Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bir fenerbahçeli olarak futbolcular hakkında, maç hakkında, sahada oynanan oyun hakkında güzel analizler okumayı dilediğim karşılaşma.

zira şöyle soktuk, kanatlılara girdi, oranıza girdi buranızdan çıktı şeklinde birbirinin kopyası onlarca entry okuyup zaman kaybetmek istemiyorum.

futbolun konuşulduğu bir başlık olsun.
iptal ettik, ağzıyla kuş tutsa yine de açmam. gazi öyle bir geçirmiş ki 100 senedir unutamamışlar! bu topraklar bize gurur , size hayatınızın en acı hatırası olmaya devam edecek!..
yine, kadın küfür edince ses çıkartmayan ama en sonunda sinirden küfür eden erkeğe “kendine gel abi” diyen bir hıyar barındıran video.

kadın hak etmişsindir diyor, adam da sinirleniyor haliyle. diğer adam çok delikanlı ya “kendine gel” diyor.

bu sikkoşların bir diğer versiyonu da kavga ayırırken haklı olanını tutup bırakmayan tipler amk.
ben buradaki herhangi bir kimsenin fikirlerini belirtmesine, istediği her şeyi eleştirebilme hakkının olmasına falan tamamen destek veriyorum da şurada saçma sapan şeyler yazan trollerden bıkkınlık geldi, keşke bunlardan arındırılsa şu ortam.
gılgamış destanı gibi yazıyorlar bir de nicklerini de alta inmeden göremiyorsun.
bunların bir de hayran kitlesi var bunları zeki falan zanneden. ne güzel yazıyor ya falan diyorlar, onlar pek güzel yazmıyor da siz ''avelsiniz'' arkadaşlar.

edit; ekleme
zeka, sadece matematik becerileriyle ölçülen bir şey değildir. zeka, birçok farklı alanda gösterilen yetenekleri kapsar. işte, matematik becerileri dışında zeka ölçüleri:

1. dil yeteneği: dil yeteneği, sözcükleri anlama ve kullanma, dilbilgisi kurallarını anlama, konuşma ve yazma becerilerini içerir. dil yeteneği, zeka testlerinde en yaygın ölçülen alanlardan biridir.

2. analitik düşünme: analitik düşünme, bir problemi parçalara ayırarak analiz etme, çözüme ulaşma ve sonuçları yorumlama yeteneğidir.

3. yaratıcılık: yaratıcılık, yeni fikirler üretme, problem çözme, yenilikçi çözümler bulma ve sanatsal ifade gibi alanlarda gösterilen yetenekleri kapsar.

4. sosyal beceriler: sosyal beceriler, diğer insanlarla etkileşim kurma, empati kurma, liderlik ve işbirliği yapma gibi alanlarda gösterilen yetenekleri kapsar.

5. görsel ve mekansal yetenekler: görsel ve mekansal yetenekler, nesnelerin, şekillerin ve uzayın algılanması, tasarım ve mühendislik gibi konularda gösterilen yetenekleri kapsar.

6. bellek: bellek, bilgileri hatırlama, saklama ve geri çağırma yeteneğidir. bellek, zeka testlerinde sıklıkla ölçülen bir alandır.

7. problem çözme: problem çözme, bir sorunu tanımlama, analiz etme, çözüm yolları bulma ve uygulama yeteneğidir.

bu özelliklerin her biri, farklı zeka testlerinde ölçülebilir ve bir kişinin zeka seviyesini belirlemek için kullanılabilir.
kurt. atandigim köyde kaldığımız ahırın tuvaleti yoktu, tuvalet için dışarıya çıkıyorduk. neyse birinde kış günü yerde yarım metre kar var, gece saat 11 civarı, tuvalete gideceğim. kurtlar açlıktan köye iniyor falan diyorlardı ama çok sallamiyorduk, kapıyı açtım, karşımda yüksekliği en az 1.30-1.5 metre civarı kurt, gözler kıpkırmızı, tüyler dimdik. 300 spartalıdaki kurda benziyordu hayvan, gece olduğu için de siyah görünmüş olabilir. ama ciddi manada korkunçtu. hem gerçek hem mecazi anlamda içime s.çarak kapadım kapıyı ve gidemedim o geceden sonra tuvalete.
amk şöyle abidik gubidik rakamlar yapıyolar ya hani ayar oluyorum. 30-35-40 yap aq. sanki çok değerli bi para birimin var da virgülün sağındakiler çok iş yapıyor gibi taşşak geçiyorlar

edit: beelyomsn'a teşekkürler kelime hatası düzeltildi.
çinli aradı bi tane, dolandırma yöntemini merak edip mesajlaştım ilk başta. kripto üzerinden kar vaat ediyor. günlük %3 kazancını atıyor her gün, önemli bir iş insanı profili, maybach ın arka koltuğunda çekilmiş fotoğraflar, duşa gireceğim bir isteğin var mı diyor, fotoğraf at diyorum anında fotoğraf filan.

bir hafta kadar mesajlaştık. sonra hayallerde yaşamanın manası yok dedim, görüntülü aradım ve yanlışlıkla ön kamerada açtı çağrıyı. 20 metrekare odada 6 kişi, çoluk çocuk filan sefalet bir yaşam, telefonun kamerası vga'dan hallice. senin kriptonu ayrı %3 ünü ayrı diyerek engelledim.
biliyorsunuz türkiye'de konuta talep olmamasının sebebi sıcak havalar. havalar soğuduğunda insanlar ev almaya başlar.

fiyatları da ucuz kredi değil gelir belirledi bu güne kadar, o yüzden 3'er 5'er alınır %50 zamlı halinde.
komik bir olay göremedim.

ülkedeki her 10 ilişkiden, en az 5'inde zaten aldatma olayı oluyor.

bu olaya haykıra haykıra gülenlerin sevgilileri şu an kimlerle sikişiyordur kim bilir. ee metroda yakalayamadığınız için komik gelmemesi normal tabii.

ablam sen de siktir et anahtarı falan. kapı kilidini komple değiştir.
20'ye arda güler satıp 15'e cengiz almak net başarısızlıktır ama 12.5'e szalai satıp 15'e cengiz almak da bence başarıdır. bu açıdan da bakabiliriz.
yabancı bir videoda "t" harflerini "d" ile değiştirin hintli aksanı için diyorlardı. unuttum hangi videoydu. ama işe yarıyor. harfleri değiştirin ve hızlıca şu cümleyi söyleyin;

don't tell me what to do!
bu kadar zaman geçmesine ve iki taraftan da epey etkileşim almasına rağmen herhangi bir açıklama gelmemesine dayanarak, bu olayın ermenilerin söylediği gibi gerçekleştiğini düşünebiliriz artık.

bu hale gelinmesinin 1 numaralı nedeni kendine atatürkçü diyen türklerin organize olmayı becerememesi ya da reddetmesidir. rte'nin 25 sene başımızda kalmasından ekonominin boka batmasına, milyonlarca yabancının şehirlerimize yayılmasından asayişin bozulmasına kadar her şeyde bunun payı vardır.

geçen sene disney+'ın türkiye'de 2 milyon abonesi olduğu açıklandı (https://www.gazeteduvar.com.tr/…abone-haber-1577344). bu iki milyon abone, ki birçoğunun modern hayat tarzına sahip olduğunu varsaymak saçma olmaz, ortak olarak hareket etmediği için birkaç ermeninin kışkırttığı en fazla birkaç bin kişinin istediği oldu.

bu günlük hayatta da, seçimlerde de, hayat pahalılığında da, garantili ihalelerde de, çıkarılan aflarda da böyle oldu.

şurada disney'in sahip olduğu bütün şirketler listelenmiş: https://en.wikipedia.org/…y_the_walt_disney_company
sen güçlü şekilde bu şirketleri boykot edeceğini sezdirsen adamlar bunu yapabilir mi? ama birlik olma, bir araya gelip belli prensipler için tavır koyma gibi bir alışkanlığı yok bahsettiğim atatürkçü kitlenin.

bariz olarak işin bir de devlet yönü var.

böyle bir karar alınmışsa bu çoktaan devletin kulağına gelmiştir.

eskiden geleneği olan türk hariciyesi buna izin vermezdi ya da oldu diyelim bu kadar sessiz karşılamazdı. çünkü onlar devamlılığı olan devletin adamıydılar, hükümette g0tünü yaladıkları ihl mezunu abilerinin değil. örneğin, geçtiğimiz yıla kadar neredeyse 100 yıldır, ne büyük türk düşmanı piç kuruları geldi geçti soykırım dedirtmemişti türk hariciyesi abd başkanına. ama bu vatansızların işgaliyle hiçbir bok bilmeyen ve hiçbir şey becermeye mahir olmayan dallamalar mevki kaptılar. sonuç: abd'de artık ermeni soykırımını inkar edemezsin.

neyse konudan saptım. bu vatansızlar kulaklarına böyle bir duyum geldiğinde, "bak birader seni tr'den silerim, senin marvel filmlerini, fox'unu moxunu hepsini dürüm yapar..." deseydi böyle olur muydu? olmazdı.

ama umurlarında oldu mu? olmadı. çünkü vatansızlar bu tip hassasiyetlere sahip değillerdir.

burada yine mesele kendine atatürkçü diyen organize olamamış yığınların sahipsizliğine geliyor. bizler kariyer, para, kendine yetme vs peşinde koşarken devletin önemli kademelerinin liyakatsiz vatansızların eline bırakıldı, sonuç bu.

ben kendi adıma şu adreste listelenen şirketlerin ürünlerine para vermeyeceğim. ama bunun bir işe yaraması için organize olunması ve sesimizin karşı taraftan duyulması gerekiyor.
“siz tweet atmaya, entry atmaya, üyeliğinizi iptal etmeye devam edin pasifistler” tarzı entry girenleri cidden anlamıyorum.

ne yapalım orospu çocuğu mickey mouse'ımı bıçaklayalım?
"birini sevmek ile ilgili bir kitap yazılsa, kesinlikle senin beni sevme şeklin anlatılırdı. öyle güzel seviyorsun ki, kitaplarda anlatılacak kadar güzel"

bu cümleyi sevdiğim kadın kurdu bana.

karakteri oturmamış, kendini geliştirememiş erkeklerle birlikte olup bunu tüm erkek cinsine yıkmanız biraz garip olmuş.
ölür mü ölmez mi bilmiyorum ama güvenini, hevesini, dostluğunu, duygularını, hayallerini, iştahla savunduğu her ne varsa bir daha çıkarmamak üzere gömdüğünü biliyorum.
adamın konuşması, tarzı falan tam zeki demirkubuz filminden fırlamış gibi. çekmiş takım elbiseyi, istanbul'a haydarpaşa'ya inmiş gibi. koy kader filmine, bekir abim gibi takılır. hani sevdiği kadına ev de tutar, kadın isterse anasını da getirebilir.
bir haftadır günaydınnn mesajıyla güne başlanıyorsa flörttür. insan hiçbir arkadaşıyla güne böyle başlamaz.

ben seni arkadaş olarak görüyorum dediğine göre ya eski manitasına dönmüş ya da ilgi açlığı yaşayan biri var karşınızda.

bundan sonraki süreçte olması gereken; günaydın mesajı atarsa umursamamak, hiç cevap vermemek.
ekonomi uzmanı prof. dr. esfender korkmaz'ın köşe yazısında, altını çizerek vurguladığı acı gerçektir.

türk tipi başkanlık sistemi olarak tabir edilen ve aslında saltanat rejimi olan bu düzende tüm yetkiyi tek bir şahsa verdiler ve sonuç ortada.

belli hurafeler, saplantılar ve karanlık amaçlar uğruna, ülke resmen bilerek ve isteyerek yoksullaştırılıyor. gerçekten 40 tane düşman ülke birleşse, bu kadar zarar veremezdi bu memlekete.

her neyse. prof. dr. esfender korkmaz şöyle demiş :

--- spoiler ---

tek bir faiz yanlışı refahımızdan 20 yıl götürdü

son iki yıldır ekonomide yapılan yanlışlar, üretici ve tüketici olarak hak ettiğimiz refahımızdan en az 20 yıl götürdü.

her şeyden önce şunu söylemek gerekiyor; bugünkü siyasi iktidarın orta ve uzun dönemi hedef alan politika anlayışı yoktur. sorunları, günübirlik popülist önlemlerle çözmeye çalışıyor.

günübirlik popülist çözümlerde, sosyal fayda ve maliyet hesabı yapamazsınız; iktisadi ve sosyal kalkınmaya etkilerini göremezsiniz; toplumsal refah etkilerini tahmin edemezsiniz. ayrıca daha hızlı bozucu etkileri de olur.

bu yanlış kararlara her gün bir yenisi ekleniyor. bu köşenin sınırlı olması nedeni yalnızca faiz yanlışına eğilmek istiyorum.

13 ağustos 2018’de kur şoku yaşadık. nedeni;

*dalgalı kur politikasının kırılganlığı,

*14 mayıs 2018’de cumhurbaşkanı erdoğan'ın blomberg'in londra bürosunda iş adamlarına “faiz artırımına karşıyım” demesiyle "yatırımcıların türkiye'ye karşı yatırım iştahlarını kaybetmeye başlaması''

*abd'li rahip andrew brunson olayı ile ilgili yaptırım kararı idi.

kur şokuyla; nisan 2018 ayında 4,06 olan dolar kuru eylül’de 6,06’ya yükseldi. (83,14 olan mb tüfe bazlı reel kur endeksi, 62,46’ya geriledi. yani tl değer kaybetti.) tüfe oranı da aynı ayda yüzde 25 oldu.

ama o zaman merkez bankası ve ekonomi yönetimine aşırı müdahale yoktu. merkez bankası, kur artışını ve enflasyonu önlemek için haftalık repo faizini kademeli artırdı ve yüzde 24’e çıkardı. reel faiz nedeni ile tüfe bir yıl sonra 2019 ekim ayında yüzde 8,55’e geriledi. dolar kuru da 5,74’e düştü. (tüfe bazlı reel kur endeksi, 76,67’ye yükseldi. yani tl, eylül 2018’e göre kısmen değer kazandı.)

özetle 2018 eylül ile 2019 aralık arasında reel faiz politikası, hem tüfe’yi düşürdü, hem de kur artışını frenledi.

2019 sonunda mb faizi tüfe’nin düşmesine paralel olarak yeniden tüfe seviyesine indirilmişti. (aşağıdaki grafik.)

böyle bir tecrübe yaşamış ve başarılı olunmuş faiz politikasının 2021 sonunda tersi yapıldı.

eksi reel faizin yüzde 30’lara çıkması nedeni ile tl de aşırı değer kaybetti. bunu ve tl’den kaçışı önlemek ve enflasyonu düşürmek için piyasa ekonomisinde akla bile gelmeyecek, kur korumalı mevduat icat edildi. merkez bankası rezervleri boşaltıldı. bankalara yasaklar getirildi. piyasaya polisiye kontroller ve yasaklar getirildi.

faiz yanlışı ile bozulan ekonomik istikrar hepimizden götürdü.

doğrudan yabancı yatırım sermayesi ve portföy yatırımları girişi durdu. tersine çıkış başladı.

döviz ihtiyacı arttı. ithal girdi maliyetleri enflasyonu artırdı.

ekonomi yönetimi için güven sorunu oluştu ve yerli sermaye yatırım yapmıyor.

kur korumalı mevduatın sosyal maliyeti yüksek oldu. bütçe açıkları arttı. hükümet telafi için vergileri artırdı. vergi artışları halkın alım gücünü düşürdü.

gelir dağılımı aşırı bozuldu. hükümet düşük gelir gruplarının vergilerini bütçe ve mb yoluyla dolar zenginlerine transfer etti.

yoksulluk arttı. zira yüksek enflasyon devam ediyor. dahası ekonomide durgunluk başladı ve stagflasyona gidiyoruz.

bugünkü uygulamalarla çıkış yoktur. dahası dış borç temerrüt riski de artıyor.

özetle; faiz yanlışı hepimizin refahından en az 20 yıl götürdü.

--- spoiler ---

kaynak burada
daha önce de yazdım, mesajlaştığım yazarlar da oldu. araç lojistiği sektöründe çalışan bir mühendisim, düşecek canım kardeşim. düşecek derken 2 milyondan 500 bine düşmeyecek. sıfır km araç fiyatlarının altına, eski olduğu yere düşecek. tabii ki bu sene liste fiyatı 1 milyon olan bir aracın seneye 2 milyon olacak olmasına bağlı olarak ikinci el fiyatları da artacak, ancak sıfırı 1 milyon olan aracın 5 yaşındaki ikinci eli sıfır fiyatında olmayacak.
bu tanimlamayi sik sik duyar olduk. turkcesi yok mu bunun? hangi dil oldugundan bile emin degilim ama arapca sanirim. bir tek bana mi itici geliyor bilmiyorum ama bu kadar yozlasmak cok uzucu.
arap taşşağı yalayanların, şeylere şıhlara domalanların ıslak rüyasıdır. biz atatürkçüler olarak birbirimize yeteriz, kimse merak etmesin.

atatürk'ün ağırlığının kalmadığını düşünenler, destekledikleri kişilerin her özel günde ayakları geri geri giderek anıtkabir'e çıkıp, "seve seve" atatürk'ün karşısında dikildiği videoları seyretsin.

herkes seve seve olmasa da öğrenecek.
"atatürk türkiye'dir, türkiye atatürk'tür"
biri ilk 11, biri yedekten; 2 maçta 3 asist yapan 8 numara yeni transfer olsa ne yazılırdı acaba.

irfan can gibi saha icinde eli belinde hiç görmedim ben bu elemani; çabalıyor. sevimsiz taraflarını bırakırsa 3 turk kuralinda alternatif olarak elimizi rahatlatır.
yenge sıkılmış da suçu a101'e atıyormuş gibi hissettiren hadise.
edit: başlık başa kalmış. özetle hikayemiz, misafir olan suser'e yengesi tarafından 'a101 calışanları sizin misafir de kalma olayını çok abarttı, gitse mi artık' dedi, şeklinde bir beyanın yapılışını anlatıyordu. suser de yengesine değil a101 çalışanına bozulmuş 'ne olmuş canım, altı üstü çocuğum satın almadığım oyuncakları mıncıklayıp, reyonların içinden geçiyordu. çalışan neden bana boyle dedi ki?' diye isyan ediyordu.

açmayın başlık kardeşim sonra silip kaçacaksanız...
ben hep 20 sene sonra tayyip için yazılacakları merak ederdim. meğer vatan haininin büyüğünü yanlış yerde arıyormuşuz.
hepsiyle 33 yaşında yeniden röportaj yapılmalıdır... görün o evet aldattım eki eki eki yapan porsük götlülerin "ya iyi erkekler nerde yhaa" hallerini.
türkiye'de rantın lokomotif sektör olması sağolsun, emlak balonu sayesinde gayet mümkündür.

bağcılar 78 metrekare 2+1 kümes - 257 bin dolar + bağcılar'ın son derece elit ve bir o kadar da eksklusif sosyal hayatı yanında hediye

california 265 bin dolar

veya mütevazı bir müstakil alayım, 200 bin dolar cebimde dursun derseniz bu da california'daki mütevazı müstakil

ha elinizde sadece depremde ölmelik, kapısında bıçaklanmalık daire mi var? üzülmeyin, satıp yukarıdaki 65 bin dolarlık müstakili gene alabiliyorsunuz.

yarabbi, bize bugünleri gösterdiğin için çoğşükür. bağcılar, yozgat gibi elit yerler california'yı solladı. dış hayin güçler çatır çatır çatlamasın da ne olsun?

edit: yozgat'taki ekşicileri de unutmadık. (bkz: #155210381)
burada arada kalınacak bir durum yok buradaki ortamın gayet iyiymiş, dön okulunu bitir. uber delivery işini kaç yıl yapacaksın? 10 sene sonra delivery işini muhtemelen insansız araçlar yapacak ve sen daha 33 yaşında olacaksın.