bu şarkının beğenilmesine şaşıran rap gurularına sesleniyorum. bu bir şarkı değil, manifesto niteliğinde bir eserdir. övgüler buna. genç nesilde kalmadığı önyargısına sahip olduğumuz duyarlılığa, günümüzde bulunması zor olan korkusuzluğa bu övgüler. rap müziğin haptan seksten ibaret olmadığını hatırlattıkları için, bunu tek bir kişi değil de bu kadar çok kişi “bir olarak” yaptığı için helal olsun diyoruz. yok sözlerinde bir şey yokmuş, klibin girişi black mirrormuş bilmemne bi siz biliyosunuz aq.
bu zamanda buna ihtiyaç var işte. ses çıkarmaya, susmamaya... yoksa ben de biliyorum ceza’nın en basitinden kime anlatsam’ı düzeyinde sözler. önemli olan laf cambazlığı değil, bu güzel niyet. tekrar helal olsun ya. karanlıktan korkmak yerine mum yakmış adamlar, siz de boklayacağınıza takdir etmesini bilin azcık.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
başlama saati 21.45, yayın trt 1.
maç vodafone park'ta.
maç vodafone park'ta.
bu azim insana her şeyi kazandırır. başarısız inişten sonra hindistan başbakanı modi, bu tecrübeyi canlı izlemeleri için sınavla seçilip getirilen çocukların yanına gidiyor ve daha iyilerini sizler başaracaksınız diyor. bizde böyle bir başarısızlık olsa -ki o seviyeden çok uzağız- ilk iş kimi suçlayacaklarını tartışırlardı. işte vizyon böyle bir şey.
edit: modi'nin ikinci açıklaması. "bilim insanlarımıza bizleri gururlandırdıkları için teşekkür ediyorum." bakınız, en ufak bir sitem ya da suçlama yok! bu kadar masraf ettik be kafası yok! ertesi gün programı iptal edip yola köprüye parayı basacağız kafası yok! cesur olacağız ve başaracağız diyor adam. büyük lidersin modi, var ol.
edit: modi'nin ikinci açıklaması. "bilim insanlarımıza bizleri gururlandırdıkları için teşekkür ediyorum." bakınız, en ufak bir sitem ya da suçlama yok! bu kadar masraf ettik be kafası yok! ertesi gün programı iptal edip yola köprüye parayı basacağız kafası yok! cesur olacağız ve başaracağız diyor adam. büyük lidersin modi, var ol.
ne ülkeymiş ne vatanmış arkadaş? 18 ay askerlik yaptım saçlarım döküldü bildiğin kel kaldım, halen ayaklarımdaki mantar geçmedi. yıllardır vergi ödüyorum kazandığım paranın 3 mislini devlete ödüyorum yetmiyor birde öleyim.
devlet bana ne verdi aç kalsam bakacak mı? işsiz kalsam iş bulacak mı? hasta olsam iyileştirecek mi? param olmadan kesinlikle sanmıyorum.
bu denklemde bir hata yok mu?
ben öleceğim tayyip sarayda beyaz çay yudumlayacak? vatana bak vatana...
devlet bana ne verdi aç kalsam bakacak mı? işsiz kalsam iş bulacak mı? hasta olsam iyileştirecek mi? param olmadan kesinlikle sanmıyorum.
bu denklemde bir hata yok mu?
ben öleceğim tayyip sarayda beyaz çay yudumlayacak? vatana bak vatana...
çocuğunun okulundan tişört alması için anlaşmalı bir mağazaya yönlendirilen, ama 5 liralık tişörte 50 tl istenince bunu kendine yediremeyip sokağa çıkan ve isyan eden bir annenin çığlığı. video
o mağazayla anlaşma yapıp insanları mecbur bırakanlar eğitimci değil soyguncudur. eğitim bakanı bu çığlığı tabi ki duymayacaktır.
o mağazayla anlaşma yapıp insanları mecbur bırakanlar eğitimci değil soyguncudur. eğitim bakanı bu çığlığı tabi ki duymayacaktır.
bak bunu destekliyorsan. kızını fuhuş ortamına götürdü diye sokak ortasında eski karısını döven adamı da destekleyeceksin. "eski koca dehşet saçtı" haberlerini görmezden geleceksin. yiyor mu?
adalet siz değilsiniz. siz magandasınız. kadın maganda. o dayak yiyen çocuk size elini kaldırsa şimdi "kadına şiddet" diye ortalığı velveleye vermiştiniz. çocuk akıllıymış.
adalet siz değilsiniz. siz magandasınız. kadın maganda. o dayak yiyen çocuk size elini kaldırsa şimdi "kadına şiddet" diye ortalığı velveleye vermiştiniz. çocuk akıllıymış.
voleybolda bildiğin ekol olmuşuz. oyuncular değişiyor, yeni kuşak geliyor ama kalite düşmüyor. altyapının önemi dediğimiz olay işte bu.
bir ömür nasıl yaşanır amk
ilandaki araç çok az sayıda üretilmiş (1000 civarında olmalı), bildiğiniz koleksiyon aracıdır. bu tip araçları, üstünüzde askılı atletinizle mangal yapmaya gittiğiniz sümbül ile karıştırmayın. benzer temizlikte olanlarının fiyatı almanya’da dahi 80000 euro’ya çıkıyor. bu tür mallara olan talebi, normal bir arabaya olan talep gibi değerlendiremeyeceğiniz gibi, fiyatının da milyon tane kopyası seri üretilen bir araç gibi olmasını bekleyemezsiniz.
bilip bilmediğiniz her sikin hakkında fikir beyan etmezseniz, ölmezsiniz. merak etmeyin.
bilip bilmediğiniz her sikin hakkında fikir beyan etmezseniz, ölmezsiniz. merak etmeyin.
prens ve prenses doğuran anneleri kudurtmuştur.
ekşi sözlük
-mustafa sandal'ın klibinde oynayan kız 15 yaşındaymış lan!
+hass... lan!
-valla öyleymiş lan
+boyunu görmedin mi mustafa'dan uzun 20 var en aşağı...
*
+hass... lan!
-valla öyleymiş lan
+boyunu görmedin mi mustafa'dan uzun 20 var en aşağı...
*
tinercilerin dokunulmazlığının olduğu bir ülkede normal olabilecek bir vahşettir. bu ülkeden hatta dünyadan yok olup gitmeleri, verecekleri en büyük katkı olacak kişiler, geleceği parlak gençleri, insanları bir bir katlediyor.
tinercilerin gerçekten dokunulmazlığı vardır bu arada. bizzat polislerin dile getirdiği bir şey bu. "hiç bir şey yapamıyoruz onlara"
on binlerce üyesi olan terör örgütlerini dağ bayır demeden kovalayan devletler, sokaktaki bu teröristlere maalesef hiç bir şey yapmıyor.
bir de polisin bu katil sürülerini sokakla ilgili bilgi almak için kullandıkları ihtimali de var ki, bu sapık katillerin işledikleri suçların devlet tarafından neden görülmezden geldiği ve onlara dokunulmazlık zırhı sağladığı ile ilgili bir ipucu veriyor bizlere.
(bkz: hanım yeşilyurt)
(bkz: serpil yeşilyurt)
edit: polis neden bir sey yapamiyor ya da yapmiyor diye soran bazi arkadaslar var. şöyle de diyeyim o zaman; devletler bazı kötü adamları kontrollü olarak aramıza salarlar veya aramızda tutarlar. ki yegane varlık amacını halkını korumak ve kollamak olarak ortaya koyan devlet ile halkın arasındaki bağ kopmasın diye.
bir yazar arkadasin hakli istegi uzerine edit: "tinerciler genelde 18 yasindan kucuk oldugu icin yakalandiklarinda direkt geri saliniyorlar. suç islemeden once hicbir sekilde onlem alip hapiste tutamiyoruz. en fazla dovduklerimizi dovup bolgelerden kovalamak geliyor elimizden. suca karistiktan sonra da o kisiyi bulmak inanilmaz zorlasiyor. cunku ev adresi yok is adresi yok cogunun kimligi bile yok ve bir cogu ucucu madde etkisi yuzunden ismini bile unutuyor. ne yazik ki elinde tiner cekerken yakalasak dahi kanunlardaki sikintidan dolayi hicbir sey yapamiyoruz."
tinercilerin gerçekten dokunulmazlığı vardır bu arada. bizzat polislerin dile getirdiği bir şey bu. "hiç bir şey yapamıyoruz onlara"
on binlerce üyesi olan terör örgütlerini dağ bayır demeden kovalayan devletler, sokaktaki bu teröristlere maalesef hiç bir şey yapmıyor.
bir de polisin bu katil sürülerini sokakla ilgili bilgi almak için kullandıkları ihtimali de var ki, bu sapık katillerin işledikleri suçların devlet tarafından neden görülmezden geldiği ve onlara dokunulmazlık zırhı sağladığı ile ilgili bir ipucu veriyor bizlere.
(bkz: hanım yeşilyurt)
(bkz: serpil yeşilyurt)
edit: polis neden bir sey yapamiyor ya da yapmiyor diye soran bazi arkadaslar var. şöyle de diyeyim o zaman; devletler bazı kötü adamları kontrollü olarak aramıza salarlar veya aramızda tutarlar. ki yegane varlık amacını halkını korumak ve kollamak olarak ortaya koyan devlet ile halkın arasındaki bağ kopmasın diye.
bir yazar arkadasin hakli istegi uzerine edit: "tinerciler genelde 18 yasindan kucuk oldugu icin yakalandiklarinda direkt geri saliniyorlar. suç islemeden once hicbir sekilde onlem alip hapiste tutamiyoruz. en fazla dovduklerimizi dovup bolgelerden kovalamak geliyor elimizden. suca karistiktan sonra da o kisiyi bulmak inanilmaz zorlasiyor. cunku ev adresi yok is adresi yok cogunun kimligi bile yok ve bir cogu ucucu madde etkisi yuzunden ismini bile unutuyor. ne yazik ki elinde tiner cekerken yakalasak dahi kanunlardaki sikintidan dolayi hicbir sey yapamiyoruz."
kendi videosunda itiraf etmiş bi de. egonun da yüzsüzlüğü, arsızlığın da arsızlığıdır
edit: lan olm yaprak kafalı mısınız siz? kendi çocuğu olsa kaç yazar, birinin ekmeğiyle oynamak bu kadar kolay mı? ben patrona tripliyim diye adam odama geliyodu amk bırak günaydını. muhalefet olmanın da bi mantığı sınırı kırmızı çizgisi var, günaydın demedi diye işten atılıyorsa arkasından küfür yediğini bile bile çalıştıran patronlar ne yapacak? işsizlik %50yi geçer ülkede. vardır başka bi nedeni bahanesi olmuştur ayrı bi konu, günaydın demedi diye atmak başka bi konu
edit: lan olm yaprak kafalı mısınız siz? kendi çocuğu olsa kaç yazar, birinin ekmeğiyle oynamak bu kadar kolay mı? ben patrona tripliyim diye adam odama geliyodu amk bırak günaydını. muhalefet olmanın da bi mantığı sınırı kırmızı çizgisi var, günaydın demedi diye işten atılıyorsa arkasından küfür yediğini bile bile çalıştıran patronlar ne yapacak? işsizlik %50yi geçer ülkede. vardır başka bi nedeni bahanesi olmuştur ayrı bi konu, günaydın demedi diye atmak başka bi konu
(bkz: hassiktir ordan)
edit : nedense çok favlanmış. alttaki entryden bana destek olabilirsiniz.
#94945274
https://www.youtube.com/watch?v=4vceblaawcu&t=618s
edit : nedense çok favlanmış. alttaki entryden bana destek olabilirsiniz.
#94945274
https://www.youtube.com/watch?v=4vceblaawcu&t=618s
şarkıyı bilmem de sana kimse ahlak öğretemez. genlerinde yok senin kanın problemli.
pkk tunceli'de 2 cocugu katleder cit yok. ormanları yakar, çit yok. pkk'nın suriye de kadınlara tecavüz görüntüleri çıkar, cit yok. kaçırıldığını iddia ettikleri adam için ortalığı yıkarlar, adam kandil'den çıkar, cit yok... ve anneler çocuklarını arar, sayıları günden güne artar, yine çit yok!
ne diyorlar biliyor musunuz? devlet destekliymis o analar. yani devlet desteklemese hdp o analara o sonsuz hoşgörüsüyle o engin demokrasisiyle yaklaşıp oğlunu verecek de işte, hep devlet(!)
orda o polis olmadan o kadınları orda 5 dakika oturtmaz kürt milliyetçiliği. öyle ki kendine tabi olmayan sola bile yaşam şansı tanımayan pkk'ya karşı, anneler hdp merkezinde böyle eylem yapacak ve hdp buna izin verecek, öyle mi? buna kargalar dahi gülmez.
kendi çocukları fransada , isviçre de olup, en fazla diclekentlerden, bağlardaki çatışmaları izlemekte olanlardan analar çocuklarını istiyor, analar geleceklerini istiyor!
şimdi soru şu, neden sessizsiniz? ya da şöyle soralım, pkk daha ne yapsa tepki vereceksiniz?
ne diyorlar biliyor musunuz? devlet destekliymis o analar. yani devlet desteklemese hdp o analara o sonsuz hoşgörüsüyle o engin demokrasisiyle yaklaşıp oğlunu verecek de işte, hep devlet(!)
orda o polis olmadan o kadınları orda 5 dakika oturtmaz kürt milliyetçiliği. öyle ki kendine tabi olmayan sola bile yaşam şansı tanımayan pkk'ya karşı, anneler hdp merkezinde böyle eylem yapacak ve hdp buna izin verecek, öyle mi? buna kargalar dahi gülmez.
kendi çocukları fransada , isviçre de olup, en fazla diclekentlerden, bağlardaki çatışmaları izlemekte olanlardan analar çocuklarını istiyor, analar geleceklerini istiyor!
şimdi soru şu, neden sessizsiniz? ya da şöyle soralım, pkk daha ne yapsa tepki vereceksiniz?
beraber kuru soğan yersiniz "ağzın soğan kokuyor" diyip terk eder. inanılmaması gereken kızdır.
allah belalarını versin nuri. başka ne denir bu duruma?
bir insanın
9 sezonda 8 şampiyonluk
3 türkiye kupası
4 süper kupa
1 uefa kupası (yenilmeden)
şampiyonlar ligi çeyrek final
avrupa şampiyonası yarı final
u21 ile dünya şampiyonluğu ( akdeniz olimpiyatları 1993 ) olsun
yarattığı ve çalıştırdığı kadrolar gelecekte
real madrid’i yenerek süper kupayı alsın
dünya kupasında üçüncü olsun
italya kupasını alsın ( finalde yoktu sadece)
üstüne bu adam fiorentina gibi kalburüstü bir takımı, ac milan gibi bir dünya devini çalıştırsın, üstüne italya’da nişan alsın ;
bunların üstüne üç beş geri zekalı çıkıp “ tek taktiği gaza vermek” desin. bu kafalar yüzünden rasim ozan, nihat doğan, fatih tezcan gibi adamlar akil adam oldu bu ülkede...
9 sezonda 8 şampiyonluk
3 türkiye kupası
4 süper kupa
1 uefa kupası (yenilmeden)
şampiyonlar ligi çeyrek final
avrupa şampiyonası yarı final
u21 ile dünya şampiyonluğu ( akdeniz olimpiyatları 1993 ) olsun
yarattığı ve çalıştırdığı kadrolar gelecekte
real madrid’i yenerek süper kupayı alsın
dünya kupasında üçüncü olsun
italya kupasını alsın ( finalde yoktu sadece)
üstüne bu adam fiorentina gibi kalburüstü bir takımı, ac milan gibi bir dünya devini çalıştırsın, üstüne italya’da nişan alsın ;
bunların üstüne üç beş geri zekalı çıkıp “ tek taktiği gaza vermek” desin. bu kafalar yüzünden rasim ozan, nihat doğan, fatih tezcan gibi adamlar akil adam oldu bu ülkede...
sözlerini şermin yaşar'ın yazdığı, bestesini nil karaibrahimgil'in yaptığı teneffüs müziği. biraz uzun ve dolayısı ile hepsi çalmayacaktır. neresinden kesilecek, neresinden uzayacak herkes kafasına göre takılır artık.
şube müdürlerin, okul müdürlerin, öğretmen atamaların, mülâkatların, fatih projen bu kadar tartışılırken, ders ziline eğilmek tam bizlik.
şube müdürlerin, okul müdürlerin, öğretmen atamaların, mülâkatların, fatih projen bu kadar tartışılırken, ders ziline eğilmek tam bizlik.
iş yerinde bi abi var, bugün 7 yaşındaki oğlu ziyarete gelmiş. çocuğu görünce gel tanışalım diyip elimi uzattım koşarak kaçtı. aradan bir kaç saat geçti. başka bi arkadaş gelip (erkek) ooo ne tatlısın diyip sarıldı çocuğa o da güldü falan halinden memnun. babasına abi benden niye kaçtı elini bile uzatmadı dedim. o da 'erkek adam kimin elini sıkacağını bilir' dedi. hayatımda hiç kimseden bu kadar iğrenmedim. 7 yaşındaki bir çocuğu insanlığı ile değil sandığı adamlığı ile büyütüyor. en çok da çocuğa, büyüdüğünde oluşacak karakterine acıdım. yapmayın artık kadın ateş değil. kadın günah değil kadın sadece insan!
f1'in içine nasıl itinayla sıçıldığını gösteren gp.
olayı anlamayan yazarlar için özet geçeyim. bildiğiniz gibi monza pisti uzun düzlüklerden oluşuyor. bu düzlüklerde 2 sn önünüzde birisi olduğu zaman önde olan kişi kabaca hava taneciklerini dağıtıyor, onun yarattığı daha az tanecikli alandan geçtiğinizde daha az hava sürtünmesine maruz kalıyorsunuz ve daha yüksek hızlara ulaşıyorsunuz. doğru zamanlama ile pozisyon alırsanız 0.4 saniyeye kadar zaman kazanılabileceği öngörülüyordu. zaten dikkat ettiyseniz birbirini geçmek üzere atağa kalkan araçlar öndeki aracın arkasına adeta yapışır, tam dokunacakken kenara çıkıp geçerler. bu olaya slipstream etkisi deniyor. öndeki araca ne kadar yakınsanız bu etkiden o kadar fazla yararlanırsınız. fakat virajlarda öndeki araca çok yakınsanız bu sefer de dramatik bir biçimde downforce yani yere basma gücü kaybedersiniz. öndeki araçtan dolayı sıcak havaya maruz kalırsınız. lastikleriniz, frenleriniz ve motorunuz ısınır. bunun içindir ki çoğu zaman bir araç diğerini yakaladığında hemen geçemez. çünkü virajlarda öndeki aracı takip ederken yaklaşık %30-%50 civarında downforce kaybı oluyor. ve 3-4 tur denedikten sonra geçiş yapamayan araç geçiş denemelerini bırakıp araya fark koyuyor, aracını soğutmak için. yani slipstream etkisi düzlüklerde sizi hızlandıran fakat virajlarda yavaşlatan bir şey. monza'da takım arkadaşları birbirlerini 2 saniye gibi bir farkla takip ederek arkadakinin düzlüklerde zaman kazanmasını sağlıyorlardı. aralarındaki farkı çok az tutsalar bu sefer arkadaki araç virajlarda tutuş yitirecekti, onun için farkı idealde tutup düzlükte avantaj sağlamak çok önemli. geçen yılki italya gp sıralama turlarında pole alan raikkonen, vettel'in yaklaşık 2 sn arkasından giderek pole almıştı. bunun üzerine vettel, takıma hemen şey demişti: "arkada ben olmalıydım."
son yıllarda f1'in içine iyice sıçıp batırdılar. sınırlı motor üniteleri, sınırlı vites kutuları, sınırlı lastikler vs... bunlar biraz daha bol üretilse bugün sıralama turlarının son seansında 6 dk kala pilotlar tek tek piste çıkardı ve 2 zaman turu denemesi izlerdik. ama her şey o kadar limitli üretiliyor ki araçlar olabildiğince az pistte kalıyor. hem antrenman turlarında, hem de sıralama turlarında. hatta yarışta lastik patlatıp geri düşen araçların çoğu kez finishe gelmeden garaja çağırıldığını görüyoruz.
slipstream ile alakalı birkaç video verelim:
https://www.youtube.com/watch?v=moljngxzy9m
https://www.youtube.com/watch?v=bq1xhbr9jiq
edit: bu hava koridoru taktiğini bariz şekilde uygularsanız yani düzlüğe biraz yavaş çıkıp arkadaki takım arkadaşınızın sizi geçmesine izin verirseniz arkadaki araç atak yapar gibi arkanıza kadar geliyor ve kazandığı zaman yarım saniyeyi bile geçebiliyor. ilk seansta grid cezası olan norris start düzlüğünde takım arkadaşını bekleyerek yaptı bunu. sainz bu sayede çok iyi bir tur attı.
edit 2: benim hoşuma gitmeyen nokta 6 dk süre varken iki sefer değil tek sefer deneme yapmaları oldu. büyük ihtimalle lastik saklamak için böyle yaptılar. hava sıcaklığını ve pist sıcaklığını takip etmedim fakat ona bağlı olarak da beklemiş olabilirler. iki gündür antrenman seanslarını da izledim. takımlar piste çıkmamak için birbirleriyle yarışıyorlar adeta. zaten antrenmanlarda kırmızı bayrak çıkınca seans durdurulmuyor artık. alt ve yan serileri geciktirmek istemiyorlar. utanmasalar tüm seansları kaldıracaklar, araçları bol bol pist üstünde görmek istiyoruz izleyici olarak. bence makul bir istek bu. 90 dakikalık antrenman seansında 15-20 tur atıyorlar, yağmur yağarsa zaten pistten kaçıyorlar. hem yağmur lastiklerinin sayısı çok az, hem de araca zarar vermek istemiyorlar.
olayı anlamayan yazarlar için özet geçeyim. bildiğiniz gibi monza pisti uzun düzlüklerden oluşuyor. bu düzlüklerde 2 sn önünüzde birisi olduğu zaman önde olan kişi kabaca hava taneciklerini dağıtıyor, onun yarattığı daha az tanecikli alandan geçtiğinizde daha az hava sürtünmesine maruz kalıyorsunuz ve daha yüksek hızlara ulaşıyorsunuz. doğru zamanlama ile pozisyon alırsanız 0.4 saniyeye kadar zaman kazanılabileceği öngörülüyordu. zaten dikkat ettiyseniz birbirini geçmek üzere atağa kalkan araçlar öndeki aracın arkasına adeta yapışır, tam dokunacakken kenara çıkıp geçerler. bu olaya slipstream etkisi deniyor. öndeki araca ne kadar yakınsanız bu etkiden o kadar fazla yararlanırsınız. fakat virajlarda öndeki araca çok yakınsanız bu sefer de dramatik bir biçimde downforce yani yere basma gücü kaybedersiniz. öndeki araçtan dolayı sıcak havaya maruz kalırsınız. lastikleriniz, frenleriniz ve motorunuz ısınır. bunun içindir ki çoğu zaman bir araç diğerini yakaladığında hemen geçemez. çünkü virajlarda öndeki aracı takip ederken yaklaşık %30-%50 civarında downforce kaybı oluyor. ve 3-4 tur denedikten sonra geçiş yapamayan araç geçiş denemelerini bırakıp araya fark koyuyor, aracını soğutmak için. yani slipstream etkisi düzlüklerde sizi hızlandıran fakat virajlarda yavaşlatan bir şey. monza'da takım arkadaşları birbirlerini 2 saniye gibi bir farkla takip ederek arkadakinin düzlüklerde zaman kazanmasını sağlıyorlardı. aralarındaki farkı çok az tutsalar bu sefer arkadaki araç virajlarda tutuş yitirecekti, onun için farkı idealde tutup düzlükte avantaj sağlamak çok önemli. geçen yılki italya gp sıralama turlarında pole alan raikkonen, vettel'in yaklaşık 2 sn arkasından giderek pole almıştı. bunun üzerine vettel, takıma hemen şey demişti: "arkada ben olmalıydım."
son yıllarda f1'in içine iyice sıçıp batırdılar. sınırlı motor üniteleri, sınırlı vites kutuları, sınırlı lastikler vs... bunlar biraz daha bol üretilse bugün sıralama turlarının son seansında 6 dk kala pilotlar tek tek piste çıkardı ve 2 zaman turu denemesi izlerdik. ama her şey o kadar limitli üretiliyor ki araçlar olabildiğince az pistte kalıyor. hem antrenman turlarında, hem de sıralama turlarında. hatta yarışta lastik patlatıp geri düşen araçların çoğu kez finishe gelmeden garaja çağırıldığını görüyoruz.
slipstream ile alakalı birkaç video verelim:
https://www.youtube.com/watch?v=moljngxzy9m
https://www.youtube.com/watch?v=bq1xhbr9jiq
edit: bu hava koridoru taktiğini bariz şekilde uygularsanız yani düzlüğe biraz yavaş çıkıp arkadaki takım arkadaşınızın sizi geçmesine izin verirseniz arkadaki araç atak yapar gibi arkanıza kadar geliyor ve kazandığı zaman yarım saniyeyi bile geçebiliyor. ilk seansta grid cezası olan norris start düzlüğünde takım arkadaşını bekleyerek yaptı bunu. sainz bu sayede çok iyi bir tur attı.
edit 2: benim hoşuma gitmeyen nokta 6 dk süre varken iki sefer değil tek sefer deneme yapmaları oldu. büyük ihtimalle lastik saklamak için böyle yaptılar. hava sıcaklığını ve pist sıcaklığını takip etmedim fakat ona bağlı olarak da beklemiş olabilirler. iki gündür antrenman seanslarını da izledim. takımlar piste çıkmamak için birbirleriyle yarışıyorlar adeta. zaten antrenmanlarda kırmızı bayrak çıkınca seans durdurulmuyor artık. alt ve yan serileri geciktirmek istemiyorlar. utanmasalar tüm seansları kaldıracaklar, araçları bol bol pist üstünde görmek istiyoruz izleyici olarak. bence makul bir istek bu. 90 dakikalık antrenman seansında 15-20 tur atıyorlar, yağmur yağarsa zaten pistten kaçıyorlar. hem yağmur lastiklerinin sayısı çok az, hem de araca zarar vermek istemiyorlar.
beyoğlu’na çıkılır, kadıköy’e inilir, ay’a akılır.
-bunu sana kim yaptı kurt
-hav hav hav
-hain kostok
-hav hav hav
-hain kostok
vatandaşın parasını domuz gibi yiyen orospu çocuklarının ve onların ardından gidenlerin ödünü bokuna karıştırdı.
bunu artı olarak hanesine yazalım.
bunu artı olarak hanesine yazalım.
“pkk terör örgütü değildir” diyen orhan miroğlu şu anda akp başkan yardımcısıdır.
tanımayanlar olabilir, kendisi terörden kapatılan partilerin devamı olan dehap‘ın genel başkan yardımcısıydı.
tanımayanlar olabilir, kendisi terörden kapatılan partilerin devamı olan dehap‘ın genel başkan yardımcısıydı.
neye para verirseniz üstüne bir de dert sahip olursunuz arkadaşlar. şöyle ki ev alırsınız, su gelir duvar şişer üzülürsünüz. arabanız olur çizerler içiniz sızlar, telefonunuz bozulur dert sahibi olursunuz. tişörtünüz delinir gene dert olur.
dert edinmek kolay asıl önemli olan takmayıp kafayı dinlendirmek. ama ne olursa olsun dert bir şekilde gelip buluyor sizi.
belki minimalistler az şeye sahip oldukları için daha az sıkıntı yaşıyorlardır ya da doğada yaşayan bilmediğimiz kabileler. ne gibi bir satın alma olsun ki amazonda?
dert edinmek kolay asıl önemli olan takmayıp kafayı dinlendirmek. ama ne olursa olsun dert bir şekilde gelip buluyor sizi.
belki minimalistler az şeye sahip oldukları için daha az sıkıntı yaşıyorlardır ya da doğada yaşayan bilmediğimiz kabileler. ne gibi bir satın alma olsun ki amazonda?
iç dış trollük aşılarını mutlaka yaptırmanızı gerektiren eylem. ben unuttum bir baktım her gün trol başlık açıyor. neyse geç olsun güç olmasın
şarkıda eleştirilen beyaz türk sendromlu arkadaştır. bu ne tezattır dedirtmiştir insana.
emre belözoğlu
mustafa kemal'in farkı çağdaş olmasaydı. öngörülü olmasıydı. kuru bir milliyetçi değildi. dünyayı takip eden cesur bir politikacı olmasıydı.
çan-kay şek, mussolini, franco olmaya çalışmadı. çünkü zeki bir adamdı. iki kutuplu dünyada türkiye'ye bir karakter kazandırdı kendi döneminde. yeri geldi sovyetlerle yeri geldi avrupa'yla yakınlaştı, şimdiki gibi kendisini gülünç duruma düşürmedi, aksine saygı gördü.
kendisi zamanında ittihat ve terakkiye girip, önemli bir kademesine yükselip, daha sonra bu kadronun güncel siyaseti okuyamadığını gördüğü için bütün ilişkisini kesip atmış birisiydi. enver paşa'nın popülizminin nasıl bir yıkıma yol açacağını görmüştü ve tavrını koymuştu.
mustafa kemal şu an olsa muhtemelen, 1930'ların dünyasının çok farklı olduğunu yine görür, yine güncel ve daha ileri siyaseti takip eder, ettirir, okutur, araştırırdı.
1930 romantizmi yapanların da yüzüne tükürürdü. en fazla onlara kızardı kendi mirası olmasına rağmen.
1930 romantizmi yapanlar 10 senedir baykal liderliğinde akp tarafından güdüldü.
mustafa kemal'in mirasına bundan büyük saygısızlık var mı.
atatürk'ün chp ve ilericilik algısına kendi götünü kuma gömmekten çıkarak ulaşabilirsin. güncel yerel ve dünyadaki politik potansiyel ve hareketleri okuyarak, karakterli şekilde iktidarı sürdürülebilir şekilde nasıl ele alınabilir bu şekilde bakarak ulaşabilirsin.
türkiye'den o yüzden ikinci bir mustafa kemal çıkmıyor.
çünkü zamanının ötesinde birisiydi.
zamanında yaptıkları şey yüzünden padişah, istanbul medyası ve çoğu liberal ve sofu halk kitleleri tarafından tehdit ve hakaretlere uğramıştı.
çünkü bir fikir devrimi yapmıştı. o güne kadar söylenemeyeni söylemiş, yapılamayanı yapmış, gidilemeyene gitmişti.
ama doğru bildiği bilimsel siyaset yolunda ilerledi, bunları siklemedi ve efsane oldu.
mustafa kemal sizler gibi son kullanma tarihi geçmiş birisi olsaydı, kurtuluş hareketini başlatmaz, padişah'ın emirlerini aynen yerine getirir, maaşını alıp sıradan bir osmanlı paşası olurdu.
çan-kay şek, mussolini, franco olmaya çalışmadı. çünkü zeki bir adamdı. iki kutuplu dünyada türkiye'ye bir karakter kazandırdı kendi döneminde. yeri geldi sovyetlerle yeri geldi avrupa'yla yakınlaştı, şimdiki gibi kendisini gülünç duruma düşürmedi, aksine saygı gördü.
kendisi zamanında ittihat ve terakkiye girip, önemli bir kademesine yükselip, daha sonra bu kadronun güncel siyaseti okuyamadığını gördüğü için bütün ilişkisini kesip atmış birisiydi. enver paşa'nın popülizminin nasıl bir yıkıma yol açacağını görmüştü ve tavrını koymuştu.
mustafa kemal şu an olsa muhtemelen, 1930'ların dünyasının çok farklı olduğunu yine görür, yine güncel ve daha ileri siyaseti takip eder, ettirir, okutur, araştırırdı.
1930 romantizmi yapanların da yüzüne tükürürdü. en fazla onlara kızardı kendi mirası olmasına rağmen.
1930 romantizmi yapanlar 10 senedir baykal liderliğinde akp tarafından güdüldü.
mustafa kemal'in mirasına bundan büyük saygısızlık var mı.
atatürk'ün chp ve ilericilik algısına kendi götünü kuma gömmekten çıkarak ulaşabilirsin. güncel yerel ve dünyadaki politik potansiyel ve hareketleri okuyarak, karakterli şekilde iktidarı sürdürülebilir şekilde nasıl ele alınabilir bu şekilde bakarak ulaşabilirsin.
türkiye'den o yüzden ikinci bir mustafa kemal çıkmıyor.
çünkü zamanının ötesinde birisiydi.
zamanında yaptıkları şey yüzünden padişah, istanbul medyası ve çoğu liberal ve sofu halk kitleleri tarafından tehdit ve hakaretlere uğramıştı.
çünkü bir fikir devrimi yapmıştı. o güne kadar söylenemeyeni söylemiş, yapılamayanı yapmış, gidilemeyene gitmişti.
ama doğru bildiği bilimsel siyaset yolunda ilerledi, bunları siklemedi ve efsane oldu.
mustafa kemal sizler gibi son kullanma tarihi geçmiş birisi olsaydı, kurtuluş hareketini başlatmaz, padişah'ın emirlerini aynen yerine getirir, maaşını alıp sıradan bir osmanlı paşası olurdu.
california'dan susamam, korkma, korkmayın gibi naralar atan komik arkadaş. ayrıca kendisine günaydın demediği için 12 yıllık çalışanı işten çıkartıp ekmek parasıyla oynamış ve bunu gülerek anlatıyor. tey allahım... emin olun bu ülkeye en çok zarar veren kişilerin başında ego patlaması yaşayan bu tipteki adamlar gelir. iyi ki gitmiş ülkeden çok sevindim.
ayrıca kendisi youtube videolarına yapılan eleştirel yorumları itinayla siler. eleştiriye kapalı bir arkadaş. zaten böyle yürüyen egolardan çok şey beklememek lazım.
ayrıca kendisi youtube videolarına yapılan eleştirel yorumları itinayla siler. eleştiriye kapalı bir arkadaş. zaten böyle yürüyen egolardan çok şey beklememek lazım.
kaynak yok iddaa var.. işiniz gücünüz çamur at izi kalsın.. amk yavşakları..
yahu baktım adam, çocuğu ölümüne eleştiriyor. sonuna da ekliyor; uğurcan ile kıyaslanıyor ama tırnağı olamaz.
olsun kardeş uğurcan bir numara olsun altay üç numara olsun. iki tane iyi kalecimiz olsun ne var bunda. illa bir tane en iyi çıkarıp diğerlerini çöpe atmanın mantığı nedir!
olsun kardeş uğurcan bir numara olsun altay üç numara olsun. iki tane iyi kalecimiz olsun ne var bunda. illa bir tane en iyi çıkarıp diğerlerini çöpe atmanın mantığı nedir!
ankaradan dertleşmek isteyen dişiler itina ile dert dinlenir fikir verilir
yeşillendirin...
yeşillendirin...
damak zevki olmayan, sonradan görme luzır bir kekodur. taocudur, dombilidir.
halbuki en güzeli sek içmektir. minik bir buz parçası da kullanılabilir. tadını çıkartmak için;
şöyle burnunu bardağa yaklaştırıp burnundan ciğerlerine nüfus eden o kıpır kıpır enerjiyi hissettikten sonra minik bir yudum alıp ağızda ufak bir gezintiye çıkartmak lazım bu mereti. bütün damak o yakıcı ve yoğun aramayı tattiktan sonra boğazdan aşağıya usulca süzülmesine izin vermek gerekir.
öyle kaçamak veya içmek için içilecek bir şey değildir kola. bunu görkemli bir şölene dönüştürmek alınan keyifi artıracaktır. viski ile çar çur etmeyin şu nimeti. ve unutmayın ki kola, keyif işidir. le colayla kristal colayla falan olmaz bu iş. ya içmeyin ya da efendicene coca colanızı, olmadı pepsinizi alın. kendinizi şımartın.
halbuki en güzeli sek içmektir. minik bir buz parçası da kullanılabilir. tadını çıkartmak için;
şöyle burnunu bardağa yaklaştırıp burnundan ciğerlerine nüfus eden o kıpır kıpır enerjiyi hissettikten sonra minik bir yudum alıp ağızda ufak bir gezintiye çıkartmak lazım bu mereti. bütün damak o yakıcı ve yoğun aramayı tattiktan sonra boğazdan aşağıya usulca süzülmesine izin vermek gerekir.
öyle kaçamak veya içmek için içilecek bir şey değildir kola. bunu görkemli bir şölene dönüştürmek alınan keyifi artıracaktır. viski ile çar çur etmeyin şu nimeti. ve unutmayın ki kola, keyif işidir. le colayla kristal colayla falan olmaz bu iş. ya içmeyin ya da efendicene coca colanızı, olmadı pepsinizi alın. kendinizi şımartın.
hiçbir işi zamanında yapamıyoruz. illa o göt sıkışacak, son dakikalara her zaman aksiyonlu gireceğiz mutlaka amk. tam türk milli takımı
etoo nun da futboluyla bırakmasıyla 2002 dünya kupasından kalan dört futbolcudan biri. diğerleri formaliteden takılan marquez ve roque santa cruz. ve halen bildiğimiz bufffon.
bu adam da bırakınca galiba 90lar kuşağı olarak yaşlı hissetmeye başlayacağız. çocukluğum, lise yıllarım, üniversite zamanları ve şimdi de iş hayatı. emre hepsinde bir şekilde hep vardı.
korkuyorum sözlük, bu adama bir şey olmasından korkuyorum. hem takım için hem kendim için. umarım totti gibi 41-42 yi görür.
büyük bir hata yapıp üstad buffon u unutmuşum eklendi.
bu adam da bırakınca galiba 90lar kuşağı olarak yaşlı hissetmeye başlayacağız. çocukluğum, lise yıllarım, üniversite zamanları ve şimdi de iş hayatı. emre hepsinde bir şekilde hep vardı.
korkuyorum sözlük, bu adama bir şey olmasından korkuyorum. hem takım için hem kendim için. umarım totti gibi 41-42 yi görür.
büyük bir hata yapıp üstad buffon u unutmuşum eklendi.
arabayı indirimle kapmak için engelli ve yaşlı bireye ailesi tarafından yapılan binbir eziyettir.
engelli adamın kusura bakmayın size lüx suv aldıramadım diyerek özür dilemesi gerekir.
engelli adamın kusura bakmayın size lüx suv aldıramadım diyerek özür dilemesi gerekir.
trabzonu 4. sırada görmemle kapatmam bir oldu.
biri lez demis 2000'li demis banane ne abi seni beni onu ne ilgilendirir ben sporuna bakarim sanatina bakarim yeter la comarliginiz helal olsun boyle devam et ebrar...
teşekkürler akpli çomar arkadaşlarım. şimdi patilerinizi klavyeden çekip okuyun.
ihale 24 temmuzda
teslim 2 ağustos
iski nin ekrem imamoğluna geçmesi 3ağustos 2019. akpli müdür gider ayak iskiyi zarara sokmuş. cebinden odetilmeli.
6 hafta istifa etmeyen iski müdüru ihaleyi vermiş istifa etmiş. müthiş rastlantı değil mi?
edit
sorun imamoğlunun haftalarca istifasını istediği iskinin akpli başkani gider ayak neden 17 milyonluk ihale yapıp gittigi. çomar kardeşim yanlış yerde kemik arıyorsun.
edit 2 aşağılardaki çomarin teki akpli buca belediye başkanin 4 milyona yaptırdığı atatürk büstünü de chp yaptırdı demiş. abi bunlar insan değil. haram yemekten beyinleri sulanmış.
ihale 24 temmuzda
teslim 2 ağustos
iski nin ekrem imamoğluna geçmesi 3ağustos 2019. akpli müdür gider ayak iskiyi zarara sokmuş. cebinden odetilmeli.
6 hafta istifa etmeyen iski müdüru ihaleyi vermiş istifa etmiş. müthiş rastlantı değil mi?
edit
sorun imamoğlunun haftalarca istifasını istediği iskinin akpli başkani gider ayak neden 17 milyonluk ihale yapıp gittigi. çomar kardeşim yanlış yerde kemik arıyorsun.
edit 2 aşağılardaki çomarin teki akpli buca belediye başkanin 4 milyona yaptırdığı atatürk büstünü de chp yaptırdı demiş. abi bunlar insan değil. haram yemekten beyinleri sulanmış.
bakmamak için uğraşmam, ama bakmak içinde ekstra bir çaba göstermem. gözümün önündeyse bakarım. hatta içimden oo paket sağlam derim.
birbirimizi kandırmayalım şimdi
birbirimizi kandırmayalım şimdi
kadınlara yürümek değil, samimiyet kurmak ve karşı tarafın erkeği incelemeye alması için evrensel kriterler var mıdır? varsa nelerdir, yada hepsi göreceli midir?
insanların kendisi için uğraşıp zahmet etmesini istemeyen ve daha önce de çokça bahsedildiği gibi ilgi odağı olmayı sevmeyen insandır.
yaklaştıkça beni kendi içimde sıkıntıya sokan gündür doğduğum gün.
yaklaştıkça beni kendi içimde sıkıntıya sokan gündür doğduğum gün.
sabah 8:30 daki uçuş için bi saat önce havaalanına gittik. yurtdışı uçuşu. ne kadar erken gitmek gerekir bilmiyorum, cahillik, tecrübesizlik :)
check-in de sira bana geldi, eleman dedi,
- "ekonomide yer kalmamış "
overbook olayini bilmiyorum tabi.
- "ne demek yer kalmamış biletim var benim, bi ton para verdim, napcam ben şimdi?!" diyorum.
eleman gayet sakin,
- "size business'tan yer vereceğiz " dedi
şaşırdım, rahatladım, sevindim :)
geçtim uçağa, oturdum yerime. önce şu kaynar sudan çıkardıkları minik havlulardan dağıttılar. hayatimda görmemişim duymamışım, bakiyorum öyle napiyo bu diye. maşa gibi biseyle bıraktı önümdeki tabağa. dumanı tütüyor hala. etrafimdakilere baktim, alıp yüzlerine koyuyolar. içimden diyorum manyak bu business kismisi, surati yanacak hepsinin. ama hiçbirinde çıt yok, gayet memnunlar. uydum hemen racona, havluyu suratıma atmamla bütün benligimin eriyerek yere yığılması bir oldu :) o nasıl bi rahatlamadir öyle:))) dedim zenginlik böyle bisey heral.
10 dk sonra hostes bi tur döndü, menü bıraktı herkese. sonra geldi, ne içersiniz dedi. menüde direkt dikkatimi çeken, şampanya. tabi saat hala sabah, 9 ya var ya yok. dedim ben şampanya rica ediyorum. ilk şampanyami sabahin köründe içmiş oldum :)
değişik bi tecrübeydi vesselam :)
check-in de sira bana geldi, eleman dedi,
- "ekonomide yer kalmamış "
overbook olayini bilmiyorum tabi.
- "ne demek yer kalmamış biletim var benim, bi ton para verdim, napcam ben şimdi?!" diyorum.
eleman gayet sakin,
- "size business'tan yer vereceğiz " dedi
şaşırdım, rahatladım, sevindim :)
geçtim uçağa, oturdum yerime. önce şu kaynar sudan çıkardıkları minik havlulardan dağıttılar. hayatimda görmemişim duymamışım, bakiyorum öyle napiyo bu diye. maşa gibi biseyle bıraktı önümdeki tabağa. dumanı tütüyor hala. etrafimdakilere baktim, alıp yüzlerine koyuyolar. içimden diyorum manyak bu business kismisi, surati yanacak hepsinin. ama hiçbirinde çıt yok, gayet memnunlar. uydum hemen racona, havluyu suratıma atmamla bütün benligimin eriyerek yere yığılması bir oldu :) o nasıl bi rahatlamadir öyle:))) dedim zenginlik böyle bisey heral.
10 dk sonra hostes bi tur döndü, menü bıraktı herkese. sonra geldi, ne içersiniz dedi. menüde direkt dikkatimi çeken, şampanya. tabi saat hala sabah, 9 ya var ya yok. dedim ben şampanya rica ediyorum. ilk şampanyami sabahin köründe içmiş oldum :)
değişik bi tecrübeydi vesselam :)
hak etmiştir.
oğlunu zorunlu askerliğe gönderdi ve oğlunun gemicikleri yok. bir çürük raporuna bakıyordu.
ülkeyi kötü yönettiği için, kriz anasını ağlattı milletin. yeter kılıçdaroğlu.
oğlunu zorunlu askerliğe gönderdi ve oğlunun gemicikleri yok. bir çürük raporuna bakıyordu.
ülkeyi kötü yönettiği için, kriz anasını ağlattı milletin. yeter kılıçdaroğlu.
1.70 boyundaki kadın 1.70 boyundaki erkekten uzundur. ayrıca türkiye ortalamasına göre 1.70 boyundaki kadın uzundur zaten.
edit: cümle düşüktü. kaldırdım.
edit: cümle düşüktü. kaldırdım.
roberto carlos-alex de souza- nicolas anelka-dirk kuyt-jay jay okocha-luis nani-robin van persie-pierre van hooijdonk vb. topçulara sahip olmuş, golleriyle coşmuş takımın taraftarlarına dedi öglenanın biri ” falcao gibi topçu tarihinizde yok” .
evet bunu dedi! lan size gülsem gülerken yaktığım kaloriye acırım. allah akıl fikir versin.
evet bunu dedi! lan size gülsem gülerken yaktığım kaloriye acırım. allah akıl fikir versin.