felsefe 'ben kimim' diye sorarken, bizim çılgın türklerin favori sorusu sen kimsin'dir.
Sık geçen başlıklar
türkiye'de felsefenin tutmama sebebi 4
ekşi'de görfelsefe ortadoğuda lükstür, insanlar kaygılı. toplumun büyük bir kesimi ödeyeceği faturaları ve ayın sonunu getirmeyi hesaplıyor.
neden yaşıyorum, sorusunu sorabilmek için önce nasıl yaşıyorum sorusuna yanıt vermek zorundalar.
dini sadece 6 iman 5 islam şartına indirgemek. sorgulayınca tekfir olmaktan korkmak, halbuki hikmet vardır ve tefekkür en büyük ibadetlerden biridir. dini yanlış algılamak, algılamamak.
çok okuma komünist olursun, diyerek yetiştirilmek :) farklı olanı ötekileştirmek. bunu bırakın başkasında görüp hoşgörmeyi, canı gibi sevdiği evladı kendinden başka şekilde düşünse tahammül edilmemesi
fanatizm ve yobazlık.
okumamak
düşünce süreçlerine girmekten korkmak
edit: anlatım bozukluğu
neden yaşıyorum, sorusunu sorabilmek için önce nasıl yaşıyorum sorusuna yanıt vermek zorundalar.
dini sadece 6 iman 5 islam şartına indirgemek. sorgulayınca tekfir olmaktan korkmak, halbuki hikmet vardır ve tefekkür en büyük ibadetlerden biridir. dini yanlış algılamak, algılamamak.
çok okuma komünist olursun, diyerek yetiştirilmek :) farklı olanı ötekileştirmek. bunu bırakın başkasında görüp hoşgörmeyi, canı gibi sevdiği evladı kendinden başka şekilde düşünse tahammül edilmemesi
fanatizm ve yobazlık.
okumamak
düşünce süreçlerine girmekten korkmak
edit: anlatım bozukluğu
felsefe, eski yunan'da bilgeliğin sevgisidir. temeli, merak ve sorgulamaya dayanır. sokrates, "bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir." derken bunu kast ediyordu. felsefe de bilim gibi kuşku duyar.
etrafınıza bir bakın; kaç kişi bilgeliği seviyor olabilir? dogmaları gerçek olarak kabul eden, sorgulamayan, sorgulayana iyi gözle bakmayan bir toplumda felsefe kendisine bir yer bulabilir mi?
bu toplum geriye itilirken egemen kültür, "felsefe yapma!" diyordu. soru sormak ayıplanıyordu. inanmak, felsefenin yerini böyle aldı. "inanmak" sadece dini inanç anlamında değil, o sırada geçerli, genel kabul gören ve pompalanan ne varsa ona, araştırmadan, kuşku duymadan, inanmayı seçmek anlamında. çünkü bir yandan da kitlelere "hayat boştur, düşünmeye değmez, beyin yanar" şırınga ediliyordu. eğitim kolaylaştırıldı, bu yapıya uyduruldu ama felsefe ve sorgulama özendirilmedi. özendirilme şöyle dursun, itildi, kakıldı, küçümsendi. daha ne olsun?
felsefe "yandı, bitti, kül oldu."
elimizde kalanlar arasında artık felsefe yoktur ve olmayacak.
etrafınıza bir bakın; kaç kişi bilgeliği seviyor olabilir? dogmaları gerçek olarak kabul eden, sorgulamayan, sorgulayana iyi gözle bakmayan bir toplumda felsefe kendisine bir yer bulabilir mi?
bu toplum geriye itilirken egemen kültür, "felsefe yapma!" diyordu. soru sormak ayıplanıyordu. inanmak, felsefenin yerini böyle aldı. "inanmak" sadece dini inanç anlamında değil, o sırada geçerli, genel kabul gören ve pompalanan ne varsa ona, araştırmadan, kuşku duymadan, inanmayı seçmek anlamında. çünkü bir yandan da kitlelere "hayat boştur, düşünmeye değmez, beyin yanar" şırınga ediliyordu. eğitim kolaylaştırıldı, bu yapıya uyduruldu ama felsefe ve sorgulama özendirilmedi. özendirilme şöyle dursun, itildi, kakıldı, küçümsendi. daha ne olsun?
felsefe "yandı, bitti, kül oldu."
elimizde kalanlar arasında artık felsefe yoktur ve olmayacak.
felsefenin tutmaması ne olm? bu başlık bile absürt