Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
ben kendimle barış imzaladım. kimsenin belirsizliğinin acısını kendi netliğimden çıkarmıyorum. ne istediğimi biliyorum, istediklerimi yapmak için gayret gösteriyorum. sevdiklerimi hep en yakınımda tutuyorum, sevmediklerimi de nazikçe uğurluyorum. kalabalıktan uzak durup, az insanla muhatap oluyorum. kendimi yargılamıyorum, çünkü insanım. kalbim var, hislerim var. bunun yanında aklım ve mantığım da var diyerek en doğrusu neyse, benim doğrum neyse onu yapıyorum. tavsiye verecek kalibrede miyim bilmiyorum da kendiyle savaşını bitiremeyen, muhakkak ziyan olur.
hoşça kal dede!
güzel uyu, güzellikler seninle olsun.

"belki başka bir yerde, başka bir zamanda yine yan yanayızdır. ne belli..."
az vergi alıyorlarmış gibi utanmadan zam yapmaya devam ediyorlar. yurtdışından alınca 22 bin gibi bir fiyata gelecek olan iphone 14 pro max bizde 50 bini bulacak, şaka gibi lan. birkaç sene önce 50 bine güzel bir ev alabiliyorduk, lüks sayılabilecek araba alabiliyorduk. ülkeyi birkaç senede bu denli geriye götürmek inanılmaz bir başarı. ortalama 70 yıllık yaşamımızda 15-20 yılımızı sıradan şeyleri aşırı lüks görerek geçirdik. bu seçim gerçekten türkiye'nin kaderi olacak yoksa bir 5 yılımız daha ipotek altına alınacak.
benim gibi yüzbinlerce seçmene kemal kılıçdaroğlu'na oy vereceğim ama bu karıyı partiden hemen atmazsa chp'ye oy yok dedirtecek tweettir.
kemal bey buraları (tüm sosyal medyayı) okuyup size rapor veren vardır mutlaka haberiniz olsun bu karı size bir şey katmadığı gibi sizden çok şeyi götürür.
partinizde disiplin kurulu mu var artık her ne ise bunun yolu acilen oraya sevk sonra da hemen şut. siz kazanırsınız.
edit : özelden çok yazan oldu buradan toplu cevap vereyim. tayyip erdoğan'ın karşısına değil tuvalet terliği köpek bokunu koysalar gider ona oy veririm. ülkeye daha faydalı olur en azından toprağa atarız gübereye dönüşür. ama kimse kusura bakmasın chp atatürk düşmanı şakirtleri meclise taşımayı herkesi kucaklamak, helalleşmekle karıştırmasın. her şeyin bir sınır var aptallığın da alemi yok.
edit 2 : peki düzeltiyorum zaten chp üyesi değilmiş aday adayıymış. o halde aday adaylığını kabul etmesinler, ismini parti ile yanyana anmasınlar kaka desinler, istemiyoruz desinler. kadın ben gelmedim kardeşim zaten kemal bey çağırdı diyormuş. ok sorun yok o zaman kemal bey çağrısını iptal etsin bir zahmet. ya kadını biraz inceledim in midir, cin midir anlaşılmıyor. bipolar gibi.
(bkz: doğrudan satış)

2018'de canımızı ortaya koyduktan sonra, bizi insan içine çıkamaz hale getiren ama bu sefer, seçim 1.turda bitmezse sokakta tükrüğe boğulacak troll.

ama iş işten geçmiş olacak.

yüzsüz, nursuz, haris utanmaz adam.
üst edit : destek olan herkese teşekkürler. başlığı açarken korkmadım değil, şimdi ekşi ahalisi beni suçlu bulur diye ama neredeyse %100 destek geldi. mesaj kutum da patladı resmen, herkese cevap veremedim, çok teşekkür ederim.

-olay aslında uzun bir süreyi kapsıyor ancak bugün tarihi ile açtım-

güncelleme : sosyal medya mahkememiz biraz işe yaradı -mağduriyetim halen çözülmedi-
40 gündür aramayan firma bugün 2 kere aradı. ilk arama 20 gün önceki şikayetime geri dönüş yapılacağını söylemek içindi. yani arayacaklarını söylemek için aramışlar:) dedim aramayın sinirimi bozmayın, cihazımı geri verin, cihazım şubeye gelince arayın diyip kapattım suratlarına. birkaç saat sonra bu sefer cihazı verdiğim şubeden arandım ve birkaç teklif sunuldu;
1- cihazınızı muadili ile değiştirelim
2- 4085tl iade edelim*
3- cihazınız şu an şubede*gelip alabilirsiniz.

iyi de cihazımın yedek parça tedariğini gerçekleştirmedikleri için 1 ve 2 zaten benim yasal hakkım. 20 iş günü içerisinde onarım yapılmazsa ücret iadesi, misli ile değişimi veya belli oranda indirim isteyebilirim. peki 999tl sigortayı neden ödedim ben. o para buharlaşıyor resmen. 3.yü kabul etsem yine saçma çünkü yine sigorta param yanmış oluyor.

https://www.mevzuat.gov.tr/…tmeligi&mevzuattertip=5

biraz uzun olabilir ama 10 üzerinden 11 puanlık 3 rezalet ile karşınızdayım.
özet:
1- faturada yanlış fiyat gösterme
2- sigorta yaptırıp teminatı yerine getirmeme
3- mala ey koyma

kürdan alırken bile internetten araştıran ben, 10.09.2022 tarihinde girdiğim mediamarkt metropol şubesinden xiaomi robot süpürge alma salaklığında bulundum, hemde mağazaya güvenip araştırmadan.

cihaza 4200 küsür tl, çalışanların yoğun ısrarı ile de kullanıcı hatalarını kapsayan sigortaya da 800 tl vererek aldım. teminatlar mediamarktın sitesinden görülebilir.

teminat

fatura

gerçi bu fiyatlardan aldığımı sandım çünkü faturada cihazın 4085tl, sigortanın da 999tl olduğu yazıyor, ilk rezalet bu. sigortanın bir taahhütü olarak cihazın ücretini belli bir yüzdeyle geri ödeme olayı var, ürün ücretini düşük göstererek orada da bir üçkağıt yapmışlar, neyse asıl olay o değil.

cihazın toz kutusunun birkaç milimlik tırnağı kırıldığı için yenisini alayım dedim. internette ortalama 500tl fiyatı var, hatta kırılan parçayı kendim de yapıştırabilirdim ama sigortaya o kadar para verdik, dedim göndereyim yapsınlar. cihazı 13.02.2023te mediamarkt metrogarden şubesine teslim ettim. şimdi saçma olan şu, toz kutusunun kapağı kırık, sadece toz kutusunu alırlar, bir süre sonra yenisini verirler değil mi? yok. cihazı komple kutusu ile birlikte verecekmişiz. neyse verdik ama aradan günler geçti ses yok. defalarca aradım dönüş yapacağız vs dendi. en son 09.03.2023 tarihinde, yani 24 gün sonra telefonuma şu sms geldi “değerli müşterimiz; yetkili servisteki cihazınız için 2859.5tl pert kararı verilmiştir hediye çeki olarak tanımlanmıştır teslim alma formunuz ile birlikte teslim alabilirsiniz b204”
ulan tezgaha bak. 5084tl öde, 2859 geri versinler. biz parayı ağaçtan topluyoruz zaten.

görsel

hemen müşteri hizmetlerini aradım. tamir edilemediği için pert vs dediler. tamir etmeyecekseniz -ki tamirlik bir durumu yok- neden sigorta yaptırdınız dedim, cevap yok. o zaman sigorta ücretimi iade edin dedim, sonuçta sözleşmeye uymayan sizsiniz. 14 günü geçtiği için cayma hakkım yokmuş. ulan cayan sizsiniz, siz sözleşmeye uymuyorsunuz. birkaç kere daha başka müşteri temsilcileriyle görüştüm sonuç aynı. neyse en son kararı kabul etmiyorum, cihazımı geri gönderin dedim, tamam dendi ve o günden beri neredeyse 20 gün, en baştan beri de 40 gün geçti, cihazımı hala alamadım. geçen sürede defalarca müşteri hizmetlerini aradım, “kayıt açıyoruz” “aciliyetini bildiriyoruz” vsvs saçmalıklarla oyaladılar tabiki. şu an 5084tl ödemiş ve elinde hiçbir şey olmayan bir adamım. resmen soyguna uğradım.
tüketici hakem heyetine başvurdum, bankadan kredi kartı harcama itirazı oluşturdum. sigorta dolandırıcılığı olduğu için sigorta tahkime de başvuracağım birazdan. ayrıca mediamarkt almanyaya da yazacağım.
işin parasında da değilim aslında. almanyada bunu yapamayan firma türkiyede ne de rahat vatandaşı yoluyor değil mi? güzelim memleketimde açık açık, göstere göstere hırsızlığa, dolandırıcılığa uğramadığımız günler ne zaman gelecek acaba? gençlere çocuklara böyle leş, böyle rezil bir düzen mi bırakacağız? vallahi midem kaldırmıyor artık.
twitter hesabından yayınladığı, yüreklere su serpen, umut serpen kliptir.

twitter: https://twitter.com/…?s=46&t=4seus5aqppypcgvb1al6uq

youtube: https://www.youtube.com/…=chp-cumhuriyethalkpartisi

bir tarafta tayyip’in bile yanlarında solcu kaldığı gerici ittifak, diğer tarafta insanın içini sımsıcak yapan bay kemal.

seçim sizin tabii ki.

edit: bay kemal ateş ediyor, ikinci klip de geldi.
faizi 30-35 ler yapmadıkları sürece doları artık tutamazlar. ok gibi fırlar.
o zaman ev fiyatları ve araba fiyatları daha ulaşılmaz hale gelir
artık kıymayı da 1000 liradan alırız
halkımızı ezdirmeyiz derler maaşlar da 15 bin lira olur

paralar bu kadar büyüyüp içi boşalmışken de venezuela oluruz allahın izniyle

zaten kör gözüm parmağına diyip hizbullahçı parti ile ittifak yapılıyosa, bu krizlere bu başarısızlıklara bu skandallara rağmen de akp kazanacaksa, vatandaş hiç ses çıkaramaz.

hadi et, baklava, kuruyemiş, tatil, büyük ekran tv.. gibi dünyevi zevklerden mahrumsunuz, şöyle diyim, makarnayı 50 liradan, doğalgaz faturasını 3000 liradan, benzini 75 liradan, otomatik olarak akbili 50 liradan almaya hazır olsunlar

yani 5 maske dağıtılmamasından başlayarak yaşanan skandalların, ekonomik krizin, mültecilerin, sağlık skandallarının, yolsuzluk skandallarının %0.001 i xhp başta olsaydı ve chp zamanında olsaydı abboovvv
herkesin her şeye burnunu sokması
insanların dik dik bakması
köpekler
gürültü
kaos
gerginlik
suratsızlık

yalandan da olsa "teşekkürler, rica ederim iyi günler" vs. denmiyor. ama örneğin, el alemin memleketinde ben 20 metre ötedeyken beni fark eden insanlar benim için kapıyı tutuyorlar.

yanlış anlaşılmasın, yabancılar ve yurt dışında hayat mükemmel demiyorum. orada da pek çok problem ve problemli tip var. ama bana göre türkiye yıllar geçtikçe daha da gergin ve umutsuz bir hal alıyor gibi.
--- faşizm yapılıyor diyen dilllerinizi silkeyim ---

ülkede 20 senedir faşizmin kralı yapılıyor,
her alanda koşar adım bataklığa, çürümüşlüğe gidiyoruz
ama "bu çürümüşlüğe bu faşizme karşı hep birlikte birleşelim" demek faşizm oluyor
faşizme karşı birleşmeye çalışmak faşizm oluyor
faşizme karşı savaşmada bizi bölenlere kızmak faşizm oluyor

--- faşizm yapılıyor diyen dilllerinizi silkeyim ---

edit. tutamıyorum kendimi,

bu ülkede hdp ile iyi parti aynı adaya oy verecek,
bak hdp diyorum, iyi parti diyorum
biri kürt milliyetçisi öbürü türk milliyetçisi
ama ikisi de aynı adaya oy verecekler,
o derece birleştiler

ama solcular hala "faşizm yapılıyor" diye haykırıyor
sizin ben "faşizm yapılıyor" diyen o dillerinizi...

edit. vay amk o kadar yazdım, satirlarca.
gelmeyen küfür kalmadı..küfür etmeden yazanlar da dahil hepsi istisnasız 'solcu' kelimesine takmış. acikliyorum, mesele 'solculuk' degil diyorum ama size yetmiyor. olm müstehak size. hala sıfatlara takılıyorsunuz. sağlı 'sollu' silkeyim beyninizi...

son edit. beyinsiz 'solculara' bilale anlatır gibi anlatıyorum, sizin sağ/sol düşünceniz, ulusalci olmaniz vs zerre sikimde değil. fasizm var, fasizm yapiliyor kaliplari solcuların söylediği kalıp olduğu için ti'ye alınmış bir kalıp idi o..
ben kürt milliyetçisi ile türk milliyetçisi aynı adaya oy veriyor diyorum, bunun bir mucizevi bir olay olduğunu goremeyen amk solcusu gelmiş hala solculara laf sokuyorsun diye mesaj atıyor. tekrar ediyorum, sizin solcu beyninizi silkeyim.
depremde insanlar donarak ölürken gıkı çıkamayan savunma bakanlarının ders alması gereken olaylar bütünü.

israil halkı bizim yapamadığımızı yapıyor.
destekçisiyiz ve sonuna dek yanlarındayız.
osmanlı döneminde bir cariye, kapalıçarşı'daki zıbıkçılar çarşısında bir zıbık (günümüzün dildosu) dükkanında soluğu alıyor.

zıbıkçı efendi işveli hatuna nasıl bir tercihi olduğunu soruyor. cariye şaşkınlıkla mamullerin çeşit çeşit olduğunu öğreniyor. uzun olan arap, kalın olan kürt, latif yani hoş olan türk tipi.
iştahı kabaran cariye ; boyu arabi, eni kürdi, letafeti türki olsun diye cevap veriyor.

zıbıkçıbaşı cevabı yapıştırıyor: "öylesini bulsam yapar kendi götüme sokarım."

ilgilenmek ve aldatmamak tamam, o zaten her ilişkinin temellerinde vardır, kırmamaya mümkün olduğunca özen gösterilir fakat tartışmayan erkek ya umursamayan erkektir ya da işe yaramaz sümsüğün tekidir.

başlıkta tariflenen, entrylerden harmanlanan erkekten beklenti; "dışarıya karşı kaplan, bana karşı kedi olsun, boyu 1.90, saçı sarı, gözü mavi, maaşı 6 haneli, arabası ferrari olsun, sadece gözü bende olmasın aynı zamanda bana köpek olsun" gibi bir şey ise, heteroseksüel bir erkek olarak öyle adamı bulursam ben de alır kendi götüme sokarım.
açın bakın akp 2002'de iktidara nasıl gelmiş. aynı hatayı biz yaptık, siz yapmayın.

kanımız deli akıyor o zamanlar, bastığımız yer titriyor. cem uzan bir mitingler yapıyor. oy oy oyyyy.

kampüsler şehir merkezlerinde o zamanlar. cafeler, barlar, hep üni öğrencileriyle dolu. ortamları güzelleştiren kaliteli insanlar. ünilerin bahar şenlikleri, konserler, festivaller..

genciz ya. aha dedik bu adam bizim halimizden anlıyor. bastık cem uzan'a. sonrası malum. baraj altında kaldı. tayyip %34.3 oy almasına rağmen 550 mv'nin 363'ünü aldı. çünkü baraj %10'du.

şimdi cumhur ya da millet ittifakında değilsen, %7 barajını geçmen gerekli.

gençler uyanık olsun. biz gençliğimizi bunların iktidarının öncesinde ve iktidarının ilk 2-3 senesinde yaşadık. yok kemal loser, yok hdp ile ittifak yapıyorlar, yok rerörö diye oyunuzu olmayacak hayalin peşinde p.ç etmeyin.

biz ettik, bedeli sizin gençliğinize kadar uzandı.

siz etmeyin.
seçimi anket zannetmek.

yahu bu seçim sistemi 2 adaydan birini seçmeye zorlayan bir sistem. aday dayatılıyormuş. e sistem bu. 2 adaydan birini seçeceksin. keşke kim cumhurbaşkanı olsaydı anketi yapmıyoruz.

iki adaydan hangisi seçilirse seçilsin benim için farketmez diyecek kadar halinden memnunsan git ince'ye oy ver. önde olan adayın yüzdesini seyreltilmiş olursun. eğer ucu ucuna kazanacaksa iş ikinci tura kalır.

ince'ye oy verenlerin kılıçdaroğlu'nun kazanmasını engelleyecekleri fikrine katılmıyorum.

eğer ince aday olmayıp kılıçdaroğlu'nu destekleseydi ona haksızlık ettiğimi, şüphelendiğim gibi olmadığını düşünüp mv seçimlerinde memleket partisine oy verecektim. ancak maalesef haklıymışım.
kendini iyi satanın kazanacağı versus'tur.

200'den fazla mülakata girip 100'den fazla mülakat yaptım, bir defa dahi not ortalamamı sorana rastlamadım veya ben kimseye sormadım. ben sormadan "3.87 ile okul birincisi olarak mezun oldum" gibi bilgi verenler oldular, yeni mezun ise işe alımda görece önemli bir kriter oldu fakat 10 sene iş tecrübesi edinmiş birisi için bir kriter dahi değildir.
cehalet cehalet cehalet. burada yazılan birçok şeyin sebebi cahil insan sayısının çok fazla olmasıdır. öyle bir cehalet var ki bu ülkede, akıllara zarar. akp'nin bu cehalet sayesinde başa gelmesi, yıllarca hüküm sürmesi ve bu cehaleti daha da körüklemesi bizi içinden çıkılması zor bir durumun içine soktu. bunlar beceriksiz olmasa, zenginliğin tadını aldıkları için beyinleri körelmese ve ekonomiyi çukura sürüklemese belki daha da uzun sürecekti bu durum. işler oldukça kötü ve tek umudumuz aç kalan cahillerin bunlardan uzaklaşması ve seçimlerini ona göre yapması. açlık, cahillerin minimal düzeyde de olsa beyinlerini kullanmasına sebep oluyor. bu durum özel bir çaba değil gerçi, tamamen güdüsel.

bunları yazarken tekrar fark ettim, çok korkunç bir cehalet tarafından kuşatılmışız biz ya. içimde büyük bir nefret ve öfke var. homo sapiens bu kadar cahil olmamalıydı.
bu fotoğrafa iyi bakın.

tek başına 50 akp’liyle kapışan ortadaki kişi sinan oğan.

neden mi?

şu anda masanızın ortağı olan küçük enişte davutoğlu’lu akp hükümetini suriye politikası ile ilgili meclis kürsüsünden gömdüğü için.

#oangeliyor
toplam oyu yüzde 5 bile etmeyen bu dört parti daha neyin vekilliğini istiyor anlamadım. saadet'in son seçimde aldığı oy oranı %1.3, diğer üç parti ise geçen seçimde seçimlere girmedi bile. en kabadayısı bile anketlerde %2'nin üzerine çıkamıyor zaten.

bu partilerin her birinin genel başkanları cumhurbaşkanı yardımcılığı aldı, bir de üzerine her partiye minimum birer bakanlık verilecek. normalde bu oy oranlarıyla büyükşehirlerde muhtar bile seçilecek durumda değilken neye dayanarak vekil talebinde bulunup listelere girmeye çalışıyorlar?

iyi parti doğrusunu yapıyor. madem bu partiler kendi partilerini bu kadar büyük görüyorlar, o zaman kendi listelerinden seçime girip çıkarabiliyorlarsa vekil çıkarsınlar işte. hem ittifak dolayısıyla seçim barajına da takılmayacaklar, daha ne.
uygar toplumların konuştuğu konulara bak birde bizim konuştuğumuz konulara bak. hala 2 eşcinsel bireyin aile kurup kuramamasından bahsediyoruz. hiç islam hede hödö diye gelmeyin. burası laik türkiye cumhuriyetidir ve şeriatla yönetilmiyor. 2 yetişkin birey cinsiyet fark etmeksizin aile kurabilme evlenebilme özgürlüğüne sahip olmalıdır. 3. kişilere laf düşmez.
yani soğan ekmek yeriz devri çok fazla yeşilçama ait bir şey oldu. yeşilçam da bitti malumunuz. şimdi patrona yürüyen asistan kızlar var. yeni moda bu. zengin iş adamı erkek, beyaz yaka güzel kadın. ilk başta kadın reddediyor falan biraz gururlu bi şekilde sözde, sonra patronun villasının havuzunda bir iş için şarap içerken etkilenmeye başlıyor.

sen kimsin dalyarak, kokoreççiye götürmüşsün kızı amk. abi diyosun benimki çeyrek olsun. ayran istemiyom.
türkiyenin en büyük sorunu malzeme, yoksa italyan ustalara taş çıkartacak çok insan var.

deneyimlerinden sıralayım;

1- domates / domates sosu: arkadaş her sene gittikçe tatsızlaşan domatesleri siz de farketmediniz mi

2- mozerella: üzüleceğiniz bir şey söyleyim; ülkemizdeki peynirler ( kahvaltılık değil ) genel olarak ortalamanın altında, bizde peynirin odak noktası kahvaltılık, avrupada genelde ana yemek eşlikçisi. türk mozerella peynirleri bile aroma olarak yanından geçemiyorlar

3- yağ: avrupa standartlarının altında

4- hamur: en önemli malzeme. yurtdışında gerek pizza olsun gerekse sandviç olsun türkiyede o tadı yakalayamıyorsunuz.

sonuç: pizzacı yok değil, malzeme sıkıntılı
hayatı boyunca chp'ye oy vermemiş tiplerin ''bir daha asla oy vermem'' diyerek karalamaya çalıştığı cumhurbaşkanı adayı.
kılıçdaroğlu ile çıkardım ki kirasını faturasını günü gününe öder, dert yaratmaz gibi.

ince ile çıksam bu eve paso karı kız getirir, içer, dağıtır, bulaşıklara el sürmez gibi. “olm muharrem gel bir konuşalım şu evin durumunu” dediğimde de demagoji yapar, kafa bırakmaz gibi.
öncelikle berber salonu sahibi tarafından bidon ile satın alınan o şampuandan uzak durun.
ve mümkünse hiç saçınızı yıkamayın berberde.

hele ki gün içinde onlarca kişi tarafından kullanılan havlular daha kötü. yıkanmadan sadece biraz kurutulmaya bırakılmış o havlular resmen hastalık yuvası.
seboreik dermatit, sedef hastalığı, saçkıran, skleroderma ve liken planus gibi hastalıklara sahip bir sürü insan o havluları kullanmış olabilir.

berber sonrası direk eve geçebileceğiniz bir zaman zarfında saçınızı kestirin. bu sizin için daha sağlıklı olur.

o yüzden başlık bir eziklik cümlesi değil aslında bir nevi kendime saygım var davranışı.

sağlığınıza dikkat edin...
-bir kadını tavlamak için renkten renge girmez şekil değiştirmez. neyse odur.
-sırf onun gönlü hoş olsun kırılmasın dökülmesin diye küstahlıklarını saygısızlıklarını görmemezlikten gelecek kadar küçülmez.
-ağırbaşlı olur.
-gösterişe ihtiyaç duymaz.
-bütün özel yaşamını sosyal medyaya meze etmez.
-hiçbir şeyin fanatiği olmaz
-körü körüne hiçbir şeye bağlanmaz.
fatih altaylı'nın bugünkü köşe yazısında yaptığı muharrem ince yorumudur.

şu şekildedir:

"bu cumhuriyeti kuran anlayışın toplumun en tepesine koyduğu sanatçıyı “sözde” diye aşağılayan birinin, yalan muhalifliğine ve anlamsız adaylığına hiç ama hiç ihtiyacı yok bu ülkenin. bu sözlerin orijinal sahibi varken, siz ancak çakması olursunuz. aklı başında herkes eski bir orijinali, yeni görünümlü bir çakmaya tercih eder"

https://m.haberturk.com/…n-cakmaya-musteri-cikar-mi
antalya'da 10 milyon rus'a varmış. bilmez ki üstün zekalı, 1 milyon rus, kırım'ın gitmesine sebep oldu.

antalya'daki türk vatandaşlarının ev-iş bulma sıkıntısı yaşayacak olmasını geçtim, antalya ile hiçbir tarihsel bağı olmayan, orada kulçun kulçun kolonileşmek için hiçbir hakkı olmayan bir millet. bir yerde hangi etnik grup sayıca üstünse, hak talep etmeye cüret eder. suriyeliler yüzünden bu eninde sonunda başımıza gelecek, bunun altyapısı oluşturuldu. bir de elin gopniğiyle mi uğraşacağız? bugün suriyeliden afgandan iyi diye rusun harıl harıl ülkeye yerleşmesine alkış tutanlar, 30 yıl sonra çocuklarına torunlarına toprak bütünlüğü korunan bir türkiye kalmadığında ağlamasınlar.

ki o gopnik dediğimiz rus da senden benden akıllı. adamlar kendi ülkelerine yabancıların yerleşmesini istemiyorlar, kök söktürüyorlar. from russia with hate diye belgeseli bile çekildi, st. petersburg'da bile slava benzemeyen göçmenler diken üstü yaşıyordu. bizdeki gevşeklik yok. burada bir suriyeli ya da afgan bir türk kızının kafasını taşla eze eze öldürebilir, * oradaki ruslar hiçbir şey yapmayan adamları avlıyor bildiğin, avlıyor. neo-nazi olun, yabancılara ırkçılık yapın demiyoruz tabii, sadece bu kadar gevşemeyin. "on milyonu gelsin yeaaa" diye rahat rahat konuşmayın. on milyona gerek yok, bir milyona ulaştıklarında ülke senin ülken olmaktan çıkacak. bırakın şu beyaz et tapınıcılığını. adamlar sarışın mavi gözlü diye tehdit olduğunu algılayamıyorsunuz. suriyelinin işgalinden hiçbir farkı yok şu durumun.

edit: belgeselde moskova diye aklımda kalmıştı, st petersburgmuş. espoan'a uyarısı için teşekkürler.