Sık geçen başlıklar

ali babacan'ın alacağı oy oranı 4

ekşi'de gör
her zaman söylüyorum;
ekşi sözlük’ün çomarı malum partinin çomarından bile daha beter diye...

%1 alamayacak diyenler var, yok siyasal islam vs diyenler var. ben oy vermem babayı alır diyenler var... çomarsınız işte.

mesele ekşi sözlük’te yazanların oy vermesi değil. mesele %30 alması da değil.
ben de babacan’a oy vermem, o ayrı.
buradaki asıl mesele;
babacan akapeden %2 oy alsa akape iktidarı biter. zaten koltuk ittifakı şu sıralar %50’yi bile bulamıyor.
burada zaten mesele bu koltuk ittifakını bitirmek. burada ali babacan’ın alacağı %2 oy bile ülkeyi değiştirir. fakat ekşici çomar diyor ki; ‘%2 alır, siyaset çöplüğüne karışır.’

ulan o %2 ile ülkenin kaderi değişir.
fakat ekşi sözlük ‘herkesin çok şeyi bildiğini iddia ettiği ama kimsenin bir sik bilmediği çomar yuvası’ işte.
davutoğlu’nun da malum tabandan %2 kırptığını düşünsenize? oy hırsızlığıyla bile toparlayamazlar o zaman.

neyse; ekşici çomarlara anlatamazsın.

not: atatürkçüyüm. sağ partilerle işim olmaz. sağ partiler içinde sadece iyi parti’ye sempati duyuyorum.
ali babacan'ın 2 saat süren yayınını başından sonuna pürdikkat izledim..
ilk anda bir şey yazmak istemedim.
aradan zaman geçmesini bekledim ki sakin kafayla yazayım diye düşündüm..

sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim..
hayatında ak parti'ye oy vermeyen biri olarak ali babacan'ın duruşunu, konuşmasını, anlatış tarzını sevdim..
bana samimi geldi..
geçmişteki günahları konusunda da samimiydi..
gerçeklerden bağını koparmamış "özde siyasal islamcı" birini ekranda görmek iyi geldi..
"oyunu verir misin?" dersen cevapım tabi ki "hayır"
ama benim gibi uçta olan birini bile etkileyen birisi emin olun ak parti tabanında derin kırılmaya yol açar..
ben biraz bunun nedenlerini ve niçinlerini yazmak istiyorum

2 saatlik yayından aklında ne kaldı?
ya da sana göre en flaş cümlesi ne derseniz;
cevabım net
"türkiye'nin karanlık bir tünele girdiğini gördük, bu adımı atmasaydık ileride çocuklarımızın yüzüne bakamazdık"
size bu cümle belki sıradan gelebilir..
ama benim gibi siyasete az biraz meraklı ve ak parti ile erdoğan'ı yakından takip ediyorsanız bu cümlenin aslında ne kadar ağır bir cümle olduğunu fark edeceksiniz..
işte aslında bana bu satırları yazdıran da babacan'ın kurduğu bu cümle

bu sözün anlamını kavrayabilmek ve doğru anlatabilmek için ben biraz geçmişe;
2001 yılına dönmek istiyorum..
ak parti'nin kurulduğu ilk yıllara
o zaman az biraz siyaset bilen herkes erdoğan ve ak parti'nin gizli ajandasının farkındaydı..
bunun önüne geçmek için de bazı adımlar attılar..
ama erdoğan ve o dönem yanında olan "dava arkadaşlarım" dediği gül ve babacan başta yakın adamları hiçbir gizli ajandalarının olmadığı konusunda hemfikirdi..
önlerini kesmek için atılan adımları da demokratik siyasete müdahale olarak sundular kamuoyuna..
hatta o dönemin bazı cumhuriyet elitleri "ülkede kurumlar var" diyerek ismini vermeden askeri tarif ediyor;
erdoğan ve ekibinin kafasındaki planı uygulayamayacağını iddia ediyordu

17 yılın sonunda geldiğimiz nokta net;
erdoğan kafasındaki tüm adımları teker teker attı.
polis-adliye operasyonlarıyla tehdit ederek, korkutarak bütün kurumların içini boşalttı
bir şekillde kendine bağımlı yaptı.
bugün "tek adam" adını verdiğimiz kendisi ve yakın çevresi dışında hiç kimseye bir faydası olmayan rejim inşa edildi..
yani sözün özü 2001'de "şunlar şunlar olacak" diyen kişilerin bütün öngörüleri ortaya çıktı..
reel politik sonuçta neden-sonuç ilişkisi...
bazı şeylerin yaşanacağını bilmek için siyaset doktorası yapmaya gerek yok..

gelelim bugüne
gül ve babacan başta o dönem birlikte yola çıkanlar geç de olsa kullanılıp bir kenara atıldıklarının farkına vardı..
yarattıkları canavarın birgün kendilerini yiyeceğini hesap edemediler
farkına vardıkları gün "tünelin ucunun karanlık bir yere çıktığını" anladılar..
partileşme adımını attılar...

peki bundan sonra ne olacak?
bu hareket tek başına iktidar olmak için kurulmuyor..
zaten mevcut konjonktürde rte de dahil hiç kimsenin tek başına iktidar olma şansı yok..
ittifak kurmak zorundalar..

peki kimle ittifak kuaracaklar?
herkes siyaseti cumhur-millet ittifakı olarak 2 kutuplu düşünüyor..
bu işin en çok ekmeğini yiyen de erdoğan-bahçeli ikilisi..
ama artık o ekmeği yemeleri zor..
büyük ihtimal sağ kanatta yeni bir ittifak kurulacak..
ak parti-mhp blokunun karşısında yeni bir blok..
iyi parti-saadet partisi-demokrat parti-babacan-davutoğlu
bir chp'li ya da hdp'linin babacan ya da davutoğlu'na oy vermesini imkansız görüyorum..
ama iyi partili ya da saadet partili birisinin babacan'a ya da davutoğlu'na oy vermesi daha olası
yani iyi parti ya da saadet de tabanlarını korumak istiyorlarsa yeni kurulan bu partilerle ittifaka mecbur..
ellerindekini kaybetmek istemiyorlarsa

peki babacan ak parti tabanından oy alır mı?
bu soruya da cevap verip etry'mi sonlandıracağım..
cevabım "evet"
çünkü muhafazakar ailelerin çocukları dışarıda iyi okullarda okudu;
çoğu 2-3 yabancı dil biliyor..
hepsi şimdi aile şirketlerinin yönetimindeler;
yakın zamanda da başına geçmeye hazırlanıyor..
dışarıyla da herkesten daha çok entegreler..
yani abd'de avrupa'da ne olup bittiğini yakından takip ediyorlar..
şimdi yazacaklarım size saçma gelebilir ama onların önceliği türban ya da daha iyi bir muhafazakar yaşam değil..
onların önceliği finansal açıdan mevcudu korumak ve de büyütmek..
yani yönetimine geçtikleri aile şirketlerini daha iyi bir konuma getirmek..
bunun erdoğan'ın ve damadının bile inanmadığı politikalarla olmasını imkansız görüyorlar..
babacan gibi ekonomiyi bilen ve daha temiz biriyle yola devam etmek daha akılcı geliyor
o yüzden de babacan'ın şansının yüksek olduğunu düşünüyorum..
tek sorun erdoğan'ın öngörüleyemeyen ve de kestirilemeyen pragmatik bir siyasetçi olması..
gül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığı önlemek için sözcüsü ve genelkurmay başkanını helikopterle gönderen erdoğan'dan her adım beklenebilir..
erdoğan o adımları atar mı?
ya da kendi geçtiği yollardan babacan'ın geçmesine yardımcı olacak mı?
bunları da hep beraber yaşayarak göreceğiz..