Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
ezhel'in yeni teklisi.

tek diyeceğim o klibe helal olsun. bu kadar ünden ve içeri alınma olaylarından sonra kimse kolay kolay böyle bir işe girmez. ışid'in yaktığı türk askerlerini dahi koymuş videoya.
bu memlekette kurumların çalışmaması artık sıradan hale geldi. birileri cezaları açıklayan kurumda örgütlenmiş, ceza doğru ya da yanlış bakmaksızın (bu durumda ceza ne kadar doğru o da şaibeli hale geliyor) cezanın açıklanma saatini ayarlayacak kadar oraya çöreklenmiş ve hakim olmuşlar. adeta adaletsizlik partisi veriyorlar. tıpkı ergenekon hakimlerininin ceza vermek için 29 ekimi, 19 mayısı ya da 30 ağustosu seçmesi gibi bir şey aslında. bu kurumsal kokuşmuşlukla başa çıkmazsak memlekette hiç bir şey düzelmez.
not: beşiktaş
2011'de fetonun en güçlü döneminde fethullah gülen'e diss atan norm ender hakkında kişiye diss atıyor diyen fanlara sahip yeni yetme autotone'cu. 6 kişi de bu salağı favlamış. siz ergenleri bu sözlüğe yazar yapan sistemin çarkına sokayım.

edit: mekanın sahibi şarkısında elif cemal'e diss atması plak şirketlerinin ona siktiri çekmesi demek. babası hasan cemal için de aynı şarkıda etnik faşist demiştir. bunu diyebilecek yüreğe sahip kaç sanatçı var bu ülkede ? amk ergenine bak.
bugün görünen duruşmasında hakimlere karşı savunması sırasında ;

''bu salonda sanık olmama rağmen kendimi sizlerden daha özgür hissediyorum . çünkü hakikati arıyorum , hakikati konuşuyorum . siz de hakikati arayın . hakikate yaklaştıkça özgürleştiğinizi hissedeceksiniz'' diyen ,haklı olduğu konuda güçlünün karşısında ezilmeyen kadın siyasetçidir.

kaynak
üst edit: taze taze araçları iade edeceğiz açıklaması araçların ihtiyaç fazlası olduğuna inanmayanlar için. (programın tamamı)

13.30 edit'i: az önce geçtim yenikapı'dan şuan halen araç girişi mevcut. kapıda da fotoğraf ve video çeken mini bir halk kitlesi var. ilgi büyük.*

999 kere daha "onlar hizmet için kullanılan arabalar bikere!" diye ağlayınca israf belgeleri imha ediliyormuş. haydi ak troll'ler biraz daha tekrarlayın, olacak.
araç kiralama partisi daha kesmemiş mamanızı belli ki utanmaz herifler.

ekrem imamoğlu'nun fox haber'deki açıklamaları.

araçlar hakkında asıl merak edilenler bu araçlar için ödenen köprü/otoyol geçiş ücretleri, kiralama bedelleri, akaryakıt bedelleri, şahsi olarak kullanılmış bu araçlar için ödenmiş trafik cezalarıdır. bunların pazar günü açıklanmasını bekliyoruz. kıyamet o zaman kopacaktır.

bir de lüks olanlar henüz koyulmadı denmiş bir kaç mercedes s serisini gördük videoda. acaba belediyeye ferrari, bugatti falan mı kiraladılar diye düşünmeden edemiyor insan.
konu siyasal islam olduktan sonra "rant a car" ile alınamayacak araç yok...
--
televizyonda ağlayan ak troll'ler için:
(bkz: a haber ve sabah'ın ağlamaklı israf sergisi haberi)

sözlük'te ağlayan aktroll'ler için:
(bkz: ak troll'lerin israf sergisi algısı)
reis faizleri düşürdü bu neyin korkaklığı ne demek ya sbsnsdndndnd abi nereden buluyorsunuz böyle hikayeleri. trol diyeceğim de (bkz: this is türkiye) yani burada herşey olur.

edit: şimdi arkadaşın diğer entry’lerinden geliyorum. akıl sağlığı pek yerinde değil belli ki. sallama bir hikaye. ülkede normal insan bulmak gerçekten zor. bastım eksiyi
yazlık bir bölgede görev yapıyorum. tatil bitti çoğu yazlikcının. okul etrafında asil kedi köpekler, evden atılmış, site bahçesinde gezmeye çalışıyor, çöpten vs yemek yemeyi de bilmiyor çoğunluğu. saygılar (!) sunuyoruz eski sahiplerine. o kadar çok ki, anlatamam
not. yer arpaçbahşiş, erdemli, mersin. altmış civarında site var, geniş bir alan
hayatım yavaş yavaş yoluna giriyor. whatsapp'ta çevrimiçi insan kovalayıp "napıyorsun beni mi düşünüyorsun :p" yazmak yerine kalktım çamaşırları toplayıp katladım. sıfır itlik. sıfır şerefsizlik. sonra gittim yemeği dolaba koydum. kapıyı kitledim. şimdi yatıyorum. allah rahatlık versin.
amına koyduğumun salakları uefa'yı email yağmuruna tutmuş, yazdıkları emailde "bayram tutumlu falcao transferinde usülsüzlük yapıldığını açıkladı" gibi bir şeyler zırvalamışlar. usul nedir dilekçe nasıl yazılır haberleri yok.

uefa: bayram tutumlu kim amk?

aciz orospu çocukları nelerden medet umuyor. sezon sonu uefa tarafından anlaşmalara uyulduğu açıklandığında uefa'yı fetöcülükle suçlar bunlar.

(bkz: profesyonel kötülük)
yorumlara bak yarım ağızla gönderme yapmış napsın adam aq düpedüz sövsün mü? 15 dk boyunca eleştiri yapacak klip yapmış hala ekşi sözlük liselisi beğenmiyor şaka gibi
hiç bir cinayetin haklı sebebi olmaz. ortada cezalandırılması gereken birisi varsa hukuk cezalandırır. habere göre de mevcut bir suç yok zaten, şiddetli geçimsizlik yazılmış.

en kötü hukuk bile hukuksuzluktan iyidir.
hukuksuzluğu eleştirip de daha sonra katilleri savunmasın kimse. her türlü şiddete hayır!

tanım: vahşice işlenmiş bir cinayet.
hız sınırı 70 km/h’tir. bunun 10% toleranslı hali 77 km/h'dir. aslında 71 km/h hızda iken dahi, hız sınırını aşmış oluyorsunuz, yasalar da 10% tolerans koyarak, 77 km/h hıza kadar ceza kesilmemesini sağlıyor.

siz 77 km/h hızla gidilecek yerde 79 km/h ile değil, 70 km/h hızla gidilecek yerde 79 km/h hızla ceza yediniz. önce bunun bir farkına varın.

adam 10% toleransı aşmış, toleransın da toleransını göstermedikleri için gelip şikayet ediyor. ki aynı adama 79 km/h hızla ceza yazma, bir sonraki sefere 80 km/h hızla ceza yaz, bu sefer de "geçen seferden 1 km/h daha hızlıyım diye ceza yazdılar" diye ağlanmaya başlar.

kurallara riayet etmeyi öğreneceksiniz, medeni topluma bir şekilde ayak uyduracaksınız. bir sonraki seferde, ona göre basarsın gaza.

pes arkadaş.
1950lerde abd'de hazırlanan kamu spotu der ki "duck and cover!" yani "çömel ve örtün". öncelikle hayati organları korumak lazım gelir. alacağınız radyasyon miktarı patlama kaynağını gören tarafınızın yüzey alanı ile orantılı olacaktır. bu nedenle çömelip hedef küçültmek önemlidir. ayrıca nispeten daha az öneme sahip kol ve bacakların hayati organların bulunduğu baş ve gövde bölgesinin alacağı radyasyonun bir kısmını kesmesi sağlanır. varsa bir örtü ile ilk andaki serpintinin bir kısmının vücuda ulaşmasının engellenmesi sağlanabilir. hayatta kalır mısınız bilinmez ama işte bi ümit hiç yoktan iyidir. orijinal kamu spotu: duck and cover!
senelik 7-8 milyon euro maaş alan ve gününü gün eden zırtapozlar için ülkesine katma değer sağlayan bir şirketi boykot etmeye çalışan embesilleri göstermiştir.

siz eğitilmez insanlarsınız. gerçekten ahmaklığınızın seviyesini hiçbir cihaz ölçemez. bir senelik birikiminiz alaçatı'da adam gibi 1 hafta tatil yapmaya bile zar zor yetiyorken, yılın neredeyse her günü o şatafata sahip hayat yaşayan topçular için listeler çıkarıyorsunuz.

salaksınız, duruşunuz da kuruşunuz da leş gibi.

edit: bir de kapitalizm eleştirisi yapıyorlar, bak sen şunlara. okuduğunu anlamayan böcek kadar beyninizle siz sosyalist mi oldunuz lan bir de. sizin zekanız sadece çim sahadaki topu ve etrafında koşan 22 kişiyi anlayabilir. bırakın sistem eleştirisini, kimden duyduysanız bildiğiniz gibi değil. siz kupalarınızı yazın da duruşunuzu kuruşunuzu falan konuşalım, bunlar sizi aşar.

kum tanesi kadar da olsa aklı olan gs'liler lütfen dinleyin: milyon euro kazanan topçular için bu ülkede istihdam sağlayan bir şirkete boykot planlamak çok büyük işsizlik. bu haliniz sizi acınası bir duruma düşürüyor. emin olun millet "yazık ya bu kimin çocuğuysa" modunda bakıyor size. biz onu söylüyoruz yoksa şirket savunuculuğu yapmıyoruz. siz "fakirlere zulmettiği için koç'a boykot" isteseniz destekleriz ama siz çok salakça bir şey için istiyorsunuz ve desteklemiyoruz.
bence her şey, çünkü para verip aldığınız her şey size aittir, size ait olan her şeyin ise bir sorumluluğu olur, sorumluluk da dert olduğuna göre ne kadar az şeyiniz varsa o kadar az sorumluluğunuz ve o kadar az derdiniz olur, sahip olmadığınız şeyler için sevinin.
tezgaha çomak sokan değil, tezgah kurmaya çalışan kişidir. ilk senesinde gördüğü 3 kupanın etkisi ile, taraftarı ve batık kulübü ile ne yapacağını şaşırmış durumda.
insan fıtrat olarak iyiliğe meyillidir. işkence gören kişi kim olursa olsun, insanda ürperti uyandırır. sadece insana değil, herhangi bir canlıya işkence edilmesi kişiyi rahatsız eder. etmelidir.
bir insan başka bir insana eziyet edilmesinden zevk alıyorsa ruh hastasıdır. bu çok nettir.
--

zorunlu edit: çok mesaj geliyor, "insan kötülüğe meyillidir" şeklinde.
tüm canlılar, stres ve baskı altında kötülük yaparlar. kafesteki kuşlar, sirklerdeki aslanlar, kovalanan kediler..
insanoğlu toplu yaşama geçtiğinden beri stres altındadır. genlerinde özgürlük olan insan, toplu yaşamın avantajlarından faydalanmak için bir arada yaşamaktadır. bir yandan da toplu yaşamın stresinden uzaklaşmak istemektedir. bu durum "üşüyen kirpilerin" durumu gibidir der (bkz: engin geçtan). üşüyen kirpiler birbirine sokulur ama dikenler batınca uzaklaşır. sonunda ideal uzaklığı yakalarlar.

kafayı sıyıran vatandaşlar hariç, gelişmiş ülkelerde şiddet tabloları çok az görülür çünkü stres ve baskı yoktur. kuzey avrupa 'da birbirine dağ hediye eden ülkeler var. adamların kuşları insan elinden ekmek yiyor. bizde öyle mi ?
biz ve bizden sonraki coğrafya ise tam bir kaos ortamında olduğu için kötülük ortaya çıkıyor.
yahu ' orasi tff ringonun ahirimi ? ' yazan yuregi temiz kardeslerimi gorunce bir gulme aliyor beni.
bakin size orasinin nasil bir ahir oldugunu anlatayim ;

- butcesi ozerk , hesap kitap soramiyorsun!
- ortulu odenegi var , esine dostuna bir suru seyahat , konaklama ,yeme icme yaptirirsin . insafina kalmis.
- pirim sistemi seffaf degil , el altindan bir suru para dagitirlar bilemezsin.
- sponsorluk anlasmalarina bak , ozelde bin tane dumen doner bilsen sasarsin.
- hic bir yonetim digerini boklamaz en sert muhalif bile gozukse , cunki hepsi ayni kaptan nemalanir.
- 80 milyonluk bir nufustan genc bir milli takim cikartacak vizyonlari yoktur.
- ileriye donuk kisa ve uzun vadede hic bir plan programlari yoktur.
- ligin kalitesini artiracak hic bir fikirleri yoktur.

olan ne vardir dersen ulkede bolca keriz vardir. bunlar da onlardan nemalanirlar o ahirda.
'daha güçlü bir türkiye için evet diyorum' demediği günden beri başına gelmedik kalmayan imparator.

ilk piyon arda'ydı beceremediler, sonra selo'ya adamın en hassas noktası olan karısına kızına sövdürttüler. dayağı yiyen selo, kovulan terim oldu. ilk görev tamamlanmıştı.

terim artık tarihin tozlu sayfalarındaki yerini almıştı almasına da bir eksik vardı sanki galatasaray taraftarı hala onu seviyordu. en azından bir kısmı. bu sevginin de tükenmesi gerekiyordu. bu bitik psikolojiyle tüpçü'nün başkanlığındaki tff üstüne şampiyonlar liginde efsane bir performans sergileyen şenol'un takımı varken başarılı olması imkansızdı. o nedenle gelsindi. gelsin ki sevildiği son yer olan galatasaray'dan da küfürler eşliğinde kovulsun. açın ve o günlerde 'terim galatasaray'a gelsin' diye götünü yırtanlara iyi bakın. hepsi azılı galatasaray ve terim düşmanı.

ne oldu peki o sezonun sonu? terim tüpçü'yü, şenol'u, aziz'i, aykut'u, fiko'yu, apo'yu, göksel'i üst üste koyup şampiyon oldu. kısaca işler bazılarının hiç de planlamadığı gibi gitti. yine.

geldik geçen sezona. vizyoner başkan. türkiye'nin en önemli ailelerinden birinin çocuğu 'kaybetmek nedir billmeyen' vizyoner zannedilen malum şahıs göreve geldi. sözde terim'in kariyerininin sonunu zehir etmeye.

lig başladıktan bir kaç hafta sonra takımından bir cacık olmayacağını ve en önemlisi bu adamın 'saha içinde' ekarte edilemeyeceğini anladı bizim yalı çocuğu. kapsamlı bir bir plan yaptı yancıları fiko ve göksel'i de yanına alarak. anadolu kulüplerini de kapsayan bir plan yaptılar. belediyespor desteklenecek ve galatasaray'ın şampiyonluğu engellenecekti.

ama elbette yine başarılı olamadılar. belediyespor'un şampiyonluğu o kadar garantiydi ki gözlerinde rizespor maçından sonra kopan kıyametten anlaşılabilir bu durum. gözleri dönmüştü ama iş işten çoktan geçmiş kirli oyunları bir kez daha bozulmuştu.

anadolu kulüplerini kafalamakla bile bu işin çözülemeyeceğini anlayan yalı düşkünü genç adam bu sefer meseleyi en tepeden halletmeye karar verdi. önce malum şahsı ikna etmeliydi ki o en kolayıydı. 'fetö yapılanmasını temizleyeceğiz' yalanıyla onun 'olur' verdiği fenerbahçeli bir tff başkanıyla birlikte kafa kafaya verildi kurullar ve hakemler dizany edildi.

ve bu henüz bir başlangıc. 3 haftada 3 kırmızı kart ve para cezasına bile gerek duyulmaması gereken bir beyan için 4 maç ceza.

ama meselenin özü terim ile alakalı değil. terim sadece çok güçlü ve ortadan kaldırılması gereken bir kaya. asıl dert galatasaray'ın kendisiyle.

daha ne kadar çirkinleşecekler, olayı nereye kadar götürecekler göreceğiz. yapılacak hiçbir hamle şaşırtıcı olmayacaktır..

galatasaraylılar sadece şunu iyi bilsinler ki başaramayacaklar. ne yaparlarsa yapsınlar galatasaray'a zarar veremeyecekler.