Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
twitter’dan okuduğum kadarıyla

galatasaraylılar: manu kötüyken ikinci olabiliriz.
kopenhaglılar: manu kötüyken ikinci olabiliriz.
manchesterlılar: bayern formsuz, birinci olabiliriz.

tüm beklentiler tutarsa bayern eleniyor. hayırlısı.
"üçlü orta saha oyna. oliveira'yı veya ndombele'yi oynat. samsun'u yendiğin taktikle kopenhag'ı yenemezsin dedik" dinlemedi. yapacak bir şey yok.
anadolu'da bir soz vardir, lohusa kadin bebeginden korkar diye. genellikle, en azindan bizim orda, ilk 3 4 ay anne ve bebek yalniz birakilmaz, akli selim biri anneyle beraber durur. annenin anasi veya kaynanasi cok akli selim degilse, bu isi bir teyze/hala/komsu ustlenir.

sanirim bu adet her yerde yok veya var da unutuluyor.
en iyi senaryoda olacakları sırasıyla yazıyorum:

1- göstermelik olarak gözaltına alınacak.
2- savcılık kovuşturmaya gerek yoktur diyip bırakacak veya savcılık tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edecek.
3- mahkeme adli kontrol şartıyla serbest bırakılacak.
4- gelen tepkiler üzerine tekrar gözaltına alınacak.
5- yine gelen tepkiler üzerine tutuklanıp bi kaç gün içeride tutulacak.
6- olay unutulunca -ki türkiye' de her şey unutulur- ev hapsi bilmem ne diye salınacak.
7- istiklal marşı ve kapanış.

t: istisnasız tüm akpliler' in yapmak istedikleri şeyi yapmış müptezel. büyük ihtimal ileride diyanet işleri başkanı olur.

edit: hala daha "bu yaptığın unutulmayacak, bir ömür boyu seni tskip edecek, sülalen dahil fişlendiniz vs" yazan var. lan olum siz norveç' in hangi köyünde yaşıyorsunuz? bu nasıl bir yaşadığı yeri tanımamazlık böyle
hani bi kız vardı. anıtkabir'de video çekmişti. atatürk için "sen tayyip' in sıçtığı bok olamazsın" demişti. noldu o kıza, adını hatırlayanınız, şu anda ne yaptığını bileniniz var mı?
ikisi de. tecrübesiz bir diplomalı ile çalışmak neyse tecrübeli bir diplomasızla çalışmak aynı şey. ne salt teori işe yarar ne de salt pratik. ikisinin karışımı daima iyidir.
erkeklerin güzellik standartları kadınlarınki kadar yüksek olmadığından çirkin bir erkek zeka, para, karizma, güç, hatta iyi bir mizah anlayışı gibi pozitif bir niteliğe sahipse; fiziksel anlamda çirkin(!)liği görmezden gelinir.

ama bir kadın neye sahip olursa olsun her zaman dış görünüşüyle değerlendirilir. hatta şöyle bir durum var; fiziğini falan da geçtim, yüzü güzel olan kadın güzeldir.
amma ağlamış kurye bey. getirsu’yu sırf gece 12.00 ye kadar sipariş getiryor diye zorunlu kullanıyorum, mahalledeki sucudan her zaman pahalı. o aradaki farkı ne için veriyorum; çalışma saatleri bana uyduğu için. siparişine su ekleyen adam neden ekliyor, zaten evine kadar taşımamak için. varoluş amacınız zaten kapınıza kadar getiriyoruz olayıyken, getirmiycem demek biraz komik oluyor. sipariş sınırı vs yoksa da hak verilmez alınır, isteyin, olmadı toplu olarak bir gün çalışmazsınız, olur biter. akılları başlarına gelir. zaten patron takımı bu z kuşağından korkuyor, ne yaptırdınız kâr. bastırın, hakkınızı alın.
bugun bir çok turk milliyetcisi olan gazeteci insanları gozaltına alıyorlar. bir ortak başlıkta tepki gösterilmesi gerekiyor. akp ve stepnesi olan chp ile el ele milliyetsiz bir ülke inşa ediliyor.

not: evet stepne olan chp.
travesti gibi görünmeyen kadındır.

burun estetiği, -aşırı kemerli burun neyse- anlıyorum. ama o ördek dudak! bir insan bunu kendine neden yapıyor anlamıyorum. yakışan birini görmedim. doğal duran bir modelini görmedim. yapmayın kızlar şunu.

edit: gelen mesaja bakın görsel

bir yaptırana bir bedava belki de
bu zirvaya noktayi ben koyayim.

ramiz: arkadasinin esine yuruyen karaktersizin teki. hakkinda daha fazla cumle kurmaktan imtina ederim.

laz ziya: sansli s'in yakalandigi haberini konsey toplantisinda aldiginda ayaga firlayarak "mallarin o gemide oldugunu sadece karahanli ve testere biliyordu. ya baronumuz hain ya da kiymetli testeremiz. size 24 saat sure. bana haini verin!" diyerek baron, testere, kilic, husrev, nizamettin, samuel yani konseyin tamamina ve yuzlerine postayi koymus adamdir.
yuruyen taşşşşşşşşak ufacik bir bit yavrusuyla mukayese kabul etmez.
“kapıya doğru gidip gerçekten açılıp açılamayacağını görmek istedim, eşim de bebeğimizle beraber peşimden geldi. kapı gerçekten kapalıydı ve açmanın bir yolu yoktu, kapıyı çaldım ama muhtemelen diğer tarafta kimse yoktu”

bunun gercek hayatta tercumesi histerik bicimde kapiyi yumruklayan ve bagiran bir kadin oluyor, burada boyle yazildigina bakmayin.

ben olsam cok muhtemelen o telefonu getirirlerdi. turk halkini azicik taniyorsam olaylar su sekilde gerceklesmistir:

telefon unutulur, kadin ucaktan disari cikmaya kalkar, gorevliler engellerler, kadin tepki gosterip cemkirir, yer gorevlileri kadina ayar olurlar ve bir anda esnetebilecekleri kurallari uygulamaya karar verirler, kadin ortaligi ayaga kaldirir cikis kapisini yumruklamaya baslar, calisanlar tam ayar olurlar ve ailecek ucaktan postalanarak nizami bir sekilde intikam alinir.

emekli, bebek vb.. tarzi duygu somurusu yapilan sikayetlerin arkasinda her zaman ayni tipte sorunlu insanalar oluyor, hic sasmaz.
göbegi eritip biraz daha atik olman lazim kral,
bu pozisyonlari gecen sezon peynir ekmek gibi atiyordun..
iş telefonu olarak 7 yıllık giriş seviyesi sayılabilecek samsung j5 kullanıyorum; gün boyu telefon görüşmesi + gün boyu aktif whatsapp kullanımı ile şarjı 3 günü zorluyor. annem 4 yıllık yine giriş seviyesi redmi note 8 kullanıyor; gün boyu candy crush oynuyor yine şarjı bitmiyor, herhangi bir uygulamada kasma-takılma yaşamıyor. iş arkadaşım 4 yıllık orta segment samsung a51 ile çılgınlar gibi pubg oynuyor. bakın iphone ile denk amiral gemisi modelleri saymıyorum bile. onların zaten alayı 2015'ten beri aktif olarak kullanılıyor.

bu gariban apple fanboyları sanıyor ki sadece iphone uzun yıllar kullanılabiliyor. uzun yıllardan kasıtları da 3-4 yıl ha, onun da yarısı serum takar gibi powerbank'la dolanarak geçiyor. insanları 2023 yılında 60hz ekranla usb type-c 2.0'ı övmek zorunda bırakan apple'ı da ayrıca tebrik ediyorum. herkesin yapabileceği bir iş değil bu.
hahaha olm 20 eylül'de ufo saldırısı beklemenin kendisi zaten "şey" de bunun türkiye saatiyle olmasını beklemenizin sebebi nedir tam olarak? avustralya'da, çin'de, rusya'nın doğusunda, güneydoğu asya'daki onlarca ülkede 20 eylül çoktan başladı zaten. kimisinde üç saat oldu, kimisinde yedi. uzaylılar saatleri bize göre mi ayarlamış mesela, "türkiye'de gece yarısı olduğunda dalalım" mı demişler?

bence şimdi uyuyun, 7'de kalkın. uzaylılar amerikan saatine göre saldırıyor hep. yalnız işiniz gücünüz yoksa bence 7'de uyanmayın, 9-10'a kadar yatın. erken olabilir. benim uzaylı tanıdığım "west coast baba yaaa" diye geziyor. doğu saatine göre saldırı yapacak uzaylı değildir. hiç sanmıyorum.
birkaç entry’de doğrusu anlatılmaya çalışılan ancak bu entryleri ve aslında diğer hiçbir entry’i okumayan ve fakat başkalarınca okunacağı beklentisiyle ilginç ve gerçeklikle ilişiği kesik tespitler içeren entryler giren yazarların mesele ettikleri bir meseledir memur maaş zammı.

belki okunur diye özetleyeyim:

- memur maaş zammı diye konuşulan şey, yani bakanın açıkladığı hükümetin memura kıyağı değildir. zam bile değildir. temmuz-aralık (dahil) arasında gerçekleşecek enflasyonun yaklaşık değeridir. halihazırda temmuz ve ağustos ayları enflasyon toplamı yaklaşık %20 civarında, geri kalan 4 aylık zaman diliminde enflasyonun yaklaşık %30 diliminde gerçekleşeceği, dolayısıyla 6 aylık enflasyonun %50 civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. toplu sözleşme gereği enflasyon farkının memur maaşına eklenmesi söz konusudur.

- dikkat ederseniz, memur maaşına eklenen enflasyon aslında 6 aydır yaşanan enflasyondur yani memur maaşına eklenen bu enflasyon farkının eklendiği tarihe kadar memur maaşı o enflasyon oranı kadar, yani mevcut bakan açıklaması özelinde yaklaşık %50 kadar erimiş olacak.

- diğer mesele ise şu, yıllardır piyasa verileriyle uyuşmayan enflasyon verisi nedeniyle memur maaşı, diğer birçok ücretli çalışanın maaşı gibi eridi. sizin dar zihin yapınızla zenginleşme diye değerlendirdiğiniz mesele, yıllara göre alım gücü ölçütlü basit bir analizin neticesinde “erime” diye adlandırılabilir.

- memurun bu farkı almasının nedeni sendikal mücadelesi değil, memur böyle mücadelelere ontolojik olarak girişemeyen bir sınıftır, sayı çokluğudur ama bu çokluk hali göstermelik de olsa memur-sen gibi sendikaların gücü gibi değerlendirilir, memur böyle sendikaların yanında yedeklensin istenir.

- hasetliği eşitlik üzerinden kursaydınız, isteyeceğiniz şey hiç değilse enflasyon farkı denilen garabetin yoksulluktan inim inim inleyen çalışanlara da yansıtılması olurdu ancak hasetliğiniz düşmanlığa vardığından, yukarıda yer alan birçok entry’de de söylediğiniz üzere memur maaşına enflasyon farkının dahi yansıtılmamasını, memurun olabilecek en kötü şartlara çekilmesini istiyorsunuz. yazık lan size.
kimse bir başka doktorun tedavisini resmiyete geçirmek zorunda degil. diş hekimi o reçeteyi yazmış olsa bile resmi olarak aile hekimi sorumlu olacagı için yerinde bir karar.
su haberi gordugumden beri kendime gelemedim. aklimdan cikmiyor, yemek yiyemiyorum, onume cikanla kavga ediyorum. lutfen burda kalmasin bulalim nerdeyseler. en onde ben gitmezsem serefsizim
viskidir, üstelik çok kaliteli olmasına da gerek yok, orta ayar bir scotch ya da bourbon ile fazla aşırıya kaçmadan sarhoş olduğunuz günün ertesi ne bir baş ağrısı ne de mide bulantısı oluşuyor, cin ya da votka gibi hizli tüketilen içkiler ise tam bir felaket benim için.
dilara ilk oyunda potaya gidince gelecek oyunlar için umrumda değil dedi. barbaros geçen hafta potada olmasına rağmen sergeni 2 kere tokatlayıp takımına galibiyeti kazandırmıştı.

karakter meselesi!
ben de chp seçmenini uyarıyorum. madem chp'den rahatsızsınız, topluca chp'ye değil içinize sinen diğer adaya oy vereceksiniz.

yok öyle akp'ye kalacak diye kafa ütüleyip kötü yönetimlerle baş başa kalmak. chp'li belediye başkanı izmir'de çalışmıyorsa akp'li belediye başkanı gelmesin diye yine chp'ye oy vermek kadar saçma bir şey olamaz.

chp'nin aldığı oyun tamamı iyip'e geçse yine akp izmir'de kazanamaz. iş bu kadar basit.
bir trans kadın öldükten sonra mezarından çıkarılıp otopsi yapılsa bilimsel olarak erkek olduğu tehşisi koyulacak aynısı trans erkekler için de geçerli.

yani trans olarak ister kendinizi kadın ister erkek hissedin bilimsel biyolojik gerçek ve bilime dayanan otopsi psikolojilerinizi umursamıyor.

kızdıysanız bana değil bilime küfür edin.

ben de psikolojik olarak kendimi batman hissediyorum ama malesef kostümüyle yakaladığım dış görünüş hariçinde diğer özelliklere uymam imkansız deli derler adama çünkü kimse uyamaz bu sadece sana bana özgü bir olgu değil
jahrein denilen elemanın ne tarz bir canlı olduğunu göstermesi açısından iyi olan kavga, kaan kazgan bile olayı bunun kadar diline dolamadı, bir de siyasi kanaat önderliği filan yapmaya çalışıyordu ucuz herif.
kendisi başarılı olabilir, adana demirspor'da yaptıkları bence iyi bir referans.

ama kendisinin milli takımın başına getirilmesinin temel sebebi takımın başına geçme ihtimali olan (sergen yalçın, fatih terim, vb) yerli hocaların hamit altıntop'u siklemeyecek olmasıdır. yoksa bir plan program dahilinde getirildiğini zannetmiyorum.

tanım: her türlü abdullah avcı'dan iyi hoca olduğunu düşündüğüm teknik direktör.

not: metin oktay
bu toplumun aldığı hal gün geçtikçe korkunçlaşıyor. hangi eğitimle, hangi yaşanmışlıkla, hangi yapıyla bu hale geldin evladım sen! kim sebep oldu; hangi aşı, hangi gıda, hangi mesnet seni bu hale getirdi! hayır, konuşmayayım diyorum, azalarak yok olur ümidiyle görmezden geleyim diyorum, dilim kirlenmesin diye yazmayayım diyorum, zihnim kirlenmesin diye temas kurmayayım diyorum ama afedersiniz sizin meşrulaştırdığınız, normalleştirdiğiniz her şeyin de amkoyum, çıkmazlarınızının da amkoyum, travmalarınızın da amkoyum… amk sünepeleri.
pas vermesi gereken yerde pas, risk alması gereken yerde risk alıp çalım deniyor. aklını kullanan zeki topçu. erzincanlı başıkesiktavukoglu gibi savrulup gitmiyor. biraz form tutunca farkını ortaya koyacaktır.
bunu utanılacak bir durummuş gibi göstermek de bir tek bizim türk aile yapısında var. yemeğin geliyor, etrafta sosyalleşeceğin tonla adam var, acil durumda müdahele edecek adamlar var ama bizim boomer kuşağı vay efendim bizi buraya attılar.

ben size gerçek sebebini söyleyeyim. çünkü orda evlatları gibi kahırlarını çekecek adam yok da ondan. alışmışlar söylenmeye, sürekli bir şeyleri dikte etmeye, çocuklarının hayatına karışmaya, nazını kaprisini evlatlarına çektirmeye oraya gidince bireyselleşemeyince ağlamaya başlıyorlar. bireysel olgunluğunu sağlamış bir ebeveyn beni huzurevine gönderdiler, vay ben ölümü bekliyorum diye düşünmez.
47 exxen
üç kuruş için reklamlı paket almak gibi bir hata sakın yapmayın. alıyorsanız reklamsız alın kafanız rahat etsin ya da almayın. insanların para ödediği bir platformda reklam görmeye nasıl tahammül ettiğini anlamak imkansız. bu fikri bulan sivrizekayı da çok merak ediyorum.

platform ücretsiz olur reklamla gelir sağlarsın, sana para vermiş adama nasıl reklam gösteriyorsun aq?
başlık altında daha ziyade değeri öyle ya da böyle bilinen filmler var.

bence necef uğurlu ve jülide övur'un 1998'de çektiği eski fotoğraflar adlı filmin değeri pek bilinmiyor. bu filmi bilen, izleyen ve benim kadar etkilenen sadece tek bir kişiye rastladım. ahmet uğurlu ve bennu yıldırımlar filmde oyunculuk dersleri veriyor bence.

yalnızlar rıhtımı da beni çok etkilemişti. lütfi ö. akad'ın 1959'da çektiği filmde sadri alışık ve çolpan ilhan oynuyor. konu biraz klişe ama bazı çekim teknikleri o dönem itibarıyla cidden sıra dışı.

bu listeye şu filmleri de eklemek gerekiyor:

turgut demirağ, cumbadan rumbaya (1960)
metin erksan, gecelerin ötesi (1960)
ertem göreç, otobüs yolcuları (1961)
metin erksan, acı hayat (1962)
duygu sagıroğlu, bitmeyen yol (1965),
erdoğan tokatlı, son kuşlar (1965)
atıf yılmaz, keşanlı ali destanı (1965)
ertem göreç, karanlıkta uyananlar (1965)
tunç okan, otobüs (1975)