Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
atakan’i uzun suredir taniyorum. isi gucu show’dur. ben burdan kendisine soruyorum: 15 temmuz gecesi neredeydin? cikip soyler misin lutfen? lafi dolandirmadan, delikanli gibi soruma cevap ver.
sadece ben mi konuştuklarında bir anlam bütünlüğü olmayan, bazıları gerçekten saçma olan, sadece yaşına göre düzgün bir telaffuzla konuşabilen, abartılı vücut dili kullanan, kendisine atfedilmiş "bilgelik" sıfatını medyatikliğin ardına sığınarak ukalalık* boyutuna taşımış bir çocuk görüyorum?

* (burada tek tek söylediklerini yazıp irdelemiştim ama o daha bir çocuk diyerek bu kadar detaylara girmeyi uygun bulmadığımdan sildim. ama son cümlesine istinaden şunu silemedim:)

eminim okuyacağı kitaplar arasında "tek bildiğim hiç bir şey bilmediğimdir" sözüne rastlayınca çok fazla etkilenmez.
hakem ofsayt kararı vererek galatasarayın mutlak golü atmasına izin vermiyor, hakem kararı verdiği için var'a da bakılamıyor... flashback den izlediğimizde pozisyon tartışmalı. zaten inisiyatif haklarını fenerbahçe'den yana kullanan hakem bir de tartışmalı bir kararla fenerbahçe'ye serbest vuruş veriyor. serbest vuruşu kullanan max kruse arka direkte serdar aziz'e asist yaparak fenerbahçe'yi öne geçiriyor.

kıssadan hisse: bir fenerbahçeli olarak hakemin net şekilde galatasaray'ı doğrayacağını iddia ediyorum ki bu durum en çok federasyonun ve kamuoyunun rahatlamasına yol açacaktır. bu durumda tabii ki trabzonspor'un önünü açacaktır. herkes cambaza bak derken trabzonspor yine ince ince lehte hatalar ile yoluna tam gaz devam edecektir.
başımız sağolsun. biliyorum çıldırdık artık. hepimiz... her anlamda... yüzde 51'in mahvettiği yüzde 49'uz biz.

edit: hava desteği olmadan sür tankları çayıra, mevlam kayıra... (bkz: siyasal islam) (bkz: halife kompleksi)

edit 2: (bkz: seçilmeyeceğini anlayınca ülkeyi savaşa sürüklemek)

edit 3: bunun operasyon değil savaş olduğunu böyle böyle mi anlayacak bizim halkımız? (bkz: idlib savaşı)

edit 4: siyasal islamcıların halife beklentisi ile girilmiş savaşta verdiğimiz gencecik canların hesabını gözlem noktalarının fikir babası otopsi çocuğu sadatçıya sormak gerek. insansız hava araçları gözlem yapamıyor muymuş diye vura vura sormak lazım.

edit 5: ismini vermeyeceğim bir yazar bu haberi saat 13.00 gibi entry olarak girmişti idlib operasyonu başlığına. nasıl bu kadar erken öğrendi bilemiyorum ama şunu da ekledi: "yaralılarımızı almaya gidemiyoruz" (entry silinmiş tabi. bölgede olduğunu bildirdi)
ya bu benim galiba gerçekten. sanki o detayı anlatmazsam anlatmak istediğim şeyi tam olarak anlatamayacakmışım gibi geliyor. konuşurken de farkediyorum aslında ama yapmadan duramıyorum bunu.
ne 'din'en ne de siyasi olarak şehit olmayan birinin şehit olarak lanse edilmesi. istediğiniz kadar kutsamaya çalışın bu genç, aynı sokak serserileri gibi beğenmediği hoşlanmadığı düşüncelere savaş açmış ve bu yolda ölmüştür.
mevcut üç tane videosu mu var? bunları dinledim ve sanıyorum sizin de dinledikleriniz bundan ibaret. şurada 1500 entry arasında bu çocuğu zeki bulan, hayran kalan veya bu mealde yazanlar adına üzüldüm.

kusura bakmayın ama bu çocuk zekasını size gösteren, kanıtlayan ne dedi?

yanlış ve saçma bir laf cambazlığı içeren nihilizm tanımı, kareye ben kare dediğim için karedir, yoksa yuvarlağın önde gidenidir mealinde bir boş laf ebeliği, psikiyatrist olup down sendromu tedavi etmek gibi kel alakanın önde gideni bir laf-ı güzaf.

gelelim neyi beğendiğinize...

işte orası çok komik. siz zeki insan taklidi yapan, kendinden emin bir ses tonuyla konuşan, gramer ve dil bilgisi kuralları ile bir içerikten yoksun da olsa, size bir içerik mevcutmuş gibi görünen cümleler kuran bir boş çocuğa hayran kaldınız.

aslında bunu yapan birçok büyük insan var. yani televizyonlara çıkıp, kendinden çok emin bir ses tonuyla konuşan doktor meslektaşlarımız var mesela. cümleler uzun ve kendine güven, otorite izlenimi dolu.

bu şekilde bilgili adam gibi çıkıp yorumlar da yapıyorlar ve kimi zaman birkaç meslektaş tv setine bakıp, ne dedi lan bu değişik derken buluyoruz kendimizi.

ama tabi hiçbir şey söylemeden çok da uzun süre gündemde kalamıyorlar. ne de olsa, bir erişkinin bilgisini basit sorularla test etmek pek de ayıp değil toplumda.

ama ya bir çocuk? işte o zaman işler karışıyor elbette. en son bu türden toplumu çok derinden etkileyen, süper dahi çocuk olarak topluma bir büyük ressam lanse edildi, 1960'larda.

çok güzel çöpten adamlar çiziyordu çocuk. evet çöpten adamlar. evde. resim eğitimi alıp, evlenip, ev hanımlığına terfi eden bir annenin denetiminde. (yani kim ne çiziyordu, orası da muamma tabi) .

ve çöpten adamların muazzam bir yetenek göstergesi olduğuna toplumu ikna etmek pek de zor olmadı.. devlet eliyle sergileri açıldı (babası chp milletvekili ve ismet inönü'nün tanıdığıydı), yurt dışında eğitime gönderildi, yeteneklerinin gelişmesi için her türlü fırsat serildi önüne.

tabi sonra sanat adına fazla bir şey olmadı devamında. yani dünyada adını kimsenin bilmediği ama burada dahi çocukluk ve hırçın ressamlık evreleri ile dolu, politik bir yaşam sürmek çok da zor değil.

ne de olsa keçinin olmadığı yer burası.

bence üstün yetenekleri ayırt etmede biraz sıkıntılı bir kültürümüz mevcut. yani hadi bir büyük piyanistimiz istisna, çocukları üstün yetenekleri var diye şişiriyoruz, ama öncesinde gerçekten bir üstün yetenekleri mevcut mu diye işin uzmanı tarafından değerlendirilmelerine bile fırsat tanımıyoruz.

yani şu çocuğa spinoza'nın ethica'sını, dawkins'in tanrı yanılgısını madem okudun, hadi gel bu kitaplar hakkında seninle biraz sohbet edelim diyecek bir babayiğit çıkamaz mı bizim toplumda?

çak bir beşlik demeden, bir erişkinle sohbet eder gibi, kırmadan yargılamadan, ama bu çocuğun gerçekten okuduklarını anlayıp anlamadığını (ne yazık ki anlıyor gibi görünmüyor hiç) bir saatlik basit bir mülakatla sınayacak biri yok mu ortalıkta?

spinoza'yı da, dawkins'i de bir çocuğun anlayıp anlamadığını gösterecek basit sorular var. en temel seviyeden, biraz daha yüksek seviyeye kadar. çocukla hoş bir sohbet ortamı kurup, ama yuvarlak cümlelerle tuluat yapmasına fazla da izin vermeden.

ha öyle bir mülakat yapılsın, yeniden gelip konuşalım var mı bir cevher, yoksa gerisi boş laf...
kimse beni suriyedeki derdimizin mülteci göçünü engellemek olduğuna inandıramaz. bizim talebimiz sadece mültecilerle ilgili olsaydı problem masada çözülürdü zaten.

hükümet mültecilerden rahatsızsa bugüne kadar ne yaptı bunun için?

ayrıca neden ille de "esed gitsin" modunda takılıyoruz? neden smo diye bir muhalif ordusu oluşturup, isyancıları destekliyoruz? bunun mültecilerle ne alakası var?

kimse kimseye hikaye anlatmasın. suriyede siyasal islam politikamızla örtüşecek bir yönetim gelsin istedik. en baştan beri amaç buydu, hala da bu.
abilerin abisi killa hakan'ın tüm videolarında karşı binayı taraması, geçen hafta ortaya çıkan yol kapatmalı türk düğünü düşünüldüğünde pek de alakasız gelmedi bana.
abartılı bir hiciv belki ama müdahale temiz gibi

edit: killa hakan için yılbaşında izinle alınan kuru sıkıdan bahsetti bir arkadaş ancak bu silaha ve magandalığa olan ilgimizi değiştirmiyor
edit 2: killa hakan'ın videosuna yılbaşı için verilen kurusıkı almanlar da alıyor diyen arkadaşlar için @cay sigara katkılarıyla sadece bizde görülecek bir eğlence videosu ekliyorum
damatla bunun arasında, normal bir abi-bacı ilişkisi olduğunu düşünmek için aptal olmak lazım!
spiker ve yorumcu maçı cenaze evinde gibi anlatıyorlar. diğer bir ifadeyle iç sahada rakibine 20 sayı fark atan efes maçı anlatır gibi de diyebiliriz. maç bir ara 7 sayıya indiğinde çıldırmış bir halleri vardı kendilerinin ama real madrid rotasyonu normal haline dönünce maç bitti. obra da o zaman diliminde mola bile almadı.
bence dolar, zarar, kredi falan hikaye. malum şahıs bu ülkeden nefret ediyor. midesi bulanıyor. tek sevdiği içinden geldiği arap milliyetçiliği. vatanı son taşınmazına kadar arap ülkelerine peşkeş çekmek için elinden geleni yapıyor. çünklü iğreniyor türkiye isminden, türk isminden. arap kardeşleri için her şeyi yapar.
bu kalıpları yeni bir çocuğa ezberlet benzer sohbetler yap sonra konuşalım.

kalıp ezberletmek ne demek ? çocuk kavramların açıklamasını yapıyor. gelen soruyu cevaplıyor. olm kendinizi çok mu ezik hissettiniz koca koca adamlar neden uğraşıyorsunuz çocukla ?

aynı çocuk çok iyi futbol oynasa şimdi geleceğin ronaldinho’su geyikleri çevirecektiniz. arada çıkıyor işte böyle çocuklar. ezberlemiş de olsa zeki, taklit ediyor da olsa yetenekli, kavramamış da olsa zeki. kavradığı kadarıyla da zeki.
amacım zam yapanı savunmak değil ama objektif olmak zorundayız. her şeyin fiyatı katlanmışken, bu kadar zaman zam görmeyen bir kalem, mevcut dandik ekonomide zam görmek zorunda kalıyor.

ama akp'nin icraatlarına bakalım. elektriğe veya doğalgaza zam yapıyor, 2 ay sonra tekrar yapıyor. ona neden susuluyor? peki, her zam yapana sesimizi çıkaracaksak, tamam ben varım!
zincir mincir derken en son herkesin birbirine tren yaptığı oluşumlardan bir başkası. ben kendimce anladığımı aktarayım sizlere. bu arkadaşın elinde çin malı yüklü miktarda powerbank var. 30-40 tl ye mal ettiği powerbankleri 150 liraya iteleyecek.
öyle b.ktan bir 'üçü bir arada' ki bu anlatılamaz, ancak yaşanır. böyle bir durumda insan hayata dair bir sürü ders çıkarır ama bu dersleri kullanacağı hayatı bir türlü yaşayamaz.
sadece dersleri çıkarır, o kadar.
ilk ikisi ile beraber kapılar suratınıza bir bir kapanır. sonuç 'başarısız' damgasıdır.
ve başarısız insanı kimse sevmez, değer vermez. bu durum uzun sürerse en yakın arkadaşlarınız bile asla beklemeyeceğiniz hareketler yapabilir. insanlar size değer vermediğini gizlemeye bile çalışmaz artık.
ne yapıp edip, bir yolunu bulup bu durumdan kurtulmak gerekir.
aksi halde 'yok' tan başka bir şeyiniz olmaz.
bir avuç cahilin yönettiği ülke ancak böyle olur
ulan lise mezunu sözleşmeli memur olamıyor ama tek adam olabiliyor bu ülkede

edit: son dakika abd'li yetkililer, s-400 füzeleri türkiye'de olduğu sürece, patriot füzelerinin türkiye'ye verilmesinin mümkün olmadığını söyledi
kaynak

bugün izmir'deki bir kaymakamlıkta verilen seminerde 'terörist olmaya yatkın olanlar' ise şöyle sıralandı:

>> politikaya uzak, anarşiye yakın

>> milliyetçilik yok, globalizm çok

>> dine inanmayanlar çok ya da zayıf

>> hayvan, insan, çevre konularına aşırı duyarlı

>> algıları çok açık, aktivist vs. olmak isterler

>> sosyal medyada zaman geçiriyorlar

böyle bir şey gerçekse eğer kendi vatandaşını komple terörist ilan eden tek ülke olarak tarihe geçecez.
her istediğin zaman taksi bulabiliyorsan, bulduğunda gideceğin yeri beğendirebiliyorsan, beğendirdiğinde kurallara uygun ve güvenli bir yolculuk seni bekliyorsa elbette mantıklı olduğu iddia edilebilecek olgu.
öldürenin tobias r. isimli bir alman oldugunu ve radikal sagci nedenlerle öldürmüs oldugunu söylüyor su an alman gazeteleri. yani özetle almanya'nin göbeginde bir alman, irkci sebeplerle 9 türk'ü öldürdü, 5 kisi de agir yarali. driftler, berlin'deki catisma vs hepsi gerizekalilik ama hicbiri bu durumu hakli cikarmaz.
türkiye'de bu durum bin tane konunun icinde hemen unutulur, hatta hicbir zaman atakan'in basin toplantisi kadar dikkat cekmez. ama yil olmus 2020, afd'nin yükselisi almanya'da korku yayarken, bu kadar yüksek sayida ölüm ve ne yazik ki cogunlugu gencler, almanya icin korkunc bir olay. sonuclari ne olacak görecegiz.
ilgili yazı yazıyı okudum. ertesi gün tarım kredi koop. dan kaşar peyniri aldım. tse ye göre kuru madde oranı en az yüzde 55 olmalıymış. aldığım peynirin kuru madde oranı yüzde 40. kendi koyduğu standarta kendileri uymamış.
(bkz: #101732705) şu entry'imde oyunun erken erişiminde nelerin olmayacağını söylemiştim.

hepinizden özür diliyorum. eksik yazmışım...

çıkış tarihi 31 mart 2020 olarak ilan edildi. bununla beraber steam sayfalarını güncelleyip sağolsunlar bilgilendirme yaptılar.

erken erişimde olmayanlar;

-klan yönetimi yok

-klan yönetimi olmadığı için doğal olarak aile/çocuk/miras/yaşlanma özellikleri yok

-evlilik yok

-zanaatkarlık yok

-kuşatma ve ordu kontrollerinde eksikler

-kendi krallığını kurmak yok

-şehir/köy yönetiminde eksikler

-isyan yok

-crafting yok

-şehir, kale ve köyler birbirinin aynı olabilirmiş. çok fazla yerleşke varmış. 8 yılda yapamadık bekleyin demişler.

peki erken erişimde neler varmış;

• oyuncular, oyunun karakter geliştirme sistemini kullanarak kendi karakterlerini oluşturabilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• kalradya kıtasını keşfedebilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• kendi savaş birliklerini toplayabilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• oyunun kapsamlı komuta sistemini ve sezgisel beceri tabanlı yönlü dövüş sistemini kullanarak komuta edebilecek ve birliklerinin yanında savaşabilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• yerleşim yerlerini istila edebilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• düşman şehirlerini ve kalelerini kuşatıp ele geçirebilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• oyunun geniş ekonomi sistemini kullanarak mal ve eşya ticareti yapabilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• siyaset ve diplomaside rol alabilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)
• kendi kabilesini yönetebilecek
• yerleşim yerlerini iyileştirebilecek ve yönetebilecek
• orduları toplayabilecek ve savaş başlatabilecek (warband'da vardı. geç, yeni bir şey değil)

kendi kabilesini yönetebilecek haricinde zaten tüm ekleyeceğiniz içerikler warband'dada vardı. ha kendi kabilesini yönetebilecek derken onda da bi dünya eksik varmış artık nasıl yöneteceksek...

erken erişimin 1 yıl sürmesi planlanmaktaymış. eğer istersek almazmışız öyle söylüyorlar.

warband'ın cilalanmış hali diyemiyorum çünkü warband'da daha çok özellik vardı. tabi erken erişim sürümüne göre yanlış anlamayın. warband'ın daha grafiklisi diyelim.

başka bir entry'imde bu oyun efsaneleşecek demiştim. bunu söylerken "para ve bir şirketin sürdürülebilirliğini" düşünmeden söyledim. malumunuz oyun çıktıktan sonra devlete döviz kazandıracaklar. zaten hali hazırda mb'nin diğer oyunlarından devlet teşvikleri alıyorken bannerlord'la yükselişe geçecekler. +1 yıl daha... 1 yıl sonra tam sürüm çıkacak ve teşvikler daha da çok artacak. hem oyunculardan hem de sistemin kendisinden para kazanarak şirketlerinin ömrünü uzatacaklar. bir taşla iki kuş. samimiyet, dürüstlük ve ahlak gibi konulardan bahsetmeye gerek yok. sadece iş bu. sadece bir iş. burada biz oyunculara düşen görev satın almamaktır. çok açık ve net söylüyorum, siz satın alırsanız tam sürüm 2 yıl belki 3 yıl sonra çıkacak.

ben henüz karar vermedim alıp almayacağımı. başlangıçta alanların gameplay videolarını izlerim. fanboy olmadıklarından emin olduğum mutlu bir azınlık ile karşılaşırsam alırım. onun dışında bekleyeceğim gibi görünüyor.

şunu söyleyelim. ortada bir suç yok. ortada para kazanma ve şirketin devamlılığını bir şekilde sağlama var.

edit: erken erişimde türkçe yok. ayrıca oyuna gelecek güncellemeler savegame'i etkileyecekmiş. yani pek çok güncellemede oyunun sıfırlanma ihtimali varmış. ea'da almaktan vazgeçtim. bi dünya oyun geliyor zaten 2020'de.
bu tarz başlıklarda o kadar çok evire çevire, duvardan duvara diye yazdınız ki artık böyle boy farkının olduğu ilişkileri düşününce aklıma topu parmağının ucunda çeviren zenci basketçiler gelmeye başladı. algılarımızla oynadınız zalımlar.
tanım: uzak mesafe ilişkisi.
biz (akp iktidarı) yanar döneriz sayın nato.

rusya, ışid petrollerinin satıldığının belgelerini yayınlar, 15 temmuz'a dair bir şeyler fısıldar oluruz rusyacı, avrasyacı...

abd haşmetlimizin devasa servetini ortaya dökeceğini söyler, vakıf adı altında yapılan usulsüzlük (iddialarını) ortaya atar oluruz nato'cu, amerikancı...

so,

we are opportunist, like you.
başlığı yanlış anlayanlar var.
burda mevzu paranın 1 kişide toplanması değil. ona hepimiz karşıyız. herkesin kendi özel harcaması için parası olmalı.
burdaki esas mevzu tarafların birbirinden para saklaması, günlük hayattaki tüm harcamaları alman usulüne dönüştürmeleri. yenen yemek, çıkılan tatil ve orada harcanan para gibi tüm giderleri ayırmak biraz tuhaf.
parası olmadığı için tatili iptal eden çiftler tanıyorum, halbuki kocasının var ama karlışamıyor. ya da karşılarsa da borç sayıyor sonradan geri alıyor. ben şunu harcadım sen de bunu harca diye sürekli para kavgası dönüyor.
evlilik bu değil, olmamalı.
para kadar sıradan bir şeyi aşırı önemseyen biriyle birlikte olmayın. ister kadın ister erkek. büyük samimiyetsizlik. güven eksikliğine neden olması da cabası.
varlığı da yokluğu da paylaşamadığınız biriyle sakın evlenmeyin.
abdullah avcı ve emre'nin gidişi, okan buruk'un gelişiyle kesinlikle daha sempatik hale gelen ve avrupa liginde roma ve gladbach'lı gruptan lider çıkan başakşehir'in uel son 32 maçı.
bol şans kendilerine.

başlama saati 20:55, yayın bein sports.
[babanın konuşması 1:30 civarlarında başlıyor https://youtu.be/cwix-3eqoxy]

manisa'nın yunusemre ilçesinde ikamet eden karaman ailesi, yaklaşık 1,5 yıldır minik kızları meryem'e musallat olan ncl tip 2 (beyin erimesi) hastalığıyla mücadele ediyormuş.

bu hastalık türkiye'de sadece 8 kişide var. 3,5 yaşındaki meryem'in hareket kabiliyeti ise günden güne azalıyor!

sağlık bakanlığı gerekli olan ilacı onaylasa da sosyal güvenlik kurumu bir türlü ilacı ödeme listesine almıyor. eğer meryem ilacı kullanamazsa 8-9 yaşına kadar vefat etme veya hayatını ağır engelli olarak geçirme riski var.

üstelik bu ilaç henüz yürüyebilen hastalar için sağlanıyor; allah korusun yarın öbür gün meryem yatağa düşüp makinalara bağlı hale geldiğinde bu ilacı alma hakkı da kalmayacak.

babanın daha önce başvurduğu yardım kampanyası girişimi olumsuz sonuçlanmış. fakat nihayet şimdi yardım kampanyası onaylandı. ama çok zaman kaybedildi! artık bizlere düşen de pamuk elleri ceplere atmaktır.

nlc (beyincik erimesi) hastası minik meryem için manisa valiliği yardım kampanyası başlattı. kampanyaya destek olmak için.

ziraat bankası:
tl; tr310001001256921219575001
euro; tr04001001256921219575002
dolar; tr740001001256921219575003

hesap sahibi: meryem karaman
irtibat: 0545 351 54 15
kaynak

edit:

#meryemeumutol
baba ibrahim karaman'ın twitter hesabı

meryem ilacına kavuşamazsa konuşma, yürüme, görme duyusunu yitirip daha sonra da hayatını kaybedebilir. meryem'in ailesi hastalığın ilerlemesini yüzde 87 oranında durdurduğu öğrenilen ilacın yurt dışından getirilmesi için çağrı yaptı.

ilacın hastalığın ilerlemesini durdurduğunu belirten baba ibrahim karaman, "ilaç hastalığın ilerlemesini durduruyor. ben fabrika işçisiyim. aylık gelirim asgari ücretten biraz fazla ancak ilacı alma gücüm yok. bir doz ilaç ortalama 56 bin euro. yıllık 4 milyon lira gibi bir masrafımız var. eğer ilacı kullanmazsak 2-3 sene içerisinde yatağa bağımlı olacak, 8-10 yaşlarında da kaybetme riskimiz var" dedi. anne sevnaz karaman, "gözümün önünde erimesini istemiyorum" dedi."

kaynak: https://www.sabah.com.tr/…-gecen-gun-giderek-eriyor