dövmeden dolayı değildir o mide bulantısı... bende de oluyor memlekete geldikçe ara ara.
dövme burada bir şeyin sembolü. insanların kendilerinde görmek veya göstermek istedikleri kişilik özelliklerinin, karakter veya entelektüel vasıflarının, ucuz, kısa yoldan dışa vurulmasının, reklamının, pazarlanmasının sembolü. bu satılan imaj kişinin kendine sattığı uyduruk bir alter-egonun hayali bile olsa durum bu.
dövme yaptıran insanların %99'u ilk yıllarda dövmesinin anlamını anlatmak için adeta fırsat kolluyorlar. birisi "bu dövmenin anlamı ne" diye soracak, cevaben aldığı derin yanıt üzerine de dövme sahibi hakkında bir fikir oluşturacak, daha doğrusu kendisiyle ilgili düşündürmek istediği imaja dair bir yönelime girecek. kısaca amaçlanan bu.
sadece dövme değil, kılık kıyafet de bu milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerde kendini önemsiz mikrop gibi hisseden özgüven yoksunu insanların kendilerini kalabalıktan ayrıştırarak farklı bir yere koyduklarına inanmalarına giden araçlar.
kimsenin birbirini tanımak için zamanı yok, insanların sosyal, mesleki ilişkileri anlık varılan yargılar üzerinden işliyor bu yüzden yarattığınız imajın kendinizle ilgili vermek istediğiniz mesajla örtüşmesi için harcadığınız zaman, kendinizi geliştirip insanlar sizi tanıdıktan sonra özelliklerinizi takdir etmeleri için harcadığınız zamandan daha kısa sürede fayda sağlıyor. orta ve uzun vadeyi kim siker, burası (orası) türkiye, fake it till you make it.
ben mesela henüz türkiye'de herhangi bir pub veya barda az biraz normal kılıklı bir barmene rastlamadım. hepsi ne kadar uçuk, aşırı, marjinal tipler olduklarını gösterebilmek için sabahın altısında gömlek ütüleyen plaza insanlarından daha fazla üstlerine başlarına yönelik bir çaba içerisindeler.
uç örnekleri geçtim, hiper-kapitalist düzende insanların kendilerini tüketikleri üzerinden tanımlaması olgusu yeni bir şey değil. öncül görevi tüketicilik olan bireyin temel içgüdüleri, örneğin sosyal onaylanmak, saygı görmek gibi istek ve arzuları bu tüketim kanallarına yönlendirerek kısa vadeli tatminler yaşamasının sağlandığı ve bu mikro-hazlara bağımlılığın ilerlemesiyle alışveriş/tüketim üzerinden endorfin salgılandığı, kısır döngünün böyle işlediği hep bilinen şeyler.
bu ortamda insanlar kişiliklerinin yerine tarzlarını koymaya başlıyorlar. ne bileyim, marjinal bir çevrede bir adam eşcinsel ise, eşcinselliğini tüm karakteri haline getirip geriye kalan benliğini hiç göstermiyor, bunun üzerinden karikatür gibi, dizi karakteri gibi bir şey olup çıkıyor. vegan ise tüm dünyası veganlığı üzerinde kurulu oluyor, dünyada başka bir şey yokmuş gibi hiç bir meseleyi "bir vegan olarak" başlamayan cümlelerle tartışamıyorsunuz.
bu örnekler aslında en masumları, çünkü ortalamadan saptıkları için tespit edilmesi kolay ancak örneğin ortalama bir türk beyaz yakalısı kendisini sikindirik plaza insanı imajına ve yaşam tarzına o kadar daha adanmışlıkla bağlıdır ki, işini elinden alırsanız hayatına dair geriye pek bir şey kalmaz. bunların sayıları o kadar çok olmasa daha fazla göze batarlardı ama karınca sürüsü gibi olunca tek tek seçmek zor oluyor.
adeta insanlar kendilerine taklit etmek istedikleri bir veya birkaç dizi karakteri seçip dışavurdukları kişiliklerini bunun üzerine kurguluyorlar ve taklit edebildikleri bu karakterin ancak gözle görülür özellikleri olduğundan sözkonusu karakterin tarzı, bu insanların kişiliklerinin yerine geçen bir ikame ürün görevi görüyor.
dövme bu işin en kısa, en basit yolu. bütün dövmeler böyledir demiyorum, gözlemlediğim kadarıyla böylesi daha çok diyorum. göze doğrudan çarpmayan dövmeden çok daha saçma şeyler var mesela tadını beğenmediği halde viski içen götverenler, fusion mutfak adını magazin programında duyduğundan beri başka restorana gitmeyen özentiler, arabanın bir üst modelini alırsa sonunda işyerindeki yeni hatunun dikkatini çekeceğine inanan hababam sınıfı artıkları vs.
23.10.2022 · 48. sıra
allahsizligiyaymakursusucaycisi
22.10.2022 01:21 ~ 01:22