aşık olmazdım, öyle çarpıcı ve çekici gelecek özelliklerim yok lakin arkadaş olabilirdim. arada eline vurup ekmeğini falan almak için. gerçi bu da benim sonuçta, ele vuracak olan taraf ben olmam.
Sık geçen başlıklar
kendine aşık olur muydun 9
ekşi'de görolurdum.
bi' de hiç yalnız bırakmazdım. *
bi' de hiç yalnız bırakmazdım. *
her insan kendisine aşıktır.
bunun içindir ki; her aşk, kişinin kendisini aradığı bir yolculuktur; bazen kaybolduğu, bazen “buldum” sandığı, bazen de bulup mutlu olduğu bir yolculuk...
ve bundan dolayıdır ki;
aşk, içimizdeki ben’in karşımızdaki sen ile beraber “biz” olabilmesiyle, “biz’liğe” dönüşebilmesiyle aşktır ve yolculuk ancak böylece tamamlanmış olacak, sonrasında da yepyeni bir serüven başlayacaktır;
“aşk serüveni...”
gönül valizlerinizi iyi hazırlayınız, günümüz yolculukları soğuk ve kurak, insanlar çiğ ve yağışlı, havaları parçalı bulutlu, vefa güneşleri yok, her yer ıssız ve sessiz...
lütfen, gönül valizinize sabır giysilerinizi de yerleştirmeyi unutmayınız, hayal kırıklığı sonrasında sıcak tutuyorlar...
ve umutlarınızı da kontrollü giyininiz, öyle bir ahir zamandayız ki; insanın kendi kendine aşık olması, insanın el insanının insafsızlığında kaybolmasından çok daha mutluluk veriyor.
işte bu yüzden sevin kendinizi ve hatta aşık olun kendinize, umursamayın hiç kimseyi, sevin ve aşık olun.
bu zamana kadar, sizi siz yaşattınız ve sizi bugüne getiren direniş de sizin zaferiniz.
zira; bir insan, bunca zaman, böyle bir alemde var olup da hâlâ var kalabiliyorsa, değil kendisine aşk duymayı, kendisini kendisinin tanrısı dahi ilan etmeyi hak ediyordur...
çünkü, tanrı insanı bir kere, insan ise kendisini her gün yaratır!
cümlelerimiz, ruhlarını bedenlerinden dışarıya çıkartabilmiş cesur ve bağımsız ruhlaradır.
kendinizi sevmekten ve aşk duygusunu kendi ruhunuzla kavuşturmaktan korkmayınız.
mutluluk içinizde saklı, keşfediniz.
“...aşk ile...”
bunun içindir ki; her aşk, kişinin kendisini aradığı bir yolculuktur; bazen kaybolduğu, bazen “buldum” sandığı, bazen de bulup mutlu olduğu bir yolculuk...
ve bundan dolayıdır ki;
aşk, içimizdeki ben’in karşımızdaki sen ile beraber “biz” olabilmesiyle, “biz’liğe” dönüşebilmesiyle aşktır ve yolculuk ancak böylece tamamlanmış olacak, sonrasında da yepyeni bir serüven başlayacaktır;
“aşk serüveni...”
gönül valizlerinizi iyi hazırlayınız, günümüz yolculukları soğuk ve kurak, insanlar çiğ ve yağışlı, havaları parçalı bulutlu, vefa güneşleri yok, her yer ıssız ve sessiz...
lütfen, gönül valizinize sabır giysilerinizi de yerleştirmeyi unutmayınız, hayal kırıklığı sonrasında sıcak tutuyorlar...
ve umutlarınızı da kontrollü giyininiz, öyle bir ahir zamandayız ki; insanın kendi kendine aşık olması, insanın el insanının insafsızlığında kaybolmasından çok daha mutluluk veriyor.
işte bu yüzden sevin kendinizi ve hatta aşık olun kendinize, umursamayın hiç kimseyi, sevin ve aşık olun.
bu zamana kadar, sizi siz yaşattınız ve sizi bugüne getiren direniş de sizin zaferiniz.
zira; bir insan, bunca zaman, böyle bir alemde var olup da hâlâ var kalabiliyorsa, değil kendisine aşk duymayı, kendisini kendisinin tanrısı dahi ilan etmeyi hak ediyordur...
çünkü, tanrı insanı bir kere, insan ise kendisini her gün yaratır!
cümlelerimiz, ruhlarını bedenlerinden dışarıya çıkartabilmiş cesur ve bağımsız ruhlaradır.
kendinizi sevmekten ve aşk duygusunu kendi ruhunuzla kavuşturmaktan korkmayınız.
mutluluk içinizde saklı, keşfediniz.
“...aşk ile...”
evet diyenler için çok güzel bir two feet şarkısı var: go fuck yourself.
aşık olmazdım belki ama çok aşırı severdim. benimle hayat güzel geçerdi ya. gülüp, evde takılıp, eğlenirdik. ben kendimi de alıp her şeye sıfırdan başlayacağım bir yere giderdim hatta. başka kimseye ihtiyacımız olmazdı. mutlu, basit bir hayat kurardım.
ne yazdım diye bir okuyayım dedim de "metropolde yaşayıp, kasaba hayali kuran bir beyaz yaka olduğumu nasıl anlatırım?" sorusuna da bu cevabı verebilirmişim.
ne yazdım diye bir okuyayım dedim de "metropolde yaşayıp, kasaba hayali kuran bir beyaz yaka olduğumu nasıl anlatırım?" sorusuna da bu cevabı verebilirmişim.
sevince, çok güzel seviyorum.
olurdum.
olurdum.
kendimi arkadaş olarak görüyorum.
edit: imla, bu klavyenin amk.
edit: imla, bu klavyenin amk.
geçen sene olsa olmazdım derdim, şimdi adıma türkü bile yazardım. zaten hep sorgularım niye benim adıma türkü yok diye, hayriye’ye var benim adıma yok. türkücülere kırgınım.
amıma bile koyardım