yenersek emre belezoğlu kıyak geçti.
yenilirsek jesus balonu patladı.
nasıl bir tür orospu çocuklarıyla mücadele içerisindeyiz anlamadım ki, ben hayatımda böyle ahlaktan nasibini almamış şeref yoksunu tiplerle karşılaşmadım.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
cevabının 2-3-1 olduğunu düşündüğüm sorudur.
edit: trafik kurallarına yalnızca uyun, onları değiştirmeye, yeniden yazmaya çalışmayın. yazdığınız kurallara beni özel mesajla ikna etmeye çalışmayın.
cevabın açıklaması da burda yazılmış. #144189488
edit2: başlık sahibi sorunun cevabını ve cevap anahtarını paylaşmış, yetmemiş doğrulayan kaynakları da paylaşmış ama bunlara ikna olmayıp bana hala özelden kendi kafasındaki kuralları anlatan lağım ağızlı tipler var.
edit: trafik kurallarına yalnızca uyun, onları değiştirmeye, yeniden yazmaya çalışmayın. yazdığınız kurallara beni özel mesajla ikna etmeye çalışmayın.
cevabın açıklaması da burda yazılmış. #144189488
edit2: başlık sahibi sorunun cevabını ve cevap anahtarını paylaşmış, yetmemiş doğrulayan kaynakları da paylaşmış ama bunlara ikna olmayıp bana hala özelden kendi kafasındaki kuralları anlatan lağım ağızlı tipler var.
kimin asimile olduğu kimin kimle beraber olduğu sikimizde değil ama türk yurdunda turkiye cumhuriyeti vatandaşları türkdür. tıpkı cezayir asıllı fransızların vatanına hainlik etmeyip bolmeye çalışmayıp biz fransisiz ama cezayir asilliyiz dediği gibi yada ve benzeri ! asimile olacakmış bak bak . siktirgir ırağa bölgesel kürt yönetiminde yaşa ibine asimile olma . barzani seni bi özüne döndürsün.
bu arada (bkz: büyük harfle) "ne mutlu türk'üm diyene ! "
bu arada (bkz: büyük harfle) "ne mutlu türk'üm diyene ! "
bir de bunu söyleyen mahir ünal ve türevlerini yok edeydi tadından yenmezdi gari.
cumhuriyetten önce okuma yazma oranı kadınlarda yüzde 3.67 erkeklerde ise yüzde 12.99'du. nüfusun %90'ı okuma yazma bilmiyor, saat kavramını ise her biri farklı söylüyordu. kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim.
topu topu 1 üniversite ve medreseler vardı ki, bu medreselerde de türkçe konuşmak yasaktı.
zaten tüm anadolu'da toplam 4 bin 894 ilkokul, 72 ortaokul ve sadece 23 lise vardı.
arapça ve farsça harmanlanarak uydurulan osmanlıca cahilliğin ve geri bırakılmış türk milletinin prangası olmuştur.
cumhuriyet ile birlikte bu prangadan kurtulan türk milleti günümüz türkiye'sinde de maalesef bu tezgâhın içine çekilmek istenmektedir.
edit: imla
cumhuriyetten önce okuma yazma oranı kadınlarda yüzde 3.67 erkeklerde ise yüzde 12.99'du. nüfusun %90'ı okuma yazma bilmiyor, saat kavramını ise her biri farklı söylüyordu. kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim.
topu topu 1 üniversite ve medreseler vardı ki, bu medreselerde de türkçe konuşmak yasaktı.
zaten tüm anadolu'da toplam 4 bin 894 ilkokul, 72 ortaokul ve sadece 23 lise vardı.
arapça ve farsça harmanlanarak uydurulan osmanlıca cahilliğin ve geri bırakılmış türk milletinin prangası olmuştur.
cumhuriyet ile birlikte bu prangadan kurtulan türk milleti günümüz türkiye'sinde de maalesef bu tezgâhın içine çekilmek istenmektedir.
edit: imla
ülkeye değil afgan ya da suriyeli, zimbabveliyi de doldursan bunların bu kürt nefreti bitmeyecek anlaşılan. mamalarından olmamak için o damarı sürekli canlı tutmak zorundalar çünkü.
şu sözden alınan herhangi bir kürt varsa, bence hiç zahmet etmesin. bunlar kendi cenahından başkasını türk de görmüyor zaten. öylesine dışarıya kör ve farklılığa kapalılar.
şu sözden alınan herhangi bir kürt varsa, bence hiç zahmet etmesin. bunlar kendi cenahından başkasını türk de görmüyor zaten. öylesine dışarıya kör ve farklılığa kapalılar.
halkın ne istediğini çok önemsiyorsan eğer, sıkıyorsa mültecilerin gitmesiyle ilgili referandum yapalım o halde. bakalım o sonuç nasıl çıkıyor.
3.sezonun ilk bölümünü izleyip beğenmeyen insan bana göre bir gibi fanı olamamıştır. çünkü sarışın ve kotlu bölümü senaryo olarak ilmik ilmik işlenmiş, hem çok zekice hem de çok ince kurgulanmış bir bölümdü.
--- spoiler ---
güldüğüm çoğu kısmın yanı sıra başından sonuna kadar olayların kurgulanması olsun, olayların sırası gelişimi olsun, yılmaz'ın bedo'yu çözmesi olsun, ona doğru soruyu sorma noktasında en önemli cevabı almak için gereken soruyu zamanında soramaması olsun, tuncay'ın durumu olsun, ona kızın bir anda anlamsız ilgisinin anlam kazanması ve izleyeni hazırlaya hazırlaya bu sona götürmesi olsun, adak mevzusu olsun, gibinin olmazsa olmazı mantıksızlıkların inanılmaz mantıklı çok olası bir şeylermiş gibi aktarlması, olmadık anlardaki efsane sohbetler olsun bence inanılmaz güzel yazılmış bir gibi bölümüydü.
--- spoiler ---
bölümü sevmeyenleri hayretle okumama yol açmış, bana kalırsa 3 sezon içinde çok rahat ilk 5'ime girecek kadar ince ve harika bir öyküydü, bu diziyi yazanlardan allah razı olsun, böyle kaliteli işler çok çok nadir karşımıza çıkıyor.
--- spoiler ---
güldüğüm çoğu kısmın yanı sıra başından sonuna kadar olayların kurgulanması olsun, olayların sırası gelişimi olsun, yılmaz'ın bedo'yu çözmesi olsun, ona doğru soruyu sorma noktasında en önemli cevabı almak için gereken soruyu zamanında soramaması olsun, tuncay'ın durumu olsun, ona kızın bir anda anlamsız ilgisinin anlam kazanması ve izleyeni hazırlaya hazırlaya bu sona götürmesi olsun, adak mevzusu olsun, gibinin olmazsa olmazı mantıksızlıkların inanılmaz mantıklı çok olası bir şeylermiş gibi aktarlması, olmadık anlardaki efsane sohbetler olsun bence inanılmaz güzel yazılmış bir gibi bölümüydü.
--- spoiler ---
bölümü sevmeyenleri hayretle okumama yol açmış, bana kalırsa 3 sezon içinde çok rahat ilk 5'ime girecek kadar ince ve harika bir öyküydü, bu diziyi yazanlardan allah razı olsun, böyle kaliteli işler çok çok nadir karşımıza çıkıyor.
öğle yemeğiniz benden olsun %50 indirimli trendyol linki.
--- spoiler ---
arkadaşlar kulağa saçma gelebilir ama bir teorim var. bu bölümde ejderhaların itaatsizliğini gördük. ilk olarak otto’nun dragonstone’a geldiği sahnede rhaenyra ile konuşması sırasında syrax birden bire coştu fakat bu sırada rhaenyra gayet ılımlı ve duygusalken daemon bunun tam tersi öfkeli ve uzlaşma istemeyen bir tavırdaydı. rhaenyra ejderhasını sakinleştirdi. daha sonra vhagar ve arrax sahnesinden önce daemon’un vermithor’a şarkı söylediği bir sahne gördük. ve sahnenin sonunda ejderhanın gözünde daemon’un bir komut verir gibi elini uzatan yansımasının görünmesinin ardından ejderhanın gözü büyüyordu. bence bu sahnede ejderhaya komut vermenin ya da bağ kurmanın ötesinde bir nevi warg olayı gibi hükmü altına sokması gibi bir durum seziliyordu. daha sonra vhagar ve arrax savaşı sırasında ejderhaların hiçbir şekilde sahiplerine itaat etmemesi durumunun bununla ilgili bir şey olabileceğini düşündüm ben. ve bu olay da kesinlikle daemon’un istediği bir şeye hizmet etti. istediği şey savaşmak, rhaenyra bunu istemiyor ve bu konuda bir motivasyona ihtiyaç var, bu şekilde de ilk kanı döken yeşiller olmuş oldu. ve son olarak daemon’un kurduğu şu cümle: “ oğullarımın aegon’un kadeh taşıyıcısı olmasındansa ejderhalara yem olmasını tercih ederim.” belki çok zorlama gelebilir ama hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu.
--- spoiler ---
arkadaşlar kulağa saçma gelebilir ama bir teorim var. bu bölümde ejderhaların itaatsizliğini gördük. ilk olarak otto’nun dragonstone’a geldiği sahnede rhaenyra ile konuşması sırasında syrax birden bire coştu fakat bu sırada rhaenyra gayet ılımlı ve duygusalken daemon bunun tam tersi öfkeli ve uzlaşma istemeyen bir tavırdaydı. rhaenyra ejderhasını sakinleştirdi. daha sonra vhagar ve arrax sahnesinden önce daemon’un vermithor’a şarkı söylediği bir sahne gördük. ve sahnenin sonunda ejderhanın gözünde daemon’un bir komut verir gibi elini uzatan yansımasının görünmesinin ardından ejderhanın gözü büyüyordu. bence bu sahnede ejderhaya komut vermenin ya da bağ kurmanın ötesinde bir nevi warg olayı gibi hükmü altına sokması gibi bir durum seziliyordu. daha sonra vhagar ve arrax savaşı sırasında ejderhaların hiçbir şekilde sahiplerine itaat etmemesi durumunun bununla ilgili bir şey olabileceğini düşündüm ben. ve bu olay da kesinlikle daemon’un istediği bir şeye hizmet etti. istediği şey savaşmak, rhaenyra bunu istemiyor ve bu konuda bir motivasyona ihtiyaç var, bu şekilde de ilk kanı döken yeşiller olmuş oldu. ve son olarak daemon’un kurduğu şu cümle: “ oğullarımın aegon’un kadeh taşıyıcısı olmasındansa ejderhalara yem olmasını tercih ederim.” belki çok zorlama gelebilir ama hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu.
--- spoiler ---
kadınlar erkekler ile eşit olmak isteyerek ayaklarına sıktılar, kadın erkek eşitliğine inanan birisi olarak bu sonuca üzülsem de, maalesef durum bu.
zira erkekler yukarıda bir yazarın dediği gibi daima kovalayan ve çaba göstermesi gereken taraf oldular binyıllar boyunca, çünkü kadınlar sosyal olarak güçlü yapılarını erkekleri manipüle ederek önce naz yapıp sonra boyun eğer gibi davranıp bir gölge güç olarak evi yönettiler.
fakat kadınların erkekler ile eşit olması bu geleneği bozdu. artık erkekler kendilerine eşit gördükleri bir cinsiyet için aynı çabayı göstermek istemiyor, kadınların da çaba gösteren ve kovalayan olmasını istiyorlar.
bütün şikayetin temeli burada başlıyor çünkü artık kimin av kimin avcı olacağı gelenekler ile değil, o ilişkinin kendi dinamiğine göre belli oluyor. haliyle avcı değil av olmak isteyen, kovalanmak isteyen bir erkeğe denk geldiğiniz zaman, ilişki anlayışı eski sistem üzerine oturmuş olan sizinle ciddi düşünemiyor.
eğer tüm cinsiyetler eşit olsun istiyorsanız, bu katlanmanız gereken bir etki. hem ayranım dökülmesin, hem götüm sikilmesin olmuyor maalesef.
zira erkekler yukarıda bir yazarın dediği gibi daima kovalayan ve çaba göstermesi gereken taraf oldular binyıllar boyunca, çünkü kadınlar sosyal olarak güçlü yapılarını erkekleri manipüle ederek önce naz yapıp sonra boyun eğer gibi davranıp bir gölge güç olarak evi yönettiler.
fakat kadınların erkekler ile eşit olması bu geleneği bozdu. artık erkekler kendilerine eşit gördükleri bir cinsiyet için aynı çabayı göstermek istemiyor, kadınların da çaba gösteren ve kovalayan olmasını istiyorlar.
bütün şikayetin temeli burada başlıyor çünkü artık kimin av kimin avcı olacağı gelenekler ile değil, o ilişkinin kendi dinamiğine göre belli oluyor. haliyle avcı değil av olmak isteyen, kovalanmak isteyen bir erkeğe denk geldiğiniz zaman, ilişki anlayışı eski sistem üzerine oturmuş olan sizinle ciddi düşünemiyor.
eğer tüm cinsiyetler eşit olsun istiyorsanız, bu katlanmanız gereken bir etki. hem ayranım dökülmesin, hem götüm sikilmesin olmuyor maalesef.
su fotoğraftakilerinden tek birinin bile hayatinda chp'den baska bir partiye oy vermediğine yemin edebilirim. çünkü ayni dedeme benziyorlar, yozgatlı dedem de chp'den başka partiye oy vermemiş hayatinda. onun icin 60-70 kişiyi görüp heyecanlanmayin.
o kadar iktisat mezunu olmasına rağmen ekonomide neden gerideysek ondan.
cadılık tarihini incelerken kedilerle ilgili ilgi çekici bir durumdan bahsediliyordu. cadı olarak nitelendirilen, aslında zamanının şifacısı olan kadınlar, pisliğin ne kadar zararlı olabileceğini bildiği için evlerini, zemine tuz döküp süpürürlermiş. bu nedenle süpürge, cadılarla özdeşleştirilmiş. ayrıca farelerin ne kadar pis olduklarını ve her türlü hastalığı taşıyabileceklerini düşündükleri, özellikle tahıl ürünlerini korumak için kedi beslerlermiş. bu nedenle kediler de cadılarla özdeşleştirilmiş bir başka unsur halini almış.
cadı avları başlayınca, cadıların ruhunun kediler vasıtasıyla gizlendiğini düşünen insanlar kedileri de avlamaya başlamışlar. bu yüzden avrupa'da, özellikle fransa'da devasa fare sürüleri ortaya çıkmaya başlamış ve fare popülasyonundaki bu artış vebanın yayılmasında önemli bir faktör haline gelmiş.
mısırlılar da ürünlerini korumanın yolunu, onların doğal predatörü olan kedilerde bulmuşlar. hatta antik mısırda bir kedi öldürmek ölümle cezalandırılan büyük bir suç imiş. romalılar da mısırlılar sayesinde kedilerle tanışıp kemirgen nüfusunu alt seviyede tutmayı başarmış.
1665 yılındaki günde 1.000 kadar insanın öldüğü londra veba salgınında kedi ve köpeklerin vebayı yaydığı düşünüldüğü için yaklaşık 40 bin köpek ve 200 bin kedi katledilmiş. bu durum ise vebanın daha da yayılmasına neden olmuş.
ayrıca damıtımevlerinde arpaları korumak için kediler beslenirmiş. bunlardan birisi de iskoçya/pertshire'da bulunan towser isimli bir kedi. lindores abbey distillery bu geleneği vesper ve friar john claw isimli kedileriyle halen devam ettiriyormuş. küçüklükleri.
son olarak hamam böceklerine karşı inanılmaz etkililer. tabi parazit aşılarını sakın atlamayın.
kara ölüm ve kedilerin intikamı başlıklı yazı
1665 londra veba salgını başlıklı yazı
cadılık, kediler ve veba ile ilgili animasyon anlatım
ayrıca netflix'de yayınlanan kedilerin aklından neler geçiyor isimli belgeseli de izleyebilirsiniz.
edit: ekleme, düzeltme, kaynak ekleme.
cadı avları başlayınca, cadıların ruhunun kediler vasıtasıyla gizlendiğini düşünen insanlar kedileri de avlamaya başlamışlar. bu yüzden avrupa'da, özellikle fransa'da devasa fare sürüleri ortaya çıkmaya başlamış ve fare popülasyonundaki bu artış vebanın yayılmasında önemli bir faktör haline gelmiş.
mısırlılar da ürünlerini korumanın yolunu, onların doğal predatörü olan kedilerde bulmuşlar. hatta antik mısırda bir kedi öldürmek ölümle cezalandırılan büyük bir suç imiş. romalılar da mısırlılar sayesinde kedilerle tanışıp kemirgen nüfusunu alt seviyede tutmayı başarmış.
1665 yılındaki günde 1.000 kadar insanın öldüğü londra veba salgınında kedi ve köpeklerin vebayı yaydığı düşünüldüğü için yaklaşık 40 bin köpek ve 200 bin kedi katledilmiş. bu durum ise vebanın daha da yayılmasına neden olmuş.
ayrıca damıtımevlerinde arpaları korumak için kediler beslenirmiş. bunlardan birisi de iskoçya/pertshire'da bulunan towser isimli bir kedi. lindores abbey distillery bu geleneği vesper ve friar john claw isimli kedileriyle halen devam ettiriyormuş. küçüklükleri.
son olarak hamam böceklerine karşı inanılmaz etkililer. tabi parazit aşılarını sakın atlamayın.
kara ölüm ve kedilerin intikamı başlıklı yazı
1665 londra veba salgını başlıklı yazı
cadılık, kediler ve veba ile ilgili animasyon anlatım
ayrıca netflix'de yayınlanan kedilerin aklından neler geçiyor isimli belgeseli de izleyebilirsiniz.
edit: ekleme, düzeltme, kaynak ekleme.
ağzı kapalı antep fıstığı. parasıyla almışsındır ama yiyemezsin. yemeye çalışırsın dişini kırarsın, ucundan bir parça kırıntı diline dolanır. küfür edip çöpe fırlatırsın.
erkekler arabayı bu kadar iyi kullanıyorlarsa benim trafikte gördüğüm sol şeridi kapatıp 50 ile giden emmiler, sinyal kolunu götüne soktuğu için vermek gibi bir alışkanlığı olmayan delikanlılar, sanki sol şerit açıkmış da önündeki aracı geçince 15 dakikaya yunanistana varacakmış gibi davranan dalyaraklar, en sol şeritten sinyalsiz sağa dönen beyin fukaraları kim acaba?
hayır, trafikte araç kullanmasak yiyeceğiz bunu da. trafikte araç kullananlar olarak en az %90'ınız geri zekalı. o yüzden de, burda cinsiyetçilik yapan errrrkoların da cinsiyetçilik yapmasına şaşırmamak lazım.
şöyle açın bakın bakalım, son 1 aydaki ehliyet kaptırma, kaza yapma vs haberlerinden kaçı kadın? bir de bunu, trafikteki kadın sürücü oranına vuralım, bakalım sonuç ne çıkacak.
bu göt lalelerinin bir tanesi adam gibi sinyal vermeyi bilmez, sonra trafikte ahkam keserler. geçenlerde twitter'da şunu paylaşmışlar mesela. yine trafiğin ciğerini bilen errrrkolar "tabii ki önce 3 geçer, düz gidiyor" yazmışlar. anlatıyorsun ama idrak fakiri olduğundan ve errrrrkoluklarına zeval gelmesin diye anlamak da istemiyor, gerizekalı bir angut olarak hayatlarına devam etmek istiyorlar.
trafikteki bu angutların maalesef büyük çoğunluğu ancak kafese kapatıp klasik koşullanma yöntemi ile eğitilebilir hale gelmişler.
hayır, trafikte araç kullanmasak yiyeceğiz bunu da. trafikte araç kullananlar olarak en az %90'ınız geri zekalı. o yüzden de, burda cinsiyetçilik yapan errrrkoların da cinsiyetçilik yapmasına şaşırmamak lazım.
şöyle açın bakın bakalım, son 1 aydaki ehliyet kaptırma, kaza yapma vs haberlerinden kaçı kadın? bir de bunu, trafikteki kadın sürücü oranına vuralım, bakalım sonuç ne çıkacak.
bu göt lalelerinin bir tanesi adam gibi sinyal vermeyi bilmez, sonra trafikte ahkam keserler. geçenlerde twitter'da şunu paylaşmışlar mesela. yine trafiğin ciğerini bilen errrrkolar "tabii ki önce 3 geçer, düz gidiyor" yazmışlar. anlatıyorsun ama idrak fakiri olduğundan ve errrrrkoluklarına zeval gelmesin diye anlamak da istemiyor, gerizekalı bir angut olarak hayatlarına devam etmek istiyorlar.
trafikteki bu angutların maalesef büyük çoğunluğu ancak kafese kapatıp klasik koşullanma yöntemi ile eğitilebilir hale gelmişler.
içimdeki tüketim manyağı gollum şöyle şeyler söylüyor bana;
‘buna çok ihtiyacımıss var, eşşek gibi çalışıyorusss kendimisi biras mutlu etmeliyisss efendimiss. hem fiyatı artarsa alamayısss, bidahaki ay dikkat ederiss, taksit taksit öderisss efendimiss.’
‘buna çok ihtiyacımıss var, eşşek gibi çalışıyorusss kendimisi biras mutlu etmeliyisss efendimiss. hem fiyatı artarsa alamayısss, bidahaki ay dikkat ederiss, taksit taksit öderisss efendimiss.’
iyi de bundan sözlüğe ne?
sucuklu yumurta + beyaz peynir + zeytin + çay
bu kılıçdaroğlu nun varya yatacak yeri yok!
deniz baykal 1, bu kılıçdaroğlu 2!
hiç gereği yokken, gündem ekonomi olmalıyken geçmişte kalmış bir durumu açtı al buyur işte!
istifa et,bırak artık şu chp yi, düş yakamızdan yahu!
deniz baykal 1, bu kılıçdaroğlu 2!
hiç gereği yokken, gündem ekonomi olmalıyken geçmişte kalmış bir durumu açtı al buyur işte!
istifa et,bırak artık şu chp yi, düş yakamızdan yahu!
amariqada şu zenciler terör estiriyor ve sırf siyah oldukları için görmezden geliniyor. düşünsenize o kadar beyaz kadın bir zenciyi dövse neler olurdu. amariqa zencilerinin büyük çoğunluğu muasır medeniyetden nasibini almamış bir topluluktur ve demokrat parti de bu aptal sürüsünü seçimlerde oy için pohpohluyor. aslındaysa siklerine alan yok. nasıl cahil yaşıyorlarsa herşey öylece devam ediyor.
hayattan soğumuş gibi değil de herkes gibi yorgun ama huzurlu bir baba gördüm ben. 5 kız yerine 5 oğlu olsaydı böyle bir video olmazdı. 5 erkeği aynı anda bir araya getirip bir yere gidemezlerdi çünkü. :)
yorgunluğuna değmiş, iyi bir babasın sen kızlardan belli.
yorgunluğuna değmiş, iyi bir babasın sen kızlardan belli.
melo nun orospu çocuğu olmayanı.
bak bak laleye bak istanbul dışındaki yerler taşraymış
sorsan esenyurtta yaşıyordur
25 bin liraya istanbul’da nefes alırsın ama
ankara’da yaşarsın
sorsan esenyurtta yaşıyordur
25 bin liraya istanbul’da nefes alırsın ama
ankara’da yaşarsın
(bkz: #144198162)
şişman bir insanın kilo hariç fiziği nasıl düzgün olabilir ki? şişmanlık zaten direkt fiziği bozan şey değil mi?
burada bahsi geçen balık etli olmak değil, şişmanlık.
bu şeye benzedi, fakir olmam dışında para sıkıntım yok.
bununla beraber madem bu boku yiyeceksin, doğru düzgün ye demek istediğim erkektir. ille evleneceksen şöyle güzel bir tane de bulabilirsin bence.
şişman bir insanın kilo hariç fiziği nasıl düzgün olabilir ki? şişmanlık zaten direkt fiziği bozan şey değil mi?
burada bahsi geçen balık etli olmak değil, şişmanlık.
bu şeye benzedi, fakir olmam dışında para sıkıntım yok.
bununla beraber madem bu boku yiyeceksin, doğru düzgün ye demek istediğim erkektir. ille evleneceksen şöyle güzel bir tane de bulabilirsin bence.
değil hollywood, dünyanın hiçbir yerinde eşine benzerine rastlanılmayacak büyüklükte ve kalitede bir sanatçı.
yaşayan bir efsane, dünya sinema tarihinin devi, olağanüstü usta bir oyuncu. şener şen'i kelimelerle anlatmak çok zordur. birgün aramızdan ayrılırsa inanılmaz üzüleceğimiz bir değerimizdir. ömrü uzun ve sağlıklı olsun. daha nice filmlerde oynar umarım. kendisine sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
yaşayan bir efsane, dünya sinema tarihinin devi, olağanüstü usta bir oyuncu. şener şen'i kelimelerle anlatmak çok zordur. birgün aramızdan ayrılırsa inanılmaz üzüleceğimiz bir değerimizdir. ömrü uzun ve sağlıklı olsun. daha nice filmlerde oynar umarım. kendisine sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
tff tarafından sağlam torpili olduğu izlenimi alınan bu kişi, uefa'nın mayıs ayında yaptığı futbol kuralları ve ingilizce sınavlarından geçemediği gibi, eylül ayında yapılan telafi sınavlarından da geçememiş, bu nedenle ocak 2023'e kadar yapılacak uefa organizasyonlarına atanma hakkını kaybetmiştir.
https://www.fotomac.com.tr/…cuke-sinav-soku-uefadan
uefa'nın hazırlık maçı bile yönettirmediği bu kişinin ligimizde nasıl olup da üst düzey maçlara verildiği önemli bir liyakat sorusudur.
https://www.fotomac.com.tr/…cuke-sinav-soku-uefadan
uefa'nın hazırlık maçı bile yönettirmediği bu kişinin ligimizde nasıl olup da üst düzey maçlara verildiği önemli bir liyakat sorusudur.
lan bi bıkmadınız dertsiz batılıların dertlerini ithal etmekten. lan oğlum sizin süt içmek zararlı mı zararsız mi diye dertleriniz olamaz. türkiye'de yaşıyorsunuz lan siz , kıçımızda ayı bağırıyor heriflerin dert ettiği şeye bak !
dexday efervesan tablet bulabilirseniz 10-15 dakika arasında ne diş ağrısı, ne kuş ağrısı kalır. çok güçlü bir ağrı kesicidir. olur olmaz kullanmayın.
t: doğru bir önerme.
bundan 3 sene önce bir abiyle tanıştım. ankara'ya yeni geldiğim zamanlar. galatasaray'ın şampiyonlar ligi maçı var psg ile. izlemek için bir cafeye gittim. maç saatine yakın, mekan biraz daha dolmaya başlayınca sıkış tepiş olduk ama kimse rahatsız değil durumdan. tam bir stadyum atmosferi var.
neyse maçın başlamasına 3-5 dakika kala bir abi geldi masama doğru “rahatsız olmazsan ben de senin masanda izleyebilir miyim maçı?” dedi ama adamın ses tonu epey ağlamaklı. yani yardıma muhtaç bir ses tonu olur ya, çekingen. hissedersin hani. dedim estağfurullah abi buyur otur.
maç başladı, gs de iyi oynuyor atak üstüne ataklar ama abimiz yarım paket sigara bitirdi ilk yarı bitmeden. “abi hayırdır?” dedim. yıllardır bu soruyu bekliyormuş gibi başladı anlatmaya. ticaretle uğraşıyormuş, 3 ay öncesine kadar epey de iyiymiş durumu. bir kadını çok sevmiş ve evlenmişler. o kadın da seviyormuş abimizi. 8 senedir evlilermiş ama son 3 aydır durum kötüye gidince kadının tavırlar değişmeye başlamış. abi iflas bayrağını çekince de durduk yere kavgalar çıkarmaya başlamış ablamız.
sonra aşağılamalar, “sen de erkek misin?” demeler. en son evi terk etmiş o çok seven ablamız. ben bi ara şeyi düşündüm, yenge terk etmiş paran yok diye, sen maça geliyorsun. ulan herhalde hesabı kitlemek için hikaye uyduruyor. sonra devamını ekledi abimiz “bugün 3 senedir alamadığım parayı aldım, yengen de barışalım diye aradı. ben kime güveneyim?” demesiyle süzüldü yaşlar gözünden.
maç bitti, kalktık gidiyoruz. “ meğer ben bu zamana kadar hiç sevilmemişim” diye milletin içinde hüngür hüngür ağlayarak gitti koskoca adam.
bundan 3 sene önce bir abiyle tanıştım. ankara'ya yeni geldiğim zamanlar. galatasaray'ın şampiyonlar ligi maçı var psg ile. izlemek için bir cafeye gittim. maç saatine yakın, mekan biraz daha dolmaya başlayınca sıkış tepiş olduk ama kimse rahatsız değil durumdan. tam bir stadyum atmosferi var.
neyse maçın başlamasına 3-5 dakika kala bir abi geldi masama doğru “rahatsız olmazsan ben de senin masanda izleyebilir miyim maçı?” dedi ama adamın ses tonu epey ağlamaklı. yani yardıma muhtaç bir ses tonu olur ya, çekingen. hissedersin hani. dedim estağfurullah abi buyur otur.
maç başladı, gs de iyi oynuyor atak üstüne ataklar ama abimiz yarım paket sigara bitirdi ilk yarı bitmeden. “abi hayırdır?” dedim. yıllardır bu soruyu bekliyormuş gibi başladı anlatmaya. ticaretle uğraşıyormuş, 3 ay öncesine kadar epey de iyiymiş durumu. bir kadını çok sevmiş ve evlenmişler. o kadın da seviyormuş abimizi. 8 senedir evlilermiş ama son 3 aydır durum kötüye gidince kadının tavırlar değişmeye başlamış. abi iflas bayrağını çekince de durduk yere kavgalar çıkarmaya başlamış ablamız.
sonra aşağılamalar, “sen de erkek misin?” demeler. en son evi terk etmiş o çok seven ablamız. ben bi ara şeyi düşündüm, yenge terk etmiş paran yok diye, sen maça geliyorsun. ulan herhalde hesabı kitlemek için hikaye uyduruyor. sonra devamını ekledi abimiz “bugün 3 senedir alamadığım parayı aldım, yengen de barışalım diye aradı. ben kime güveneyim?” demesiyle süzüldü yaşlar gözünden.
maç bitti, kalktık gidiyoruz. “ meğer ben bu zamana kadar hiç sevilmemişim” diye milletin içinde hüngür hüngür ağlayarak gitti koskoca adam.
ufak kızım için yakıyorum. pablo escobar gibiyim.
top lincoln'ün ayağından çıkmadan elleri arkasında bağlı olan ömer ali top gelirken ellerini açtı ve top koluna değdi. hayır her şey penaltı için uygunken bu kansızlar nasıl gevrek gevrek penaltı değil diyerek yedi ceddine selam söyletiyor, ilginç.
tanım: net penaltıdır.
tanım: net penaltıdır.
sevgili baslik sahibi, peki tatlari nasil onuda soylermisin?
istanbul'da yaşanan ibretlik olay sonucunda, acınacak hale düşen ak parti il başkanı osman nuri kabaktepe'dir.
''istanbul halk ekmek fabrikası çalışmıyor, ekmek üretimi durdu'' yalanı ile yandaş basını da yanına alıp, halk ekmek fabrikasının birkaç yüz metre ilerisinde basın açıklaması yaparken, beklenmedik bir şekilde istanbul halk ekmek başkan vekili özgen nama yanına geliyor ve kara propaganda timi için kabus dolu anlar başlıyor.
başkan vekilinin ''buyrun gelin, birlikte inceleyelim fabrika çalışıyor mu çalışmıyor mu'' talebini türlü bahaneler ile geçiştiren ak parti il başkanı ne yapacağını şaşırıyor. araya başkaları girerek, ''höt zöt'' metodu ile özgen nama'yı uzaklaştırmaya çalışıyor ama özgen nama pes etmeyince ve kara propaganda için malzeme çıkamayacağı anlaşılınca da, daha fazla rezil olunmamak adına ak parti il başkanı topuklayarak bölgeyi terk ediyor.
video
izlerken içimin yağları eridi. videonun silinme ihtimaline karşı indirdim bile.
binbir hevesle oraya iştigal eden, ahaber başta olmak üzere yandaş basına güzel bir kapak olmuş. kendi kameraları önünde kendi adamlarının madara olduğunu izlemek bambaşka bir haz.
''istanbul halk ekmek fabrikası çalışmıyor, ekmek üretimi durdu'' yalanı ile yandaş basını da yanına alıp, halk ekmek fabrikasının birkaç yüz metre ilerisinde basın açıklaması yaparken, beklenmedik bir şekilde istanbul halk ekmek başkan vekili özgen nama yanına geliyor ve kara propaganda timi için kabus dolu anlar başlıyor.
başkan vekilinin ''buyrun gelin, birlikte inceleyelim fabrika çalışıyor mu çalışmıyor mu'' talebini türlü bahaneler ile geçiştiren ak parti il başkanı ne yapacağını şaşırıyor. araya başkaları girerek, ''höt zöt'' metodu ile özgen nama'yı uzaklaştırmaya çalışıyor ama özgen nama pes etmeyince ve kara propaganda için malzeme çıkamayacağı anlaşılınca da, daha fazla rezil olunmamak adına ak parti il başkanı topuklayarak bölgeyi terk ediyor.
video
izlerken içimin yağları eridi. videonun silinme ihtimaline karşı indirdim bile.
binbir hevesle oraya iştigal eden, ahaber başta olmak üzere yandaş basına güzel bir kapak olmuş. kendi kameraları önünde kendi adamlarının madara olduğunu izlemek bambaşka bir haz.
laktozsuz içip hayatıma mutlu mesut devam ediyorum. konuma gerek yok. içerken "sanki şekerli gibi di mi" muhabbeti yapabileceğim biri olsa kâfi.
ilk entry'den başlayarak - birkaç aklı başında entry hariç - trollük, cinsiyetçilik, ortadoğululuk, feodallik, ataerkillik akan leş başlık.
kutsal bilgi kaynağı artık toplumun hassasiyetlerini kaşıyan hasta trollerin ve onların rüzgarına kapılan cahil ergenlerin vomitorium'u. size hayırlı kusmalar...
kutsal bilgi kaynağı artık toplumun hassasiyetlerini kaşıyan hasta trollerin ve onların rüzgarına kapılan cahil ergenlerin vomitorium'u. size hayırlı kusmalar...
ihtiyar falan dediğiniz bildiğin cumhuriyet düşmanı yalancının tekidir. bazı durumlarda şiddet kullanılmalıdır. benim karşıma çıksa şu sakallı, yaşına başına bakmadan ağzını yüzünü kırardım.
(bkz: mike raun kim amk)
başlığı açan tipin 580 küsür takipçisi varsa, oturun bi suçu kendinizde arayın derim hemcinslerim. sövmeden önce bi durun düşünün, biz nerede hata yaptık diye
tanım: iyi tespittir. eğer gerçekten ablaysan vur ablam ellerin dert görmesin.
tanım: iyi tespittir. eğer gerçekten ablaysan vur ablam ellerin dert görmesin.
otobüste hamile, yaşlı ve engellilere ayrılmış koltuklara oturmuş iseniz ske ske yer vermek zorundasınız
normalde bu pahalılığın geçmesini beklerdik ancak faizler sürekli düşürülüyor. eğer bu gidişat değişmezse yakın bir gelecekte türk vatandaşlarının %90'ı hindistan veya bangladeşli fakirlerle aynı kaderi paylaşacak. %10 dan merkez bankasına borçlanan bankalar, ardından bu alınan parayı %20 ila %30 arasında kredi dağıtan bankalar ve %200 enflasyona ezilen halk döngüsü hepimizi iliğimize kadar emecek.
salak kızdır. napcan doktorla evlenip, yapıştır emlakçı galerici evladına, hastalandıkça kocişin götürür özel hastanelere sarı serumlara, her yer doktor.
başkanın bir an önce jesus ol kampanyası düzenlemesi gereken hoca.mister.
en kısa zamanda taraftarın tribünde mister için özel bir kareografi hazırlaması gerekiyor.
geç bulduk çabuk kaybetmeyelim seni yaşlı kurt.
yapın 4 yıllık yeni sözleşme sonrasında heykelini dikelim yoğurtçuya.
en kısa zamanda taraftarın tribünde mister için özel bir kareografi hazırlaması gerekiyor.
geç bulduk çabuk kaybetmeyelim seni yaşlı kurt.
yapın 4 yıllık yeni sözleşme sonrasında heykelini dikelim yoğurtçuya.
teknik servisinin ferrari pit ekibi olmamasına dikkat edin.
başakşehirin kale önüne çektiği otobüse akbili basmıştır.
35 yaşımdan sonra varoş bir kadın olduğumu öğrendim iyi mi?
ben erkeğim lan niye böyle birşey oldu?
ayrıca o pastanın adı üşengeç. çok da güzel yaparım
ben erkeğim lan niye böyle birşey oldu?
ayrıca o pastanın adı üşengeç. çok da güzel yaparım
dövmeden dolayı değildir o mide bulantısı... bende de oluyor memlekete geldikçe ara ara.
dövme burada bir şeyin sembolü. insanların kendilerinde görmek veya göstermek istedikleri kişilik özelliklerinin, karakter veya entelektüel vasıflarının, ucuz, kısa yoldan dışa vurulmasının, reklamının, pazarlanmasının sembolü. bu satılan imaj kişinin kendine sattığı uyduruk bir alter-egonun hayali bile olsa durum bu.
dövme yaptıran insanların %99'u ilk yıllarda dövmesinin anlamını anlatmak için adeta fırsat kolluyorlar. birisi "bu dövmenin anlamı ne" diye soracak, cevaben aldığı derin yanıt üzerine de dövme sahibi hakkında bir fikir oluşturacak, daha doğrusu kendisiyle ilgili düşündürmek istediği imaja dair bir yönelime girecek. kısaca amaçlanan bu.
sadece dövme değil, kılık kıyafet de bu milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerde kendini önemsiz mikrop gibi hisseden özgüven yoksunu insanların kendilerini kalabalıktan ayrıştırarak farklı bir yere koyduklarına inanmalarına giden araçlar.
kimsenin birbirini tanımak için zamanı yok, insanların sosyal, mesleki ilişkileri anlık varılan yargılar üzerinden işliyor bu yüzden yarattığınız imajın kendinizle ilgili vermek istediğiniz mesajla örtüşmesi için harcadığınız zaman, kendinizi geliştirip insanlar sizi tanıdıktan sonra özelliklerinizi takdir etmeleri için harcadığınız zamandan daha kısa sürede fayda sağlıyor. orta ve uzun vadeyi kim siker, burası (orası) türkiye, fake it till you make it.
ben mesela henüz türkiye'de herhangi bir pub veya barda az biraz normal kılıklı bir barmene rastlamadım. hepsi ne kadar uçuk, aşırı, marjinal tipler olduklarını gösterebilmek için sabahın altısında gömlek ütüleyen plaza insanlarından daha fazla üstlerine başlarına yönelik bir çaba içerisindeler.
uç örnekleri geçtim, hiper-kapitalist düzende insanların kendilerini tüketikleri üzerinden tanımlaması olgusu yeni bir şey değil. öncül görevi tüketicilik olan bireyin temel içgüdüleri, örneğin sosyal onaylanmak, saygı görmek gibi istek ve arzuları bu tüketim kanallarına yönlendirerek kısa vadeli tatminler yaşamasının sağlandığı ve bu mikro-hazlara bağımlılığın ilerlemesiyle alışveriş/tüketim üzerinden endorfin salgılandığı, kısır döngünün böyle işlediği hep bilinen şeyler.
bu ortamda insanlar kişiliklerinin yerine tarzlarını koymaya başlıyorlar. ne bileyim, marjinal bir çevrede bir adam eşcinsel ise, eşcinselliğini tüm karakteri haline getirip geriye kalan benliğini hiç göstermiyor, bunun üzerinden karikatür gibi, dizi karakteri gibi bir şey olup çıkıyor. vegan ise tüm dünyası veganlığı üzerinde kurulu oluyor, dünyada başka bir şey yokmuş gibi hiç bir meseleyi "bir vegan olarak" başlamayan cümlelerle tartışamıyorsunuz.
bu örnekler aslında en masumları, çünkü ortalamadan saptıkları için tespit edilmesi kolay ancak örneğin ortalama bir türk beyaz yakalısı kendisini sikindirik plaza insanı imajına ve yaşam tarzına o kadar daha adanmışlıkla bağlıdır ki, işini elinden alırsanız hayatına dair geriye pek bir şey kalmaz. bunların sayıları o kadar çok olmasa daha fazla göze batarlardı ama karınca sürüsü gibi olunca tek tek seçmek zor oluyor.
adeta insanlar kendilerine taklit etmek istedikleri bir veya birkaç dizi karakteri seçip dışavurdukları kişiliklerini bunun üzerine kurguluyorlar ve taklit edebildikleri bu karakterin ancak gözle görülür özellikleri olduğundan sözkonusu karakterin tarzı, bu insanların kişiliklerinin yerine geçen bir ikame ürün görevi görüyor.
dövme bu işin en kısa, en basit yolu. bütün dövmeler böyledir demiyorum, gözlemlediğim kadarıyla böylesi daha çok diyorum. göze doğrudan çarpmayan dövmeden çok daha saçma şeyler var mesela tadını beğenmediği halde viski içen götverenler, fusion mutfak adını magazin programında duyduğundan beri başka restorana gitmeyen özentiler, arabanın bir üst modelini alırsa sonunda işyerindeki yeni hatunun dikkatini çekeceğine inanan hababam sınıfı artıkları vs.
dövme burada bir şeyin sembolü. insanların kendilerinde görmek veya göstermek istedikleri kişilik özelliklerinin, karakter veya entelektüel vasıflarının, ucuz, kısa yoldan dışa vurulmasının, reklamının, pazarlanmasının sembolü. bu satılan imaj kişinin kendine sattığı uyduruk bir alter-egonun hayali bile olsa durum bu.
dövme yaptıran insanların %99'u ilk yıllarda dövmesinin anlamını anlatmak için adeta fırsat kolluyorlar. birisi "bu dövmenin anlamı ne" diye soracak, cevaben aldığı derin yanıt üzerine de dövme sahibi hakkında bir fikir oluşturacak, daha doğrusu kendisiyle ilgili düşündürmek istediği imaja dair bir yönelime girecek. kısaca amaçlanan bu.
sadece dövme değil, kılık kıyafet de bu milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerde kendini önemsiz mikrop gibi hisseden özgüven yoksunu insanların kendilerini kalabalıktan ayrıştırarak farklı bir yere koyduklarına inanmalarına giden araçlar.
kimsenin birbirini tanımak için zamanı yok, insanların sosyal, mesleki ilişkileri anlık varılan yargılar üzerinden işliyor bu yüzden yarattığınız imajın kendinizle ilgili vermek istediğiniz mesajla örtüşmesi için harcadığınız zaman, kendinizi geliştirip insanlar sizi tanıdıktan sonra özelliklerinizi takdir etmeleri için harcadığınız zamandan daha kısa sürede fayda sağlıyor. orta ve uzun vadeyi kim siker, burası (orası) türkiye, fake it till you make it.
ben mesela henüz türkiye'de herhangi bir pub veya barda az biraz normal kılıklı bir barmene rastlamadım. hepsi ne kadar uçuk, aşırı, marjinal tipler olduklarını gösterebilmek için sabahın altısında gömlek ütüleyen plaza insanlarından daha fazla üstlerine başlarına yönelik bir çaba içerisindeler.
uç örnekleri geçtim, hiper-kapitalist düzende insanların kendilerini tüketikleri üzerinden tanımlaması olgusu yeni bir şey değil. öncül görevi tüketicilik olan bireyin temel içgüdüleri, örneğin sosyal onaylanmak, saygı görmek gibi istek ve arzuları bu tüketim kanallarına yönlendirerek kısa vadeli tatminler yaşamasının sağlandığı ve bu mikro-hazlara bağımlılığın ilerlemesiyle alışveriş/tüketim üzerinden endorfin salgılandığı, kısır döngünün böyle işlediği hep bilinen şeyler.
bu ortamda insanlar kişiliklerinin yerine tarzlarını koymaya başlıyorlar. ne bileyim, marjinal bir çevrede bir adam eşcinsel ise, eşcinselliğini tüm karakteri haline getirip geriye kalan benliğini hiç göstermiyor, bunun üzerinden karikatür gibi, dizi karakteri gibi bir şey olup çıkıyor. vegan ise tüm dünyası veganlığı üzerinde kurulu oluyor, dünyada başka bir şey yokmuş gibi hiç bir meseleyi "bir vegan olarak" başlamayan cümlelerle tartışamıyorsunuz.
bu örnekler aslında en masumları, çünkü ortalamadan saptıkları için tespit edilmesi kolay ancak örneğin ortalama bir türk beyaz yakalısı kendisini sikindirik plaza insanı imajına ve yaşam tarzına o kadar daha adanmışlıkla bağlıdır ki, işini elinden alırsanız hayatına dair geriye pek bir şey kalmaz. bunların sayıları o kadar çok olmasa daha fazla göze batarlardı ama karınca sürüsü gibi olunca tek tek seçmek zor oluyor.
adeta insanlar kendilerine taklit etmek istedikleri bir veya birkaç dizi karakteri seçip dışavurdukları kişiliklerini bunun üzerine kurguluyorlar ve taklit edebildikleri bu karakterin ancak gözle görülür özellikleri olduğundan sözkonusu karakterin tarzı, bu insanların kişiliklerinin yerine geçen bir ikame ürün görevi görüyor.
dövme bu işin en kısa, en basit yolu. bütün dövmeler böyledir demiyorum, gözlemlediğim kadarıyla böylesi daha çok diyorum. göze doğrudan çarpmayan dövmeden çok daha saçma şeyler var mesela tadını beğenmediği halde viski içen götverenler, fusion mutfak adını magazin programında duyduğundan beri başka restorana gitmeyen özentiler, arabanın bir üst modelini alırsa sonunda işyerindeki yeni hatunun dikkatini çekeceğine inanan hababam sınıfı artıkları vs.
oyuncu ile konuş >
oyuncuyu odaya çağır >
altay bugün ki performansını beğendim böyle devam et >
sağol patron, diyeceğin başka bir şey yoksa çıkıyorum odadan >
görüşmeyi bitir.
oyuncuyu odaya çağır >
altay bugün ki performansını beğendim böyle devam et >
sağol patron, diyeceğin başka bir şey yoksa çıkıyorum odadan >
görüşmeyi bitir.
ts puan kaybetsin diye türlü türlü senaryolar yazan ekşicileri dumura uğratmış maçtır