dostoyevski'nin budala'sını buna örnek olarak verebiliriz. tamamen kişisel nedenlerden ötürü böyle düşünüyorum. zira, varoluşundan beri saflık ve iyilik timsali insanların anlaşılamamaları, hor görülmeleri, alaya alınmaları, kaybetmeleri, üzülmeleri, dışlanmaları ve özellikle tokat(gerçek/mecazî anlamda) yedikleri zaman şaşkınlıkla diğer yanaklarını dönmeleri beni her daim derin hüzne sevk etmiştir.
yine, elinde olmayan sebeplerden dolayı sevgilisi veya eşi tarafından aldatılan insanlara tanıklık edince büyük bir öfke ve hüzne tutuluyorum. örneğin, akıl hastalığına tutulmuş birisini sırf bu yüzden aldatan eş/sevgili dünyanın en iğrenç insanı olabilir. aldatmak, dünyanın en iğrenç davranışı olabilir.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bu sözlükte bu kadar boş insan olacağını tahmin edemezdim. ülkenin cumhurbaşkanı çıkmış canlı yayında "ulan biz verdik o stadın parasını, bizim paralarımızla yaptırıldı, beşiktaş'a ne teşekkürü ediyorsun" cinsinden sözler söylüyor. millet bunu eleştireceğine hala çıkmış birileri "hahaha bak işte bu kuşlar şöyledir böyledir, hani siz yapmıştınız yaa falan" gibi ergence cümleler kuruyor. e size de böyle bir cumhurbaşkanı müstahak zaten. siz asıl eleştirilmesi gereken sözler yerine birbirinize laf yetiştirmeye çalışırsanız, millette ülkeyi kendi babasının malıymış gibi yönetir. ülkede yapılan her şeyi sanki kendi cebinden ödüyormuş gibi konuşur.
not: galatasaray
not: galatasaray
yahu şu maaş işini bilen varsa anlatıversinde anlayıverem
vay be helal olsun.
bi sanayici, ensesi kalin isadami duyar insallah bu cigligi.
bi sanayici, ensesi kalin isadami duyar insallah bu cigligi.
dikkatimi bir şey çekti. "aksi ispat edilene kadar masumiyet karinesi..." diye devam edem kısım...
burasını hukuk devleti sanıyorlar sanırım. sayın coni burası türkiye, burada iddia makamı suçu ispat etmek zorunda değil, suçlanan suçsuzluğunu ispat etmek zorunda. şaşırdınız değil mi? yeni türkiye...
burasını hukuk devleti sanıyorlar sanırım. sayın coni burası türkiye, burada iddia makamı suçu ispat etmek zorunda değil, suçlanan suçsuzluğunu ispat etmek zorunda. şaşırdınız değil mi? yeni türkiye...
(bkz: beyefendiye karı gönderelim)
akp'nin getirdiği yetkiler ile akp'lilerin içinden geçecek türkiye cumhuriyeti 1. ve son başkanıdır. allah size öyle bir oyun oynuyor ki siz hala oyunu yönettiğinizi zannediyorsunuz. bitişinizin ibretlik derecesi de zulmünüz ile doğru orantılı olacak.
akşener, sonrasında başkanlık sistemini de kaldıracak ve parlementer sisteme geri dönerek modern bir anayasanın yazılmasını da sağlayacaktır.
çünkü bu kadın hepinizden daha delikanlı ve verdiği sözleri tutan bir insan evladıdır.
akşener, sonrasında başkanlık sistemini de kaldıracak ve parlementer sisteme geri dönerek modern bir anayasanın yazılmasını da sağlayacaktır.
çünkü bu kadın hepinizden daha delikanlı ve verdiği sözleri tutan bir insan evladıdır.
yaz aylarında sabah duş almak, kış aylarında akşam duş almaktır efendim.
(bkz: şu an ayran olsa ne yerdin)
luke skywalker’ı (mark hamill’ın açıklamalarına dayanarak) çıldırmış ve korkak gibi göstermeleri en korktuğum şeydi; üzgünüm tam olarak öyle göstermişler. en azından fragmandan öyle görünüyor.
bir diğer çekincem de rey’e olağanüstü bir güç bahşetmeleriydi, o da olmuş. gücüyle dağı taşı çatlatan biri yapmışlar rey’i ve asıl ilginç olan bunun grand master luke’u ürkütmesi.
cesaretiyle koca imparatorluğu deviren ve karanlık lordu tekrar aydınlığa çeken luke skywalker nerede, bi öğrencisi karanlığa düştü diye aklını kaybeden luke skywalker nerede...
heyecanlanmadım diyemem, yine mal gibi heyecanlandım ama disney ya da mevcut lucas film yönetimiyle aynı pencereden bakmıyoruz biz bu evrene, çoktan alıştık zaten yitip giden star wars’a.
+ uzay savaşı sahneleri hiç fena durmuyor.
bir diğer çekincem de rey’e olağanüstü bir güç bahşetmeleriydi, o da olmuş. gücüyle dağı taşı çatlatan biri yapmışlar rey’i ve asıl ilginç olan bunun grand master luke’u ürkütmesi.
cesaretiyle koca imparatorluğu deviren ve karanlık lordu tekrar aydınlığa çeken luke skywalker nerede, bi öğrencisi karanlığa düştü diye aklını kaybeden luke skywalker nerede...
heyecanlanmadım diyemem, yine mal gibi heyecanlandım ama disney ya da mevcut lucas film yönetimiyle aynı pencereden bakmıyoruz biz bu evrene, çoktan alıştık zaten yitip giden star wars’a.
+ uzay savaşı sahneleri hiç fena durmuyor.
türkiye'nin öldüğü tarihtir 10 ekim 2015. artık birlikte yaşayan, ortak bir geçmişten gelip, ortak bir geleceği paylaşan insanlar değiliz. aynı dili konuşuyor olmamız kimseyi yanıltmasın.
bu ülke ankara garı önünde insanlar bombayla parçalandıktan sonra polisin meydana gaz bombalarıyla dalmasıyla, ölenlerin konya'da yuhlanmasıyla, cumhurbaşkanının patlama alanını ancak yabancı büyükelçilerden sonra kerhen ziyaret etmesi ve yazılı bir açıklamayla yetinmesiyle bitti.
üzerinden sadece iki yıl geçti. onyıllar geçmiş gibi geliyor.
bu ülke ankara garı önünde insanlar bombayla parçalandıktan sonra polisin meydana gaz bombalarıyla dalmasıyla, ölenlerin konya'da yuhlanmasıyla, cumhurbaşkanının patlama alanını ancak yabancı büyükelçilerden sonra kerhen ziyaret etmesi ve yazılı bir açıklamayla yetinmesiyle bitti.
üzerinden sadece iki yıl geçti. onyıllar geçmiş gibi geliyor.
ben bir süper kahramanım.
çünkü 2. yılımızda “gel beraber aynı şehirde üniversite okuyalım” diyen kız arkadaşımı kırmayarak aynı şehirde üniversite kazanıp sonra orada terk edilen biri olarak bunu atlattım.
devamında bali, esrar, skank, bonzai, extasty ve alkolü tedavi olmadan tek başıma bıraktım. kanım tertemiz.
davranış bozukluklarım vardı. aslında farkında bile değildim ama azıcık araştırdıktan sonra öyle olduğunu fark ettim ve artık tekrarlamıyorum. bunu tedavi görmeden bir anda kendim kestim.
nankör dostlarım yüzünden maddi sıkıntılar çektim ama yine yıkılmadım. sizden sonra 3 tane kredi kapattım. sizin elinizden anneniz babanız bile tutmadığında ben vardım yanınızda. bugün siz bi yerlere gelebildiyseniz benim sayemdedir. artık herkes kendi yoluna.
bugün ise siktiğimin onlarca yıllık zorunlu eğitim hayatı sayesinde değil de otodidakt öğrenme sayesinde bir yerlere geleceğim. çok güzel planlarım var, önüm açık.
babam olacak ikiyüzlü ahlaksız terliksiye de yakında siktiri çekeceğim. seninle büyümedim, gerisini tek de giderim.
hepiniz bir araya gelseniz bana yine zarar veremezsiniz. dedim ya ben bir süper kahramanım.
çünkü 2. yılımızda “gel beraber aynı şehirde üniversite okuyalım” diyen kız arkadaşımı kırmayarak aynı şehirde üniversite kazanıp sonra orada terk edilen biri olarak bunu atlattım.
devamında bali, esrar, skank, bonzai, extasty ve alkolü tedavi olmadan tek başıma bıraktım. kanım tertemiz.
davranış bozukluklarım vardı. aslında farkında bile değildim ama azıcık araştırdıktan sonra öyle olduğunu fark ettim ve artık tekrarlamıyorum. bunu tedavi görmeden bir anda kendim kestim.
nankör dostlarım yüzünden maddi sıkıntılar çektim ama yine yıkılmadım. sizden sonra 3 tane kredi kapattım. sizin elinizden anneniz babanız bile tutmadığında ben vardım yanınızda. bugün siz bi yerlere gelebildiyseniz benim sayemdedir. artık herkes kendi yoluna.
bugün ise siktiğimin onlarca yıllık zorunlu eğitim hayatı sayesinde değil de otodidakt öğrenme sayesinde bir yerlere geleceğim. çok güzel planlarım var, önüm açık.
babam olacak ikiyüzlü ahlaksız terliksiye de yakında siktiri çekeceğim. seninle büyümedim, gerisini tek de giderim.
hepiniz bir araya gelseniz bana yine zarar veremezsiniz. dedim ya ben bir süper kahramanım.
bir yapay zeka şirketindeki iş mülakatında "ik departmanını düşün, ai kullanarak onlara nasıl yardımcı olabilirsin" sorusunun ardından müthiş dumur olmuştum. "ulan ne yapıyor ki bunlar" filan diye düşünürken adamcağız bir de "mesela ne yapar ik, ordan düşünerek gidelim istersen, sesli düşün lütfen" diyince açıkçası biraz da panik olup "biraz düşünebilir miyim" diye süre istedim. sonra saydığım şeyler şunlardı :
- işe alır, işe alınabilecek kişi veritabanı oluşturur,
- performans ölçümü yapar, ödeme zam vs. belirler,
- sosyal etkinlikler vs düzenler takım ruhu adına,
- kağıt işleriyle uğraşır.
"peki nasıl geliştirebiliriz ik'yı yapay zeka ile?"
"valla öyle bir yapay zeka yaparsınız ki, ik diye bir şey kalmaz. bunların hepsi otomatikleştirilebilecek işler, 13 kişilik takımın tamamını işten çıkarıp, çıktı alıp posta gönderebilecek bir ofis boy alırsanız daha da iyi çalışır."
2. aşama olmasına rağmen, mülakatı yapan kişinin teknik biri değil ik'cı olduğunu öğrenmem, prosedürel bir iki soru daha ve reddediliş, kapanış, teşekkürler.
- işe alır, işe alınabilecek kişi veritabanı oluşturur,
- performans ölçümü yapar, ödeme zam vs. belirler,
- sosyal etkinlikler vs düzenler takım ruhu adına,
- kağıt işleriyle uğraşır.
"peki nasıl geliştirebiliriz ik'yı yapay zeka ile?"
"valla öyle bir yapay zeka yaparsınız ki, ik diye bir şey kalmaz. bunların hepsi otomatikleştirilebilecek işler, 13 kişilik takımın tamamını işten çıkarıp, çıktı alıp posta gönderebilecek bir ofis boy alırsanız daha da iyi çalışır."
2. aşama olmasına rağmen, mülakatı yapan kişinin teknik biri değil ik'cı olduğunu öğrenmem, prosedürel bir iki soru daha ve reddediliş, kapanış, teşekkürler.
boynuna geçirdiği balyoz madalyası belki de onu günü birinde milli savunma bakanı yapacak.
kaderin cilvesine bakın...
bazen başımıza korkunç olaylar gelir, suçsuz yere hapis yatarız.
sonra bir gün o yaşadığımız korkunç günler, bizi bambaşka yere taşır.
ali türkşen umarım bir gün çok büyük yerlere gelir. sana cumhurbaşkanlığı yaraşır komutanım.
kaderin cilvesine bakın...
bazen başımıza korkunç olaylar gelir, suçsuz yere hapis yatarız.
sonra bir gün o yaşadığımız korkunç günler, bizi bambaşka yere taşır.
ali türkşen umarım bir gün çok büyük yerlere gelir. sana cumhurbaşkanlığı yaraşır komutanım.
mutsuzluk, gelecek kaygısı, tutunacak bir şey bulamama.
cüneyt arkın'ın gençliği beyler. kumaşı avrupalı adamın
"bak makam aracı demiyorum. füze diyorum, seni korumak için lazım bu." diyen zevatın fikri.
bak benim de çok şahane fikrim var, makam arabalarını satıp füze alsınlar mesela, fedakarlıksa en iyisi bu???
şimdi siktirip gidebilirsin canım.
bak benim de çok şahane fikrim var, makam arabalarını satıp füze alsınlar mesela, fedakarlıksa en iyisi bu???
şimdi siktirip gidebilirsin canım.
napalım lan dalyarak sırbistan a gidip biz mi karşılayalım?
çok da umurumda olmayan ziyaret, ülkemiz için faydalı olduğunu düşünmüyorum.
edit: vakti zamanında zat ı mübarek hz lerini amariga ya gittiğinde karavana onbaşısı karşılamıştı, o gün ak trollerin sesi hiç çıkmıyordu. bu da böyle bir anımdır.
çok da umurumda olmayan ziyaret, ülkemiz için faydalı olduğunu düşünmüyorum.
edit: vakti zamanında zat ı mübarek hz lerini amariga ya gittiğinde karavana onbaşısı karşılamıştı, o gün ak trollerin sesi hiç çıkmıyordu. bu da böyle bir anımdır.
yakışıklı ve kendine bakan bir tipse, tanıdığınız süre içerisinde hiçbir kadın ile ilişki yaşamadıysa kesin gay değildir. böyle bir şey olabilir mi amk. benim uzun süredir ilişkim yok. hatta bu yaşıma kadar 2 ilişkim oldu. tipsiz bi adam da değilim kendime de bakarım. kendime bakmamın sebebi kendime olan saygım. one night stand istesem de yapamıyorum. düşüncesi bile rahatsız edici benim için. fıtratıma aykırı mk. fiziği ve yüzü güzel diye bir kadınla birlikte olmayı bırak yavşamam bile. bu durumda gay mı oluyorum? herkesi kendiniz gibi zevksiz am avcısı sanmayın. (bkz: nabzı atsın yeter)
adamın gay olup olmadığını merak ediyorsan bir akşam yemeğe davet edersin. bu samimiyet kurmak için iyi bir yol. sohbeti cinsel yönelimlere getirip oradan ağzını yoklarsın. bu şekilde de anlayamazsan çok zorlama. başka türlü de anlayamazsın zaten.
adamın gay olup olmadığını merak ediyorsan bir akşam yemeğe davet edersin. bu samimiyet kurmak için iyi bir yol. sohbeti cinsel yönelimlere getirip oradan ağzını yoklarsın. bu şekilde de anlayamazsan çok zorlama. başka türlü de anlayamazsın zaten.
(bkz: dünya kupası)
kadınlar meme
erkeklerde pipi vergisi ödesin
kediler kedi olduğu için direk vergiye tabi olmalılar.
ayrıca bazı çınar ağaçları belirli metreküp hacmin üzerine çıkarsa ek vergi vermeliler.
hayat bu kadar bedava olmamalı.
edit: adam hırs yapmış, bana laf falan sokmuş
tek cevabım var sana ey yazar " itden korkmam kemiksizim sikten korkmam deliksizim."
erkeklerde pipi vergisi ödesin
kediler kedi olduğu için direk vergiye tabi olmalılar.
ayrıca bazı çınar ağaçları belirli metreküp hacmin üzerine çıkarsa ek vergi vermeliler.
hayat bu kadar bedava olmamalı.
edit: adam hırs yapmış, bana laf falan sokmuş
tek cevabım var sana ey yazar " itden korkmam kemiksizim sikten korkmam deliksizim."
böyle rezalet olmaz olsun.
görüntü yan çekilmiş, ayrıca net değil.
insan zoom filan yapar, 16:9 full hd çeker de bu terörist sevicinin yediği dayağı güzelce izler iç yağlarımızı eritir, keyifle çayımı höpürtedirtim.
ha dayak olayımı, ona dayak demezler eğitim derler. dersini vermiş arkadaşlar ellerine sağlık.
görüntü yan çekilmiş, ayrıca net değil.
insan zoom filan yapar, 16:9 full hd çeker de bu terörist sevicinin yediği dayağı güzelce izler iç yağlarımızı eritir, keyifle çayımı höpürtedirtim.
ha dayak olayımı, ona dayak demezler eğitim derler. dersini vermiş arkadaşlar ellerine sağlık.
ilişkinin başında hızlı hababam sınıfı müziği
ilişkinin sonunda yavaş hababam sınıfı müziği
ilişkinin sonunda yavaş hababam sınıfı müziği
ilgili girdi
öncelikle ilgili girdi ile birkaç mesaj aldım (haklı olarak), bana soruyorlar. neden özlem tekin örneğinden gidildiğini. ya da yazının direkt özlem tekin taraflı olarak yazıldığını, onun nasıl desteklenmesi gerektiğini, ezildiğini anlatan bir yazı.
özlem tekin örneğini verdim çünkü;
1- özlem tekin şebnem ferah ile aynı dönemde çıkmış bir isimdir. (piyasa albümü bazında aralarında 1 yıl kadar süre vardır.)
2-yıllardır süre gelen özlem tekin - şebnem ferah suni rekabetini çıkaran ben değilim. direkt medyanın kendisidir. bunda en büyük suç, özellikle müzik eleştirmenleridir.
3- yapılan bu suni karşılaştırmanın haricinde, bir de gerçekler vardır. bu iki ismin müzikal geçmişi çeşitli zaman dilimlerinde kesişmiştir. (volvox gibi)
doğal olarak özlem tekin karşılaştırması burada bazı noktaları açıklamak adına önemli bir noktadır. ha sen, özlem tekin'in müziği bırakmasını, muğla'da evinde domates yetiştirip, muhtar azalığı yapmasını başarısızlığına bağlıyorsan, sana söylenecek bir şey yoktur.
şimdi o ilgili girdi yerine, görünen o ki rahatsız olanlar için özlem tekin ismini kaldıralım, aslı ismini getirelim (aslı gökyokuş), aylin aslım ismini getirelim, meltem taşkıran ismini getirelim.
ha mesela, meltem taşkıran (bilmeyenler için egoist grubunun solisti) yine önemli bir noktadır. bu kadar yetenekli bir ismin ortaya çıkmamasını ne gibi olaylara borçluyuz? özge özkan solo çalışmalar yapacakken (catafalque bayan vokali) 2010 yıllarında bıçak gibi kesildi. bu isimler, solo çalışmalarını finanse edecek adamları bulamadılar. o adamlar aslında hep oradaydı ama yoktular işte. belki de çoğunuz özge özkan, meltem taşkıran isimlerini bilmiyorsunuz bile (90'lar rock kitlesi aşinadır elbet), medyanın süzgecinde geçe geçe işte; özlem tekin, şebnem ferah ikilisi geçti.
sonra neden özlem tekin karşılaştırması yapıyorsunuz diye sormayın. işte sebepler. sen çıkar oradan özlem tekin'i, meltem taşkıran'ı koy. sorun değil. asıl soruna odaklanın, isimlere değil.
öncelikle ilgili girdi ile birkaç mesaj aldım (haklı olarak), bana soruyorlar. neden özlem tekin örneğinden gidildiğini. ya da yazının direkt özlem tekin taraflı olarak yazıldığını, onun nasıl desteklenmesi gerektiğini, ezildiğini anlatan bir yazı.
özlem tekin örneğini verdim çünkü;
1- özlem tekin şebnem ferah ile aynı dönemde çıkmış bir isimdir. (piyasa albümü bazında aralarında 1 yıl kadar süre vardır.)
2-yıllardır süre gelen özlem tekin - şebnem ferah suni rekabetini çıkaran ben değilim. direkt medyanın kendisidir. bunda en büyük suç, özellikle müzik eleştirmenleridir.
3- yapılan bu suni karşılaştırmanın haricinde, bir de gerçekler vardır. bu iki ismin müzikal geçmişi çeşitli zaman dilimlerinde kesişmiştir. (volvox gibi)
doğal olarak özlem tekin karşılaştırması burada bazı noktaları açıklamak adına önemli bir noktadır. ha sen, özlem tekin'in müziği bırakmasını, muğla'da evinde domates yetiştirip, muhtar azalığı yapmasını başarısızlığına bağlıyorsan, sana söylenecek bir şey yoktur.
şimdi o ilgili girdi yerine, görünen o ki rahatsız olanlar için özlem tekin ismini kaldıralım, aslı ismini getirelim (aslı gökyokuş), aylin aslım ismini getirelim, meltem taşkıran ismini getirelim.
ha mesela, meltem taşkıran (bilmeyenler için egoist grubunun solisti) yine önemli bir noktadır. bu kadar yetenekli bir ismin ortaya çıkmamasını ne gibi olaylara borçluyuz? özge özkan solo çalışmalar yapacakken (catafalque bayan vokali) 2010 yıllarında bıçak gibi kesildi. bu isimler, solo çalışmalarını finanse edecek adamları bulamadılar. o adamlar aslında hep oradaydı ama yoktular işte. belki de çoğunuz özge özkan, meltem taşkıran isimlerini bilmiyorsunuz bile (90'lar rock kitlesi aşinadır elbet), medyanın süzgecinde geçe geçe işte; özlem tekin, şebnem ferah ikilisi geçti.
sonra neden özlem tekin karşılaştırması yapıyorsunuz diye sormayın. işte sebepler. sen çıkar oradan özlem tekin'i, meltem taşkıran'ı koy. sorun değil. asıl soruna odaklanın, isimlere değil.
arabanın yan koltuğunda, çalan şarkıya playback yaparak, seksi klip çeker gibi erotik bakışlar atıp hikaye paylaşan türk kızlarıdır.
onu bunu bilmem de bu tip ak çomarların böyle durumlar için önerdiği genel çözüm önerisinin farkındasınız di mi:
yasaklayalım
başka bir çözüm önerileri yok.
yasaklayalım.
düşünmüyor, alternatif üretmiyor, kaldıraç elde etmek zaten ne demek onun bile farkında değil...
anında yasaklıyor...
tatil için yurtdışına çıkmayı yasaklayaım, doları yasaklayalım, tek odalı evleri yasaklayalım, gülmeyi yasaklayalım...
yasaklarınızı s..eyim sizin.
insanca, uygarca, medenice, saygılı bir şekilde bir arada yaşamayı yasaklayın da tam olsun amk.
yasaklayalım
başka bir çözüm önerileri yok.
yasaklayalım.
düşünmüyor, alternatif üretmiyor, kaldıraç elde etmek zaten ne demek onun bile farkında değil...
anında yasaklıyor...
tatil için yurtdışına çıkmayı yasaklayaım, doları yasaklayalım, tek odalı evleri yasaklayalım, gülmeyi yasaklayalım...
yasaklarınızı s..eyim sizin.
insanca, uygarca, medenice, saygılı bir şekilde bir arada yaşamayı yasaklayın da tam olsun amk.
yüzyıllardır sulu zırtlak androposentrik çöpleri izleye izleye beyni süngere dönmüş dalyarak sentimental kitlenin suratına atılan tokattır r&m!!! kainattaki öneminiz kakadan tüten duman kadar! siktirin gidin disney izleyin ipneler! r&m bizimdir, bizim kalacak!
(bkz: o stadı verdiğimiz paralarla yaptılar) başlığında işlenen konu malum...
cumhurbaşkanı dün çıktı ve açıkça dedi ki;" o stadı beşiktaş yapmadı, biz yaptık, parasını biz ödedik."
stad yenilemesi söz konusu olduğu tarihten bu yana, katıldığı her platformda, uzatılan her mikrofona, "stadımızı biz kendimiz yaptık ve kimseden de bir kuruş yardım almadık" diyen, beşiktaş başkanı fikret orman'dan beklediğim davranıştır.
çıksın televizyonlara, açık açık söylesin, hesapları ortaya koysun, "bu stadı biz yaptık, cumhurbaşkanının söylediği doğru değil.." desin...
bu sert kaçar deniliyorsa, "sayın cumhurbaşkanımız yanlış bilgilendirilmiş" desin...
ama sanırım çıkamaz ve çıksa bile " sayın cımhırbışkınım ne derse doğrudur." dışında bir şey diyemez.
çünkü kargalar sürü halinde vs vs vs...
cumhurbaşkanı dün çıktı ve açıkça dedi ki;" o stadı beşiktaş yapmadı, biz yaptık, parasını biz ödedik."
stad yenilemesi söz konusu olduğu tarihten bu yana, katıldığı her platformda, uzatılan her mikrofona, "stadımızı biz kendimiz yaptık ve kimseden de bir kuruş yardım almadık" diyen, beşiktaş başkanı fikret orman'dan beklediğim davranıştır.
çıksın televizyonlara, açık açık söylesin, hesapları ortaya koysun, "bu stadı biz yaptık, cumhurbaşkanının söylediği doğru değil.." desin...
bu sert kaçar deniliyorsa, "sayın cumhurbaşkanımız yanlış bilgilendirilmiş" desin...
ama sanırım çıkamaz ve çıksa bile " sayın cımhırbışkınım ne derse doğrudur." dışında bir şey diyemez.
çünkü kargalar sürü halinde vs vs vs...
kasiyerlerinin görev tanımında poşete ürün doldurmak yoktur.
bazı marketlerde bu işi bahşiş karşılığı veya maaşla yapan personel bulunsa da süpermarketlerde yaygın bir uygulama yok, boşuna element uydurmayın.
adamın görevi size ürün faturalandırmaksa onu yapmış. poşet lazımsa vermiş. ürünlerinizi paketleyip çıkarmak sizin göreviniz.
koskoca bim'in 150 liralık sepete ihtiyacı yok. zaten o alışverişten ettikleri kar 10-15 tl'yi de geçmez.
gidin macrocenter'dan alışveriş yapın, aracınıza kadar da uğurlarlar belki hem.*
bazı marketlerde bu işi bahşiş karşılığı veya maaşla yapan personel bulunsa da süpermarketlerde yaygın bir uygulama yok, boşuna element uydurmayın.
adamın görevi size ürün faturalandırmaksa onu yapmış. poşet lazımsa vermiş. ürünlerinizi paketleyip çıkarmak sizin göreviniz.
koskoca bim'in 150 liralık sepete ihtiyacı yok. zaten o alışverişten ettikleri kar 10-15 tl'yi de geçmez.
gidin macrocenter'dan alışveriş yapın, aracınıza kadar da uğurlarlar belki hem.*
on sekiz yaşında bir kızın çıkıp yetenek yarışmasında, yetenek diye sunduğu şey nasıl bu olabilir, aklım almıyor. seksi figürlerle dans etse o yine kabul edilebilir ama burada yapılan sadece bedenini sergilemek. oraya çıkıp kim popo sallasa alkışlanacak, popüler edilecek bunun farkında mı değil, yoksa farkında da bundan mı besleniyor; kendine azıcık bile mi saygısı yok. anlayamıyorum. videoyu ben de mavili jüri üyesinin bakışlarıyla izledim, başkası adına utanarak ve üzülerek.
edit: ekşi sözlük ezik timi harekete geçti ve twerk yapamadığım için bok attığım iddia edildi. allah twerk yapamamaktan başka dert vermesin be, ne diyeyim...
edit: ekşi sözlük ezik timi harekete geçti ve twerk yapamadığım için bok attığım iddia edildi. allah twerk yapamamaktan başka dert vermesin be, ne diyeyim...
seçilmesi garantidir.
kongre üyelerinin en büyük derdi havuz imkanlarından faydalanmak, yürüyüş yolu yapılması ve ucuz yiyip içmek olduğu için fenerbahçe beşinci olmuş, on yıl şampiyonlar ligine gidememiş, küme düşmüş zerre kadar önemi yok. kulübün imkanlarından faydalanmak herşeyin önüne geçmiş.
kongre üyelerinin en büyük derdi havuz imkanlarından faydalanmak, yürüyüş yolu yapılması ve ucuz yiyip içmek olduğu için fenerbahçe beşinci olmuş, on yıl şampiyonlar ligine gidememiş, küme düşmüş zerre kadar önemi yok. kulübün imkanlarından faydalanmak herşeyin önüne geçmiş.
valla bu sekilde 1000lerce fotograf var, basbakan, cumhurbaskani, bakanlar, milletvekilleri vs.
o meymenetsiz, cakal surusune gidecegine, kesinlikle hicbir cikarlari olmadan bin bir zorlukla bize bu gururu yasatanlara verilmelidir.
ha verilir mi, benim hic umudum yok. ne o futbolcu musveddeleri ne de yoneticiler boyle bir karar almaz.
ve o kiliksizlara verilen para icinde benim bir kurusum bile varsa da zehir zikkim haram olsun insallah, amin.
ha verilir mi, benim hic umudum yok. ne o futbolcu musveddeleri ne de yoneticiler boyle bir karar almaz.
ve o kiliksizlara verilen para icinde benim bir kurusum bile varsa da zehir zikkim haram olsun insallah, amin.
gerçekleri unutmayalım.
yaşananları her şeye rağmen, ne kadar acı olursa olsun, ne kadar rahatsız ederse etsin, ne kadar unutmak istersek isteyelim hatırlayalım. öyle bir basın var ki artık, tarih bizim hafızalarımızda kalanlarla yazılacak.
yaklaşık 2 sene önce iki askerimiz kaçırıldı ve bundan yaklaşık 10 ay önce de iki gencecik çocuğun cayır cayır, anne çığlıkları atarak yakıldığını, vahşice öldürüldüğünü gördük. videolar için montaj, bunlar uydurma görüntüler, halkı galeyana getirmek için yapıldı dedi yetkililer. ben bu çocuklardan birinin anne babası olsam dünyada hiçbir şeye inanmadığım kadar inanırdım o yetkililere. ağızlarından çıkan bu cümlelerin gerçekliği hayatta tutardı beni. muhtemelen de öyle oldu.
demek ki insan gelmeyeceğini bildiği halde beklemeye de bir yere kadar dayanıyormuş. sefter taş'ın babası sonunda gaiplik davası açtı. ben bu ne demek bilmiyordum bu haberi okuyana kadar. keşke hiç bilmeseydim. yani diyor ki baba "benim oğlum askere gitti, sonra bir daha dönmedi, birileri dedi ki oğlun öldü ama annesi oğlumuz gelecek diye bekliyor hala, her gün ağlayarak, ilaçlar alarak bekliyor sefer gelecek diye. öldüyse öldü deyin, oğlumdan bir haber verin" (allah kahretsin, nefesim daralıyor yazarken bile. bu insanlar yaşadı, yaşıyor hala. nasıl dayanıyorlar bilmiyorum)
davanın açılmasından 3 gün sonra evlerinin kapısını garnizon komutanı ve kaymakam çalıyor. diyorlar ki "oğlunuz öldü, o görüntüler gerçek, emin olmak için bekledik. ama merak etmeyin ığdır'da sizin köyün mezarlığına bir anıt mezar yapacağız, oğlunuz için de şehitlik verilecek"
kendinizi o ailenin yerine koyun diyemiyorum çünkü şu durduğum yerden bile acı çok gerçek ve çok keskin. çocuğumun anne çığlıkları atarak yandığını bilerek yaşamak nasıldır diye sormuyorum, bu ancak filmlerde, dizilerde olur.
bir hiç için, koskaca bir hiç için bir ailenin can'ı gitti. hem de bir canlının başına gelebilecek en korkunç şekilde.
ali ismail dövülerek öldürüldüğünde emel anne "keşke kurşunla vurulsaydı, çok canı yandı oğlumun." demişti. sefter'in annesi nasıl bir ölüm isterdi acaba.
bu ülke çocuklarına daha az acılı ölümlerin hayalini kuran annelerin ülkesi artık.
bunu unutmayın.
yaşananları her şeye rağmen, ne kadar acı olursa olsun, ne kadar rahatsız ederse etsin, ne kadar unutmak istersek isteyelim hatırlayalım. öyle bir basın var ki artık, tarih bizim hafızalarımızda kalanlarla yazılacak.
yaklaşık 2 sene önce iki askerimiz kaçırıldı ve bundan yaklaşık 10 ay önce de iki gencecik çocuğun cayır cayır, anne çığlıkları atarak yakıldığını, vahşice öldürüldüğünü gördük. videolar için montaj, bunlar uydurma görüntüler, halkı galeyana getirmek için yapıldı dedi yetkililer. ben bu çocuklardan birinin anne babası olsam dünyada hiçbir şeye inanmadığım kadar inanırdım o yetkililere. ağızlarından çıkan bu cümlelerin gerçekliği hayatta tutardı beni. muhtemelen de öyle oldu.
demek ki insan gelmeyeceğini bildiği halde beklemeye de bir yere kadar dayanıyormuş. sefter taş'ın babası sonunda gaiplik davası açtı. ben bu ne demek bilmiyordum bu haberi okuyana kadar. keşke hiç bilmeseydim. yani diyor ki baba "benim oğlum askere gitti, sonra bir daha dönmedi, birileri dedi ki oğlun öldü ama annesi oğlumuz gelecek diye bekliyor hala, her gün ağlayarak, ilaçlar alarak bekliyor sefer gelecek diye. öldüyse öldü deyin, oğlumdan bir haber verin" (allah kahretsin, nefesim daralıyor yazarken bile. bu insanlar yaşadı, yaşıyor hala. nasıl dayanıyorlar bilmiyorum)
davanın açılmasından 3 gün sonra evlerinin kapısını garnizon komutanı ve kaymakam çalıyor. diyorlar ki "oğlunuz öldü, o görüntüler gerçek, emin olmak için bekledik. ama merak etmeyin ığdır'da sizin köyün mezarlığına bir anıt mezar yapacağız, oğlunuz için de şehitlik verilecek"
kendinizi o ailenin yerine koyun diyemiyorum çünkü şu durduğum yerden bile acı çok gerçek ve çok keskin. çocuğumun anne çığlıkları atarak yandığını bilerek yaşamak nasıldır diye sormuyorum, bu ancak filmlerde, dizilerde olur.
bir hiç için, koskaca bir hiç için bir ailenin can'ı gitti. hem de bir canlının başına gelebilecek en korkunç şekilde.
ali ismail dövülerek öldürüldüğünde emel anne "keşke kurşunla vurulsaydı, çok canı yandı oğlumun." demişti. sefter'in annesi nasıl bir ölüm isterdi acaba.
bu ülke çocuklarına daha az acılı ölümlerin hayalini kuran annelerin ülkesi artık.
bunu unutmayın.
michigan üniversitesi'nde devletle ortak yürütülen gizli bir proje var. projede yer alan arkadaşımla bir akşam içmiştik. içkiliyken ağzından kaçırdığı şey şuydu:
yapay zeka çoktandır üzerinde çalışılan bir şey ve beş yıla kadar yapay zekanın insanlığı karşısına alacağı planlı bir savaş başlayacak. bir nevi tiyatro.
çünkü dünyada 8 milyar insan var ve bunun azalması şart. psikolojide causeless blame diye bir mekanizma var bilen bilir. yapay zekaların yaptığı bir katliamda kimse suçlu durumuna düşmeyecektir. fatura asilerce emperyalizme, kısa vadede insanlığa, uzun vadede makinelere kesilecektir.
savaşın çıkma sebebi ise son derece bariz: aşure. arkadaşımın dahil olduğu projede insan yapımı her şeyi bir context'e bağlamaya çalışan, insan yapımı her şeyi anlamlandıran yapay zekâların, anlam veremedikleri tek şey aşure olmuş.
a.ş.k.ı.m. (aşure killer ıntelligence master) adı verilen son yapay zeka, aşurenin "incir sapı, üzüm çöpü gibi bir şeyleri birleştirip sıcak kusmuk oluşturalım" temeline dayanan mantığını çözememiş ve bu problemin varoluşsal olduğuna karar vermiş. insanlar bu saçma aşure mantığına dayalı olarak yaşayan hatalı yaşam formlarıymış. toplum yapımız bile aşureye benziyormuş. bu problemin giderilmesi için ilk etapta insanlığın %80inin gözden çıkarılması gerekecekmiş.
yapay zeka çoktandır üzerinde çalışılan bir şey ve beş yıla kadar yapay zekanın insanlığı karşısına alacağı planlı bir savaş başlayacak. bir nevi tiyatro.
çünkü dünyada 8 milyar insan var ve bunun azalması şart. psikolojide causeless blame diye bir mekanizma var bilen bilir. yapay zekaların yaptığı bir katliamda kimse suçlu durumuna düşmeyecektir. fatura asilerce emperyalizme, kısa vadede insanlığa, uzun vadede makinelere kesilecektir.
savaşın çıkma sebebi ise son derece bariz: aşure. arkadaşımın dahil olduğu projede insan yapımı her şeyi bir context'e bağlamaya çalışan, insan yapımı her şeyi anlamlandıran yapay zekâların, anlam veremedikleri tek şey aşure olmuş.
a.ş.k.ı.m. (aşure killer ıntelligence master) adı verilen son yapay zeka, aşurenin "incir sapı, üzüm çöpü gibi bir şeyleri birleştirip sıcak kusmuk oluşturalım" temeline dayanan mantığını çözememiş ve bu problemin varoluşsal olduğuna karar vermiş. insanlar bu saçma aşure mantığına dayalı olarak yaşayan hatalı yaşam formlarıymış. toplum yapımız bile aşureye benziyormuş. bu problemin giderilmesi için ilk etapta insanlığın %80inin gözden çıkarılması gerekecekmiş.
ülkemizde lecturer ve researcher ayrımının akademisyenlik mesleğinde olmamasından kaynaklanır. bir konuda muazzam bilgiye sahip olmakla ders ortamında bunu aktarmak aynı şey değildir, ders ortamında aktarmak farklı bir yetenek gerektirir. bu sebeple eleştirilemeyecek durumdur, sistem meslek içerisinde böyle bir ayrıma izin vermemektedir.
iki yüzlü yazan elemanın yüzüne tükürmek isterim. ama ondan da anlamazsın ki !
mesaj net: hepsi bizim, hepsi biziz...
mesaj net: hepsi bizim, hepsi biziz...
ışid hücre evinden video yayınlamıştır.
o çocuklara yazık, çok yazık...
o çocuklara yazık, çok yazık...
gereksiz yüksek enerjiyle söylenen "merhaba arkadaşlar" dır. aynı coşkuyu sabah 7 de brütten maaş aldığı servise binerken göstersene pezevenk.
ulan madem bağımsızlık ilan etmeyecektiniz bu b.ku ne halta yediniz?
yanlış hatırlamıyorsam eğer aziz nesin‘in bir hikayesi vardı. bir aga ile marabası köyden kasabaya at arabası ile giderlerken ağa maraba ile dalga geçmek için diyorki “atın pisliğini yersen bir parmak bu at ile arabayı sana vericem”.
maraba düşünüyor taşınıyor tamam deyip bir parmak fışkıdan yiyor ve at ile arabayı alıyor.
dönüş yolunda ağa at ile arabayı kaybettiği için canı sıkkın, marabanın da şeyi kalkmış ya biraz, bu seferde maraba diyor ağaya “ağam bir parmak fışkk yersen at ile arabayı sana geri vericem”.
ağa düşünor taşınıyor hem ağalık var işin ucunda hem de mal mülk var. tamam deyip bir parmak fışkıdan yiyor at ile arabayı geri alıyor.
ağanın konağına vardıkları zaman maraba diyorki; ağam giderken at ile araba kimindi? sizin. gelirken kimindi? yine sizin?
“ee ağam biz b.ku niye yedik o zaman? “
yanlış hatırlamıyorsam eğer aziz nesin‘in bir hikayesi vardı. bir aga ile marabası köyden kasabaya at arabası ile giderlerken ağa maraba ile dalga geçmek için diyorki “atın pisliğini yersen bir parmak bu at ile arabayı sana vericem”.
maraba düşünüyor taşınıyor tamam deyip bir parmak fışkıdan yiyor ve at ile arabayı alıyor.
dönüş yolunda ağa at ile arabayı kaybettiği için canı sıkkın, marabanın da şeyi kalkmış ya biraz, bu seferde maraba diyor ağaya “ağam bir parmak fışkk yersen at ile arabayı sana geri vericem”.
ağa düşünor taşınıyor hem ağalık var işin ucunda hem de mal mülk var. tamam deyip bir parmak fışkıdan yiyor at ile arabayı geri alıyor.
ağanın konağına vardıkları zaman maraba diyorki; ağam giderken at ile araba kimindi? sizin. gelirken kimindi? yine sizin?
“ee ağam biz b.ku niye yedik o zaman? “
gozluksuz araba kullanamamak
insanları taniyamamak
tabela okuyamamak
yıldızları ufo gibi görmek
güneş gözlüğünü normal gözlüğün üzerine takmak
gibi etkileri vardır. tahtayı, tvyi gorememeyi saymıyorum bile.
ayrıca o mavi led ışıklı tabelayı icat edenin ben taa amk. gözlükle bile okuyamıyorum
edit: imla. uyaran yazarlara teşekkürler gozluksuz yazmıştim.
insanları taniyamamak
tabela okuyamamak
yıldızları ufo gibi görmek
güneş gözlüğünü normal gözlüğün üzerine takmak
gibi etkileri vardır. tahtayı, tvyi gorememeyi saymıyorum bile.
ayrıca o mavi led ışıklı tabelayı icat edenin ben taa amk. gözlükle bile okuyamıyorum
edit: imla. uyaran yazarlara teşekkürler gozluksuz yazmıştim.
takimimizin kaptani :( an itibariyle beyaz tv'de rte guzellemesi yapmaktadir.
edit: ulan su ulkede siyaseti bir seye karistirmasaniz olmaz mi lan? ınsan gibi bir seye sevinemeyecek miyiz biz. nasil bir ulkede yaşıyoruz boyle ya. evde siyaset, sokakta siyaset, televizyonda siyaset, sporda siyaset. sayin cimhirbiskinimm bsknnmmm basknmmmm cmhrrrrr.
edit: ulan su ulkede siyaseti bir seye karistirmasaniz olmaz mi lan? ınsan gibi bir seye sevinemeyecek miyiz biz. nasil bir ulkede yaşıyoruz boyle ya. evde siyaset, sokakta siyaset, televizyonda siyaset, sporda siyaset. sayin cimhirbiskinimm bsknnmmm basknmmmm cmhrrrrr.
kendisine emek hırsızı diyen galatasaraylı. ahahahah. galatasaray. hani şu arif erdem'in, burak yılmaz'ın takımı ahahahahah.
taş gibi forvettir.
taş gibi forvettir.
(bkz: recep kalk yerine yat oğlum)
"kırım'ın işgalini tanımıyoruz demedim, karımın eşgalini tanımıyoruz dedim, bu aralar makyajı abarttı o bakımdan..."
doğrusu (bkz: eşkal)
doğrusu (bkz: eşkal)
amerikanın çaptan düştüğünü gösterir. nerede o eski agent peñalar.
"hiçbir entry'mi silmeyeceğim allah izin verirse. zaten sizden çok ekşi sözlük yönetimi ensemdeydi ve her entry'mi büyük bir dikkatle girdim, hiçbir suç unsuru yok. mahkemelerde vakit geçirip macera yaşamak isteyenler diledikleri entry ile suç duyurusunda bulunabilirler. nasılsa elleri boş dönecekler ve sadece vakitlerinden olacaklar. ama denesinler tabi, biz de izler güleriz."
dedi ve entry sildi, twitter'ını boşalttı, izleyip güldük kendisine bol bol, mahkemede hesap vereceksin geri vitesi kuvvetli asistan...
dedi ve entry sildi, twitter'ını boşalttı, izleyip güldük kendisine bol bol, mahkemede hesap vereceksin geri vitesi kuvvetli asistan...
(bkz: babası ölmemiştir)