Sık geçen başlıklar

tip'in gümbür gümbür gelmesi 2

ekşi'de gör
bu genç nesil niye böyle oldu ya ?

"komünizm" yazmayı beceremeden fikir beyan edenler, yavaş gelsin saçı başı dağılmasıncılar, % 3 oy tahmin edip aklı sıra dalga geçmeye çalışanlar. demek ki ülkenin okuma yazma bilen, internete erişimi olan, görece daha bilgili ve bilinçli kesimi bile siyasetbilim nedir hiç anlamamış.

sosyalist partiler (hele ki bizim gibi ülkelerde) iktidara gelmek için seçime girmezler. zaten gelemezler de. sosyalist sol hareketlerin işlevi farklıdır : muhalefet yoluyla iktidarları denetim altında tutmak. dört milletvekili ile tip'in çıkardığı sese bakın, bir de tüm diğer muhalefet partilerinin toplamına bakın. herhalde resim biraz daha netleşir.

pür idealist saiklerle kurulmuş bir parti düşünün kitleselleştikçe daha farklı dünya görüşünden seçmenleri bünyesine katar. farklı güç odaklarıyla dirsek teması artar. sermaye gruplarıyla ister istemez hemhal olmak zorunda kalır. kitlesini konsolide edebilmek ve yeni seçmenlerle tahkim edebilmek için sivri köşelerini törpülemek, üslubunu yumuşatmak zorunda kalır. sonunda birkaç beylik ve göstermelik sloganvari beyana sıkışıp kalır. söylemde ve eylemde müesses nizamın kendisi için çizdiği sınırların içinde kalmaya dikkat eder. bu partilere düzen partisi deriz.

düzen partileri gerçek muhalefet yapamazlar. kendilerini o koltuklara taşıyan, kalabalık kesimleri de ancak bir yere kadar temsil edebilirler. zamanında shp, sodep, dsp; bugün ise chp için sol kitle partisi diyebiliriz. aynı zamanda istisnasız hepsi düzen partisidir. bu partilerde siyaset yapanlar için siyaset bir meslek, bir kariyer haddidir. ve profesyonel iş dünyasında doğru davranış değil, uygun davranış göstermek kuraldır. yine de sosyalist pratiklerin yeşermediği yerlerde sol popülizm sağcı, otoriter, hırsız iktidarlar karşısında ehveni şerdir.

merkez sağ partiler ve hareketler için durum daha da vahimdir. sağ partiler bir menfaat birliğidir. dünyanın her yerinde sağcı vekiller meclise, parlementoya, senatoya, kongreye iş takipçiliği için girerler. akıllı sermayenin adamı olarak göbekten bağlı oldukları çıkar çevrelerini temsil ederler. ideolojik etikten ve kamu yararından ne kadar uzaklaşırlarsa vatanseverlik, milliyetçilik, dindarlık söylemine o kadar düşkün olurlar.

lord acton'ın ortaokul çağı çocuklara bile malum olan bir sözü vardır. iktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır. şöyle bir düşünce deneyi yapalım. önümüzdeki seçimlerde akape ve mehape dışındaki tüm partilerin baraj altı kaldığını hayal edin. meclis sadece bu iki partiden oluşsun. iktidarın suistimallerini, usulsüzlüklerini, yolsuzluklarını kim denetleyecek. mahkemeler mi, sayıştay mı, medya mı, bürokrasi mi? bırakın hesap sormayı soru soramazsınız. zaten hiçbir şeyden de haberiniz olmaz muhtemelen. 21 yıllık, çok uzun süren bir iktidarın bizi getirdiği nokta, dediğim senaryonun bir tık altı zaten. chp, iyip gibi düzen partilerinin bile varlığı ne değerli değil mi?

ben dahil sosyalist partilere oy veren insanlar aptal değiliz. biz de biliyoruz. % 30 larla 40 larla iktidara gelemeyeciğimizi. zaten beklenti de o değil. toplumsal muhalefetin çıtasını yukarı taşımak, vatandaşın kanından, terinden artırdığı kaynakları babalarının çiftliği gibi eşe dosta peşkeş çekenlerin ayağına takılmak, suyun başında duran kodamanların kulaklarının duymak istemediklerini yüksek sesle söylemek için burdayız. muhalefet güçleri tarafından denetim altında tutulmayan iktidarlar hızlıca afrika tipi diktatörlüklere evrilir. meclis, yargı, medya bunlar zahiri kurumlardır. çok güçlü bir siyasi iktidar bu kurumları şu gün olduğu gibi baskılayabilir, satın alabilir, hepten ortadan kaldırabilir. gerçek muhalefet ise sadece halktır.

%3 ü küçümseyenler, espri yapayım derken zeka seviyelerini açık ediyorlar. mustafa kemal cumhuriyetin kurulması, halifeliğin ilgası, laik ve karma eğitim, kadınlara tam seçme ve seçilme hakkı gibi hedeflerini parti programına yazdığı bir fırka kurup, seçimlere katılsa o kadar bile oy alamazdı. dünyayı değiştiren güç, kısa vadeli çıkarlarının bile nerede olduğunu göremeyen kuru kalabalıklar değil, bilinçli, örgütlü, ideolojisi olan dar bir çevre ve önder kadrosudur. o sebeple egemenlerin, örgütlenme ve ideoloji sözcüklerine karşı, alerji geliştirebilmek içln sabah akşam çalışan bir propaganda makinesi var.

yani devrimci sosyalist hareketlerin kitlesel olmaları makbul değildir. bu tür partilerin seçmeniyle, üyesiyle, bütçesiyle, il-ilçe teşkilatlarıyla çok büyümesi demek, aynı zamanda düzenin meşru kıldığı söylem içinde siyaset yapan bir partiye dönüşmesi demektir. gerçek anlamda politik ve ideolojik yeterliliğe sahip insanlarla yol yürüyebilmek, bazı politikalar ardında kararlı durabilmek için sosyalist partilerin merkez partilere dönüşmemeleri gerekir. zaten normalde marjinal diyebileceğimiz sol sosyalist bir parti % 40 oy alabilecek bir toplumsal desteği bulsa iktidarı devralmaz, teslim alır.

hikmet kıvılcım'ın idam ile yargılandığı davaların birinde mahkeme heyeti başkanı size bağlı sekiz bin militanın olduğu söyleniyor deyip doğruluğunu soruşturuyor. kıvılcımlı, dediğiniz sayıda militanım olsaydı, o oturduğunuz koltukta biz oturuyor olurduk. burada yargılanan da siz diye cevap veriyor. tip yahut diğer sol sosyalist partiler devrime öykünüyorlar, demokratik yollar dışında muhalefet etmek gibi bir ajandları var demek istemiyorum. yanlış mesaj vermeyeyim. devrimlerle iktidar değişiklikleri geçen yüzyılda kaldı. sadece sayıca az da olsa cesur, dürüst, kararlı ve örgütlü bir muhalefetin çok şeyi değiştirebileceğine inanıyorum.

bakın, tayyip'in %50 oy aldığı zaman bile toplum mühendisliği uğraşı tutmadı. çünkü karşı devrimler bile karşı devrimci unsurlarla yapılabilir ancak. dediğim gibi merkez sağ partiler kamunun vergilerini talan etme maksadıyla teşekkül etmiş menfaat birliktelikleridir. ikbal yoksa taraftarı da olmaz. o yüzden partizan bir tabanı olmaz. hatta tabanı da olmaz. seçmeni olur ancak. iktidar değişince büyük kısmı rant kapsının yeni temsilcilerine doğru savrulur.

tip'in 4 milletvekili değil de 8 milletvekili ile muhalafet yaptığını düşünün. % 1 değil de % 3 oy aldığını düşünün. gümbür gümbür gelme budur. 15 yaşından büyük ortalama zekada bir kişinin, şunu anlamaktan aciz olmaması gerek . özet olarak gayet yerinde ve haklı bir iddiadır. % 40 oy alacağını sanan muharrem ince'yi hayal dünyasından çıkarın bir hele. sonra gelirsiniz başlık altına yav he he kabilinden espriler yapmak için.

latin amerikalı güzel insanlardan öğrendiğimiz bir iki şey varsa şunlardır.

(bkz: el pueblo unido jamas sera vencido)
(bkz: otro mundo es poible)