Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
önce kendi yaptığın zamlara bakalım tayyip efendi

10 yıllık pasaport ücreti 2022 yılında 1478 tl iken, 2023 yılında bu ücret 4 bin 943 tl'ye yükseldi. yeni ydo oranlarıyla 2024 yılında bu ücretin en az 9 bin tl'ye ulaşması bekleniyor.

senin allah'ın kitabın adaletin yok mu ? bir defteri yeni yılda 9000 liraya satacaksın bir defter ya dünyada eşi benzeri var mı böyle bir durumun ?
sen bunu ve bunun gibi yüzlerce fahiş zam yaparken vergisini ödeyen araç sahibinden tekrar vergi isterken iyi hoş vatandaş yapınca yaptırım uygulayacağız yok ya ne güzel memleket.
insanlar o evleri birileri gelsin bedavaya otursun diye almadı insanların emekleri alın terleri var o evlerde kira gelirinden bir kazanç sağlayamazlarsa o evler satılır döviz yapılır faize yatırılır kiraya verilmez kimsenin malına karışmaya da hakkın yok.

kiralık evler devlete ait olsaydı artış oranı yüzde 25 olabilir miydi ? evden aldığın vergi artışı yüzde 25 mi peki ?
not: öğretmenevlerine yüzde 300 zam yapmışlar mesajlar geliyor
sen yaptırtım yaptın diyelim o zaman ev sahibide evini kiraya vermez satar yada boş tutar insanlar sokakta yaşamaya başlar bu işin sonu bu bilesin.

kiracım çıkınca evi boş tutacağım yada satacağım yok öyle benim sırtımdan sosyal devletçilik oynamak.
fiyatlar fahişse git vatandaşına konut yap uygun fiyata kiraya ver yada satmaya çalıştığın sıfır daireleri kiraya versene neden vermiyorsun işine gelmiyor değil mi ?

nereden baksan tutarsızssın devleti yönetiyorsun git çöz vatandaşın konut sıkıntısını 1.5 milyon satılmamış konut var bunları ucuza kiraya ver işsiz kalandan kira alma iş bulana kadar çöz bu işi fakat vatandaşın barınma sorununu benim sırtımdan benim malımı değersizleştirerek yapamazssın yaptırmam barınma sorununu çözecek olsan sensin ben değil benim malımın üzerinden elini çek .
bu yaz israil'den bir iş adamı geldi. önümüzdeki beş yılın büyük krizlerinden birinin zeytin yağı olacağından bahsetti. çin'de denedik başarısız olduk artık türkiyedeki yağlara talibiz dedi. kontrat yapmak üzereyken hükümet rekolte düşüklüğünden ihracat yasağı getirdi. sonrasında dünya genelinde arz da ciddi sıkıntıların olduğu haberi gelmeye başladı. bunun bir dünya sorununa evrileceğini, iklim krizinin geri dönülemez noktasında açtığı yaralardan birinin de bu olduğunu söyledi. uzun vadeli kontrat yapmaya talipti yalnız hükümet olaya el atınca iş iptal oldu.
ukrayna'ya bol bol bedava ihalar veren selçuk'un gazze konusundaki garip duruşudur. iha göndermek yerine beddua göndermeyi ve meseleyi mahkeme-i kübraya bırakmayı tercih etmiş.

siyasal islam hep laf... lafa gelince hepsi mücahit.

link

edit: aktroller ile siha31 tapınıcısı ılık muhalifler çıldırmış. "yok şöyleydi, böyleydi" diye savunuyorlar. bana ne kardeşim. sen mücahitlik iddiasında bulunacaksın, siyasal islamcılığın akneferi olacaksın, bu uğurda atatürk'ün devrimine bile "darbecilik" diyeceksin, sonra da "ühü ühü filistin şöyle böyle, izrayil törörüst" diye şiirsel konuşacaksın. o tweeti solcu dedem de atar. delikanlı gibi yolla yollayacaksan. yoksa işine bak. kafir amerikanın savaş gemisinde hevesle ağırlanmaya benzemez bu işler. filistini bombalamaya hazır gemide poz verirken iyi: görsel gerçi siyasal islamcıda duruş aramak da bizim mallığımız.
bize sorma amına koyum.

irana sor
rusyaya sor
lübnana sor
filistinli götverenlerin dedelerine sor.

bizim ne mutlu olacak sebebimiz ne de ağlayacak sebebimiz var.

ne biz sattık kudüsteki topraklarımızı da parasını karıya gidip yedik, ne de biz vurduk filistinli öldürdük.
salaklık eninde sonunda kaybettirir işte, bir dümen tutturmuşsun, yedi sülaleni kurtaracak parayı öyle yada böyle bulmuşsun, ne mal gibi milletin gözüne gözüne dolarları, hayatını sokarsın. vizyonsuzluk işte kendin için yaşa lan hayatını her zaman, gösteriş için değil.
kaputaş değildir +1

çok afedersiniz g*t kadar sahile inmek için o kadar merdiven inip çıkmak ve küçücük yolda park edebilmek için verilen mücadeleye değmiyor.

aynı renk ve berraklıkta 1000 tane yer var. bura hikayeden popüler oldu amk.
ilişki dinamiği, hayata bakış, olgunluk vs vs gibi konularla ilintili yapılan her yorumu anlarım da;
“yok ağır hasarlı, yok yalayıp yutmuş, yok kaporta hasarlı…” gibi alçakça yorumları nasıl yapıyorsunuz aklım almıyor.
bu rezilliğiniz yetmiyor. bir de bu evliliği güzelleyen insanlara da meriç, amcı gibi etiketleri şak diye vuruyorsunuz. insalığınızın paçalarından bok akıyor adeta.

tanım: hayat yolunda kendine bir eş arayan erkeğin, 30 yaşını geçmiş bir kadından yana tercihini kullandığı evlilik şekli.
hydra

beyaz fosfor ancak, fosfor bombası değil bu. çok yakın hedeflerde sivil-düşman ayrımı için işaretlemede kullanılır.

muhtemelen görüntülerin devamında füzeler geliyor

görüntülerde fosfor zemine ulaşmıyor bile

mal mal haberlere inanmayın

komşu iki bloktan birinde hamas varsa hiç çekinmeden milyon tane yöntemle; sahte lazerle e de dahil olmak üzere hiç acımadan alakasız sivillerin olduğu bölgeye hedef şaşırtıyor. özellikle ısı güdümlü füzeler için flag benzeri atışlar yapılıyor. israil ve amerika fosforu küçük füzelerle 70 kalibre vs ilgili alanda patlatıyor ve hedef işaretlenmiş oluyor. uzun süre de fosfor bir çok sensöre ısı, ışık vs el sallıyor

israil'in elinde bolca fosfor bombası mevcut. kullanmadığı anlamına gelmiyor bu bilgi
kendisi sana yürüyorum demedikce , bana yuruyor diye kendi kendinize gelin güvey olmayın.

gülümsedi verecek, yol sordu hadi eve gidelim diyecek, dokundu sevişecek diye şifreler çözmeye çalışmayın.
ekşi sözlük lağım çukurudur. kendini çok önemli ve eğitimli sanan, ancak her zaman içten içe bir eziklik hissedenlerin yuvasıdır. şu yazılanlara bakarsak, adamlar savaş suçu işlenmesini destekliyor. sivil yerleşimlerinin vurulmasından yasaklı fosfor bombasına, koskoca şehre erzağın ulaşmasını engellemeye kadar. sadece bu başlıkta değil, günlerdir tüm sözlükte. israil sözcüsüymüş gibi açıklama yapıyorlar. ama aslında bu ülkenin sıradan bir vatandaşının gözünde insanlık namına bir kırıntı barındırmayan ukala bir köle, kapısında kulluk ettiğin israil'in gözünde ise yarı-hayvan bir (bkz: goyim)ler. aşağılık kompleksleri, makul düşünme yetilerindeki gerileme ve ahlaki çarpıklıkları bu iğrenç kitleye böyle şeyler yazdırıyor. kimse filistin davasını sahiplenme mecburiyetinde değil, hamas cehenneme gitse ve davayı sahiplenecek makul bir oluşum kurulsa filistin halkına daha faydalı olur. ancak sivillere yönelik insanlık suçu işlenmesinden zevk alan böcekler, görüldükleri her yerde ayıplanmalı ve rezil edilmelidir.
t: israil tarafından işlenen bir başka savaş suçu.
hiçbir oyuncusu medyada yazıp çizilen paralara satılamamasına rağmen bizim taraftarın bir taraflarından 20 milyon euro değer biçtiği stoper.

son yaşananlardan sonra çift haneli bir paraya gitmesi imkansız hale de gelmiştir.

her şeyi geçiyorum.9 milyon euro'ya daha yeni alınan davinson bu adamdan daha iyi demiyor muyuz ? diyoruz. davinson kendisini kesmedi mi ? kesti.

ee o zaman ? 9 milyon euro'ya alınan adam tarafından kesilen futbolcu nasıl 20 milyon edebilir amk ?

bu yaz 10 milyon euronun üstünde teklif geldiyse ve satılmadıysa büyük bir yanlış yapılmıştır.
israil'in terörist bir devlet olduğunu düşünen biri olarak; karabağ savaşındaki tutumları, sözde veya değil ermeni soykırımı karşısındaki tutumları, dünyadaki üç büyük lobiden ikisi(rum,ermeni) kuyumuzu kazmaya çalışırken yahudi lobisinin destekleri düşünüldüğünde sempatik tarafları var.
diğer yandan devlet olmayı başaramamış filistin'in ermeni soykırımını kabul etmesi, pkk'yı terörist olarak görmemesi, bir kısmının teröristlerce yönetilmesi vb. meseleler yüzünden oldukça antipatik olduğu söylenebilir.
neden ya neden. siz güvenliği sağlayacaksınız diye biz manyak olduk. bankanın güvenliğini ben korumak istemiyorum. iş gereği yedi bankayla çalışıyorum. hepsinden kredi kartı normal hesap var. mobil bilmem ne şifresi yok internet girişi bilmem neysi. ben bıktım şifre ezberlemekten. sadece banka değil ki. ekşi sözlük şifresi twitin şeysi mail şifreleri telefon şifresi şirketteki özel bilgisayarın şifresi ilaç yazılacak programın şifresi eimza şifresi sitede oturduğum bir ev var kapı şifresi. edevlet esağlık bilmem ne?

bu şifrelerin pek çoğu birbirine benzer ama bunu hatırlayacak kafa yok abi bende. şifrelerim genelde şöyle. xxxhbyxxx hbyxxxxxx xxxxxxhby sayılar ve harfler sabit. sayı olmayan şifrelerde de x'lerin yerini değiştiriyorum.

adam gelmiş son beş şifren olmaz diyor. hby ve xxxxxx sayılarını kombine etmekten bıktım. zaten işlem yapmadan önce o muydu bu muydu o değilse budur diye şifrelerimi deneme yanılma yoluyla buluyorum. hatalı şifre girince de insanlık testine giriyorum. geri zekalı muamelesi de yapıyorlar. twitter'da mesela fotoğrafta araba içeren kareleri falan seçtim.

sikerim şifrenizi de denmiyor bankalara. illa işimiz düşüyor. sabah kendi yapı kredi hesabımdan garantiye para atıp oradan bir havale yapacağım. iki dakikalık iş şifre o muydu bu muydu derken delirdim. yaşlanıyorum galiba. hatırlayamıyorum amk.
abd yahudileri sevmiyor, abd zaten yahudilerden oluşuyor.

malumunuz amerika bir ırktan oluşan bir ülke değil, adı sütünde ''birleşik devletler''.

bu devleti oluşturan, nicelik değil tabi, nitelik itibari ile en kalabalık grup yahudiler. para bunların elinde, senato bunların elinde, şirketler bunların elinde...

arkadaşlar, bugün california'nın gayrı safi milli hasılası almanya'dan fazla. bakın almanya. öyle lalettayin bir ülke değil.

velhasıl, aslında amerika/ yahudiler kendini seviyor.
aptallar için birinci elden kendi rakamlarim.

16 mayıs'ta vavacars'tan aldığım teklif: 580bin tl.
sarı siteden satsam daha yuksege satardım. neyse
dolar kuru : 19.70
dolar karşılığı: 29400 dolar

bugün aracım için aldığım teklif: 603bin tl
hadi sizin icin sarı site ortalamasını vereyim 680 olsun.
dolar kuru : 27.70
dolar karşılığı : 24.5

2018 model kazasız i20, bu enflasyonda 5bin dolar kaybetmiş, yukaridaki hıyarlar diyor ki, araç fiyatları düşmedi, artacak :)
problem su ki ben araci 17bin dolara filan almıştım,
yani emin olun dolar bazinda daha en az %20 düşüşü var bu piyasanın.
hepimiz buradayız, görüşürüz.
yasemin kafede alkol satışını yasaklamak,
belediyenin ücretsiz bisiklet hizmetini kaldırıp yandaşlara vermek,
sahile yandaş kafeler açmak,
ihale hırsızlıkları ile borçsuz belediyeyi batırmak,
metroda sarılan çiftlere anons yapmak,
hizmet mi güldürmeyin beni….
somer sef: sizce kutuda ne yemeği var?
dilara: meksika bölgesinden tamale yemeği.
danilo: evet tamale.
dilara: oha nasıl bildim.

hakket nasıl bilirsin dilara? tamam sefler doğu değil dedi. asya değil dedi. amerika bölgesi dediler ok. ama sen milyonlarca yemeğin içinden nasıl olur da meksika'nin tamale yemeği dersin dilara? hakket bir anda nasıl tamale dedin. acaba geçenlerde de kutu açılmadan yaptığın gibi heyecanina yenik düşüp ağzından mi kacirdin. acaba senin içeride kuşların var da onlar sana ötüyor olmasın dilara? torpil mi? ne bu dilara? örneğin turkiyeden yozgat'in incir uyutmasi yemeği kutunun içinde olsun. yani binlerce yemeğin içinden bu nasil bilinir dilara? peki sen nasıl oldu da pat diye meksikanin tamale yemeğini o kutunun altında olduğunu bildin dilara? gözgöre göre bu kadar fazla değil mi? bizler salak miyiz dilara? keşke elensen de kurtulsak dilara. baydın zira.
10 ekim tarihinde gerçekleşmiş olan iddiaa, kura da ilgili tweet de belirtildiği üzere bir yazışma ve bu yazışmada diş hekimi arkadaşımızın oraya ben torpil yapcam yani siz yazmayın boş yere tercihte diye tanıdığı birisine güya iyilik yaptığını görüyoruz. görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
ilgili görselleri ekledim.

iddialar doğru ise bilgisayar kurası denilen sisteme nasıl torpil işlendiğini açıklamalılar.

edit: mesaj atıp soran arkadaşlar için normalde atamalar kura ile oluyor açılan kontenjandaki yeri yazıyorsunuz kaç kişi orayı birinci sıraya yazdıysa onlar arasından kura ile seçiliyorsunuz.
edit2: başlığı düzeltebilirse moderasyon seviniriz :).
bir şeyin "var olduğu gerçeği" şeklinde bir başlık açıyorsanız, arkasından "inanıp inanmamak size kalmış" diyemezsiniz. çünkü bir şey gerçekse, inanılmaktan öte, bilinebilir demektir. ölçülebilir, test edilebilir, hesaplanabilir, gözlemlenebilir, tarif edilip tanımlanabilir vesaire... ve bunlar yapılabiliyorsa inanç olmaktan çıkar, gerçeğe dönüşür. bir şeye tüm benliğinizle, tüm hücrelerinizle, canınızı ortaya koyacak kadar yoğun inanıyor olmanız, onu bir inanç olmaktan öteye taşımaz. zaman zaman medyada şu tarz haberlere rastlarız: "falanca tarikata bağlı bir zat (veya direk o tarikatın lideri) 'tanrı beni koruyacak, bana zarar vermeyecek' diyerek uçurumdan atladı ve öldü"... bu bazen uçurumdan atlama olur, bazen kafasına kurşun sıkma olur, bazen üzerine benzin döküp kendini yakma falan... ama hepsi de ölümle ya da en iyi ihtimalle inanan kişinin hayal kırıklığına uğramasıyla sonuçlanır. canlı bombaların da bu tarz inançları olduğuna eminim. insan bir şeye, uğrunda canını verecek kadar inanabilir ama bu yine de bir inançtır. gerçek olması için kanıtlanabilir olmalıdır. bilimsel olarak kanıtlandıktan sonra da inanç olmaktan çıkar, gerçeğe dönüşür. malesef bu basit ayrımın farkında değiliz. inanmaktan zarar gelmez. hatta inanmak insan için önemli bir ihtiyaçtır. ta ki inancın bilince baskın geldiği ve aklı tamamen ortadan kaldırdığı noktaya kadar. o noktadan sonra tüm inançlar, başta o inanan kişi olmak üzere, çevresindeki tüm insanlara zarar vermeye başlar. bu illa dini inanç olmak zorunda da değil. siyasal, ideolojik inançlar, etnik inançlar, millî inançlar ve hatta elindeki döner bıçağını savurarak"en büyük filancaspor" diye bağıran fanatik futbol taraftarının takımına olan inancı da buna dahildir. inancınız bilincinizin önüne geçmeye başladığında, bilinçli bir taraftar olmaktan çıkıp, fanatik olmaya başlarsınız. fanatizm ise çok kötü ve de tehlikeli bir hastalıktır. dünyada inanç fanatizminin arttığı bir döneme giriyoruz. umarım şu an geldiğimiz nokta en uç noktadır ve tez zamanda buradan dönülür. aksi taktirde önümüzdeki günlerde dünya iyice yaşanmaz bir yer haline gelecek...
urla nin şirin bir köyünde yaşıyorum ve ayrıca etrafında da birçok yerde kamp yapmış biri olarak, yer yer keriz silkeleyen fine dining ayağına cüzdana saplayan işletmeler olduğu gibi gayet hesaplı ve bir o kadar lezzetli yerler de mevcut.

mevzu bahis o dur ki, genelde bok atanlar pek etrafını gezememisler oluyor.

görsel

görsel
bu da size hoş bir günaydın olsun

görsel
evet:
-yüksek para arzı (kaba tabirle para basılması) değil,
-düşük faizle kamu bankalarının dağıttığı krediler değil,
-devlet eliyle bir sürü şeye yapılan zamlar değil,
-artan, artırılan çeşitli vergiler (gümrük gözetim, ötv..) hiç değil,

ama en çok emeği karşılığı insanların aldığı ücretler yüksek enflasyona sebep oluyor.

kocaman bir hedefi sadece tek noktadan vurabilen nokta atışı bir tespit.
ben mayını destekliyorum.
güney sınırına mayınları kat be kat tekrar döşe. 250 metrede bir askeri kuleyi dik. çapulcu sürüsünü yerli hainlerle birlikte gönder.

ne yarrak yerlerse yesinler aşağıda.
sınıra yaklaşanı tara.

bu dünyanın enayisi biz miyiz lan?
merhaba vurduran adam geldi.

ikisinin arasındaki farkı ben bilmiyorum.

ama bir kozmetik ürüne bakınca aklınıza vurdurmak geliyorsa bence sizin de içinizde var.

neyse kahvedeki mahmut abiyle gruba dördüncü arıyoruz.

ilgililere duyurulur.
esenyurt tabi ki, köy içine bir çıkıyorum vizesiz yurtdışı seyahat gibi hissediyorum,esnaf , insanlar hep yabancı tek türk benim genelde,bu da garip bir enerji veriyor ayrıca her an bıçaklanma veya gaspa uğrama ihtimali sürekli adranelin salgılatıyor.
toplumuzdaki insani krizin göstergesidir.

kafada öyle bir şablon oturmuş ki, israil'in vahşetini savunmuyorsan hamas yanlısı oluyorsun. adam üçüncü bir ihtimal düşünemiyor.

ben bu insanların sadece aptal olduğunu, dünyayı algılamak konusunda başarısız olduğunu ve eğitim sistemindeki eksiklikler yüzünden olaylar arasında doğru ilişki kuramadıklarını zannediyordum. böyle bir insani krizi hiç tahmin edemedim.

akp'nin türk toplumunun etik yargılarını alaşağı ettiğini, toplumu dejenere ettiğini ve çürüttüğünü düşünüyorum. ama akp'ye ve siyasal islam'a duyulan nefret bile bunu açıklamakta yetersiz kalıyor. çünkü, hiç kimse, eğer psikopat falan değilse, gazze'de yaşananların en habis düşmanının başına bile gelmesini arzulamaz.

biz ciddi ciddi, ışid militanlarından tek farkı seküler olmak olan, klaus barbie'yle falan eşit derece psikopat insanlarla aynı toplumda yaşıyoruz. korkunç bir şey bu. "filistin ermeni soykırımını tanıdı" gerekçesiyle çoluğun çocuğun öldürüldüğü bombaardımanları olumlu buluyor bir de bu savaşın parçası olmak istiyor. cidden, bunların eline imkân geçerse afganistan'a döneriz.
hamas'ın cihat ettiğini düşündüğü halde, cihada katılmayan kişi müslüman değildir.
sevdiğiniz sahabeler, savaştan savaşa koştular. hatta birinde öyle gaza geldiler ki, birbiriyle savaştılar. savaşın iki tarafı da şehit olup cennete gitti. şimdi siz sahabeye komşu olmak istemiyor musunuz? dünya tatlı mı geldi? ölmekten mi korkuyorsunuz? iki yüzlüler sizi.