safını belli etmiştir ve çözüm olmayacağı aşikardır. siyasal islam sevdalısıdır ayrıca
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
ortaokuldayken beden dersinden sonra bodrum kattaki spor salonuna kilitlenmiş ve sesini kimseye duyuramadan teneffüs boyunca bekletilmiş, boş derslerde yaka paça sınıftan dışarı atılmış, din derslerinde sürekli yetim ilahileri söylenerek babasının ölmüş olması üzerinden canı yakılmaya çalışılmış biri olarak asla katılmadığım önerme
(bkz: fanatikliğin gerizekalılık olması)
not: tee prekazi, simoviç, erhan önal, cüneyt tanman döneminden beri galatasaraylı şahıs.
bu gerizekalılığa yapılan savunmalar:
1- sadece türkiye' de değil çok yerde böyle şeyler yapılıyor.
-- bu eylemin başka ülkelerde yapılması eylemin gerizekalıca olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
2- beş dakika sürmüş altı üstü. futbolcular bu beş dakika geçince uyumuşlardır.
-- olayın beş dakika sürmesi olayın gerizekalıca olduğu gerçeğini tekrardan değiştirmiyor. kaldı ki o otelde başkaları da var. bomba gibi ses çıkaran havai fişek gürültüsüyle insanları değil 5 dakika, 1 saniye rahatsız etme hakkınız yok.
3- sanki oteli basmışlar gibi algı oluşturmayın.
-- oteli hedef alarak havai fişek fırlatmakla oteli basmak arasındaki fark ne? iyi o zaman ben de dışarıdan oteli mermi manyağı yapayım. nasıl olsa oteli basmamış oluyorum.
4- olması gereken bir eylem. maç sadece sahada mı kazanılır sanıyorsunuz?
-- hayır sayın sığır. olmaması gereken bir eylem. ve evet, maç sadece sahada kazanılır.
5- hafif gülümseten, hoşa giden yaratıcı durumdur.
-- hayır değildir. basbayağı barbarlıktır. senin gülümsemeni ayrı hoşunu ayrı sikeyim sığır.
6- stadda güllerle karşılayalım mı bunları?
-- oteli havai fişekle basmasan yeter sayın mal.
7- bu futbolun güzel taraflarından olan bir eylem.
-- değil amına kodumun değil. bu bildiğin yaraklık piçlik. şunu savunacam diye geldiğiniz noktaya bakın amk.
not: tee prekazi, simoviç, erhan önal, cüneyt tanman döneminden beri galatasaraylı şahıs.
bu gerizekalılığa yapılan savunmalar:
1- sadece türkiye' de değil çok yerde böyle şeyler yapılıyor.
-- bu eylemin başka ülkelerde yapılması eylemin gerizekalıca olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
2- beş dakika sürmüş altı üstü. futbolcular bu beş dakika geçince uyumuşlardır.
-- olayın beş dakika sürmesi olayın gerizekalıca olduğu gerçeğini tekrardan değiştirmiyor. kaldı ki o otelde başkaları da var. bomba gibi ses çıkaran havai fişek gürültüsüyle insanları değil 5 dakika, 1 saniye rahatsız etme hakkınız yok.
3- sanki oteli basmışlar gibi algı oluşturmayın.
-- oteli hedef alarak havai fişek fırlatmakla oteli basmak arasındaki fark ne? iyi o zaman ben de dışarıdan oteli mermi manyağı yapayım. nasıl olsa oteli basmamış oluyorum.
4- olması gereken bir eylem. maç sadece sahada mı kazanılır sanıyorsunuz?
-- hayır sayın sığır. olmaması gereken bir eylem. ve evet, maç sadece sahada kazanılır.
5- hafif gülümseten, hoşa giden yaratıcı durumdur.
-- hayır değildir. basbayağı barbarlıktır. senin gülümsemeni ayrı hoşunu ayrı sikeyim sığır.
6- stadda güllerle karşılayalım mı bunları?
-- oteli havai fişekle basmasan yeter sayın mal.
7- bu futbolun güzel taraflarından olan bir eylem.
-- değil amına kodumun değil. bu bildiğin yaraklık piçlik. şunu savunacam diye geldiğiniz noktaya bakın amk.
3 picin geberip gittiği, dünyayı kendilerinden kurtardığı kaza.
bu tarz sefersizlerin yaşattığı acıyı onların hız merakı yüzünden oğlunu , kardeşini, babasını, annesini hiç yere kaybedenler bilir.
neyse ki, sadece kendi sefil canlarına kiymislar.
bu tarz sefersizlerin yaşattığı acıyı onların hız merakı yüzünden oğlunu , kardeşini, babasını, annesini hiç yere kaybedenler bilir.
neyse ki, sadece kendi sefil canlarına kiymislar.
bundan zevk almak ve bu katliamı kabullenmek tabii ki normal değil. ancak başıboş köpek sorununu normalleştirmek de aynı oranda anormal geliyor bana.
kontrolsüz şekilde çoğalıp ihtiyaçları olan sevgi, barınma ve yemek haklarını bulamamaları da bu hayvanlara yapılmış bir haksızlıktır.
uçlarda yaşayan hayvanseverler, köpekleri insanlarla kıyaslamaya devam ettikçe bu katliamlar maalesef ki bitmez. birileri çıkıp bu ayıba ortak olur. bir sürü etkin, bu işleri bizlerden daha iyi bilen hayvansever var. doğru planı onlar yapmalı.
x tane barınak açılacak, bilmem kaç ay içerisinde köpekler bu barınaklara yerleştirilecek, herkes sokağa mama koymak yerine xx tutarında yardımı şu ıbana yapabilir şuraya sms atabilir vs. gibi.
kontrolsüz şekilde çoğalıp ihtiyaçları olan sevgi, barınma ve yemek haklarını bulamamaları da bu hayvanlara yapılmış bir haksızlıktır.
uçlarda yaşayan hayvanseverler, köpekleri insanlarla kıyaslamaya devam ettikçe bu katliamlar maalesef ki bitmez. birileri çıkıp bu ayıba ortak olur. bir sürü etkin, bu işleri bizlerden daha iyi bilen hayvansever var. doğru planı onlar yapmalı.
x tane barınak açılacak, bilmem kaç ay içerisinde köpekler bu barınaklara yerleştirilecek, herkes sokağa mama koymak yerine xx tutarında yardımı şu ıbana yapabilir şuraya sms atabilir vs. gibi.
üyesi olmayanların okuduğunu anlama problemi olduğunu gösteren dernektir. yahu adam “robot süpürge aldığına pişman olanlar” demiş ama gelen giden ne kadar “memnun olduğundan!” bahsetmiş. arkadaşlar tamam hepinizin robot süpürgesi çok iyi kabul ama bırakın da memnun olmayanlar gerekçelerini açıklasın. anlatsınlar da neden memnun olmadıklarını bilelim değil mi ama?
öğretmen: çocuklar kalemi olmayan var mı?
öğrenci: benim var öğretmenim!
öğretmen: çocuklar kalemi olmayan var mı?
öğrenci: benim var öğretmenim!
gasilhanede yıkanan genç bir kadın bedeni. 20'lerinin ortasına varmamış daha. beyaz teni neredeyse saydam gibi.
bedeni yıkanırken dışarıda 2 yaşındaki bebeği bağırıyor sabırsızca. ve genç kadının ölü bedenindeki ölü memelerinden hala süt sızıyor ince ince...
onu ağlayarak yıkayan kadın akrabaları kendi aralarında -olmayacağını bile bile- bebek için son birkaç yudum sütü bi kaba koyup koymamayı tartıyorlar. hepsi hala bu ani ve trajik ölümden dolayı şokta.
annem ise o bebeğin 5 yaşındaki ablası. o da ağlıyor içini çeke çeke
anneanne deyince, annemin neden böyle olmasının sebebi olan o trajik ölümü geliyor benim aklıma sadece.
annesiz büyüyen bir çocuğun anneliği, sevgiyi, güveni nasıl da öğrenememişliği....
neden kızımı büyütmeden ölmemem, neden kendime iyi davranmam ve iyi bakmam gerektiği
bedeni yıkanırken dışarıda 2 yaşındaki bebeği bağırıyor sabırsızca. ve genç kadının ölü bedenindeki ölü memelerinden hala süt sızıyor ince ince...
onu ağlayarak yıkayan kadın akrabaları kendi aralarında -olmayacağını bile bile- bebek için son birkaç yudum sütü bi kaba koyup koymamayı tartıyorlar. hepsi hala bu ani ve trajik ölümden dolayı şokta.
annem ise o bebeğin 5 yaşındaki ablası. o da ağlıyor içini çeke çeke
anneanne deyince, annemin neden böyle olmasının sebebi olan o trajik ölümü geliyor benim aklıma sadece.
annesiz büyüyen bir çocuğun anneliği, sevgiyi, güveni nasıl da öğrenememişliği....
neden kızımı büyütmeden ölmemem, neden kendime iyi davranmam ve iyi bakmam gerektiği
thomas sowell'in tekrar tekrar soyledigi gibi pozitif ayrimcilik kadar duz mantikla ilerleyen bir sistemin hicbir zaman niyet edilen sonucu cikarmadigini gosteren bir baska durumdur.
bugun siklikla konusulan gender pay gap, kadinin erkekten ortalama olarak daha az kazanmasinin en buyuk nedenlerinden biri kadinlarin erkeklere kiyasla calisma saatlerinin de dusuk olmasidir. buna bir de aylik 1 ile 5 gun arasi regl izni eklenirse, orta uzun vadede is veren kar amaci ile kurdugu is yerine ayrimcilik yapmak istemese de, erkek almaya daha meyilli olacak, ayni trans kadinlarin olimpiyatlara iyi niyetle alinip da kadin haklarina zarar veren bir surece donusmesi gibi, kadinlarin calisma haklarina zarar veren bir durum ortaya cikaracak.
birakin insanlari calissinlar, kadinlar uzerinden erdem sinyallemesi yapmak hicbir zaman kadinlarin faydasina olmayacak.
bugun siklikla konusulan gender pay gap, kadinin erkekten ortalama olarak daha az kazanmasinin en buyuk nedenlerinden biri kadinlarin erkeklere kiyasla calisma saatlerinin de dusuk olmasidir. buna bir de aylik 1 ile 5 gun arasi regl izni eklenirse, orta uzun vadede is veren kar amaci ile kurdugu is yerine ayrimcilik yapmak istemese de, erkek almaya daha meyilli olacak, ayni trans kadinlarin olimpiyatlara iyi niyetle alinip da kadin haklarina zarar veren bir surece donusmesi gibi, kadinlarin calisma haklarina zarar veren bir durum ortaya cikaracak.
birakin insanlari calissinlar, kadinlar uzerinden erdem sinyallemesi yapmak hicbir zaman kadinlarin faydasina olmayacak.
15 euro+kdv yaklaşık 300 tl ediyor.
şimdi bu halka hizmet mi oluyor?
şimdi bu halka hizmet mi oluyor?
nereden musallat ettiler bunu yine basimiza.
sadece bagirarak konusmalar, sacma sapan tarafli yorumlar.
sesini kistim televizyonun, keske sadece taraftar sesli yayin opsiyonu olsa.
tanim: sacma sapan yandas bir spiker.
sadece bagirarak konusmalar, sacma sapan tarafli yorumlar.
sesini kistim televizyonun, keske sadece taraftar sesli yayin opsiyonu olsa.
tanim: sacma sapan yandas bir spiker.
ne desem gg olacak beyan.
lütfen hiçbirimizin kadını olmayın, kendi ayaklarınız üstünde durun ve erkeklerle sidik yarıştırmayı bırakın. biz sizinle yarışmadığımızı, yarışmak dahi istemediğimizi, pozitif ayrımcılık denilen cinsiyetçi ve ayrımcı politikaları da desteklemediğimizi defalarca anlatmaktan bıktık. kadınlar olarak fabrikalar, şirketler, ofisler vs kurup lütfen sadece kadınları istihdam edin ve lütfen artık yakamızdan düşün. siz kadınların erkeklere bir borcu olmadığı gibi erkeklerin de sizlere bir borcu yok.
lütfen hiçbirimizin kadını olmayın, kendi ayaklarınız üstünde durun ve erkeklerle sidik yarıştırmayı bırakın. biz sizinle yarışmadığımızı, yarışmak dahi istemediğimizi, pozitif ayrımcılık denilen cinsiyetçi ve ayrımcı politikaları da desteklemediğimizi defalarca anlatmaktan bıktık. kadınlar olarak fabrikalar, şirketler, ofisler vs kurup lütfen sadece kadınları istihdam edin ve lütfen artık yakamızdan düşün. siz kadınların erkeklere bir borcu olmadığı gibi erkeklerin de sizlere bir borcu yok.
sadece alacak verecek ilişkisi bazında bakılmayacak soru. bi sürü değişken var. evlat bekar mı, çalışıyor mu, bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi var mı, işsiz mi, borçlandı mı, parayı istemek zorunda mı kaldı, yüklü bir miktar mı? babanın geliri var mı, borç ne için verildi, baba ile ilişki ne boyutta, sürekli para almalı vermeli, para açısından güven veren rahat bir ilişki mi vs vs. yani cevabı bir sürü değişkene göre değişen bir soru bu. herkes hangi değişkenin içinde yaşıyorsa ona göre cevap vermiş. istenir de, istenmez de yani.
suriyeli öncelikli vatandaş gibi yardım alırken, biz 2. sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. ayrıca bonus olarak vergi ödüyoruz. bu ayrıcalıktan bırak yararlanmayı elektrik su zamları ile uğraşıyoruz.
bir yazar arkadaş yazdı "benim hastanemde türk vatandaşları randevuyla bakılırken suriyeliler direk giriş açabiliyor" işte geldiğimiz durum. bu tabloyu başka hiçbir ülkede göreceğimizi sanmıyorum. her ülke önce kendi vatandaşlarını düşünür sonra gücü ölçüsünde insani yardım yapar.
bir yazar arkadaş yazdı "benim hastanemde türk vatandaşları randevuyla bakılırken suriyeliler direk giriş açabiliyor" işte geldiğimiz durum. bu tabloyu başka hiçbir ülkede göreceğimizi sanmıyorum. her ülke önce kendi vatandaşlarını düşünür sonra gücü ölçüsünde insani yardım yapar.
bir devletin yasama organında görev yapmaya talip biri, yalnızca o devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olmalıdır. sıradan bir insanın hangi devletin vatandaşı olduğu, kendinden ve bağlı olduğu devletten başka kimseyi ilgilendirmez. ama bir devletin yasama, yürütme, yargı organlarında güç sahibi olacak kişilerin o devletten başkasına sadakatinin bulunmaması gerekir. çünkü bir devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olmak, belli hakların yanı sıra belli yükümlülükler de getirir.
mesela akpli mehmet şimşek maliye bakanlığı yapmıştı. kendisinin türk vatandaşlığının yanı sıra ingiliz vatandaşlığının da olduğu iddia ediliyordu. bu iddiayı ne kabul etti ne de reddetti. chp genel sekreteri selin sayek böke de abd doğumlu olduğunu yıllarca kamuoyundan saklamaya çalışmıştı, yazdık bunları: (bkz: #59821512) amerikan vatandaşı olduğuna dair iddiaları da ne kabul etti ne de reddetti. bu iki örnek siyasal şeffaflığa ve ahlâka sığmıyor bence.
keşke bizim toplumumuz bilinçlense de, makam mevki sahiplerini şeffaf, dürüst, erdemli ve ahlâklı olmaya zorlasa.
mesela akpli mehmet şimşek maliye bakanlığı yapmıştı. kendisinin türk vatandaşlığının yanı sıra ingiliz vatandaşlığının da olduğu iddia ediliyordu. bu iddiayı ne kabul etti ne de reddetti. chp genel sekreteri selin sayek böke de abd doğumlu olduğunu yıllarca kamuoyundan saklamaya çalışmıştı, yazdık bunları: (bkz: #59821512) amerikan vatandaşı olduğuna dair iddiaları da ne kabul etti ne de reddetti. bu iki örnek siyasal şeffaflığa ve ahlâka sığmıyor bence.
keşke bizim toplumumuz bilinçlense de, makam mevki sahiplerini şeffaf, dürüst, erdemli ve ahlâklı olmaya zorlasa.
depremle bağlantısını yıllarca konuşmuş efsane nesildir.
aksini idda eden 2000'li kısa samsundur.
aksini idda eden 2000'li kısa samsundur.
bana randevusuz berberim traş yapmıyor, randevusuz gidince emlakçı ilgilenmiyor, randevusuz gidince yeni doğan bebeğe kimlik kartı çıkmıyor, randevusuz gidince ehliyet yenilenmiyor. randevusuz gidince tapu dairesi kabul etmiyor, maliyede işler yürümüyor.
acaba senden önce kaç kişi o doktora randevusuz başvurmak istedi?
hastane de bir devlet kurumudur, doktor da bir insandır.
acaba senden önce kaç kişi o doktora randevusuz başvurmak istedi?
hastane de bir devlet kurumudur, doktor da bir insandır.
telefondan analog radyoyu kaldırdıkları ve arabada spotify dinlemeyi kolaylaştırdıkları gün radyoculuk bitti.
bir diğer önemli etken de radyo programlarının podcastlerini kolayca, reklamsız olarak dnleyebilmek. bir kültürün yok olması kötü tabi ki ama çağa ayak uydurmak diye de bir şey var. sonuçta at arabasıyla da gezmek zevklidir kesin ama artık scooterlar var.
bir diğer önemli etken de radyo programlarının podcastlerini kolayca, reklamsız olarak dnleyebilmek. bir kültürün yok olması kötü tabi ki ama çağa ayak uydurmak diye de bir şey var. sonuçta at arabasıyla da gezmek zevklidir kesin ama artık scooterlar var.
yağmur'daki eyvah sıçtık' bakışı.
ötekileştirdikleriniz birleşti. bu mini bir survivor devrimi. birdahaki potada yolcusun yağmur.
ötekileştirdikleriniz birleşti. bu mini bir survivor devrimi. birdahaki potada yolcusun yağmur.
cheddar peyniride neymiş? her şeyin içerisine soktunuz bu peyniri, sosyal medya özentileri.
iyi menemenin sırrı soğandır.
aynı zamanda domateslerin kabuğununda soyulması gerekir.
iyi menemenin sırrı soğandır.
aynı zamanda domateslerin kabuğununda soyulması gerekir.
sevginizin büyüklüğü, unutma sürenizi belirliyor.
ben ilk sevgilimden ayrıldığımda öldüğümü zannettim. günlerce perdelerimi açmadım, gün ışığı görmedim.
sürekli yerlerde ağlıyordum. sanki bir daha kimseyi sevemeyecekmişim gibi hissetmiştim.
ve hatta hiç kimseyi hayatıma sokmak istemiyordum. bunun düşüncesi bile canımı acıtıyordu. ya o olacaktı ya da hiç kimse! o kadar çok seviyordum ki, o onsuz geçen her dakika, her saniye aklımı kaçıracak gibi oluyordum.
hiçbir şey yemiyor daha doğrusu canım bir şey yemek istemiyordu. o kadar çok zayıfladım ki kürek kemiklerim sırtımdan fırlamıştı. sonunda beni komşum silkeleyip kendime getirdi. evlerimizin balkonu ortaktı, kendi kapısından çıktı ve benim evime geçti balkonundan.' ne yapıyorsun sen kendine farkında mısın?' dedi. perdelerimi açtı diye çok kızmıştım :)
yani unutmayı isterseniz unutabiliyorsunuz. ve bazen hiç haketmeyen insanları çok sevebiliyoruz, anlamak geç olabiliyor. hatalarınızdan erken dönmeniz dileği ile...
ben ilk sevgilimden ayrıldığımda öldüğümü zannettim. günlerce perdelerimi açmadım, gün ışığı görmedim.
sürekli yerlerde ağlıyordum. sanki bir daha kimseyi sevemeyecekmişim gibi hissetmiştim.
ve hatta hiç kimseyi hayatıma sokmak istemiyordum. bunun düşüncesi bile canımı acıtıyordu. ya o olacaktı ya da hiç kimse! o kadar çok seviyordum ki, o onsuz geçen her dakika, her saniye aklımı kaçıracak gibi oluyordum.
hiçbir şey yemiyor daha doğrusu canım bir şey yemek istemiyordu. o kadar çok zayıfladım ki kürek kemiklerim sırtımdan fırlamıştı. sonunda beni komşum silkeleyip kendime getirdi. evlerimizin balkonu ortaktı, kendi kapısından çıktı ve benim evime geçti balkonundan.' ne yapıyorsun sen kendine farkında mısın?' dedi. perdelerimi açtı diye çok kızmıştım :)
yani unutmayı isterseniz unutabiliyorsunuz. ve bazen hiç haketmeyen insanları çok sevebiliyoruz, anlamak geç olabiliyor. hatalarınızdan erken dönmeniz dileği ile...
eğer türkiye'deyse; aklı başında, özenti olmayan insandır.
(bkz: sizce ben x yapmış mıyımdır)
twitter kullanmamadaki başlıca nedenlerden.
twitter kullanmamadaki başlıca nedenlerden.
şimdi sizin aklınızda 3 soru var:
1- o nasıl bir yatak odası? içine rahatlıkla 3 oda 1 salon ev sığar.
2- bu acaip videoları ne ararken buluyorsunuz?
3- elif domaniç kim amk?
1- o nasıl bir yatak odası? içine rahatlıkla 3 oda 1 salon ev sığar.
2- bu acaip videoları ne ararken buluyorsunuz?
3- elif domaniç kim amk?
bir masa oyunu düşünün. mesela monopoly. alıp eve getiriyor arkadaşınız. dört kişi oynayacaksınız.
biri soruyor: kurallar nerde? alan kişi diyor ki kurallar bende. siz sordukça işime geldiği gibi değiştirip söyleyeceğim.
oynar mısınız?
şimdi bir ülke düşünün, bir masa oyunu bile daha iyi yönetiliyor olsun…
monopoly parası değer kaybetmez, bu ülkenin parası kaybeder arkadaş.
biri soruyor: kurallar nerde? alan kişi diyor ki kurallar bende. siz sordukça işime geldiği gibi değiştirip söyleyeceğim.
oynar mısınız?
şimdi bir ülke düşünün, bir masa oyunu bile daha iyi yönetiliyor olsun…
monopoly parası değer kaybetmez, bu ülkenin parası kaybeder arkadaş.
inandık mı? hayır. inanırlar mı? evet.
başka sorum yok.
tanım: hayatımızın konforunu çalan bir uygulamanın bakan tarafından iyi bir işmiş gibi üfürülmesi.
başka sorum yok.
tanım: hayatımızın konforunu çalan bir uygulamanın bakan tarafından iyi bir işmiş gibi üfürülmesi.
sırplar varken rusya'nın asker indirmesine gerek yok. ruslar kemiklerini verince sırplar kuduz köpek gibi saldırır.
hiç faiz düşer diyen yok. reyisin cahilliğini çok hafife alıyorsunuz.
belki doğrudur ama fotoğraftan anladığım kadarıyla o parayı sadece influencer olarak kazanmıyordur. bu da bir gerçek.
edit: lan ne pis adamlarsınız ya mesaj kutum pornhub'a döndü attığınız fotolarla. *
edit: lan ne pis adamlarsınız ya mesaj kutum pornhub'a döndü attığınız fotolarla. *
verilen linkte bir tek drone düşürüldüğü yazıyor ama başlığı açan arkadaşın başka haber kaynakları da olsa gerek ki hepsinin düşürüldüğünü iddia etmiş.
veledin biri adamın karısına küfrediyor, okul idaresi hiçbir şey yapmıyor, adam da kendi adaletini sağlıyor.
benim olaydan anladığım bu. adaletin olmadığı yerde anarşi başlar.
benim olaydan anladığım bu. adaletin olmadığı yerde anarşi başlar.
harry potter gol sevinci yapıyor diye şımarık olduğunu öğrendiğimiz çalışkan azimli başarılı futbolcu. kusura bakmayın da sosyal medya döneminde yaşıyoruz tabi ki iyi oynadığı her maçtan sonra gündeme gelecek ve paylaşımlar yapılacak. seviyoruz seni kerem potter, biliyorum bugün de yapacaksın şovunu..
yılların mhp seçmeni olarak seçimde oyumu vereceğim partidir.
ülkesini seven demografik işgale hayır diyen her vatan evladı da böyle yapmalıdır.
ülkesini seven demografik işgale hayır diyen her vatan evladı da böyle yapmalıdır.
biriniz de biz profesyoneliz deyin lan. hepimizin burada kendince bir görevi var ve herkes bunu yerine getiriyor. senden de beklentimiz budur deyin. illa vıcık vıcık muhabbetler.
(bkz: english milf in new york)
37 yaşında köyde büyümüş bir çiftçi çocuğuyum. eve telefonun ilk bağlandığı zamanı, kanalizasyonun ilk yapıldığı zamanı bilirim. ama televizyonun, buzdolabının ilk alındığı zamanı bilmem. bunlar ben doğduğumdan beri hep vardı zaten. o yüzden milletle dalga geçmeyi bırakın da dağı, taşı ekilecek alan dolu olan koskoca ülkeyi buğdaya, ayçiçek yağına, ete, süte nasıl muhtaç ettiniz onu anlatın.
bir devri skip atan dörtlü..
soba nedir bilmeyen z kuşağının üşüşüp, övdüğü başlık.
bu haberin kurgusunu yapan, sunan, görüntüleri çeken, ses sorumlusu vs herhangi birinizin azıcık da olsa utanması yok mu? ulan en az biriniz bile " biz burada ne bok yiyoruz amk" demiyor mu? ulan beyin aldırtılsa bile vücut böyle bir haberin hatta komple a haberin içinde bulunmayı reddeder. siz beyin omurga vicdan başka nelerinizi aldırdınız da bu kanalda çalışabiliyorsunuz?
edit: aha bi tane mal da gelmiş hemen savunmaya. stokçular yarağı yemiş bu mala göre. lan göt, resmi olmayan nüfusu neredeyse yüz milyona dayanmış ülkeye bi gemi yağ geldi diye mi yağ arzı birden tavan yapacak da stokçular yarağı yiyecek? ayrıa stokçu bilmem ne falan yok amına kodumun malı. piyasada yağ yok yağ. stokçu dediklerin de bildiğimiz marketlerin deposu.
edit 2: stokçular yarağı yedi diye yazan silmiş. az da olsa utanması varmış demek ki.
edit: aha bi tane mal da gelmiş hemen savunmaya. stokçular yarağı yemiş bu mala göre. lan göt, resmi olmayan nüfusu neredeyse yüz milyona dayanmış ülkeye bi gemi yağ geldi diye mi yağ arzı birden tavan yapacak da stokçular yarağı yiyecek? ayrıa stokçu bilmem ne falan yok amına kodumun malı. piyasada yağ yok yağ. stokçu dediklerin de bildiğimiz marketlerin deposu.
edit 2: stokçular yarağı yedi diye yazan silmiş. az da olsa utanması varmış demek ki.
sözlükte bir başlık vardı, yanılmıyorsam "türk kadınlarının kuru götlü olması" diye. orada bir yazar arkadaş çok doğru bir tespit yapmıştı. evde analarının götüne bakıp sözlükte başlık açıyorlar diye.
aklıma geldi öylesine
aklıma geldi öylesine
vatan böyle satılır gençler.hala iktidara oy verenler siz de bu satışa ortaksiniz
e vermeyin o zaman akpye.
gerçi çoğunuz akp, tügva, cemaatler gibi oluşumlarla sokuldunuz teşkilata.
olan gene hakkıyla girmiş, azınlık polislerimize oluyor maalesef!
gerçi çoğunuz akp, tügva, cemaatler gibi oluşumlarla sokuldunuz teşkilata.
olan gene hakkıyla girmiş, azınlık polislerimize oluyor maalesef!
1 iphone ceza yemiştir.
kalkınan çıksın arkadaşlar.
doğrusu; gençler ülkeden gitmek için sınırlarını zorlamak zorunda kaldıkları için bunu başaran genç sayısı artıyor ve bunu başaran gençler yarına çok daha güven ve umutla bakıyorlar. diğerleri ise günü kurtarmaya çalışıyor, 1 yıl sonrasını bile öngöremiyor...
namus bekçiliği yapan insanlar.
daha az önce ,sürekli ardan namustan bahseden halamın eşinin ne boklar yediğini öğrendim. şaşırdık mı? hayır. hiç şaşmaz.
daha az önce ,sürekli ardan namustan bahseden halamın eşinin ne boklar yediğini öğrendim. şaşırdık mı? hayır. hiç şaşmaz.
ne kadınların ne de erkeklerin birine ihtiyacı, mecburiyeti yoktur. beraber zamanını geçirmekten keyif aldığın biri olursa onunla zamanını, hayatını paylaşırsın. ama bu mecburiyet değildir.
alea iacta est!
milattan önce 49 yılında, 7 yıl süren galya seferinden muhteşem bir zaferle dönerken, generallerin ordularıyla birlikte geçmelerinin yasak olduğu rubicon nehrini geçen jül sezar, ordusuna böyle söyler.
alea iacta est, yani "zarlar atıldı", bir başka deyişle "ok yaydan çıktı" ya da "savaş başladı". çünkü sezar, rubicon'u geçerek roma'ya ilerlemekte ve iç savaşı başlatmaktadır.
"rubicon'u geçmek", bugün hâlâ "dönüşü olmayan noktayı geçmek" ifadesine atıfta bulunmak için söylenen, tarık bin ziyad'ın "gemileri yakması" gibi, kullanımı hoş bir metafordur.
savaşın yeni başladığı günlerde, yanlış hatırlamıyorsam bir cbs muhabirinin, kiev'den yayın yaparken, putin'in dinyeper nehrinden öteye geçme ihtimali hakkında, "putin, rubicon'u geçer mi?" diyerek muazzam bir benzetme yaptığını duydum, acayip hoşuma gitti. çünkü bu atıf, hem o muhabirin donanımı hakkında az çok bir fikir veriyordu hem de bunu söylediğinde neyi kastedeceğini anlayacak bir kitleye hitap ettiğini -yani semantik bir anlam kaybı olmayacağından emin olduğunu- gösteriyordu.
şimdi, savaşın korkunç yüzünü hepimiz gördük, haftalardır izliyoruz. bu konuda üzülmek ve kınamaktan başka elimizden bir şey gelmiyor. ancak ben bu savaşla, bir başka korkunç gerçekle daha yüzleştiğimizi düşünüyorum. tv kanallarımızın, bölgeye gönderdiği muhabirlerin nasıl donanımsız, bomboş, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, her şeyi geçtim doğru düzgün yabancı dil bile konuşamayan kişiler olduğunu gördük. canlı bağlantılara bakıyorum, oradaki milyonlarca insan hikayesinden çıkarabildikleri şey ancak "bakın burda yaşlı kadınlar, bakın ufacık çocuklar, bakın işte buralar hep hendek, ay yine sirenler çaldı"dan öteye geçemiyor.
ulusal bir kanalın dış politika -bakın dış diyorum yaa dış, uluslararası yani- yayın koordinatörü olduğunu hayretle öğrendiğim bir muhabirin ingilizce konuşamaması, diğer muhabirlerin anca sokakları gösterip yarım yamalak haber iletmesi, daha bugün şahit olduğum bir başka muhabirin -ki bu muhabir daha önce müge anlı'da dere tepe dolanıp ceset arıyordu, hangi ara savaş muhabiri oldu onu da anlamadım- parkta kaydıraktan kayan çocuklara "nerden did you come" diye defalarca sorması gibi örnekler çoğaltılabilir. hadi etrafında senin anlaşabileceğin kadar bile ingilizce bilen yok diyelim, kanaldan tercüman talep et?
kısacası, "liyakat" dediğimiz "şey", neredeyse hayatımızın her alanında, bombalanan bir ukrayna şehri gibi oldu artık bizim için, delik deşik, yıkık dökük.
allah aşkına putin, şu savaşı bitir de muhabirlerimiz kendilerini daha fazla rezil etmeden ülkeye gelip ramazan'da pide kuyruğu haberi falan yapsın. çünkü bunlar savaşa ukrayna'dan da hazırlıksız yakalanmış...
milattan önce 49 yılında, 7 yıl süren galya seferinden muhteşem bir zaferle dönerken, generallerin ordularıyla birlikte geçmelerinin yasak olduğu rubicon nehrini geçen jül sezar, ordusuna böyle söyler.
alea iacta est, yani "zarlar atıldı", bir başka deyişle "ok yaydan çıktı" ya da "savaş başladı". çünkü sezar, rubicon'u geçerek roma'ya ilerlemekte ve iç savaşı başlatmaktadır.
"rubicon'u geçmek", bugün hâlâ "dönüşü olmayan noktayı geçmek" ifadesine atıfta bulunmak için söylenen, tarık bin ziyad'ın "gemileri yakması" gibi, kullanımı hoş bir metafordur.
savaşın yeni başladığı günlerde, yanlış hatırlamıyorsam bir cbs muhabirinin, kiev'den yayın yaparken, putin'in dinyeper nehrinden öteye geçme ihtimali hakkında, "putin, rubicon'u geçer mi?" diyerek muazzam bir benzetme yaptığını duydum, acayip hoşuma gitti. çünkü bu atıf, hem o muhabirin donanımı hakkında az çok bir fikir veriyordu hem de bunu söylediğinde neyi kastedeceğini anlayacak bir kitleye hitap ettiğini -yani semantik bir anlam kaybı olmayacağından emin olduğunu- gösteriyordu.
şimdi, savaşın korkunç yüzünü hepimiz gördük, haftalardır izliyoruz. bu konuda üzülmek ve kınamaktan başka elimizden bir şey gelmiyor. ancak ben bu savaşla, bir başka korkunç gerçekle daha yüzleştiğimizi düşünüyorum. tv kanallarımızın, bölgeye gönderdiği muhabirlerin nasıl donanımsız, bomboş, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, her şeyi geçtim doğru düzgün yabancı dil bile konuşamayan kişiler olduğunu gördük. canlı bağlantılara bakıyorum, oradaki milyonlarca insan hikayesinden çıkarabildikleri şey ancak "bakın burda yaşlı kadınlar, bakın ufacık çocuklar, bakın işte buralar hep hendek, ay yine sirenler çaldı"dan öteye geçemiyor.
ulusal bir kanalın dış politika -bakın dış diyorum yaa dış, uluslararası yani- yayın koordinatörü olduğunu hayretle öğrendiğim bir muhabirin ingilizce konuşamaması, diğer muhabirlerin anca sokakları gösterip yarım yamalak haber iletmesi, daha bugün şahit olduğum bir başka muhabirin -ki bu muhabir daha önce müge anlı'da dere tepe dolanıp ceset arıyordu, hangi ara savaş muhabiri oldu onu da anlamadım- parkta kaydıraktan kayan çocuklara "nerden did you come" diye defalarca sorması gibi örnekler çoğaltılabilir. hadi etrafında senin anlaşabileceğin kadar bile ingilizce bilen yok diyelim, kanaldan tercüman talep et?
kısacası, "liyakat" dediğimiz "şey", neredeyse hayatımızın her alanında, bombalanan bir ukrayna şehri gibi oldu artık bizim için, delik deşik, yıkık dökük.
allah aşkına putin, şu savaşı bitir de muhabirlerimiz kendilerini daha fazla rezil etmeden ülkeye gelip ramazan'da pide kuyruğu haberi falan yapsın. çünkü bunlar savaşa ukrayna'dan da hazırlıksız yakalanmış...
yüzü güzele kırk günde doyulur; huyu güzele kırk yılda doyulmaz
atalar bir şey biliyorlar ki böyle bir söz söylemişler. kulak vermek lazım.
atalar bir şey biliyorlar ki böyle bir söz söylemişler. kulak vermek lazım.
olması gerekendir.
adam barcelona'nın sponsoru, tabii ki şehrine gelen iş ortağına bir hoşgeldin yapacak. ne var bunda?
not: metin
adam barcelona'nın sponsoru, tabii ki şehrine gelen iş ortağına bir hoşgeldin yapacak. ne var bunda?
not: metin
foruma dönüştürmek istemiyorum ama yemin ederim bir üstteki yazarı bir kaşık suda boğabilirim. allah rızası için erkekler bilmedikleri kadınsal şeylerle ilgili yorum yapmasınlar.
hangi kısmına delirsem şaşırdım. her kadın istermiş, istemiyorum diyen yalan söylermiş. bekareti bozulmuş kadını kim alsınmış. hayatının en büyük orgazmıymış. he gülüm he. en mahrem yerlerine gelen geçen dokunurken, hormonların delirmişken, deli gibi acı çekerken ve bu acı saatler sürerken orgazm evet.
şunu da o sığ kafalarınıza sokun: çocuk istemeyen kadın olabilir!!!
tanım: normal bir kadındır.
hangi kısmına delirsem şaşırdım. her kadın istermiş, istemiyorum diyen yalan söylermiş. bekareti bozulmuş kadını kim alsınmış. hayatının en büyük orgazmıymış. he gülüm he. en mahrem yerlerine gelen geçen dokunurken, hormonların delirmişken, deli gibi acı çekerken ve bu acı saatler sürerken orgazm evet.
şunu da o sığ kafalarınıza sokun: çocuk istemeyen kadın olabilir!!!
tanım: normal bir kadındır.