Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
an itibariyle “safları terketmeyelim allah rızası için” diye yalvarmaktadır.

kılıçdaroğlu kalacak.

faik öztrak kalacak.

eren erdem kalacak.

imamoğlu yine chp adayı olarak ibb başkanlığına talip olacak.

muhalif seçmen de eşşek gibi anıra anıra tıpış tıpış gidip oy verecek.

görülmemiş bir bozguna uğrayacaksınız. haberiniz olsun.
galatasaray pazarlık yapıp fiyatı 12 milyon euro'dan 5'e kadar indirmiş ardından beşiktaş 5'i verip almış.*

galatasaray da olmasa oyuncu alamayacağız resmen, takımımızın en önemli oyuncusunu* ellerinden çekip aldık. şimdi de en ihtiyaç duyduğumuz bölge için bizim adımıza pazarlık yapmışlar, asırlık dostluk böyle bir şey işte.
ırkçı değil, türk milliyetçisi.

elin suriyelisi, afganı, pakistanlısı gelip milleti taciz ederken, ekmeğini elinden alırken, kadınlarımızı videoya çekerken, başına taşla vurup öldürürken ortalıkta yoksunuz o. çocukları! ama türk insanı iki dakika “noluyor lan” desin, hemen götünüz yana yana buraya koşup başlık açıyorsunuz.

nasıl bir hainlik sizinkisi anlamadım.

edit: imla.
u dönüşü olmayan yerde manevra yap, karşıdan gelen motorlu kurye çarpmaktan kaçınırken devrilsin, akabinde yardım etmeyi geç, arabanla hemen topuklamaya çalış, baktın önüne cengaverler çıkıp yolunu kapatınca cingar çıkar. adam akıllı yargı sistemi olsa o kuryenin hayatına kast etmesiyle yargılanması gerekir.

tanım: tutuklandıysa da kısa süre salınacak olan, 250k usd ödeyerek türk+ vatandaşlığı almış ve kimi yerde türk vatandaşından üstün olan dişi çöl vahabisidir.
biz bu imtihanı veremeyiz ki.
iktisat dersinden imtihana giriyoruz ama soruların hepsi ayetlerden, nass'lardan, göklerden gelen kararlardan çıkıyor.
tanım: türk milletinin bitmeyen imtihanı.
edit: imla.
imamoğlu seçildiği günden beri onunla münakaşaya grip, ön planda görünmek için türlü şaklabanlıklar yapan mehmet tevfik göksu olacağını düşünüyorum. kanal kanal gezip canlı yayında namaz kılma şovlarına devam ederse seçilebilir de. bizim halkımız sever böyle ayakta uyutulmayı...
duygusal erkek konuşmaz da, küser de, kırılır da, hatta inanır mısınız yüzüne bile bakmaz.

bunların aradığı ise dışarıda hanzo, it kopuk olacak, evde de söz dinleyecek bir eerrrkek. yalnız o erkeklerin hanzoluğu ileride kendilerine döndükleri zaman da, sosyal medyadan adalet aramaya başlıyorlar.
aston villa'ya transfer olmuş süper yıldız. kendisini kasımpaşa'ya attığı galibiyet golü ve içerdeki fener maçında 2 gol atıp 1 kırmızı kart aldırması ile hatırlayacağız.

bu çocuk kesinlikle karakterli biri. transfer olduğu gün deprem oldu, kendisinin haberi yokken instagram'a ayna önünde çekildiği fotoğrafını koydu. depremden haberi olunca anında kaldırdı fotoğrafı. havalimanında karşılama istemedi. apar topar imzayı atıp depremzedeler için yardım kolisi paketlemeye gitti. kendisi için paylaşım yapıp, depremde vefat eden çocuğun anısına 17 numaralı formayı giyip, babasına baş sağlığı diledi. o fotoğraf hâlâ instagram'da duruyor. ilk lig maçında galibiyet golünü attığı maçtan sonra icardi kendisini eğlenceye davet edince türkiye böyle bir acı yaşarken kutlama yapamam dedi. istanbulspor maçında kırmızı kart gördükten sonra takip eden ilk maçında söze kırmızı kart için özür dilemekle başladı. transfer döneminde kendisini isteyen kulüplere "önce galatasaray ile anlaşın" diyerek kulübün elini güçlendirdi. müthiş karakter resmen.

ayrıca bizim için müthiş bir referans olacak. zaniolo örneği varken mental sorunlar yaşayan süper yıldızlar belki de bizi öncelikli tercih edecekler. ve nasıl mancini, zaniolo'ya galatasaray'a gitmesi için tavsiyede bulunduysa ileride zaniolo'da başka futbolculara bizi tavsiye edecek.

görüşürüz hırçın italyan aygırı. seni hiç unutmayacağız.
yerel seçim yaklaştıkça, bu ve buna benzer haysiyet cellatlığı yapan başlıklarla çok karşılaşacağız.

tanım = 25 senelik akp + refah döneminde yapılmayan hizmeti açılışı tüm islami despotizm ve siyasal islamci baskıya rağmen 4 senede yapmış olan sn imamogluna yönelik gerçeği yansıtmayan önerme .
bazıları "kredi kartıyla geçinmemeleri" yazarak kendini komik duruma düşürmekten çekinmemekteler. çünkü bu durum kesinlikle sebep değil sonuçtur. gelelim sebeplerine; %3 enflasyon, faizsiz kredi, alım gücü, taksitle araba olanakları olan ve tabana yayılan eşitlik ve refahlık anlayışına sahip ülke bulursam ben de kredi kartı kullanmam.

çorak toprakları, insanlık düşünce yapısında mihenk taşı olan alman bilim ve felsefesiyle bir tutuyorlar. geçmişe göz attığımızda ortaya çıkan bir kaç ismi saymakla başlayalım o halde:

leibniz, friedrich schelling, johann gottlieb fichte, kant, hegel, feuerbach, marx, arthur schopenhauer, nietzsche, karl jaspers, goethe gibi ünlü filozoflar bulunmaktadır.

mütevaziliğe gerek yok çünkü hakikatten uzaklaştıkça zihinlere perde çekiyoruz. çok övündüğünüz osmanlı, bu ülkenin askerliğini ve getir götürünü yapıyordu. ucuz iş gücünü karşılıyordu.

güçlü devlet ancak güçlü vatandaşlar yetiştirerek olur. ahmet hamdi tanpınar'ın dediği gibi "türkiye, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermemiştir."

"sakız orucu bozar mı?", ceddin deden, enişte, cariye konularından ilerlemeye devam.
belli balık restoranları hariç dışarıda bir şey yemenin pek bir anlamı yok. türkiye'de restoranların kalitesi berbat. dünyanın parasını ödeyip iğrenç şeyler yiyip çıkıyorsun dışarı. düzgün iskender döner yapan bile kalmadı. iskender deyince ağzının suyu akar insanın, felaket lezzetli, cazip bir şeydir normali, orijinali. ama onun da canına okundu yani. tadı tuzu olmayan iğrenç bir et, ucuz, berbat bir salçadan iğrenç bir sos, kalitesiz iğrenç tereyağı, kalitesiz yoğurt, en ucuzundan ve netice, berbat bir iskender. en azından izmir'de böyle. hatta isim vereyim, kırçiçeği, baydöner, dönerci orhan, veysi's döner ve bunun gibiler. alayı leş. ha altınkapı'ya falan git, onlar da tırt. hepsi.
bu sadece döner, diğer yiyecekleri siz hesap edin. fast food'a hiç girmiyorum zaten. yahu adamlar lezzetli bir makarna bile yapamıyorlar. doğru düzgün pizza yapan tek bir yer yok.
bir de o güya üst sınıf, modern, sunumlu falan mekanlar. yiyeceklerin görüntüsü on numara ama yenilecek halleri yok.
sonra o ev yemekleri yapan yerler, börekçiler, ülver teyze, bilmem kim hanımın mutfağı ve türevleri; insanları en adi ayçiçek yağı ve margarinle öldürmeye ant içmişler. böyle tatsız tuzsuz yemek yapmak da özel çaba gerektirir yani. nasıl başarıyorlar bilemiyorum. en ucuz, en adi malzemelerle yapılıyor hepsi.
bu söylediklerimi anlamak için tabii 85 veya hiç değilse 90 öncesinde doğmuş olmanız gerekiyor. yeni nesil anlayamaz. biz çocukken türkiye altın yıllarını yaşıyordu. her bakımdan. ve restoranlar, yiyecekler böyle leş değildi.

(oolum ben sözlük teyzesi olmuşum yaa, yaşlanmışım. püh!)
motorcuların bir sorunu da, işlerine gelince araba gibi işlerine gelince bisiklet gibi davranmaları. misal, arabanızla en sağ şerittesiniz. duracaksınız. sağınızdan araba falan geçemez çünkü şerit yok. sağa çektin, biri sağ kapıyı açıp inecek o da ne? malın teki motorla sağından geçmeye uğraşırken çat diye kapına çarpıyor. sonra sana "neden sağ aynayı kontrol etmedin kapıyı açtın?" diye çemkiriyor.
ulan yarak hasan! senin ne işin var orada? orası geçmek için yol değil ki? ya soldan geçeceksin ya arkada durup bekleyeceksin normal araba kurallarına tabi isen. ama yok! bu dallamalar sağdan, aradan, kenardan canı çekerse kaldırımdan, güvenlik şeridinden gider. sonra ağzı götü yamulunca da kafa kamerasına güvenerek sana çemkirir, olmadı kancık gibi ayna tekmelemeye kalkar.

ek: bi de "kıskanıyorsunuz" olayı var. olm bir araba kullanıcısının trafikte motosikleti kıskanması olayı milyonda birdir. rahat koltuğunda yayılmış müziğini dinleye dinleye, sohbet ede ede göreli olarak senden daha güvenli, klima serinliğinde seyahat eden insan senin neyini kıskansın lan sidikli? deri pantolonun içinde pişmiş götünü mü?
biz erkekler tek gecelik yaşayanlar ve yaşamayanlar olarak ikiye ayrılmıyoruz yalnız, yaşayamayanlar olarak ayrılıyoruz.

tek gecelik ilişki yaşayabilecek kadar talep görebilen, kadınları anlamış bir erkekle evlenmeniz çok daha güvenli her zaman. öbür türlü evlendiğiniz adam hayatı boyunca kadınlarla kolay iletişim kuramamış ve tecrübesiz bir adamsa sizi daha fena eskortlarla veya masaj salonlarında aldatacaktır. veya iş yerinde ona insanlık namına kahve ister misin diyen kadına yükselip hayaller kuracaktır.

geçmişinde tecrübe edinmiş adam sizi seçiyorsa bu seçim daha karakterli ve ayakları yere basan bir karardır. daha güvende hissedin
çog afedersiniz yıllar içinde birkaç kere dating uygulamalarından kullandım, ilk üye olduğum vakit yaş aralığı 25-35 olacak şekilde otomatik olarak ayarlanmıştı. sonra ben yaşıtım erkeklerle konuşayım, 25 yaşındakilerle ne işim olur diye düşünerek yaş aralığını 30-35 yaptım ve yapmaz olaydım. meğer tüm yakışıklıları elemişim. uygulama bir anda, kaslı ve fit adam cast ajansı kataloğundan çıkıp organize sanayi bölgesine döndü. korkumdan ne yapacağımı bilemeyip telefonu fabrika ayarlarına geri döndürmek zorunda kaldım. napmışsınız olm kendinize siz, o 5-10 yıl amma fark etmiş, puh.

kadınların bir yaştan sonra doğaya sarması, kediye köpeğe bakması, yogayla bilmem neyle ilgilenmesi, saçını boyaması, bekarlığı tercih etmesi bir tek bunlara batıyor. üniversiteye başladığım yıllarda, otuzlu yaşları gözümde çok büyütürdüm, o yaşlara gelene kadar kafamda yapmam gerekenlerin bir listesi vardı. o listede hiçbir zaman evlenmek ve çocuk yapmak yoktu. o listedeki maddelerin birçoğuna tik atamasam da yıllardır bir şekilde çalışıp çabalamak üzerine geçiyor hayatım. düştüm kalktım ve hep azmettim. ben bir köşede var olmaya ve yaşamaya çalışırken medeni durumum, kedilerim, yaptığım spor, boyadığım saç rengim sizi neden ilgilendiriyor? size veya etrafa direkt bir zararım mı var? yoksa üzerimde hakimiyet kuramıyor oluşunuz mu götünüzü yakıyor?

35 yaş üstü kedili-köpekli, spor yapan, bekar adamın konusu bu kadar açılmazken kadınların, toplumsal normlara ve basamaklara bileklerini yalama suretiyle nah çekiyor oluşları nasıl delirtiyor sizi. kadınların çocuk için evliliklerine katlandıkları ilişki biçimlerinden, ekonomik özgürlüklerini ellerine aldıkları an adamları dehledikleri bir sisteme geçiş yaptık ki bu da sizin için tehdit edici bir unsur. artık, size "hayır" diyen kadınlarla aynı ortamları paylaşıyor ve onlardan yüz bulamadıkça çocuk gibi tepinmelere başlıyorsunuz.

otuzlu yaşlarımın başındayım henüz. yirmili yaşlarımın ortalarında çekmeyi bıraktığım şımarık erkek triplerini ve ıssız adamlıkları hele hele bu yaşımda asla çekmem ve üzerine dalga geçerim. artık benim için yazdığım yazıların konusu ve komedi unsuru olmaktan ibaret hepsi. siz, tek başına kalmayı seven, işinde gücünde, geleceğini düşünen ve sürekli çabalamaya çalışan bir kadının önüne kırıntı bırakmaya çalışsanız ne çalışmasanız ne? ben ikili ilişkilerde karşımdakine ne verebileceğimi çok iyi bilir haldeyim. bu ailem için de böyle, arkadaşlık ilişkileri ve karşı cins durumları için de böyle. verdiğimi alamıyorsam bir gram uğraşmam artık.

kadını bekar olmasından vuran sizsiniz. ben keyfime bakıyorum. çok mutsuzsam da bi siktir olup dışarı çıkar kahvemi içerim.
muğla'dan gelirken otobanda 160km/h hız ile gidiyorum ve önüm dolu, adam arkama geçmiş selektör çakıyor. amk dallaması zaten önüm müsait olsa ben gideceğim. en sonunda sinirlendim sert bir biçimde bastım frene. arabaya bir vur da ananı laciverte boyasaydım. sonra orta şerite geçtim, yanımdan geçerken manyak mısın der gibi el hareketi yapıyor. geçtim arkasına, bastım gaza bu seferde ben selektör yaptım. amk hıyarına empati yapmasını öğretiyoruz. adamı katil eder bu yavşaklar
lan oğlum zenginseniz 2-3 tane lime'ı, fakirseniz 2-3 tane limonu dilimleyip esmer şekerle karıştırılmış suya 3-5 nane yaprağıyla atacaksınız, bitti gitti işte.

sanki dünyada bulunmayan, gizli bir tarifle üretilmiş gibi muamele yaptınız şu zamazingoya.
bahşiş neden verilir hala anlayamıyorum. mesela ben de işimi olması gerektiği gibi yapıyorum ama biri bana bundan dolayı fazladan para vermeye kalksa "manyak mısın birader" diye tepki gösteririm herhalde.

iş fiziksel olarak zor diye mi? inşaat işçileri ya da madenciler bahşiş alıyor mu? insanlarla iletişim gerektiriyor diye mi? peki çağrı merkezi çalışanları?

işletme sahipleri tarafından "ben çalışanıma hak ettiğini vermeyeyim, üstünü gelen müşteri tamamlasın" fikriyle uydurulmuş sikindirik bir sistem.
gündemde ne var da böyle saptırmaya çalışılıyor acaba?

memur zammını mı bastırmaya çalışıyor bunlar?

öyleyse çok gülerim yani...

@dinimizde tatil günü falan yoktur.
cuma vaktinde dükkanı kapatın gidin denir sadece.
cuma mesaisini ayarlayın.. oldu bitti.
türkiye +3 yerine +2 saat diliminde olsa ona da gerek kalmayacak ya.. neyse.

tatil yapmaya gerek yok cumayı.. islamla da ilgisi yok o işin.

"cuma günü tatil yapın."
diye ayet, hadis, icma, içtihat gösterin.. özür dilerim. en başta da ben savunurum.
"ortalama 100 milyon sperm arasında olan yarışı geçip, "ille ben hayata geleceğim" diyenler, "yaratırken bana mı sordu" diyor. ironik." diye yazmış birisi.

spermde beyin olduğunu, spermin yetişkin bir insan gibi karar verme mekanizmasını öğrendim şimdi ve müslüman olmaya gidiyorum , tutmayın beni*

güzel kardeşim benim; çocuk doğduktan ortalama 18 sene sonra ona kendi başına karar verme hakkı tanınıyor genelde dünyada, haberin var mı? bence yoktur zira siz hala arabistan yarimadasinda kızların ne zaman sikilebilecegi tartışmasını bu ülke topraklarına taşımış azimli insanlarsınız, sizden korkulur.
bana yüklü gelmişti oyunlar, o dönemde oyun yükleyebilmek; mühendislik işiydi. cd games, dır/w, cd prince, prince enter. turbo tuşu vardı bilgisayarımda; 40 mhz'den 54 mhz'ye çıkıyordu.
yil: 1994
refah partisi genel baskani: necmettin erbakan
istanbul belediye baskani: r. t. erdogan.

sonuc: erdogan, erbakan'a karsi bir hareket baslatir ve basariya ulasir. turkiye'yi uzun yillar yonetir.

30 yil sonrasi
chp genel baskani: kemal kilicdaroglu
istanbul belediye baskani: ekrem imamoglu

sonuc: imamoglu rte'nin gosterdigi cesareti gosteremez. chp icin hareket baslatamaz. ve bir korkak olarak kaybeder. istanbul'u bile yonetemez.
covid döneminden beri sistematik olarak 65 yaş üstü insanların hayat ile bağını kopartmaya yönelik hamlelerden biri daha.

bu kadar uğraşmayın amk 65 yaşı geçen insanları dolduralım gaz odalarına bu işi tertemiz halledelim.

beni en çok uyuz eden kitle de hiç o yaşlara gelmeyeceklerini zannederek atıp tutan asalaklar.
kredi ödemem var, web den oturum açmak için mobil uygulama onayı istiyor ama bilin bakalım sorun ne, mobil uygulama çalışmıyor.
lan insan bi sms onayı falan koyar allahsızlar
an itibariyle olandır.
başladık gene oy vermeyin de şu olsun, oy vermeyin de bu olsun manipülasyonlarına.

neymiş kk. gitmezse oy verme bak ne oluyor sonraymış.

hadi be oradan siz de! yeter artık %20'lik atatürkçü kemik seçmeni sağdığınız.

kk. gitmezse, parti içi değişim yaşanmazsa ben dahil bir çok seçmen yerel seçimlerde oy kullanmayacak.

manipülasyon ve algı mühendisliği yapmayı kesin artık! çok basit, kk. ve ekibi istifa etmeden, gitmeden yerel seçimlerde size oy moy yok! bu böyle bilinsin, anlaşılsın.
pintilikle veya duygusal yakınlıkla alakası olmayan durum. cüzdan eskimemiş ve yıpranmamışsa adam niye cüzdan değiştirsin ki? yıllardır aynı cüzdanı kullanıyorum ve işimi görüyor. siz hiç dur hele pinti olmadığımı göstermek için gideyim de zaten halihazırda elinizde var olan ve bu yüzden ihtiyacım olmayan bir şey alayım diyorum musunuz?
hala ev sahibine sallayanlar var. ınanılmaz. 2 yetişkin insan. evlenmişler çocuk yapmışlar. kiraladıkları evin sahibi bu insanların anası mı, babası mı? evden kiracı tahliye etmek en az 1 yıl sürüyor zaten. o süre zarfında evde bedava oturmuşlar.
değerli sözlük yazarları ve okuyucuları, hiç bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı'nın diğer yetişkin vatandaşların geçimini sağlamak zorunluluğu yoktur. devlet olgusu zaten yüzyıllar once bu sebepten icat edilmiştir. bakın bu 2 insan genç ve sağlıklı. burada büyük laflar etmek istemem, insanız, hepimizin başına herşey gelebilir, laflarımı dikkatli seçmek isterim, allah'tan korkarım. ben bu kişilerin durumuna düşseydim hemen durumdan kurtulmak için çözüm yolu arardım. ilk aklima gelen gün boyu baba çocuklarla ilgilensin, kadın temizliğe gitsin mesela. en az 600-700 tl günlük yevmiye alır. evden atılmadan önce yapsalardı kiralarını ödeyebilirlerdi. bu duruma düşmezlerdi. neden yapmamışlar hic sorgulama. ev sahibine salla aptal aptal. kimse kimseyi malında bedava idare etmez sonsuza kadar. hic birimizin diğerinin geçimini, barınmasını, aile kurmasını sağlama yükümlülüğü yok!! hepimiz yetişkin insanlar olarak kendimizden sorumluyuz. bu kadar insan sokaklarda kağıt topluyor, temizlikçilik yapıyor, kaynakçılık, kuaförlük, ev boyama, sıhhi tesisatçılık gibi meslekler öğreniyor. geçinmek için illa doktor, mühendis olmamız gerekmiyor. milyonlarca insan söylediğim şekilde dünyanın her yerinde geçim sağlıyor. çok zor bir durum ama insan hayatını biraz planlamalı. en iyi kolejlere ve üniversitelere gitmek gerekmiyor bunun için. baktın ailede yok girersin kuaför yanına, berber yanına, boyacı yanına, araba tamirhanesine iş öğrenirsin öyle değil mi. bunu lisede yaparsın. küçücük 12 yaşında çocuklar babaları vefat ediyor, bu dediğimi yapıp kardeşlerini okutuyorlar. biraz hayatta kalmaya çalışmalıyız, tutunmaya çalışmalıyız. baksana parka oturmuşlar bekliyorlar. naylonlardan filan barınak bile yapmaya çalışmamışlar. allah yardımcıları olsun ama kişilerin kendilerinde de büyük sıkıntı var.
öf en sevmediğim tiptir. genelde kro tipler olur. sigaradan kalınlaşmış sesleri vs ıyy. travesti gibi tavırları. rakı balık kadar abartılmış bir şey yok. rakının kolonya kadar baskın tadı ve kokusu ne balık bırakır ne başka bir yemek. tamamen özentiliktir.

damak tadı olan insan yemekle mayalı alkol tüketir.
ali erbaş kendisini fazla ciddiye alan bir dinler tarihi uzmanıdır. bazılarının söyleyemediği şeyleri önden söyleyip nabız yoklasın diye kullanılan birisidir. kavga çıkarması için önden gönderilen çocuktan farkı yoktur. mensubu olduğu dini ve kurumu çok kötü temsil etmekte, insanları dinden soğutmakta, bayatlamış söylemleriyle muhafazakar insanları ateistler karşısında çok zor durumda bırakmaktadır. kamuoyunda verilecek tepkiye göre kulağından tutulup kapının önüne koyulması an meselesidir. hayal dünyasında kendisini şeyhülislam falan sanıyor olabilir.

ekleme: başında olduğu kurumun görevi dini doğru anlatmaktır. kendisi ise günah affeden, tövbe veren müşrik tarikatlara karşı ölü taklidi yapmaktadır.
maç sonunda fkg teknik direktörü atılay canel bey'in yaptığı saçma sapan açıklamaları kınıyorum. saçı başı ağartmışsın, yaş olmuş 65-70, takımın maç boyu beşiktaş kalesine şut atamamış, rakibin penaltı kaçırmış (-ki net penaltı) iki topu direkten dönmüş, sayısız pozisyona girmiş özellikle ikinci yarı, ceza sahanın otobana çevirmiş 25 kere topla buluşmuş dediğin lafa bak amk ya: hak etmediğimiz bir yenilgi aldık! hadi ulan ordan! ayrıca aboubakar'ın denge ayağına takılan çelme net penaltı. kör müsün arkadaş? forvette salih dursun ile oynuyorsun. vallahi utanmaları da yok! kepazeler ya.
kahve içmek her zaman bana zevk verir ama kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıkıp eve döndüğümde içtiğim sütlü kahve benim için çok keyiflidir. hatta yürüyüşte bile onun hayalini kurarım. bazen de açarım en sevdiğim diziyi hazırlarım kahvemi ohh.. onun da yeri ayrıdır.
böyle havanin ta anasını sikeyim ben. amina koyayim uyuyamiyorum kıçımdan ağzımdan burnumdan terler akıyor delirecem ya
fifa fesih hakkını savaş durumu sebebiyle verdi ve süre sınırı koydu. buna göre oyuncular ayrılmak isterse anlaştığı kulüp 7 nisan 2022 yılına kadar oyuncuyu alacaktı sonrasında bu hak dolacaktı. ukrayna futbol federasyonu bunu bir yıl uzatarak 30 haziran 2023 yılına kadar uzattı sonrasında uzatmadı.daha kötüsü bir kulübün en fazla 2 oyuncusu bu haktan yararlanacaktı. mevcut durumda sharkhtardan ayrılan 2 oyuncu var. tetenin sözleşmesi dolmak üzereydi fakat alt maddede oyuncunun kiralık olarak gitmesi durumunda kiralık gittiği süre kadar kulübünün sözleşme uzatma hakkı var. yani sharkhtar biz 2 sene uzatacaktık dese galatasaray soğuk bir duş alır çünkü 1 sene lyon ve 1 sene leicester'a gitti. shakhtar daha önce iki kez ikisinde de ocak transferinde kiralık gitmesine izin verdi. haziran 30'a kadar tete ayrılık için anlaşmadığı için shakhtar'ın konuyu fıfa ve cas'a taşıma hakkı var. galatasaray transferi bitirdiği için tazminat öder. işin vahim noktası ise gremio onu sharkhtara vermeden önce 100 milyon euroluk serbest kalma maddesi koymuştu sonrasında 15e sattı. sharktar bunu değer olarak gösterirse geçmiş olsun.işin saçma kısmı benim bu söylediklerimi daha fener konusu geçerken konunun dile getirmesi ve buna rağmen galatasaray'ın transferi tamamlaması.
"tyyab kartınızla alışverişlerinizde puan biriktirin, her 40 puanınıza bir tarikat veya vakıf sizin adınıza bir çocuk düdüklesin" şeklinde reklam yapmasını beklediğim.
hiç aklına gelmeyecek, dalga geçmek için paylaşacağın abazanlarla mesajlaşıyorsa peki?

ne takip, ne fav falan.

kötü kadınlar tanıdım, şükür iyilerini de...

hiçbir güzellik, değmez asla böyle bir cehenneme.

data ile ilgilenenler bilir ki teknik olarak bunları yapmak aslında çok kolay. yazılımlar çeker veriyi, depolar, kıyaslar, hatta anlık raporlar...

ama bu sırada ortaya çıkan o her bir kilobyte, ruhunda tonlarca kilograma sahip hard diskler gibi ağırlık yapar.

yapmayın kendinize bunu.

dürüst, güvenilir; kuşku duymadan birlikte olacağınız iyilerini diliyorum, tüm ihtiyaç sahiplerine.