Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bir fenerbahçeli olarak söylüyorum bu adamın bugün yaptıklarını savunan içten pazarlıkçı, kalitesiz, varoş ruhludur. zamanında melo aynı hareketleri yaparken söven insanlar bugün bu adamı savunuyolar. sonra gelip ligin kalitesizliğinden dem vuruyolar. bırakın arkadaş asıl kalitesiz olan sizsiniz, lig değil. müstahak size bu lig.
tekirdağ'da da gerçekleşmiş yatağı biri almış eline de savuruyor kadar hissettirmiş deprem. çok korkunçtu lan. cinler musallat oldu sandım amk.

o değil de heyecanla annemi kaldırdım, anne deprem oluyo galiba kalk diye. baktı avizeye "he oluyo" dedi. e napalım çıkalım mı dışarı dedim telaşla. "çıkıp da napcan otur" dedi oturdum ben de. ne güzel ilk hissettiğim depremdeki aksiyon da harikaydı yani!
bütün ülkeyi zimmetlerine geçirmek için kullanacakları yöntemdir. ülkenin bütün temellerini kişisel zimmetine geçir, başkanlık referandumuyla da herkesin tek amiri haline gel, al sana padişahlık.

şaka değil, baya baya oluyor. adamlar bildiğiniz ülkeyi soyup, insanları da köleleştiriyorlar. inanılmaz. ben her şeyi geçtim, onların yaptıklarını tuhaf karşılamıyorum da, insanların hala tepki göstermemesine şaşıyorum.

bunca insan köleleşmeyi nasıl yediriyor lan gururuna, nasıl?
öncelikle, site kapandı arkadaşlar, boşuna beklemeyin. twitter'dan da akşam kapandığını ilan edeceğiz. kına yakmak isteyenler yakabilir...

divxplanet diyeceğim, altyazi.org domainine mecburiyetten geçmiştik; çevirmenleri arasında kemalist, çarşaflı, gay, lezbiyen, ülkücü, akpli, tarikatcı, tarikat düşmanı, liberal, ayyaş... ne ararsanız vardı. bu insanlar, kendi kimliklerini bir tarafa bırakıp, sevdikleri dizi ve filmlerin çevirilerini yaptıkları, bunları bizlerle paylaştıkları, belli bir çizginin üzerinde kaliteye sahip oldukları için bu toplulukta vardılar. site kurulduğu günden itibaren, siyasi ve dini meseleleri konuşmadık, konuşturmadık. herkesin düşüncesi kendisine dedik. siyaseti konuşmak isteyen gelip ekşide konuşur, forumlarda konuşur, facebook sayfasında konuşur, twitterda konuşur, bize ne! sinema ilgi alanı mı? çeviri yapıp paylaşıyor mu? bu iki kriter dışında, sitede kimsenin kimseye höykürmesine, ezmeye kalkmasına izin ve imkân vermedik. site adminlerinden biri süryani, biri musevi mesela... çoğu insan da bilmez bunu. kendi dünya görüşünü bu keyfimizin içine sokmaya çalışan her kim olursa da, çevirdiği filmle alakasız görüşlerini altyazı dosyalarına yazmasına izin vermedik. bunu yaparken bir tarafı da kayırmadık. "başörtüsüne özgürlük" diye altyazı içine yazılmış notu da sildik, gezicinin notunu da.

divxplanet bir ütopyayı 13 senedir yaşatmaya çalıştı. bir "keyif" etrafında buluşan insanların, dünya görüşlerinden, yaşam biçimlerinden, inanışlarından, inanmayışlarından sıyrılıp, sadece ve sadece sinema ve altyazı dairesinde, kimse kimseye ilişmeden, ötekileştirmeden, aşağılamadan, ezmeden... bir şeyler yapabilmenin çabasıydı. ömrü buraya kadarmış, sağlık olsun...

ne oldu da kapandı diyenler için açıklama:
siteyi teknik ve ekonomik olarak hayatta tutan birkaç kişi vardı zaten. bin türlü baskıya bir noktaya kadar direnilebildi.

bir de muazzam reklam gelirinden bahseden zevzekler var: sitenin son 5 yılında tek bir reklam yok! :) adam o kadar ezbere konuşuyor ki, bırakın muazzam reklam gelirini, bir kuruş reklam geliri yoktu, farkında bile değil. server kirası vs masraflar cepten ödeniyordu.

ekleme: çok mesaj geliyor, hepsine cevap verecek vaktim maalesef şimdilik yok, lütfen kusuruma bakmayın. elim rahatlayınca yazarım.
10 kişi kaldıktan sonra stopersiz maça devam etmeye çalışmış, sow'un topu çataldan dönünce götü tutuşup takımın en etkili ismini oyundan çıkararak derbiyi satmış taktik deha. maç beşiktaş 10 kişi kalınca bitmedi, talisca çıkınca bitti.
bugün 10 kişilik halini beğenmediğim takım. daha alacak çok yolumuz var.

ligde sıralamaya koysan şu şekilde biteceğini tahmin ediyorum:

1- beşiktaş (11 kişilik)
2- başakşehir (11 kişilik)
3- beşiktaş (10 kişilik)
4- galatasaray (11 kişilik)
5- fenerbahçe (11 + 1 kişilik)
hazinede para kalmadığı için elde kalan son varlıkların satışı için ön hazırlıktır. dedesinden kalan mirası satıp yata yata beleşten geçinen torun misali, 100 senelik türkiye cumhuriyetini 15 senede satıp vatandaşları piç gibi ortada bıraktılar.
cumhuriyette satacak bir şey kalmayınca, cumhuriyetin kendisini de yıkıp totaliter rejimle yönetilen ülkeye çevirecekler akıllarınca. ama o iş öyle kolay değil, osmanlı bu işi yaparken bir sürü kaynakları vardı, her yerden para akıyordu. sen elindeki malları bile satıp ülkeye başkanlık getireceğim dersen, sonun kaddafi'den beter olur.
van persie kendisine diz, dirsek, el ense ne varsa cekti ama siz adamdan sakin kalabilmesini bekliyorsunuz.

sahada hakem olsa persie'ye de kirmizi cikarirdi zaten. en olmadi ozzy'ye iki kere vurdugu pozisyonda sari verirdi burda da ikinciden atardi.

adami korleme asip kesmeyelim.
madem virgüller adamdan sayılmıyor;

özelleştirmeler, sıfırlanan hesaplar, bakara makaralar, maden kazaları, işçi ölümleri, değersizleşen insancıklar, patlayan bombalar, artan terör olayları, yayın yasakları, son dakika yasağı, yine yeni yeniden ohal'ler, yepyeni khk'lara gebe ohal'ler, gitgide artan linç kültürü, vatan hainliğinin ağıza ciklet olması, türk lirasının önlenemez düşüşü, adam kayırmacılık, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmanın alıp yürümesi, ne olduğu belirsiz varlık fonuna aktarılan dev kurumlar, nereye gittiği belli olmayan bir dış politika, halkı kin ve nefrete yönelten bazı kişilerin bazı başka kişileri halkı kin ve nefrete yöneltmekten içeri aldırması, algı yönetimi diye en çok kafa sikenlerin en süper algı yönetimini uygulaması, daha çok aşılanan nefret, nefret, nefret..

virgüller daha da artar ama bu kadarı yeterli sanırım.
butun vucudumu sarmis bir umutsuzluk var icimde. hafizam zayiflamis, konusma yetenegimi gun gectikce kaybediyorum. saclarim dokuluyor. bu hayatta herhangi bir basari yakalamis degilim. hic kimseye bir yararim olmadigi gibi zararim oluyor. acikcasi bosuna yasiyorum.

bu entryi bi daha okuyunca bile kendimden tiksindim. lanet olsun.
futbolun en çukur muhabbeti şu bekaret bozma olayı. lağım çukuru resmen şunu söyleyen ağızlar. sağlıklı zihniyetlere sahip değiller şu muhabbeti yapanlar. çok net.

beşiktaş taraftarı da değilim. takım gözetmeksizin üstüne kusulası bir cümleye verdiğim tepkidir bu.
yeni nesil annelerdeki çocuk doğurdum şımarıklığının somut örneklerinden birini gösteren annedir ve bu süreci hamileliğin ilk haftasından itibaren başlatır:
-"allah kısmet ederse biz artık üç kişi olacağız :)))" veya "minicik bir yolcu 8 ay sonra aramızda olacak :)))" tarzında bir ileti paylaşır.
-imkan varsa ultrason filmini facebook'a, instagram'a atar.
-bebeğin cinsiyeti belli olduktan sonra pembe veya mavi patikleri, üzerinde "anne kuzusu", "annesinin prensi", "babasının kuzusu" yazılı önlükleri artık zaman tünelinize yollamıştır bile.
-daha bebeğinin kıyafetlerini, odasını çekecektir.
-"pelinsu butikoğulları/fatmatüzzehra hayullah, xxxx çocuk hastanesi'ndeydi" şeklinde konumunu paylaşır ve yapılmış endişeli yorumlara "kontrole gittik cnm, sorun yok." şeklinde cevaplar yazar.
-nihayet çocuk doğar ve "aramıza hoş geldin adasu", "ve minik alpcan artık ailemizin yeni üyesi :))" şeklinde durum güncellemesi yapar.
-tabii süreç daha bitmemiştir. bebeği uyurken, yatarken, kalkarken, mamasını yedirirken fotoğraflamayı ihmal etmez. allah'ın her günü tekrarlar bunu üstelik.
-bebeğinin halasının, teyzesinin, amcasının, dayısının "babasına çekmiş ;)", "teyzesinin kuzusu <3", "hasta etmeyin adamı, 9 aydır içerdeydim", "bir öpücük 5 tl" gibi hiç de komik olmayan tulumlarını da ayrı olarak paylaşır.
-bebeği daha anne diyemezken "minik adasu 1 yaşına girdi.", "alpcan'ın doğum gününden kareler" adını verdiği 95 fotoğraflık albümü paylaşır.
-belli bir yaşa gelen bebeğiyle, kar yağdığında "adasu'nun/alpcan'ın kar keyfi" fotoğrafları paylaşılır.

bu liste uzar gider. daha siz okurken sıkıldınız belki ama yeryüzünün ilk anneleri edasıyla davranışlar sergileyen, çocuklarını şımarık yetiştiren, onların yüzlerini eskiten binlerce anne bunları yapmaktan sıkılmıyor. çünkü eşe dosta nispet yapmak, çocukları üzerinden reklam yapıp prim kasmak çok daha önemli onlar için.
ekşi sözlük'te de yüzlercesini bulabileceğiniz, beyin yerine lapa taşıyan bir kitle.

devletin en önemli işletmeleri bir bir denetimsiz şekilde elden çıkarılmaya hazırlanıyor, yok "akşam şu şöyle yaptı bu böyle vurdu, ofsayttı değildi..." suratına tükürmeye bile değmezsiniz.

size her şey müstahak.

çomar dediğiniz kitleden daha kötü durumdasınız.
c/c++ nedir arkadaş? biri nesne yönelimli diğeri değil. aynı klasmanda olmamalı.

performans sıralaması:
c
c++
c# ve java (çok kapışmalı)
php (hhvm ile c# ve java ile kapışabilir, ama gene de daha yavaş)
python

en hızlı uygulama çıkartılacak sıralı tam liste:
python
c# ve php
java
c++
c

en kolay öğrenilenler:
python
c#
php
java
c++
c

para kazandıranından (türkiye şartları - yıllık maaşlar):
java ve c++
c#
python ve c
php

en geniş ölçekli:
java
c
c++
python
c#
php

web servis yazacaksan öneri:
java, c# veya python

bilinen güzel frameworkler:
java - spring ve play framework
c - genelde framework kullanılmaz
c++ - boost ve qt
python - flask, django, gtk, qt ve pyramid
c# - .net ve entity framework

en çok kod hangisiyle yazılmış:
java
c
c++
c#
python
php

son yıllarda en popülerlik artışı:
python
java
c#
c++
c (düşüyor ve çıkıyor ama vazgeçilemez)
php (sürekli düşüşte)

şahsen şu anda üzerinde çalıştığımız kendi projemiz olan bir yapıda:
python, java, nodejs, golang ve scala kullanıyoruz. hepsinin avantajları ve dezavantajları var. takım tutar gibi programlama dili tutulmaz. tamam ben php'yi sevmiyor olabilirim ama düşmanlık da etmiyoruz.
siz de etmeyin. hepsinin avantajlı olan noktaları var. programcı/yazılımcı/kodcu kişi dil ayrımı yapmaz, hangisi işine gelirse kullanır.

ayrıca python'u hızlandırmak için jvm altında çalıştırabilirsiniz.
(bkz: jython)

projede hangi dili hangi amaçla kullanıyoruz:
nodejs: restful servis olarak
python: veritabanında veri manipülasyonu yapıyor. nodejs ile haberleşiyor.
scala: python'ın yavaş kaldığı yerlerde veri manipülasyonu yapıyor
golang: pipeline olarak kullanıyoruz
java: security amacıyla kullanabiliyoruz ve bazı veri manipülasyonları ve restful servisi üstleniyor.
havaleni aldım rockefeller kardeşim, küçük ve zayıf bir türkiye için bende hayır diyorum. peki ya sen rothschild kardeşim ? sende hayır diyor musun ?

edit : bu mesajı ciddiye alan arkadaşlar varsa uzman kontrolünde bakım görmelerini öneriyorum, bu kafayla çok yaşamazsınız.
dar kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/vx1q6r.jpg

arabalarla işgal edilmiş kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/erazwa.jpg

masalarla işgal edilmiş kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/bvprbg.jpg

tabelalarla işgal edilmiş kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/qjompr.jpg

servis motosikletleriyle işgal edilmiş kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/l3a0pj.jpg

esnafların ürünlerini sıraladığı kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/5l5ozl.jpg

bozuk kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/lzvyxz.jpg

ortasından direk geçen kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/r17b47.jpg

hafriyat nedeniyle kapatılan ya da tadilat malzemelerinin sıralandığı kaldırımlar,
http://i.hizliresim.com/0lm4zz.jpg

konteynerlerin yarısını kapattığı kaldırımlar
http://i.hizliresim.com/vx1qg4.jpg

yürümesini bilmeyen insanların işgal ettiği kaldırımlar
hala ve hala "ptt fona devredildi, siz hala sörvayvır, rörörö" diye böğüren sığırların olduğunu fark etmemi sağlayan yarışma.

ey sığırcım... senin gibi aynı anda max bir şeyle ilgilenmiyoruz. multi-task, you know? buradan survivor'a yazarım, face'den memleketin durumunun bokluğuna dem vururum, twitter'dan ülke geleceğine vicdan kasarım. sana ne ulan?

siktirin gidin maç konuşun, yeni konuya geçmek için minik beyninizi resetleyin, sonra yer kalırsa yenisine geçin.

nereye ne yazacağıma da müdahale edecek pezevenk. de hayde...
mac gergin gecmis, taraftar gerilmis lige yansir mi endisesi var. besiktas'i ve taraftarini bi an once bu psikolojiden cikarmasi gerekiyor . bi galatasaray macinda taraftarin sahaya inmesiyle tum sezonun gittigini biliyoruz. besiktas camiasi fenerbahce camiasi gibi gerilimden beslenen bi camia degil, futbol odakli. o nedenle sut kupasi lafiyla degerini dusurdu macin. ben olsam cacik kupasi da derdim.
bir gram akılları yok bunların.
sen ülken için istikbalin için neyin iyi olacağını bilemiyor musun? bu adamlar bir kaç yıl öncesine kadar senin reisinin yanında değil miydi? o zaman onlarla aynı şeylere hayır demedin mi?
evetçilerin aslında dayandığı bir kaç nokta var onlar da; güce olan zaafları, adalet anlayışlarının tek taraflı olması, kendilerinden başka kimseyi düşünmemeleri, ayrımcılığı hayat felsefesi haline getirmeleri, cahillikleri. bunların hepsinden de gurur duyuyorlar eminim.
yakışıyor bunlar size.
aziz yıldırımdan it gibi korktuğu beşiktaş maçında kabak ortaya çıkan, genç fenerli holigan düdük. osbirinden, dil çıkarmaya, enseden çekip tekme atmaya kadar sahada her türlü orospu çocukluğunu yapan çirkef bir takıma tek bir kırmızı kart gösteremeden maçı tamamlamış korkaktır.
ya bu yetmez ama evet'in ve liberal safsataların modası geçmemiş miydi? bu "canım atatürk de şöyle böyleydi..." lafları... nostalji mi yapmak istiyorlar acaba? akp cici çocukken atatürk'e laf ederlerdi sadece. şimdi malum zat ile eşitleme çabalarına giriştiler. yeni yetmez ama evetleri bu. bakın adalet teyze bile enayi olduğunu kabul etti. siz niye hala etmiyorsunuz? cumhuriyette koltuk işgal eden nuray dert 1, bu adam 2.

babanı yakmaya çalıştılar be adam. sen hangi zihniyetle hangi zihniyeti eşitlemeye çalışıyorsun hala? o baban ki türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden biriydi ve en büyük atatürk sevenlerdendi. ideolojisi, atatürk'ü sevmeye, saygı duymaya ve hakkını vermeye engel değildi. ona azıcık saygı duyuyorsan sus biraz.

siz iflah olmaz kronik vakalarsınız. beyniniz bu safsatalardan süngere dönmüş. laik ve modern insanların hemen hemen hepsi bugün atatürk'ün kıymetini anladı, hem de çok acı bir şekilde. eğer bir gün bu ülke normale dönerse atatürk'e saygısını sevgisini koruyarak yaptıklarına eleştirel gözlerle de bakarlar. ama bu zamanda hala atatürk'e vurmaya, onu birileriyle aynı seviyeye getirmeye ve önemsizleştirmeye çabalıyorsan sana sadece yazıklar olsun denir.
sanki tarihi, ingilizceyi filan derinlemesine veriyorsun da çocuklar ilk okuldan tarihçi olarak mezun oluyor evrimi ve prensiplerini basitçe anlatınca da ateist olmayacak kimse ama din dersinde çatır çatır islam propagandası yapıp cehennemde nasıl yanacağını detaylı bir şekilde anlatmayı biliyorsun önüne gelene mevki veriliyor devlet değil aile şirketi
"bazilari" dün "hakem karariyla" kaybeden galatasaray'a laf atip bugün ebesinin amini tersten görmüstür.