baklava fıstıklı olur, aksini iddia eden de köy peyniridir.
Sık geçen başlıklar
stajyer diplomat 5
ekşi profilit: doğru bir önerme.
bundan 3 sene önce bir abiyle tanıştım. ankara'ya yeni geldiğim zamanlar. galatasaray'ın şampiyonlar ligi maçı var psg ile. izlemek için bir cafeye gittim. maç saatine yakın, mekan biraz daha dolmaya başlayınca sıkış tepiş olduk ama kimse rahatsız değil durumdan. tam bir stadyum atmosferi var.
neyse maçın başlamasına 3-5 dakika kala bir abi geldi masama doğru “rahatsız olmazsan ben de senin masanda izleyebilir miyim maçı?” dedi ama adamın ses tonu epey ağlamaklı. yani yardıma muhtaç bir ses tonu olur ya, çekingen. hissedersin hani. dedim estağfurullah abi buyur otur.
maç başladı, gs de iyi oynuyor atak üstüne ataklar ama abimiz yarım paket sigara bitirdi ilk yarı bitmeden. “abi hayırdır?” dedim. yıllardır bu soruyu bekliyormuş gibi başladı anlatmaya. ticaretle uğraşıyormuş, 3 ay öncesine kadar epey de iyiymiş durumu. bir kadını çok sevmiş ve evlenmişler. o kadın da seviyormuş abimizi. 8 senedir evlilermiş ama son 3 aydır durum kötüye gidince kadının tavırlar değişmeye başlamış. abi iflas bayrağını çekince de durduk yere kavgalar çıkarmaya başlamış ablamız.
sonra aşağılamalar, “sen de erkek misin?” demeler. en son evi terk etmiş o çok seven ablamız. ben bi ara şeyi düşündüm, yenge terk etmiş paran yok diye, sen maça geliyorsun. ulan herhalde hesabı kitlemek için hikaye uyduruyor. sonra devamını ekledi abimiz “bugün 3 senedir alamadığım parayı aldım, yengen de barışalım diye aradı. ben kime güveneyim?” demesiyle süzüldü yaşlar gözünden.
maç bitti, kalktık gidiyoruz. “ meğer ben bu zamana kadar hiç sevilmemişim” diye milletin içinde hüngür hüngür ağlayarak gitti koskoca adam.
bundan 3 sene önce bir abiyle tanıştım. ankara'ya yeni geldiğim zamanlar. galatasaray'ın şampiyonlar ligi maçı var psg ile. izlemek için bir cafeye gittim. maç saatine yakın, mekan biraz daha dolmaya başlayınca sıkış tepiş olduk ama kimse rahatsız değil durumdan. tam bir stadyum atmosferi var.
neyse maçın başlamasına 3-5 dakika kala bir abi geldi masama doğru “rahatsız olmazsan ben de senin masanda izleyebilir miyim maçı?” dedi ama adamın ses tonu epey ağlamaklı. yani yardıma muhtaç bir ses tonu olur ya, çekingen. hissedersin hani. dedim estağfurullah abi buyur otur.
maç başladı, gs de iyi oynuyor atak üstüne ataklar ama abimiz yarım paket sigara bitirdi ilk yarı bitmeden. “abi hayırdır?” dedim. yıllardır bu soruyu bekliyormuş gibi başladı anlatmaya. ticaretle uğraşıyormuş, 3 ay öncesine kadar epey de iyiymiş durumu. bir kadını çok sevmiş ve evlenmişler. o kadın da seviyormuş abimizi. 8 senedir evlilermiş ama son 3 aydır durum kötüye gidince kadının tavırlar değişmeye başlamış. abi iflas bayrağını çekince de durduk yere kavgalar çıkarmaya başlamış ablamız.
sonra aşağılamalar, “sen de erkek misin?” demeler. en son evi terk etmiş o çok seven ablamız. ben bi ara şeyi düşündüm, yenge terk etmiş paran yok diye, sen maça geliyorsun. ulan herhalde hesabı kitlemek için hikaye uyduruyor. sonra devamını ekledi abimiz “bugün 3 senedir alamadığım parayı aldım, yengen de barışalım diye aradı. ben kime güveneyim?” demesiyle süzüldü yaşlar gözünden.
maç bitti, kalktık gidiyoruz. “ meğer ben bu zamana kadar hiç sevilmemişim” diye milletin içinde hüngür hüngür ağlayarak gitti koskoca adam.
kadın liyakatsiz bir şekilde, bu yöntemle ve yüksek ihtimalle birilerinin de hakkını yiyerek işe girerken sorun yok ama sansürlenmemesi sorun öyle mi?
adam zaten suçlu onu konuşmaya gerek yok.
adam zaten suçlu onu konuşmaya gerek yok.
yeni kıyafet masrafı çıkarmasıdır.