Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
karnıma ağrı girmesine neden olan çağrı. kimin aradığı umrumda değil, telefon çaldığı an kötü oluyorum.
mesleki deformasyon. telefonla kötü haber aldığımız için böyle olduk.
son 4 yıldır telefonum her zaman sessizdedir.
göçmeni gözaltına almaya, şanlı polisimizin gücü yetmiyor. derken vatandaş yardımına geliyor(?), ama yine de adamı ekip otosuna atamıyorlar.
sonra her kanun adamının, kolluk kuvvetinin yapması gerekeni yapıp, gitmesine izin veriyorlar.

öğrenci, öğretmen, işçi, kadın, cumartesi annesine karşı gösterdiği kararlılığı ve gücü göremiyoruz, aslan polisimizden.

https://twitter.com/…?t=tzwzxczlpolgz-gicwf96a&s=19
bunun için kahin olmaya hiç gerek yok. hele bu analiz ve ön görü için celal şengör olmaya da hiç gerek yok.

olası deprem durumunda en büyük hasarı mülteciler verecek. buna peşkeş çekenler de " halkım beni affetsin" deyip kenara çekilecek..
annem babam ve bir kız kardeşim var. oldum olası hep fakir hep sınırda yaşadık, çok zorluklarla büyüttüler bizi. tabi bunlara rağmen ben üniversiteyi uzatıp gönlümce para ezdim.

şimdi eşim 1x ben 14x kazanıyorum ve çocuğumuz yok. bizimkilerin faturalarını ödüyorum, aylık para gönderiyorum, kredi kartı verdim, kentsel dönüşümdeki evlerini ödüyorum. eşimin ailesi de ne istese yaparım tabi durumları kötü değil ve böyle bir beklentileri yok.

aslında bizimkilerin de pek beklentisi yok ama onların sahip olmadığı bir şeye sahip olmayı kendime layık görmüyorum.

eşim de yaptığım yardımları biliyor ve zaman zaman bu konuda kavga ediyoruz. kendimize kuracağımız hayattan çaldığımı düşünüyor.

söyle sözlük yanlış mı yapıyorum.
7-10gr arası miktarda kahve ile yapılan içeceklere dışarıda 70-100tl vermemektir.

kahvenin kilosu 500tl, 10gr kahve 5tl..
basit bir espresso makinesi 5000tl.

ortalama 75tl verdiğin mağaza kahvesi üzerinden;

75 bardak kahveye dışarıda 5625 tl harcarsın
75 bardak kahveye evde 400tl harcarsın

aradaki fark ile makineyi alırsın, 75 kahveden sonra cihaz parası çıkar. sonrasında her kahveyi amortisman olmadan 5tl ye içersin.
televizyon ve 56k modemin verdiği limitler dahilinde görüntüleri izlemeye çalıştım. excel dosyasıyla yapılmış komplo teorilerini inceledim. bir tanesi çok ilginçti, uçak sefer sayısı ne bileyim numarası falan bunları excel'e yazıp yazı stilini değiştirince 2 uçak ve kule şekli çıkıyordu.
edit: yazarın birisi excel yazmayı öğrenseydin demiş, bir "c" harfi için beni engellemiş. cevap bile yazamadım ama düzelttim.
son edit: başıma bir şey gelmesin diye tırnak işareti ekledim, kod q33ny (bir yazar arkadaş söyledi.
word belgesi de olabilir...

görsel
bundan dolayı ben hiçbir t.c kızına yanlış anlar aha bana sarkıyor bana yazıyor anlamı çıkarmamak için selam bile vermiyorum muhattap bile olmuyorum.

erkek ırkının bu kadar aşağılandığı ,hor görüldüğü ve görmezden gelindiği başka bir toplum varmıdır hiç bilmiyorum. hele birde turizm sektöründen çalıştığım zamanlar manken gibi slav kadınların erkeklerine verdiği değeri görünce hepten bunun idrakına vardım.

hep erkekler olarak kadındır deyip ihtiyacımız gereği çaba gösteriyoruz emek sarfediyoruz ama karşı taraftan erkektir biraz ben adım atayım aman onu kaybetmeyim ilgisini göremiyoruz.

bırak bu aşk meşk meselerini sırf insan ilişkilerinde bile bunlara insanlık gereği iyilik yaptığında “ zaten mecbursun yapmaya ne teşekkürü” tepkisini hissediyorum.

ha geçmişte yaşadık bu tür boktan olaylar en azından bir kaç dakika hatırlar geçerim.
ama düşündümde bunlardan biriyle evlenip hayatımın geri kalanını pişmanlık ve nafaka arasında gidip gelip keşke tanımasaydım demekle geçirebilirdim.
sosyal medyada ilan paylaşıyorlar. her detayı yazıp fiyat yazmıyorlar. soranlara cevap ise dm üzerinden fiyat bilgisi verildi cevabı veriyorlar.

bu ne şimdi. yaz fiyatı olsun bitsin. bu bana güvensizlik veriyor. adamına göre profiline göre fiyat veriyorlar algısı oluşturuyor. yada yüksek fiyat çekip tepki çekmemek için bu yola başvuruyorlar bilemiyorum.

o yüzden fiyat yazılmayan ilanları önemsemiyorum. fiyatı herkes görmeli.
2013'de sıfır olarak alıp 1100 liraya kira verdiğimiz evden şu an 6500 lira alıyoruz. ev tek bloklu sitede. havuzlu güvenlikli kapıcılı ve yeni gözde lokasyonlardan birinde.

döviz bazında kira filan artmak şöyle dursun, bugünkü kurla çarparsam 16-17 bin lira almamız lazım. ama ne yüzümüz tutar istemeye ne de kirayı arttırmak için kiracıyı çıkarmayı teklif edebiliriz.

sözlüğün gece gündüz küfrettiği zalim ev sahiplerinin arasında daha bir sürü insan var böyle.

maaşınızı anlatırken 100k 140k filan havada uçuşuyor ama ev sahibi 20 bin isteyince auww.

geçen twitterda muhalif mi muhalif bi zat yazmıştı. kirayı %25 arttırdım. ev sahibine “kanun orda” dedim gibi bişeyler. işinize gelince hükümetin arkasında nasıl da hizalanıyorsunuz.
iyi bir şarap içmemiş kişinin edeceği söz.

akp sağolsun (!) türkiye'de her şeyin 2., hatta 3. kalitesini tükettiğimiz için, pek çok şeyin gerçek tadını bilmiyoruz. avrupa'da bira içiyorsun, bira buymuş meğerse diyorsun. çikolata alıyorsun, aklın gidiyor, bugüne kadar ben ne yemişim diyorsun. şarap alıyorsun, ne kadar güzel, türkiye'de ara ki bulasın diyorsun.

ülkemiz, rezalet yönetimler sonucu, kalitenin giderek düştüğü bir yer halini aldı maalesef. gök tanrı'dan bizleri bu beladan en kısa sürede kurtarmasını diliyorum.
kadınların huzur arayışında olduğu şaibeli bir görüştür.
kadınlar kavgayı, kaosu, toksikliği, trip atmayı çok seviyor ve bunları iyi erkek üzerinden gerçekleştiremeyeceğine göre iyi erkek yalnız kalıyor olabilir.
köylü gelmiş köylü gidiyorsunuz. teşekkür etmek medeniyetin gereğidir. insanla insanca iletişim kurabildiğinizi, toplum yaşamına uyum sağlayabildiğinizi gösterir. kaldı ki ücreti karşılığı bir hizmet alıp teşekkür ettiğinizde o şirkete, kuruma değil, size yardımcı olan bireye teşekkür ediyorsunuz.

o kişinin o işten ekmek yiyor olması işini layığıyla yaptığında bir teşekkürü hak etmediğini göstermez. o zaman ananıza babanıza da teşekkür etmeyin. nasıl olsa sizi dünyaya getiren kişiler olarak size bakmak görevleridir.
evet arkadaşlar fatih aksaray her zaman yabancı nüfusunun fazlaca olduğu bir yerdi. bir dönem ruslar, bir dönem araplar, bir dönem özbekler vs. dönem dönem burada farklı milletlerden insanların çoğaldığı azaldığı görülmekteydi. şu anda da afrikalıların çoğunlukta olduğunu görüyoruz. fakat şu anda durum biraz farklı. aksaray semti artık afrikalılar tarafından istila edilmiş durumda. eskiden farklı milletler vardı ama gelirlerdi bişeyler alıp satar bir süre zaman geçirir giderlerdi. şu anda ise afrikalılar buraya gerçek anlamda yerleşmiş durumda. artık sadece müşteri değiller, aynı zamanda esnaf, aynı zamanda dükkan sahibi, aynı zamanda iş veren konumundalar. nereye gidiyoruz, daha neler göreceğiz bilmiyorum ama vaziyet hiç iç açıcı değil. bizzat fatih aksarayda bulunan çukur pazarda çektiğim bir videoyu paylaşıyorum. yorum sizin.

https://www.veed.io/…sharingwidget=true&panel=share

not: bi uyandım bin tane garip mesaj ve başlık altında gördüğüm yine garip yazılar. çok garip meğer ne de çok seviyormuşuz bu yabancıları, ülkemize çökmelerini falan ya. bir de humanist bir tavra bürünüyorlar ya sinirden başıma ağrı giriyor. ulan mal mısınız? bu ülkenin her karış toprağına ne canlar verilerek kuruldu bu ülke. bu kadar mı kolay ya peşkeş çekmek, alın burası sizin olsun demek. neymiş bizimkilerden namuslu insanlarmış, zararsızlarmış şöyle böyle. bi git noluyo ya de bakalım da donunu kafana nasıl geçiriyorlar.

arkadaşlar bu ülke kolay kurulmadı. öyle kimilerinin yaptığı gibi 3 kuruş paraya bir gecede vatandaşlığı verilemez. kimse kusura bakmasın. ben bu videoya baktığımda içim sızlıyor. bu bana sallayan arkadaşların da nereye kimlere destek olduğu incelenirse muhtemelen ülkemizi bu hale sokan üst düzey beyinlerle aynı yolda olduklarını görebiliriz.

sonuç olarak; bizim düşmana, dış güçlere vs ihtiyacımız yok görüyorum ki. kendi kendimize yetiyoruz maşallah. ülkemiz tüm hızıyla elimizden gidiyor, adamlar neler diyor. hiç abartıyosun da demeyin. yazık. azıcık delikanlı olun.
parti içi demokrasinin olmaması. hangi parti olursa olsun parti liderini indirmek imkansıza yakındır. 12 eylül istikrar olsun diye böyle bir düzenleme yapmış siyasi partiler yasasına. parti liderlerinin de işine gelmiş öyle gidiyor. partilerin de hepsi yeni. chp dahil. 1992'de kuruldu yeni chp. kurumsallaşma ve gelenek de yok o yüzden sadece kk değil hangi parti olursa olsun başa gelen kendi istemezse veya ölmezse gitmez. kk da gitmek istemiyor. 75 yaşından sonra ne yapsın. bu adamın herhangi bir hobisi veya parti dışında arkadaşı mı var. canı sıkılır. evet bu kadar basit. kk canı sıkılmasın diye orada duruyor.
devletin sadece kendisine karşı işlenen suçlar için af çıkarabileceği gerçeğiyle ne zaman yüzleşilecek acaba.

benim babamı öldüreni, kardeşime tecavüz edeni sen ne hakla affediyorsun amın oğlu demezler mi adama?

edit: işte böyle böyle insanları kendi adaletlerini sağlamaya itiyor basiretsiz rüşvetçi götverenler...
komunizmle mücadele derneklerinde çalışmış ve sonra da iktidar olmuş islamcı müteahhitlerin yaptığı, depremde tuzla buz olan ve binlerce insanın ölümüne neden olan binalar kadar kötü değildir.
sırp koçu 2012 yılında almanya milli takımının hocasıydı. almanya onu basketbola yön vermek için seçmişti. pesic'in eğitiminden geçen çocuklar iyi birer sporcu oldu. bugün dünya kupası finalindeler ve karşılarında eski hocaları pesic var.

takım müsabakaları, sporun hayat ile nasıl içiçe olduğunun kanıtı.
bugün yanında olan yarın karşında oluyor.
ve kimse kimsenin gözünün yaşına bakmayacak.
camiler ve mezarlıklar dışında neredeyse kalmamıştır. en güzel ve huzurlu köşe bile insan tarafından mahvedilmeye namzettir. sahilde bir elinde çayınla akşam rüzgarını hissettiğin anda arkada çalan "keko* müzik, yürüyüş yaparken yandan geçen "abarth" egzozlu araçlar, vapurda abuk subuk çalınan tuhaf müzik aletleri, medeniyetin şehirle ve şehirleşme ile doğrudan ilgisini henüz kavrayamamış milyonlar... velhasıl istanbul'da huzur romanlarda, halk hikayelerinde ve bazı şiirlerde vardır ancak. toplum düzelmeden şehir düzelir mi peki? hiç sanmıyorum.
burada atıp tutanları recep tayyip erdoğan stadı başlığı altında görmeyi de çok istediğim ama ilginç şekilde buranın 10 da 1'i kadar bile entry girilmemiş olan başlık. şu saatten sonra bunun altına yok popülist yok başarısızlık kapatma vs diye gelenler diğer başlığa da düşüncelerini bıraksınlar bir zahmet.

ulan kaç yıldır şampiyon olamıyoruz, stadın ismini değişince mi bu başarısızlık örtülecek? liseden mezun olma şartı getirilsin şu başlıklara artık.
türk kadını genelde iltifat nedir bilmeyen, kaba, kendi tabirleriyle maço peşinde köpek olduğundan erkeklerin iltifat edebildiğini bilmiyorlar. ettiğimiz iltifatlar hep havada kalıyor oysa, anlayan olmuyor. ya da “abart”, “sana öyle gelmiş”, “teşekkür ederim” gibi basitçe kesip atılıyor.
finlandiya'nın st. petersburg'un dibinde olduğunu, isveç ve finlandiyanın natoya girmesi ile rusya'nın baltık denizinde kontrolü tamamen kaybettiğini bilmeyen beyinsizlerin yorumlamaması gereken savaş.
engelli genç kızımızı, engeli üzerinden sonunda ağlatmayı başarabildiniz kenan bey. tebrik ederim. tam dört kere yarışmacının engeli üzerinden bahis açtı resmen. ne gerek vardı yahu ? olay anını anlattırdı, hastane anılarını anlattırdı, yakınlarına, olay anında ne yaptıklarını anlattırdı. vallahi ben tv başında bunaldım. gerek var mıydı ?
düzeltme: yazım hatası.
eskiden çok severdim ta ki şu xenon far teröristleri çıkana kadar.
sikim sonik arabaları yolu aydınlatacak diye başkasının canına kastetmekten başka bir sike yaramazlar.
tamamen geri zekalılık, tamamen iscilik ya da beton kıvam hatasi.
sevgili arkadaslar.
bir muteahhit calmak isterse betonun dozajindan calar, demir miktarindan calar, kalitesiz malzeme kullanir. yani calabilecegi o kadar cok kalem var ki.
ama buradaki olay farkli. kaliba dokulen beton hem cok sik aralikli donati yuzunden, hem betonun yeterince akiskan olmamasindan hem de iyi vibrasyon yapilamamasindan kaynakli tam yerlesmemis.
muteahhit bunu bilerek yapmaz. zira bu tarzda bir imalat hatasi kendisine ekstra is demek.

not: inş. muh.
hakim sefa mutlu zorluklar içerisinde hukuk fakültesini bitirmiş olan temiz bir anadolu çocuğu ve görevini layıkıyla yapmaya çalışan bir türk bürokratıydı. kendisini katleden barzo ve şu anki kekoların atası olan yılmaz güneyi nefretle yad ediyoruz. öte tarafta umuyorum ki sefa mutlu senin yakana yapışmıştır cani herif.
koş tom koş! filmlerinde artık bir çeşit imzası haline gelmiş koşu sahneleri. sadece tehlikeli aksiyon sahnelerini değil ayrı bir beceri gerektiren sahneleri de öğrenip kendisi çekiyor. cocktail filminde bardaki kokteyl şovu, color of money' deki bilardo sahneleri gerçektir. tabii ki eğitimini almıştır. born on the fourth of july' de hayatını canlandırdığı ron kovic ile gerçek hayatta da yakın arkadaş olmuştur. the firm'de uykusuz olması gereken bir sahne için gerçekten sabahlayıp çekime öyle gitmiştir. hatırladığım kadarıyla onunla yan yana koşmuş tek kişi annabelle wallis olmuş. o da kendi ısrarlarıyla https://www.youtube.com/watch?v=ie5d9qrjs7a görsel
görsel
https://www.dailymail.co.uk/…-set-mummy-london.html eyes wide shut' ta stanley kubrick ve sinema uğruna o zamanki eşi nicole kidman ile gerçekten ot bile çekmiş olabilir.
saniyelik olay etraftaki vatandaşı suçlamak yanlış, napsın araca füze mi atsınlar.

asıl sorgulanması gereken emniyet ve bu hareketi yapacak kadar kendilerinden hak görmeleri.

bu orospu çocuklarının dağ ayısı olduğu çok belli.
yeni gösterim yayında, tabi ki bir emek var, tabi ki çok uğraştık ama bunların ardına sığınmadan söylemek isterim ki: bence komik! olmayadabilir lakin pek de önemli değil, keşkelerle dolu bir gösteri yapmadığım bir geleceğimiz olur umuduyla buraya linki koyuyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=ae6vzgchjn0
tek falsosu a101'de satılmasıdır.

ödüllü bir yazara ait, yurt dışında eleştirmenlerden ve ebeveynlerden tam not almış kitabı indirim sepetine koyup da kültürsüz köylülerin önüne atarsan sonuç bu olur.

sizlik bir durum yok birader, sizin kafanız mizahı da, soyut düşünmeyi de, çocuk gelişimini de almaz. evladınız da sizden farklı olmayacak zaten. kitabı iade edin, bir dahakini alırken de tamamını okuyun, benim kitapta görünce komşuyu yemeye kalkacak seme çocuğuma uygun mu diye bakın.