Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
spiker söyledi, zeminde mantar çıktığı ve yayıldığı için şu an stat bu haldeymiş. düşünün, adamlar zeminle o kadar ilgilenmiyor ki bir futbol sahasında mantar çıkıyor ve yayılıyor.

aynen kanka, lig kalitesi.
şimdi oğlunuzu bu çocuğun yerine koyun ve medeni bir şekilde "hukuki yollara" başvurun. vallahi billahi çocukcağızın babası bu zorba çocukları ömür boyu topal olmaya mahkum edecek kadar dövse dahi içim soğumaz. bunları öyle bir döveceksin ki 50 yaşına geldiğinde dahi her aynaya baktıklarında yaptığı hatayı ve sonucunu hatırlayacaklar. bu çocukların alacağı en fazla uzaklaştırmadır ki o da bu rezillere ödül gibidir.

edit: tahmin ettiğim üzere 10 gün uzaklaştırma cezası verilmiş
1998 yılının mart ayları. üniversitede aynı evde kaldığım arkadaşımla ailelere daha az yük olmak için bir hamburgercide part-time çalışalım diyoruz. birlikte aynı yerde çalışmaya başlıyoruz, ben 3-5 gün sonra bize gösterilen muameleye sinir olup işten çıkıyorum, sigorta girişim hiç yapılmamış. zaten ne anlarız sigortadan, segekadan. arkadaşım 15-20 gün daha dişini sıkıyor, sonra o da ayrılıyor iş yerinden. onun sigorta girişi yapılmış.

gelinen noktada şimdi o 43 yaşında emekli olacak. ben en az 15 sene daha çalışacağım.

skerler böyle adaleti.
ofsayt olsa çizgi çekilir ofsayt denilir bu durumda orta hakem ofsayt incelemesine gitmez. vara gitmeden kulaklıkla iptal eder.

götten uydurma bir iptal olduğu burada da neden iptal edildiğinim herkesce farklı sebep sunulmasından ve hakemin 5 dakika incelemesinden anlayabilirsiniz.
akp giderse su olur diyenlerin tamami acik ve net akp'lidir. gizli akp'li diyerek olaya gizem katmaya gerek yok.

mert editi: bir de bu adama turk bilmem neyi diyenler var. turk dedigin merttir, sozunun eridir. dansoz gibi hareket etmez. ya cik adam gibi akp gitmemeli de, ne diye akp giderse ulke yan yatar camura batar diyorsun. yok millet ittifaki gelirse feto gelirmis. ulan asil fetoculer su an ulkede en kritik konumlarda zaten. sizin feto dediginiz bankaya para yatirmis, oraya buraya uc bes para vermis, okulda ogretmenlik yapmis kisiler. olan yine garibana oldu. isi hamuduyla goturenler yine goturmeye devam ediyor.
edit: kendilerini sadece eğlence amaçlı yapmadıklarını, ayının eti için ve sayılarını kontrol edebilmek için öldürdüklerini söyleyerek savunmuşlar.

bizim izlediğimiz kısım 2 dakika kadar sürüyor ama ayı acı içinde öldü. sen organlarını parçala, iç kanama geçirmesini sağla, bunun üstüne deli gibi gül. kimse bana temennimde haksız olduğumu söylemesin. bu canavarlık çünkü.

nüfus kontrolü, o canlıyı besinle kandırıp acı içinde ölmesine neden olarak yapılmaz. yapılmamalı. 'duyar kasma' diye zırvalayanlar da yazmasın boşuna, engelliyorum.

---

ayıya bunlara doğru koşup tırnak atmadığı için kırgınım.

zorunda değilsen bir canlıya zarar vermemelisin. kaldı ki yaşam alanına gidiyorsun ya sırf zevkine vurmak için. bu insanları asla anlayamayacağım.
en sag seritte duran araca bahane bulan ve kazanin gerekcesi olarak gosteren herkesin -varsa eger- surucu ehliyeti elinden alinmalidir.

3 serit degistirerek makas atan pust dururken sag seritte duran araca suc bulmak gercekten buyuk aptallik.

evet, bazi yollarda duramazsiniz, duraklayamazsiniz, park edemezsiniz. zorunlu haller disinda bir sebep disinda durmussa eger, hep beraber linc edelim ancak durma gerekcesini bilmeden bu kadar aptalca yorumlar yapmayalim lutfen.
kılıçdaroğlu oy almak için aklına her ne gelirse "biz iktidara gelirsek yaparız" diyor.

mesela "iktidara gelirsek "güneydoğu 'daki çiftçilerden elektrik parası almayacağız" diyor. peki sen güneydoğu'dan elektrik parası almıyorsun diyelim, akdeniz ve ege 'deki çiftçilerin günahı ne diyen kimse olmuyor etrafında! ve bu bölgenin dışındaki milyonlarca çiftçinin kendisine düşman olacağını hesaplayamıyor.

mesela durup dururken hiç alakası yokken ve millet ekonomik kriz altında ezilmişken "başörtüsü sorununu mecliste çözelim" diyerek, asla kendisine oy vermeyecek muhafazakar kesimden oy alabilirim kurnazlığı gösterek, asla inanmadığı bir "başörtüsü sorunu" içine bodoslama dalarak bu konuda adeta uzmanlaşmış olan iktidara nefes aldırıyor..

aklı sıra "zeten eyt asla çıkmaz" hesabı ile iktidarı köşeye sıkıştıracağını ve eyt'lilerin oylarını alacağı hesabını yaparak, yanına akşener'i de alarak eyt gündemini oluşturuyor. iktidar nasıl olsa bu eyt yasasını çıkaracak kadar çıtayı yükseltemez hesabı yaparken; 21 yıldır ülkeyi yöneten zihniyetin ne kadar gözü kara olduğunu ve kendi şahsi menfaatleri için köküne kibrit çakarak ülkeyi yakabileceklerinin bile hesabını yapamayacak kadar öngörüsüz olduğunu ispatlıyor.. çünkü ülkenin sosyal güvenlik sisteminin çökeceğini ve toplumsal barışın bozulacağını bile bile iktidar bu yasayı çıkartıyor.. eyt yasasıda diğer bir çok konu gibi kılıçdaroğlu ve akşener'in kucağında patlamıştır. bu yasayı her ne kadar iktidar çıkarmış olsa da müssesip'i maalesef kılıçdaroğlu ve akşener'dir. ne yaparsanız yapın rahşan affı gibi yıllarca eyt yasası ile anılacaksınız..

şimdi kılıçdaroğlu ve akşener öyle bir şey yaptılarki; uzun vadede eyt yasasından faydalanacak yaklaşık 8 milyon yetişkin nüfusun çoğunluğunu akp'nin yanına iterken; kendisine oy verecek olan milyonlarca genci ise küstürdüler. akıl ve algı oyunlarında bir kez daha erdoğan'a kaybettiler.

bu anlaşılmaz ve saçma politikalar; chp'nin bu ekonomik ve siyasal kriz buhranında hala daha oyunun neden %22-25 civarında olduğunu açıklıyor.
mevcut düzenlenmenin anlamı şudur:

1999 girişli 43 yaşında emekli olsun.
2000 girişli 60 yaşına kadar çalışsın.

gençler uyanın, tek ve herkesi kapsayan emeklilik reformu talep edin.

yoksa 60 yaşınıza kadar çalışıp içi boşalmış sgk yüzünden 60 dolar emekli maaşına talim edersiniz.
omurgasız insanların olduğu bir toplumda demokrasiden hep nefret etmiştim, ancak ilk defa bu kadar irrite oluyorum.

oy için alınan eyt kararı gibi bir saçmalığın ardından bir de af nedir?

normalde bu kararların müsebbiplerinin fayda sağlayanlar dışında herkesin oyunu kaybetmesi gerekir (yani iki ittifakın -akp'nin de chp'nin de- oylarının düşmesi gerekir). ancak türk halkı şuursuz olduğundan olduğundan öyle olmayacak.

türkiye'de oy için yapılan maymunluklardan gına geldi. berbat ötesi bir sistem bu. demokrasi, hizmet ettiği insanlar leşse onların içindeki tüm pislikleri siyasetçiler aracılığı ile ortaya çıkarıyor. siyasetçiler zaten leş, böyle olmalarının nedeni de halkın buna çanak tutması zaten.

demokrasi türkiye'yi gittikçe daha kötü bir yer yapıyor, insanları daha şuursuz, daha vasıfsız ve cahil hale getiriyor.

tüm bu olanlar tek kelimeyle şarlatanlık.
köylüler sinan'ı niye öldürmemiş diyenler neyin kafasını yaşıyor merak ediyorum?

sinan gibi mental sağlığı yerinde olmayan biri için, kim cinayet işleyip de hapis yatsın? sırf rüzgarsınız ya, kaçınız hapse girmenin ne demek olduğunu biliyorsunuz? ulan covid yüzünden iki gün eve kapandınız diye delirdiniz, hapis yatmak kolay mı sanıyorsun?

ben tam tersi köylülerin doğrusunu yaptığını düşünüyorum. yapmaları gerekeni yapmışlar, şikayetçi olmuşlar, polise gitmişler, mahkemeye gitmişler. burada eleştirilmesi gereken bizim adalet sisteminiz. bu adamın hapiste veya tedavi için hastanede olması gerekiyor. toplumdan izole edilmesi gerekiyor.
iyi olmuş dediğim olay.

türkiye'de kadro meselesi kadar boktan bir mesele daha yok. bir araştırma görevlisi /öğretim görevlisi yardımcı doçent/doktor öğretim üyesi olduğunda maaşı sadece 800 -1000 tl artıyor (kendimden biliyorum).

ama öyle bir mallık var ki herkes kadroyu kapma derdinde. şahsen ben de kadro istedim. hak ettiğimi düşündüm. kimsenin kazanmadığı projeyi kazandım bitirdim ve dedim ki bana kadro verin. 2 sene sonra verdiler sağolsunlar... kimseye bir tarafımızı şey ettirmedik şükür.

bana kadro verilmediğinde gidip başka üniversiteler başvurdum. babamın yeri değil ya gider başka yerde çalışırım dedim. başvurma bak ilerde duyulur hiç kadro vermezler dediler. vermezse vermesin öğretim görevlisi olarak emekli olurum dedim . şimdi de aman çabuk doçent ol diyorlar, afedersiniz ama kim sever doçenti lan . olsan ne olmasan ne bu pespayelik içinde . herhangi bir yerini sallamasan (siz yine de dallıyor gibi okuyun) bile doçente çarpıyor türk akademisinde.

maceralarım sırası ile şu şekilde;

5 kişilik başvuruda birinci sıradaydım. sonuncuyu atadılar. mahkemeye verdim. kadını kadrodan çıakrıp, öteki ay başka kadro açıp tekrar atadılar. mahkemeyi kazandım hala beni atamadılar , atamayacaklar (bkz: selçuk üniversitesi psikoloji bölümü)ç kaıdn hala çalışıyor:)

bir başka üniversite de iki aday var birinci benim beni almamak için kadroyu iptal ettiler. diğer elemanı alırsanız mahkemeye gideceğim dedim en başında. (bkz: alanya alaaddin keykubat üniversitesi rehberlik ve psikolojik danışmanlık programı)

her iki kadroda da hak etmeyen kişi yahu ben burayı hak etmiyorum demedi. ya ben hak yiyorum demedi. işte bu olaydaki kişide aynı. ulan ben bunu hak etmiyorum demek yerine genel sekretere götümü vereyim, rektörü yalayayım, tez danışmanımın çocuğunun boklu götünü temizleyeyim...

bunların hepsi doktora sahibi insanlar... aynaya bakınca kendinizden de mi utanmıyorsunuz lan ?

bu konuda çok doluyum ama akademinin bu halde olması kendine akademisyen diyen yaratıkların yüzünden. açık ve net söyleyeyim akademinin %98.7'si avrupada araştırma görevlisi dahi o-la-maz. hatta yüzde 80 'i parasız doktora programına dahi giremez. al-maz-lar. o kadar vasıfsızız. o kadar kötü durumdayız.

bu insanlara boşu boşuna para veriyor devlet her ay.
boşa para verilen bir yaratık için diyeceğim tek şey iyi olmuş. ek olarak niğde'de üniversite olmasından daha küçük bir rezalet bu.
arkadaş sen niye böylesin ?

bu adam eyt'yi çıkarmayacaktı ve toplum bunu kabullenmişti, sen gittin o çıkartmazsa ben çıkartacağım dedin, gitti adam eytyi çıkarttı adamın hanesine artı puanı yazdın, hiç mi bir insan ne yaptığını düşünmez. bide gittin baş örtüsü olayını tekrar gündeme getirdin, adamlar oradan atacağı golü hesap ediyor şimdi... belamsın nesin arkadaş sen.

seçim kazanıp ta gitmeyenlere diktatör denmez, kaybetmesine rağmen gitmeyenlere diktatör denir, o koltuğu terk et artık.

sen git türkiye düşmanları ile helalleşme için bahane ara
ama ömürlerini vergi yükü altında ezilecek gençler sana hakkını helal etmeyecek. en az akp kadar sende suçlusun...
amerikalı psikiyatrist dr robert glovera göre sebebi sanayi toplumu ve erkek çocuklarının kadın egemen ortamda büyümesidir.

şöyle düşünün, 100 yıl öncesine kadar henüz çocukken babalarıyla tarlaya gidip akşama kadar çalışan erkek çocukları gün boyu babasının davranışlarını izleyerek büyüyor ve oradaki diğer erkeklerle iletişim kuruyordu.
ancak günümüzdeki sanayi toplumunda babası sabahtan işe giden çocuk gün boyu annesini, annesinin arkadaşlarını veya okulda (muhtemelen) kadın öğretmenini rol model alarak büyüyor. sonuç olarak da sürekli kadınların onayını alarak büyümüş erkek çocuğu aynı kadınlar gibi davranmaya başlıyor. hatta babasını sevmiyor, maskülenliğini dahi gizliyor. çünkü hep kadınlardan onay alarak, onlar gibi davrandığında ödüllendirilerek büyüdü.

bu tuzaktan kurtulmanın yolu düzenli görüşülen erkek arkadaşların olması, kadın onayı gözetmeksizin sürekli tutkuları peşinden gitmek.
taciz tecavüzle olayın alakası yok, saçma sapan savunmayın gerçekten bok gibi bir durum var şuan gençlerde. edepsiz edepsiz, toplum kurallarından bihaber, büyüklerine saygısız insanlar dolu ortalık. sebebi de buradaki savunan insanlar ve türevleri. toplum böyle tipler yüzünden bozuluyor işte. hayır ben sevgilime böyle bir şey toplum içinde yapamıyorum utancimdan, sorun bende mi yoksa bu andavallarda mi çözemedim.
üst edit: bu ülkenin sorunu ahlak. kkm ile kıyaslanıyor bu tablo. demek ki sorun ekonominin savrulması değilmiş. yiyen tarafta olmamakmış dert. yeme sırası size geldiğinde erdeminiz ortaya çıkar. ülke, gelecek kimsenin sikinde değil. herkes domuzdan kaç kıl koparsam kârdır kafasında.

cb, 2.250.000 kişinin bu tablo ile emekli olabileceğini dile getirdi.
tablonun ne kadar vahim olduğunu görebilmeniz için; ülkede çalışan sayısı yaklaşık 23 milyon, emekli sayısı ise yaklaşık 15 milyon olacak. yani bir emekliye, 2 çalışan denk geliyor.
emeklilik sisteminin sürdürülebilirliği için, olması gereken ise 1'e 4.
neyse, dönelim hesaba.

asgari ücret, 8.500 tl oldu. bu tabloda muhtemelen en düşük emekli maaşı 6000 tl ilan edilecektir. herkesin en düşük emekli maaşı aldığını varsayarsak; 2.250.000*6.000 bu da yaklaşık olarak aylık 13.5 milyar, yıllık ise 162 milyar türk lirası yapar. bitmedi, durun yeni başlıyor.
yılda 2 kere 2.250.000 kişiye bayram ikramiyesi ödenecek. 5 milyar tl de bu olsun yıllık. ki bayram ikramiyesi 3-4 bine çıkacaktır ama 1100 tl'den hesapladım.
sgk işçi ve işveren primi yeni asgari ücret üzerinden yaklaşık olarak yıllık 81 milyar tl para sgk'nın kasasına giremeyecek.
işsizlik fonu primine de bakalım. işveren ve işçiden toplam %3 idi bu tutar.
asgari ücret üzerinden hesaplasak yaklaşık olarak yıllık 7 milyar tl de bu.

bu kişilere ödenecek emekli ikramiyeleri, devletin kasasından çıkacak destekler, şirketlere bu ikramiyeleri ödeyebilsin diye verilecek düşük maliyetli kredilerin etkisi eklenmedi.
çok derine girmeden, yüzeysel hesapladım. ve bütün ihtimalleri en düşük tutar üzerinden hesapladım. buna rağmen yaklaşık olarak yıllık 255 milyar lira maliyet çıkıyor. ama tahminen 300 milyarı geçecektir. 2023 yılı için beklenen vergi gelirinin %10'una tekabül ediyor bu tutar.
şimdi zengin bir ülke olmadığımıza göre bu maliyet kime girecek sizce? bingo.
bir avuç oy için, telafisi olmayan bir delik daha açıldı ekonomide.
hem de bedelinin hiçbir zaman bitmeyeceği bir delik.
darda kalinca kiviran birinin cevabidir.

"beni defalarca aradi" demis.

yahu senin iddian, imamoglu'nun seni arayip, yardim isteyip, "saygilarimla" bitirdigi degil miydi?
simdi cikmis, "beni aradigini allah ve biz biliyoruz" diyorsun.
ibb baskani, icisleri bakani'ni heralde birkac kez aramistir, imamoglu da bunu inkar etmemis.

sen once iddiana geri don, onda israr et
her hücremle akp'den ve seçmenlerinden nefret eden biri olarak söylüyorum, maalesef altılı masayı kurtarırsa akşener kurtaracak.

bana bak ihtiyar. başkan olma fetişin yüzünden kazanma ihtimalimizi heba edersen tarih seni affetmez.
sesini kes. çevrendeki dalkavukları değil, milleti dinle.
eyt kararı sonrası em az %60 civarı gelmesini beklediğim zam oranı.
tweet atıp gündem oluşturan kazanıyor.
inanın 5 milyon memur aileleri ile bir olup 10 tane tweet atsın, 100 milyon tweet olur.
değil %60, %100 bile olur.
hayatta yapmam dedikleri, olmayan emekliyi, emekli yapıp maaş bağladılar.
bence tüm memurlar sabah akşam gündem yapıp vergi dilimi ve zam oranını gündeme almalı, yarın konuşulacakmış, son gün son şans. zam talebi %120.
şahsım kendini ekonomi profesörü olarak ilan etmeden önce
enflasyon yüzde 20 idi. o zaman vatandaşın 10 tl'ye aldığı herhangi bir ürün
bugün 100 tl oldu.
profesörümüz bugün 2023'te enflasyonun %20'yi geçmeyeceğini müjdeliyor
yani 100 liralık ürün 120 tl olacakmış.
haydi 5 sene evvel 10 tl'ye alabildiğimiz şeyleri 2023'e 120 tl'ye alabileceğimiz için oyumuzu profesöre verelim.
yüzde yüz desteklediğim platformdur. anayasanın eşitlik ilkesine uymayan haksız uygulamalar göz göre göre yapılamaz. herkes 65'te emekli olacaksa razıyım, bir kısım insan 45 yaşında bir kısım insan 65 yaşında emekli o la maz!

edit: (bkz: emeklilikte mezara takılanlar)