Sık geçen başlıklar
quantum dot mini led panaller dışında bir şey almanızı şu sıralar tavsiye etmiyorum. hatta mini led dışında hiç bir şey almayın, klasik aydınlatmalı tüm led panelleri ve oled'i unutun.

oled'in her ne kadar yazılımla burn in sorunu giderilmeye çalışılsa da en nihayetinde bu risk hep mevcut, panelin yapısı gereğince. ( açma kapanma zamanlaması, görüntü uzun süre sabit kalınca ekran koruyucu girmesi vesaire )

klasik led paneller blooming ( beyaz hareler ) yapar, clouding ( siyah local ışık sızması, bulutlanma ) yapar. mini led paneller bu sorunların bir çoğunun üstesinden geliyor bir şekilde ( minimize ediyor kısaca, tamamen ortadan kaldırmıyor ama mükemmele yakın)

bu arada mümkünse mini led tv'yi 65" ve üzeri tv tercih edin, zira daha fazla led local ışıklandırma, daha büyük televizyonlarda yer alıyor.

bu donanım ülkemizde iki markada var onlar da samsung ve tcl.

keşke sony piyasadan çekilmeseydi. gerçi parası olan o paraya kıyıp getirtebilir amazon us'den uk'den sorun yok. ama garanti world wide oluyor bildiğim kadarıyla yani 1 sene ve muhatap bulmak pek mümkün değil artık.

elbette tv teknolojisinin geleceği micro led.

şu an aşırı ama çok aşırı pahalı, gerçi sözlüğü takip eden ve yazar olan dolar milyonerleri var, onlar samsung'dan istedikleri boyutta micro led 8k alabilirler ( özel sipariş ) ve alsınlar da. ( 100 bin dolarlardan bahsediyorum )
size çok acı bir bilgi vermek istiyorum maalesef adam haklı beyler.

en geriye gidebilen din dünyanın ( evrenin ) 6-7 bin yaşında falan olduğunu iddia ediyor. bilim alemi 4.5 milyar yaşında olduğunu çoktan kanıtladı.

maalesef demem de bu sebeple, ya ölümsüzlüğü bulacağız ya da topluca gübre olacağız.
ilk defa bir yapımda bu kadar yoğun bir gay romance izledik ve ilginçtir beni rahatsız etmedi. ( gay ilişki yaşayan yaşasın o insanların tercihidir saygı duyarım ama ben pek hazetmiyorum ayrı konu )

sanki zorla dizi ve filmlere iliştirilmiş gay ilişki normalleştirme çabası değildi, hakikaten iki insanın birbirine aşkını izledik ve çok duygulandık doğrusu, spoiler vermeyeyim.

kıyamet sonrasını anlatan yapımlar içinde en samimi, en rahatsız edici, en kaliteli oyunculukların olduğu bir dizi bu, izleyin izletin efenim.
videoyu açmadan evvel tiksinti verecek gorüntüler beklediğimden elim kapat butonunda olmak kaydıyla açtım ama hiç de alıştığımız görüntüler yok.

normalde hint sokak yemeklerinde kullanılan malzemeler mutasyon geçirip sizinle sohbet edecek kıvamda olurdu.

olsa da yesek yahu.
görüldüğü kadarıyla rusya'nın tek bir caydırıcı gücü var o da nükleer silahları.

şayet onlar olmasaydı, şu anda ukrayna " acaba rusya'yı işgal mi etsek " diye düşünüyordu, o derece komediymiş ordusu.

yazık oldu yitip giden binlerce insana, yerinden yurdundan edilenlere, ağaçlara toprağa hayvanlara.
tüm dünya esasen rusya ve çin gibi, kendi halkını bir et parçası, idelojiyi çalıştırmakla yükümlü motor parçası misali gören bir zihniyeti, abd emperyalizmine tercih etmeli, o kadar söylüyorum.

kısacası rusya ve çin'in hegemon olduğu bir dünyada yaşamak istemezsiniz.

edit : imla, düzeltme.

gariptir bir aksiyon filminde, ukrayna ve rusya halkının birbirinden ne kadar farklı olduğuna dair özet geçilmişti ki enteresan bir örnek, paylaşayım.

jason statham driver filmi - i'm not russian i am ukranian
doktor arkadaşlar bu hızla yurtdışına gitmeye devam ederse zaten tornacılar minimal invazif operasyonlara, şaseciler beyin ve sinir cerrahi ameliyatlarına, hondacılar kardiyo torasik cerrahiye, ön düzenciler ürolojiye bakacak gibi, sonumuz hayrolsun.
hayatınızda adını duymadığınız alkollü kokteyllerden tutun adı glen ile başlayan isli viskilere kadar, spirit denilen kokteyl katkılarından tutun egzotik alkollü içkilere kadar neredeyse içmediği bir şey kalmayan bir abiniz olarak diyorum ki, biranın ferahlığı hiç bir alkollü içki de yok.

belki single malt viski, yok yok, biranın verdiği huzur hiç birinde yok.

yazılı tarihin başlangıcından yani sümerlerden bu yana üretilen bir içki bira unutmayın. ( göbeklitepe mevcut tarihi m.ö 11 yy'a kadar götürdü, yanlış bilmiyorsam oradaki çizimlerde de bira var )

merak edenler için tarihi şafağında göbeklitepe'de bira üretimi - arkeofili

butik biralarda mesela cennete ulaşmanız mümkün.

o sebeple ben bira diyorum, sen de var mısın ekşici alkolik kardeşim ?

edit : çok kalbim kırıldı, bira bu kadar örselenmemeli !
şakacı yavşakları moderatörlerin pistten almasını rica ettiğim, mevcut teknoloji ile on binlerce yıl alacak, şimdilik ütopya kabilinde çabadır.

dünyadan en çok uzaklaşan insan yapımı nesne bir uydu biliyorsunuz adı da voyager. 22 milyar küsür km uzaklaşabilmiş 44 yılda. (1977'de uzaya gönderildi )

yani şöyle izah etmeye çalışayım. ışık hızı saniyede 300 bin km ve dünyamız galaksi merkezine 8 bin ışık yılı mesafede olduğuna göre, samanyolu galaksisinin de bir uçtan diğer ucuna genişliği 100 bin ışık yılı olduğuna göre, galaksimizden kurtulmak için bir uzay gemisine binersek, aptal matematiğimle 92 bin ışık yılı yol gitmemiz gerekiyor.

şayet ışık hızına yakın bir hızda ( teorik olarak mümkün, pratik olarak şu an imkansız ) mesela 298 bin km/sn hızla gidebilen bir uzay aracı yapsak bile bu mesafeyi tüketmemiz 92 bin yıl sürerdi. ( biraz daha fazla esasen tam ışık hızında gitmiyoruz)

teorik fizikçiler, star trek serisinde kullanılan warp motorlarının yine teorik olarak geliştirilebileceğini düşünüyor.

yani hiç hareket etmeden ışık hızının 10 katına ulaşmanız mümkün. ama bu bile komik rakam neden ? ışık hızının 10 katına çıkarsak, 92 bin yılda gideceğimiz mesafeyi 10'a böleriz, yine geriye 9.2 bin yıl kalıyor. ( warp motoru çalıştırdığınızda uzay zamanı bükmeye başlıyorsunuz, gerektirdiği enerji akıl ve mantık sınırları ötesinde ama teoride mümkün dediğim gibi )

o sebeple, uzak çok uzak bir galakside .. efsane repliği ile başlayan star wars gibi serileri izleyerek uzayı keşfetme açlığımızı biraz dindirebiliriz.

evren hiç bir organizmanın tahayyül edemeyeceği kadar büyük ve her saniye genişlemeye devam ediyor.
lan ne günaydını, fatih altaylı'yı bu konuyla ilgili hassasiyetini bilmeden sorgulamaya çalışmayın komik bile olmuyorsunuz.

dün sabaha kadar teke tek bilim yayınlarını izledim, 4 yıl evvel yayınlanan bir programda laf arasında suriyeli akınından dert yanıyor adam, daha taliban akını söz konusu bile değil, yok günaydın da bilmem ne de.
savaşın tarafını tutarım.

ne kadar uzun sürerse ve nüfusları ne kadar azalırsa gelecek nesiller için, hayvanlar ve bitkiler için o kadar yasanabilir hale gelecektir dünya.

iki ülkenin toplam nüfusu 2.8 milyar lan ! dünya nüfusunun 3'te 1'i bu iki ülkede yaşıyor.

çocuk sahibi olsun insanlar tamam da, çekirge gibi de çogalmasınlar amk bu ne kepazeliktir.
yatanların günahı nedir yahu, ayağa kaldırsinlar hemen garipleri öyle yapsınlar, 30 saniyede bitti gitti.

biten sadece covid değil belli ki, türk gazeteciliği ve televizyonculuğu da böyle böyle bitti.

edit yapmayı sevmiyorum ama bir tane mesaj geldi, " nereden biliyorsun da etki etmediğini dalga geçiyorsun " şeklinde. buradan yanit vereyim olayın ne kadar kolpa olduğu anlaşılsın.

bak güzel kardeşim annem terminal devre kanser hastası. korkunç ağrılar çekiyor tahmin edersin. bu sebeple sadece kırmızı reçete ile satılan ve vücuda yapıştırılan bir bant, kas içine iğne ve damar yolundan verilen çok güçlü bir ağrı kesici bulduk, doktora soracağız yazabilir mi diye.

ilacın etken maddesi fentanil. markayı vermeyim ama prospektüsünde diyor ki, damar içi enjeksiyonda 1-2 dakika içinde etki eder !

her şeyi bir kenara bırakın damar içine enjekte edilen bu kadar ağır bir uyuşturucu dahi ancak 1-2 dakikada etki ediyor, senin covid hapı 30 saniye.

haydi hayırlı traşlar.
saat 16:00'da başlayacak ve eurosport 1 kanalından canlı olarak yayınlanacak maçtır.

yahu biriniz yazsın şunu da okuyan adamlar arada bu bilgiye de ulaşsın.

edit : nadalspor.

ahahah rafa dümdüz etti geçti, birazdan 2. seti de alır. adam resmen gözümde büyüdü bir kez daha.
dakikasında o kültüre uyum sağlayacak, beraber partileyecek, hafta sonu bbq takılacak, medeni dünyanın tüm hallerine uyum sağlayacak senin benim gibi adamlara vize vermek için kırk dereden su getirtenler düşünsün güzelim londra'nın afganistan'a dönmesini.

sırf kendi çıkarları için ortadoğu ülkelerini siyasal islam bataklığına çevirdiler, desteklediler, hala da desteklemeye devam ediyorlar.

böylece devam etsinler.
çipli aşı dedi ya lan.

oğlum siz akıllanmazsınız hakikaten, acımıyorum bile.

4 cc bir sıvının içine nano boyutta çip koyacak teknolojisi olan adam senin boklu götüne onu sokmakla niye uğraşsın.

yıllardır anırdı bu adam yakında gelecek bir pandemi ile dünya büyük risk altında diye. nereden biliyordu, zira bu tip virüs salgınları insanlık tarihi boyunca mevcut. en yakını domuz gribi, sars, mers.

edit : sinirden tüm imla kurallarını imha etmişim, kusura bakmayın.
kafa kesen, insan derisi yüzen, eroinle bir nesli zombiye dönüştüren katillere karşı girişilen operasyondur ancak ne kadar başarılı olur tartışılır.

adamlar şehir sahibi olmuş, kitleleri maaşa bağlamış, devlet gibi örgütlenmiş yani.

bu zamana kadar bunun gibilere karşı ordu tankla, topla önüne gelen kim varsa devirip neden harekete geçmedi dersiniz ?

para konuşur da ondan. herkese para yedirince durum böyle laçkalaşıyor.

paran varsa siyasetçi de satın alırsın, silahlı güç de, bu kadar basit ve bu kadar aşağılık bir durum.
- sevdiğin insanla kavga ettin mesela, kafayı dağıtmak için alkol almak istesen zam geldi, anca 2 bira alırsın onu içene kadar damacanayı dik kafaya daha çabuk sarhoş olursun, bu arada 19’luk damacana 15 tl, az iç

- ulan bir sigara alayım bari dumanlanayım desen en boktan sigara 15 tl falan, o parayı versen büsbütün üzüntüye gark olursun

- dur bir şevişeyim kendime geleyim diyorsun, partnerinin ya da kendinin riske girmemesi için prezervatif almak istedin, baltayı taşa vurdun, anasının amı olmuş prezervatif vaz geçiyorsun, ertesi gün hapının fiyatlarını görsen çocuğun doğması daha az masraflı

- ulan sevişemedik bari bir porno izleyim iki el atayım desen sitelerin alayı mahkeme tarafından yasaklı, vpn kurayım desen ya hız düşük ya paralı, dolayısıyla ön bellek kullanıp işini hallediyorsun o da ne kadar tat verirse artık

- hiç biri olmadı dur bir pizza söyleyim moralim yerine gelir desen, 2 büyük pizza 65 tl, dilim pizza 20 tl, o vakit yine makarna daima makarna

- sinemaya gitsen hafta içi bile 15 tl, evde izlerim desen filmlerin hepsi rtük sayesinde 15 dakikalık kısa filme dönmüş

- bir nefes alayım dışarı çıkayım desen, gittin bir mekana oturdun yedin içtin en dip fiyattan 50 tl

- hay ben böyle hayatın ta amk diyerek intihar etmek istesen urgan ipin metresi 10 tl, 5 metre dolasan 50 tl, sırf ip fiyatı yüzünden bile intihar etmek ister insan ama o parayı verip gönül rahatlığıyla intihar bile edemezsin.

kısacası bu ülke insanı kanser etmiyorsa ya süper güçleri olan doğaüstü bir yaratıksın ya da uzun zaman evvel ölmüşsün henüz farkında değilsin.