Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
yapılacak sınavın sahip oldukları yetkinlikleri ölçmek üzerine olmaması, atandığı alanı hakkında bir ölçüm değil de, ezber ölçme sınavı olmasıyla ilgilidir.
yoksa bir tarih öğretmeni hem eğitim bilimleri, hem sınıf yönetimi ama ağırlıklı olarak alanıyla ilgili bir sınava tabi tutulsa sanmıyorum ki hiç kimse buna itiraz etsin.
tarafsız olmayan ve kurum içinde planlanan böyle bir sınav sonunda sarı sendikalıların önceden soruları alarak kayırılacağı şüphesinin yüksek olması da buna bir etken elbette.
hükumet sendikasından başvuranların önceden soruları alacağı dedikodusu her geçen gün yayılmakta deniyor.
enteresan bir istatistiğim var. çevresindeki bütün arkadaşları erkek olan kadınlar hep sıkıntılı oluyor. sorarsan “ben kadınlarla değil erkeklerle iyi anlaşıyorum cınım” derler ama işin aslı hiçbir kadının kendisine yanaşmaması, arkadaş olmak istememesinden kaynaklanır. hiçbir hemcinsiyle anlaşamayan kadının ruhsal olarak sağlıklı olma ihtimali yok.
çok kolay değil tabii ama geçer.

+sık sık dışarı çık, kilitli kalma.

+yeni insanlarla tanışmaya çalış.

+hemen yeni bir ilişki arama.

+eski sevgilinizin ne yaptığını sorma.

+umutsuzluğa kapılma, dünyada 8 milyardan fazlayız, biri çıkacak.

+ama acele etme.

+kendine zaman ayır.

+sevdiğin şeyleri yap, yeni bir aktiviteye başla.

+spor yap.

+başka biri ol.

+erkeksen çapraz küçük çanta takma.
yapın tabii ki şerefsizler. ben ikinci çocuğum, ya yapmasalardı?

o değil de hayata bir daha geleceğimizin hiçbir garantisi yok. istifa ettim bir ay sonra basıp londra’ya mastera gideceğim.(yaş 35) zibilyon hayalim var. evli arkadaşlarım bana mı mutsuzluk rolü yapıyorlar, yoksa gerçekten hepsi bu denli mutsuz mu anlamıyorum.

dünya üzerinde milyonlarca çocuk var. bir tane de benim genimden olması şart mı? bu zamana kadar çocuklar ve gençler yararına gönüllü projelerde yer aldım. orada da alacağım. çocuğum olmasın gibi bir kaidem yok ama neden bütün mal varlığımı, hayallerimi bir velete ipotek ediyorum anlamıyorum?

bir kere türk insanı ev, çocuk dengesini asla kuramıyor. bok varmış gibi her buluşmaya eşlerini çocuklarını da salça ediyorlar. etmezlerse de paso çocuklarını konuşuyorlar. ulan sizin hiç mi özel hayatınız yok? hiç mi rafine bir zevkiniz yok? bireysiniz siz, çocuk kölesi değil!

arkadaşımın kızı üni. sınavına girdi 300 bininci oldu. özel okul istiyormuş. ama üsküdar üni. gibi bi okul da istemiyormuş. arkadaşın götü çıkıyor üç kuruşa çalışayım diye. neden? bir adet beyinsiz, şımarık bebeye servet harcamak için. çünkü çocuk sevgisi böyle bir şey. halbuki o kızdan bir bok olmayacağının ikimiz de farkındayız.

yok arkadaş ben almayayım. birini özel okula göndereceksem bu kendim olmalıyım.*
hayvanoğluhayvanın birinin , karısından yediği trip ya da fırçanın (nasıl acı koyduysa) , acısını temizlik görevlisinden yani kendinden güçsüzden çıkarmaya çalışmadır.

edit: hayvanoğlu hayvan diyerek köpeğe ayıp etmiş olduk. "cühela ve iktidarsız yaratık" diyelim daha doğru olur.
çocukluğumu yaşayamadım. evde terzilik yapan anneme yardım etmekle geçti. yaşıtlarım sokakta oynarken ben evde çalışmak zorundayım. daha 9 yaşımdaydım. ne zaman sokakta ailesiyle beraber kağıt toplayan 8-10 yaşlarında suriyeli çocuklar görsem aklıma çocukluğum gelir. bu yaştaki çocukları baskı ve korku ile köleleştirmek kolaydır. çocuğun içten içe neler yaşadığını, içinde ne fırtınalar koptuğunu, kulakları sağır eden bir sessizliği insanlar fark etmezler. hayat fakir aile çocukları için yenilgi ile başlar.

çocukken en çok ailesi ile birlikte deniz kenarına tatile giden arkadaşlarıma imrenirdim. ben denizi 17 yaşında gördüm, 1977 yılında... ilk olarak marmara denizini gördüm. yüzmeyi de burada öğrendim.
1966-1976 yılları benim için tam bir kabustu... sorumsuz işsiz cahil bir baba, çocuklarını ezerek evini geçindirmeye çalışan sevgisiz büyümüş cahil bir annenin çocuğuydum. hayata tutunmak için anneme destek olmak zorundayım. ama hiç bir zaman taktir edilmedim.

çocuklar çevrelerindeki arkadaşlarından gördüklerini ya da tv reklamlarında gördüklerini isterler. isteyip de elde edememek çocuk ruhunu yaralar. benim o kadar çok yaram var ki... örneğin muz (anamur) lüks bir meyve idi. senede 1-2 kez yiyebilirdim hepsi o kadar. keza tavuk satın almak durumunuzun iyi olduğuna işaretti. tavuk pahalıydı. keza çikolata da öyle... benim çocukluğumda buzdolabı lüks sayılırdı. buzdolabı olan aileler komşularına hava atmak için buzdolabını evin salonuna koyarlardı. siyah-beyaz televizyonlar ilk çıktığında inanılmaz pahalıydı. çok az ailede bulunur, komşular trt'nin haftada bir gün yaptığı yayınlarda televizyonu olan eve akın ederlerdi.
beni en çok üzen ve utandıran şey, mahalledeki arkadaşlar güzel pantolonlar ile dolaşırken ben diz kapağı yamalı pantolonla dolaşmak zorunda kalırdım. kızlar yanıma geldiğinde pantolonumun diz kapağındaki yamayı elimle kapatmaya çalışırdım.
normal bir annem, babam olmasını çok isterdim ama hayata 3-0 yenik başladım. babam vefat edeli neredeyse 13 sene oldu. annem halen gençliğindeki gibi agresif ve bencil... huylu huyundan vazgeçmiyor maalesef... insanlar 40'lı yaşlarda kendilerini düzeltemiyorsa bu yaştan sonra düzeltmesi neredeyse imkansız oluyor. hele bir de cahilse... ben ne annemin ne de babamın bir tek roman ya da öykü okuduğunu hiç görmedim.

hayat işte... kimi çocuklar pamuklar içinde zengin varlıklı güçlü ailede doğar kimileri de sefalet ve yokluk içinde...

siz siz olun, insan gibi bakamayacağınız çocukları dünyaya getirmeyin. çocukken mental olarak yaralı büyüyen çocuklara hayat ölünceye kadar ağır gelir, bunu unutmayın. dünyaya getirdiğiniz çocuklar arkanızdan küfretmesin...
hiç boşa tatava yapmayın; bu tür kızların mesaj kutularını patlatan abaza oğlu abazalar da sizsiniz. kime, neyin şovunu yapıyorsunuz?
akp'yi temize çıkarıp iktidar süresini 2040'lara kadar uzatmayı hedefleyenlerin diline doladığı zırvadır.

sorular filan çalınmadı. boş yapmayın amk. sorular bizzat kankileri tarafından ve-ril-di.

ulan ülkeyi 20 yıldır iliklerine kadar yöneten adamlar 2022 yılında bile mağdur edebiyatına sarılabiliyor. ne bitmez lanetmiş bu böyle.

fem dersanesi'nde 100'de 100 yapan delikanlı ülkenin en kudretli adamlarından akp'li mustafa şentop'un oğlu. oradan başlayın sorgulamaya o halde.
aşağılık kompleksli yazarların yine hata yerine hatayı dile getireni linç etmeye çalışacağı başlıktır.

bu kadar aşağılık kompleksli olmak için özel çaba sarfetmek lazım, kendi kendine olmaz.

genç arkadaşlarım, hayatınızda başarılı olmak istiyorsanız kendinize güveneceksiniz, ekşideki bu aşağılık kompleksli yazarlar gibi ezik olmayacaksınız.

rönesans avrupalıların roma ve yunan medeniyetine karşı hissettikleri aşağılık kompleksinin yıkılmasıyla başladı. türkiye'de de bir şeyler düzelecekse öncelikle bu aşağılık kompleksinden kurtulmak gerekiyor.

edit: rönesansı avrupa'nın roma ve yunan uygarlığına karşı duyduğu aşağılık kompleksi ile ilişkilendirmek benim kendi ortaya attığım bir fikir değil arkadaşlar, john gribbin'in bilim tarihi isimli kitabında yaptığı bir tespit.
--- spoiler ---

yine fenerbahçe taraftarı hariç bütün takım taraftarlarının doluştuğu başlık olmuş, tutmadığınız takımla bu kadar alakadar olmanızın sebebi ne acaba ?

--- spoiler ---

eziklikte çıtayı sürekli yukarı taşıdığınız için olabilir mi?
adamlar kafasına göre yıldız koyuyor, putin diye tezahürat yapıyor, kendi kendine şampiyonlukta en birinci biziz diyor sonra da bu mallar niye bizi konuşuyorsunuz diyor ahahahah

tanım: tassak geçilesi bir rezaletten öte mallık.
97 yılında doğmuş adama 90 yılında olan olaylar yüzünden laf eden bir adet orospu çocuğu içeren olaydır. ki anlattığı şey de yalan.

yani bu şerefsiz gavatın mantığına göre geçmişte olan kötü olaylar yüzünden mendil satan herifin çıkıp hiçbir şey eleştirme hakkı yok.

yemin ediyorum bir gün öyle birine denk geleceksiniz sokakta, o ağzına telefon sokulandan beter olacaksınız. milletin iyice canına tak etti, birinizi öldüresiye dövecekler az kaldı.

edit : google'a 1997 ekmek fiyatları yazınca milliyet'in bir haberine ulaşılıyor , 210 gram ekmek 15 bin liraymış. yani üstteki haysiyetsiz yalancının dediği fiyatlarda değil.

gerçekten yalan bunların ağzına kamp yapmış.

edit 2: yalancıyla uğraşılmıyor gerçekten, son editim ben yıldım. yalanı ortaya serilince o yalanı hiç söylememiş gibi girideki tarihleri ve fiyatları değiştirmiş. arsızlık had safhada, gerçekten denecek bir şey yok artık.
şahane bir diplomasi manevrasıdır.
türk topraklarında tamamen rus devletine bağlı nükleer tesis yaptılar. nükleer teknolojiyi vermediler. türk şirketini kapı dışarı ettiler. ürettikleri enerjiyi 40 yıl boyunca piyasanın bilmem kaç katından türkiye'ye satacaklarına dair sözleşmeleri var.
karşılığında ne aldık? hiç bir şey!
kendi santrallerini yapmak için yolladıkları 6 milyar dolar için (yanlış anlamayın kendi paraları, hibe falan değil) hepsine "tamam abi" dedik.
muhteşem bir diplomatik zafer!
dışişlerini monşer diye aşağıladığın, işin uzmanı diplomat kadrodan alıp imam hatip mezunu şakirtlere verirsen olacağı bu!
putin'den bu kaçıncı tokat, hatırlamıyoruz bile.
teşekkürler akp, teşekkürler erduvan!
https://www.youtube.com/watch?v=_a4uwsvkchy
https://youtu.be/en-zgylwcao?t=112

edi:
https://www.youtube.com/watch?v=fnyhjw23rse
bir arkadaşım vardı. stokçuluk yaptı 100'e aldığı arabalar 500 oldu aşırı kâr etti. dün öldü. ibnelik yapıp milletin hayallerini çalmayın; ölüp gidiyoruz
valla ben de dinci biriyle beraber olmak istemezdim. düşünsene götünü hangi elle yıkayacağını bile kitaptan bakıyorsun. iğrençsiniz ibneler.
bir de botlar borunun çıkında bugda kalır yolu kaparlardı. borunun içinde öndeki bota söve söve çaresizce birinin gelip öldürmesini beklerdin.

ben ct side'da taktiksel bir sızma harekatı planlamak için aracın içindeki kameraları izleyip takıma bilgi vermeyi seçerdim. sonra o kamera buga girerdi çıkamazdın ekrandan seni öldürmeye gelen düşmanı izlerdin.

cs_assault gelmiş geçmiş en fantastik en absürt olayların yaşandığı haritaydı.
haklı tespitlerdir. marvel çöplüktür. sinema kültürünü, senaryo geleneğini bitirmiştir. artık senaryoya gerek kalmadı. bir tane siktiri boktan bir yaratık yarat, yok uçan adam, yok kaçan adam, yarak kürek adam. al sana film.

bir de bunu ayıla bayıla izleyen spastik nesilde birleşince. aslında bunlar hak ediyor. bu zekaya bu film. normal.
lan profesyonel hayatta kim kime kapıları kapatıyor? sikik sikik konuşuyorsunuz.

"burak yılmaz gelemez! gelse de oynayamaz! oynasa da maça gitmeyiz!" diye atıp tutuyordunuz, noldu amk? kral diye götünde gezdiniz. kulübe üye yaptınız...

oğlum yeter lan, yeter amk. mal mal konuşmayı bırakın artık. şu hayatta binlerce örneği varken nasıl böyle beylik laflar kuruyorsunuz? kimsiniz oğlum siz? işten kovulsanız stresten kafayı yiyecek insanlarsınız. milyon dolarların döndüğü bir endüstride "yok kötü ayrılırsa geri dönemez, yok vefa, yok yarak yok kürek" bi siktirin gidin amk!
operasyon sivillerin dışarı çıktığına emin olunduktan sonra yapılmıştır.
türk ulusu olarak dost ve kardeş ülke israil'in terörle mücadele konusundaki kararlılığını ve başarılarını takdir ediyoruz.

aramızda kripto teröristler var. "vollohuaugbur" diyerek üstünüze doğru koşan birini görürseniz oradan uzaklaşın.

edit: bazı denyolar bana özel mesaj yoluyla "biz dost ülke değiliz" mesajı gönderiyor. şuan gördüğüm kadarıyla 99 kişinin favlamış olduğu bu entryle bu saçma iddiayı ortadan kaldırdığımızı düşünüyorum.
1 kişinin akıl dışı iddiası yerine 99+ kişiyle aynı fikirleri paylaşıyorsak, bu 99+ kişinin "türk ulusu" hakkında belirttiği görüşler daha muteberdir. israil bizim ortadoğu bataklığındaki tek gerçek müttefikimizdir arkadaşlar. deve siken dostlarınız "siz israille düşmansınız" diyerek size yalan söylüyor.
cahildir.

tv izlemediğimden kendisini mevzular açık mikrofon ümit özdağ programında gördüm,

madımak olaylarından iki siyasetçinin siyasi parti genel başkanı olduğunu söyledi. eğer kastı temel karamollaoğlu ise olayları yatıştırmak için teskin edici konuşma videosunu derhal izlesin.

ayrıca mahalli bir idarenin seçilmiş yöneticisinin asayiş olaylarından sorumlu tutulamayacağını da bir zahmet öğrensin. bunu idare hukuku bilen bir hukukçuya sorabilir. bir hukukçu.
son seneye kadar azalmış olsa da düşüncelerimde ülke'nin bir gün gelişmiş bir ülke seviyesine yükseleceği umutları vardı. geçtiğimiz bir kaç sene çevremi ve toplumu odaklanarak gözlemledim. azınlıkta olan içi güzel insanları kenara koyuyorum lakin içinde bulunduğumuz toplum ahlaken çökmüş, cehalet tavan yapmış, diğer canlılar gibi sadece içgüdüsel olarak yaşamaya evriliyor. herkes birbirini dolandırma peşinde, erkeklerin tek hayali para ve kadın. kadınların tek hayali zengin erkek. zeki insanlar ülkeden kaçma derdinde. arkadaşlar, akrabalar kıskançlık, fesatlıkla yatıp kalkıyor. gençler gelecekten umutsuz beyinleri sosyal platformlar ile yıkanmış, orta yaş üzeri makarnasını yeyip ahaber izlerken şükür duasında.

kibar, terbiyeli, eğitimli insanın toplum genelinde ezik ve dışlanır olduğu bir ülkede yaşıyoruz, 85 milyon+15 milyon ne olduğu belirsiz insan yığınını barındıran geri kalmış bir ortadoğu ülkesi ileri mi gidecek sanıyorduk? umarım bu günler mumla arayacağımız günler olmaz.