım.150 bin çalışan 12 milyar bütçe.
2 ev değiştirdim 4 yılda birinde alt katımda diğerinde üst katımda yeni evliler oturuyordu. kavga gürültüden geçilmiyordu. anlaşamıyorsanız evlenmeyin lan. sizi mi dinleyeceğiz.
"cem yılmaz'ın kar-zarar hesabı yaparak film çektiğini zannetmiyorum"
doğru cem yılmaz filmleri kar için çekmez. sevenleri kavuşturmak için film yapar. o yüzden 400 tane ayrı programa konuk oldu. cinemaximumla falan izleyiciler için kavga etti, kar için film çekseydi bunu yapar mıydı hiç? cem yılmaz bir sinema şövalyesidir. akıllı olun.
kafanizda çok ideallestirmeyin hiçbir kişi ya da olguyu. herkes cebine bakar, kalan şeyler talidir.
not: filmler bence başarılı.
doğru cem yılmaz filmleri kar için çekmez. sevenleri kavuşturmak için film yapar. o yüzden 400 tane ayrı programa konuk oldu. cinemaximumla falan izleyiciler için kavga etti, kar için film çekseydi bunu yapar mıydı hiç? cem yılmaz bir sinema şövalyesidir. akıllı olun.
kafanizda çok ideallestirmeyin hiçbir kişi ya da olguyu. herkes cebine bakar, kalan şeyler talidir.
not: filmler bence başarılı.
hakkında yapılan o kadar eleştiri ve kendisine edilen bir o kadar küfre rağmen halen sözlüğü savunması ve bunu büyük bir erdemle karşılaması bile diğerlerinden farkını ortaya çıkarmış kişi. darısı mahkeme kararıyla entry sildirenlerin başına.
küfür ve hakaret içeren entry sildirmek ve bunu dava etmek herkesin hakkı, bazıları ilgili kişiye eleştiri yöneltmek yerine direkt sözlük kapatılsın diye söze giriyor, iş bu entry de anlatılmak istenen budur, yoksa küfür ve hakareti savunmak değil. kişilerin kendi yaptıklarından sorumlu olması önemli.
küfür ve hakaret içeren entry sildirmek ve bunu dava etmek herkesin hakkı, bazıları ilgili kişiye eleştiri yöneltmek yerine direkt sözlük kapatılsın diye söze giriyor, iş bu entry de anlatılmak istenen budur, yoksa küfür ve hakareti savunmak değil. kişilerin kendi yaptıklarından sorumlu olması önemli.
senin 4. karın olacağıma, komando olup
savaşta ölmeyi tercih ederim tipsiz, mağara adami herif.
sakalına tüküreyim senin.
edit: kadını malzeme gibi görüp küçümseme durumu aşırı uç zihniyetlerde mevcut. aşırı dinciler 4 kari almak isterken, aşırı sol ozgurlukculer de 4 sevgili edinmeyi normalleştirrerek kadını asagiliyor aslinda. sadece aşırı dincilere has değil bu aşağılama olayı. bu noktayı da kaçırmamak lazım. modern kesimde bulunup, kadını üçer-beşer sevgili yapan, onu mal gibi görenler de, hiç azımsanmayacak sayıdalar. tek yönlü bakmamak lazım. bu zihniyet genel olarak çok can sıkıcı bir zihniyet.
edit2: tabi bunun olmasında, menfaat vb. bilimum sebep için kendini erkeğe malzeme gibi sunan gerek aşırı tutucu gerekse aşırı özgürlükçü kadınlarımızın da kabahati büyük. kötü örnek oluyorlar ve erkeklerin bu yaklaşımını güçlendiriyor.
savaşta ölmeyi tercih ederim tipsiz, mağara adami herif.
sakalına tüküreyim senin.
edit: kadını malzeme gibi görüp küçümseme durumu aşırı uç zihniyetlerde mevcut. aşırı dinciler 4 kari almak isterken, aşırı sol ozgurlukculer de 4 sevgili edinmeyi normalleştirrerek kadını asagiliyor aslinda. sadece aşırı dincilere has değil bu aşağılama olayı. bu noktayı da kaçırmamak lazım. modern kesimde bulunup, kadını üçer-beşer sevgili yapan, onu mal gibi görenler de, hiç azımsanmayacak sayıdalar. tek yönlü bakmamak lazım. bu zihniyet genel olarak çok can sıkıcı bir zihniyet.
edit2: tabi bunun olmasında, menfaat vb. bilimum sebep için kendini erkeğe malzeme gibi sunan gerek aşırı tutucu gerekse aşırı özgürlükçü kadınlarımızın da kabahati büyük. kötü örnek oluyorlar ve erkeklerin bu yaklaşımını güçlendiriyor.
şurada oluşan aciz erkek profilinin kadın tarafındaki karşılığı nedir.
mesele insanların ölmesi gerekliliği değil. mesele yönetimin yaş ortalamasının yüksekliği. koy kardeşim yaş alt sınırı 30 olsun, üst sınırı 50. yönetim kafası genç ve dinamik olduktan sonra ötesi kendiliğinden gelir. basit bir anayasa değişikliği yeterli bunun için. bir khk bile olur.
edit: aslında oy verme yaşına üst sınır konması fikri de fena değil. çünkü bir yaştan sonra sikerim dünyayı diyor galiba insanlar.
edit: aslında oy verme yaşına üst sınır konması fikri de fena değil. çünkü bir yaştan sonra sikerim dünyayı diyor galiba insanlar.
işsiz sayısı da 5 milyonu geçti. bil istedim.
reis bir an önce pakistan'da cumhurbaşkanı olup ordaki insanları kurtarmalı. reis'ten kopmak zor olacak ama halkımızın bu fedakarlığı yapacağına eminim.
12 yıllık bir lens kullanıcısı olarak, kullanmasını bilene lenstir.
her sabah takarım, her akşam da çıkarırım bir de kullandığım bu lens sözde 30 gün gözde kalabilen cinsten, kesinlikle lens ile uyumayı sağlıklı bulmuyorum kornea'yı çabuk inceltirsiniz ve mikrop kapma olasılığı çok yüksek en baba lens olsa bile riskli buluyorum.
gözlükte açısal anlamda görüş kaybı olurken ve boyun hareketleri ile görüş sağlanıyorken lenste bu kayıp yoktur.
birçok lens markası denedim. benim çok rahat ettiğim bir lenste siz rahat edemeyebilirsiniz ama belli fiyat aralığının üstünde ve kaliteli lensler almaya, bunları denemeye özen gösterin.
uzun zamandır kullandığım ve değiştirmeyi düşünmediğim marka:
(bkz: biofinity)
edit: imla.
her sabah takarım, her akşam da çıkarırım bir de kullandığım bu lens sözde 30 gün gözde kalabilen cinsten, kesinlikle lens ile uyumayı sağlıklı bulmuyorum kornea'yı çabuk inceltirsiniz ve mikrop kapma olasılığı çok yüksek en baba lens olsa bile riskli buluyorum.
gözlükte açısal anlamda görüş kaybı olurken ve boyun hareketleri ile görüş sağlanıyorken lenste bu kayıp yoktur.
birçok lens markası denedim. benim çok rahat ettiğim bir lenste siz rahat edemeyebilirsiniz ama belli fiyat aralığının üstünde ve kaliteli lensler almaya, bunları denemeye özen gösterin.
uzun zamandır kullandığım ve değiştirmeyi düşünmediğim marka:
(bkz: biofinity)
edit: imla.
2016 smaç yarışmasından sonra, 2020 smaç yarışmasında hakkı tekrar yenmiştir ve yine hak ettiğini kazanamamıştır. götoğlanı wade sırf miami oyuncusu diye derrick jones jr.'a 10 verip aaron gordon'a 9 vererek de karakterini yansıtmıştır. seviyoruz seni gordon, gönüllerin şampiyonusun.
kaç yaşındasınız, sözlükte yazacak kadar okuma yazmanız genel kültürünüz falan var. eşiniz var.
ve kavanozu kapağından mı tutuyorsunuz?
ve kavanozu kapağından mı tutuyorsunuz?
peki yarın seçimi yeniliyoruz deseler koşa koşa akp'li diye aynı adama oy vereceklerin isyanı.
(bkz: tamam sakin ol)
yazın konuşalım. bazen çok enerjik konuşkan bazen hepinizden nefret edecek şekilde oluyorum.
dünya pek sikimde değil. genel olarak rahat bir insanım. ama intihara mantıklı olarak eğilimim var.
özel ilgi alanlarım: kadınlar,*fitness,teoloji,felsefe
dünya pek sikimde değil. genel olarak rahat bir insanım. ama intihara mantıklı olarak eğilimim var.
özel ilgi alanlarım: kadınlar,*fitness,teoloji,felsefe
siktirsin şeriatçı, fetöcü piç.
üst edit: gelen mesajlar üzerine bir kaç şey söylemek istiyorum. bana iki yüzlü diyen bile oldu, bir çok mesaj ise bunun dürüstlük değil kötülük olduğu yönünde. bir diğer mesaj ise kullandığım dilin kötü olduğunu küfür etmezsem daha iyi olacağını falan söylemişler. şunu söylerek başlayım, bir insan size fikrini sormadıysa ona mesaj atıp şöyle yapsan böyle yapsan diye tavsiye veremezsiniz bu hadsizlik olur. bizim ülkede bu çok yapılıyor bunu bana yapanlara da genelde siktir git diyorum. bu her şeyi doğru yaptığım için değil sadece o konuda fikir sormadığım birinden tavsiye istemediğim için yaptığım bir şey.
ikinci olarak kimse sizin istediğinizi söylemek yaşamak zorunda değil. bakın bu uzun yıllardır başımıza bela olan bir sorun. sizin öğretilerinizi de sikerler, sizin şahsi fikirlerinizi de sikerler. bir insan bir konu hakkında istediğini söyleyebilir. onu o şekilde hissetmekten,düşünmekten alı koyamazsınız. ben mesela derim ki ben a milli futbol takımını sevmiyorum, başarılı olmasını istemiyorum. kimse bana çıkıpta nasıl böyle konuşursun diyemez. bu kimsenin haddine değil. o yüzden herkes kendi sefil hayatına baksın yarrak hasanlar siz kimsiniz de karışıyorsunuz insanların düşüncelerine. kötü veya bir başkasına zarar verecek düşünceler beslemekte, duygular hissetmekte özgürüm hatta birinin ölmesini istemekte ve dile getirmekte de özgürüm. eyleme dökmediğim her türlü düşünce benim özgürlüğümdür. iyi biri ya da kötü biri olup olmadığıma toplum karar veremez, toplumun ne düşündüğü de hiç sikimde değil. ben böyle biriyim. diğer insanların zavallı ve aşağılık görüşleri beni bağlamıyor. herkes işine baksın. amcık herif iş yerinde yükselmek için her türlü orospu çocukluğunu yapar ama gelip bana buradan "senin kadar kötü birini görmedim" diye mesaj atma cesaretini gösteriyor.
-------------------------------
buna şaşırıyorsanız hayata karşı oldukça naifsiniz demektir. siz sanıyorsunuz ki insanlar spor,bilim,sanat vs konularda ülkeyi vatan millet aşkıyla temsil ediyor. hepsi için başta önemli olan bireysel haz. sertab erener aksini söyle siktir lan falan derdim sanırım. son derece dürüst olmuş. tabii bu gerçekleri kaldıramayan aptallar, desteklediği takımın oyuncusu bir depar fazla attı diye mal gibi sevinen adamı yere göğe sığdıramayanlar. oysa ki adamın maaşını 1 ay verme maça çıkmam diye ağlar.
bu politik doğruculuk goy goyu sıktı artık. çok yakın bir arkadaşınızla bir mücadeleye girdiniz mesela işe başvurdunuz ve sadece bir kişi alınacak ve şirket sizi değil arkadaşınızı alsa kudurursunuz. arkadaşım için mutlu olurum diyen adamı hayatımda barındırmam. zira samimiyetsiz bir göttür.
hep insanların dürüst olmadığından dem vurup dürüstlüğü linç etmek nedir amk. demek ki siz dürüstlüğü hak etmiyorsunuz sizi enayi gibi kandırmak lazım o zaman. hayır bu konuyu bu kadar dert etmemin sebebi ben de aynı şeyleri yaşıyorum. iş yerinde mesela kime ne zaman sorsan hep işi var ama ben bazen bütün gün bomboş oturuyorum. e be amk 10 saat ne iş yapabiliyor olabilirsin. bi de aynı yerde çalışıyoruz yani ne iş yaptığını biliyorum.
edit: ya arkadaşlar gelmişim 30 yaşına iyi ya da kötü hayat görüşüm bu. üstelik bu bilimsel bir durum da değil yani doğru yanlışı yok. bana mesaj atıp amcık ağzınızla "horkos oylo doğol omo" demenizin amacı ne amk. herkes öyle değilse yaşar görürsün amk. ondan sonra gelir buraya, kimse dürüst değil, beni kandırdılar diye ağlarsın.
edit2:beyinsizin biri de "kadın espri yapmış burada psikolojik analiz kasıyorsunuz demiş" evladım bilmiyorsan siktir git ötede oyna. sana espri geliyor olabilir ama aklındakini söylüyor sadece durumu yumuşatmak için espri ile anlatıyor. çünkü kadın gerçek düşüncelerini ciddi ciddi oturup anlatsa sizin gibi ekmek beyinlilerin sabah akşam linç edeceğini biliyor.
ikinci olarak kimse sizin istediğinizi söylemek yaşamak zorunda değil. bakın bu uzun yıllardır başımıza bela olan bir sorun. sizin öğretilerinizi de sikerler, sizin şahsi fikirlerinizi de sikerler. bir insan bir konu hakkında istediğini söyleyebilir. onu o şekilde hissetmekten,düşünmekten alı koyamazsınız. ben mesela derim ki ben a milli futbol takımını sevmiyorum, başarılı olmasını istemiyorum. kimse bana çıkıpta nasıl böyle konuşursun diyemez. bu kimsenin haddine değil. o yüzden herkes kendi sefil hayatına baksın yarrak hasanlar siz kimsiniz de karışıyorsunuz insanların düşüncelerine. kötü veya bir başkasına zarar verecek düşünceler beslemekte, duygular hissetmekte özgürüm hatta birinin ölmesini istemekte ve dile getirmekte de özgürüm. eyleme dökmediğim her türlü düşünce benim özgürlüğümdür. iyi biri ya da kötü biri olup olmadığıma toplum karar veremez, toplumun ne düşündüğü de hiç sikimde değil. ben böyle biriyim. diğer insanların zavallı ve aşağılık görüşleri beni bağlamıyor. herkes işine baksın. amcık herif iş yerinde yükselmek için her türlü orospu çocukluğunu yapar ama gelip bana buradan "senin kadar kötü birini görmedim" diye mesaj atma cesaretini gösteriyor.
-------------------------------
buna şaşırıyorsanız hayata karşı oldukça naifsiniz demektir. siz sanıyorsunuz ki insanlar spor,bilim,sanat vs konularda ülkeyi vatan millet aşkıyla temsil ediyor. hepsi için başta önemli olan bireysel haz. sertab erener aksini söyle siktir lan falan derdim sanırım. son derece dürüst olmuş. tabii bu gerçekleri kaldıramayan aptallar, desteklediği takımın oyuncusu bir depar fazla attı diye mal gibi sevinen adamı yere göğe sığdıramayanlar. oysa ki adamın maaşını 1 ay verme maça çıkmam diye ağlar.
bu politik doğruculuk goy goyu sıktı artık. çok yakın bir arkadaşınızla bir mücadeleye girdiniz mesela işe başvurdunuz ve sadece bir kişi alınacak ve şirket sizi değil arkadaşınızı alsa kudurursunuz. arkadaşım için mutlu olurum diyen adamı hayatımda barındırmam. zira samimiyetsiz bir göttür.
hep insanların dürüst olmadığından dem vurup dürüstlüğü linç etmek nedir amk. demek ki siz dürüstlüğü hak etmiyorsunuz sizi enayi gibi kandırmak lazım o zaman. hayır bu konuyu bu kadar dert etmemin sebebi ben de aynı şeyleri yaşıyorum. iş yerinde mesela kime ne zaman sorsan hep işi var ama ben bazen bütün gün bomboş oturuyorum. e be amk 10 saat ne iş yapabiliyor olabilirsin. bi de aynı yerde çalışıyoruz yani ne iş yaptığını biliyorum.
edit: ya arkadaşlar gelmişim 30 yaşına iyi ya da kötü hayat görüşüm bu. üstelik bu bilimsel bir durum da değil yani doğru yanlışı yok. bana mesaj atıp amcık ağzınızla "horkos oylo doğol omo" demenizin amacı ne amk. herkes öyle değilse yaşar görürsün amk. ondan sonra gelir buraya, kimse dürüst değil, beni kandırdılar diye ağlarsın.
edit2:beyinsizin biri de "kadın espri yapmış burada psikolojik analiz kasıyorsunuz demiş" evladım bilmiyorsan siktir git ötede oyna. sana espri geliyor olabilir ama aklındakini söylüyor sadece durumu yumuşatmak için espri ile anlatıyor. çünkü kadın gerçek düşüncelerini ciddi ciddi oturup anlatsa sizin gibi ekmek beyinlilerin sabah akşam linç edeceğini biliyor.
a sporu hiç takip etmem. sadece fenerbahçe düşmanlığını sağda solda görür, videolardan izlerdim.
spikerin şu yarım saatte söylediği iki mide bulandırıcı söz;
1- vesely üzerinden ribaund alan hamilton için; hamilton bugün vesely’i denize döküyor.
2- ortalığın karıştığı kavga anında; vesely sanki kendini biraz atmış gibi duruyor.
bu iki cümle net taraflılıktır, net yavşaklıktır. iğrençsiniz.
spikerin şu yarım saatte söylediği iki mide bulandırıcı söz;
1- vesely üzerinden ribaund alan hamilton için; hamilton bugün vesely’i denize döküyor.
2- ortalığın karıştığı kavga anında; vesely sanki kendini biraz atmış gibi duruyor.
bu iki cümle net taraflılıktır, net yavşaklıktır. iğrençsiniz.
yeni nesil dinder kitle. 3 gündür kibris’ta cok sık karşılaştığım tipler. paraya da acımıyorlardı. sahi bunlara göre kumar haram değilmiydi
“bir matlubun husulü veya adem-i husulü nezdinde müsavi değilse nakıssın evladım”
ahmet amiş efendi
anlamı: bir şeyin olup olmaması senin için eşit değilse eksiksin evladım.
(bkz: olan olmuştur olacak olan da olmuştur)
“dünyanın geçen kısmı hülya, kalan kısmı hayaldir”
ebu hazım mekki
ahmet amiş efendi
anlamı: bir şeyin olup olmaması senin için eşit değilse eksiksin evladım.
(bkz: olan olmuştur olacak olan da olmuştur)
“dünyanın geçen kısmı hülya, kalan kısmı hayaldir”
ebu hazım mekki
spor ve zorunlu sosyalleşme
fenerliler bir tek kendi takımlarını desteklermiş.
(bkz: götüm)
geçen sezon başakşehir şampiyon olsun diye bir taraflarını yırtanlar kimdi amk?
zerre utanıp sıkılmadan eğer galatasaray - trabzonspor kalırsa başa baş şampiyonluk yarışında en koyu trabzonludan daha da trabzonsporlu olur bu yüzsüz arkadaşlar.
(bkz: götüm)
geçen sezon başakşehir şampiyon olsun diye bir taraflarını yırtanlar kimdi amk?
zerre utanıp sıkılmadan eğer galatasaray - trabzonspor kalırsa başa baş şampiyonluk yarışında en koyu trabzonludan daha da trabzonsporlu olur bu yüzsüz arkadaşlar.
öyle tercih etmesidir. ilişkilerin yüzesel, insanların maymun iştahlı olduğu bir dönemde güvenecek birini bulmak pek mümkün olmuyor. sade bir yalnızlık herhangi biri ile olmaktan iyidir.
low cost taşıyıcı olmak güvenliği sağlayan unsurlardan maliyet kısmak anlamına gelmemektedir. maliyet hesabı yapan herkes düşük güvenlik standartlarına bağlı olarak oluşacak bir kaza sebebiyle ortaya çıkabilecek olan yıllık milyonlarca dolar fazladan sigorta ödemelerini de hesaba katar. tüm pilotlarınızın ortalama uçuş saati kısaca tecrübesi bile sigorta şirketleri tarafından bu ödemeler hesaplanırken göz önünde bulundurulur.
low cost tanımını ortaya çıkaran ve dünya'daki en büyük low cost filosuna sahip olan southwest airlines'ın son 28 yılda 1 tane bile "ölümlü" kazası yoktur. toplam filo büyüklükleri 750+ uçak ile thy'nin iki katıdır. kısaca toplamda çok daha fazla uçuş yapmaktadırlar (buna bağlı olarak kaza yapma ihtimalleri de artmaktadır). thy ise aynı dönemde 1 milyon uçuşta 1.47 ölümlü kaza oranı ile "legacy" olarak tabir ettiğimiz taşıyıcılar arasında kaza ortalaması olarak son derece üst sıralarda yer almaktadır. pegasus 1990 yılında kurulmasına rağmen (istatistikler ile aynı dönem) ilk ölümlü kazasını bu yıl yaşamıştır. aynı dönemde sayısını kesin olarak hatırlamamakla birlikte thy'nin totalde 200'den fazla insanın hayatını kaybettiği birden fazla sayıda kazası bulunmaktadır. aklıma ilk anda gelenler diyarbakır, van, adana, amsterdam vb... thy'nin van kazası da pegasus'un kaptanlarına pas geçmemeleri ya da divert etmeleleri için baskı yaptığı şeklinde sunulan haberler ile aynı sebepten gerçekleşmiştir (en azından bu sebeplerden bir tanesidir)
thy'nin sadece son 3 ayda 2 uçağının başına pegasus'un son kazasından önce yaşadığı gibi olaylar geldi. 12 airbus 320 neo'yu da motor problemleri nedeniyle yere indirdiler (sorunlu motor seçimi) fakat bu haberler şirket medya tarafından kollandığı için insanlar tarafından duyulmamakta. son 2 yıla bakarsanız da thy'nin karıştığı olay sayısı pegasus'dan fazla sayıdadır. https://avherald.com/ bu sitenin arama bölümüne thy ve pegasus yazıp kırmızı ve turuncu olayları incelerseniz bile rahatlıkla görebilirsiniz.
ne yazık ki çoğu türk insanı gibi bu başlıktaki insanlarda 2-3 sayfa şey okuyarak uzman kesilip yorum yapıyorlar. gerçekte ise bilginiz yok fikriniz var. bazı şeyleri zorlamayın, bu konular sizi aşar.
low cost tanımını ortaya çıkaran ve dünya'daki en büyük low cost filosuna sahip olan southwest airlines'ın son 28 yılda 1 tane bile "ölümlü" kazası yoktur. toplam filo büyüklükleri 750+ uçak ile thy'nin iki katıdır. kısaca toplamda çok daha fazla uçuş yapmaktadırlar (buna bağlı olarak kaza yapma ihtimalleri de artmaktadır). thy ise aynı dönemde 1 milyon uçuşta 1.47 ölümlü kaza oranı ile "legacy" olarak tabir ettiğimiz taşıyıcılar arasında kaza ortalaması olarak son derece üst sıralarda yer almaktadır. pegasus 1990 yılında kurulmasına rağmen (istatistikler ile aynı dönem) ilk ölümlü kazasını bu yıl yaşamıştır. aynı dönemde sayısını kesin olarak hatırlamamakla birlikte thy'nin totalde 200'den fazla insanın hayatını kaybettiği birden fazla sayıda kazası bulunmaktadır. aklıma ilk anda gelenler diyarbakır, van, adana, amsterdam vb... thy'nin van kazası da pegasus'un kaptanlarına pas geçmemeleri ya da divert etmeleleri için baskı yaptığı şeklinde sunulan haberler ile aynı sebepten gerçekleşmiştir (en azından bu sebeplerden bir tanesidir)
thy'nin sadece son 3 ayda 2 uçağının başına pegasus'un son kazasından önce yaşadığı gibi olaylar geldi. 12 airbus 320 neo'yu da motor problemleri nedeniyle yere indirdiler (sorunlu motor seçimi) fakat bu haberler şirket medya tarafından kollandığı için insanlar tarafından duyulmamakta. son 2 yıla bakarsanız da thy'nin karıştığı olay sayısı pegasus'dan fazla sayıdadır. https://avherald.com/ bu sitenin arama bölümüne thy ve pegasus yazıp kırmızı ve turuncu olayları incelerseniz bile rahatlıkla görebilirsiniz.
ne yazık ki çoğu türk insanı gibi bu başlıktaki insanlarda 2-3 sayfa şey okuyarak uzman kesilip yorum yapıyorlar. gerçekte ise bilginiz yok fikriniz var. bazı şeyleri zorlamayın, bu konular sizi aşar.
yine darbe ayağına hangi antidemokratik düzenlemeler yapılacak acaba. darbe yapacaklar diye babacan'in partisini anında kapatmasınlar:)))
fenerbahçenin her zamanki gibi yine ''sezon gitti bari gs'ye yenilmeme geleneğini sürdürelim'' düşüncesiyle çıkacağı, gs'nin ise '' buradan 1 puan alsak iyidir, sonunda şampiyon olalım da'' diyerek geleceği kadıköy derbisi. her sene aynı şey amk, ya beraberlik olur ya da fener alır. izlemeye bile değmez artık bu maçlar...
gunlerdir asya’da donup dolasan ve hicbir ulkenin istemedigi bir cruise ship vardi. adamlar “bizim yolcularimizda corina virusu olamaz, neden kimse istemiyor?” diye yakiniyorlardi. en son kambocya bunlari kabul edip, yolculari da kambocya basbakani operek karsilamisti. bugunku test sonuclarina gore o yolcularda da corona virusu tespit edilmis. yani, kambocya basbakani da bu virusu kapmis olabilir :)
opucuk : https://metro.co.uk/…d-kisses-cambodia-pm-12239636/
virus : https://www.channelnewsasia.com/…-malaysia-12438790
opucuk : https://metro.co.uk/…d-kisses-cambodia-pm-12239636/
virus : https://www.channelnewsasia.com/…-malaysia-12438790
felsefe, eski yunan'da bilgeliğin sevgisidir. temeli, merak ve sorgulamaya dayanır. sokrates, "bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir." derken bunu kast ediyordu. felsefe de bilim gibi kuşku duyar.
etrafınıza bir bakın; kaç kişi bilgeliği seviyor olabilir? dogmaları gerçek olarak kabul eden, sorgulamayan, sorgulayana iyi gözle bakmayan bir toplumda felsefe kendisine bir yer bulabilir mi?
bu toplum geriye itilirken egemen kültür, "felsefe yapma!" diyordu. soru sormak ayıplanıyordu. inanmak, felsefenin yerini böyle aldı. "inanmak" sadece dini inanç anlamında değil, o sırada geçerli, genel kabul gören ve pompalanan ne varsa ona, araştırmadan, kuşku duymadan, inanmayı seçmek anlamında. çünkü bir yandan da kitlelere "hayat boştur, düşünmeye değmez, beyin yanar" şırınga ediliyordu. eğitim kolaylaştırıldı, bu yapıya uyduruldu ama felsefe ve sorgulama özendirilmedi. özendirilme şöyle dursun, itildi, kakıldı, küçümsendi. daha ne olsun?
felsefe "yandı, bitti, kül oldu."
elimizde kalanlar arasında artık felsefe yoktur ve olmayacak.
etrafınıza bir bakın; kaç kişi bilgeliği seviyor olabilir? dogmaları gerçek olarak kabul eden, sorgulamayan, sorgulayana iyi gözle bakmayan bir toplumda felsefe kendisine bir yer bulabilir mi?
bu toplum geriye itilirken egemen kültür, "felsefe yapma!" diyordu. soru sormak ayıplanıyordu. inanmak, felsefenin yerini böyle aldı. "inanmak" sadece dini inanç anlamında değil, o sırada geçerli, genel kabul gören ve pompalanan ne varsa ona, araştırmadan, kuşku duymadan, inanmayı seçmek anlamında. çünkü bir yandan da kitlelere "hayat boştur, düşünmeye değmez, beyin yanar" şırınga ediliyordu. eğitim kolaylaştırıldı, bu yapıya uyduruldu ama felsefe ve sorgulama özendirilmedi. özendirilme şöyle dursun, itildi, kakıldı, küçümsendi. daha ne olsun?
felsefe "yandı, bitti, kül oldu."
elimizde kalanlar arasında artık felsefe yoktur ve olmayacak.