“içeri alınacak” yaygarası kopararak adamın içeri alınma ihtimalini meşrulaştırıyorsunuz. hayır anlamadım ki inatla neden bunu söylüyorsunuz?
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bugün
orospu evladı rockstar gene türkçe dil koymamış ya. ulan vice cityden itibaren bizim kadar fanın ve oyuncun olan ülke var mı acaba.
edit: oyunların %95'ini korsan oynayan rusça var ama bizim dilimiz yok. biz 85 milyonluk koskoca bir devlet ve yüzyıllardır konuşulan saygın bir dile sahibiz. eskiden haydi neyse deniyordu ama globalleşen bu dünyada türkçe'yi ve türk oyuncuları yok sayan firmaları artık boykot etmek istiyorum. bu rockstar dahi olsa değişmez.
edit2: 2 milyar dolar bütçeye sahip oyuna 'ama tr dil koymaları şirketi zarara uğratır :(' diyenlerin mal olduğunu düşünüyorum kusura bakmayın. kiril alfabesini kullanan rusya dışında ukrayna, belarus, kırgızistan, tacikistan gibi ülkeler var, rusyayı çıkar bunların toplamı 1 türkiye etmiyor amk, rusya'ya da sözde ambargoları vardı.
siz hala savunun şu adamları.
edit: oyunların %95'ini korsan oynayan rusça var ama bizim dilimiz yok. biz 85 milyonluk koskoca bir devlet ve yüzyıllardır konuşulan saygın bir dile sahibiz. eskiden haydi neyse deniyordu ama globalleşen bu dünyada türkçe'yi ve türk oyuncuları yok sayan firmaları artık boykot etmek istiyorum. bu rockstar dahi olsa değişmez.
edit2: 2 milyar dolar bütçeye sahip oyuna 'ama tr dil koymaları şirketi zarara uğratır :(' diyenlerin mal olduğunu düşünüyorum kusura bakmayın. kiril alfabesini kullanan rusya dışında ukrayna, belarus, kırgızistan, tacikistan gibi ülkeler var, rusyayı çıkar bunların toplamı 1 türkiye etmiyor amk, rusya'ya da sözde ambargoları vardı.
siz hala savunun şu adamları.
daha da düşmezsen ananı sikeyim. gazoz kapağından daha değersiz hâle gelesin avradını siktiğimin.
faize para yatırıyorsun enflasyona eziliyor.
altın alıyorsun anası sikiliyor.
borsa desen gırgıriyede şenlik var.
acayip sinirlerim bozuk.
faize para yatırıyorsun enflasyona eziliyor.
altın alıyorsun anası sikiliyor.
borsa desen gırgıriyede şenlik var.
acayip sinirlerim bozuk.
fransız heyetinin haberi yoktur. muhtemelen de haberleri olduğu an -ki sosyal medyadaki tepkileri görecekler- "böyle bir şeye lüzum yok" diyip iptal ettireceklerdir.
zurnanın zort dediği nokta bizim kraldan çok kralcı yalamaların yiğitliğe bok sürdürmemek için hiçbir şeyi çaktırmamaya çalışıp kapatma eylemini sürdürmeleri olacaktır.
zurnanın zort dediği nokta bizim kraldan çok kralcı yalamaların yiğitliğe bok sürdürmemek için hiçbir şeyi çaktırmamaya çalışıp kapatma eylemini sürdürmeleri olacaktır.
türkiye'de herhangi bir yörenin tanıtım şenliğinde gayet türevi çekilebilecek görüntülerdir. dağıtılan pastaya elle girişenlerin, beş yaşında çocuğun elinden simit almaya çalışan emmilerin ülkesinde yaşayan biri için kendinizi biraz fazla dev aynasında görüyorsunuz.
ayrıca görüntü doksanlara ait gibi duruyor. araştıramam vaktim kıymetli ama önünüze atılan her boka da atlamayın ''evet abi yeaa.'' diye.
ayrıca görüntü doksanlara ait gibi duruyor. araştıramam vaktim kıymetli ama önünüze atılan her boka da atlamayın ''evet abi yeaa.'' diye.
öyle arsızlar ve halk o derece umurlarında değil ki, iş trafiği kalabalığını kendilerine yontabilmek için medyasıyla, çakarlı arabalarıyla, figüran olarak getirtilen akpli mafyözlerle zaten kilit olan o trafiğin iyice içine edecekler. (ağzımı bozmayayım diyorum da bunların yaptıkları şeylerin de başka türlü tanımı yok.)
şu çağrıyı muhalefetten birileri yapsa valilik 10 kere yasaklamış, akp bin demeçle kınamıştı. tabii yapan kendilerinden olunca sus pus. butlancıların her hareketinin tam bir akpli şımarıklığı, görgüsüzlüğü ve kural tanımazlığı örneği olması ve kendilerinin ne mal olduğunu daha da ifşa etmesi de komik oluyor. çırpındıkça daha batıyorlar.
aslında şunlara en güzel yanıt yarın topluca iş bırakma eylemi yapıp hiç trafiğe çıkmamak olurdu ama mümkün değil tabii.
şu çağrıyı muhalefetten birileri yapsa valilik 10 kere yasaklamış, akp bin demeçle kınamıştı. tabii yapan kendilerinden olunca sus pus. butlancıların her hareketinin tam bir akpli şımarıklığı, görgüsüzlüğü ve kural tanımazlığı örneği olması ve kendilerinin ne mal olduğunu daha da ifşa etmesi de komik oluyor. çırpındıkça daha batıyorlar.
aslında şunlara en güzel yanıt yarın topluca iş bırakma eylemi yapıp hiç trafiğe çıkmamak olurdu ama mümkün değil tabii.
ben kullanamıyorum.
geç kalmak ve özgüven eksikliği diye düşünüyorum.
koltuğa oturup kemeri bağlayınca bu strese dayanamayıp ölücem sanıyorum.
bir yandan da büyük sehirde araba kullanmak gerçekten bir ihtiyaç, yürümeyi bilmek kadar önemli.
uzaysal zekam kötü, reflekslerim yavaş gelişiyor. arabayı bir türlü ben kontrol ediyor gibi hissedemedim sanki benden bağımsız gidiyor. direksiyonu nereye kırınca aracın burnu nereye yöneldi bir türlü refleks haline gelmiyor. aynaya bakınca araç arkamda mı sağımda mı bir türlü anlayamıyorum.
acemi sürücü diye kağıda yazıp yapıştırdım cama işe yaramadı.
trafikte sürekli at mı sürüyorsun, hızlansana diye çemkiriyorlar.
zihinsel engelliler öğretmeni gibi anlatan öğretmen bulup özel ders almayı planlıyorum.
yine öğrenemezsem arabayı satıp kurtulurum.
geç kalmak ve özgüven eksikliği diye düşünüyorum.
koltuğa oturup kemeri bağlayınca bu strese dayanamayıp ölücem sanıyorum.
bir yandan da büyük sehirde araba kullanmak gerçekten bir ihtiyaç, yürümeyi bilmek kadar önemli.
uzaysal zekam kötü, reflekslerim yavaş gelişiyor. arabayı bir türlü ben kontrol ediyor gibi hissedemedim sanki benden bağımsız gidiyor. direksiyonu nereye kırınca aracın burnu nereye yöneldi bir türlü refleks haline gelmiyor. aynaya bakınca araç arkamda mı sağımda mı bir türlü anlayamıyorum.
acemi sürücü diye kağıda yazıp yapıştırdım cama işe yaramadı.
trafikte sürekli at mı sürüyorsun, hızlansana diye çemkiriyorlar.
zihinsel engelliler öğretmeni gibi anlatan öğretmen bulup özel ders almayı planlıyorum.
yine öğrenemezsem arabayı satıp kurtulurum.
yeşilay bisiklet turuna katıldık geçtiğimiz hafta. tur bitti ve çimenlere geçtik. sigara dumanına boğulduk resmen! içen içene. açık alanda, sahilde çimene oturuyorsun, kalabalık topluca tüttürünce açık alanda olman bile kar etmiyor! ulan yeşil ay'ın düzenlediği etkinliğe geliyorsun be insan!
otobüs bekliyorsun durakta, utanmadan durağın ortasında banka oturup tüttürüyor. hani uzak bir noktaya gideyim de, insanlara rahatsızlık vermeyeyim yok!
son bir fırt çekip otobüse atlıyor, burnunun direğini kırıyor kokudan.
cafede sırf kokudan kaçmak için kapalı alanda, içmeyenlere ayrılmış ufak bir köşeye geçiyorsun ama tabi çare yok! tüm üstün başın eve geldiğinde sigara kokmuş oluyor çünkü fabrika bacası gibi ortam, her yerden geliyor duman.
yolda yürüyorsun, yanında üfleyerek geçiyor.
umurlarında değil. saygı konusunda konuştursan hepsi destan yazar ama fosur fosur içip dumanıyla insanlara rahatsızlık verdiklerini bile bile umursamazlar.
artık çığrından çıktı. eskiden bu kadar dışarıda içen yoktu. gerçekten yoktu. hele yolda içe içe giden görmezdin ama artık genci, yaşlısı hepsi tüttürüyor. sahiller, plajlar ve hatta yeşil alan izmaritle dolu.
kendilerini savunmak için bir de utanmadan ad hominem yapmıyorlar mı!
"dünyada bu kadar .... olurken sorun yok, bizim sigaramız mı sorun" diye. iyi o zaman beni pasif içiciliğe mahkum et, bir şey demeyelim, niye dünyada bu kadar mesele varmış!
başkasına rahatsızlık vermenin adı özgürlük değil ve umarım kendileri gibi saygısızlarla sınanırlar.
sonradan gelen düzenleme:
"yasaklarla sorun çözülmez" diyenler, yurt dışına gittiklerinde ne yapıyorlar merak ediyorum. orada da böyle fosur fosur her yerde içiyorlar mı mesela? yasak çözüm değil ya! o yasaklar uygulansın bak bakalım çözülür mü çözülmez mi! asıl sorun uygulanmayışı.
bu millet asıl yasaktan anlar, eğitim vs.. hikaye. bazılarını eğitemezsin. bak her noktaya radar koydular, tak diye ceza kesiyorlar. kaçının totosu yetiyor hız yapmaya? paşa paşa hız yasağına uyuyorlar.
yasakları diktatörlük yönetimi görenin medeni ülkelerdeki sigara yasaklarına bir göz gezdirmesini öneririm. dışarıda gaz odası gibi ufak kulubelere tıkılıyor sigara içmek isteyenler.
işinize gelmeyen şeyleri aklamak için uğraşmayın. başka meseleri karıştırıp da olan yanlışı normalleştirmeye hiç çalışmayın.
#184651709
"sigarayla yalandan mücadele var. " evet, katılıyorum. eğer devlet istesin, değil yeni yasa çıkarmak, var olan yasayı uygulasın bak bakalım çözüm sağlanmıyor mu!
göstermelik çoğu.
otobüs bekliyorsun durakta, utanmadan durağın ortasında banka oturup tüttürüyor. hani uzak bir noktaya gideyim de, insanlara rahatsızlık vermeyeyim yok!
son bir fırt çekip otobüse atlıyor, burnunun direğini kırıyor kokudan.
cafede sırf kokudan kaçmak için kapalı alanda, içmeyenlere ayrılmış ufak bir köşeye geçiyorsun ama tabi çare yok! tüm üstün başın eve geldiğinde sigara kokmuş oluyor çünkü fabrika bacası gibi ortam, her yerden geliyor duman.
yolda yürüyorsun, yanında üfleyerek geçiyor.
umurlarında değil. saygı konusunda konuştursan hepsi destan yazar ama fosur fosur içip dumanıyla insanlara rahatsızlık verdiklerini bile bile umursamazlar.
artık çığrından çıktı. eskiden bu kadar dışarıda içen yoktu. gerçekten yoktu. hele yolda içe içe giden görmezdin ama artık genci, yaşlısı hepsi tüttürüyor. sahiller, plajlar ve hatta yeşil alan izmaritle dolu.
kendilerini savunmak için bir de utanmadan ad hominem yapmıyorlar mı!
"dünyada bu kadar .... olurken sorun yok, bizim sigaramız mı sorun" diye. iyi o zaman beni pasif içiciliğe mahkum et, bir şey demeyelim, niye dünyada bu kadar mesele varmış!
başkasına rahatsızlık vermenin adı özgürlük değil ve umarım kendileri gibi saygısızlarla sınanırlar.
sonradan gelen düzenleme:
"yasaklarla sorun çözülmez" diyenler, yurt dışına gittiklerinde ne yapıyorlar merak ediyorum. orada da böyle fosur fosur her yerde içiyorlar mı mesela? yasak çözüm değil ya! o yasaklar uygulansın bak bakalım çözülür mü çözülmez mi! asıl sorun uygulanmayışı.
bu millet asıl yasaktan anlar, eğitim vs.. hikaye. bazılarını eğitemezsin. bak her noktaya radar koydular, tak diye ceza kesiyorlar. kaçının totosu yetiyor hız yapmaya? paşa paşa hız yasağına uyuyorlar.
yasakları diktatörlük yönetimi görenin medeni ülkelerdeki sigara yasaklarına bir göz gezdirmesini öneririm. dışarıda gaz odası gibi ufak kulubelere tıkılıyor sigara içmek isteyenler.
işinize gelmeyen şeyleri aklamak için uğraşmayın. başka meseleri karıştırıp da olan yanlışı normalleştirmeye hiç çalışmayın.
#184651709
"sigarayla yalandan mücadele var. " evet, katılıyorum. eğer devlet istesin, değil yeni yasa çıkarmak, var olan yasayı uygulasın bak bakalım çözüm sağlanmıyor mu!
göstermelik çoğu.
hacıosmanoğlu için "futbolda nadir kişiliklerden" demiş. tek doğru dediği bu. hacıosman gibisi yok zaten evrende. numunelik.
yıllardır deprem ve bina yönetmeliği konularına hakimim,bazı projelerde bizzat çalıştım,gönüllü olarak içinde bulundum. her dilden makale okudum bazı bilgilendirici yazılar da yazdım.
''adam diyor ki haarp ile tetiklendiğini düşünüyorum.'' en basit şekilde anlatayım;
deprem tetikleyecek kadar patlayıcı neredeyse yok dünya üzerinde. nükleer bombaları da dahil ediyorum buna. fayların içine inemezsin.
(aktif ve derinliği muazzam olanlardan bahsediyorum( fay kesiği ve bazı aktif olmayan müsait olanlar bir tık incelenebilir.)
hadi ki indin saldın atom bombalarını vs yine onu hareket ettiremezsin kardeşim. ulan hadi böyle bir teknolojin var. bu teknolojiye sahip olan devlet dünyanın hakimi olur lan zaten. sürekli ver sarsıntıyı sonra git de bundan sonra benim sömürgemsin bu kadar basit. kabul etmeyecek o şekilde yaşayabilecek devlet yok dünyada. ulan öyle teknoloji olsa adamlar tanrı olduğunu ilan eder insanlar da gidip tapar yeni din oluştururlar anasını satayım.
şu entry ve düşünceler öyle büyük saygısızlık ki depremde ailesini kaybeden insanlara. adamlara çoluğunu çocuğunu başka bir ülke öldürdü diyorsunuz. o adam ne düşünsün ne yapsın şimdi ? bu kafa yapısı ile depreme dayanıklı şehir,bilinçli insan yapmayı imkansız hale getiriyorsunuz. zaten bizim topluma öyle bir insan kazandırmak yeterince zor iken. laflarınızın nereye gittiğine dikkat edeceksiniz böyle hassas konularda kardeşim. aynı acılarla sınanmak için sürünmeyin kadere. insan olun insan.
edit:haarpın kesinlikle gerçek olduğunu savunup bana mesaj atıyor bazıları. şaka gibi… aynı acı ile sınanmadan anlamayacaksınız… okumadan anlamayacaksınız. bol keseden sallarsınız anca.
''adam diyor ki haarp ile tetiklendiğini düşünüyorum.'' en basit şekilde anlatayım;
deprem tetikleyecek kadar patlayıcı neredeyse yok dünya üzerinde. nükleer bombaları da dahil ediyorum buna. fayların içine inemezsin.
(aktif ve derinliği muazzam olanlardan bahsediyorum( fay kesiği ve bazı aktif olmayan müsait olanlar bir tık incelenebilir.)
hadi ki indin saldın atom bombalarını vs yine onu hareket ettiremezsin kardeşim. ulan hadi böyle bir teknolojin var. bu teknolojiye sahip olan devlet dünyanın hakimi olur lan zaten. sürekli ver sarsıntıyı sonra git de bundan sonra benim sömürgemsin bu kadar basit. kabul etmeyecek o şekilde yaşayabilecek devlet yok dünyada. ulan öyle teknoloji olsa adamlar tanrı olduğunu ilan eder insanlar da gidip tapar yeni din oluştururlar anasını satayım.
şu entry ve düşünceler öyle büyük saygısızlık ki depremde ailesini kaybeden insanlara. adamlara çoluğunu çocuğunu başka bir ülke öldürdü diyorsunuz. o adam ne düşünsün ne yapsın şimdi ? bu kafa yapısı ile depreme dayanıklı şehir,bilinçli insan yapmayı imkansız hale getiriyorsunuz. zaten bizim topluma öyle bir insan kazandırmak yeterince zor iken. laflarınızın nereye gittiğine dikkat edeceksiniz böyle hassas konularda kardeşim. aynı acılarla sınanmak için sürünmeyin kadere. insan olun insan.
edit:haarpın kesinlikle gerçek olduğunu savunup bana mesaj atıyor bazıları. şaka gibi… aynı acı ile sınanmadan anlamayacaksınız… okumadan anlamayacaksınız. bol keseden sallarsınız anca.
yaz aylarında toplu taşıma araçlarını ağıla çeviren terör. araçlarda öyle ağır bir koku yaratıyor ki bu tişört, insan hayattan soğuyor. bunun kişisel hijyen ile hiç bir alakası yok. yarım saat önce duş alıp çıkan insan bile polyester tişört içinde terleyince, nefes alamayan vücut teke gibi kokmaya başlıyor.
iki yerine bir tişört alın, ama o da pamuk olsun. yılların siyah berrak marka 300 liralık tişörtü bile en havalı ithal markanın polyester tişörtünden evladır.
iki yerine bir tişört alın, ama o da pamuk olsun. yılların siyah berrak marka 300 liralık tişörtü bile en havalı ithal markanın polyester tişörtünden evladır.
millet senin tüy diktiğini temizlemek zorunda mı? alıştınız tabi oyun oynanırken kural değiştirmeye , heryeri de yönettiğiniz üçüncü dünya ülkeleri gibi görmeye başladınız.
her hareketi falso birinin yeni yumurtlamasıdır.
piaf : benim gibi düz ara küfür eden kekolar yerine , hala daha sözlüğe katkı sağlayan iyi niyetli naif insanların debede olmasını yeğlerim.
her hareketi falso birinin yeni yumurtlamasıdır.
piaf : benim gibi düz ara küfür eden kekolar yerine , hala daha sözlüğe katkı sağlayan iyi niyetli naif insanların debede olmasını yeğlerim.
olayın özünü anlatan da anlayan da yok . bilal’e anlatır gibi anlatalım
kamu arazisine kaçak bina dikip burası benim diyenlerin yani eski gecekondu sahiplerinin elinden alınan bir parsel arsadan bahsediliyor . kısacası hırsızlığı yapan devlet gibi gözükse de asil olan hırsızın elinden hırsızın anlayacağı şekilde devlet hırsızlık yolu ile geri aliyor.
kamu arazisine kaçak bina dikip burası benim diyenlerin yani eski gecekondu sahiplerinin elinden alınan bir parsel arsadan bahsediliyor . kısacası hırsızlığı yapan devlet gibi gözükse de asil olan hırsızın elinden hırsızın anlayacağı şekilde devlet hırsızlık yolu ile geri aliyor.
mavi göz beğenen kahveler, gelsin 30 yaşında gece körlüğü, mikro titreşimleri önleyen komik gözlük ve karda takılan raybanlarla ile birlikte takas edelim.
çay kaşığı ile kenardan çıkarır değiştiririz. karşı komşum elektrikçi bir abi. kablo bağlantısını da o yapar.
yani anlayacağınız, sikeyim ben böyle mavileri.
çay kaşığı ile kenardan çıkarır değiştiririz. karşı komşum elektrikçi bir abi. kablo bağlantısını da o yapar.
yani anlayacağınız, sikeyim ben böyle mavileri.
cemil usta fındıklı baklavası. bunu ilk yiyen kesin körkütük aşık olur. yok böyle lezzet.
restoran masaları üzerinde kertenkeleler dans ederlerdi.
ohhh. trt'de canlı yayında vergilerimizle şarap içildi. ağzına sağlık beckham.
ricky gervais diyordu ya 'konuşma özgürlüğünün olmadığı ülkelerden konuşma özgürlüğü olan ingiltere'ye geliyorlar. söyledikleri ilk laf ingiltere y.rrak gibi bir ülke oluyor' diye. heh işte onun vizontele hali bu video.
link: ricky gervais
link: ricky gervais
ödül gibi ceza. bjk ve trabzon'un kapı gibi hakkını yemişler. kendi yöneticilerinin açıklaması var; kerem transferini bu şekilde yapmasak asensio'yu alamıyorduk diye. e bu sezon kaç maç asensio x faktör olup son anda maç kurtardı. ligin sıralamasını ve gidişatını aşırı derecede etkilemiş ve sadece bu ceza ise o zaman limit aşmak veya usulsüzlük yapmak neredeyse hiç birşey bu bütçelerde.
sonradan tekrarında yaptırım artırıyorsa bilemem. ama bu şekilde fener'e ödül verilmiş.
sonradan tekrarında yaptırım artırıyorsa bilemem. ama bu şekilde fener'e ödül verilmiş.
bir sayfa entry okudum kafayi yersin. oglum siz gercekten butun bu sacmaliklari ‘bilmis bilmis’ yaziyor musunuz?
ulkede ogretmen acigi var, ama gencecik cocuklar ogretmen olarak atanmiyor. niye? kpss kazanamadiklari icin mi? ıstemedikleri icin mi? okullarda yer mi yok?
yooo
calistigim hemen her okulda en az bir ‘ucretli’ ogretmen var ki ben istanbul’un gobeginde calisiyorum. cunku devletin bu sekil isine geliyor. cunku meb, bana verdigi maasi ve sigortayi artik odemek istemedigi icin yenileri sozlesmeli olarak calistiriyor. yarim sigorta, girdigi ders saati uzerinden ucret ki bu cogu zaman asgari ucrete bile denk gelmiyor. bir sekil torpil bulup atanan zaten ogretmenlik yapmiyor, o torpili varsa ilcede ilde ya da en kotu ihtimal idari gorevde calisiyor. birkac cok iyi ozel okullardaki ogretmenlerin haricindekilerin de yasadiklari asagi yukari bu. sizse gelmis buraya sikik sikik yorumlar yaziyorsunuz. bi de oyle bir cehaletle, oyle bir ustten bakmayla, oyle de kendine guvenle yaziyorsunuz ki insanin midesi bulaniyor.
suraya ‘yazik bu genclere’ yazacaginiza abuk sabuk laflar karalamissiniz. ben de mal gibi okudum, tansiyonum yukseldi.
ne diyeyim; umarim sinanirsiniz ayni sekilde.
sinirden neyi nasil yazdim bilmiyorum bile.
ulkede ogretmen acigi var, ama gencecik cocuklar ogretmen olarak atanmiyor. niye? kpss kazanamadiklari icin mi? ıstemedikleri icin mi? okullarda yer mi yok?
yooo
calistigim hemen her okulda en az bir ‘ucretli’ ogretmen var ki ben istanbul’un gobeginde calisiyorum. cunku devletin bu sekil isine geliyor. cunku meb, bana verdigi maasi ve sigortayi artik odemek istemedigi icin yenileri sozlesmeli olarak calistiriyor. yarim sigorta, girdigi ders saati uzerinden ucret ki bu cogu zaman asgari ucrete bile denk gelmiyor. bir sekil torpil bulup atanan zaten ogretmenlik yapmiyor, o torpili varsa ilcede ilde ya da en kotu ihtimal idari gorevde calisiyor. birkac cok iyi ozel okullardaki ogretmenlerin haricindekilerin de yasadiklari asagi yukari bu. sizse gelmis buraya sikik sikik yorumlar yaziyorsunuz. bi de oyle bir cehaletle, oyle bir ustten bakmayla, oyle de kendine guvenle yaziyorsunuz ki insanin midesi bulaniyor.
suraya ‘yazik bu genclere’ yazacaginiza abuk sabuk laflar karalamissiniz. ben de mal gibi okudum, tansiyonum yukseldi.
ne diyeyim; umarim sinanirsiniz ayni sekilde.
sinirden neyi nasil yazdim bilmiyorum bile.
kötülüğünü gösterene kadar ayırt edemezsin. değer verdiğin biriyse anlaman mümkün değil. sadece birikir. birikir birikir ve o son kötülüğü sonrası karmaşık kilit sistemleri gibi çözülür her şey senin için. sonradan istediğin kadar sinir krizi geçir, şaşır.
anlayacağınız baya bi birikmeden anlamak güç.
anlayacağınız baya bi birikmeden anlamak güç.
annemle babamın ani vefatıyla başladı tüm hikaye. çok küçük olmasa da erken sayılabilecek yaşlarda kaybettim. şu ana kadar dünyada geçirdiğim vakit, onlarla geçirdiğim vakitten daha fazla ve şartlar da buna göre şekillendi haliyle, insanlar bana ona göre baktı, ben kendime buna göre baktım. neyse, konu neydi, hah "zor zamanların kişide bıraktığı izler"di. bu çok zor günler, tüm bu bilgiler ışığında nur topu gibi bir kurban psikolojisi kattı bana. etrafımdaki insanlar da besledi sanki. bir teoman olamadım, "yalnız dikkat acımayın, bu en çok yakandır" diyemedim, kolaya kaçtım, işime geldi belki "yazık oldu, çok gençtiler, geride üç kız çocuğu." aynı cümlelerle kendime acıdım durdum yıllarca, o bakışları hırka gibi üzerime geçirdim.
ilk sildiğim hesap "hayata dair iç burkan anılar"la doluydu, zaman zaman pişman olsam da iyi ki silmişim, simdi o anıları okumaya tahammül edemezdim.
her şeyi haklı olarak onların yokluğuna bağlamış ve yıllarca bu mağduriyetin gölgesinde ağlamıştım. dünyadan alacaklı gibiydim ama eyleme geçecek gücüm yoktu.
yeni yeni, belki son aylarda, yıllarca üzerime geçirdiğim hırkanın ne kadar ağır geldiğini fark ettim. yıllar sonra bir sabah, o aynadaki acıyan gözlerin aslında beni hapsettiğini fark ettim.
yoo, hiç de kurban değil, o fırtınadan sağ çıkabilenim. öyle ya da böyle kardeşlerinin hayatını değiştiren de benim.
insan önce kendini iyi kılmalı, kendini disipline etmeli. adaleti, eşitliği sadece dışarıdan beklememeli. kendi dünyamı iyiye evirmeden, o kurban psikolojisinin zincirlerini kırmadan geleceği nasıl inşa ederim?
bu yıkıntıları süpürmeye çalışırken bir de şunu fark ettim bizler aslında birlik bilinci içinde bu toplumda yer edinmek isteyen, "ben de varım" demek isteyen varlıklarız. sadece varım. sadece acısıyla var olan o çocuk değil, kendine kattığı değerle, dönüştürdüğü acıyla iyi hisseden bir yetişkinim.
acımdan bir duvar örmek yerine o acının harcıyla başkalarının hayatına dokunacak bir köprü kurabilenim.
zor günler geçiren tek ben değildim, zor günleri geçiren bir tek siz değilsiniz. kendinize acımayın ve başınız dik yola devam edin çok rica ederim.
ilk sildiğim hesap "hayata dair iç burkan anılar"la doluydu, zaman zaman pişman olsam da iyi ki silmişim, simdi o anıları okumaya tahammül edemezdim.
her şeyi haklı olarak onların yokluğuna bağlamış ve yıllarca bu mağduriyetin gölgesinde ağlamıştım. dünyadan alacaklı gibiydim ama eyleme geçecek gücüm yoktu.
yeni yeni, belki son aylarda, yıllarca üzerime geçirdiğim hırkanın ne kadar ağır geldiğini fark ettim. yıllar sonra bir sabah, o aynadaki acıyan gözlerin aslında beni hapsettiğini fark ettim.
yoo, hiç de kurban değil, o fırtınadan sağ çıkabilenim. öyle ya da böyle kardeşlerinin hayatını değiştiren de benim.
insan önce kendini iyi kılmalı, kendini disipline etmeli. adaleti, eşitliği sadece dışarıdan beklememeli. kendi dünyamı iyiye evirmeden, o kurban psikolojisinin zincirlerini kırmadan geleceği nasıl inşa ederim?
bu yıkıntıları süpürmeye çalışırken bir de şunu fark ettim bizler aslında birlik bilinci içinde bu toplumda yer edinmek isteyen, "ben de varım" demek isteyen varlıklarız. sadece varım. sadece acısıyla var olan o çocuk değil, kendine kattığı değerle, dönüştürdüğü acıyla iyi hisseden bir yetişkinim.
acımdan bir duvar örmek yerine o acının harcıyla başkalarının hayatına dokunacak bir köprü kurabilenim.
zor günler geçiren tek ben değildim, zor günleri geçiren bir tek siz değilsiniz. kendinize acımayın ve başınız dik yola devam edin çok rica ederim.
travma değil de büyük şok yaşatmış bir tv programı vardı.
cem özer'in yaptığı laf lafı açıyor programında soyunan şair bir kadın vardı. kadın programa zaten sütyen giymeden transparan bir gömlekle katılmıştı ve programın sonlarına doğru annesine şiir okuyarak seslenip arkasından memintoları salmıştı ortalığa. hayatımda ilk kez canlı yayında meme görmüştüm. uzaylı görmüş köylü gibi bakakaldım ekrana.
şimdi olsa tv'yi kapatırlardı herhalde.
edit: program linki https://www.youtube.com/…atch?v=iw_-mbqxh3k&t=1120s
cem özer'in yaptığı laf lafı açıyor programında soyunan şair bir kadın vardı. kadın programa zaten sütyen giymeden transparan bir gömlekle katılmıştı ve programın sonlarına doğru annesine şiir okuyarak seslenip arkasından memintoları salmıştı ortalığa. hayatımda ilk kez canlı yayında meme görmüştüm. uzaylı görmüş köylü gibi bakakaldım ekrana.
şimdi olsa tv'yi kapatırlardı herhalde.
edit: program linki https://www.youtube.com/…atch?v=iw_-mbqxh3k&t=1120s
2002 dünya kupası'nı televizyon başında izleyebilen çoğunluktansanız, yazacaklarımı tam anlayamayabilirsiniz.
ben bursa'nın dağ köylerinden birinde büyüdüm. 2002 dünya kupası olduğunda lise çağlarındaydım. mayıs sonu okullar, sınavlar bitti mi köye çıkılır, eylül başına kadar çobanlık yapılırdı. uludağ'ın her taşını, her patikasını, her deresini bilirdik.
dünya kupası var diye bir radyo almıştık. rahmetli babamın bana aldığı ilk hediyesiydi.
uludağ'ın keles'e, orhaneli'ye bakan güney yamaçlarında trt radyo 1 doğru dürüst çekmezdi. maçları dinleyebilmek için maçtan bir gün evvel hayvanları alır, dünyanın yolunu yürür, oteller bölgesine, zirve taraflarına çıkarırdık. orada radyo daha iyi çekerdi. maçı dinler, sonra tekrar hayvanların otlayacağı güney yamaçlarına geri iner, işimize devam ederdik.
bir gün olsun gocunmazdık bundan. hatta o çocuk aklıyla millî takımın her futbolcusuna dua ederdik. "allah razı olsun, ayaklarına taş değmesin" derdik. çünkü bize dünyanın öbür ucundan bir kayanın başında inanılmaz mutluluklar yaşatıyorlardı.
o turnuvada atılan golleri ben canlı izlemedim. hatta çoğunu üç ay sonra gördüm. çobanlık bitip hayvanlar kışlağa çekilince, yatılı okulun kantinindeki televizyonda ilk defa izlemiştim. ama sevincini, heyecanını radyodan yaşadım.
o günlerden beri içimde bir hayal vardı. bir gün türk millî takımı yine dünya kupası'na giderse ben de gidip yerinde izleyecektim. şükür, işimiz gücümüz yerinde. amerika maçından başlamak üzere 15 gün izin alacak, kalan maçları da statta seyredecektim. ahir ömrümüzde kurduğumuz bir hayal daha gerçek olacaktı.
ama sağ olsunlar, öyle bir mücadele ettiler ki... bunları yerinde izlemek bana zul geldi. uçak biletimi iptal ettim. aldığım maç biletini de amerika'da okuyan bir öğrenciye hediye ettim.
bir daha dünya kupası görür müyüm bilmem. belki görürüm, belki göremem.
ama olur da göremezsem, burayı okursanız bilin diye söylüyorum ben hiçbirinizden razı değilim.
çünkü benim içimdeki sızı, sadece kaybedilen maçların sızısı değil. uludağ'ın zirvesinde çeksin diye saatlerce yol yürüdüğüm radyonun, rahmetli babamın aldığı ilk hediyenin, çocukluğumun, kurduğum hayalin sızısıdır.
inşallah bir gün siz de böyle bir hayalin elinizden kayıp gidişini hissedersiniz de ne demek istediğimi o zaman anlarsınız.
ben bursa'nın dağ köylerinden birinde büyüdüm. 2002 dünya kupası olduğunda lise çağlarındaydım. mayıs sonu okullar, sınavlar bitti mi köye çıkılır, eylül başına kadar çobanlık yapılırdı. uludağ'ın her taşını, her patikasını, her deresini bilirdik.
dünya kupası var diye bir radyo almıştık. rahmetli babamın bana aldığı ilk hediyesiydi.
uludağ'ın keles'e, orhaneli'ye bakan güney yamaçlarında trt radyo 1 doğru dürüst çekmezdi. maçları dinleyebilmek için maçtan bir gün evvel hayvanları alır, dünyanın yolunu yürür, oteller bölgesine, zirve taraflarına çıkarırdık. orada radyo daha iyi çekerdi. maçı dinler, sonra tekrar hayvanların otlayacağı güney yamaçlarına geri iner, işimize devam ederdik.
bir gün olsun gocunmazdık bundan. hatta o çocuk aklıyla millî takımın her futbolcusuna dua ederdik. "allah razı olsun, ayaklarına taş değmesin" derdik. çünkü bize dünyanın öbür ucundan bir kayanın başında inanılmaz mutluluklar yaşatıyorlardı.
o turnuvada atılan golleri ben canlı izlemedim. hatta çoğunu üç ay sonra gördüm. çobanlık bitip hayvanlar kışlağa çekilince, yatılı okulun kantinindeki televizyonda ilk defa izlemiştim. ama sevincini, heyecanını radyodan yaşadım.
o günlerden beri içimde bir hayal vardı. bir gün türk millî takımı yine dünya kupası'na giderse ben de gidip yerinde izleyecektim. şükür, işimiz gücümüz yerinde. amerika maçından başlamak üzere 15 gün izin alacak, kalan maçları da statta seyredecektim. ahir ömrümüzde kurduğumuz bir hayal daha gerçek olacaktı.
ama sağ olsunlar, öyle bir mücadele ettiler ki... bunları yerinde izlemek bana zul geldi. uçak biletimi iptal ettim. aldığım maç biletini de amerika'da okuyan bir öğrenciye hediye ettim.
bir daha dünya kupası görür müyüm bilmem. belki görürüm, belki göremem.
ama olur da göremezsem, burayı okursanız bilin diye söylüyorum ben hiçbirinizden razı değilim.
çünkü benim içimdeki sızı, sadece kaybedilen maçların sızısı değil. uludağ'ın zirvesinde çeksin diye saatlerce yol yürüdüğüm radyonun, rahmetli babamın aldığı ilk hediyenin, çocukluğumun, kurduğum hayalin sızısıdır.
inşallah bir gün siz de böyle bir hayalin elinizden kayıp gidişini hissedersiniz de ne demek istediğimi o zaman anlarsınız.
bunlar nerenin aşuresi birader? etli, pastırmalı, tuzlu vs.? aşure tatlıdır, içine bakliyat ve kuru meyveler girer ama bunlar girmez, giremez, girmemeli.
trt’den iş kapmak için bu kadar yaltaklanmasına gerek yoktu; vatan haini bi yetmez ama evet’çi, bunların hepsi kripto akepe’li
amk uzaylıları brezilya maçından oyuncu kaçıracaklarmış. 1 gün daha bekleseler bizim takımı yollardık. zaten eleniyorlar turnuva eksiksiz devam ederdi en azından.
türkiye yamaçtan aşşağı zıplamıştır anca eğitimde.
bizim milleti tanıyosam bizim lig başlar başlamaz yine bunların g.tünü kaldırmaya, g.tlerinde dolaşmaya devam ederler. bi gole bi galibiyete bakar.
sonra 30 yıldır yaptıkları gibi "dünya üçüncüsüyüz len" diye kafa s.kmeye devam ederler.
tff başkanımıza da bişeycikler olmaz. müteahhit ve karadenizli. ne olmasını bekliyosunuz?
sonra 30 yıldır yaptıkları gibi "dünya üçüncüsüyüz len" diye kafa s.kmeye devam ederler.
tff başkanımıza da bişeycikler olmaz. müteahhit ve karadenizli. ne olmasını bekliyosunuz?
röportajda sadece abd maçı için soru soruldu ama bu embesilin tek argümanı "çok eleştirildik" cart curt. vallahi durduğum yerde sinir harbine soktu. lan dalyarak sana abd maçı soruluyor, takımın durumu soruluyor sen hala neyin savunmasını yapıyorsun amk evladı?
vallahi ben bıktım artık birilerinin bize neyi, nasıl, ne kadar yapabileceğimizi söylemesinden. portekiz kongo ile berabere kaldı diye portekiz basını, halkı ronaldo'ya neler yaptı lan. ronaldo diyorum amk evladı ronaldo. messi 34'üne kadar arjantin'de en büyük nefret objesi oldu siz kimsiniz lan? siz kimsiniz amk delirirsin ya.
hacıosmanoğlu bir yandan, bu uyuz diğer yandan iyice bokunu çıkardılar. bizi şu ikiz dingillerden kurtaracak bir lobi yok mu.
vallahi ben bıktım artık birilerinin bize neyi, nasıl, ne kadar yapabileceğimizi söylemesinden. portekiz kongo ile berabere kaldı diye portekiz basını, halkı ronaldo'ya neler yaptı lan. ronaldo diyorum amk evladı ronaldo. messi 34'üne kadar arjantin'de en büyük nefret objesi oldu siz kimsiniz lan? siz kimsiniz amk delirirsin ya.
hacıosmanoğlu bir yandan, bu uyuz diğer yandan iyice bokunu çıkardılar. bizi şu ikiz dingillerden kurtaracak bir lobi yok mu.
kılıçdaroğlu, sözcü tv'deki yayında "bir parti bir belediyeden para isteyemez. para istediğiniz anda o belediye başkanına ‘git rüşvet al’ demektir bu" ifadelerini kullanmıştı.
kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcısı olarak atadığı cemal canpolat'ın chp istanbul il başkanı iken belediye başkanlarından 8,5 milyon tl istediğini anlattığı görüntüler ortaya çıktı.
kılıçdaroğlu'nun yardımcısı cemal canpolat'ın 2023'te yaptığı konuşmada "10 milyon tl'lik bilet bastık ve dağıttık, bunun 8,5 milyon tl'sini bu belediye başkanları vermedi, bunlardan bir tanesi de sevgili ekrem başkan'dı, 1,5 milyon tl borcu var, biletin parasını vermeyenlerden birisi" dediği görüldü.
https://x.com/…haberyeni/status/2069687831833031016
kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcısı olarak atadığı cemal canpolat'ın chp istanbul il başkanı iken belediye başkanlarından 8,5 milyon tl istediğini anlattığı görüntüler ortaya çıktı.
kılıçdaroğlu'nun yardımcısı cemal canpolat'ın 2023'te yaptığı konuşmada "10 milyon tl'lik bilet bastık ve dağıttık, bunun 8,5 milyon tl'sini bu belediye başkanları vermedi, bunlardan bir tanesi de sevgili ekrem başkan'dı, 1,5 milyon tl borcu var, biletin parasını vermeyenlerden birisi" dediği görüldü.
https://x.com/…haberyeni/status/2069687831833031016
son programını izledikten sonra üzüldüm. maalesef kendisine mahallenin delisi muamelesi yapılıyor. gençler toplanır, deliyi kızdırır, sonra da dalga geçerek kahkaha atarlar. tam şu an bu durumda. candaş tolga işık da bir güzel kafalamış bunu, reyting ve para peşinde. ne yazık ki sergen yalçın karikatür bir figüre dönüştüğünün farkında değil. belli ki etrafında kendisine uyaracak bir arkadaşı yok ya da belki uyarıyorlar dinlemiyor.
haiti gol atarak 48 takımlı turnuvadaki 47. lik ünvanını elimizden almış durumda. abd maçında gol atamazsa "bizim çocuklar" 48 takımlı turnuvada 48. olmayı başaracaklar.
gerçi bir de panama var ama biz daha çok gol yedik. (ekvator sayılmaz çünkü onun beraberliği var)
gerçi bir de panama var ama biz daha çok gol yedik. (ekvator sayılmaz çünkü onun beraberliği var)
kısaca bazıları çıkıp şunu dese daha samimi olacak
erkekleri dövmek istiyoruz ama gücümüz yetmiyor. dayak yemek istemeyip karşılık veren erkeğe de bir kulp takıp suçlu ilan edelim ki karşılık vermekten vazgeçsin.
neymiş efendim, içindeki şiddet ortaya çıkmış. yok katillik potansiyeli ortaya çıkmış.
iyi de fiziksel müdahaleyi yapan sensin. karşı taraf kendini savununca mı şiddet bağımlısı oluyor yok potansiyel kadın katili oluyor vs. sen sevgi pıtırcığı olarak şiddet uyguluyorsun değilmi
bu feminaziler iyice şaşırdılar. daha neler duyacağız bakalım.
erkekleri dövmek istiyoruz ama gücümüz yetmiyor. dayak yemek istemeyip karşılık veren erkeğe de bir kulp takıp suçlu ilan edelim ki karşılık vermekten vazgeçsin.
neymiş efendim, içindeki şiddet ortaya çıkmış. yok katillik potansiyeli ortaya çıkmış.
iyi de fiziksel müdahaleyi yapan sensin. karşı taraf kendini savununca mı şiddet bağımlısı oluyor yok potansiyel kadın katili oluyor vs. sen sevgi pıtırcığı olarak şiddet uyguluyorsun değilmi
bu feminaziler iyice şaşırdılar. daha neler duyacağız bakalım.
ne yaparsan yap pişman öleceksin. belki yaptıklarından belki de yapmadıklarından. çünkü hayat, insana her kapıyı aynı anda açmaz. verilen her karar, vazgeçilen başka bir ihtimalin bedelini taşır. bu yüzden kusursuz bir seçim yoktur; yalnızca sonuçlarıyla yaşamayı kabul ettiğin seçimler vardır. insan çoğu zaman yaptığı hatalardan değil, cesaret edemediği adımlardan daha uzun süre etkilenir. çünkü bazen en ağır pişmanlık, kaybetmek değil; hiç denememiş olmaktır.
fyodor mihayloviç dostoyevski
fyodor mihayloviç dostoyevski
bu arada spiker, katarı bosna ile aynı kefeye koydu, osmanlıdan bağlarımız varmis. katar osmanlı sancagiymis guya, o dönem 10 bin nüfuslu yeri koca bosnayla bir tutmak!
yanık kokusu buradan geliyormuş:)
efsanevi bir turnuva oluyor.
bu atmosferin içinde cılız kalmamız çok kötü oldu.
fikstür bizim için aşırı güzeldi…
2002 kadrosunun eline şu fikstürün düştüğünü keyifle düşünüyorum.
çeşitli oyun planları kurulmamış,
fiziksel eksiklik çok acınası…
katar bile bizden puan alırmış resmen…
bizde oluşmuş bir ruh yok.
bütünlük yok.
estetik yok.
federasyon başkanının hödüklüğü tüm havayı sarmış gibi
tüm spor yayıncıları bu hödüğün aleyhine beyan veriyor,
herif çıban gibi durmakta ısrarcı.
utanmıyor,
arlanmıyor.
cehaletini kabullenmekten çok uzak.
hatta cehaleti yüzüne vurulunca,
kavga çıkarmaya meyilli biri.
bir yarma !
herif sırf parası var diye tüm ulusun önünde özgürce psikoz geçirebiliyor…
(isviçre - kanada mmuazzamm maç oluyor şu an)
biz niye düzgün top oynayamadık lan ibram !
çünkü sen göreve geldin geleli
iş yapmak yerine
bir ona zımboluyorsun, bir buna..
sallabaşın tekisin.
mecbur değiliz seni kabullenmeye.
cahilsin.
spor evreninde geçerli olabilecek bir yeteneğin yok
cüretini al ve defol !
elalemin grubunda 2 beraberlik 1 galibiyet için 90+5'te canhıraş koşuyor herifler…
bi zevkimiz var…
senelerdir şu turnuvaya katılamamışız…
sonuncusunun tadı damağımızda kalmış…
ulan senin gibi bir müteahhit bozmasının kibrine
niye kurban veriyoruz biz bu zevkimizi…
haram zıkkım olsun lan !
boğazında kalsın !
işin gücün batsın inş !
tarihin gördüğü en karakterliymiş hele…
böyle karakteri kraker diye kıtlarlar q
paçalardan rezalet akıyor ya…
ulan messi var… ronaldo var…
nüfusu yalovadan hallice milletler şov yapıyorlar..
biri kürek çekiyor, sembol kasıyor…
biz ossuruk gibi gittik ya !
lan ossuruk gibi gittik be !
yazıklar olsun.
hakkım da haram zıkkım olsun.
adamların hocası:
“en büyük taktiğimiz messi'nin oyundan keyif alması” diye açıklama yapıyor…
o takımla çatır çatır bir oyun oynama ihtimalimiz vardı.
osssuruk gibi gittik…
bu atmosferin içinde cılız kalmamız çok kötü oldu.
fikstür bizim için aşırı güzeldi…
2002 kadrosunun eline şu fikstürün düştüğünü keyifle düşünüyorum.
çeşitli oyun planları kurulmamış,
fiziksel eksiklik çok acınası…
katar bile bizden puan alırmış resmen…
bizde oluşmuş bir ruh yok.
bütünlük yok.
estetik yok.
federasyon başkanının hödüklüğü tüm havayı sarmış gibi
tüm spor yayıncıları bu hödüğün aleyhine beyan veriyor,
herif çıban gibi durmakta ısrarcı.
utanmıyor,
arlanmıyor.
cehaletini kabullenmekten çok uzak.
hatta cehaleti yüzüne vurulunca,
kavga çıkarmaya meyilli biri.
bir yarma !
herif sırf parası var diye tüm ulusun önünde özgürce psikoz geçirebiliyor…
(isviçre - kanada mmuazzamm maç oluyor şu an)
biz niye düzgün top oynayamadık lan ibram !
çünkü sen göreve geldin geleli
iş yapmak yerine
bir ona zımboluyorsun, bir buna..
sallabaşın tekisin.
mecbur değiliz seni kabullenmeye.
cahilsin.
spor evreninde geçerli olabilecek bir yeteneğin yok
cüretini al ve defol !
elalemin grubunda 2 beraberlik 1 galibiyet için 90+5'te canhıraş koşuyor herifler…
bi zevkimiz var…
senelerdir şu turnuvaya katılamamışız…
sonuncusunun tadı damağımızda kalmış…
ulan senin gibi bir müteahhit bozmasının kibrine
niye kurban veriyoruz biz bu zevkimizi…
haram zıkkım olsun lan !
boğazında kalsın !
işin gücün batsın inş !
tarihin gördüğü en karakterliymiş hele…
böyle karakteri kraker diye kıtlarlar q
paçalardan rezalet akıyor ya…
ulan messi var… ronaldo var…
nüfusu yalovadan hallice milletler şov yapıyorlar..
biri kürek çekiyor, sembol kasıyor…
biz ossuruk gibi gittik ya !
lan ossuruk gibi gittik be !
yazıklar olsun.
hakkım da haram zıkkım olsun.
adamların hocası:
“en büyük taktiğimiz messi'nin oyundan keyif alması” diye açıklama yapıyor…
o takımla çatır çatır bir oyun oynama ihtimalimiz vardı.
osssuruk gibi gittik…
“gerçekten sevseydi arardı.”
çok kesin bir cümlen bence.
insanlar aynı duyguyu bile farklı şekillerde yaşıyor.
kimi arıyor, kimi susuyor.
ama gerçekten değer verilen bir insanın, zaman geçse bile insanın aklının bir köşesinde kaldığına inanıyorum.
gerisi biraz karakter, biraz zaman, biraz da hayatın o dönem ikinize ne getirdiğiyle ilgili. belki arar, belki bir mesaj atar, belki de hiç yazmaz bilemezsiniz onu.
çok kesin bir cümlen bence.
insanlar aynı duyguyu bile farklı şekillerde yaşıyor.
kimi arıyor, kimi susuyor.
ama gerçekten değer verilen bir insanın, zaman geçse bile insanın aklının bir köşesinde kaldığına inanıyorum.
gerisi biraz karakter, biraz zaman, biraz da hayatın o dönem ikinize ne getirdiğiyle ilgili. belki arar, belki bir mesaj atar, belki de hiç yazmaz bilemezsiniz onu.
bosna hersek ve katar maçını izleyin bunları boşverin eğlence orada.
bu nato bilmem neyi yüzünden kendimi fazlalık gibi hissetmeye başladım. rahatsızlık veriyorsak biz birkaç haftalığına şehir dışında çadır kentlerde falan yaşayalım isterseniz. belediye çadır kent kursun, alt alta üst üste yaşarız bir süre, ne olacak? hem ortam olur, kaynaşırız, gençler aşık olur falan. kaldı ki nato liderleri için değmez mi? ya da ne bileyim kimse evden çıkmasın, ortada gebeş gebeş gezmesin, hatta belki nefesini tutup toplantının bitmesini beklesin.
sittin senedir bozuk yollar, kaldırımlar, binalar falan bir anda aşka gelen belediye tarafından şak diye yapıldı. niye? nato liderleri şehrimize teşrif edecek. isteyince yapılıyormuş ama işte içinde yaşayan biz sefiller için kılını kıpırdatmayanlar, elaleme rezil olmayalım diye iş yapıyor ancak. hiç utanmaları yok.
tamam buldum. askerde denetim falan olacağı zaman herkes alarma geçerdi. omzu kalabalık bir general geçecek diye askerin canı çıkarılır, sağda solda gariban bir er görülür de general arabayı durdurup soru sormak ister diye herkes araba geçerken binaların, ağaçların arkasına saklanırdı, arazi olurdu. bu nato zamazingosu için de bu stratejiyi öneriyorum. liderlerin görüş açısına giren tüm türk vatandaşlarının saklanması, arazi olması tembih edilmeli, yapmayanlara istikamet verilmelidir.
sittin senedir bozuk yollar, kaldırımlar, binalar falan bir anda aşka gelen belediye tarafından şak diye yapıldı. niye? nato liderleri şehrimize teşrif edecek. isteyince yapılıyormuş ama işte içinde yaşayan biz sefiller için kılını kıpırdatmayanlar, elaleme rezil olmayalım diye iş yapıyor ancak. hiç utanmaları yok.
tamam buldum. askerde denetim falan olacağı zaman herkes alarma geçerdi. omzu kalabalık bir general geçecek diye askerin canı çıkarılır, sağda solda gariban bir er görülür de general arabayı durdurup soru sormak ister diye herkes araba geçerken binaların, ağaçların arkasına saklanırdı, arazi olurdu. bu nato zamazingosu için de bu stratejiyi öneriyorum. liderlerin görüş açısına giren tüm türk vatandaşlarının saklanması, arazi olması tembih edilmeli, yapmayanlara istikamet verilmelidir.
kimse tamamen iyi, tamamen kötü değil; biz bile. ve insanlar ilk anlarda olduğu gibi değil, olmasını beklediğiniz gibi davranır. eğer hayatınızda yer almak istiyorsa size özel bir kimlik oluşturur, sizin hoşunuza gidecek hareket ve jestlerde bulunur. bu sebeple kimseyi yeterince zaman ve yaşanmışlık geçmeden hayatınızın güvenli alanına almamanız gerekir.
mutlaka bu yolun bir yerinde sizi hayal kırıklığına uğratacaktır çünkü ilişkiler ilerledikçe koruma kalkanları iner ve gerçek yüzler, bastırılan tavırlar su yüzüne çıkmaya başlar. büyük olasılıkla siz de aynı hayal kırıklığını karşınızdakine yaşatacaksınız. bu sebeple kimseyi mükemmelleştirmeyin ve hayatınızın güvenli alanına birini alırken çok acele etmeyin.
yolun başından sonuna gelene kadar mevsimler değişiyor, kimse aynı kalmıyor. en azından uzun süre yürümeyi bekleyin ki yaşayacağınız hayal kırıklığı az olsun, tabii sizin yaşatacağınız da.
mutlaka bu yolun bir yerinde sizi hayal kırıklığına uğratacaktır çünkü ilişkiler ilerledikçe koruma kalkanları iner ve gerçek yüzler, bastırılan tavırlar su yüzüne çıkmaya başlar. büyük olasılıkla siz de aynı hayal kırıklığını karşınızdakine yaşatacaksınız. bu sebeple kimseyi mükemmelleştirmeyin ve hayatınızın güvenli alanına birini alırken çok acele etmeyin.
yolun başından sonuna gelene kadar mevsimler değişiyor, kimse aynı kalmıyor. en azından uzun süre yürümeyi bekleyin ki yaşayacağınız hayal kırıklığı az olsun, tabii sizin yaşatacağınız da.
bu entry yüzünden belki çokça linçlenicem, olsun varsın.
bu tip performansa dayalı rock yapan grupların yıllar içinde düştükleri bu durum beni hem üzüyor, hem de şaşırtıyor. bu duyguyu daha önce deep purple'da ian gillan'ın performansını görünce de yaşamıştım. o eski çığlıkları, en tiz perdeye çıkışı falan bir kenara dursun, konseri molalara falan zor tamamlayabildi adam. kimse küçümsediğimi zannetmesin, dediğim gibi kendilerini bu hallere düşürmelerine şaşırıyorum. şu anda gerçekleşen scorpions konserinde de durum aynı , hatta daha fena. youtube'da adamların 4 gün önce verdiği budapeşte konserinin full videosu var, izleyin ne dediğimi anlayacaksınız. rock'n roll yaş falan tanımaz geyiklerine girmeyelim, o romantik bir yalan artık. kaldı ki veda turnesi yapıp tekrar 60. yıl turnesine çıkmak başka bir abukluk. abi sen bilmiyor muydun 2010'da veda turu yaparken 15 yıl sonra 60 yılının dolacağını? konserlerde gençleri görmüşler de, hepsi gruba çok ilgi göstermiş de, gençlerin kendilerini keşfetmeleri için devam kadarı almışlar. kusura bakmasın kimse, hiç saygı duyulacak bir durum değil. ben david coverdale'e saygı duyuyorum. çünkü adam kısa bir süre önce çıktı, mertçe "artık eski performansımı ortaya kıymam zor, bu sebeple emekliye ayrılıp müziği bırakıyorum" dedi. çünkü yaşının, fiziksel şartlarının ve sağlık durumunun farkındaydı. benim, bugün çektikleri videoda gördüğüm kadarıyla klaus meine'ın da baya eli felçli gibi titriyor. zaten sahneye çıktığından beri bütün şarkıları dar intervalli bir şekilde söyleyebiliyor ve yerinden pek de kıpırdayamıyor.
sözün özü, yapmayın abi. yazıktır günahtır bu adamlara.
(budapeşte konserinin tamamını buradan izleyebilirsiniz)
https://youtu.be/2b1qf40vk4q?si=l8r8v2ezwr2egj0r
bu tip performansa dayalı rock yapan grupların yıllar içinde düştükleri bu durum beni hem üzüyor, hem de şaşırtıyor. bu duyguyu daha önce deep purple'da ian gillan'ın performansını görünce de yaşamıştım. o eski çığlıkları, en tiz perdeye çıkışı falan bir kenara dursun, konseri molalara falan zor tamamlayabildi adam. kimse küçümsediğimi zannetmesin, dediğim gibi kendilerini bu hallere düşürmelerine şaşırıyorum. şu anda gerçekleşen scorpions konserinde de durum aynı , hatta daha fena. youtube'da adamların 4 gün önce verdiği budapeşte konserinin full videosu var, izleyin ne dediğimi anlayacaksınız. rock'n roll yaş falan tanımaz geyiklerine girmeyelim, o romantik bir yalan artık. kaldı ki veda turnesi yapıp tekrar 60. yıl turnesine çıkmak başka bir abukluk. abi sen bilmiyor muydun 2010'da veda turu yaparken 15 yıl sonra 60 yılının dolacağını? konserlerde gençleri görmüşler de, hepsi gruba çok ilgi göstermiş de, gençlerin kendilerini keşfetmeleri için devam kadarı almışlar. kusura bakmasın kimse, hiç saygı duyulacak bir durum değil. ben david coverdale'e saygı duyuyorum. çünkü adam kısa bir süre önce çıktı, mertçe "artık eski performansımı ortaya kıymam zor, bu sebeple emekliye ayrılıp müziği bırakıyorum" dedi. çünkü yaşının, fiziksel şartlarının ve sağlık durumunun farkındaydı. benim, bugün çektikleri videoda gördüğüm kadarıyla klaus meine'ın da baya eli felçli gibi titriyor. zaten sahneye çıktığından beri bütün şarkıları dar intervalli bir şekilde söyleyebiliyor ve yerinden pek de kıpırdayamıyor.
sözün özü, yapmayın abi. yazıktır günahtır bu adamlara.
(budapeşte konserinin tamamını buradan izleyebilirsiniz)
https://youtu.be/2b1qf40vk4q?si=l8r8v2ezwr2egj0r
ilerde nasıl bir futbolcuydu dendiğinde;
24 yıl sonra gidilen dünya kupasında 3. maçı ülkenin %90'ının izlemediği bir milli takımın kaptanıydı denecek.
24 yıl sonra gidilen dünya kupasında 3. maçı ülkenin %90'ının izlemediği bir milli takımın kaptanıydı denecek.
--- spoiler ---
istanbul kadıköy’de bir kafe çalışanı, dükkâna giren yabancı bir kişinin yumruklu saldırısına uğradı.
yüzüne aldığı darbe nedeniyle kafa ve yüz bölgesinde kırıklar oluşan çalışanın tedavisi sürerken, saldırgan polis tarafından aranıyor.
--- spoiler ---
türkiye'de asayişin çöktüğünü gösteren saldırılardan biri. insanlar kafasına göre adalet dağıtıyor. bu sabah ev sahibinin boğazını kesen kiracı haberini okuduk. acilen sert ve caydırıcı cezalar gelmeli. büyük ihtimal saldırıya uğrayan saldırganı tanımıyor. saldırgan rastgele birini seçip yumruklamış gibi duruyor.
instagram
twitter
(bkz: timursavar)
istanbul kadıköy’de bir kafe çalışanı, dükkâna giren yabancı bir kişinin yumruklu saldırısına uğradı.
yüzüne aldığı darbe nedeniyle kafa ve yüz bölgesinde kırıklar oluşan çalışanın tedavisi sürerken, saldırgan polis tarafından aranıyor.
--- spoiler ---
türkiye'de asayişin çöktüğünü gösteren saldırılardan biri. insanlar kafasına göre adalet dağıtıyor. bu sabah ev sahibinin boğazını kesen kiracı haberini okuduk. acilen sert ve caydırıcı cezalar gelmeli. büyük ihtimal saldırıya uğrayan saldırganı tanımıyor. saldırgan rastgele birini seçip yumruklamış gibi duruyor.
(bkz: timursavar)
neden medya tarafından soyu tükenmekte olan hayvan muamelesi gördüğünü anlamadığım, özlesem de rahat bırakılması gerektiğine inandığım rock sanatçısı. kimsenin kimseye şarkı, albüm, klip borcu yok arkadaşlar. yok "şebnem ferah gibi o da ortaya çıksın konser versin" demeler bilmemneler. çocuk gibisiniz valla. cidden bi salın insanı artık.
bir keresinde ilk buluşmada karşımdaki insanın eski sevgilisinden bahsetmeye başlamasıyla anlamıştım. normal bir şekilde adı geçti diye değil; bir saatlik buluşmanın kırk dakikası eski ilişkisinin neden bittiğiyle geçmişti. anlattıkça anlattı, ben de bir noktadan sonra kendimi date'te değil, ücretsiz terapi seansında gibi hissetmeye başladım.
yeni parti kurmak zor tamam da neredeyse sıfıra yakın parayla ve baraj altında kalacağı garanti olan bir seçim sisteminde kurulan zafer partisi, güçlü bir sosyal medya ve gönüllü kampanyayla 1 milyon 200 bin oyu konsolide ediyorsa bu işin atla deve de olmadığını düşünüyorum. bu işin zorluğunu abartıp vakit kaybedilmesinden endişeliyim.
cocuk yapmanin alternatifinin paten surmek oldugunu ogrendigimiz baslik.