Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bi de bu lavuklar türedi, atatürk'ü tartıştırtmam, terör vs. dedi diyen. ulan atatürk'ün kurduğu cumhuriyet ilkelerinden geriye ne kaldı doğru düzgün, hizbullah meclise girecek, sen adama 5 sene daha vereceksin ondan sonra atatürk, terör.

atatürk'ü tartışan mı var, amaç zaten bu iktidardan kurtulup, kaybedilen cumhuriyet değerlerini geri kazanmak. sen öyle %5 oy alıp kendi egonu mastürbe ettiğinde cumhuriyet düşmanları bi yere gitmiş olmayacak. ama bunu bile akıl etmekten aciz bir kitle var.

fahrettin davar güder gibi güdüyor bunları. tabi bir kısmı da maaşlı orası ayrı.
yuzde 3-4 maksimum alacak, sinan ogan da yuzde 1-2 alsa, 4-5 puan eder.

bu da erdogan'in 40 oyu oldugu yerde, her sey ilk turda rahat bitecekken ikinci tura kalmasina sebep olacak.

milletvekili secimlerinde yuzde 3 oyla akp ye 30 milletvekili hediye edilecektir. 4 alırsa 40 5 alirsa 50 milletvekili 6 alirsa 60 vekil akp ye gidecek ve elbette kendisine oy verenler bilerek ve isteyerek buna sebep olacak.

halbuki olay cok basit,
1) erdogan'dan kurtul,
2) parlementer sisteme geri don,
3) soz verdikleri gibi baraji yuzde 2'ye indirt, sonra ince de ozdag da istedigin her kisi de meclise girer.

bu da kilicdaroglu ve millet ittifakiyla mumkun sadece.

sen secmen olarak boyle yaptikca ulkeyi batiracaksin ve bunun o kibirin, siyasetten zerre anlamayan zekan ve egon yuzunden oldugunun farkinda bile degilsin. bu secim "ilke" zamani degil, pragmatik olma zamani.

komunist misin? inceci misin? ozdagci misin? iyi partili misin? bulundugun sehirde akp'den sonra en guclu parti saadet mi? saadet'e vereceksin. deva mi? kafanda babacan bandanasiyla gideceksin. ittifakin baraj sorunu zaten yok, her sehirde herkes kendi bacagindan asiliyor, akp'den en fazla vekil kapmanin tek yolu bu ama sen gidip ince'ye vereceksen, o oy akp vekillerine gidecek.

bu kadar basit. bir sonraki secimde ne yaparsan yap, istersen jelibon partisine oy ver, zerre ilgilendirmiyor.
acilin, her seyi matematik ile anlatacagim. ama yuzdelik hesaplarla falan degil, elmalar ile anlatacagim. hani kendisi diyor ya "torunlarimi bahcede kazarak hacim calistiracagim" diye, ben de o hesap, her seyi elmalar ile anlatacagim kendisine.

diyelim ki ortada 9 elma var. kendisi hesapta olmasa 5 elma kemale, 4 elma da recepe dusuyor diyelim. bu durumda elmalarin cogunlugu kemalde. oyunun amaci da en fazla elma sahibi olmak ise bu durumda kemal oyunu kazaniyor.

kendisi diyor ki "ben hem kemalden hem de recepten birer tane alabiliyorum". o yuzden, etrafindaki veletlerin de gaziyla oyuna dahil oluyor. bu yeni durumda kendisinin 2 elmasi, recepin 3 elmasi ve kemalin de 4 elmasi oluyor. yani kemal elmalarin cogunlugunu kaybetmis oluyor.

elmalarin cogunlugu muharrem geldigi icin kimsede olmayinca, en az elma sahibi olan eleniyor, daha sonra o muharremin 2 elmasini kim alabilirse, oyunu o kazanacak sekilde tekrar oyuna donuluyor.

bu durumda muharremin en basta oyuna dahil olmasinin sebebi asagidakilerden hangisidir?

a) muharremin oyunu cok sevmesi.
b) muharremin kemal kazanmasin diye elinden geleni yapmasi.
c) muharremin recepi kemalden cok sevmesi.
d) muharremin gaza gelmesi.

edit: bana gelen mesajlara göre kemalin 5 elmasi yokmus. eger oyleyse, diyelim ki baslangicta kemalin 4 elmasi, recepin 5 elmasi var. muharrem de alacagi 2 elmadan 1ini recepten aliyorsa, eski yakin arkadasi kemalin takimina takilip, kemalin 4 elmasini 5 elma yapabilir. boylece elmalari beraber afiyetle yiyebilirler.
millet ittifakı iktidara geldiğinde anayasayı çiğneme suçu nedeniyle bağımsız yargı tarafından yargılanacak kişinin yaptığı açıklamadır.

tck madde 309 anayasayı ihlal suçu:
cebir ve şiddet kullanarak, türkiye cumhuriyeti anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

edit: ortada cebir ve şiddet yok diye mesaj atanlar oluyor bu maddeyle yargılanamazlar diyen oluyor. anayasanın ihlal edildiği ortadadır. erdoğan'ın aday olmasına izin verenin hangi kanun maddesiyle yargılanacağını da, anayasaya aykırı şekilde aday olan erdoğan'ın da hangi kanun maddesiyle yargılanacağını da seçimden sonrası ceza hukukçuları belirtecektir.

ysk üyeleri en kötü ihtimalle 5237 sayılı türk ceza kanunu'nun 257. maddesine göre görevi kötüye kullanma suçu ile yargılanacaklardır.
arkadaşlar rahat mahat değil. yerel yönetimlerden tutun alt tabakada herkes işin bittiğinin farkında. tek çabaları o yanda bu şekilde işin ikinci tura kalması. son 10-15 gün kala gaza basacaklardır. rte nin 60 gün miting yapacak sağı solu gezecek gücü yok.
şikayet etmeyi seven bu tip erkeklerin çözüme ihtiyacı yoktur, problem çıkartmaya ihtiyaçları vardır. sorunlarını çözseniz bile vırvır etmeye, dert anlatmaya ve kafa sikmeye, kişisel alanınızı işgal etmeye devam ederler. bu ciddi bir sorun. hiç sevmem.
her telefon gibi bu da şirket üzerine alınmalıdır. kdv düşülür. kdv harici tutar masraf yazılır ve gelir vergisinden düşülür.
sonra bu telefonları nasıl alıyorlar demeyin. şirketiniz olmadan da türkiye'de maaşlı çalışmayın.
olsaydı gelip batıdaki türk şehirlerine yerleşemezlerdi merak etmeyin. bir de gaziantep'in ötesine ne kadar türk yerleşebiliyor ya da yerleşmek istiyor bunu sorgulayın. hakkari, yüksekova'da şehrin ortasında rpg ile polis merkezine saldırmaya giden orospu çocuklarının içinde kim yaşamak ister mesela? veya batman'da yol üstüne bombalı araç bırakan teröristlerin içinde nasıl rahat yaşayabilir bir insan? ya da tunceli'de keleşlerle karakol bastığını sanan iki tane aptalın elini kolunu sallaya sallaya gezdiği şehirde hangi türk vatandaşı yaşamak ister? ırkçılığın dik alasını yapıp da halâ mağdur ayağına yatan kancıklara verilecek en iyi cevaplar bunlardır.
bir arkadaşım da 6 yıllık ilişkisine telefon şifresini vermişti beraber çalıştıkları için. dallama artık kız grubuna girip yazışmayı okuyup onun yerine cevaplıyordu "ben x" bu arada diye.

hadi senin eşin eşin. sen duygusalsın ve güvene dayalı ilişkini böyle göstermeye çalışıyorsun. senin annen, baban, kardeşin, kuzenin, yakın arkadaşın sadece seninle paylaşmak istediği özel durumları bakalım eşinle paylaşmak istiyor mu?

örnek vereyim, bu dallama öyle bir dallamaydı ki, daha önce hoşlandığım birini kıza bahsetmişim, bu muhabbeti görmüş aradan 6 yıl geçmiş soruyor "o tipe ne olmuştu" diye.

sonunda biz rahatsız olduğumuzu kızın yanında onunla beraber söyledik de çok sağolsun bakmayı bıraktı.

gerçekten yapmayın böyle şeyler. ilişki, güven böyle bir şey değildir. kişisel veri diye, mahremiyet diye bir şey var. gün gelir yeğenin adetinden bahseder fotoğrafını atar, gün gelir arkadaşın cinsel bir sorunundan bahseder. sadece evlisiniz veya birliktesiniz "aman bana güvensin" diye bu bilgileri olduğu gibi paylaşmayın, diğer yakınlarınızın güvenini kaybedersiniz.
et olmuş 400-500, tavuk olmuş 100, mazotun litresi 25, rakıyı birayı saymıyorum bile. bugün dört kişilik bir aile pikniğe gitse minimum 1000'lik olur. en fukarası için bile sıradan olan bir sosyal aktivite ülke insanı için artık lüks.

avrupalı gibi elimizde sandviç ile piknik yaparız diyorsanız o ayrı. o zaman da derim ki zevkinize sokayım.
vay arkadaş... olum siz yaşlanmadınız mı? bu ne la? efsane iş çok beğendim
36 togg
türkiye standardına uygun bir araç olduğunu düşünmüyorum. sadece bu değil, elektrikli araç konseptinin.

ulan sen avrupalı amerikalı değilsin, müstakil evin, garajın yok, yarın bir depremde mezarın olacak apartman dairesinde yaşıyorsun, arabanı 8.kattan aşağı üçlü priz sallandırmak suretiyle mi şarj edeceksin gece?

sırf gösteriş olsun diye yapılmış işlerdendir, aldıktan sonra akibetini düşünen hiç yok.
kısmi olarak doğru bir önerge, neden kısmi olduğunu biraz açarak açıklamak isterim ama öncelikle;

türk insanı genel olarak çalışmak istemiyor, 2+2=4. belirli bir hırsa sahip insanlar dışında toplumumuzda çalışma isteği kendi işyeri bile olsa oldukça düşük diyebilirim. herkes kısa sürede zengin olmanın peşinde, bunun ihtimalinin düşük olduğunu farkedince de kitlenin çalışma hevesi kaçıyor diyebiliriz.

bizimkine benzer toplumlard- ülkelerde iş verenler bu durumu yan hak ve şirket aktivitelerini arttırarak, iş ortamını ve etkinlikler ile çok daha dinamik hale getirerek kısmi de olsa çözebiliyor ancak son bulunduğumuz dönemde türkiye içerisinde bulunan şirketler bu tarz aksiyonları bırakın arttırmayı, yan haklarla birlikte azaltmaya başladı. bu durum da şirketler içerisindeki turnoverı arttırırken çalışan kalitesinin de düşmesine sebep oluyor yani dünyayı yine 20 yıl geriden takip ediyoruz.

ek olarak günümüz patronları eski dönemin patronlarına göre çok ama çok daha acımasız arkadaşlar. çok basit bir örnek ile başlık altındaki entryleri de incelerseniz, benim mezun olup işe girdiğim dönem bile bu günden çok uzak olmamasına rağmen iş hakları yeni başlayan gençler için şimdiye göre çok daha iyiydi. asgari ücretin 1600tl olduğu dönemde üniversite mezunu olarak rahatlıkla 2800-3500 tl bandında iş bulabiliyorduk ki bu durumdan o kadar da memnun değildik. iş veren bu aradaki farkı 4-5 yılını yüksek eğitiminin karşılığı olarak başlayan çalışanına veriyordu ancak yukarıdaki entrylere baktığımızda sanki sanayide çırak alır gibi iş öğrenmesi için “ genç arkadaşlara tavsiye; yeni mezuna 16.000 tl mayış mı versin patron yav, girin asgari ücrete iş öğrenin tabii cağnım” yazanlar oldukça gençlerin çalışmamak istemesi çook normal. bakın 2018 2019 da yeni mezun kişiler asgari ücretin 2 katına büyük şehirlerde rahatlıkla iş bulabiliyordu diyoruz yani şu an 17000tl ye denk geliyor ama ağam bunu çok fazla görüyor. arkadaşlar, bunu yazan bazı patron bozuntularına ben çok şahit oldum, adamın organize sanayi bölgesinde 300-400 m2 üretim tesisi var baya bildiğin cücük gibi kobi ama altında range rover, şirket arabası passat, oğlunda en kötü golf( şirkete öğlen gelir çay içer 2 story atar 4 de avm ye s.olur gider) evi saray yavrusu ve bunları 3-4 yılda yapmış. e bir çok şaibe içerisinde bunu yapmasının en büyük sebebinden birisi it gibi çalıştırıp sırtından para kazanırken genç arkadaşlara asgari ücreti reva görmesi veya daha kötüsü “ sen şimdi yeni mezunsun, gel 1 ay çalış beğenirsek alalım ama maaş da yok onu sonra konuşalım” lara getirmeleri, inanın çook ama çok gördüm.

şimdii hal böyle olunca, kardeşim kiralar olmuş en az 7-8.000 tl, ev araba almak desen hayal artık, e kıçı kırık telefon ya, konsol veya makyaj malzemesi! kardeşim bunu fransada mcdonaldsda asgari ücretle çalışarak rahatlıkla alıyor insanlar. gençler burada bu tepkileri alıp bunları da görünce çalışmak istemiyor tabii ki. üstüne çocuk gitmiş üniversite okumuş ve kendini geliştirmek için bir şeyler yapmış belki ama gençlere yukarıdaki gibi 12-13k maaş teklif ederken sokaktaki motokurye dediğimiz meslek grubunda sadece motor sürmenin ve okuma yazma bilmenin yeterli nitelik sayıldığı meslek grubunda (arkadaşları tenzih ederek söylüyorum kesinlikle bir art niyetim yok) adamın ortalama 20k para kazandığını gördüğünde ağır ağır hayatı sorguluyor.

bunları düşünüp lütfen öyle yorum yapın, dönem 2000 lerdeki gibi 6 ay çalışıp peşinatını verip 2 yıl krediyle tertemiz 0 araç alabildiğiniz o dönem değil, hele 90 larda çalışan insanlar ki şu an bazıları çalışma arkadaşlarım, iş yerinde “ yaa eskiden bayramlara ikramiyemiz yatardı, özel günlerde hediyelerimiz gelirdi, hayat çok ucuzdu yaa” diye ağlıyorsunuz ama gelip burada 2-3 nöronunuzla ahkam kesiyorsunuz, yapmayın!
daha önce “aday olma” temelli cok entry yazdim başlığına. ama görüldü ki rte’nin kurduğu oyunu bozabilecek tek aday kendisiymiş. imamoğlu’nun ahmakça davası, mansur yavaş’ın kurtlerin silme oyunu alamayacak olması ve büyükşehirleri akp’ye vermemek gerekliliğiyle en mantıklı aday senmişsin dedem. meral mommy’nin bulduğu cb yardimcılı formül ile de oldukça güçlendi.

bugun yaptığı ince ziyareti kendisi için win-win’dir. ince cekilseydi de kazanacaktı, simdi de kazançlı taraf. ince’nin yanında oldukça yumuşak ve kapsayıcı bir konuşma yapmasi büyük bir artı kazandırırken, ince’nin tam manasıyla hıyar hıyar konuşması kendini bitirecek yolu hızlandırdı.

millet de sanıyor ki kilicdar yerine başkası aday olsa ince aday olmayacaktı. adamda kişilik bozukluğu var, mansur yavaş’a bile cakma chp’li diyen birisi. mansur yavas aday olsa da her halukarda cıkar, yine oyları bolmeye calışırdı. o zaman da özgürlükçü, yerel özerkliği savunan bir ince gorecektik. sonuçta adamın daha önce dedikleri de malum.
insanların kafalar ne güzel ya.

ince'nin yaptığı şu saçma sapan hareketi savunup kılıçdaroğlu'na çekil demek. vallahi bravo size be en zeki sizsiniz ulan!

adam ömrünün son dönemini bu davaya adamış.
akp'nin bütün ülkede en çok saldırdığı, yıprattığı adam olmuş.
yılmamış adını kimsenin bilmediği imamoğlu'nu aday gösterip istanbul'u, normalde seçilemeyecek mhpli yavaş'ı transfer edip ankara'yı almış.
bu da yetmemiş meral akşener'in iyi partisine destek atarak mhp'nin önüne geçmesini sağlamış.
hala durmamış bugün gitse akp'nin balıklama atlayacağı siyasal islamcı 3 partiyi yanına çekip rakibi zayıflatmış üzerine kendine kalkan ederek chp'nin "din düşmanı" algısını kırmış.
dahası bu kadar farklı görüşü bir arada tutarken kürtlerin desteğini de arkasına alarak milyonlarca muhalif seçmeni birleştirmiş.
bu adam ana muhalefet partisinin ve ittifak'ın lideri be! tercihini aday olmaktan yana kullanmak hakkı adamın. üstelik yaşı itibarıyla hırs yapacağı bir durum da kalmamış parlementer sistemi getirip, yargıyı bağımsız kılıp gidecek adam lan.

diğer yanda "adam kazandı" diyip ortalıktan kaybolan, yer aldığı ittifakı bir arada tutmayı bırak, mesaj yazıp ayrılan, tek olayı beylik laflarından ibaret bir ilgi delisi. ince'yi aday gösteren isim yine kılıçdaroğlu ha bunu da unutmayalım. sen daha kılıçdaroğlu'nu yenememişsin 20 yıllık otokratik rejimi mi devireceksin?

hadi bu adamın aklı havada, bunun peşine takılanlar hiç mi düşünmüyor yahu? adamın seçilmeyeceği belli. adaylığının tek sonucu akp'nin güçlenmesi. aktroll değilseniz şu noktadan sonra ince'yi desteklemek kendi ayağına sıkmaktır.

ince'nin sizin için temsil ettiği fikirleri savunun, bunlarla kimsenin bir derdi yok. lakin ortaya koyduğu eylem, yani adaylığı, bu fikirlerin ilelebet yok olmasına ve oylarınızın bir daha asla anlamı kazanamamasına yol açacak. ölüm kalım seçimi bu aloooo! evleneceğiniz insanı seçmiyorsunuz farkına varın şunun.
snape'in "always'' dediği sahne benim için açık ara en iyisi.

kitabı okuduğum zaman da çok etkilenmiştim ama alan rickman'ın performansıyla o sahne sinemanın unutulmazları arasına girmiştir.
siyasal islam ile alakası yok, direkt olarak islam budur. götler sıcak şekilde okullarda, televizyonlarda izletilen dini videolarla masumane, sevimli bir portre çiziliyor ama buyrun; karşılaşacağınız muamele budur, bundan fazlasıdır.

seçim zamanı şımarıklaşmanın alemi yok, ülke hangi tehlikelerle karşı karşıya hala idrak edemiyor bir kesim. birkaç günde bir bu tarz videolar düşüyor gündeme ancak üç maymun oynanıyor. 14 mayıs sanılandan daha büyük ve önemli bir gün.
onun bunun torpillisi boş teneke patronlar/amirler, yalakalar, dedikoducular, salağa yatanlar, insanı salak yerine koyduğunu zanneden şam şeytanları ve tüm bu gavatlara ağzımızın tadı kaçmasın diye katlanma zorunluluğu.
bir ülkede alım gücü düşerse insanlar kolay yoldan çok para kazanma arayışına girerler. kimisi kripto/borsa kovalar, kimisi bahis yapar, kimisi piyango bileti alır, kimisi online casino'larda takılır, kimisi fuhuş yapar, kimisi gasp eder, kimisi hırsızlık yapar vs vs. içki derler ama esasen tüm kötülüklerin anası enflasyondur. enflasyon toplumları yozlaştırır.
yüzde 14 oyu olan adam 100 bin imzayı ilk gün toplardı ilk 3 gün 40 bin mi neydi imza 4. gün ak yoldaşları sayesinde 100 ü buldu. gelen dip dalgayı göreceksiniz kılışdar ilk turda kazanacak gel bakalım muaarrem yüzde 1 oy alıp adam kazandı diyecek yine.
insan ne ile yaşar kitabıdır. senede bir kez okurum tüketimin günümüzde geldiği noktada hem ruhumu hemde kredi kartı ekstrelerimi rahatlatmak adına iyi geliyor :)