çok saçma bir gerçek var. eğer beşiktaş beraberlik için sahaya çıkarsa net kaybeder. bildiğinden geri kalacaksa, defansif oynamaya kalkacaksa net fark yer. umarım şenol güneş inat eder, oyuncular geçmiş ve gelecek düşünmeden, sahip oldukları olgunlukla bütün konsantrasyonlarını toplarlarsa şu maçı almamaları için hiçbir sebep yok!
peki bu maçı alırsa ne olur biliyor musunuz? tarih olur tarih! beşiktaş avrupa'da tarihi yeniden yazıyor olur, devre arasına kadar rahat rahat takılır, aklını lige çevirebilir, eksikleri için mali altyapıyı düzeltebilir.
bir gs'li olarak sonsuz başarı diliyorum beşiktaş'a şampiyonlar liginde. o kadar geride kaldık ki yurt dışı arenasında gerek milli takım gerek kulüp bazında, bari beşiktaş şu açığımızı kapasa.
akşam elde bira ile koltuğumda yerimi alacağım. yüzümüzü kara çıkarmayın.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
haddinden fazla büyümüş sikko bir köyde yaşamıyordur.
birisi banyodan falan bahsetmiş de banyoyu nasıl ayırt edebildiniz la? hangisi banyo?
kitap, direkt olarak insan hayatını değiştirebilecek bir şey değil elbette. ancak çok kolay ve hızlı bir şekilde hayata bakış açınızı değiştirebilir; ki bu da hayatınızı değiştirebilmeniz adına en büyük destekçiniz, en geçerli sebebinizdir.
edit: jiesheshuai uyarısı ile imla
edit: jiesheshuai uyarısı ile imla
sene olmuş 2017, insanlar finlandiya'da, izlanda'da falan yaşıyor, biz yaşlı bir adamın ayağa kalk sakarya diye bağırdığı videoyu izleyip acaba başımıza ne gelir diye anlam çıkarmaya çalışıyoruz. yazık bu millete hakkaten.
bu örneklemden bu sonuca ulaşmış olman bilimin geldiği noktayı gösteriyor tebrik ediyorum müthiş bilimsellik.
edit: başlık bana kalmış oysa ne kadar çağdaş dünyamıza uygun bir içerikti.
edit: başlık bana kalmış oysa ne kadar çağdaş dünyamıza uygun bir içerikti.
sabire meltem banko hakkında yazılan entryler.
şaşaa dönemi bitiyor dediğinde, ak saray'ı kapatacaklarını sandım ama yine vergi çıktı.
abd’nin; “9 aydır türkiye’de terör olayı yaşanmıyorsa iş birliğimiz sayesindedir” açıklamasından kısa bir süre sonra yaşanması manidardır.
çevremdekilerden, ne zaman tek başıma sinemaya, konsere vs. gitsem sürekli işittiğim "yalnız mı gittin?" , "olum söylesen beraber giderdik" vb. sözlerle ve de acıyan gözlerle bakmasından mütevellit farkettiğim durum.
insanlar tek başlarına sinemaya, tiyatroya, konsere, içmeye ve belki de yakın bi zamanda sıçmaya da, ve hatta alışveriş'e yalnız gidemiyorlar gibi bir durum var ortada uzun zamandır farkına vardığım. hayır, sorun benim henüz ruh ikizi bir dost ya da eş bulamamamdan mı kaynaklanıyor bilemiyorum fakat bana oldukça saçma geliyorlar.
çünkü, bana göre bu tür etkinlikler kesinlikle tek başına yapılması gereken etkinliklerdir.
sinemayı ele alalım. evet, film'den sonra film hakkında tartışabilecek biri olur yanınınzda. fakat... filme karar verebilecek misiniz? bir şekilde onun istediği veya kendi istediğin filme gittiniz. ikinizden biri diğeri kadar keyif almayacak. şahsen ben, manchester by the sea gibi bir filmi izlerken buna şahit oldum. ben, filmin durağanlığına ve müziklere, atmosfere odaklanmış, büyük bir hayranlıkla filmi izlerken, yanımdaki arkadaşlarım "bu nasıl film amk, böyle dram filmi mi olur saçma sapan film" şeklinde takılıyorlardı.
keza bu yaz spiderman homecoming filmine arkadaşımla beraber gittiğimde, iron man sahnelerini ağzımdan salyalar akarak ve büyük heyecanla izlerken, yanımdaki arkadaşımın hiç zevk almadan öylece izlediğini gördüm.
konser için yine keza böyle. ortak sevdiğiniz gruba gidersiniz fakat arkadaşınız sizin kadar hayran değildir. ya da tam tersi. fakat yalnızken, hem onunla ilgilenmek gibi bir sorununuz olmuyor hem de istediğiniz gibi kopabiliyorsunuz.
alışveriş konusuna gelince, zaten halen daha neden "evet tek başıma gittim" dediğimde yadırganıyor anlamış değilim. ordu halinde mi gezmemiz lazım? ben yanımda birisi varken yeteri kadar rahat olamıyorum. kararsız biriyim ve boş seçenekleri çok çabuk eleyen ve fakat kalan son seçimlerimde aralarında çokça gidip gelen birisiyim. arkadaşlarım ise genelde almayacakları şeyleri bile defalarca giyip çıkaran, üzerine kafa patlatıp mal mal düşünen insanlar. hayır, adamların en sonunda neyi alacaklarını onlardan daha iyi biliyorum genellikle ve sonunda gidip onları alıyorlar. ayıp olmasın, sıkıldığımı düşünmesinler diye söylemiyorum da "olum bak sen en sonunda bunu alacaksın boşuna diğerlerine bakma" diye.
dışarı çıkma konusuna gelince de biraz karşı tarafı ele alalım. liseden beri sürekli beni buluşmaya çağıran, her seferinde de boş boş oturup saçma konular üzerine muhabbet edip boş yere vakit ve nakit öldürdüğümüz ve hiç te hayır diyemediğim bir dostumla bu yaz tatile gittim.
ve fakat gördüm ki adam beni yanında sadece yalnız gitmiş olmamak için çağırmış. bana videosunu, fotoğrafını çektiriyor. nereye gitmek istese yanında beni de zorla sürüklüyor. isin fenasi, o da icten ice yanlis kisi ile tatile ciktiginin farkinda ve beni yanina yakistiramiyor. bunu da beraber hic fotograf cekip sosyal mecralarda paylasmamasindan cok rahat anladim. ha ne alaka diyebilirsiniz fakat kendisi sosyal medyayi oldukca etkin kullanan birisi. mesela her gece club'a gittik. fakat hepsinde zorla götürüldüm. kaç kere hayır desem de sonucunda hep "buraya yatmaya mı geldin?" tarzı sözlerle karşılaştım. evet anasını satayım. şehir stresinden uzaklaşıp, kafa dinlemeye ve havuza girip güneşlenmeye, keyif yapmaya geldim soktuğumun tatiline.
ama sonuçta ne oldu? 5 günlük tatilde her gece dışarı çıktık ve her defasında bok gibi para harcadık. ne için? rezil, playback yapan popçular için. ağır abiler, localarda otururken onlara hizmet eden bodyguard tipli garsonların bizi itip kakarak geçişleri için. yanımda mal gibi zıplayıp, kafasını sallayan arkadaşıma ayıp olmasın diye gitmek istediğimi söylemez ve kalırken, onun bana "neden mal gibi tüm gece öylece durdun?" demesi için ve tüm bunların üstüne para vermek için. ha en sonunda ne oldu? tatil dönüşü çocuğa durumu usulca anlatıp, iyi bir insan olduğunu fakat kafa yapımızın uyuşmadığını ve artık görüşmek istemediğimi söyledim. karşılığında "sevgilinden mi ayrılıyorsun amk?" tarzı asalakça bir cevap aldım ama olsun. geç olması hiç olmamasından iyidir ve zararın neresinden dönsen kardır demişler.
sonuç olarak arkadaşlar, yalnız bir aktivite yapmaya çekinmeyin. yapın. yeni popüler kültüre ayak uydurmayın. insanın en iyi dostu kendisidir. arada kendinizle yalnız kalın. korkmayın. ve en önemlisi yalnız kalmak isteyen ve ya yalnız aktiviye yapan insanlara acıyan gözlerle bakmayın. zorlamayın onları. hoş şeyler değil inanın.
edit: şöyle bir video varmış konuyla alakalı. @baharda bluescu olan metalci paylaştı sağolsun.
insanlar tek başlarına sinemaya, tiyatroya, konsere, içmeye ve belki de yakın bi zamanda sıçmaya da, ve hatta alışveriş'e yalnız gidemiyorlar gibi bir durum var ortada uzun zamandır farkına vardığım. hayır, sorun benim henüz ruh ikizi bir dost ya da eş bulamamamdan mı kaynaklanıyor bilemiyorum fakat bana oldukça saçma geliyorlar.
çünkü, bana göre bu tür etkinlikler kesinlikle tek başına yapılması gereken etkinliklerdir.
sinemayı ele alalım. evet, film'den sonra film hakkında tartışabilecek biri olur yanınınzda. fakat... filme karar verebilecek misiniz? bir şekilde onun istediği veya kendi istediğin filme gittiniz. ikinizden biri diğeri kadar keyif almayacak. şahsen ben, manchester by the sea gibi bir filmi izlerken buna şahit oldum. ben, filmin durağanlığına ve müziklere, atmosfere odaklanmış, büyük bir hayranlıkla filmi izlerken, yanımdaki arkadaşlarım "bu nasıl film amk, böyle dram filmi mi olur saçma sapan film" şeklinde takılıyorlardı.
keza bu yaz spiderman homecoming filmine arkadaşımla beraber gittiğimde, iron man sahnelerini ağzımdan salyalar akarak ve büyük heyecanla izlerken, yanımdaki arkadaşımın hiç zevk almadan öylece izlediğini gördüm.
konser için yine keza böyle. ortak sevdiğiniz gruba gidersiniz fakat arkadaşınız sizin kadar hayran değildir. ya da tam tersi. fakat yalnızken, hem onunla ilgilenmek gibi bir sorununuz olmuyor hem de istediğiniz gibi kopabiliyorsunuz.
alışveriş konusuna gelince, zaten halen daha neden "evet tek başıma gittim" dediğimde yadırganıyor anlamış değilim. ordu halinde mi gezmemiz lazım? ben yanımda birisi varken yeteri kadar rahat olamıyorum. kararsız biriyim ve boş seçenekleri çok çabuk eleyen ve fakat kalan son seçimlerimde aralarında çokça gidip gelen birisiyim. arkadaşlarım ise genelde almayacakları şeyleri bile defalarca giyip çıkaran, üzerine kafa patlatıp mal mal düşünen insanlar. hayır, adamların en sonunda neyi alacaklarını onlardan daha iyi biliyorum genellikle ve sonunda gidip onları alıyorlar. ayıp olmasın, sıkıldığımı düşünmesinler diye söylemiyorum da "olum bak sen en sonunda bunu alacaksın boşuna diğerlerine bakma" diye.
dışarı çıkma konusuna gelince de biraz karşı tarafı ele alalım. liseden beri sürekli beni buluşmaya çağıran, her seferinde de boş boş oturup saçma konular üzerine muhabbet edip boş yere vakit ve nakit öldürdüğümüz ve hiç te hayır diyemediğim bir dostumla bu yaz tatile gittim.
ve fakat gördüm ki adam beni yanında sadece yalnız gitmiş olmamak için çağırmış. bana videosunu, fotoğrafını çektiriyor. nereye gitmek istese yanında beni de zorla sürüklüyor. isin fenasi, o da icten ice yanlis kisi ile tatile ciktiginin farkinda ve beni yanina yakistiramiyor. bunu da beraber hic fotograf cekip sosyal mecralarda paylasmamasindan cok rahat anladim. ha ne alaka diyebilirsiniz fakat kendisi sosyal medyayi oldukca etkin kullanan birisi. mesela her gece club'a gittik. fakat hepsinde zorla götürüldüm. kaç kere hayır desem de sonucunda hep "buraya yatmaya mı geldin?" tarzı sözlerle karşılaştım. evet anasını satayım. şehir stresinden uzaklaşıp, kafa dinlemeye ve havuza girip güneşlenmeye, keyif yapmaya geldim soktuğumun tatiline.
ama sonuçta ne oldu? 5 günlük tatilde her gece dışarı çıktık ve her defasında bok gibi para harcadık. ne için? rezil, playback yapan popçular için. ağır abiler, localarda otururken onlara hizmet eden bodyguard tipli garsonların bizi itip kakarak geçişleri için. yanımda mal gibi zıplayıp, kafasını sallayan arkadaşıma ayıp olmasın diye gitmek istediğimi söylemez ve kalırken, onun bana "neden mal gibi tüm gece öylece durdun?" demesi için ve tüm bunların üstüne para vermek için. ha en sonunda ne oldu? tatil dönüşü çocuğa durumu usulca anlatıp, iyi bir insan olduğunu fakat kafa yapımızın uyuşmadığını ve artık görüşmek istemediğimi söyledim. karşılığında "sevgilinden mi ayrılıyorsun amk?" tarzı asalakça bir cevap aldım ama olsun. geç olması hiç olmamasından iyidir ve zararın neresinden dönsen kardır demişler.
sonuç olarak arkadaşlar, yalnız bir aktivite yapmaya çekinmeyin. yapın. yeni popüler kültüre ayak uydurmayın. insanın en iyi dostu kendisidir. arada kendinizle yalnız kalın. korkmayın. ve en önemlisi yalnız kalmak isteyen ve ya yalnız aktiviye yapan insanlara acıyan gözlerle bakmayın. zorlamayın onları. hoş şeyler değil inanın.
edit: şöyle bir video varmış konuyla alakalı. @baharda bluescu olan metalci paylaştı sağolsun.
sizin affedersiniz solculuğunuzu bilmem ne yapayım? olm geçen sene risale-i nur şöleni yaptınız o salonda! bu kadar fırtınalar kopardınız mı? yoksa nazım da nurcu'ydu da bizim mi haberimiz yok?
hele bir kenara çekilin, sonra bohem kafelerde buluşup neden halka inemediğinizi tartışır viski devrimi yaparsınız...
hele bir kenara çekilin, sonra bohem kafelerde buluşup neden halka inemediğinizi tartışır viski devrimi yaparsınız...
şahsım tarafından android cihazlar için geliştirilen kpssye yönelik güncel bilgiler alanında günün belli aralıklarında bildirim ile soru yollayan uygulama.
edit3: sözlük yazarı olmayanlara malesef pro kodu veremiyorum sınırlı sayıda kod kullanabiliyorum. eğer turkcell kullanıcısı iseniz uygulamadaki adımlardan ücretsiz satın alabilirsiniz.
turkcell kampanyası linki: https://www.turkcell.com.tr/…ell-google-play-hediye
edit: uygulamayı indiren yazarlara istedikleri takdirde uygulamanın pro versiyonunu ücretsiz kullanacakları kod vermek istiyorum. bana mesaj atarak kodunuzu alabilirsiniz.
uygulamayı aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
https://goo.gl/oiyegx
uygulama hakkında olumlu olumsuz tüm eleştirilerinize açığım.
edit2: gösterdiğiniz yoğun ilgi için gerçekten çok teşekkür ederim.
edit3: sözlük yazarı olmayanlara malesef pro kodu veremiyorum sınırlı sayıda kod kullanabiliyorum. eğer turkcell kullanıcısı iseniz uygulamadaki adımlardan ücretsiz satın alabilirsiniz.
turkcell kampanyası linki: https://www.turkcell.com.tr/…ell-google-play-hediye
edit: uygulamayı indiren yazarlara istedikleri takdirde uygulamanın pro versiyonunu ücretsiz kullanacakları kod vermek istiyorum. bana mesaj atarak kodunuzu alabilirsiniz.
uygulamayı aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
https://goo.gl/oiyegx
uygulama hakkında olumlu olumsuz tüm eleştirilerinize açığım.
edit2: gösterdiğiniz yoğun ilgi için gerçekten çok teşekkür ederim.
belki de galatasaray ile oynamayan takımların ligde üst sıralarda olma sebepleri henüz galatasaray ile oynamamış olmalarıdır, olamaz mı?
insanların alın teri ile kazandıklarını harcamasıdır
o yüzden (bkz: bak şuradan)
(bkz: fakir edebiyatı)
(bkz: çerez parası)
(bkz: sarayın maliyetini açıklarsak ekonomi zarar görür)
o yüzden (bkz: bak şuradan)
(bkz: fakir edebiyatı)
(bkz: çerez parası)
(bkz: sarayın maliyetini açıklarsak ekonomi zarar görür)
(bkz: 15 temmuz şehitler pizzası)
ne güzel kızlar gördüm göçmen değil, ne göçmenler gördüm güzel değil. dolayısıyla, göçmen olmak peşinen seni güzel veya aydın yapmaz. belki türkiye şartlarına göre olma olasılığın yüksektir ama (bkz: benim çirkin ve yobaz göçmen arkadaşlarım da var)
zaten doğduğu yer ile övünen kim varsa gerizekalıdır. doğduğu yer nedeniyle kendini üstün gören öküzdür.
zaten doğduğu yer ile övünen kim varsa gerizekalıdır. doğduğu yer nedeniyle kendini üstün gören öküzdür.
ben insanları sevdim, ağaçları sevdim, hayvanları sevdim. yazın beni uyutmayan sineği bile sevdim. ama insanlar beni, benim sineği sevdiğim kadar bile sevemedi. dünyanın en kötü insanı da değilim ki neden sevilmiyorum anlamıyorum sözlük anlayamıyorum.
85.000 tl para verip debriyaja basmak!
psikoterapist alper hasanoğlu:
“intihar kararı alan bir kişi sakinleşir. bütün problemlerine çözüm bulduğunu düşündüğü için neşeli, dışadönük tarafları ortaya çıkabilir. bu kararı aldıktan sonra acı çekmezler. videoda görünen mehmet’in derin ve biyolojik bir depresyonda olduğu; yaşadığı basit bir kızgınlık, umutsuzluk, aşk acısı, memnuniyetsizlik değil. uzun zamandır mutsuzum, umudumu yitirdim diyor… mutsuzlukla baş edebilecek olma umudunu yitirmekten bahsediyor.
gizli depresyon, üzerini örtebileceğiniz ve dışarıya belli etmeyebileceğiniz bir depresyon çeşididir. o 14 dakikada da rol yaptığı, psikolojisini maskelediği yerler var ama alnında 80 yaşında bir insanınki gibi alın çizgileri var… derin depresyonda olan ve ara ara intihardan bahseden kişiler, neşeli bir döneme girerlerse psikolojide bunun bir intihar habercisi olabileceği düşünülür. çünkü karar alınmıştır ve acı bitmiştir.”
“intihar kararı alan bir kişi sakinleşir. bütün problemlerine çözüm bulduğunu düşündüğü için neşeli, dışadönük tarafları ortaya çıkabilir. bu kararı aldıktan sonra acı çekmezler. videoda görünen mehmet’in derin ve biyolojik bir depresyonda olduğu; yaşadığı basit bir kızgınlık, umutsuzluk, aşk acısı, memnuniyetsizlik değil. uzun zamandır mutsuzum, umudumu yitirdim diyor… mutsuzlukla baş edebilecek olma umudunu yitirmekten bahsediyor.
gizli depresyon, üzerini örtebileceğiniz ve dışarıya belli etmeyebileceğiniz bir depresyon çeşididir. o 14 dakikada da rol yaptığı, psikolojisini maskelediği yerler var ama alnında 80 yaşında bir insanınki gibi alın çizgileri var… derin depresyonda olan ve ara ara intihardan bahseden kişiler, neşeli bir döneme girerlerse psikolojide bunun bir intihar habercisi olabileceği düşünülür. çünkü karar alınmıştır ve acı bitmiştir.”
hayret, bu güne kadar hiç yazılmamış; (bkz: the godfather)-(bkz: mario puzo)
şans faktörü yanımızda olursa çok rahat kazanacağımız maçtır.
not: bafi
not: bafi
mirkelamlı başlık gördüm mutlu oldum gece gece.
hemen takip ediyorum. işte bu kapı işte bu da sapı daha nasıl olur ki aşkın ispatı. *
hemen takip ediyorum. işte bu kapı işte bu da sapı daha nasıl olur ki aşkın ispatı. *
meksika'da, açık balkonunun önünde yere kadar beyaz tülleri olan, tüllerin hava akımından hafif hafif içe doğru bombelendiği güneşli bi odada. kumtaşı mı oluyo orada evler, tamamen atıyorum bak hiç fikrim yok, öyle bi ev işte. az döşeli, taş duvarlı, çok beyaz tüllü, güneşten şıkır şıkır püfür püfür bir oda. orada yaşamaktı, oturmaktı onlarda hevesim yok, sırf uyanmak. fantezi bu. sonra kapı tıklıyor, omuzları açık yere kadar etekli bi elbiseyle bir kadın kahvaltı getiriyor. teyzeye gratsyas diye teşekkür edip güneşten gözlerimi kırpıştırarak kucağıma alıyorum tepsiyi. tahta kaşık, kalın kabuklu odun ekmeği var, menemen var kahve var, güneş var serinlik var. mmm. sonra kocaman bi kaşık alıyorum menemenden gülümseyerek hevesle ve ahyaak diye yataktan fırlıyorum. halapenoyla yapmış menemeni allahın manyakları. gözlerimde yaşlar boğazımda patlayan bi yanardağ, odaya koşup gelen teyzeye ispanyolca anlatmaya çalışıyorum tres halapeno, tres halapeno diyorum telaşla, tres çok demektir gibi geliyo o an, non porfavor... teyze tamam tamam işareti yaparak tepsiyi götürüyor, kalaylı sürahiyi kafaya dikip glok glok su içerken aklıma un dos tres aley aley aley diye ricky martin şarkısı geliyor. fok! tres 3 demek ispanyolca olm, bunların da üç peynirli ravioli gibi üç halapenolu menemeni varsa ondan getirecek şimdi bana diye panikle ardından koşup taş koridorlarda teyzeyi arıyorum ağzımda lav silahıyla:(( lanet olsun böyle fanteziye ya çiçek gibi başlamıştım gerildim sabah sabah. tülüne bir taşına iki, kalkarım caanım evimde spongebob izleyerek sucuklu yumurtamı yerim mis gibi.
(bkz: maria ozawa)
neresi imkansız ulan, ilk çıktığı zamandan beri bir kere yürümedim metrobüsün içine, öyle duruyorsun halk seni doğrudan yerleştiriyor.
(bkz: 145 milyar usd dış borç faiz ödemesi)
“örneğin, partinin tarih kitaplarında ileri sürüldüğü gibi uçakları partinin icat ettiği doğru değildi. winston daha küçük bir çocukken bile uçakların var olduğunu anımsıyordu, ama hiçbir şeyi kanıtlamak mümkün değildi. ortada hiçbir kanıt yoktu”**
“örneğin, partinin tarih kitaplarında ileri sürüldüğü gibi uçakları partinin icat ettiği doğru değildi. winston daha küçük bir çocukken bile uçakların var olduğunu anımsıyordu, ama hiçbir şeyi kanıtlamak mümkün değildi. ortada hiçbir kanıt yoktu”**
cep telefonları için alınan özel tüketim vergisi de geçici idi,
deprem vergileri de geçici oalrak başlamıştı...
boğaziçi köprüsü yapılırken, maliyetini karşıladıktan sonra ücretsiz olacak denilmişti,
üçüncü köprü ve körfez köprüsü yapılırken de cebimizden beş kuruş çıkmıcaktı,
ikinci köprünün yeni takında da zaten ücretlendirme falan olmucak...
göz göre göre yalan söyleyen yöneticileri seçen bu halkın vizyonunu a.... koyayım ben. hepsi herşey müstehak ona.
deprem vergileri de geçici oalrak başlamıştı...
boğaziçi köprüsü yapılırken, maliyetini karşıladıktan sonra ücretsiz olacak denilmişti,
üçüncü köprü ve körfez köprüsü yapılırken de cebimizden beş kuruş çıkmıcaktı,
ikinci köprünün yeni takında da zaten ücretlendirme falan olmucak...
göz göre göre yalan söyleyen yöneticileri seçen bu halkın vizyonunu a.... koyayım ben. hepsi herşey müstehak ona.
babannem : '' hiaaapşyu.. (arada arapça kelimeler) ''
ben: '' ühhhaaaaapşuaaaananısikiym ''
babam: '' auhuaaapşuuu zaaarttttt !! '' babam hapşırığın yanında bonus olarak bi de osuruyo, nasıl bi genetik havuza düştüm amk.
ben: '' ühhhaaaaapşuaaaananısikiym ''
babam: '' auhuaaapşuuu zaaarttttt !! '' babam hapşırığın yanında bonus olarak bi de osuruyo, nasıl bi genetik havuza düştüm amk.
işkembe, dil, paça vs ve patlıcan
yemin ediyorum bomboş insanlarsınız. şu sözlüğü bile trollük için kullanıyorsunuz. eskiden şurada bilgi sahibi olurduk o da uçtu gitti sayenizde. şu yukarıdaki entrylere bak, abuk subuk ipe sapa gelmez saçmalıklar. aferin devam süpersiniz.
ilk bölümü izleyip diziyi komple gömen yazarları görmemize sebep olan başlık.
keşke bir soluklanıp diğer bölümleri de izleyip sonra yorum yapsaydın.
işin acı tarafı ilk bölüm genel ile çok alakasız ve sevimsiz bir bölümdü. neyse sağlık olsun.
keşke bir soluklanıp diğer bölümleri de izleyip sonra yorum yapsaydın.
işin acı tarafı ilk bölüm genel ile çok alakasız ve sevimsiz bir bölümdü. neyse sağlık olsun.
(bkz: dostun önü)
-kafanı kullan, ben seni o kadar kolejlerde okuttum dedi babam bana.
-sessizlik
-denk değilmişiz.
27 yıllık hayatım boyunca türlü türlü haysiyetsiz insanlarla tanışmışımdır herhalde. ama bu kadarını beklemiyordum. söyleyene mi, söyletene mi kızayım bilemiyorum her aklıma geldiğinde.
-sessizlik
-denk değilmişiz.
27 yıllık hayatım boyunca türlü türlü haysiyetsiz insanlarla tanışmışımdır herhalde. ama bu kadarını beklemiyordum. söyleyene mi, söyletene mi kızayım bilemiyorum her aklıma geldiğinde.
bana da yürümüştü vakti zamanında biri. terbiyesiz haysiyetsiz şey. "ben evliyim" dedim, "olsun bende" dedi. "lan oğlum ben erkeğim " dedim, "hassiktir senin ben ta amına koyim lan asdfghjk" dedi. yazışıyoruz götverenle arada sırada.
pilotun motorlara tam güç verip uçağın hızlandığı o müthiş saniyelerdir. orgazmdan daha zevkli anlarda başa oynar. o hız, o sarsıntı, o itiş gücü...
25 yıllık hayatımın hatrı sayılır kısmını yurt dışında geçirdim. bu ana dili kaybetme mevzu o kadar basit bir durum değil, valla değil. hele o dandik türk şirketlerinin dandik beyaz yakalıları 3 ay dil okuluna gitti diye böyle konuşması cidden saçmalığın daniskası.
ayrıca böyle konuşmanın nasıl bir hava kattığını da anlamıyorum. asıl havalı olan bulunduğun ülkenin yerel dilini güzel konuşabilmek. sen daha kendi dilini konuşamıyorsan dil falan öğrenemezsin ki.
ayrıca böyle konuşmanın nasıl bir hava kattığını da anlamıyorum. asıl havalı olan bulunduğun ülkenin yerel dilini güzel konuşabilmek. sen daha kendi dilini konuşamıyorsan dil falan öğrenemezsin ki.
şimdi telefonda 8gb yetmiyor diye ağlayan nesildir ayrıca.
youtube falan yoktu tabii. kotayı yonja’da, msn’de falan harcıyorduk. yanlış hatırlamıyorsam knight online da oynuyordum bu dönem. nasıl yetiyordu hala anlamıyorum. pek de kafa yormadım zaten bu konuya.*
youtube falan yoktu tabii. kotayı yonja’da, msn’de falan harcıyorduk. yanlış hatırlamıyorsam knight online da oynuyordum bu dönem. nasıl yetiyordu hala anlamıyorum. pek de kafa yormadım zaten bu konuya.*
badem gözlü olmadan yazayım,
kendisi kişisel çıkarını ülke çıkarının üstünde tutar.
kendisi kişisel çıkarını ülke çıkarının üstünde tutar.
başbakanımız, canımız, her şeyimiz sayın binali yıldırım'ın az önce müjdesini verdiği haber. hadi yine iyiyiz..
edit: bir dk lan ben bu cümleyi bir yerden hatırlıyorum:
(bkz: 2017 muazzam bir tasarruf yılı olacak)
geçen sene de aynı terane varmış..
edit: bir dk lan ben bu cümleyi bir yerden hatırlıyorum:
(bkz: 2017 muazzam bir tasarruf yılı olacak)
geçen sene de aynı terane varmış..
cidden ayıptır bu başlığa girdi girmek. kutsal bilgi kaynağı (!) he mi? peh! formata aykırı diye benim girdilerimi yediler bu sözlükte ama geldiğimiz günler "3 kelime ile anlat" seviyelerinde. moderatör dediğin ekşi sözlükte kalan hoş bir seda imiş. yazıklar olsun.
kaliteli bir yanlızlık, çizgileri şaşmış bir birliktelikten iyidir.
a perfect circle - the noose
19 ekim'de ihalesi yapılacakmış.
2011 tarihli haber
25 eylül 2017 tarihli haber
17 ekim 2017 tarihli haber
binlerce yıllık tarihe sahip coğrafyada önce bin bilmem kaç tane kazık çakılacak, sonra bu kazıkların arası kazılacak ve bu sırada henüz gün yüzü görmemiş hiç bir tarihi eser zarar görmeyecek öyle mi?
aferin. tarihten, doğadan ne istiyorsunuz tam olarak?
proje destekçileri için edit:
şunu şuraya bırakayım da projede ne yapılacağı daha net anlaşılsın: (bkz: fore kazık)
yani dipte ne olduğunu anlamadan 50-60 cm çaplı boruya göre delik açıyor ve içine boru koyup onun içine de beton döküyorsun.
o delik elle santim santim açılan bir şey de değil. ne diyeyim. bu ülkede bu işin tarihe zarar vermeyeceğini düşünecek kadar temiz yürekli insanlar olduğunu görmek de güzel.
2011 tarihli haber
25 eylül 2017 tarihli haber
17 ekim 2017 tarihli haber
binlerce yıllık tarihe sahip coğrafyada önce bin bilmem kaç tane kazık çakılacak, sonra bu kazıkların arası kazılacak ve bu sırada henüz gün yüzü görmemiş hiç bir tarihi eser zarar görmeyecek öyle mi?
aferin. tarihten, doğadan ne istiyorsunuz tam olarak?
proje destekçileri için edit:
şunu şuraya bırakayım da projede ne yapılacağı daha net anlaşılsın: (bkz: fore kazık)
yani dipte ne olduğunu anlamadan 50-60 cm çaplı boruya göre delik açıyor ve içine boru koyup onun içine de beton döküyorsun.
o delik elle santim santim açılan bir şey de değil. ne diyeyim. bu ülkede bu işin tarihe zarar vermeyeceğini düşünecek kadar temiz yürekli insanlar olduğunu görmek de güzel.
bugün ben de anket doldurmak istiyorum.
edebiyat olarak jack london - demir ökçe
her hafta 50 sayfa karl marx - ekonomi politiğin eleştirisi
akademik olarak da keynes - para üzerine bir inceleme
edit: iki ve üç okuma grubu ile okunmakta, ilk kitap keyfi okunmaktadır. ekonomi, felsefe, sosyoloji okuyan arkadaşları okuma grubumuza beklerim. lokasyon, ankara
edebiyat olarak jack london - demir ökçe
her hafta 50 sayfa karl marx - ekonomi politiğin eleştirisi
akademik olarak da keynes - para üzerine bir inceleme
edit: iki ve üç okuma grubu ile okunmakta, ilk kitap keyfi okunmaktadır. ekonomi, felsefe, sosyoloji okuyan arkadaşları okuma grubumuza beklerim. lokasyon, ankara
melih bu, 25 yıllık tazminatı yakar mı hiç. onlar çıkarsın diye bekliyor.
ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu'ndan çok daha enteresan olan oluş.
lafın gelişi çıldırmaktan bahsetmiyorum.
45 dakikadır normalde 35 saniye sürmeyecek olan göztepe'den e-5'e bağlanma yolunu katetmeye çalışıyorum ve arabaların içine bakiyorum kimsede bir anormallik yok.
normal şartlarda insanların arabalardan atlayıp bilinçlerini yitirmiş bir şekilde ağızlarından köpükler çıkararak çıldırmaları gerekiyorken herkeste sanki evden çıkalı 5 dakika olmuş, 10; bilemedin 15 dakika sonra işinin başında olacakmış da kahvelerini yudumlayıp huzurlu huzurlu çalışacaklarmış rahatlığı ve eblekliği mevcut.
hayret.
lafın gelişi çıldırmaktan bahsetmiyorum.
45 dakikadır normalde 35 saniye sürmeyecek olan göztepe'den e-5'e bağlanma yolunu katetmeye çalışıyorum ve arabaların içine bakiyorum kimsede bir anormallik yok.
normal şartlarda insanların arabalardan atlayıp bilinçlerini yitirmiş bir şekilde ağızlarından köpükler çıkararak çıldırmaları gerekiyorken herkeste sanki evden çıkalı 5 dakika olmuş, 10; bilemedin 15 dakika sonra işinin başında olacakmış da kahvelerini yudumlayıp huzurlu huzurlu çalışacaklarmış rahatlığı ve eblekliği mevcut.
hayret.
gözüm yollarda beklediğim.
hala "ben 15 ay yaptım, beyefendiler 6 ay yapıversin" diyen sığırlar var. amına kodumun dinozoru, bana mı sordun lan askere giderken? gitmeseydin amına koyayım. enayi misin? 15 ay askere mi gidilir?
hala "ben 15 ay yaptım, beyefendiler 6 ay yapıversin" diyen sığırlar var. amına kodumun dinozoru, bana mı sordun lan askere giderken? gitmeseydin amına koyayım. enayi misin? 15 ay askere mi gidilir?
plüton yıllardır 9. gezegen olarak sistemde yer aldı. sonra çıkardılar, sonra yine aldılar ve birkaç sene önce temelli sistemden çıktı. artık güneş sistemi 8 gezegenden oluşuyor derken şimdi de çok başka bir gezegeni 9. gezegen olarak nasa kabul ediyor. yani ben şu plüton'un yerine olsam yörüngeden çıkıp dünyaya bodoslama dalarım abi. hem gir-çık, gir-çık yalama yapacaklar sonra da başkasını benim yerime koyacaklar. lan hani 8 gezegende kalacaktı sistem. resmen almanya'dan oğlum gelecek muamelesi lan bu. öyle bir dalarım ki, amerika'ya çarptığım zaman kore başkanı havaya hoplar. sonra herkes nanay. oh mis. sikerim sistemi. bam bam bam kafa rahat.