neden düşüneyim?
"gençliğimi sosyal medyada ilgi budalalığıyla değil senle geçirmek istiyorum, gel be birilikte yaşlanalım" diyen oldu da ben mi geri çevirdim?
ben gençliğinin en ateşli zamanlarında dağlarda şantiyelerde meslek öğrenebilmek için götünü siktiren; çünkü bir gün sevdiği kadınla hayat kurmak isteyen çaylak bi mühendisken, götü boklu ortamlara girme ayağına bana hayatı tanımak istiyorum konuşması yapmak yerine senin yanındayım kafan rahat olsun ayhan diyen oldu da ben mi hayatımdan def ettim?
iyisin tatlısın hoşsun ama beklediğim ilgi açlığını anlamıyorsun, bana beklediğim ilgiyi göstermiyorsun demek yerine "bu adam mutlu lan benle tamam işte ne güzel devam ediyoruz" diyen oldu da ben mi kenara attım?
gençlikte açık şuurla, bilerek, hatta seneler boyunca yapılan dev hatalar yığını bana masum gençlik hataları diye ittirilmeye çalışıldığında ne yapmam gerekiyordu peki? "haklısın bebeğim, senin senelerce her haltı yemen en doğal hakkındı, ben de alemin keriziyim tabi, senin en ufak sıkıntında olabilecek en boktan rahatlama yollarını seçmenden daha doğal bir şey olamaz, istediğin herkesle her şeyi yapmış olman da tabii ki sorgulanamaz, ben seni böyle kabul ediyorum" mu demem gerekiyordu? ulan siz gençtiniz de ben genç olmadım mı? ben sıkıntı yaşamadım mı? size canınız her sıkkın olduğunda istediğiniz her boku yapma hakkını kim verdi? yaptıklarınızın sorumluluğunu üstlenmeme, sonuçlarından kaçma lüksünü kim verdi? benim hayatta aldığım her yanlış kararın sonucu burnumdan fitil fitil gelirken sizin "biri gelsin beni ne yapmışsam yapmış olayım kurtarsın, bi de sorgusuz sualsiz kabul etsin" şımarıklığınız nereden geliyor?
seninle her yola varım diye beni şu an yaşadığım hayata şevklendirdikten sonra "bu kararı kendi kendine aldın, kusura bakma ben yokum" diye şizofrence ağız değiştiren babam mıydı peki?
şu an yaptığım ve türkiye'de muadili bile olmayan denetim kökenli işimi anlamlandıramayınca beni uyuşturucu kaçakçılığıyla (şaka değil) suçlayan dayım mıydı?
benim hayatım bu, işim bu, olayım bu, adım bu, tipim bu, yapabileceklerim bu, yapamayacaklarım bu dedikten sonra seviyorum lan seni neysen o ol diyen oldu da ben mi götüne tekmeyi bastım...
şimdi burdan sonrası tamamen subjektif...
ben, türkçe biliyorsa tanıştığım her kadına önce burayı okutuyorum. senelerdir... kimle tanıştıklarını bilsinler istiyorum. dümdüz düşünen, dümdüz seven, basit şeylerle mutlu olabilen ve hedef odaklı yaşayan bi adam olduğumu beni öğrenmeye niyetlenen kadının bilmesini istiyorum...
ama bir şeyi kaçırıyorlar... ben işler canınızın istediği gibi gitmediğinde aşık atılacak, zeka yarıştırılacak, manipüle edilebilecek bi adam değilim. haksızlık karşısında ya da benim de hayatımı etkileyen bi aptallık karşısında sessiz kalmam. sevildiğinize güvenip bana bu şeyleri ittirmeye çalıştınız çoğunuz... bazılarınız da allah var karakter ve huy olarak muazzam kızlardınız... o ayrı. ama tek bir şey var, ben haksızlık karşısında babamı bile tanımam; ki bilen bilir tanımamışlığım çok vardır.
o yüzden sevgili kızlar; ciddi ilişki düşünmek isteyen önce neticesini, sonra kafasını toparlayıp yaklaşsın erkeklerin yanına... en az benim kadar lafını sakınmayan, yalnız bırakma tehditlerinize pabuç bırakmayan ve hakkını savunabilen bi adama denk gelirsiniz, dünyanız şaşar.
sizi en iyi olduğunuzu sandığınız yerden, laf ebeliğinizden avlar biri, ağzınızı bile açamazsınız.