Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
(bkz: sınıf annesi)

bu nedir? hangi hakla hukuki ve idari bir mercii yerine koyuyor?

gelen mesajlar üzerine edit: meğer ne “köklü” ve “önemli” bir merciymiş de haberim yokmuş. çok yazık vallahi. eğitimsiz toplumlarda bireyler azıcık görev ve sorumluluk almayagörsün, gönüllülük esasındaki işlerde bile böyle cozutuyorlar.
aciz ve muhtaç durumdaki canlara zulm edilmesi beni mahvediyor.

yoğun bakımda solunum cihazına bağlı yatarken kendisiyle alay edilen yaşlı bir teyze...
defalarca tecavüze uğrayıp hayatını kaybettikten sonra ardından "fasulye sırığına düştü" denilen iki yaşında bir bebek...
kafasına kürekle vurula vurula öldürülen köpekler...

eli kolu bağlı, kendisini ifade etmekten ve kendisini korumaktan yoksun, bir insanın vicdanına canını teslim etmiş her türlü canlıya yapılan zulm beni mahvediyor.

anlıyor musun?
dünya haritasında 5 saniye içinde yerini gösteremeyeceğim ülke yok. avustralya kıtasının etrafındakiler başta olmak üzere küçük ada ülkelerini saymazsak. onlar biraz uğraştırıyor...

ülke-bayrak eşleşmesinde de aynı şekilde iddialıyımdır.

hayatta hiçbir işime yaramayacak olsa da bu yetkinliklere sahip olmak çok hoşuma gidiyor.
maçla ilgili ilginç bir tesadüf aklıma geldi.
98 dünya kupasındaki grup maçında fransa danimarka ile karşılaşmıştı. bu maçta oynayan marcus thuram'ın babası lilian thuram aynı marcus gibi ikinci yarı oyuna girdi. danimarka kalecisi kasper schmeichel'ın babası peter schmeichel yine o maçta yer almıştı.
tıpkı bu maçtaki gibi fransa öne geçip ve danimarka beraberliği yakaladı.
98'deki maçta fransa 2-1 yenmişti.
görsel

edit: derken 2-1 oldu
ınstagram, twitter sen nelere kadirsin. normal zamanda kedi köpekle işi olmayıp, sırf like uğruna köpek alan, binlerce tip var. köydeki çiftliğimize getirilen kedi, köpeğin haddi hesabı yok. bu like tayfası bi s.ktirip gitse ülke 50 yıl ileri gidecek

edit : harf değişikliği. ayrıca mesaj kutuma gelip küfreden tipler, okuduğunuzu anlamak bu kadar zor olmamalı.
askerlerimizin ölüm sebebi sizin terör-oy oranı arasındaki bağlantınız, dış ilişkilerdeki başarısızlığınız, savaş ekonomisi ile siyasi güç ve para kazanmaya çalışmanız, cahil halk üzerinde ölümle etki yaratma taktiğinizdir.

yanlış kararlarla insanları öldürüp sonra “ama önce ölenlere üzülün diğerlerini boşverin” yöntemi sizin işinize yarayabilir. ama bizim daha çok ölmemize yol açıyor.
kadınlar netlikten hoşlanır demişler, evet doğrudur. ama bu ilişki kurulduktan sonrası için geçerli bir durumdur.

bir insanın karşısına geçip direkt duygularını söylersen, birden özel alanına izinsiz girilmiş gibi hisseder beyin ve direkt korkup kaçar.

insan alıştığını sever. ve kendisi gibi olanı arar. mesela bazı küçük ve onu özel yapan hareketlerine dikkat et. basit şeyler olsun. örneğin sigara içiş şekli bile etkilidir. beyin karşısındakini yabancı görmez ve ürkmez.

en güzeli en başta dolaylı iletişim kurmaktır. mağazada mı gördün? sizce bu kıyafet bana yakışmış mı ? diyebilirsin. ya da, kalabalıktan ayrıldığı ortamları gözlemleyerek o an yanına gidip saatin kaç olduğunu sorabilirsin. devamında göz teması kurarak cevap veriyorsa, direkt hislerini beşi etmeden özele girmeden genel konular hakkında konuşabilirsin. aynı okuldasındır diyelim, örneğin felsefe dersinde şu konudan ( konu neyse) bahseden kişi siz miydiniz? gerçekten anlattıklarınız çok ilgimi çekti gibi sorular sorabilirsin. zaten seninle sohbet etmek istiyorsa konunun devamını iç güdüsel olarak o devam ettirecektir. ettirmedi diyelim. en azından reddedildim diyerek özgüven zedelenmesi yaşamazsın.

aman diyeyim yineliyorum ilk başta direkt iletişim her insanı ürkütür. lütfen yapma. netlik ve istikrar iki kişinin ilişki kurmasından sonra olması gereken şeylerdir. unutma aen daha o kilitle herhangi bir ilişki içerisinde değilsin.
toplu taşımada bu zamana kadar nasıl maske takmadan binmişiz ben onu düşünüyorum asıl.

sigaranın son dumanını otobüsün içine üfleyen var.

adamın gözünün içinden beyni görünüyor o kadar yakınız, bırak maskeyi elimden gelse kafama fanus geçiririm özellikle toplu taşımada. (bkz: izban)(bkz: eshot)
açlıktan ölen arkadaşını yiyen köpek bir gönüllü hayvansever tarafından alındı ve ona ağlaya ağlaya mama ve su verdi ve hayvanın hiçbir saldırganlığı yok, pamuk gibi.

poşetten çıkarılan kedilerden bazıları özellikle 3 aylık o masum yavru yine bir hayvansever tarafından tedaviye alındı ve tedaviden sonra yuvalandırılacak.

birçok hayvansever biz burada kavga ederken dün gece yola çıkıp gitti görevini yaptı, ne yapıp edip girdiler o konya ölüm kampına. bir sürü hasta, kör topal kedi, en son 1,5 ay önce “sözde tedavisi yapılmış” uyuz ve ölmeye yatmış köpekler, hepsi bir deri bir kemik kalmış ne mama ne su var.

hepsini takip etmek ve destek olmak, hatta sahiplenmek istiyorsanız mesaj atabilirsiniz, hepsini takibe aldım.

ekleme: sadece konya’da değil, istanbul, düzce, ankara’da eş zamanlı gerçekleşiyor tüm bu vahşet ve sorumlusu kim hepimiz çok iyi biliyoruz. ayrıca 1 köpek için değil bundan önce bizim haberimiz yokken öldürülen köpekler ve kediler için de ayaklanıyoruz, biraz zekanız varsa bir köpek için olmadığın anlarsınız zaten.
hiç sevmem bu kavramları ama işte gerçek bi "alfa" ile, sahte temeller üzerine inşa edilmiş alfalığın farkı bu. hikayedeki kırmızılı eleman muhtemelen çok seviyordur bu alfa kelimesini, o yüzden kullanayım.

adam yana çekildi ikiniz de geçebilsin diye, sen öküz gibi gittin adama omuz attın. adam sana atak yapmadı adama saldırdın, darp ettin (ne kadar edebildiği tartışılır). adam da sonuç olarak seni senin partnerinin önünde çıktığın deliğe geri soktu.

helal olsun! big respect, abiye ve onun gibilere:)
gelmiş yine senaryo guruları.

arkadaşlar bu yapım bir nüans yapımı. detay yapımı. bu yapımı karikatür üzerinden anlatmak gerekirse; bir tarafta yiğit özgür bir tarafta umut sarıkaya var diyelim. ikisi de güldürür, geçmişe, geleceğe, köye, kente her yere götürür. yiğit özgür bunu açık açık yapar. kompozisyonda fuzuli bir şey göremezsin. umut sarıkaya'da konu + fuzuli gibi görünen -önemsizleştirilmiş- ama fuzuli olmayan bir sürü materyal yer alır. umut sarıkaya bu materyallerle ana konuyu müthiş sentezler ve okuyucu bunu farkedince keyif alır.

işte burada gibi dizisi umut sarıkaya tipi bir teknik kullanıyor, çok da iyi yapıyor. yani sen gelip konuyu beğenmedim diyemezsin, bu adam bu teknikle misalen terliği de anlatır, abajuru da anlatır, cenaze yemeğini de anlatır, menapozu da anlatır. peki ne diyebilirsin? konu bana uygun değil, diyebilirsin. yani benim mizahi-kültür repertuarımda bu konunun karşılığı yok, diyebilirsin. bunda sorun yok.

yani siz istiyorsunuz ki, buradaki hahahaa hihihih sayısına göre senaryoya, kurguya falan yön versinler. siz kimsiniz aq?

bu adamlar benim o çerçevede bugüne kadar baktığım en iyi işi yapıyorlar. seks yok, siyaset yok, gereksiz vurgu yok, sjw yok, din yok, sınıf yok.. adamlar türkiye'de ancak bir ayak boyu kadar olan boş bir kümenin içine kendilerini sıkıştırıp bu işi yapıyorlar.

hiçbirini şahsen tanımıyorum, ama içimden bile kötü bir eleştiri yapasım gelmiyor. on numara beş yıldız iş. devam.
lüks araç mi ? bi siktirin gidin. ilandaki özellikler passat'a veya skoda superb'e denk geliyor. ( kessy bu ikisinde var. zaten ikisi ayni gruba ait markalar) bildigin orta segmentte iki araba. ne çamur, ne igrenç insanlarsiniz lan siz.
“madem terörist ve sen bunu biliyorsun, neden serbest gezmelerine izin veriyorsun?

madem bu kişiler terörist, senin bilip de serbest gezmelerine izin verdiklerin bomba patlatırsa 1. dereceden sorumlusu sen olmayacak mısın?

ayrıca bu insanlara işe girerken temiz kağıdını senin kurumların vermiyor mu? bu teröristlere temiz kağıdı veren görevlilerinin bunu neden yaptığını araştırdın mı? onlar da teröristle işbirliği mi yapıyor yoksa rakip parti belediye başkanına kurulan kumpasın bir parçası mı? senin terörist dediğine onlar neden temiz diyor?

iç işleri bakanlığı yapmak mı önceliğin, yoksa siyaset yapıp rakibine oy kaybettirmeye çalışmak mı?”

sorularına cevap veremeyecek bakan açıklaması.
hayır sonuç ne sonuç onu anlamadım? aylardır istanbul belediyesinde şu kadar terörist var bu kadar terörist var. eee?

e bunlar madem terörist neyi bekliyorsunuz? polis sizsiniz asker sizsiniz savcı sizsiniz hakim sizsiniz. madem bunlar terörist, bunlardan biri çıkıp taksimin göbeğinde bomba patlatsa bunun sorumlusu süleyman soylu'dan başka kimdir? ne diyeceksiniz o zaman bak biz terörist dedik terörist çıktı mı?

ya kafayı yememek elde değil. adam aylardır üç günde bir çıkıp çıkıp aynı şeyleri anlatıyor. diyor ki; istanbul belediyesinde terörist var!!! tamam senin dediğin gibi olsun, var napalım?

madem bunların terörist oldukları kesin, sen türkiye cumhuriyeti içişleri bakanı olarak benim canımı koruman gerekirken, sen beni bu insanlarla aynı sokaklarda dolaştırıyorsun. oldu olacak ver kimliklerini adreslerini ben gideyim alayım yarın. sen ne düşünüyorsun bilmiyorum da, ben bir vatansever olarak teröristlerle aynı yerde yaşamak istemem.

ha tabii bu işler senin görev alanına girmiyorsa kim ilgilenecekse ona söyle o halletsin bari. çünkü bizim canımızı korumak sana kaldıysa bir gün sokaklarda geberip gitme ihtimalimiz oldukça yüksek.

tanım: türkiye cumhuriyeti içişleri bakanı'nın milyonlarca insanın yaşadığı istanbul'da, teröristlerin her gün elini kolunu sallayarak istediği gibi gezdiğine dair açıklamaları.
bu ittaparların bir tane sokak köpeğini sevdiği mi var? amına koduğum son model arabasında 250 gramlık fino köpeği gezdirip, at gibi sokak köpeği storysi atar. nasılsa o dev gibi adam yiyen köpek, güvenlikli lüx sitesine giremez. son model arabasında gezerken ona zarar veremez. sabahın beşinde işe gitmek için karanlıkta sokağa çıkıp otobüs bekleyen garibana on tane at gibi köpek saldırmış, çok sikindeydi. gebersin tabi. ne de olsa fakir amına koduğum. garibanın çocuğu mahallede oynarken köpekler parçalamış. gebersin amına koduğumun piçi. anası üç, beş tane daha doğurur. yeter ki sosyetemiz vicdan mastürbasyonu yapabilsin.
sığınmacı yokken kimse suriyeli karşıtı da değildi ne ilginçtir. acaba neden? önceden günde 1 2 kere gördüğümüz sokak köpekleri artık her sokak başında üçer beşer tane. bu işte bir yanlışlık olduğunu fark ediyoruz bu sayede.
dostlar evin yanında oldu, hissettik. siz çorum’dan yeterince hissetmemiş olabilirsiniz. yüksek müsaadenizle sismik göd demeyecekseniz korkabilir miyiz? her sağlıklı insan gibi.
orgeneral dediğin rütbe koca memlekette sanırım 4 tane kkk'da 1 tane hkk'da 1 tane de dkk'da (oramiral) 6 tane var, yanlışım varsa düzeltin.

askerlik dediğin zaman dilimi en fazla 12 ay.

normal zamanda bir orgenerale denk gelme ihtimalin 6/85000000. askerde bütün hayatını belli bir alanda geçirdiğin için çok çok çok daha az.

orgeneralin seninle konuşma ihtimali ise sanırım sıfır. orgeneralin binbaşıyla konuşma ihtimali bile sıfıra yakın olabilir. belki yarbay. olur da yukarıdaki küçük ihtimal gerçekleşir de bir sebepten, hani olmaz da, bölgeye gelip bulunduğun tugaya falan uğrarsa şu diyalog geçebilir:

-merhaba asker!
-sool!
-nasılsınız!
-sool!

ama bu da geçmez, arkadaşların anlattığı gibi sizi ortadan yok ederler.

bir de orgeneralin korumaları özel kuvvetler askeri oluyor. yani o hayranlıkla izlediğiniz “oğlum bunlar görünmüyormuş lan, sadece öldüğünde anlıyormuşsun bordo berelinin geldiğini” dediğiniz adamlar koruyor yani. hani gelmez o kadar yanına da diyelim geldi sen “sas duruş”tayken heyecandan böyle bir titreme gelse muhtemel müdahale ederler.

yalnız olur da cidden bu enstantane gerçek olsa herkes bir 10 saniye donakalır ha. kimse inanamaz. 10. saniyeden sonra herkesin gözü yaşla dolar lan. mecburi askerlik hizmetini yapanlar kalan zamanlarının, muvazzaf askerler de kalan çalışma zamanlarının cehenneme dönmesine ağlamaya başlar. ya bırak oradaki askerleri, yurdun 4 bir yanındaki askerlerin göğsüne öküz oturur o an. sen o an silah altındaki 960 bin adamın hayatıyla oynarsın. haberlere çıkarsın lan, ünlü olursun! ülkede gündem olursun yani. bilemiyorum, ilginç olabilir. birisi bunu yaptığında yaşanacakları görmek isterdim.
şu sıralar süper.

uzun zamandır kendim için hiç bir şey yapmıyordum.

çocuklara, eve, işe adamıştım kendimi.

ve doğum günümden sonra, 35 yaşım benim için bir aydınlanma, kırışma noktası oldu. artık neye sayılırsa…

benim de bir hayatım var diyorum artık. önce kendime daha fazla özen göstermeye başladım. aynada kendimi daha iyi gördükçe arkadaşlarıma vakit ayırmaya başladım. mutsuz olduğum için çocuklara daha sinirli davranıyordum sanki bi iş gibi görmeye başlamıştım. ertelediğimiz yardımcı işini hallediyorum. böylece zamanımı daha verimli kullanıp çocuklarla daha kaliteli zaman geçirebileceğim.

evet kendimi seviyorum değer de veriyorum. ve mutlu olmayı hak ediyorum.

sevgili kendim böyle devam et
hayvansever diye cikip devamli cingar cikartan insanlari sevmem ama bu konya olayinda yerden goge kadar haklilar. kopegi kurekle oldurmeye calisan biri insan icine cikartilmamali. sokak kopegi isirigindan bin kat daha tehlikeli kisiler bunlar. bu videoya kadar kimbilir kac hayvani vahsice öldürdüler. hele bu son goruntu yapilan vahseti goz onune seriyor. bir yavru kedi sokakta ne tehdit yarabilir? simdiye kadar rapor edilmis bir tane kedi saldirisi mi var? zaten konya sogugunda sokak kedilerin yuzde doksani bahar aylarini goremeyecek. bir yavru kediyi bile alip posete koyup ölüm kampina götürmek nedir arkadas? hem köpeklerez hem de kedilere yapilan bu canavarliktan dolayi insanligimdan utandim. kabul etmiyorum, reddediyorum. bizim kulturumuzde boyle bir canavarlik yok. biz de sokak kopekleri sorunu cozulsun istiyoruz ama kurekle kopek olduren canavarlarla ayni cizgide olamam. ınsanim ben.
bana çok ilginç gelen durum. hayvanlar için kalbi sıkıştıktan yalnızca 3 saat sonra %100 kuzu kürkü reklamını yaptığı markayı paylaşmayı ihmal etmemiş.

görsel
görsel
görsel
görsel
görsel

edit: kürkün nasıl yapıldığını bilmiyor olamazsınız herhalde, o hayvanlara yapılan işkence değil mi? üstelik tamamen lüks için yapılıyor bu. ayrıca bunları giydiği için değil, tonla para alıp reklamını yaptığı için eleştiriyoruz.
çoğu yazar da çoğu haber sitesi de clickbait varsayımlarla olayı garipleştirmişler-mantıksızlaştırmışlar.

özet; kız 1. sınıf tıp öğrencisiyim diye ailesini kandırmış ve ösym çapa tıp sonuç belgesini ona göre hazırlanmış.
klinik stajlara geçmeden önce öğrenciler özellikle tatillerde heveslerini almak için ameliyatlara girerler (sadece izlerler) hatta tanıdık bulunursa staj(hiçbir şey yapmıyorsunuz polde oturuyorsunuz) adı altında bir süre o doktorla zaman geçiriyorsunuz. bu kıza da bu stajlardan biri ayarlanmış.
zaten gözlemci asistan kavramı yurtdışında var bizim ülkemizde bu şekilde yok diye biliyorum :d
yani kıza ne hasta baktırmışlar ne de ameliyat yaptırmışlar ki yeni gelen asistanlara bile yaptırmazlar... tahminen hoca hasta bakarken kenarda durmuş ve anı olarak hocalarla da fotoğraf çekilmiş. biri de tusla ilgili ne düşünüyorsun falan diyince olay orada patlak vermiştir.

ülkedeki habercilik anlayışı ile tıp kazanmalısın baskısı kötülük konusunda yarışıyor.
insan nefretiyle dolmuş lan içiniz ne yaşadınız bu kadar, tapıyorsunuz deyince de itiraz etmeyin amk, şu yazılanlara bak, iti insandan üstün tutan tutana, insanlığı yok etmek istiyorlarmış ruh hastaları
hayır al evine tapıyonmu ne yapıyorsan yap beni ilgilendirmez ama sen tapıyon diye ben hergün sokaklarda köpeklerle boğuşmak zorundamıyım lan, ab de abd de de eminim böyle ite tapan ayılan bayılan vardır mutlaka ama sokaklarda başıboş köpek yok, kimsenin de böyle bir şey yapmaya götü yemez ama burası tr devlet yokki isteyen istediği gibi at koşturuyor amk
bu kız tarafı alır erkek tarafı alır muhabbeti de çok saçma değil mi?

iki kişi aynı evde hayatınızın geri kalanı beraber geçirmeyi, ailevi sorumluluk edinmeyi amaçlıyorsunuz ve aynı ekonomiyi paylaşacaksınız ama kız evi oğlan evi diye kavga ediyorsunuz. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. iki ailenin ortak bütçesi neyse ona göre hareket edersiniz.
abartmıyorum; 2. dünya savaşı ile ilgili karşıma ne çıksa izlerim.

buradan çıkardığım birkaç sonuç var.

yeterli savaş makineleri ve cephaneleri üretmeden pek çok yeni cephe açmaları.

yeterli hammadde, nüfus ve yakıt kaynakları ve depoları yoktu. bunlara ulaşımı da yoktu. bu çok büyük bir etken.

orduyu esasen prusyalı kurmayların değil de, avusturyalı bir onbaşının yönetmesi.

eksantrik silahlar ( dev top, savaş gemisi ve tank ) yapmaya kaynak ve zaman harcayacağına, daha fazla orta sınıf tank, denizaltı ve uçak üretmeliydi.

yeterli kamyonları bile yoktu. tüm savaş boyunca 65.000 kamyon üretebilen almanya’ya karşı sadece abd 850.000 kamyon üretmiş. diğer müttefikleri saymadım. savaş lojistikle, yani silahlar, cephane, asker, yakıt, yiyecek içecek taşınarak kazanılır. yeterli kamyonun yoksa geri bile çekilemezsin.

yahudiler ve çingeneler için boşuna kaynak harcandı. üstelik bu, almanların en kötü anılmasının sebebi oldu. savaş için faydalı olabileceklerken onların tutuklanması, taşınması, beslenmesi ve maalesef öldürülmeleri derken bir sürü kaynak harcandı ve asker tahsis edildi.

tarihte hiç bir zaman işe yaramamış savaş koruganları ve hatlarına devasa kaynak harcamaları. ki kendileri maginot hattının ne kadar kolay geçildiğini gördükleri halde.

son olarak nedense hiç işe yarar müttefikleri olmaması. japon’larla ve ispanyollarla neden yapmadıklarını hala anlayamıyorum. italyanlar ise faydadan çok zarar getirmişlerdir.
yeğen dediğin arkadaşının teknesi gibi süper bir şey. öp, okşa, sev, oyna vızlayınca da anasına babasına sat* keşke benim de olabilseydi. abartın abartabildiğiniz kadar.
love bombing sizinle birlikte olmak için atmadığı takla yok.

gaslighting inkar eder. mantık çerçevesine oturtmaya çalışmayın kafayı yersiniz. bildiğiniz şeyden şüphe etmeyin.

ghosting sessizlik. yok sayma. değersiz hissettirmenin dibi.

karşı tarafta kişilik bozukluğu varsa ilişkinin sonunda siz ruh hastası olursunuz. hatta fark etmediğiniz için suçlu olursunuz.
ülkede genetik olarak zaten çok güzel kadın/erkek yok. en azından kadınlar kendine bakım yaparak açıklarını kapatabiliyor. dönüp erkeklere bakıyorsun saçlar dökülmüş, kişisel bakımdan uzak şekilde takılıyor. sonra da ortalama güzellikte bir kadına delice ilgi göstererek şımartıyorlar. bu durumda türk kadınının kendini güzel zannetmesi ne kadar saçmaysa türk erkeklerinin kendini tanrı zannetmesi de bir o kadar saçmadır.
videoyu açmadan evvel tiksinti verecek gorüntüler beklediğimden elim kapat butonunda olmak kaydıyla açtım ama hiç de alıştığımız görüntüler yok.

normalde hint sokak yemeklerinde kullanılan malzemeler mutasyon geçirip sizinle sohbet edecek kıvamda olurdu.

olsa da yesek yahu.
olabilecek en saçma toplumsal yargılardan tertemiz sıyrılmayı başarmış mis gibi kadındır. yukarıda bazı ilginç arkadaşlar “gece kamyon devirsem ben söylüyor muyum” demiş. boşalmak ve regl olmayı hangi beyin fonksiyonlarınızın eksik olması sonucu aynı kefeye koyabiliyorsunuz acaba? siz hiç cinsel ilişki esnasında regl olmak isteyen, regl olması sonucu fiziksel haz yaşayan kadın gördünüz mü? pipinizden kan damlasa ağlayarak kafayı yer ne yapacağınızı bilemezsiniz. reglin fiziksel haz ile uzaktan yakından alakası olmamasını geçtim geçtim, kadını gerek fiziksel olarak verdiği rahatsızlık ve ağrıyla, gerek duygusal dalgalanmalarla bu kadar yoran biyolojik bir olayın dile getirilmesi neden size böyle rahatsızlık veriyor? lütfen bi rahat huzur verin. kadınları bir rahat bırakın istediklerini söylesinler.