o kadar kötü tabloya rağmen eğer kazanırsak fenerbahçe ile 3 galatasaray ile 2 puan fark kalacak...
alanya'yı yenerek ilk mağlubiyetini tattırmış olarak sonraki lig maçları için büyük bir moral kaynağı olacak...
ruiz stopere döndü necip'ten kurtulduk...
burak sahada...
atiba-oğuzhan ön liberosu tamam...
yarışa tekrar dönen beşiktaş milli maç arasında sistemi de oturtacak...
gördüğünüz gibi kaybetmemek için hiç bir nedenimiz yok. skor tahmini: 1-2
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
telefonu evde unuttuğumu işe gidince farkettim geri eve telefonu almak için gittim kahvaltı yapıp döndüm. işe döndüğümde ise telefon hala evdeydi
bu herifi de, bu arapları da, bunları buraya dolduranı da, bunları savunan hümanistleri de; hepsini sınırdışı siktir edeceksin.
edit: bana küfürler eden o arap sevicilere söylüyorum; kimsenin videodaki tokatı desteklediği yok. bu göçmen politikasıyla zaten eğitimsizi bol olan bir topluma yine aynı şekilde eğitimsiz, ne idüğü belirsiz, farklı ülkelerden milyonlarca kişiyi alırsan bu tür manzaralara sürekli denk geleceksin. sen neye entegre olmuşsun ki onları edeceksin.
edit: bana küfürler eden o arap sevicilere söylüyorum; kimsenin videodaki tokatı desteklediği yok. bu göçmen politikasıyla zaten eğitimsizi bol olan bir topluma yine aynı şekilde eğitimsiz, ne idüğü belirsiz, farklı ülkelerden milyonlarca kişiyi alırsan bu tür manzaralara sürekli denk geleceksin. sen neye entegre olmuşsun ki onları edeceksin.
çizgi film izlerken o aslanı görüp filmin bitmediğini anlamamla yaşadığım sevinç.
kurtlar vadisi'ni "kurtlar vadisi" olduğu dönemde izlemiş adam olabilir.neden çizgi film seyretsin?
sinemaya gitmeyi hiç sevmeyen beni bile fragmanıyla sinemaya davet eden ve pişman etmeyen film.
--- spoiler ---
o kadar güzel alt metin hazırlanmış ki her sahnesi size bir şeyler anlatıyor. hayatta en çok istediği şey olan tvye çıktığı anı hayal ederken bile annesinin kendisi ile gurur duymasıyla övünüyor. sonra annesinin kendisini kandırdığını ve çektiği acılara annesinin sebep olduğunu anlıyor. hayatta annesinden başka kimsesi olmayan biri için inanılmaz bir yıkım.
babasını bulduğunu düşünürken yine kabul görmüyor ve hatta aşağılanıp yumruklanıyor.
kendisini ''normal'' olmaya zorlayan devlet bile tedavi sürecini sonlandırıp ilaç desteğini kesiyor. doktorun deyimiyle ''onun gibi insanları umursamıyor''
hayranı olduğu şovmen onu tv'ye çıkarıp rezil ederek prim yapıyor. ''hadi bize bir şaka yap'' derken bile 2 kelimede bir araya girip onu küçük düşürüyor. kendisine ait koskoca bir şovu olan bir adam hayatı boyunca bu 5 dakikayı hayal eden bir adama o şansı bile çok görüyor.
çalıştığı yerdeki arkadaşları kendisiyle alay ediyor, patronu hakaret edip kovuyor, hastanenin kapısı bile jokeri görünce açılmıyor.*
aslında asansörde kendisine gülümseyen bir kadının hayaliyle bile hayata tutunabilecek naiflikte olan bir karakterin toplum tarafından bir katile dönüştürülmesini izliyoruz.
--- spoiler ---
film hem oyunculuk hem de anlattığı şeyler bakımından bence kült bir film olmaya aday. izlemeyen herkesin mutlaka izlemesini tavsiye ederim.
--- spoiler ---
o kadar güzel alt metin hazırlanmış ki her sahnesi size bir şeyler anlatıyor. hayatta en çok istediği şey olan tvye çıktığı anı hayal ederken bile annesinin kendisi ile gurur duymasıyla övünüyor. sonra annesinin kendisini kandırdığını ve çektiği acılara annesinin sebep olduğunu anlıyor. hayatta annesinden başka kimsesi olmayan biri için inanılmaz bir yıkım.
babasını bulduğunu düşünürken yine kabul görmüyor ve hatta aşağılanıp yumruklanıyor.
kendisini ''normal'' olmaya zorlayan devlet bile tedavi sürecini sonlandırıp ilaç desteğini kesiyor. doktorun deyimiyle ''onun gibi insanları umursamıyor''
hayranı olduğu şovmen onu tv'ye çıkarıp rezil ederek prim yapıyor. ''hadi bize bir şaka yap'' derken bile 2 kelimede bir araya girip onu küçük düşürüyor. kendisine ait koskoca bir şovu olan bir adam hayatı boyunca bu 5 dakikayı hayal eden bir adama o şansı bile çok görüyor.
çalıştığı yerdeki arkadaşları kendisiyle alay ediyor, patronu hakaret edip kovuyor, hastanenin kapısı bile jokeri görünce açılmıyor.*
aslında asansörde kendisine gülümseyen bir kadının hayaliyle bile hayata tutunabilecek naiflikte olan bir karakterin toplum tarafından bir katile dönüştürülmesini izliyoruz.
--- spoiler ---
film hem oyunculuk hem de anlattığı şeyler bakımından bence kült bir film olmaya aday. izlemeyen herkesin mutlaka izlemesini tavsiye ederim.
sayın başkanım kuyruk oluyor böyle bir zenci daha koysanız lütfen.
2015'te 3.25 tl olan köprü, şimdi 12 tl oldu zam %300, fiyat 4 katına çıkmış.
enflasyon 9
söyleyeceklerim bu kadar.
2015'te 3.25 tl olan köprü, şimdi 12 tl oldu zam %300, fiyat 4 katına çıkmış.
enflasyon 9
söyleyeceklerim bu kadar.
(bkz: yaran başlıklar)
netflix, spotify gibi 50 tane platforma üye ol, dünyayı gezip kültürleneceğim ayağına götünü gezdirerek hızlı para harca ama giyim kuşama eskisi kadar para harcamıyorsun diye kapitalizmi bitirdiğini düşün. bu arada 6 aylık maaşını verip apple'a domalabilir ve kendini 3 günlüğüne zengin hissedebilirsin.
biz kapitalizmin köpekleriyiz. bizim gibi evliliği düşünmeyen, çocuk yapmayan insanlar, tüketmeye, para saçmaya daha yatkındır.çünkü günlük kaygılarımız daha az. kapitalist sistem de zaten yıllardır bireyselleşme propagandası yapmıyor mu? "anı yaşa," "sen her şeyi başarabilirsin," şeklinde sloganlarla beynimiz işgal edilmiyor mu?
özgürleş! özgürleş! özgürleş!
özgür olmamızı istiyorlar. biz de özgürüz, önceki nesillerden çok daha fazla özgürüz. "ama neden bu özgür insanlar bu kadar mutsuz?" diye kimse sormuyor. sözlük son dönemde ağlama duvarına döndü. herkes psikolog kapısında yatıyor. ama özgürüz. ev, araba istemiyoruz, daha doğrusu yatırım yapmayı ya da tutumlu olmayı bilmiyoruz. böyle olunca da tamamen belirsiz geleceğimize doğru özgürce(!) ilerliyoruz.
kapitalizmi bitirmekmiş! sikimin che guevaraları.
netflix, spotify gibi 50 tane platforma üye ol, dünyayı gezip kültürleneceğim ayağına götünü gezdirerek hızlı para harca ama giyim kuşama eskisi kadar para harcamıyorsun diye kapitalizmi bitirdiğini düşün. bu arada 6 aylık maaşını verip apple'a domalabilir ve kendini 3 günlüğüne zengin hissedebilirsin.
biz kapitalizmin köpekleriyiz. bizim gibi evliliği düşünmeyen, çocuk yapmayan insanlar, tüketmeye, para saçmaya daha yatkındır.çünkü günlük kaygılarımız daha az. kapitalist sistem de zaten yıllardır bireyselleşme propagandası yapmıyor mu? "anı yaşa," "sen her şeyi başarabilirsin," şeklinde sloganlarla beynimiz işgal edilmiyor mu?
özgürleş! özgürleş! özgürleş!
özgür olmamızı istiyorlar. biz de özgürüz, önceki nesillerden çok daha fazla özgürüz. "ama neden bu özgür insanlar bu kadar mutsuz?" diye kimse sormuyor. sözlük son dönemde ağlama duvarına döndü. herkes psikolog kapısında yatıyor. ama özgürüz. ev, araba istemiyoruz, daha doğrusu yatırım yapmayı ya da tutumlu olmayı bilmiyoruz. böyle olunca da tamamen belirsiz geleceğimize doğru özgürce(!) ilerliyoruz.
kapitalizmi bitirmekmiş! sikimin che guevaraları.
ceza doğmuş hemi de benimle aynı yerde.
cumartesi gününden daha güzel bir gün olacağına inanmak..
günaydın sözlük ailesi.
sizin de pazarınız harika geçsin.
günaydın sözlük ailesi.
sizin de pazarınız harika geçsin.
az buçuk ufc izlemişliğim var. adam/kadın nasıl bayıltılır, boyundan kapma (choke) nereye kadar devam ettirilir ve ne zaman bırakılır gördüm-öğrendim...
videodaki ermeni'nin yaptığı direkt olarak orospu çocukluğudur. hakemin müdahale ettiği saniyede rakibini bırakması gerekiyordu. bu şekilde fazladan 2-3 saniye sıkması adamı öldürebilir ya da sakat bırakabilirdi. umarım gereğini yapıp, ermeni'nin lisansını iptal ederler...
videodaki ermeni'nin yaptığı direkt olarak orospu çocukluğudur. hakemin müdahale ettiği saniyede rakibini bırakması gerekiyordu. bu şekilde fazladan 2-3 saniye sıkması adamı öldürebilir ya da sakat bırakabilirdi. umarım gereğini yapıp, ermeni'nin lisansını iptal ederler...
aktrollerin kudurması ekstradan hoşuma gitti.
aralarında heykelleri sihalarla falan kıyaslayan gerizekalılar olması da ayrıca güldürdü.
sanata düşman bu insanımsı maymunları daha da kudurtacak, sanat yönü ağır basan heykeller de görmek istiyoruz.
bugün milyonlarca yabancının bir davut heykeli görmek için floransa'ya turist olarak gidip bir yığın ekonomi yarattığını bilmeyen,
ihtiyaç hiyerarşisinde çok temel ihtiyaçlarını giderememiş, karnını doyurunca kendini şanslı sayan bu gelişmemişlerin sanattan anlayacakları zamanı bekleyecek lüksümüz yok.
edit : bu insanımsı maymunlardan bir tanesi mesaj yoluyla saldırdı. ne kadar düşük zekalı olduklarının görülmesi açısından paylaşayım.
bunlara göre davud heykelinin tarihi değeri varmış biz heykel yapsak tarihi değeri mi olacakmış. adamlar bugün sanatsal birşeyler yapalım hem bugün hem ileride bir tarihi değeri olur diye bile düşünmekten aciz.
türkiye'nin bugün kültür turizmi olarak pazarladığı temel unsurlar. ayasofya, yere batan sarnıcı ve efes harabeleridir bir de doğa harikası kapadokya. bunların hangisini bir sanat kaygısı güzel atalar yapmış.
bugün almanya'nın en çok ziyaret edilen müzesi pergamon (bergama) müzesidir. oradaki inanılmaz güzellikteki eserleri anadolu'dan padişah'ın izniyle bir kısım silah karşılığında almışlardır.
peki neden çünkü bu insanımsı maymunların zihniyetine göre heykel günah.
aralarında heykelleri sihalarla falan kıyaslayan gerizekalılar olması da ayrıca güldürdü.
sanata düşman bu insanımsı maymunları daha da kudurtacak, sanat yönü ağır basan heykeller de görmek istiyoruz.
bugün milyonlarca yabancının bir davut heykeli görmek için floransa'ya turist olarak gidip bir yığın ekonomi yarattığını bilmeyen,
ihtiyaç hiyerarşisinde çok temel ihtiyaçlarını giderememiş, karnını doyurunca kendini şanslı sayan bu gelişmemişlerin sanattan anlayacakları zamanı bekleyecek lüksümüz yok.
edit : bu insanımsı maymunlardan bir tanesi mesaj yoluyla saldırdı. ne kadar düşük zekalı olduklarının görülmesi açısından paylaşayım.
bunlara göre davud heykelinin tarihi değeri varmış biz heykel yapsak tarihi değeri mi olacakmış. adamlar bugün sanatsal birşeyler yapalım hem bugün hem ileride bir tarihi değeri olur diye bile düşünmekten aciz.
türkiye'nin bugün kültür turizmi olarak pazarladığı temel unsurlar. ayasofya, yere batan sarnıcı ve efes harabeleridir bir de doğa harikası kapadokya. bunların hangisini bir sanat kaygısı güzel atalar yapmış.
bugün almanya'nın en çok ziyaret edilen müzesi pergamon (bergama) müzesidir. oradaki inanılmaz güzellikteki eserleri anadolu'dan padişah'ın izniyle bir kısım silah karşılığında almışlardır.
peki neden çünkü bu insanımsı maymunların zihniyetine göre heykel günah.
bunu diyenlerin hepsinin çetelesi tutulmalı ve başımızın belası öldükten sonra suriyeye postalanmalılar. hayalini kurduğunuz şeriatı ve yontma taş devrini orada gönül rahatlığı ile yaşayabilirsiniz. tutanın elini kolunu sikeyim.
ben hissediyorum bunu ve bu sadece evlenememekten ibaret değil sevilen kimse tarafından anlaşılamamak ve sevilmemek de dahil.
(bkz: seiko) - günlük kullanım saati.
(bkz: casio) - saatimi çıkarmam asla, pili uzun süre gitsin, çizilmesin, tek fonksiyonu saat ve tarihi göstermek olmasın saati. özellikle g-shock serisi.
(bkz: certina) - kaliteli isviçre saati alayım, fiyatı bir nebze uygun olsun fakat günlük kullanmaya da kıyamayayım saati.
(bkz: tissot) - en baba günlerde kolumda bana güven veren mekanik bir dost arıyorum, ilerde çocuklarıma da yoldaşlık etsin saati.
(bkz: rolex) - bunu alacak paraya nasıl sahip oldum bilmiyorum fakat şeklimiz yeter, asla sapmasın saati.
japon ve isviçre saatlerinden şaşmayın genel olarak. boyner gibi mağazalarda pilli lacoste ya da diesel markası adı altında satılan saatler genelde sadece görünüm için alınan çok uzun yıllar kullanamayacağınız kol saatleridir.
(bkz: casio) - saatimi çıkarmam asla, pili uzun süre gitsin, çizilmesin, tek fonksiyonu saat ve tarihi göstermek olmasın saati. özellikle g-shock serisi.
(bkz: certina) - kaliteli isviçre saati alayım, fiyatı bir nebze uygun olsun fakat günlük kullanmaya da kıyamayayım saati.
(bkz: tissot) - en baba günlerde kolumda bana güven veren mekanik bir dost arıyorum, ilerde çocuklarıma da yoldaşlık etsin saati.
(bkz: rolex) - bunu alacak paraya nasıl sahip oldum bilmiyorum fakat şeklimiz yeter, asla sapmasın saati.
japon ve isviçre saatlerinden şaşmayın genel olarak. boyner gibi mağazalarda pilli lacoste ya da diesel markası adı altında satılan saatler genelde sadece görünüm için alınan çok uzun yıllar kullanamayacağınız kol saatleridir.
önnot: beşiktaşlıyım ve 35 yaşındayım.
efsane galatasaray kadrosu ile başarıdan başarıya koşan mı gerçek fatih terim yoksa her sıkıştığında olaylar çıkartıp istifa edip giden ve ligi domine edeceğinden emin olunca tekrar dönüp bir kaç sezon başarı yakalayıp takımı yüzüstü bırakıp giden ve 3-5 yıl sonra tekrar geri dönen mi gerçek fatih terim anlayamıyorum.
bu adamın milli takıma neden seçtiğini anlamadığım adanaspor kalecisi de var, son döneminin ilk sezonunda aylık maaş olarak -yanlış hatırlamıyorsam- 1905 tl'ye çalışmışlığı var. e sonra ne değişiyor da milyonlarca euroluk sözleşme imzalıyor tekrar? şu futbol denilen basit oyun bile ülkemizde bir garip. imparator dediğimiz adam futboldan daha çok skandallarıyla gündeme geliyor.
millet burada, dışarda birbirine ana-avrat küfrederken bu beyler bizim hayal bile kuramadığımız hayatlar yaşıyor.
maalesef bu entryyi yazarken ülke olarak asla gelişemeyeceğimizi farkettim.
efsane galatasaray kadrosu ile başarıdan başarıya koşan mı gerçek fatih terim yoksa her sıkıştığında olaylar çıkartıp istifa edip giden ve ligi domine edeceğinden emin olunca tekrar dönüp bir kaç sezon başarı yakalayıp takımı yüzüstü bırakıp giden ve 3-5 yıl sonra tekrar geri dönen mi gerçek fatih terim anlayamıyorum.
bu adamın milli takıma neden seçtiğini anlamadığım adanaspor kalecisi de var, son döneminin ilk sezonunda aylık maaş olarak -yanlış hatırlamıyorsam- 1905 tl'ye çalışmışlığı var. e sonra ne değişiyor da milyonlarca euroluk sözleşme imzalıyor tekrar? şu futbol denilen basit oyun bile ülkemizde bir garip. imparator dediğimiz adam futboldan daha çok skandallarıyla gündeme geliyor.
millet burada, dışarda birbirine ana-avrat küfrederken bu beyler bizim hayal bile kuramadığımız hayatlar yaşıyor.
maalesef bu entryyi yazarken ülke olarak asla gelişemeyeceğimizi farkettim.
geçen sene ekim ortaları, edremit 19. motorlu piyade tugayı'nda 21 günlük askerliğinin 10 gününü revirde hastalıktan kırılarak geçiren küçük kardeşimin yemin törenine gittik. edremit öğretmen evi'nde yer ayırtmıştık. kardeşimin eski kız arkadaşıyla aynı odada kalıyoruz, tüm bedelli asker aileleri aynı gün yola düştüğü için yolculuğumuz saatler sürmüş, yorgunluktan lensimi çıkaramıyorum artık. odada iki petek var ama ikisi de yanmıyor, hava buz. aşağı inip neden bu zemheride kaloriferi yakmıyorsunuz birader diye soramayacak kadar bitiğiz. dolaplarda ne kadar yedek battaniye varsa paylaşıp yattık. ben o gece üşüdüğüm kadar hiç üşümedim. ki ben hep üşürüm. zannedersin dağ başında, kurt ulumaları arasında, 150 tl'ye alınmış quechua çadırda kuru zemin üstünde saten gecelikle uyumaya çalışıyorum. sabaha karşı hipotermiden bilincimi kaybetmek üzereyken kalktım hareket edip hayata tutunmak amacıyla. kardeşimin kız arkadaşı karşı yataktan "sana kötü bir haberim var" diyerek tepedeki klimayı gösterdi. odada klima varmış meğer. ama akdenizli olmadığımız için klima zihnimde sadece serinlemeye yarayan bir şey olarak kodlu ve yemin ederim ki önceki gece o klima orada yoktu. algıda seçemeyicilik sonucu tam bir keriz donması yaşadım.
yağmur öyle yağıyor ki ajan simith ile neo kapışmaya gelir birazdan.
sabahtan akşama kadar ilgilendiğiniz spor dalı hakkında ahkam kesmeden önce acın bir kural kitabını okuyun.
https://eksiup.com/p/v2243002od6q
kırmızı bölge penaltı ,mavi bölge penaltı değil,sarı bölge ise hakemin pozisyon gereği değerlendirmesine bırakılmıştır.bu pozisyon mavi bölge pozisyonudur.
oyna devam.
not:alanyalı yahut beşiktaşlı değilim.
edit: bazı dostlarım ozel mesaj vasitasiyla görselin bild gazetesinin yaptığı bir haber olduğunu herhangi bir geçerliliğinin olmadığını söylediler.
en altta “quelle:fifa “ yazıyor. quelle alamanca’da kaynak manasına geliyor.zaten onlarda fıfa’yı kaynak göstererek haber yaptılar.
https://www.ntvspor.net/…i-5c7ab175e3bdca176816582f
haberde de “karar alındı” diyor. ve 1 haziran 2019’dan itibaren uygulanacak diyor.
bu pozisyonun çok benzeri brugge-gs macinda da olmustu ve hakem yine penaltı vermemişti.
hatta söyle bisey de söyleyeyim.fenerbahcenin son macinda benzer bir pozisyon olmustu ve hakem “eli asagida duruyor “ gibi hareketler yapmıştı penaltı vermediği pozisyonu açıklamak için.bu da kuralın geçerli olduğunu işaret edebilir sanırım.
https://eksiup.com/p/v2243002od6q
kırmızı bölge penaltı ,mavi bölge penaltı değil,sarı bölge ise hakemin pozisyon gereği değerlendirmesine bırakılmıştır.bu pozisyon mavi bölge pozisyonudur.
oyna devam.
not:alanyalı yahut beşiktaşlı değilim.
edit: bazı dostlarım ozel mesaj vasitasiyla görselin bild gazetesinin yaptığı bir haber olduğunu herhangi bir geçerliliğinin olmadığını söylediler.
en altta “quelle:fifa “ yazıyor. quelle alamanca’da kaynak manasına geliyor.zaten onlarda fıfa’yı kaynak göstererek haber yaptılar.
https://www.ntvspor.net/…i-5c7ab175e3bdca176816582f
haberde de “karar alındı” diyor. ve 1 haziran 2019’dan itibaren uygulanacak diyor.
bu pozisyonun çok benzeri brugge-gs macinda da olmustu ve hakem yine penaltı vermemişti.
hatta söyle bisey de söyleyeyim.fenerbahcenin son macinda benzer bir pozisyon olmustu ve hakem “eli asagida duruyor “ gibi hareketler yapmıştı penaltı vermediği pozisyonu açıklamak için.bu da kuralın geçerli olduğunu işaret edebilir sanırım.
(bkz: joker karakterini oynayabilecek türk oyuncu)
bin kere konuşulan mevzu. bi aramaya inanın artık ya.
cevabı (bkz: haluk bilginer) olan sorudur.
edit : başlık (bkz: komunist vaiz) nickli yazar tarafından açılmış, ancak kendisi ayarı yedikten sonra kaçmış ve aşağılara tekrar entry girmiştir. bu vesileyle artık şu "başlıkların ilk mesajı editlenemesin" kuralını getirmesini tekrar yetkililerden reca ediyorum.
bin kere konuşulan mevzu. bi aramaya inanın artık ya.
cevabı (bkz: haluk bilginer) olan sorudur.
edit : başlık (bkz: komunist vaiz) nickli yazar tarafından açılmış, ancak kendisi ayarı yedikten sonra kaçmış ve aşağılara tekrar entry girmiştir. bu vesileyle artık şu "başlıkların ilk mesajı editlenemesin" kuralını getirmesini tekrar yetkililerden reca ediyorum.
ne diyor mehmet akif:
"kime ok at atmayı öğrettiysem, birgün bana nişan aldı."
saygılar.
"kime ok at atmayı öğrettiysem, birgün bana nişan aldı."
saygılar.
atv, yeni ve popüler sunucu, istiklal marşı sorusu ve bir milyon tl aynı günde buluşuyor ve herkes bunu yiyor. güzel produksiyon. bana fazlasıyla quiz show'u hatırlattı.
''türkiye'de bir tane bile üniversite yok. üniversite dediğiniz yer bilgi üretiminin üniversiteye yaygın olarak yayılıp, bilginin öğrenciye verildiği yerdir, meslek okulu değildir. dolayısıyla türkiye'de adına üniversite denilen kurumlar bunları yapmıyorlar, bunların içinde bunu yapmaya çalışan bazı kişiler var. galatasaray lisesi'ni üniversitelere tercih ederim. beş para etmez kurumlar. biz istanbul teknik üniversitesi'ne kütüphane yaptırmak istedik. toplana toplana 60 bin lira para toplandı. halkın da umurunda değil. buradan şunu anlıyorsunuz; kalite halkın umurunda değil. halk diploma istiyor. iş bulmak için diploma istiyor. ama bulduğu iş de umurunda değil; masasında oturup maaşını almak istiyor. bu şartlar da kimsenin eğitim umurunda değil."
celal şengör (bkz: bir toplum nasıl intihar eder)
celal şengör (bkz: bir toplum nasıl intihar eder)
sabah uyandım.
yorganı alıp salondaki üçlü koltuğa gidip televizyonu açtım.
annem mutfakta kahvaltı hazırlıyor.
bir insan daha ne isteyebilir ki? (yaşım 27)
yorganı alıp salondaki üçlü koltuğa gidip televizyonu açtım.
annem mutfakta kahvaltı hazırlıyor.
bir insan daha ne isteyebilir ki? (yaşım 27)
bir ayakları çukurdaymış. ebesinin amı.
ön edit: acil servis yeşil alan işleyiş prosedürüne göre "ayaktan başvuran, genel durumu itibariyle stabil olan ve ayaktan tedavisi sağlanabilecek basit sağlık sorunları bulunan hastalar" yeşil alanda tanı ve tedavi görmelidir. bu prosedüre göre gelen hastalarda hiçbir yanlışlık yok. çözümü sağlık bakanlığında arayacaksınız, hastalarda değil.
-----------------------
külliyen yalandır.
"acillik olmamasına rağmen geliyor" demek başka, "psikolojik hasta" demek başka. senin psikolojik hasta dediklerin münchausen sendromu, panik atak, anksiyete vb. hastalıklardan muzdarip olan insanlar. bu hastalıkların "psikolojik" olması, acil olmadığı anlamına gelmiyor. kalıtsal kardiyovasküler problemi olan birisi pekala panik atak yüzünden kalp krizi geçirebilir. anksiyete yaşayan bir insan intihara teşebbüs edebilir, manchausen'lı birisi doktor ilgilenmediği takdirde sahte doktorlara gidip hayatını tehlikeye sokabilir.
senin acil doktoru olarak görevin, bu hastaları ilgili alanlara yönlendirmek ve - mümkünse - gittiklerinden emin olmaktır. "acil yalnızca kolu kopan, kalp krizi geçiren hastaya bakar" gibi gerizekalıca bir düşünceye nasıl kapıldınız bilmiyorum. "acil serviste görülen psikiyatrik vakalar" üzerine yazılan yüzlerce makale var.
zaten hastalığın önceliği diye bir şey var acilde. aciliyeti olan hastayı - aciliyet durumuna göre - sarı veya kırmızı triyaja alırsın. psikolojik olduğunu düşündüğün hastayı da yeşile alır, oksijen takar biraz bekletirsin. baktın bir şeyi yok gönderirsin. kaldı ki bu vakalar öyle senin zannettiğin gibi %80 filan değil. yeşil triaj'ın diğerlerine oranı bile %80 değil.
hadi vaka psikiyatrik filan değil, harbiden salaklıktan geldi acile diyelim. 60 yaşındaki tarla işçisinden "hmm kalbim tekliyor, ama bu tekleme solunum aritmisi sanırım. gerek yok şimdi doktora gitmeye." demesini mi bekliyorsun? hepsini geçtim "gelinimle kavga ettim göğsüm ağrıyor" demesine gerek yok bir hastanın. kilolu ve 50 yaş üstü bir adam "göğsüm ağrıyor" dediği zaman sike sike ekg çekmek zorundasın. götün yiyorsa "yok bir şeyin kardeşim, temiz hava al geçer." diyip gönder adamı.
--- spoiler ---
belirtiler panik atak olarak da değerlendirilebiliyor, 'herhangi bir nedeni yoktur' deniyor ya da tehlikeli bir durum olmadığı düşünülerek eve gönderiliyor. belirtiler ortak ama kadınla erkek arasında fark var. hem hastalar hem hekimler uyanık olacak ki kalp krizi atlanmasın. hasta geliyor bize 'çok kötüyüm, halsizim' diyor. bir ekg çekiyorsunuz miyokart enfarktüs ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
- dokuz eylül üniversitesi (deü) acil tıp anabilim dalı öğretim üyesi prof. dr. sedat yanturalı
--- spoiler ---
tanım: "doktorluk" mesleği ile zerre alakası olmayan bir yazar beyanı.
edit: yazarın entrilerine biraz baktım. tamamen "pfff, çomar anadolu insanı. ben sizinle uğraşmak zorunda mıyım? halbuki national institutes of health'te research yapacaktım ben." kafasında, ya tus kazanamamış ya da puanı ancak acil doktorluğuna yetmiş bir yetersiz. kafa yapısı eleştirdiği çomarlarla tamamen aynı.
edit2: doktor değilim. doktorlarla bir derdim yok. bugüne kadar hiçbir doktorla birebirde sıkıntı yaşamadım. çok fazla acil doktorundan "aslında daha fazla tetkik yapmamız gereken hastalara gereken tetkikleri yapamıyoruz. çünkü imkanlar yeterli değil." şikayeti duyuyorum. acillerin bu halde olmasının sebebi imkanların kısıtlı olmasından kaynaklanıyor. siz buna eleştiride bulunmak yerine oraya gelen hastaya küfürler savurursanız bu ne mesleğinizin etiğine, ne de sizin aklınıza uygun kaçmıyor. siz bu ağırlığı kaldıramayıp hastaya sövecek hale geliyorsanız lütfen diplomanızı yakın ve gidip sekreterlik filan yapın.
edit3: evet acil servisleri suistimal eden, aile hekiminin çözebileceği şeyler için acile gelen insanlar var. bunun çözümü için yeşil alan hastalarına cüzi bir masraf çıkartılabilir. bu sağlık bakanlığı sorumluluğundadır, bu yoğunluk hastalara fatura edilemez.
edit4: doktor arkadaşlardan gelen talepler üzerine daha makul şeyler yazmak istiyorum ama "beyninde pıhtı atan adamın sesi çıkmıyor" nasıl bir gerizekalılıktır abi? pıhtının en önemli belirtilerinden biri "konuşmanın bozulması", nasıl ses çıkarsın?
edit-ül cemiav: imla
-----------------------
külliyen yalandır.
"acillik olmamasına rağmen geliyor" demek başka, "psikolojik hasta" demek başka. senin psikolojik hasta dediklerin münchausen sendromu, panik atak, anksiyete vb. hastalıklardan muzdarip olan insanlar. bu hastalıkların "psikolojik" olması, acil olmadığı anlamına gelmiyor. kalıtsal kardiyovasküler problemi olan birisi pekala panik atak yüzünden kalp krizi geçirebilir. anksiyete yaşayan bir insan intihara teşebbüs edebilir, manchausen'lı birisi doktor ilgilenmediği takdirde sahte doktorlara gidip hayatını tehlikeye sokabilir.
senin acil doktoru olarak görevin, bu hastaları ilgili alanlara yönlendirmek ve - mümkünse - gittiklerinden emin olmaktır. "acil yalnızca kolu kopan, kalp krizi geçiren hastaya bakar" gibi gerizekalıca bir düşünceye nasıl kapıldınız bilmiyorum. "acil serviste görülen psikiyatrik vakalar" üzerine yazılan yüzlerce makale var.
zaten hastalığın önceliği diye bir şey var acilde. aciliyeti olan hastayı - aciliyet durumuna göre - sarı veya kırmızı triyaja alırsın. psikolojik olduğunu düşündüğün hastayı da yeşile alır, oksijen takar biraz bekletirsin. baktın bir şeyi yok gönderirsin. kaldı ki bu vakalar öyle senin zannettiğin gibi %80 filan değil. yeşil triaj'ın diğerlerine oranı bile %80 değil.
hadi vaka psikiyatrik filan değil, harbiden salaklıktan geldi acile diyelim. 60 yaşındaki tarla işçisinden "hmm kalbim tekliyor, ama bu tekleme solunum aritmisi sanırım. gerek yok şimdi doktora gitmeye." demesini mi bekliyorsun? hepsini geçtim "gelinimle kavga ettim göğsüm ağrıyor" demesine gerek yok bir hastanın. kilolu ve 50 yaş üstü bir adam "göğsüm ağrıyor" dediği zaman sike sike ekg çekmek zorundasın. götün yiyorsa "yok bir şeyin kardeşim, temiz hava al geçer." diyip gönder adamı.
--- spoiler ---
belirtiler panik atak olarak da değerlendirilebiliyor, 'herhangi bir nedeni yoktur' deniyor ya da tehlikeli bir durum olmadığı düşünülerek eve gönderiliyor. belirtiler ortak ama kadınla erkek arasında fark var. hem hastalar hem hekimler uyanık olacak ki kalp krizi atlanmasın. hasta geliyor bize 'çok kötüyüm, halsizim' diyor. bir ekg çekiyorsunuz miyokart enfarktüs ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
- dokuz eylül üniversitesi (deü) acil tıp anabilim dalı öğretim üyesi prof. dr. sedat yanturalı
--- spoiler ---
tanım: "doktorluk" mesleği ile zerre alakası olmayan bir yazar beyanı.
edit: yazarın entrilerine biraz baktım. tamamen "pfff, çomar anadolu insanı. ben sizinle uğraşmak zorunda mıyım? halbuki national institutes of health'te research yapacaktım ben." kafasında, ya tus kazanamamış ya da puanı ancak acil doktorluğuna yetmiş bir yetersiz. kafa yapısı eleştirdiği çomarlarla tamamen aynı.
edit2: doktor değilim. doktorlarla bir derdim yok. bugüne kadar hiçbir doktorla birebirde sıkıntı yaşamadım. çok fazla acil doktorundan "aslında daha fazla tetkik yapmamız gereken hastalara gereken tetkikleri yapamıyoruz. çünkü imkanlar yeterli değil." şikayeti duyuyorum. acillerin bu halde olmasının sebebi imkanların kısıtlı olmasından kaynaklanıyor. siz buna eleştiride bulunmak yerine oraya gelen hastaya küfürler savurursanız bu ne mesleğinizin etiğine, ne de sizin aklınıza uygun kaçmıyor. siz bu ağırlığı kaldıramayıp hastaya sövecek hale geliyorsanız lütfen diplomanızı yakın ve gidip sekreterlik filan yapın.
edit3: evet acil servisleri suistimal eden, aile hekiminin çözebileceği şeyler için acile gelen insanlar var. bunun çözümü için yeşil alan hastalarına cüzi bir masraf çıkartılabilir. bu sağlık bakanlığı sorumluluğundadır, bu yoğunluk hastalara fatura edilemez.
edit4: doktor arkadaşlardan gelen talepler üzerine daha makul şeyler yazmak istiyorum ama "beyninde pıhtı atan adamın sesi çıkmıyor" nasıl bir gerizekalılıktır abi? pıhtının en önemli belirtilerinden biri "konuşmanın bozulması", nasıl ses çıkarsın?
edit-ül cemiav: imla
her şeye rağmen ülkede güzel şeylerin de olduğunu hatırlatan haber.
yılların ayn el arap'ını kobani yap, senin olmayan yeri etnik temizlikle ele geçir, sonra kalk de ki kürt etnik temizliği. sana hasiktir mi demek gerekiyor ne demek gerekiyor bilemedim.
ünlü iktisatçı profesör h. w. singer az gelişmiş ülkeleri şöyle tarif eder:
“az gelişmişlik, zürafaya benzer, tanımlaması güçtür, ama nerede görseniz tanırsınız.”
“az gelişmişlik, zürafaya benzer, tanımlaması güçtür, ama nerede görseniz tanırsınız.”
süper lig denen çöplüğün öğüttüğü bir diğer sporcudur. abdülkadir ömür de ciddi bir sakatlık yaşadı. bakın bunlar milli takım seviyesinde oyuncular. ülkenin en iyi futbolcuları yani.
bozuk zeminli statlarıyla, futbol anlayışıyla, seyircisiyle, işten anlamaz doktorlarıyla futbol denen muazzam sporun rezil bir şekilde icra edildiği en büyük ülkedir türkiye.
bozuk zeminli statlarıyla, futbol anlayışıyla, seyircisiyle, işten anlamaz doktorlarıyla futbol denen muazzam sporun rezil bir şekilde icra edildiği en büyük ülkedir türkiye.
bu tipleri okuldan atacaksın okumak isteyen çocukların hakkını yiyorlar
akyaka'da bulunan ve döviz manipülasyonu ile turist kazıklayan akyaka azmak restaurant'tır.
11 ağustos 2019 tarihli adisyon
1 eylül 2019 tarihli adisyon
10 ağustos 2019 tarihli adisyon
doları 2.96 tl'den, euro'yu 3,30 tl'den, sterlin'i ise 3.93 tl'den hesaplamaktadır. adisyonun kesildiği tarihte döviz kurları şu şekildedir.
871 tl'lik hesap 294,18 dolar, 263.33 euro ve 227.36 sterlin olarak dövize çevirilmiştir.
dolar ve euro hesabın karşılığı 1615 tl, sterlin ile ödeyenler için ise 1505 tl'dir.
restoran sahiplerinin kartviziti. (ersin çağlayan & ilkay dülger çağlayan) [kendileri google'da açık olarak paylaştığı için eklenmiştir.]
restoranın google künyesi
google sayfası
edit: okuduğunu anlama zorluğu olanlar için tekrar edelim; rezalet fiyatların pahalılığı değil yapılan döviz çakallığı ve dolandırıcılıktır.
11 ağustos 2019 tarihli adisyon
1 eylül 2019 tarihli adisyon
10 ağustos 2019 tarihli adisyon
doları 2.96 tl'den, euro'yu 3,30 tl'den, sterlin'i ise 3.93 tl'den hesaplamaktadır. adisyonun kesildiği tarihte döviz kurları şu şekildedir.
871 tl'lik hesap 294,18 dolar, 263.33 euro ve 227.36 sterlin olarak dövize çevirilmiştir.
dolar ve euro hesabın karşılığı 1615 tl, sterlin ile ödeyenler için ise 1505 tl'dir.
restoran sahiplerinin kartviziti. (ersin çağlayan & ilkay dülger çağlayan) [kendileri google'da açık olarak paylaştığı için eklenmiştir.]
restoranın google künyesi
google sayfası
edit: okuduğunu anlama zorluğu olanlar için tekrar edelim; rezalet fiyatların pahalılığı değil yapılan döviz çakallığı ve dolandırıcılıktır.
ittifak dediğin böyle olur. şakşakçılıkla olmaz. imamoğlu’nun sonuna kadar arkasındayım. ama iyi parti gerektiğinde muhalefet olabilmeli.
millet ittifakı’nı, cumhur ittifakı’ndan ayıran özellik bu olmalı. herkes bu millet için hizmet etmeli.
millet ittifakı’nı, cumhur ittifakı’ndan ayıran özellik bu olmalı. herkes bu millet için hizmet etmeli.
gecenin bir yarısı tefeciye borçlanmışız gibi mesaj atan amini damını ızdırabını siktimin suriyelileri yaşasın kendi milletimiz de asalak asalak ödesin diye tehdit ediyor.
yarrraaaakkk öderler o borcu...
not: kadınım.
yarrraaaakkk öderler o borcu...
not: kadınım.
gelişmiş bir ülke. içimdeki mutsuzluk, karamsarlık içinde yaşadığım toplumdan kaynaklanıyor. bilgisizliğin, yobazlığın hüküm sürdüğü bu coğrafyada mutlu olmak için sahip olunması gereken tek şey para. bu toplumda mutlu olmak için etrafı demir halatlarla çevrili elit semtlerde yaşamalıyız. doğal afetlerde ölmemek için çok para kazanıp kendimize çelikten inşa edilmiş yapılar satın almalıyız. çünkü devlet fakir halkını önemsemiyor.
affedin ve bunu affettiğiniz kişiye söyleyin ki; sizi bunu yaptığınıza pişman ettirene dek uğraşsın, sabrınızı zorlasın, kalbinizi kırsın, düşüncesizce davranmaya devam etsin.
yar fakır bende fakır türküsü
avatar yapmış adam djdksmsmdmdm
mal bir kız arkadaşımı hatırlatan olay. yeşilköy'de semt pazarında geziyoruz bunla. galatasaray kalecisi simoviç'i gördük bi tezgahın yanında. ben imza falan mı alsam diye düşünürken, bu mal simoviç'e patlıcanların fiyatını sordu aq:)
hala hatırlar, küfürle yad ederim kendisini.
hala hatırlar, küfürle yad ederim kendisini.
ne diyorduk?
paranın çiftçiye değil de aracıya gitmesinden mütevellit olan durum..
sözlükte o kadar çiftçi kökenli yazar var. ordulular, giresunlular, antepliler vs.
biri demiş ki 200 gr fındığa 24 lira verdim.. şimdi bir hesap yapalım. 200 gramı 24 lira ise 1 kg'si 24 tl x 5=120 tl olur. hadi bu iç findik. bunun kadar da kabuğu olmuş olsa 1 kg fındık 60 liraya geliyor.. çiftçi ise fındığın kilosunu 16 liraya satarsa sevinçten takla atıyor..
sözlükte o kadar çiftçi kökenli yazar var ama bir de bir sürü yazılımcı yazar var..
kurun bir internet sitesi, alıcı ile direkt satıcıyı bir araya getirin.. ordu'daki adam bahçesinde ürettiği fındığını 3 kilo-5 kilo olarak kilosu örnek veriyorum 25- 30 liradan satsın..
aynısı antep fıstığı için de geçerli..
böylece hem alan kişi ucuz yesin hem satan kişi para kazansın.. site de kargo anlaşmasını falan yapsın bunun karşılığı olarak da alıcı ve satıcıdan belirli bir yüzde alsın.
sözlükte o kadar çiftçi kökenli yazar var. ordulular, giresunlular, antepliler vs.
biri demiş ki 200 gr fındığa 24 lira verdim.. şimdi bir hesap yapalım. 200 gramı 24 lira ise 1 kg'si 24 tl x 5=120 tl olur. hadi bu iç findik. bunun kadar da kabuğu olmuş olsa 1 kg fındık 60 liraya geliyor.. çiftçi ise fındığın kilosunu 16 liraya satarsa sevinçten takla atıyor..
sözlükte o kadar çiftçi kökenli yazar var ama bir de bir sürü yazılımcı yazar var..
kurun bir internet sitesi, alıcı ile direkt satıcıyı bir araya getirin.. ordu'daki adam bahçesinde ürettiği fındığını 3 kilo-5 kilo olarak kilosu örnek veriyorum 25- 30 liradan satsın..
aynısı antep fıstığı için de geçerli..
böylece hem alan kişi ucuz yesin hem satan kişi para kazansın.. site de kargo anlaşmasını falan yapsın bunun karşılığı olarak da alıcı ve satıcıdan belirli bir yüzde alsın.
@localefeldi takma adıyla yazan kişi maşallah sahibinden.com’da bile atılmayacak cinsten bir kazık hazırlamış bu başlığa yem atıyor. boş kasa 2019 modeli 80-90 bin liraya giden 11 yaşındaki arabaya 58 bin istemenin başka açıklaması olamaz.
(dini nedenler dışında) yasak olmayan ve kolaylıkla bulunan et türü. salak mısınız nesiniz... yasak olduğunu ve bulunmadığını nereden çıkardınız.
(bkz: kozmaoğlu)
(bkz: kozmaoğlu)
saç dökülmesiyle hangisi ilgileniyorsa o.
adama bak beklentisini başlık açmış. ya sabır.
edit: yanlıştan dönmüşler ama bu burada kalsın.
https://eksiup.com/…yy1s0vn8jcqsvtcdxdbdu734o241447
***
bu nasıl bir örümcek beyinin, nasıl bir zihniyetin yasağı inanılır gibi değil.
turuncukasa isimli kozmetik firması pedi pornografik ürün olarak değerlendirip 18 yaşından küçüklere satışını yasaklamış.
https://www.turuncukasa.com/…-normal-8-li-ped-48682
ben 13 yaşımda regl oldum, kimse bana ped satmasaydı 5 sene boyunca bez mi kaynatacaktım.
yemin ederim bunu görünce kendimi the handmaid's tale dizisinde gibi hissettim. birer kurbağayız suyun içinde kaynatıyorlar öleceğiz, farkında değiliz.
edit: tampon ve günlük pedlerde de aynı uyarı mevcut.
https://www.turuncukasa.com/…ampon-super-16-li-1670
https://www.turuncukasa.com/…et-normal-20-ped-48703
https://eksiup.com/…yy1s0vn8jcqsvtcdxdbdu734o241447
***
bu nasıl bir örümcek beyinin, nasıl bir zihniyetin yasağı inanılır gibi değil.
turuncukasa isimli kozmetik firması pedi pornografik ürün olarak değerlendirip 18 yaşından küçüklere satışını yasaklamış.
https://www.turuncukasa.com/…-normal-8-li-ped-48682
ben 13 yaşımda regl oldum, kimse bana ped satmasaydı 5 sene boyunca bez mi kaynatacaktım.
yemin ederim bunu görünce kendimi the handmaid's tale dizisinde gibi hissettim. birer kurbağayız suyun içinde kaynatıyorlar öleceğiz, farkında değiliz.
edit: tampon ve günlük pedlerde de aynı uyarı mevcut.
https://www.turuncukasa.com/…ampon-super-16-li-1670
https://www.turuncukasa.com/…et-normal-20-ped-48703
ya şimdi konuşmayayım diyorum da, ulan sen kimsin zehirli karı? 3 kuruşluk faydalar için ömrünü kiralık geçirdin bi siktir git gölge etme.