Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
izbe tarikatlarda ağız badeleten islami trollerin "okullarda siyaset yapiliyüürr" diye ağladıkları başlık.

lan siz camileri parti bürosuna çevirdiniz, 14 sene duadan çok fetö-akp propagandası yapildı, simdi de hamas(ihvan- rabia)-hizbullah(hüdapar)-akp ittiffakının propagandası duadan çok yapılıyor ki eğitim kurumlarında da zaten bizati milli eğitim müdürleri tarafından akp propagandası yapılıyor.

siz yapınca sorun yok baskası yapınca auoew. hassiktirin ordan

yani bu halkı kin ve düşmanlığa sevk etme şeysi de müthiş amk, akpliler trolünden saray başına kadar etmedikleri halaret birakmazlar, kendilerine oy vermeyen kişilerin kadınlarına "sürtük" derler, iletişim şeysinin trolleri ana bacı düz gidiyor, bunlarda sorun yok başkası ağzını açtımı hemen halkı bilmem ne yapmaktan tutukluyorlar.

kadın ne islami troller gibi küfür etmiş ne de iletişim başkanının beslemelerin atatürk ün annesine ettiği hakaretler gibi hakaret etmiş, efendice görüşlerini söylemiş kaldı ki camilerde yapılan gibi bir partiye oy da istememiş olanları anlatmış.

bu devran döner, hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmedi sizin ki de sürmez. eden de bulur, sonra kimse ağlamasın
bende disleksiyim, bu konuda benzer bir deneyim yaşadım. disleksi olduğum için güzel yazı denilen iğrenç bir şeyi asla yapamıyor ve harflerin hep yerini karıştırıyordum. örneğin hayır yerine hayrı , öğretmen yerine öğrtemen yazıyordum.
bunun sonucunda ilkokul öğretmenim 1 ay boyunca her gün okul bitince 1 saat bana deftere " bundan sonra düzgün yazacağım" diye yazma cezası veriyordu ve onu da yanlış yapıyordum.
sonuç olarak ailem bu konuda beni çocuk gelişim uzmanlarına götürdü ve egzersizler verdiler. disleksi çocuğu olan ailelere tavsiyem bu konuda üzülmeyin ve çocuğunuz için çabalayın, hayata ve akademik başarıya engel bir durum değildir.
çakma muhalefetin, çakma muhalifisin özgür özel, bu kurultayı kaybedeceksin ve yine grup başkanı olarak partide kalacaksın, kk seni kovmayacak partiden çünkü görevini yapmış olacaksın ama artık karnımız tok sizin ucuz yalanlarınıza.

fatih altaylı'ya katılmış daha diyor ki fedakarlık bilmem ne, ne fedakarlığı? fedakarlık genel başkan adayı olmak mı? sen de kaybeden kadrodaydın çok fedakarlık yapmak istiyorsan bırak siyaseti.
manisa'da daha önce 2 resmi nikahlı eşini belli tarih aralıkları ile öldüren n. akpınar isimli şahıs 2020 yılında covid-19 tedbirleri kapsamında şartlı tahliye edildikten sonra birlikte yaşadığı m. menekşe isimli kadını öldürüp cesedini gömdü. üstelik bıçak ve ütü ile işkence ederek öldürdüğünü itiraf ediyor.
inanılır gibi değil! 2 kişiyi öldürüp serbest kalıyor ve üçüncüsünüde öldürüyor. hukukta yeri var mı bilmem, ama vicdani olarak bunun hesabını kim verecek?

haber

haber 2
simültane çevirinin zor olduğunu biliyorum ama anlatan arkadaş hiç zorlanmıyor zira tertemiz sallıyor :)
cemre kazanır kazanmaz, elenir elenmez, şampiyon olur olmaz ama 2-3 haftadır herkesi soytarı etti. helal olsun kız sana. madem yemek yarışması değil, freak show, cemre reyiz dedi ki onun da kralını ben yaparım.

sevmediklerini engellemesi, barış'ı iç oğlanı yapması falan bayağı geyik...
bu da moda oldu. üniversitenin resmi hesaplarında talihsiz olay veya elim hadise yaz, siyah beyaz fotoğraf paylaş, geç.

siz manyak mısınız kardeşim!? ne elim hadisesi, ne talihsiz olayı. üniversitelerde çocuklar ya intihar ediyor ya kyk yurdunda ölüyor. el insanına sahip çıkacağınıza bu ülkenin çocuklarına sahip çıksanıza.

sorumluluk alıp araştırsanıza ne oluyor diye. bulsanıza sebeplerini veya buna sebep olanları, adaleti hakkıyla uygulasanıza. niye bizim gençlerimiz ölüyor?
100 sene önce adam bunu görmüş müze yapmış ama yok bık bık bık elin kilisesini cami diye islam coğrafyasına kakaladınız yetmedi bütün geliri kestiniz ve şimdi köpek gibi pişman olup tekrar gelir kapısı yapmaya çalışılması olayıdır...

ya bu islamcıların el atıp da hayrına 1 tane katkısı olmaz mı ülkeye abi yahu 1 tane lan 1 tane! ne yapsalar ya yolsuzluk dolu ya zararına arkadaş...
ne yaparsan yap göstere göstere yap. en basit işi bile abartarak nasıl yaptığını anlat. çöp bile atsan şöyle söyle. ofisin temiz kalması için işimi bırakıp sandalyemden kalktım, yerdeki kırıştırılıp atılmış kağıdı aldım, geri dönüşüm kutusuna kadar gidip, çöpün kapağını açtım ve attım. sonra geri dönüp tekrar sandalyeme oturdum ve tüm motivasyonum bozuldu. bunu anlattıktan sonra da iş arkadaşlarına çıkışman lazım. lütfen temizlik konusunda biraz daha dikkat edelim arkadaşlar gibi. suçlayıcı bir laf şart. hatta patronu cc'ye koyup çöpün fotosunu da çekip mail atılmalı. şikayet et ki işine ne bağlı bir çalışan desin patronun. bu noktada iş arkadaşlarının ne düşündüğü mühim değil. patronun seni görmesi önemli.
bir köşede oturup işini en iyi şekilde yapsan bile ben yaptım diye göstermezsen, patronla arası iyi olan biri senin sırtından geçinir. bir nokta koysa işi ben topladım diye anlatır. o yükselirken sen iş yapamıyor yaftası yersin bir de. yani iş hayatında en önemli şey çalıştığını göstermek, görünür olmaktır. işi yapmak ikinci planda kalır. ben bunu öğrendim.
hamaset edebiyatı ancak bu kadar olur.

hangi askerler mesela?

kafasına çuval geçirilen askerler mi?

bi kaç tane badem bıyıklı kozmik odalara girdiğinde sessiz kalan askerler mi?

balyoz, ergenekon gibi davalarla ordunun içinden geçilirken izleyen askerler mi?

20 li yaşlarında sivil hayattan alınıp askerliğe gönderilen askerler mi?

(#158299834) burada vatandaş iman demiş. türkler müslüman olmadan önce çok korkaktı anlamına geliyor o zaman!!
işe ilk girdiğim güne kadar hiç tatil yapmamıştım, ülkemin %90 nını görmemiştim.
ilk 6 maaşımdan arttırdığımla önce artık harabeye dönmek üzere olan babaevinin baştan aşağıya tadilatını yaptırmıştım. sonra askere git gel, nişan ve düğün masrafları, yaklaşık 3 yıl bunların borcunu ödedim.
ev aldım, araba aldım bunların borcunu da ödedim, eşimde sağlıkla ilgili sorunlar vardı arabayı satıp bunları halledip, tekrar borçlanıp araba aldık. falan filan uzun hikaye hep bir mücadele ile geçti hayat.
ama bu sırada ingilizce kurslarına gidip ingilizcemi geliştirdim, yüksek lisansımı yaptım hali hazırda dr a tezimi yazıyorum.
ülkemizin neredeyse her yerini gezdim, yeri geldi hiltonda yeri geldi pansiyonda kaldım ama gezdim. bazen öğünleri simitle geçiştirdim, bazen de param varsa en güzel restaurantlarda yedim.
kamplı bisiklet turları yaptım, hala yapıyorum. 36 ımdan sonra lisanslı tenis sporcusu oldum ama arkadaşlarım bir rakete 10 bin verirken ben gidip 2 bine raket aldım.
avrupa da şimdiye kadar 6 ülkeyi gezdim, bu sene 4-5 tanesini daha gezmeyi planlıyorum. geçen sene küçük bir çekme karavan aldık, ailece kamplı turlar yapmaya başladık.
evimi, arabamı aldım borçlarımı bitirdim ve artık yatırım yapmaya başladım.
ben alt sınıftan gelmiş, hasbel kader orta sınıfa doğru evrilmiş bir insanoğlu olarak sıfırdan gelmiş olduğum bu dünyada mecburen hep denge unsurunu gözeterek hareket ettim.
bana ne yapacan evi gez yaa diyen arkadaşlarım kirada oturuyor hala, niye bu arabayı aldın şunu niye almadın yaaa diyen arkadaşlarımdan daha iyi bir arabam var ve onların çoğunun görmediği yerleri görüp, yapmadığı hobileri yapıp hayatıma devam ediyorum.
ama yukarıda da dediğim gibi bugüne kadar hayatı hep bir denge içerisinde sürdürmeye çalıştım, çünkü zengin bir ailen ve hatırlı dayıların yoksa bunu yapmaya mecbursun, bu hayatta bir kez yere düştüğün zaman kimse seni elinden tutup kaldırmıyor.
hayat sosyal medyada pazarlandığı gibi toz pembe değil ve çok acımasız.
şimdi yiyeceğim etiketin haddi hesabı yok da;

sen müzik festivalinde insanları öldür, soyduğun, yarı çıplak bıraktığın cesetlerin üzerine oturup gösteriş yap, bunları sergileyerek adam!!! olduğunu tüm dünyaya göster.

ve sonra da bu muamele ile karşılaş... vallahi olacak iş değil.

selam ve dua ile...
sbs'ye çalışıyordum bu adam ballon d'or alıyordu. üstüne liseyi bitirdim, lisans düzeyinde üniversite bitirdim 1 yıl da uzatarak, 1 yıl staj yaptım, 1 yıl sınavlara hazırlandım, uzun dönem askerliğe gittim geldim, 2 yıldır da iş hayatındayım adam hala ballon d'or alıyor. geçtim futbol tarihini tüm spor tarihinin en büyüğü bu adam.
maça 1 hafta hazırlanma süresi olması eksiklerin yerini doldurma anlamında hazırlanmak için bir avantaj oldu. diğer yandan evet becao djiku ikilisinin olmaması gerçekten büyük dezavantaj gibi görülse de bunun hazırlıkları daha önce yapıldı.
osterwoolde 2-3 kere mert müldür 1-2 kere stoper oynatıldı. (buradan neden maç içinde stoper değiştiriyorsun diyenlere de selam olsun.)

sağlıklı durumdaysa samet osterwoolde ikilisi bekliyorum. bu evet oyun kurulumunda bize bela çıkaracaktır ama o durumda defanstan oyun kurmak yerine ismail ya da ferdi'nin oyun kurulumunda daha ön planda olduğu bir senaryo görebiliriz.

üstelik belliydi ki abdullah hoca djiku'ya baskı yapıp becao'nun top kullanmasına yönlendirecekti (son zamanlarda rakipler bunu yapıyor.) ana plandaki 3 belki 4 stoperin olmaması fenerbahçe'nin ana planını da değiştirecek ve bu abdullah hocaya da sürpriz olacaktır.

trabzon maçında fred'i çok arayacağımızı düşünüyorum. onun yerine %90 zajc oynayacak. hücumdaki yoğunluğun ana plandaki en önemli oyuncusu kare asa girebilecek oyuncu fred ve onun yokluğu bizi bence stoperlerden daha fazla zorlayacak.

ve gelelim livakovic'e taş gibi defansın arkasında kalecilik yapmak kolay hadi bakalım önünde stoperler yokken marifetini görelim koçero.
şu kafaya hayranım ya: var odasından birilerine görüntü gönderiliyor malın teki de geliyor "neden, nasıl oldu bu iş" diye sorgulayacağına, skandalı ortaya çıkaranı sorguluyor. bu "bilgiyi nerden almış" diyor.

bu aynı şey gibi bir takım şike yapıyor ama ceza veremiyorsun, neden? çünkü deliller usulsüz toplanmış.
yani abd ve batı dünyasında bu vahşeti gördükleri halde, hala israil'e silah vermeye devam ediyorlar ve hala hamas hamas diye israili destekliyorlar, yahu hamas mı var ortada, hamas tunellerde saklanıyor, belki de çoktan tunellerle mısır'a filan geçmişler, ama masum insanlar kasten, ırkçılık yapılarak, sırf müslüman oldukları için soykırıma uğruyorlar, ama israil lobisinin propagandası altında mankurtlaşmış kitleler hala bunu anlayamıyor, ya da anlamak istemiyorlar.
fizikçi sevgilimin içinde cozur cozur yanan bilim aşkından tanıştığımızda ben soramamıştım. dolaylı yoldan doğum gününü sormuştum.

geçen gün itiraf ettim. bir daha astroloji konusunu açarsam namerdim. canım bilim, oley. oh bilim, yes. e=mc2 fısıldayacağım kulağına.

edit: bilim önceliğimdir, yanlış anlaşılmasın. ufak tefek eğlencelik muhabbetler bunlar.
araba al sat işini ek iş olarak yapıp piyasayı yükselten memurların da stokçu galericilerin de beter olmasını diliyorum.

bu ülkede enflasyondan sonraki en büyük problem ahlak problemidir.
çocukluğumdan bu yana benim bu.

tabi ki lise üniv ve iş hayatının ilk yıllarında gezmeye düştüğümüz dönem oldu. ama şimdi evden daha huzurlu bir yer bilmiyorum.

okursun, yazarsın bir hobi edinir onunla uğraşırsın, spor yaparsın, evini güzelleştirirsin, kahveni alır bişeyler izlersin. uzanır dinlenirsin ya daha napsın bu ev size?

özellikle istanbul'un kaosundan kaçmak için evden daha iyi sığınak yok.

dışarda gafam şişiyor.
okulda siyaset yapılmaz diyenler mesela şehit cenazesinde yapılır mı? hani siz nerde yapılır nerde yapılmaz biliyorsunuz ya bı sorayım dedim...

bu platformda profil resmi sakallı bir şeriat düşkünü or.... çocuğu günlerdir; müslüman cumhuriyet bayramı kutlamaz kutlarsa ya haindir ya cahil diye bağırıp duruyor. ee hadi toplumu kin ve düşmanlığa sevk eden bu organizmayıda eleştirin. hadi görelim g*tünüzü!??
robot olduğumu düşünmeye başladığım dönemlerdeyim sanırım hiçbir şey keyif vermiyor sürekli bi eksiklik hissiyatı anlamsız bi gerilim var içimde avazım çıktığı kadar bağırmak geliyor içimden ama o da çözmeyecek hiçbir şeyi
gider. çünkü aşk pek çok şeyi kapsar. insan birisini sevebilir ancak belki de o kişinin iletişim, güven, empati, şefkat, çalışmak vb. gibi istikrarlı ve sağlıklı bir ilişki için veya evlilik için çok önemli olan yönlere bağlı olmadığının farkına varabilir. zira bu durumda ilişki içinde ısrarla kalmaya çalışmak bir ortaçağ hikâyesine ya da ucuz bir pembe diziye benzer.
siktiri boktan bir antik mısır ve roma geleneğini devam ettirmeyen insanlardır.
ayrıca nal kadar alyanslarla parmaklar iğrenç görünüyor.
ek olarak kıllı, dolma parmaklarına kocaman alyans takan erkekler ise evliden çok pezevenk gibi görünüyor.
ansızın çıkar gelir, bilemezsin.

ayrıca, on yıllar geçtikçe jenerasyon değişiyor.
eskiden, "30 35 yaşından sonra çocuk yaptın mı kafan kaldırmaz, herşeyi gençken yapacaksın" derlerdi.
ama unutulan bir şey var, bunu diyenler, zaten 20 25 yaşında hatta 18 19 yaşında evlenen nesildi onlar.
üniversite okumayan kırsal veya köylü kesim 18 19 yaşında evlenirdi ve askerlik 10 izninde bile 2.çocuğunu yapardı krallar.
25 yaşında 3., eğer bol çocuk isteyen tiplerde 30'da 4.çocuğu yapar bırakırlardı.

ve ilk 2 veya 3 çocuktan sonra hakikaten 3. veya 4.çocuğu büyütürken kafaları almazdı.
vücutları da zihinleri de yoruluyordu.

ama çağ değiştikçe, kentlilik-okuma oranı arttıkça insanlar 23-25 yaşında fakülteden, 25-28 arası yüksek lisanstan mezun oluyor.
bir işte tutunasıya kadar yaşları 30 35 oluyor..

şimdinin 35 yaşı, bundan 20 yıl öncenin 28'i.30 yıl öncenin 25'i, 60 yıl öncenin de 20 yaşına eşit gibi bişey oldu.

kısaca, 35'te de 36'da da aşık olunur.

ulen hepiniz, evde bilgisayar oynuyorsunuz 35 40 yaşında adamlarsınız. 2004'ten beri counter oynayan adamlarsınız, instagrama hangi filtreli fotoyu atayım diye düşünen 35 yaşındaki kadınlarsınız. hâlâ çocuksunuz (çocuğuz).
birisi şey yazmıştı "izmir'e sonradan gelenler yüzünden böyle bir iticilik olabilir", haklı olduğunu düşünüyorum.

bundan yıllar evvel yurtdışında türk bir kızla tanıştım. kız herkese "izmirliyim" diyodu, işte yabancı arkadaşlarımıza "izmir'in kızları güzellikleriyle ünlüdür, izmir şöyle iyidir böyle iyidir" falan anlatıyordu. türk insanlarını bilen belçikalı bir arkadaşımız söylediklerini dinledi dinledi ve dedi ki "sen daha çok azeri gibi duruyorsun", kız esasen karslıydı.

birisi "istanbulluyum" dediğinde çoğu insan "esasen nerelisin" diye sorar, "izmirliyim" diyene en fazla "neresinden" diye sorulur, izmirli olduğu kabul edilir. izmir'i iyice itici hale getirip gölgeleyen gerçekten şehre sonradan gelip yerleşenler ve aşırı tutumları olabilir. genel olarak izmirlilerin hem işte hem ilişkilerde aşırı gevşek olmaları hava durumundan kaynaklı olabilir, malum sıcak iklim tembellik var (yoksa şehri niye bok götürsün) ve herkesin içi kaynıyor.
ilk olarak atatürk zevk sahibi insandı saçma salak şeylere para harcamazdı örneğin sıçmak için altın klozet yaptırmazdı ama (bkz: patek) saat takardı. arada hayvan gibi vizyon farkı var.

ikinci olarak hırsız değildi milletin vergisini toplayıp cebe indirmezdi. zaten ölünce tüm malı mülküde devlete kaldı.

ayrıca ülkeyi kurtarmış, kurmuş bir komutanında biraz zevk sürmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. hele de o kadar cefa çektikten sonra