Sık geçen başlıklar

mufredattayok 4

ekşi profili
içimdeki tüketim manyağı gollum şöyle şeyler söylüyor bana;

‘buna çok ihtiyacımıss var, eşşek gibi çalışıyorusss kendimisi biras mutlu etmeliyisss efendimiss. hem fiyatı artarsa alamayısss, bidahaki ay dikkat ederiss, taksit taksit öderisss efendimiss.’
bugün çalıştığım katta az hasta kalınca 'mufredattayok onkolojiye desteğe gider misin?' dediler, gittim.

7 yaşında bir kız, lösemi, adı mariam. türkçe bilmiyor. odasına girdim, beni ilk defa gördüğü için dehşetle baktı. kocaman kocaman gülüyorum korkmasın diye ama yüzümde maske var anlayamıyor sanırım. tansiyonunu ölçmek için manşonu yerleştirdim koluna. ağlamaya başladı. hemen kendi koluma da başka bir manşon bağladım. aynı anda tansiyonlarımızı ölçtük. o kömür gözlerindeki dehşetin yerine bir gülücük geldi ki size anlatamam. eve geldiğimden beri o duygu değişimi, saniyesinde bana güvenişi, o güzel gülüşü aklıma çakılmış vaziyette.

ben bugün bir çocuğu güldürdüm, yetti bana.

sen yaşa mariam, sen hep gül.
yıllardır atlatamadığım travma. 3 kızız, babam hep der ki 'bir taneniz ananıza çekemediğiniz, şunların tipine bak ecüş bücüş.' *

geçenlerde göğüs ağrısı ve çarpıntı sebebiyle bir ekg çektirip, tanıdığım bir kardiyoloğa whatsapptan göndermiştim. profil resmim annemle birlikte olan bir resimdi. doktor 10 dakika sonra çalıştığım servise geldi ve direkt dedi ki 'fotoğraftaki kim ablan mı, arkadaşın mı?'. göğüs ağrım beynime sıçradı, nabzım 150 oldu. 'annem' deyince, şaşırdı ve hiç benzemediğimizi, çok güzel olduğunu söyledi. (bence benziyoruz siz bakmayı bilmiyorsunuz, neyse.) 'hocam bırakın şimdi anamı kalbim diyorum' dedim. 'sorun yok' dedi ve gitti.

önüme dağ diktin güzelliğinle canım annem.