Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
sigarayı bıraktım, bir süredir içmiyorum. içerken de insanların toplu halde bulunduğu yerlerde sigara içilmemesini destekliyordum. kafeler, restoranlar, stadyumlar, konser alanları kesinlikle dumansız hale getirilmeli. belki sigara alanları oluşturulabilir, ama sigara istemeyen kişilere kesinlikle sigara dumanı gelmemeli. bu noktada sanıyorum hemfikiriz.

ancak, sokakta içilmesin parkta içilmesin bankta içilmesin diye zırvalamaya başlarsanız da koca bir hassiktiri hak edersiniz tabi ki. siz kimsiniz olm? çoğunuzun sıfatı sigaradan daha zararlı.
1.iklim degisikligi - yakın gelecekte iklim göcleri, tarımsal kıtlıkla gelen gıda fiyatlarındaki artış, ekstrem hava olaylarının getirdiği doga felaketleri.

2. yükselen nufusla gelecek egitimsizlik - nufusun egitimsiz toplumlarda artması bir noktada egitimli insanların sonunu getirerek mevcut iktidarların egitimsiz kisilerin elinde kalmasına ve toplumun bu kisilerden olusmasına yol acacak.

3.otomasyon ve emeklilik - yapay zeka ve otomasyonun gelişmesiyle iş gününe ihtiyac azalacak. işsizlik, gelir vergilerinin düşüşü ve emeklilik sisteminin çöküşüne yol açacak.
dik gitmiyor aslinda, hava inceldikten ve belli bir hiza olastiktan sonra once capraz sonra baya yatay gitmeye basliyor. taa ki yatay hizi yercekimini asacak noktaya gelsin. roketler ucaklar gibi suzulerek gitmez, havadaki oksijeni de kullanmaz, bu yuzden yercekimine (edit: ve hava surtunmesine) karsi gereksiz yakit harcamaktansa bir an once uzaya cikip yatay hiza ulasmaya calismasi en efektif yoldur.

edit: baslik sahibinin sorusu cok yerinde. buna benzer bir sekilde, yillar once uydulari roket yerine neredeyse yere paralel toplara yerlestirip patlama ile gondermek dusunulmustu. ama uydunun yorungeye oturmasi icin en az saatte 25 bin km hiza ulasmasi gerek. bu hizlara yere yakin ulasirsa, hava surtunmesinden dolayi eriyip parcalanacagi icin cok uzerinde durulmadi.
öldürülen 5.sınıf pavyon işletmecisi tefeci bir şerefsiz. çocuk ev ipoteği karşılığı borç para alıyor, tabi burada ipotek koydurmak yerine tapuyu devretmesi büyük hata, sonra borcunu ödemesine rağmen evi geri alamıyor, hatta babasını ve amcasını arayıp tehdit edip para istiyorlar. çocuk bunları birkaç defa uyarıyor, savcılığa suç duyurusunda bulunuyor, sonra çocuğun evine adam yollayıp annesini tehdit ediyorlar. sonuç bu. geberen şerefsize değil ama genç yaşında hayatı biten çocuğa üzüldüm.

genel bilgilendirme : öldüren çocuğun akrabası yanımızda çalışıyor, bilgi buradan geldi.

edit: ertuğrul'un halasının oğlu bizim forklift operatörümüz, sabah işe gelmeyince irtibata geçmişler bu olayı anlatmış. daha fazlasını bende bilmiyorum. mesajla daha fazla bilgi almak isteyenlere yardımcı olamayacağım.
selamunaleyküm sevgili başlık. ben geldim :)

şimdi; taze bir 40 olarak, sözlükte yazabiliyor muyum yazamıyor muyum? buradaki herhangi bir alfabenin anüsündeki harf kuşağı ile konuşursam günah mı yasak mı?

neden böylesiniz oğlum siz?

hangi gdolu gıdayı yedik de böyle doğdunuz? nasıl bir dangalak jenerasyonsunuz? hani, bize de özal nesli derlerdi ama yine de böyle hırbo değildik. tüketim dönemine denk geldik sadece. öncekilerimizden (60,70) biraz daha savruktuk. tarkan'dan kıl oldum abi dinleyip yırtık kot pantolon giyince küfür yerdik en çok...

siz ama enteresan varlıklarsınız gerçekten gençler... allah'ın tüm jenerasyonlara tokadı gibisiniz. yaratıcı, ikinci dünya savaşında birbirini doğrayan jenerasyondan sonra demiş ki: "ben bunlardan daha kötüsünü yaparım"... aha da kanıtı...

lâkin, tek sevdiğim yanınız, hıyarlıklarınızla bu dünyanın sonunu daha erken getirme konusundaki kararlılığınız... o yönden tümüyle destekliyorum alayınızı...

ezcümle, bence de 40lı amcalar ve teyzeler ekşiye çok takılmasın. yoksa, kafasını telefona gömmekten ve sadece önüne geleni tüketmekten başka hayat bilmeyen gerizekalı hallerinizle ilgili yazıları görmek iyi bir şey olmasa gerek... haklı...
90lar
peşin not: istisnalar kaideyi bozmaz. "ama amca, biz teknokentte yazılım geliştiren parlak beyinleriz" tadında mesaj atmayın. ayrıca, robotik kodlama dersiyle büyümek, dangalaklığa mani değildir. nice akademisyenler, eşlerine şiddet uygulamaktan hüküm giydi. eşeklik bâkidir. kitaba bakmaz.
sonra galatasaray taraftarı algı yapıyo diye kendi başlıklarında ağlıyor bu kuşlar.
picardi'ymiş pencardi'ymiş. yaman şakacısın delikanlı, geçen sezon içerde dışarda tüm kuşlara birbirinden güzel golleri atarken neydi? socardi miydi?
ezikler her hafta penaltıdan atıyor demesin diye penaltıyı kaçırıp normal attı. delikanlı adammış.
çocuk iki kere gerçek antrenman yedi, 3 aydır kendine gelemiyor.

fizik kalitenin önemi bir kez daha anlaşılmıştır umarım.
cemre: siz bana soru sordunuz dimi şefim? dolayısıyla söz hakkı bende mi?

somer: evet

cemre: o zaman araya giren 3. kişiye ne demek gerekiyor şefim?

somer : (sergen'e bakarak) napiim?

yarışmanın özeti işte bu tek kelime de gizli! başka söze gerek yok…
minnet mi etmeliydik ekmek yediğimiz için anlamadım? o ekmeği kimse hediye etmedi, herkes eşşşşşek gibi çalışarak onu ve çok daha fazlasını haketti, sadece kuru ekmek de reva görüldü, ok?
“yoktur öyle biri, kendini haklı sanar, kadın uğraşmak istememiştir” gibi ezik ifadeler kullanan, erkekliklerini kaybetmiş, ambiti dolmuş ekşi sözlük. neden kadın haksız olamazmış? onlar kim? tanrı mı peygamber mi? haklı olduğumuz konuda kadından özür mü dileyeceğiz sırf kadın diye? bırakır gidermiş. kapı orada, bir gider beşini buluruz. ha işi gücü olmayan, bağımlı, hımbıl bir tipseniz bulduğunuz tek kadını kaybetmemek için o kadının karısı olursunuz böyle. bunları yazdık hep #155703521
iphone ne kadar tutuyorsa elektrikli araçlarda o kadar tutar. bakın bizim millet gösteriş budalasıdır. hava atmasını çok sever. donundan telefonuna, arabasından lastiğine kadar övünmeye bayılır.

şu anki trend de elektrikli araçlar. yok yakıt maliyeti avantajı, yok daha yeşil bir dünya vb tamamen kolpo. elektrikli bir araca sahip olma, ortamlarda daha çok laf yapmaya, komşuların sürekli dikkatini çekmeye sebep şu aralar.

dolayısıyla tutmama imkanı pek yok. belki taşra bölgeleri için geçerli olmayabilir bu dediklerim ama büyük şehirler için tam isabet.
suç çocuklarda değil asıl suç onları yetiştiren anası olacak orospu ve babası olacak gavatlarda. eğitemiyorsanız yapmayacaksınız bu piç kurularını. ulan ben çocukken bir arkadaşıma zorbalık etsem babam benim suratımı darmadağın ederdi. ödümüz koptuğu için böyle bir şeye yeltenemezdik bile.
oğlum sıkıntılı mısınız siz? adamın tek yaptığı etiketi okumaktı zaten. neymiş marka değerini kötülüyormuş. etiket okuyarak marka değeri azalıyorsa sıçayım zaten o markaya. yaparken utanmıyorsunuz ayyuka çıkınca mı sorun oluyor?

ülkede keşke işinin hakkını veren bir gazeteci olsa da firmayı basıp böyle böyle mi diye sorgulasa ama ona götü yiyecek gazeteci türkiyede kalmadı galiba.
genel seçim zamanı muharrem ince popülerdi bu etiketi ona yapıştırmışlardı. yerel seçim zamanı zafer partisi popüler olunca bu etiketi ümit özdağ'a yapıştırmışlar. chp'yi desteklemeyen herkes akp ajanı, yersen.
pazarlamacılar iyi bilirler ki, 3 yıllık stat ismi anlaşması tamamen kulübe kıyak olsun diye yapılmış bir iştir. hiçbir büyük marka 10 yıl altı bir süreliğine stat isim sponsorluğu anlaşması imzalamaz çünkü anca 10 yılda insanların zihnine stadın ismi kazınır. 3,5 yıl sonra tüpraş stadı ismi tarih olur. resmen bağış yapmış rahmi baba. resmen yönetime 3 yıllık süre tanımış yeni sponsoru bulabilmesi için. inşallah yeni yönetim daha büyük anlaşmalara imza atar.

türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşunun adı verilen stattır.
mevlut, kandil, mubarek gun ve geceler (kadir gecesi haric), sunnet namazi, cenaze namazi, mirac hadisesi, 5 vakit namaz, 3 vakit namaz, dinsel kavramlar ile askin yanyana gelmesi, peygamber aski vs vs seyler yoktu.

bunlarin tumu tasavvuf dini, ortadox mezhebi, anadolu dinleri etkisi, iran dinleri etkisi ile muslumanliga kazandirildi. ancak ben sikayetci degilim. iyi boyle. obur turlu cok yavan oluyor. yat kalk neyere kadar. mevlutlerde pilav felan oluyor iyi yani.
bylock u delil yapanlara "alın bunu gotunuze sokun böyle delil mi olur amk un salaklari" şeklinde cevap niteliginde bir karar alınmıştır. siyasetin köpeği haline getirilen bazı kurumların aldığı kararlar yine halkın yani bizim gotumuze gireceği açıktır.
aşık olmazdım, öyle çarpıcı ve çekici gelecek özelliklerim yok lakin arkadaş olabilirdim. arada eline vurup ekmeğini falan almak için. gerçi bu da benim sonuçta, ele vuracak olan taraf ben olmam.
amacım bu adamı savunmak değil yalnız bu adam oyuna girince garip bir hava oluşuyor takımda. kimse sol kanada pas vermek istemiyor son çare olmadığı taktirde. ne koşularına bakıyorlar ne el kol hareketlerine. dışlanıyor demeye dilim varmıyor ama gördüğüm de o. son çare attıkları toplar da hep zor ve kaybedilmeye müsait toplar. devrecilik mi, türkçülük mü ne lobisi bilmiyorum ama yapılan yanlış. adam topu ayağına aldığında kişi gözetmeden boş alana top atmaya, atak yapmaya çalışıyor yalnız kendi verdiği eforu kendisi için göremiyor. umarım ben yanlış görüyorumdur. kısacası zaha göremedik vs diyoruz da takım zaha'yı oynatmamaya da yemin etmiş gibi. böyle bir durum varsa yazık.
doğru olmayan önerme.

internetten satışın yeni yeni başladığı, gittigidiyor sitesinde bireylerin kendi dükkanlarını açıp henüz doğru düzgün vergilendirilmediği bir dönem "ulan ne satar ne satar" diye girişimcilik fikri ararken "insanlar neleri rahat rahat gidip satın alamazlar?" düşüncesinden yola çıkarak fantezi iç çamaşırı satmaya karar vermiştim. eminönü'de bir üretici buldum, adamın gerçekten çok iyi, geniş bir ürün yelpazesi vardı. çok kaliteli bir katalog yaptırmış, digital ortamda bana her türlü malzemeyi de sağlamıştı. internette kurdum dükkanı. peynir ekmek gibi sattım hocam. bir yandan da maaşlı bir işte çalışıyordum baya aylık kârım maaşımı geçmeye başladı. siparişlere yetişemez duruma gelmiştim. sonra devlet e-ticaretle ilgili vergi düzenlemeleri yapınca kapatmak zorunda kaldım ama öyle "ülkemizde kim alır ya fantezi iç çamaşırı?" demeyin, inanılmaz adreslere, inanılmaz ürünler kargoladım. o yüzden bu önermenin doğru olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
aynen bu mantıkla yola çıkıp ikinci el uygulamasından 2022 temmuzunda 700 liraya gelinlik alarak işi bitirdim. hemen akabinde de tekrar satışa koydum. bildiğiniz, bu işin piri bir markaydı hem de. * mevzu kendini özel hissetmekse böyle de gayet özel hissettim açıkçası. ama eşim için aynısını söyleyemeyeceğim. kendisi “bir kere evleniyorum.” diye diye benim gelinliğimden birkaç kat fazlasına mâl oldu. *aldıklarını da gündelik hayatta giyiyor. her türlü win-win.
binlerce lira verip bir kez giyeceğim bir ürün alsam hazım zorluğundan nefes alıp giyemezdim zaten.

edit: görsel 2. elde 700 liralık gelinlik.

edit 2: görsel inanmayanlar olmuş, buyrun kanıtlı. arayan bulur arkadaşlar.

edit 3: bir hemcinsim eleştirmiş. mevzuyu minimalizme ya da yokluğa indirgemek ciddi anlamda yüzeysel bir bakış açısı. sadece nikah yaptığımızı duysa hilkat garibesi muamelesi göreceğiz heralde. bir hizmet ya da ürün hak ettiği değerin üstündeyse buna keriz silkelemek dışında bir yakıştırma yapılamaz. silkelenmek istemeyen, hayatı ve kavramları bu kadar ciddiye almayan, boş geleneklerin ısrarla içini doldurmaya çalışmayanlara “bu kadar yokluktaysanız evlenmeyin.” demek de artık sizin vizyon probleminiz olsun, biz 2. el hizmetle 1. kalite hayat deneyimi yaşamaya çalışarak kendi “yokluğumuzla” kavruluruz.
kasımda bir daha yaparlar, açıklamasına da 'kaçak izleyen gitsin hırsızlık falan da yapsın' yazarlar.

bak youtube'a. türk izleyici başına, içerik üreticilerine daha az para veriyor ama karşılığında premium da çok ucuz.

asgari ücretin 500 dolar bile olmadığı bir ülkede dolar bazında abonelik alamayız nekşfilizcim.
erteleme maçında sadece maçın normal tarihinde kayıt edilmiş oyuncularla oynayabilirsiniz. bu basit bilgiye sahip değilsiniz ama kadro kurma konusunda uzmansınız amına koyayım.
aklıma döküntü ve kaçak binalarınıza tapu veriyoruz reklamını getirdi:
link

edit: hala aşağıda islam 'olamayışın' şeklinde yazı girenler var. hahahahah.
bir musevi olarak bugüne kadar hiç hor görülmedim bu biraz sizin leş çevrenizle alakalı bir durum. rabbin katında hepimiz eşitiz sonuçta
gurbetçilerden farksız insandır.

"yeenim bizim kurulu düzenimiz var yoksa siz cenneti yaşıyorsunuz, kıymetini bilin" diyordur aynı zamanda.
iş hayatında yapılması hoş olmayan eylemdir.

masamda oturuyorum. whatsapp masaüstü kullanıyorum. müşterim var karşımda. adam anlatıyor derdini. bu ses kaydı atmış. o an dinleyemiyorum. kısaca yazarak bir cevap veriyorum.
lütfen attığım ses kaydını dinleyin yazıyor. attığı ses kaydı da 3 dakika 54 saniye. ya abicim, bu kadar uzun konuşacağına, aç telefonu derdini anlat. şimdi ben o kadar süre senin ses kaydını dinlemek zorunda mıyım?
ona cevap yazacaksın. sonra bir ses kaydı daha.

aç telefonu konuşalım. nedir yani?