Sık geçen başlıklar
şu maçta iki tane korneri direkt auta attı. kendimi hukuki açıdan sorun yaşamayacak şekilde ifade edemeyeceğim.
futbol alzheimerı taraftarların hakkında yorum yaptığı oyuncu. neymiş, galatasaray maçlarında siliniyormuş. lan ne saçma sapan, ne haset adamlarsınız. bek oynamaya başladığından beri 4 galatasaray maçı oynadı.
biri crespo'nun sapladığı maç. sağ bek oynamış, show yapmıştı. sonra zayc ve serdar dursun'un sapladığı maç var. onda da sahanın en iyilerindendi. geçen sezon içerde kaybettiğimiz maçta fenerbahçe adına ayakta kalan tek oyuncuydu. sağ taraflarını komple sarıya boyamıştı. sadece geçen sezonun son maçında kötüydü. onda da lig bitmiş, hoca gidecek. bütün takım dökülmüştü.
adam dört maçın üçünde show yapmış, kendileri de farkında ama hâlâ bok atma derdindeler.
yarı yolda milli takım teslim alıyorsun. en kritik maçları kazanıp takımı avrupa şampiyonasına taşıyorsun. üzerine bir de milli takımın senden önceki hocası olan ve kovulduktan son bık bık konuşan kuntz'un memleketinde kuntz'un memleketinin milli takımına saplıyorsun. ne büyük haz duyuyordur adam şimdi.
bu akşam burası şenlenir. rezalet bir yönetim sergiliyor. saçma sapan kararlarla fenerbahçeli oyuncuları delirtti.
edit: rezalet falan dedik ama bu atilla resmen operasyon çocuğu çıktı. hatta operasyon oğlan'ı.
1. symanski penaltı pozisyonu. şut çekecekken sırttan itme var. "güçlü olacak, yıkılmayacak" falan diyebilirdik ama icardi'ye, kerem'e çalınanlar penaltı ise bu standart içerisinde symanski'nin pozisyonu 3 kere penaltı.
2. fenerbahçeli oyuncular topu kapıp gole giderken abuk subuk faul icat edip pozisyonu durdurdu.
3. osayi'ye yapılan sarı-kirmizi arası harekette gitti faulü alanya'ya verdi.
4. dzeko'nun ilk sarısından önce beline koala gibi sarılan tipe faul vermedi.
emre mor ile beraber sağ kanadı götürebilecek oyuncu. arkadaşlar anlıyorum, her mevkide yıldız yabancı istiyorsunuz ama bazı mevkiler yerli olmak zorunda. ya kalede altay olacak ya da sağ açıkta cengiz. hangisini tercih edersiniz? ben 100 kere cengiz derim.
kılıçdaroğlu'na kapak olması gereken listelerdir. ne alaka derseniz şöyle izah edeyim: tayyip erdoğan'a yaklaşık %14 oy kazandıran partiler var. (mhp, yrp, bbp) bu partilerden hiçbiri bakanlık alamadı. cumhurbaşkanı yardımcılığı da almayacaklardır. kılıçdaroğlu %0,5 oy karşılığında dünya kadar milletvekili kaybetti, erdoğan ise %14 oy karşılığında birkaç kıytırık okul müdürlüğü, dandik bürokratik kadro verecek.
alevi falan olduğun için değil bu çapsızlığın yüzünden aday olma diyorduk.
sosyal medyadan da gördüğüm üzere yavaş yavaş başlayan normalleşmedir. kahramanmaraş'ta depremi yaşadığım için normalleşmenin bana uğramasına daha uzun zaman var. ama insanların gülmeye, eğlenmeye başlaması bana batmıyor, beni rahatsız etmiyor. ateş düştüğü yeri yakar. kabul etsek de etmesek de bu bir gerçek. ocağına deprem ateşi düşmeyen arkadaşlar normalleşmekten utanmasınlar. sadece deprem diye bir gerçek olduğunu, depreme yönelik bazı önlemler alınabileceğini, hazırlıklı olunabileceğini unutmasınlar. binalarını inceletsinler. ihmal etmesinler.
geçen yıl cl'de 9 numarasız oynamaya çalışan city, psg ve liverpool'un kafalarına vura vura 9 numaranın nasıl bir şey olduğunu benzema öğretmişti. bunun üzerine city koşa koşa haaland'ı, liverpool ise nunez'i kaptı getirdi. bu maçta da 9 numarasız, kabız şekilde oynayan iki takım ikinci yarılarına oyuna aldıkları iki 9 numaradan birer tane net 9 numara golü buldular.
dünya futbolunda daha kaç ders gerekiyor bilmiyorum ama artık şu false nine saçmalığı bir son bulsa da maçlar şenlense.
süper lig bir maçla anlatılmak istense bu maç yeterli olurdu. maçta bizim ligden her şey var.
-rezalet son vuruşlar
-büyük beklenti ile gelmiş ama ayakta duramayan yabancı oyuncular(bkz: oliviera,seferovic)
-egosu dağları aşan, katkısı yerlerde gezen yerli artistler(bkz: kerem)
-oyuna etki etsin diye alınan, hızlı ama sonsuz yeteneksizlikte siyahi oyuncu (bkz: kouassi)
-hakemi aldatmak için komedi dalında performans sergileyen yerli oyuncu(bkz: doğucan)
-efendi efendi işini yapmaya çalışan kuzeyli oyuncular(bkz: nelson, cornellius)
-yetenekli ama oyun zekası kıt ve bencil kuzey afrikalı (bkz: trezeguet)
-sonradan oyuna girip etkili olan siyahi forvet (bkz: gomis)
-birbirinden korkan iki teknik direktör
-"yakaladığımız fırsatları değerlendiremedik" diyen teknik direktör
-sahaya atılan su şişesi
-fizik güçleri yerlerde sürünen takımlar
-yaz kampına rağmen takıma en son katılan, takımla kamp yapmayan oyuncuların en diri oyuncular olması
-klas ama yaşlı 10 numara (mertens)
-ve tabii ki sıfır seyir zevki.
yok rakipler son dakikada attı diye son dakikada yeriz, yok rakipte eski oyuncumuz varsa gol atarmış. aynılarını slovacko maçından önce de defalarca yazıldı. anlaşılan kiev maçından sonra her başlıkta "belki tutar da fav'ı çok olur" diye aynı negatif entry'leri göreceğiz.
negatif falan yok. tanım: dört tane atıp geçecegimiz maç.
fatih terim'in "bana üç yıl verin, takımımız genç ve tecrübesiz" dediği galatasaray'ın ilk 11 yaş ortalaması 29, yaşlı oyuncusu çok diye eleştirilen fenerbahçe'nin yaş ortalaması 26. algı çok acayip bir şey
kendisinden önce hollanda'dan 6 yiyor, italya'ya karşı şut çekemeden maç tamamlayıp, 10-0 kaybedecek kadar pozisyon veriyorduk. bugün başabaş oynadık. üzen ama utandırmayan bir takım vardı sahada.
gece 20:45'te antalya'da maçı biten, ıstanbul'a gecenin köründe ancak ulaşabilen hakemi ertesi günkü maça neden var hakemi olarak atadınız diye sorgulayan açıklamadır. "nolacak yardımcıları var yeaa" demekten başka daha mantıklı cevapları olan varsa buyursun yazsın. ülkede hakem mi bitti de geçen yıl fenerbahçeyi en bariz katleden iki hakemden bir tanesini koştur koştur fenerbahçe maçına var hakemi yapıyorsunuz?
rezildir.
tatil sebebiyle memlekette, köydeyim. reyes'i hiç tanımıyordum. sade bir taraftar olarak, köyde internetin çektiği tek yer olan çatıya çıktım. 3-5 siteden araştırıp, 10 dakika içinde oyuncu hakkında az biraz bilgi sahibi olup,kafamda bir profil oluşturup çatıdan indim.
adam ofisinde 2 tane siteye girmeye üşenmiş. iş ahlakı bu kadar düşük olmamalı. bozuk peynir satan bakkaldan, çürük et satan kasaptan hiç bir farkın yok emre tilev.