Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu sözü ve bugünü millete aktroll diye kuduz gibi saldıran oktroller iyi yazsın kenara.

sizin verdiğiniz oylarla şu anda mecliste atatürk’ün ve cumhuriyetin tarafında olan tek bir vekil bile yok. olan da en fazla 2. cumhuriyetçi.

saraya çalışmakla suçladığınız zafer partisi’nin %2’si de götünüze girsin.
şampiyonlar ligi'nde 6 maçın tamamında gol yedikten sonra değişiklik yapan bir adam. şu değişikliği gol yemeden yapman gerekiyordu. bir insan hiç mi hatasından ders çıkarmaz yahu. kanser oldum amk.
bre zır cahiller, sadece geçen yıl 139.500 kişi türkiye'den yurt dışına gitmiş.

bir de kalkmış diyor ki aldığım duyumlara göre puhaha nasıl oluyor lan o ? mesela her hafta dünyadaki göçmenlik kurumları alfabetik sırayla arayıp da "abi gözünüz aydın, bugün bizim burdan bir türk daha yola çıktı" mı diyor ya da haftalık excel dökümü mü atıyor ? *

3 yıl önce yurt dışına taşındım. şayet ailem türkiye'de olmasa sanırım kolay kolay tatile falan da gitmem o derece.

zorluklar kısmına gelecek olursak da;

yemek gibi bir dert artık yok, avrupa'nın neredeyse her yerinde türkler ve türk yemekleri var. en fazla 1-2 saat yol gidersin sonunda o lahmacuna, dönere, pideye kafayı gömersin kardeşim.

ırkçılık falan filan denmiş, elbette ülkesine göre oranı değişir ama türkiye'de sokak köpeği tarafından parçalanmaktan, samuray kılıçlı şizofren tarafından yolda doğranmaktan ya da avm'de kekonun birinden durduk yere suplex yiyip de sakat kalmaktan daha acı bir durum değil bu.

özetle arkadaşlar; 10 kişilik arkadaş çevrenizin bir tanıdığının arkadaşının başına gelen bir olayı kitleleri etkileyen bir şeymiş gibi büyütmeyin. 10 binde 1'dir o. ha bir de siz her yurt dışı dediğinizde yukarıdaki gibi zırvalayanlar olacaktır direkt muhabbeti kesin ve dil öğrenmeye devam edin. dünya çok büyük ve insanca yaşamak herkesin hakkı.
baştan sona tek tek okuduğum planlar.

1 kişi de evime yakın kışla var oraya giderim dememiş. ne acı bir şey. nasıl yazık ettiler lan bize. boyları devrilesiceler.

bedeviler gibi ordusuz topluluğa çevirdiler iki bin senedir asker olan milleti. her tüten ocaktan, orduya en az bir mehmet veren milleti. sırf bu işkilli büzükler, darbe hezeyanlarıyla işkillenmesin çekincesiyle... ne çareler düşünüyor insanımız! deprem gibi harap ve bitap bir vaziyette sağ çıktığı halde ölmek pahasına.

6 şubat günü, benim üzerimden komşu çocuğun canı üzerinden size bunu dikte ettiler. sivil toplum kuruluşundan medet umacaksın dediler alt metinde.

henüz bir yıl geçmeden, şimdilerde ağızlarında bir vahdettin'dir gidiyor. akdeniz'de gavur gemisi yüzerken üstelik... bizi neye sürüklemekteler?
lütfen tüm futbolseverler 2 dakikasını ayırıp, bu exxen denen leş platformu aşağıda oluşturduğum örnek bir metinle şikayet edebilir mi? lütfen beyler...

öncelikle;
https://www.uefa.com/…/mediaservices/mediacontacts/ şu sitedeki mail adresine yani "[email protected]" şuraya kullanmış olduğunuz mail adresinizden bir adet mail atıyoruz.

ardından aşağıda hazır bir şablonu exxen denen leş platformu şikayet etmek için mailimize ekliyoruz.

sonuç alır mıyız almaz mıyız bilemem ama uğraşsın dursun orospu çocukları.

örnek metin;

dear uefa representatives,

ı am writing to express my dissatisfaction with the streaming quality of the uefa champions league matches provided by exxen.com in turkey. as a passionate football fan, the champions league is a highlight for me, but the experience has been significantly marred by the subpar streaming service. and we are paying 260 turkish lira (9$) to reach that platform.

during recent matches, ı have encountered several issues:

poor stream quality: the video quality is consistently low, which detracts from the viewing experience. the clarity and resolution of the stream do not meet the expected standards for such a prestigious competition.

frequent freezes: the stream often freezes, causing me to miss critical moments of the game. this is particularly frustrating and interrupts the continuity of watching a live sports event.

ınadequate technical support: attempts to seek assistance or rectify the issue through exxen.com have been unfruitful, leaving me and many other viewers in turkey without a solution.

the champions league is not just a series of football matches; it is an event that unites fans across the globe. however, the current streaming experience on exxen.com is diminishing the joy and excitement associated with these matches.

ı kindly urge uefa to look into this matter and consider taking necessary actions to ensure that the broadcasting partner in turkey provides a service that meets the high standards expected of uefa-sanctioned events. fans in turkey deserve a reliable and high-quality streaming experience for one of the world's most prestigious football tournaments.

thank you for your attention to this matter. ı am looking forward to a prompt and positive response.

sincerely
nokta atışı lokasyon seçilmiş.

işimden dolayı haftada 3-4 gün eminönü'ne gidiyorum. 20 yıldır filan yapıyorum bunu ve toplam 3-4 defa arabayla gittim.

bu 3-4 defa gidişin 2 defasında da geri döndüm evime arabayı bırakıp yeniden metroya binerek gittim.

eminönü arabayla gidilecek bir yer değil. park yeri bulamazsın sabah 9'dan sonra mümkün değil. bulmak istersen çemberlitaşa çıkman lazım direkt trafiğin göbeğine girersin. bu trafik ordan bir toplanmaya başlıyor, haliç'e kadar. haliç'ten vuruyor e-5 e ve zaten her dakika kilit olmaya aday e-5 iyice kilit haline geliyor.

ayrıca avrupa hayranı olduğunuzu bildiğim için size garip gelmemeli, merkezi lokasyonlara araç girişi olmayan ülkeler var. türkiye'de bunlardan birisi olsun işte mis gibi.

eminönü her türlü ulaşım sistemini barındıran bir yer, otobüs metro marmaray gemi tekne tramvay milyon tane farklı şekilde gidilebilecek bir yer. o yüzden uygulama akıllıca ve 3-4 semti daha bu şekilde bir uygulamaya sokarlarsa ellerinden öpülür ve çok faydası görülür.
kıramam değil kırmamdır o. bunu diyen bir kadın neticesini kaldırıp en ufak bir iş yapmaz. bütün işleri senden bekler. buna rağmen bu kadını kabul edersen bundan sonra ki hayatına bir süs köpeği olarak devam edersin. hayatın boyunca da bundan dolayı en ufak şikayet etme hakkın olmaz.
geçen trt haber izliyorum. ciddi ciddi abd borsalarında düşüş beklediklerini türk borsalarında yükseliş beklediklerini söylediler. yapılan haber o kadar terste bırakıcı bir haberdi ki. devletin kanalı insanları manipüle ediyor resmen. bir tane genç çocuk çıkarmışlar sallıyor da sallıyor. faizle ilgili tek cümle kurmadı.
iğrenç olay 2021 yılında gerçekleşmiş. manisa'da su doldurmak için evden çıkıp bir daha dönmeyen 12 yaşındaki kız çocuğunun, elini kolunu sallaya sallaya ülkeye gelen bir piç sığınmacı tarafından iran'a kaçırıldığı interpol tarafından tespit edilmiş. çocuk 2 yıl sonra 14 yaşında, oğluyla beraber türkiye'ye geri getirilmiş. aile ve sosyal hizmetler bakanlığı çocuğu ve oğlunu koruma altına almış. bu çocuk 2 yıl boyunca defalarca kez tecavüze uğramış, akranlarıyla oynayıp okula gideceği yaşta anne olmuş. zanlı orosbu çocuğu ise ülkesi afganistan'a iade edilmiş. sebep olanların, sebep olanlara destek olanların yedi ceddinin de amına koyayım.

kaynak
bunlarin direk meslekten atilmasi lazim. dekolteyle savci odasinda fotograf cektiren avukat, ben kendimi siktiriyorum savciya istedigim karari verdiriyorum demek istiyordur. bunlarin direk ilişigini keseceksin. bu mesleği icra eden evli, barkli namuslu insanlar var.
hobi işine girmeyin. bu tc simülasyonu öyle bir cehennem ki artık hangi sikin ucundan tutup mutlu olmaya çalışsan simsar puştlar bi köşeyi tutmuş oluyor.

şöyle efendim.

analog fotoğraf makinesi hobisine girmek istedim geçen sene. ulan 30 poz sikko film 500-600 lira olmuş. ulan daha kaç sene önce kimse dönüp yüzüne bakmıyordu bunların.

long play-45'lik işine gireyim diyorsun. dükkan önünde satılan hasarlı dandik 45'lik plaklar 300 lira olmuş.

oğlum hiç bir şekilde mutlu olmamak için mi yaşıyoruz nedir bu amk.
zaha ve tete transferi yerine fenerbahçe'nin elinden fred ve syzmanski'yi alsalar efsane bir takım kuracaklar, bugün de yüksek ihtimal gruptan çıkacaklardı. torreira fred orta sahasının dinamizmini düşünemiyorum.
yukarıda bir yazar “gençleri kalıba sokmaktan sıkılmadık mı ya” demiş.

ona cevaben söylüyorum.
eğitim eğ- fiilinden gelir. ve eğmek metazori bir eylemdir. yani makul düzeyde şiddet içerir. (eğitimli bir insan olmasam “sike sike” ifadesini kullanırdım, ama kullanmam)
eğitim, bir insanı doğal eğilimlerinden uzaklaştırıp onu medeni yani kentli yapmak, demektir.
geğirmek çok doğal bir fiildir ama eğitilmiş insanlar bu doğal eğilime ket vururlar.
adab-ı muaşeret bu bağlamda değerlendirilmeli.

edebiyat hocaları bu dersi verebilir.
(bkz: adap)

etimodit : kelimenin kökeniyle ilgili mesaj atmayın vallaha 155’i ararın bak.
bir daha “eğitim, educat’ten gelir” desin biri, onu “saplamak” fiilinin köküyle etkisiz hale getirip polise teslim etmezsem benim de nickim ozgurox olmasın.
kelimenin kökeniyle ilgili tartışma var, doğru. ama “şekil vermek” manasında “eğmek”ten türediğini birkaç gün önce dücane cündioğlu da söyledi. ben de öyle düşünüyorum.
önlem alınmadığı için naci görür'e sinirlenenleri gördüğümüz başlık. adama her hafta başka bir gazeteci aynı soruyu soruyor, bazı yazarlar ise “bilmiyorum çünkü depremden anlamam pek” cevabını duymak istiyor. korkuyorsanız ayaklanın, ayaklanamıyorsanız kaçın, kaçamıyorsanız yine ayaklanın. covid olur aşı gelmez, uyaran doktorlara saldırırlar, deprem riski olur önlem alınmaz, önlem alınması şart diyen jeoloğa saldırırlar, ekonomi daha da kötüye gider, daha da kötü olacak hazır olun diyen ekonomiste saldırırlar. böyle bir toplumda iktidar olmak dünyanın en rahat şeyi galiba.
vaktiyle hülya avşar'ın kızı doğduğunda bunu öyle güzel reklam malzemesi yaptılar ki. magazinciler bir kare fotoğraf için birbirini yiyor, foto veya programlara katılmaları karşılığında milyonlar teklif ediliyor, ağzından çıkacak bir kelime kanallarda 4 milyon kez döndürülüyordu. o günlerde dünya avşar kızının etrafında dönüyordu. her yerde o konuşuluyor, her kanalda hülya, kaya ve kızı haber yapılıyordu. zaten programın kalan kısmını da sibel can vs meşgul ediyordu.

artık gına gelmişti. hani değişik bişey de yok, hep aynı şeyler bıktırmıştı. işte o günlerde talk showcu olarak ün yapan cem özer yeni bir kavganın fitilini ateşledi. bunlar için "medya maymunu" tabirini kullandı ki, bu isimler kameralar karşısında köpürmüş de olsalar, alttan alta daha çok gündem meşgul ettikleri için memnunlardı.

biz de bu aralar bu influehdncuwerlardan muzdaripiz.

niye anlattım? bilmiyorum.
benim adayım "medya maymunu"
bütün şampiyonlar ligi deplasman dönüşlerinde ligde deplasmanda oynayan bir galatasaray varken gıkları çıkmayan kuş familyasının yeni ağlama konusu. gerçekten arşa çıkardırlar artık bu ağlaklık konusunu.

şunun gerçekten galatasaray'a fayda sağlamak için planlandığını düşünüyorsanız en yakın pskiyatri servisine ağır derece eziklik tanısıyla başvurun. ilacı falan vardır belki.
telefonlarında bylock çıkan, kardeşi feto'dan bir ara firarı olan bir müptezelin açıklamalarıdır...

ya sen kimsin birader
senin sıfatın nedir
çapın nedir
sen bakkal yönetemezsin bakkal
seni orada tutan kulüplerin de puh allah cezasını vermesin
kürt şeriat devleti kurmak amacıyla türkiye cumhuriyetine ve gazi mustafa kemal'e silahlı isyan başlatan şeyh sait'e karşı tarafsız olduğunu açıklamış.

arkadaşlar ahlarla vahlarla olmaz bu iş. kalkın bir şeyler yapalım. farkında mısınız bilmiyorum ama siyasi partiler ve kişiler özene bözene seçilerek yerleştirilen kişiler.

adam chp genel başkanlığını ele geçirmiş bir vatan haini gibi rahatça konuşuyor.

gazi paşa'nın chpsinde şeyh sait övülüyor. diğer siyasi partilerdekiler de benzer kişiler.

özgür özel'in basit bir eczacılıktan önce manisada parlatılması sonra türkiyede parlatılmasını zaten biraz araştıranlar görür. kimin desteği ile olmuş?

gerçekten chp'yi ele geçirmişler.
15 yaş reşit mi o rus bu çocupu diye tokatlanması gereken bir pedofilin savunmasıdır...

yaşamaya hakkı yok bunların gerçekten yok
boşuna hapishanede ekmek su veriyoruz
sokak köpeklerine yem edin amk hem köpekler doysun millete saldırmasın, hem de ülke bir tane pedofilden kurtulsun.
100 bin peşinatla 900 bin tl kredi çekip 1 milyon tl lik konut almaktır, bundan daha garanti, daha hızlı bir yol olmaz. ha diyeceksin ki geri ödemesi, faizi, cartı curtu, 2 sene zorlanacaksın 3. seneden sonra kira çoğunu ödeyecek.
hisse :eline verirler, 100 bin 50 bine iner.
kripto: 100 binin 10 bine iner :)
bes: 10 yıl bekleyecen de enflasyonda erimiş paranı alacan, birikim olur ama öyle 1 e 10 olmaz.
altın: dolardan biraz daha fazla getirisi olur, birikim ve koruma sağlar, kaldıraç sağlamaz.
forex: %90 ihtimal 100 binin sıfırlanır, %9 ihtimal paranı kurtarırsın, %1 ihtimal 10'a katlarsın.
spek hisse: 100 binin 10 milyon olabilir, büyük ihtimalle 50 binle kol kesip çıkarsın :)
ticaret: şansın yaver giderse çok iyi kazanırsın, ama gitmez kaybedersin.
arsa: sen değil ama çocukların zengin olur.
bu tarihimizin en önemli seçiminde kendisine oy vermeyecek olanlar hain, hakkında olumsuz konuşanlar aktroll, chpli olup olumsuz konuşanlar gizli akpli*, farklı bir muhalefet partisini savunanlar muhalefetin oyunu bölmeye çalışan kişilerdir. iyiparti destek vermediği takdirde çok kötü bir parti olup baraj altında kalacaktır.

ha unutmadan bu son seçimdir. özel kaybederse şeriat gelecek ve bundan sonra seçim olmayacaktır.
her türlü yorumu anlarım ama "bencillik" diyenleri anlamıyorum. henüz var olmayan, yani dünyaya gelmemiş olan bir insana nasıl bir borcumuz var da onu dünyaya getirmemek bencillik oluyor? çocuğu doğurursun ama hakkıyla bakamazsın, yeterli ilgiyi vermek istemezsin tamam o bencillik, ama hiç doğmamış bir insanın önüne kendini koymak neden bencillik?

bir insan çocuk yapıyorsa içinde bulunduğu şartlardan da, dünyanın mevcut düzeninden de memnun demektir. ki bu dünyaya bir insan daha getiriyor kendi arzusuyla. ben böyle değilim diye bencil oluyorum.

hayatı kolay geçen, bir şeyler elde etmek için kıçını yırtmak zorunda kalmamış, dünyayı güvenli bir yer olarak gören insanlar dünya hakkında bu kadar iyimser olabiliyor bence. bir insan gerçekten çok sıkıntı yaşadıysa (sadece ekonomik sıkıntılardan bahsetmiyorum) benzerlerini çocuğunun da yaşamamasını ister. ve siz istediğiniz kadar belli şartları sağlayın, çoğu şey zaten kontrolünüz dışında olacak ve çocuğun da son derece sıkıntılı bir hayatı olabilir. siz, çocuk henüz bebekken ölebilirsiniz mesela. vs. vs. evet bunları düşündüğüm için bencilim.

diyeceksiniz ki senin travmaların var belli ki, bunları çöz. tamam çözeyim ama benim bunları çözüp çocuk yapmam, çocuğun başına benzer şeyler gelmeyeceği anlamına gelmiyor ki. travmaları çözünce mantık da kuş olup uçmuyor yani.

çocuk doğurmak istemeyenler, çatır çatır doğuranlardan daha fazla düşünüyor bu konu hakkında emin olabilirsiniz.

çocuğu olmayıp ona harcanacak kaynakla ve zamanla zevk-ü sefa içinde yaşanıyor da değil yani. kendi çapımızda yuvarlanıp gidiyoruz işte. hayat şartları ortada. elbette çocuklu hayata göre daha konforludur ama yan yatarak üzüm yiyen roma imparatoru gibi takılmıyoruz biz de.

fikrim değişir mi bilmiyorum ve sanmıyorum. yukarıda yazdıklarıma mantıklı cevaplar bulabilirsem belki.
ekşiye üyelik açarken canlandırdığı karakterle ismime ilham olmuş aktör. çok yapımını izlemedim ama brooklyn nine-nine'deki performansıyla açık ara favori karakterimdi, huzur içinde uyusun.
kasım ayında aldığım samsung s23 telefon 1 hafta sonra 1000 tl ucuzlayınca müşteri hizmetlerine sordum. indirim çeki alamayacağımı ama istersem ürünü iade edebileceğimi söyledi. iade ettim, 1000 tl ucuza tekrar aldım. şimdi bana sürpriz olarak önceki iade ettiğim telefon için 1000 tl hediye çeki vermeye karar vermişler. böylece telefonu 2000 lira ucuza almış oldum. samsung'un kendisinden de 10000 tl daha ucuza geldi. inanamıyorum. inanılmaz bir fiyat politikası.

aha bu da gelen mesaj

hediye çekiyle 1 aylık pirinç, bulgur, nutella vs ihtiyacımı da gene indirimli olarak tamamladım.

daha ne diyeyim. büyüksün amazon.

edit: paralı değil, hediye çekli askeriyiz, yanlış anlaşılmasın.
iki gs maçında da gördük ki adamlar futbol işinin mantığını çözmüşler. birincisi bu adamlara karşı orta kafa gol çok zor, ikincisi çok hızlılar, üçüncüsü asla yorulmuyorlar ve sahanın her yerinde basıyorlar. forvete cornelius girdiğinde nasıl üretkenlikten uzaklaştılar gördünüz değil mi, o cornelius'da işte bizim ligden giden adam. hesap edin.

taş gibi takım kavramının tam karşılığı. aferin adamlara.
böyle bir durumda hesabı ödeyip bi daha muhatap olmayan kadının arkasından: "eheh hesap ödemek çok koydu herhalde" falan diyorsunuz ya, demeyin. kadın büyük ihtimal sizi beğenmemiştir. arkasından laf ettirmemek için hesabını öder ve çeker gider. test yapayım derken madara olmayın yani.

ha bir de, parasından falan değil de, şık değil arkadaş ya. cinsiyet rolleri başka şey, hakta hukukta eşitlik başka. ilk buluşmada herkes kendi ağırlığında hareket etti mi, zaten devam eden ilişkilerde fedakarlık şekilleri eşit dağılıyor, merak etmeyin, hak geçmez.*

ayrıca o kadar eşit olmak istesem lezbiyen olurum, ne kılla tüyle uğraşıcam?
ulan para kazanmayı bilseniz şu garip ve gizli dağılma hikayenizi netflix'e satar, bir de albüm patlatır, sonra da paranın gözüne vururdunuz. gerçi o zaman da işte kurban olmazdınız. seviliyorsunuz allahın cezaları!
biraz twitter profilinde gezdim, herkesin arkadaş olmayı isteyeceği bir kişiliği var. mizah anlayışı çok iyi. böyle acı bir haberden sonra bile beni biraz gülümsetti iyi bir müzik zevki var. atatürkçü, tertemiz bir çocuk. böyle kayıplar beni cidden yıkıyor işte. yakınlarını düşünemiyorum bile. bir çiftin ölçülemeyecek bir emekle bu yaşa kadar büyüttüğü çocuğu, birçok insanın çok sevdiği dostu, belki bir kızın sevgilisi ve onu sadece hayatını kaybettikten sonra tanıyacak kadar şanssız olan bizler. tüm bu insanlar için bu kadar değerli olan birinin canının bir kurşuna eşit olmasını ben sindiremiyorum, hiçbir zaman da kabullenemedim. kabul edebildiğim tek ölüm 90-100 yaşında ölecek kadar şanslı olanların ölümü. ama insan hayatını bir kurşuna eşitleyen omurgasız emperyalistlerin çıkarı için başlayan savaşlarda bu kadar insanın üzülmesini ben kaç yaşıma gelirsem geleyim kabullenemiyorum. insanların bir hayat yaşama, yaşlanma hakkını kimsenin elinden almaya hakkı yok. bir kerelik bir şey bu ve eril alperen emir'in aramızdan ayrılmasından sorumlu olan kim varsa hepsi ciğerinden yansın, en içten dileğim bu.
hahaha itibar ne demek diye sorun bu ankaragüçlülerin %90 ı cevap veremez. öyle bir varoş ,ilkel ve vandal bir topluluk.. hakettiği yer süper lig değil. tez zamanda dönmemek üzere ait olduları yere gitmelerini dilerim bu spor katillerinin..
obradovic'i getirmenin fenerbahçe organizasyonuna kattığı olumlu yüzlerce şey olabilir ama yanında getirdiği bir sürü olumsuz şey var. birisi de gelen koçların yetersizliğinin ortaya çıkması.

kokoskov diye bir koç geldi mesela fenerbahçe'ye. nba'de yardımcı koçluk, arada a takım koçluğu gibi bir kariyeri vardı. cebinden çıkarttığı bir sürü set de vardı. lakin, melih'in nişanından bulaştığı söylenen covid sebebiyle, cska serisine çıkamadı. erdem can çıktı seriye. sonuç süpürüldü. efes de ligde süpürdü. yeni sezon, yeni kadro, yeni plan diye yeni sezona çıktı, her şey başlayacakken "behlül kaçar" diyerek takımı bıraktı.

djordjevic, bu bırakmanın ardından boşta olan tek makul isimdi. o da geldi, rusya mağduru oldu. playoff yapamadı. ligi şampiyon bitirdi. lakin, bir maç 40 sayı fark atıp, ertesi maçı saçmasapan kaybediyordu. rotasyon takıntısı zirve yapmıştı. ritim bulan adamı, zamanı gelince çıkartıyordu.

itoudis desen, ilk maçta ikiye katladığı efes'e seri verdi. euroleague kariyerinde akılda kalan işleri yok. bir sürü de sakat var.

obra ise bu üçünün takıma koyduğu eksiklerini hiç yaşatmadı. oyuncu mu sakat? 8 kişilik rotasyonla farklı bir şey oynardı. takım kötü mü? hemen bir fırça, bir set çizimi, bir savunma hamlesi. oyunu çevirirdi. 5 kısa ile madrid'i dövüyordu. ikinci maç hiç beklenmeyen başka bir şey koyup 100'e yatırıyordu. çünkü, adam basketbolun ta kendisiydi.

yeni gelen isimler de bu isimlerden farklı olmayacak. ferguson sonrası manchester aynı kaldı mı? guardiola sonrası barça aynı kaldı mı? biraz daha devam ettiler ama sonunda büyük çoküş yaşadılar.

erdem can'ın tam fenerbahçe zamanıydı ama herkes geç kaldı. saras gibi oyuncu psikolojisinden anlamaz bir boş, xavi pascual gibi adı kalmış birisinin gelmesi de farklılık yaratmaz.