Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
maçı özet geçiyorum:

-ilk 5 10 dakika fenerbahçe baskıyla başlayacak sonra basit bir top kaybı ile kontradan gol yiyeceğiz.
-ilk yarı bitene kadar trnava kapanacak biz de orta saha stoperler ve bekler arasında top çevireceğiz dikine gidemeden.
-ikinci yarı başlayacak cocu oyunu açmak için bir hücumcu daha alacak oyuna ve 60. dakika gibi 2. golü yiyeceğiz.
-sonra maç bitene kadar protesto hadi bakalım bahisler açılsın.

edit: kötü oyuna rağmen kazandık. sahada ortalama bir anadolu takımı olsaydı gitmişti maç.
başlığı çöpe dönüşmüş olan oluşum. gerçi sözlük çöpe dönmüş ben kime ne diyorum. anlamıyorum sizi, insanlar buraya bilgi edinmek, fikir paylaşmak için geliyor, karar vermek için geliyor. herif gelmiş bir yıldır kullanıyorum yazmış, eee abi? ne yapalım yıl dönümünü mu kutlayalım ne yapalım amk.
90'larda gidilen maç kuyrukları.
sabahın köründe gider, biletimiz olmasına rağmen kuyruğa girerdik.
ortalama 10 saat falan beklerdik.
o 10 saat içinde polis coplaması, itiş kakış derken kuyruk 3-4 kez bozulup yeniden oluşurdu.
en baştaki en sona düşerdi.
çocuk aklımızla hoşumuza giderdi bu durum.
ne mal yıllardı.

not: bjk
- erkekten de .... oluyor muymuş yahu?

edit: hemşire değil. hostes değil. dansöz hiç değil amk :) konsomatris tahmininden sonra buraya yazmaya karar verdim. okul öncesi öğretmeniyim arkadaşlar. biraz daha beklesem orospu musun diye soran çıkacaktı. :)
başlarını, saklandıkları lağım çukurlarından ve domuz yuvası mağaralarından çıkarmaya cür'et edemeyen, askerimizin karşısına çıkıp onlarla göğüs göğüse çarpışmayı g*tü yemeyen alçaklar sürüsü ancak böyle tuzaklarla varlığını sürdürmeye çalışıyor. abd'nin mayın eşekleri; kaybedeceksiniz. teker teker geberip cehennem çukurlarının odunu olacaksınız.
beleş mezar bulsa girecek tipler için velinimet sanırım. sanıyor ki biri eline toplamış isteyen herkese dağıtıyor. içerikten, nasıl olduğundan haberi yok, içeriği ile de ilgilenmiyor. biri başlatmış, bana da düşer belki diye yazıyor. eminönü baklava dağıtımlarını anımsatıyor bana.

biz öğrenciyken durumu olmayan kişi elini kaldırıp istekte bulunmazdı. herkeste bir onur ve tevazu vardı. şimdi "ilk mesaj atana 50 tl vereceğim." desem mesaj kutum dolar taşar.

sorsan ülke bu durumda ise nedeni kömürcüler, makarnacılar vb. ithamlarla tanımlanan insanlar.

onun bir tık üstü de sensin, sadece az biraz daha gelişmiş versiyonusun. hayat mottosu nerede beleş oraya yerleş olan insandan bir cacık olmaz.
seçim günü muhtemel diyalog . oy veren kişi ovk, arkadaşı f olsun .

f: "ee ovk ne yaptın kime verdin oyunu? "
ovk: "valla gardaşım, bastım reise geldim.
f: "ee hani vermeyecektin, kızgındın?"
ovk: "valla gardaş kime verelim başka, hep garıştırıyorlar ülkeyi, hem chp'ye verelim de din iman mı gitsin? en iyisi bu, sabredeceğiz allahın izniyle her şey düzelir."
f: 404 not found.
https://www.youtube.com/watch?v=bwvzdbi_1dq

her şeyi video anlatıyor, bir an için yaya geçidinde bekleyen adama yol vermeye karar veren abimiz ve ona teşekkür eden yayamız ile 15 saniye su gibi akıp geçiyor. aklıma behzat ç.'de üst geçit cinayeti geldi. ulan üst geçitten bir kişi geçiyordu, onu da öldürmüşler gibi.

renault marka araba hem gidip hem kapısını açmasını ise anlamadım.
2018 dünyasında özentilik falan değildir mk herkes herşeye artık daha rahat erişebiliyor isteyen yer isteyen yemez .

benim diyeceğim ise, ilk kez mezun olduğum sene çalıştığım şirketin iş gezisinde fransa'da japon bi restoranda denedim yedi yıl kadar önce. çok hoşuma gitmişti sonra o zamanki patron ve diğer müşterilerle ne zaman yemek olayı olsa suşi restoranı seçiyorum. yemek yeri ayarlama olaylarını bana paslamislardı ben de kırk yıllık ninja gibi paso suşi restoranları seçiyordum. neyse bigün patron bi de saşimi denesene dedi. ben de denerim tabi dedim. içimden de saşimi ne la mk dedim. sonra geldi bi tabakta. suşi gibi iste çiğ somon tuna falan doldurmuşlar tabağı suşiden tek farkı pilav yok bunda. neyse ben bunu yedim ve hiç hoşuma gitmedi. sonra yine suşi istedim. yani suşi ile saşimi aynı şey ama içinde pilav olmadığı için saşimiyi sevemedim suşiyi sevdim demek içinde pilav olmasa suşiyi de sevmezdim. yani meğerse ben aslında pilav seviyormuşum mk haberim yokmuş. bunu öğrenince bi aydınlanma geldi tabi. istanbuldaki günlerimde yediğim tavuklu pilavlar aklıma geldi para olmadığı zaman sadece pilav alıp üzerine hunarca ketçap sıktığım günler geldi. demek ki tüm olay pilavda imiş. burdaki suşiciler kandırmayın kendinizi siz de mk alayınız tavuk pilavcı biliyoruz.
kürk mantolu madonna’dır. çok güzel bir kitaptır ama sanki türk edebiyatının açık ara en eşsiz eseriymiş gibi lanse edilir. şahsen ben içimizdeki şeytan’ı daha çok beğenmiştim.
2001'de üniversiteye başladım; 250 bin liraydı bira. 25 kuruş yani.

herkesin çok rahatlıkla ulaşabileceği bir içecekti. 2002'de malum şahıs gelir gelmez 50 kuruş yapmıştı. yuh amk demiştik.

bugün geldiğimiz noktaları anlatabilecek küfür kalmadı dimağımda.

allah belanızı versin.
zamanında havaalanlarında "dış hatlarda" çalışınca bu arapların ne kadar pis, iğrenç ve mide bulandırıcı olduğunu görünce şaşırmadığım videodur.

restoran bölümlerini lobici kadınlar temizlerken iğrenirdi, tuvaletler deseniz resmen talan edilmiş gibi oluyordu.

aynısı cevahir de sinema salonlarında da mevcutmuş. çalışan arkadaşım bu araplar girince sinema salonu pislikten ve çöpten geçilmiyor diyordu. bunlar kadar medeniyetsiz ve pis bir millet görmedim diye isyan ediyordu.

not: zaten ülkemiz araplaştıkça iyicene kültür, medeniyet, çağdaşlık, temizlik, iman/din gibi kavramlardan koşarak uzaklaştı.
aşağıda olan bitenin kayıt altında kalması için bu notları sizlerle paylaşmak istedim dostlar.

dün (3 ekim 2018), akşam saatlerinde eşimden bir telefon geldi. acilen eve (maslak 1453 sitesi) gelmem gerektiğini, bebeği yıkarken banyo camının patladığını ve yaralandıklarını anlattı. heme ofisten fırladım ve hızlıca eve gittim.

daha önce de tamir edilmesi için not bıraktığımız kapıyı, üstün körü bırakıp gitmişler ve bu hale gelmiş. görseli, sosyal medyada paylaştım

https://twitter.com/…kan/status/1047522487054094337

şükürler olsun, cam kırıklarından bebeğe zarar gelmemiş ama eşim hafif yaralanmış.

sabah olduğunda bu rezilliğin hesabını sormak için aradım. bana telefonda satış sonrası ile görüşmeniz lazım, bizim konumuz değil vs dediklerinde, çok sinirlendim ve hakaret ederek (doğru değil, farkındayım) kapadım.

bugün akşama doğru ağaoğlu şirketler grubu kurumsal iletişim ekibinden olduğunu söyleyen bir hanımefendi aradı. neden bu saate kadar beklediklerini, bir geçmiş olsun bile demediklerini, söz konusu olan bir bebeğin hayatı olduğunu belirttim. gelen yanıt "haklısınız, normalde o camın parasını almamız lazımdı ama biz özür dilemiş olmak için camın parasını almayacağız" dedi.

"bunca olan bitenden sonra cam parasından mı bahsediyorsunuz hala. allah sizi kahretsin" dedim ve telefonu kapadım.

yarım saat sonra ağaoğlu şirketler grubu yönetim kurulundan adnan uğur kılıç olduğunu belirten kişi tarafından 0532 644 23 ** numaralı telefonla arandım . kendisinin, "sorumlulara hakaret etmişsin, ben en sorumlu kişiyim" dedi. "yaptıkları hatanın bir bebeğin hayatını riske attığını belirttim" ama orda sözümü kesip küfür etmeye başladı. "allah sizi kahretsin" dedim ve telefonu kapattım.

avukatımızı aradım, ne yapabileceğimizi kısaca görüştük. birkaç önerisi oldu, onları yapacağım.

durumlar bu şekilde dostlar. karşı tarafı düşündüğümde, sanırım bu saatten sonra işler daha da çirkinleşecek. olan bitenler de burada kayıtlı olsa iyi olur diye düşündüm.

zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

edit: camın nasıl kırıldığını merak edenler olmuş. duşakabinin menteşeleri sorunluydu. düzgün tamir edilmediği için menteşeden çıkıyor, önce duvara çarpıyor sonra da parçalanarak banyo yaptırılan bebeğin üstüne düşüyor.

neden tamire site yönetimi bakıyor diyen oldu. ilk 2 sene garantili bu kullandığımız parçalar. bir sıkıntı olduğunda site yönetimi tamir ediyor. ücret gerektiren bir tamir olduğunda da aidata ekleniyor.
en cok da 5.95'e dusunce millete vatan haini yakistirmasi yapan orospu cocugu ak partili comarlari sevindiren kurdur. serefsizler 7 tl olmasini bekliyorlar ki bozdursunlar. 4 tl'den aldiklari dolari 7 tl'den dolari bozdururlar, 6,90'dan alip para kaybedenleri de vatan hainligiyle suclarlar.

dunya insanlik tarihi bunlar kadar yuzsuz yavsakligi gormedi.
selam. 15.000 liraya "insanlığı kurtarıyoruz", "dünyaya barış getiriyoruz", "mesleğimiz kutsal" gibi triplere kesinlikle girmeden hastalara hiç göstermediğim yüzümle şunu anlatayım:

1. hiçbir meslek kutsal değildir. biz de para için çalışıyoruz.
2. bazılarımız imkanı olsa iktidar sahibi olmak ve insanları yönetmek istiyor.
3. 15.000 lira kazanan doktor çok fazla çalışıyordur.
4. yıllarca çalışarak doktor olduğumuz için para karşılığı dayak yiyecek değiliz.
5. hiçbir hastaya kötü davranmıyoruz. sorun çıkaran hastalarla ugrasmak bizim görevimiz değil.
6. hastalar günlerce araştırma yaparak da gelse onlardan çok daha fazla şey biliyoruz ve bu durum cahiller tarafından kibir zannediliyor.
7. mevcut iktidarın getirmediği şiddetli cezalar geldiğinde hiçbiriniz böyle davranamayacaksınız.
büyük bir risk, ama aldım ben de bu riski. daha yazar olmamışken zeka seviyesi düşük olanları kendini belli ediyor ve hemen engelliyorum. keşke şikayet etme ve puan düşürme gibi şeyler de olsa da sıranın sonuna gönderebilsek bunları ey sözlük yöneticileri duyun bu isteğimi.

edit: yönetim duydu sesimi kanzuk favorilemiş *
bebek arabası kullanın kullanmayın demiyorum da içinde bebek olsun bari! bakıyorsun askerlik çağı gelmiş çocuğu bebek arabasıyla gezdiriyorlar.
eskiden köprüden geçerken manzara beni mutlu ederdi. artık dönüp bakmıyorum bile. çok sevdiğim bu şehir bile gözümde bitmiş. en son ne zaman gerçekten mutlu hissetmiştim hatırlamıyorum. babam gideli beri hep böyle...
dini bir görevlinin maaş almasından daha ilginç değildir. hiçbir haber değeri yoktur. ülkemiz, darü’l harb‘e islamı temsilen maaşlı din adamı göndermektedir. oysa dinde tebliğ yapmak tüm müslümanların görevidir, parayla dini görev yapmak yasaklanmıştır.

türkiye’de mudi (mevduat hesabı sahibi kişi) sayısı 70 milyon’dan fazladır. türkiye’de 34 adet mevduat bankası (faizli) ve 13 tane kalkınma ve yatırım bankası (faizli) bulunmaktadır.

türkiye bu yıl 100 bin tondan fazla karkas et (kesilmiş) ithal etmiştir. türk halkı bu yıl başından itibaren, hristiyan ülkelerde kesilmiş 100 bin ton et yemiştir.

türkiye’de islamı bilen (yaşayan demiyorum bakın bilen) kişi sayısı onbinde bir’den azdır. türkiye’nin yüzde 90’ı fiilen deisttir.
ya siz nasil tiplersiniz ya! ulan siz ki "bilmem ne tarihinde yasanan bilmem ne kargo rezaleti" basliklari altina bile daha daha duyarli entryler giriyorsunuz. yok "nasil herifi dovmezsin" diyen, "yok bi dahakine dayak yeme" diyen. baksen... hadi ya... oglum, demek ki çocugun tarzi bu degil, ya da gucu buna yetmemis. gelmis ustu kapali yardim istiyor, siz de kalkmis erkeklikten ahkam kesiyorsunuz. belki de kavgada kafasinda bardak kirilan cocuk hakli da degil davasinda, cunku adamdan dinlemedik hikayeyi, bunu bilmiyoruz. ama her ne olursa olsun, ez azindan dayak yemis, kasi patlatilmis, onuru kirilmis birine cok daha duyarli davranabilirsiniz. nacizane, kusura bakmazsaniz tabii...
türk sinemasının en başarılı karakterlerinden biridir. ve türk sinemasının en başarılı, yetenekli oyuncularından birinin, şener şen'in hayat verdiği "atma"sı ile meşhur absürt kişidir.
8 yiyen kadrodaki forvetimiz bobo idi. 13 numarayı giyerdi. şimdi alanyaspor'da oynuyor. evde hala 13 numaralı bobo formam durur. sırtıma giyer çıkar dolaşırım birazdan sokakta.

peki sen, sen maklubeci, uefa kupasını kazanan takımının forvetlerinin formasını giyerek sokağa çıkabiliyor musun?

bizim başımız daha dik, emin olun buna!