Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
hayattan çok bir beklentisi olmayıp, kendisiyle ve hayatla her daim kavgalı biri olarak çok da umursayacağım söylenemez ama insan arkasında bırakacaklarını düşünmeden de edemiyor.
ayrıca en yakınım babam da bu hastalıktan muzdaripti ve çok şükür atlattı.
tüm aile yıkılmıştık o haberi aldığımızda ama umudumuzu asla yitirmedik ve başlayan tedavi maratonu sonrası kazanan babam oldu.
ayrıca buraya öyle bir başlık açılmış ki sanırsınız ki dünyanın sonu demek kanser olmak.
en ileri seviyelerinde bile tedavi edilebilen kanser türleri mevcut.
lütfen buraları okuyan bu hastalıktan muzdarip ve en ufak bir umut kırıntısına ihtiyacı olan binlerce insanı bu tip başlıkları açarak mutsuz etmeyin.
yargıtay 3. ceza dairesinin, anayasaya mahkemesi kararını tanımadığı ve anayasa mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduğu bir ülkede yerli kredi kartı ödeme sistemine geçmek..
siz de şunu diyebilirsiniz tabiki, zaten e devletteki bütün bilgilerimiz çalınmış, daha ne olabilir ki.
daha kötü ne olabilir ki diye diye bu noktaya geldik.
99’dan beri takip ettiğim sözlüğün geldiği noktayı gözler önüne seren başlık.

haber yalan, görüntüler kendisine ait değil. ama yazarlarımız sağ olsun, ilk entryi okumadan şakalar komiklikler. he amk, torun sevsin, trump gelsin, ölmedi gitti eki eki eki.
neymiş fobik çocuklar varmış, 50 sene önce yok muydu fobik çocuklar? çocukla uğraşmak istemeyip tüm dişleri tümden yapmak istiyor diş hekimleri belli ki ve çocuğun fobisini bahane ediyorlar. eskiden yoktu zaten dişten korkan çocuk! çocukla ikna için uğraşmak istemiyoruz demiyorlar da fobik çocuk diyorlar. basit bir diş çekimi için ameliyat eder gibi anestezi vermenin nesi normal!
çark caddesinden bir taş atımı mesafede, ahırlarında inek beslenen basbayağı bir köydü... nerdeyse 1999 depremine kadar. zamanın durduğu, tozlu sokaklarında uyuz itlerin ölümü bekledikleri, rumeli göçmenlerinin çoğunlukta olduğu bir yerden söz ediyoruz.

akrabalarımız vardı. ara sıra misafirliğe giderdik. ulan adapazarını niye buraya kurmamışlar derdim. ver isviçrelilere, sana sapanca gölüne bakan, dünyanın en şirin şehrini kursunlar. putin ile zelenski, rusya ukrayna arasında barış antlaşması imzalasın, tarihe geçsin.

allah'tan sakarya üniversitesi buraya kuruldu da serdivan bir şeye benzedi... diyecem ama diyemiyorum. maalesef biz türkler imar işini bilmiyoruz/beceremiyoruz. arazi bizim için hâlâ bu gece çadır kurup, ertesi gün arkamıza bakmadan geçip gideceğimiz bir toprak parçası...
"yıkılasın israil, enkazını göreyim" diyerek sosyal medyada prim yapan akp'li ibrahim güler'dir.

link

gazeteci metin cihan, israil'le ticarete devam eden siyasal islamcıları bir bir ortaya çıkarıyor. aynı tipler sosyal medyada israil'e lanetler yağdırıp türkiye'deki sermayenin el değiştirmesi için bir taraflarını yırtıyorlar. örneğin starbucksın hedefe konmasının nedenlerinden birisi de bu. akp'li kafe zincirleri semirmeye devam etsin diye...
sözlükte en çok övülen kişi sırma süleymandı.

şimdi hepsi yerlikayacı olmuş.
öyle leş, öyle bir pislik yuvasına döndü burası.

farkı kayırdıkları menfaat grupları... sülonun grubu out ali'nin in.

bu ülkede bir partinin milletvekilinin evinde partinin eski üyesinin katili yakalandı ve kimse tek kelime edemedi... devam devam.
"el ile atılan gol değildir. anelka'nın elinin konyaspor kalecisinin eline çarpması sonucu kalecinin yanlışlıkla kendi kalesine attığı goldür."

hahahahaha lan adam bunu ciddi ciddi yazmış sonra da trol demiş. buna kendini inandırmak için çok uğraştın mı cidden yoksa bu senfpjdsifjsjfs.

tarihte atılmış en rezil gollerden biri.
çünkü türk anneleri türk erkeklerinin anneleridir. teşekkürler.

edit: küfürlü ve veryansınlı mesajlar alıyorum. sakin olunuz. ben de bir kadınım ve türk sosyolojisine hakim bir sosyolojiciyim aynı zamanda. kendimizi objektif eleştirmeden büyüyemeyiz. bazı gerçeklerin farkına varmak için önce yüzleşmemiz şart.
bakanlık kademesinde bir ortağı olduğu tahmin edilen, akp'nin kurucularından kocadağ ailesine ait bir markadır. konumlandığı mekanlara bakarak "nasıl burada yer almışlar" demenize neden olacak kadar güzel yerleri çevirmeleri buradan gelir.

sütiş markasının da sahibi aynı aile. son zamanlardaki starbucks eylemlerinin bilinçli olarak bu aile tarafından kontrol edildiği iddia ediliyor.

(bkz: https://twitter.com/…un_/status/1724472407597928488)

edit: imla
sadece çilek yemediği kilosundan belli olan yaban domuzudur.

yine haberin içeriğini de kimse okumamış; çiftçi gerekli mercilere şikayet etmiş, gerekli merciler avcılık derneğine gitmiş, avcılık derneği yine devlet kurumlarından gerekli izinleri çıkartmış ve öyle avlanmış. hobi falan yok arkadaşlar.
dilara plastiğe şok geçirdi, çok basit kıyma poşetinden girmiş işte, suçlayacak kişi bulamadı, artık allah'a suçu attı, allah'ın işi diyor, pis çalışırsan plastik çıkar dilara..
delik çoraplı amsalakların sözlükte tespit etmek istediği, yaralarına merhem olma numarasıyla yatağa atmak istediği kadınlardır.

sen önce kendi mutsuzluğuna bak. sözlükte am arayacak kadar düşmüş, yapayalnız, züğürt bir zavallısın.
erdoğan neden bu kadar ileri geri konuşabiliyor biliyor musunuz?

çünkü uluslararası camiada kendisini ciddiye alan yok. türkiye güçsüz bir devlet olduğu için değil ha, bu lafları iç siyaset için yaptığını bildiklerinden. bu lafları duyan netenyahu bıyık altından gülerek "ulan ne adamsın reco, yüzdür bakalım gemini xd" demiyorsa ne olayım.

erdoğan bu, dış politika için dediklerini hiç bir zaman ciddiye almayacaksın. bakınız mavi marmara, bakınız rahip brunson, bakınız sisi, bakınız birleşik arap emirlikleri...
9 aydır bulamadık be, 9 aydır. oturun bir düşünün ananızdan, babanızdan, kardeşinizden haber alamadığınızı. oturun bir düşünün sevdiğinizden haber alamadığınızı. dua edecek bir mezarı bile yok. nerede ? öldü mü gerçekten, yoksa yaşıyor mu ? yaşıyorsa nerede ? öldüyse nerede ? birazcık düşünün: birazcık empati yapın. allah düşman başına vermesin. azıcık ya sadece azıcık düşünün.
bu ülkede hiç kimsenin hiçbir şeyi önemsemediği, embesil gibi espri peşinde koşup ciddi olayları ciddiyetsizleştirdiği ve bu yüzden de hiçbir şeyin değişmeyeceği. bu ülkenin aydınlanması çok zor, bir avuç zeki var geri kalana yorum yapmak dahi istemiyorum. adam sorgulamayı bilmiyor, resmen primatla eşit seviyede. buna ne anlatabilirsin ki?
başkası için var olmanın aciliyeti ve dayanılmaz hafifliği gibi anlaşılmaz bir formülü var.

işimiz insan; sonuçta insan iyidir ve güzeldir. insan nemrut dağı'nın tepesine o heykelleri yapandır, mona lisa'nın yüzünü gülümseten ya da aşk için tac mahal'i inşa edendir. insan, cumhuriyeti getirendir, nocturne'u, gnossienne'i besteleyendir, "lambada titreyen alev üşüyor" diye içimizi sızlatandır, penisilini ve kuduz aşısını bulan, kombiyi icat edip evimizde rahat rahat kombinezonla gezmemizi sağlayandır. (lan amma da romantik hissediyorum bugün)

hastanenin kapısından girince hangi hastaların enerjimi tüketeceğini, hangilerinin enerjimi yükselteceğini tahmin edebiliyorum artık. şükür ki bize bu işi yapmaya devam etme motivasyonu veren hastalar çoğunlukta. yani kafayı yememenin bir yolu vardır ve çözülemeyecek kadar karmaşıktır... ya da yoktur. bilmem...
lise sonda babamı kaybetmiştim. babamı kaybettikten hemen birkaç hafta sonra akrabalarim tarafindan evimizden atılmıştık. o aralar üniversite sınavına hazırlanıp üniversiteye yerleştim. yerleştim yerleşmesine de, üç kuruş para yok. yanılmıyorsam üniversitenin 3. yılında falan, yine bir doğum günümde annemden ve kardeşimden başka arayan olmamıştı. ben de kenarda biriktirdiğim az bir şey parayla bir simariklik yapıp kendime subway söylemiştim. çünkü bir keresinde bir arkadaşım ismarlamisti ve ketçaplı makarna yiyen bünyeye tadı çok güzel gelmişti. o günden beri her doğum günümde gider yalnız başıma subway yerim. tamam belki üniversiteden dereceyle mezun oldum, çok iyi yerlerde işe girdim, çok iyi paralar kazandım ama o yalnızlık hala değişmedi.
türkiye'de kadınların üzerindeki güzellik baskısı inanılmaz seviyede. zorbalık ve sapıklık seviyesinde bu kadarı. gidip de tanımadığınız kadınları koklamayın kardeşim. koklamak istediğiniz kadına da çok biliyorsunuz ya gidin güzel ve pahalı bir parfüm alıverin bir zahmet. ayrıca burada kadınlara laf söyleyenler önce kendi kullandıkları parfümleri ve duş alma sıklıklarını yazsınlar da görelim bakalım.
hekimlik ile doktorluğu birbiriyle karıştıran kişinin derdi.

veterinerlerin, dişçilerin ve doktorların ortak noktası hekim olmalarıdır. zaten veteriner hekim, diş hekimi diye geçer. yanlış olan: bu meslek sahiplerine doktor denilmesi.

şu ayrımın hâlâ öğrenilememiş olmasına hayret ediyorum. hatta bizzat bu mesleklerin sahipleri tarafından bile.

edit: imlâ
hotel havlusu kullanamayan birinin hoteldeki yastık kılıfı, çarşaf ve nevresimi de kullanamaması gerekir bir mantık hatası var. yani hotel hizmeti kendisi için hiç uygun değil komple vazgeçsin.
katildir.

biri de avrupada cinayet işleyip 2-3 yılda çıkılıyor demiş. sanki bana aihm yüksek yargıcı aq. yalamış yutmuş ab hukunu.
düzgün nefes alacak bir beden ayarlarsanız kaliteli uyku zaten kendiliğinden gelir.

oksijen bir çeşit uyuştucudur, anestezi için kullanılır, bedeni rahatlatır ve uyuşturur.

kasılmış bir göğüs ve kasılmış bir karın boşluğuyla uyuyamazsınız. kasılmış bir bedeniniz varsa yani yavaş-derin nefes alış verişleri otomatik yapamıyorsanız sistem ya dolaylı yollarla (hayal kurdurarak) kendinizi uyuşturmaya zorlar ya da beyninizi aldatıp bendesel uykuya geçmeden zihinsel kapanmaya kadar sizi uğraştırır, ama zihinel uyku kaliteli değildir.

uyumak için öncesinde nefes vermeye odaklandığınız çok basit (elinizi havaya kaldırıp indirmek) egzersizler yapın, ciğerlerinizdeki nefesi boşaltın ve katılaşmış göğüs ve karın bölgenizi gevşetin, uyku göstere göstere gelecek ve gülerek uyuyacaksınız.