Sık geçen başlıklar

evlendikten sonra eşten sıkılmaya başlamak 4

ekşi'de gör
rick and mortynin bir bolumu vardı, beth ve jerry (animasyonun anne ve baba karakteri) bi vr aleti buluyor (rick veriyor), erken yaşta evlenmeselerdi ve kurtaj yaptirsalardi nasil bir hayatları olacağına bakiyorlar, jerry ezik bir issiz olmak yerine unlu bir aktor, beth de veteriner olmak yerine unlu bir cerrah olmus.

bölumun sonuna kadar ne guzel hayatimiz olurmus diye izliyorlar, hatta evlilikleri bitme noktasına geliyor. birbirlerinin potansiyelini öldürdükleri konusunds birbirlerini suçluyorlar vs.

bölümün sonunda alternatif evrendeki jerry uyusturucu alip polisi pesine takip ortalığ ayağa kaldırıp (polis helikopteri televizyoncular vs), o sırada evde yalnızlıktan kafayı yiyen alternatif evrendeki bethin kapisina gidiyor.

"hayatımdan nefret ediyorum oyunculuktan nefret ediyorum ünlulerden nefret ediyorum liseden beri sana asiktim keske kurtaj yaptirmasaydik ve keske evlenseydik" diyor.

evlilik böyle bir seçim, bir taraftan insan ne başarırsa başarsın "huzuru secseydim keşke" diye dusunuyor. diğer taraftan huzuru seçtiysen "potansiyelimin çok mu altindayım" anksiyetesi yaşıyorsun.

her seçim bir vazgeçiş. daha öncesinde seçilmeyen yollar hep insanin aklında kalıyor. kişisel inanışım en doğrusunun bir yola girdiysen geriye bakmak yerine ileri gitmek diye düşünüyorum. evliliğinden sıkılıyor musun? nasıl eğlenceli hale getirebilirim diye düşün, yanındaki kadını veya adamı mutlu et.
ya en başından sadece fiziksel çekimle hareket edilmiş ve uyuma yeterince bakılmadan bir evlilik gerçekleştirilmiştir ya da eşler birbirine kendi olabilecekleri özel alanı ve özlemek için gereken zamanı tanımayarak birbirini yıpratmıştır. aksi hâlde bu sıkılma başlık açtıracak kadar büyük bir probleme dönüşmemeli. ’arkadaştan sıkılmak’ diye başlık var mı?* neden yok? insanlar eş seçimine arkadaş seçiminden daha az zaman ve kıymet veriyor olabilir mi?

insanların 20 yıllık arkadaşlıklarını tanıtırken zamanın sağlamlığını vurgulaması, ancak evliliklerinden bahsederken geçen yılları 'sıkılmak', 'alışmak', hatta 'katlanmak' gibi olumsuz kelimelerle ifade etmeleri çok üzücü.
yüzü güzele kırk günde doyulur; huyu güzele kırk yılda doyulmaz
atalar bir şey biliyorlar ki böyle bir söz söylemişler. kulak vermek lazım.
elde edildikten sonra sıkılmadığımız bir şey var mı? sıkılmasak bile normalleşmeyen, sıradanlaşmayan?

ne demiş shakespeare:

'şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. en tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır.'

evlenince o tutku, aşk, hepsi geçecek. tutku güzel ama yorucu ve sonu olan duygu. birlikte saçmalayabileceğiniz ve eğlendiğiniz biriyle evlenin. yanında savunmasız olmaktan korkmayacağınız biriyle. tetikte olacağınız biriyle değil.