Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
kaç senesiydi hatırlamıyorum, ama çocuktum. memlekete bir siyasetçi gelmiş, annemle ben de sokaktayız bir yere gidiyoruz. o sırada bir otobüs geçiyor, içinde böyle sıcak tebessümle birisi bize el salladı, bayağı göz göze geldik. hatta bana öpücük yolladı.

hoşuma gitti tabi, anneme dedim bu adam neden cumhurbaşkanı olmuyor?

hay dilimi eşşoğlu eşşek arısı soksaydı da allahtan başka bir bela isteseymişim diyeyim de siz anlayın kimden bahsettiğimi.
sayın sedat peker, bu size benden naçizane bir açık mektuptur. buraları okuyor musunuz okumuyor musunuz bilmiyorum ama umarım okuyorsundur ve dikkate alırsınız.

ben sizi şu videoları izleyene kadar hiç sevmezdim hatta nefret ederdim.
nefret etme sebebim; sizin bir organize suç örgütü lideri olmanız değil, zamanında babamın hayatını mahveden ve dolayısıyla 3 kardeş olarak bizim de hayatımızı mahveden bir mafya bozuntusunun sizin adamınız olmasıdır.

gerçekten sizin adamınız mıdır bilmiyorum ama facebook hesabı boy boy fotoğraflarınızla doluydu. şimdi kontrol ettim hala facebook profil fotoğrafında sizin onu alnından öperken çekilmiş fotoğrafınız duruyor. şu ortamda bile o fotoğrafı kaldırmadığına göre demek ki has adamınız.

neyse konumuz o adam değil veya sizin çocuklarınız çocukta biz 3 kardeş olarak neydik falan demeyeceğim. olan oldu üstünden yıllar geçti.

esas konumuz şu; son baktığımda 13 milyon izlenmiş 7. videonuz.
bunu izleyenler akp kitlesi değil tam tersi onların muhalifleri. ülkeye dair umudu kalmamış gençler, bir şeylerin değişmesini uman bizim gibi insanlar.

bolca kitap okumuşsunuz, kendinize bir çok örnek insanın yakıştırmasını yapıyorsunuz. hatta atatürk gibi bile akılcı olmaya çalıştığınızı söylediniz.
ne gibi gizli hesaplarınız var bilmiyorum ama şu noktadan sonra size iki seçenek kalıyor.
ya muktedirlerle anlaşacak bu videolara son vereceksiniz ya da sonuna kadar gidip bu düzenin değişmesini sağlayacaksınız.

örnek aldığınız o adamların hepsi ikinci seçeneği yapacak kadar erdemli, onurlu, namuslu olmuştur. o insanlar yanlış giden düzene başkaldırmış ve kitaplara konu olmuştur. ölümlerinin üzerinden yıllar geçse bile rahmetle ve saygıyla anılırlar.
ama siz ilk seçeneği seçer ve muktedirlerle anlaşırsanız şu dünyada milyarlarca insandan bir kaçının eline geçen şansı yitireceksiniz.
ilk seçeneği seçerseniz tarih sayfalarına basit bir mafya olarak geçeceksiniz.
ikinci yolu seçerseniz, bu düzeni değiştirecek ateşi yakarsınız, 100 yıl sonra bile bu ülke adına en önemli kişileri içinde anılırsınız.

geçmişte ne yaptıysanız yaptınız bunların hepsi affedilir. sizin has adamlarından biri tarafından hayatı mahvedilmiş bir adam olarak ben bile sizden razı olurum.
doğrudan veya dolaylı hayatlarını kötü etkilediğiniz her insanın da böyle düşüneceğini biliyorum.

gördüğüm kadarıyla inançlı birisiniz. sizin günahlarınızın kefareti bu muktedirlerin düzenini yıkmaktır, onlarla anlaşmak değil.

saygılar...
e nedenini izah edeyim. yalnız ilkin söyleyeyim, yarı laz kökenliyim.

birçok benzer konuda olduğu gibi, bir değere sonradan dahil olanlar, zorla benimsetilenler, o değerleri herkesten, hatta o değerleri inşa eden veya ilk kez sahiplenen topluluklardan dahi daha çok içselleştirerek muhafaza etme dürtüsü edinirler. bunun nedeni, geçmişteki travmatik empozisyonun kültürde oluşturduğu ters tepkili bir koruma güdüsüdür.

tarihleri boyunca farklı hristiyan mezheplerine angaje olan pontus * ve laz * gibi doğu karadeniz'in otokton sayılabilecek halkları, malum fethin * akabinde gerçekleşen islamlaştırma politikaları sonucunda peyderpey müslüman hale getirilerek bu değerleri benimsemişler ve yıllardır müslüman olan türklerden bile daha koyu renkte bir muhafazakarlık gömleği giymişlerdir.

bugün bir kuşak öncesindeki dedeleri dahi romeika * konuşan, birkaç yüzyıl önce hristiyan ibadetleri gerçekleştiren, bizzat şahit olduğum şekilde hâlâ hristiyan adetlerini farkında olmadan yaşamaya devam eden köylerden çıkan trabzonlu siyasetçilerin veya günümüzde hâlâ lazca konuşabilmekte olan rizeli oligarkların türkiye'yi yönetmelerinin nedeni, müslümanlığı ve milliyetçiliği büyük bir dayatmayla kavramış olmaları dolayısıyla türklerden bile daha kuvvetli bir şekilde özümsemeleri ve buna istinaden, cehalet içerisinde yüzen bir topluma daha güçlü bir hamasetle pazarlayabiliyor olmalarıdır.

bu denklemi, zamanında türklerin araplar tarafından uğradığı talkan ve curcan katliamlarıyla * kuteybe gibi panislamist araplarca islam'ı kabul etmeye zorlanmaları ve bu yüzden islam korumacılığını, islam'ın kurucusu olan sami araplarından bile teslim alarak yüzlerce yıldır yeşil sancağı taşımaları olgusuna benzetebilirsiniz.
süpermiş lan o zaman.

edit: niye süper açıklayayım; meyhanede acılar-kederler-üzüntüler paylaşılarak azaltılır, mutluluklar-sevgi-dostluk paylaşılarak artırılır, meyhanede insanlar birbirine kin gütmez, parmak sallamaz, hedef göstermez, meyhane de kimse kimsenin masasına çökmez, masasından çalmaz; aksine insanlar can-ı gönülden masasındakileri başka masalara ikram eder, velhasıl kelam uzar gider bu liste ama bizim bildiğimiz meyhaneler çok güzel yerlerdir teyze; herkese öyle bir meyhane, öyle bir ülke, öyle bir hayat nasip olsun.
cehalet. cahillik. nokta.
başka birşey aramayın. bu sadece en iyi okullara gitmekle alakalı bir konu değil. kişisel eğitim yok, kendini geliştirme yok, merak edileni araştırma yok.
mantık yok, fikir yok, düşünce yok, empati yok.
hiçbir şey yok.
ne var? kıskançlık, görgüsüzlük, patavatsızlık, kabalık, nezaketsizlik.... bencillik.
(bkz: ben gazeteciyim herkesle görüşürüm)

ama hain olmayacakmış, hain olursa görüşmezmiş. mesela kim hain? canan kaftancıoğlu.
sen kimsin de kim hain kim değil karar veriyorsun.

adam şizo, kendini hakkaten gazeteci sanıyor. mesleğin hakkaten ağzına s.çtınız.
gezi yüzünden diziyi kaldırdılar yayından, en büyük yavşağın platformunda diziyi çekiyolar. hepinizin kalıbını sikeyim
adam ne güzel itiraf ediyor, eski akpli başbakan, maktulün babası ile de görüştüm diyor ama bir tane savcı çıkıp da soruşturamıyor.
daha ne olması lazım acaba, maktül mezarından kalkıp "öldürüldüm ben" dese yine başınızı kuma gömmeye devam edersiniz siz!
ayşe bilerek merve demediyse bir şey bilmiyorum kız hırs ve rekabet dolu sırf istatistik kasmak için en azılı rakibini elemek istedi. bir de üzülmüş gibi bile yapamıyor ıkındı kaldı.
mutsuzluğun kaynağı genelde elde edemediklerin veya elde edecek umudunun olmamasıdır, para aşağıdakileri kolayca sağlayabilir;
iş sahibi olmak,
eş sahibi olmak,
sevgili sahibi olmak,
araç sahibi olmak,
özgürce seyahat edebilmek,
tatil yapabilmek,
kendine ait bir yaşam alanı oluşturmak,
çocuğunun eğitimi için özel okul,
gelişimi için özel bakıcı...

para bunların alayını insana gerçekleştirir.. yurt dışına çıkacaksın vize için bile malın mülkün var mı, dönecek misin diye bakılıyor.

istisnalar dışında sağlık konusunda dahi; düzenli check up’lar ile erken teşhisine, konforlu tedavi görmeye, dişine yaptıracağın implantın/dolgu malzemesinin kalitesine, sıra beklemeden gireceğin mr çekimine kadar sağlığa olumlu etkisinin olabildiğini de varsayarsak para mutluluk getirir. para mutluluk getirmez diyen mutlu olmak nedir desen bilmeyenlerdir.. para var olan mutluluğun üstüne garanti koyar, miktarına göre elde ettiklerin artacağından bu mutluluk da artar..bir seviyeden sonra paranın da çözemeyeceği seviyede bir mutluluk beklentisine girersen de tehlike sinyalleri çalar.. aman ha!
bismillah altay.

öyle kim çıkarsa çıksın sevinirim şeklinde futboldan bir haber izmir romantikliği yapamam. devlet eli şikesiyle düşürüldük 18 yıl boyunca amatörün kıyısından döndük. hülle yapmadan, isim değiştirmeden, arma değiştirmeden onurumuzla alınıp satılmadan 3. ligden tek tek emek emek geldik ülkenin en üst liginin kıyısına. çubuksporlara, silivrisporlara, kırıkhansporlara yenildi bu takım. tekirdağspordan 4 arsinspordan 3 yedi. o zaman fark etmedi bize bugün de kazan kazanma fark etmez.

ama ülke genelinde pr’cı altınordunun altyapı topçusu tokatlayan başkanının, diğer altyapılardaki çocuklarının ailelerini kandırarak kapan bu adamların, geçen sene bizim erzurum ile oynayacağımız play off’a kalma maçında doğanlar stadını hiç bir iddiası olmamasına rağmen vermeyen bu takıma acıma altay’ım.

izmir’de azıcık futbol takımlarıyla ilgili olanlar bilir bu altınordu’nun ne olduğunu. (öyle istanbul takımı destekleyip şu an kim çıkarsa çıksın izmir kazanıcak yeaa diyen tipleri kastetmiyorum) pr’cı altınordu sosyal medya hesaplarına para verip soyunma odasını temizledik bakın ne güzeliz algısı yaratmayı severler. bucaspor’un altyapısından cengiz ünder’i filan kaparlar sonra vs. ha bu arada altyapı güzellemesi yapan bu arkadaşların kadro yaş ortalaması 27,5. kadroda altyapıdan oynattığı oyuncu sayısı 3 evet sadece 3.
fatih tezcan sen bu ülkenin kurucusu için o lafları ettin ya yüce allahtan tek dileğim omrunun kalanını bir dilim ekmeğe muhtaç bir şekilde geçiresin. ınsallah pekere i.bakani hakkinda ileri geri konusmussundur da bir guzel ceza evine gönderirler seni.

oksuz sevindirecegim
22 altay
bıktık hükümetin el attığı belediye takımlarından gına gelmişti, umarım hepsi yok olur en kısa zamanda ülke futbolu eskiye döner.

hoş geldin altay.
bir kereden bir şey olmaz diye kuralları çiğnerseniz gerisi böyle gelir. başvuru yapan takımlara kim haksızsınız diyebilir. geçen sene her şey gözlerinin önünde oldu. geçen senekiler neden haksız yere ligde kaldılar da bu senekiler kalmıyor. bu sene tüm sezon covid etkisinde oynandı bir de. geçen sene yarım sezon covid etkisinde oynanmıştı.

prensipli olup kural kuraldır diye ilerleseydiniz şimdi bu arkadaşlara da hak iddia edebilecekleri bir durum yaratmazdınız.

edit: bounlu şöyle bir mesajla geçen sezonla olan farkı belirtti. "asıl sıkıntı yarım sezon covidli oynanmasıydı zaten. bu sezon sene başından beri herkes şartları bilerek ve aynı koşullarda oynadı. önceki sezonda simetri yoktu. dışarda seyircili oynadım içerde seyiecisiz oynuyorum gibi argümanlar vardı."
sizinki de dert mi? en tehlikelisi benim durumum. erkek olmama karşın sürekli düşündüğüm kişi de bir erkek. söylediklerinden çok kullandığı dil, esprileri, mimikleri, duygudurumundaki anlık değişiklikler hiç aklımdan çıkmıyor.

artık video mideo yok deyip hayatımdan bir anda çıksa ne yaparım bilemiyorum.
benim onume boyle bir cv gelse adami direkt cagirir hangi oyunlari oynuyosun gel bi eline veriyim cs de derim. ama ise alimlarda genelde fosil boomerlar son sozu soyledigi icin cv de gaming yazmasi bir deal-breaker olabilir.
gün gelecek akp chp nin monşer rakiplerini mumla arayacak. onlar bu vasatlara biraz mıy mıy kalıyordu centilmenlikten dolayı. aha işte kendiniz gibi mahalleden gelen mahalle kabadayısına rakip oldunuz.
vasatlığın dibinde boğulun şimdi. anladığınız dilden cevap veriyor. bay kemal'e kurban oldun. nede olsa bay dı. şimdi dayı sedat'la uğraşın bakalım

artık bel altından tut. yediğiniz hurmaların tırmalamasına kadar. her şey ortaya cıkacak sizin usluplarınızla.
cunku bu tiyatronun bizzat yazari ve yonetmeni olmasidir.
liyakatsizlik, hukuksuzluk kontrol edilemez boyutlara ulasti.
bu ekiple secime giderse kaybedecegi garantiydi, ciddi bir tasfiye gerekiyordu taseronlarla hallolmasi mumkun.
soylu post rte akp liderligine oynuyordu, yollarina mayin dosendi, o da itinayla basti :) hem de hepsine.
edit: imla
edit 2: anladik arkadaslar tasviye(!) degil tasfiye dogrusu... ne oldu yani butun anlam bir harf hatasiyla kayip mi oldu?
böyle şeyler davranış biçimidir. iyi dönemle kötü dönemle değişecek şeyler değildir. aksi olmak, mutsuz olmak, huysuz olmak başka şey azarlamak başka şey. zor zamanlarda insanlar huysuzlaşabilir ama azarlayabilecekleri anlamına gelmez.

kötü dönem-iyi dönem muhabbetinden tamamen bağımsız olarak; davranış biçimi azarlamak olan bir insanın veya iletişim yöntemlerinden biri "azar" haline gelmiş bir ilişkinin değişebileceğini ben hiç sanmıyorum.

öte yandan sen yine kız arkadaşınla tartışmandan bahsederken boyunu söyleme, hele ezik demesinler diye hiç söyleme. 160 cm boyunda bir adam da sevgilisinden güçlüdür. o yüzden sen sevgilinle tartışmandan bahsederken boyunu kilonu söylersen ezik ve pısırık demezler de "kadını dövecek misin hayvan oğlu hayvan?" derler.
canlı yayında gerçekleşen olay. devletin başındaki isim böyle bir cümleyi nasıl kurar, aklım almıyor.

‘rize’de gereken ders verildi’ ne demek?
‘bunlar daha iyi günleriniz’ ne demek?
‘görün bakın daha neler olacak’ ne demek?

devleti yönetenler olarak akşener’in de güvenliğinden sorumlu değil misiniz? bu açıklamanın vatandaşa nasıl alan açacağını tahmin edemiyor musunuz? akşener’e bir zarar verilirse sorumlusu kim olacak bu durumda?

koskoca devletin geldiği hale bak.

edit: link soranlar olmuş. buyrun.
"kendini bu ülkenin geleceği sanan salak bir gençlik" ifadesiyle eleştirilen yayıncı, mv adayı.

pardon ya... siyasi tercihleriyle ülkenin anasını, nasihatleriyle gençliğin kafasını siken 60 yaş üstü kısım ülkenin geleceği. özür dileriz.
sorsan kılıçdaroğlu'nda lider vasfı yok ama bunda var. ülke birbirine girdi, mafya bakana posta koyuyor, 128 milyar dolar gündemi ayrı. cumhurbaşkanımız ise piyasada yok. çık piyasaya da yumruğunu masaya vur... nasıl liderlik vasfıymış bu anlamadım ben.
istanbul'dan geldik(izmir dogumluyum) trafikten kacmak icin, burasi da ayni halt.

ben hayatimda boyle rahat calisan bir belediye gormedim. apartmanin onunde temiz su borusu patlamis, 1 hafta boyunca herkes aradi, tam 8. gunde geldiler. kazdiklari cukurun kenarina tas koyup gittiler. ariyoruz, yeterli personel yok yaniti aliyoruz. ama emlak vergisi odemesi bir gun gecsin, faizini almasini biliyorlar. bu belediye, bu capta bir sorunu cozemiyorsa, trafigi cozmesini beklemek hayal olur.
orospu çocuğunu yakalayıp diri diri yakmak gerek.

düşünsene evinden bakkala ekmek almaya gidiyorsun ama adamın teki gelip sana bıçağı takıp öldürüyor. yemin ederim böyle distopya, filmlerde bile yok. orda bile kötü adamın kötülük yapmak için bir motivasyonu oluyor. biri durduk yere kötülük yapınca, senarist saçmalamış diyoruz. işte o distopik filmlerde bile olmayanlar türkiye'de oluyor.

bunu yapan adamı bulup diri diri yakacaksın ki başkalarına ders olsun. bu kadar rahat bir şekilde birilerini bıçaklayan birinin yarın öbür gün birini oldurmeyecegini düşünüyorsanız ya fazla iyimsersiniz ya da salaksınız.