Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
türk insanının ta kendisidir.
modern hayata ve demokratik değerlere hiçbir zaman ayak uyduramayan, çıkarcı, bencil, kurnaz halkın ta kendisidir.
aydınından cahiline kadar çok büyük bir çoğunluğu yobazdır.
eline gücü alan diğerini ezmenin peşine düşmektedir.
adalet ve eşitliğe uzak yaşamlarımız yine kendi eserimizdir.

ister kabul edin, ister ağlayın, zırlayın.
bu hükümet, bu yaşam koşulları bu toplumu çok güzel bir şekilde yansıtmaktadır.
2008’de tıp fakültesine girdim. pek çok branşta çalıştım. kendim nöroloji· uzmanı olarak diğer branşlardan doktorların yaptıkları işlere yakın olarak şahit oldum. her zaman en çok kardiyoloji doktorlarına saygı duydum. ciddi anlamda bir insanı ölümden döndürüyorlar, al sana bak ömür verdim yaşayabilirsin biraz daha diyorlar. yaptıkları iş gereği aşırı radyasyon yükü altında, gece gündüz çalışıyorlar. en zorlu hastalar onların elinde, genç ölümler, ani ölümler, meslek hayatları bunlarla geçiyor. kardiyoloji tamamen özveri demektir. alacakları hiçbir para bu özverinin karşılığı olamaz. ekrem hocanın görevi başında öldürülmesine duyduğum üzüntüyü tarif edemiyorum. eşinin yaşadığı karanlık hisleri düşündükçe kahroluyorum.
en çok da, bu olayın engellenebilecek bir olay olduğunu bilmek beni kahrediyor. nefret ediyorum bu hükümetten, bir bok beceremeyen sağlık bakanından, kifayetsiz muhalefetinden, vahşi mağara kaçkını halkından.
bayramda 9 günde kimse ölmüyor sanırım. hastalıklar iş günlerini seçiyor olmalı.

her iş bırakmada söyledik:
- iş bırakan doktor yazlığa gitmiyor, hastanede bulunuyor.
- onkoloji, hematoloji, yoğun bakım, biyokimya, acil, patoloji çalışıyor.
- örneğin polikliniğe gelecek şeker hastası ilacı düzenlenmezse öyle büyük bir problem olmaz. şekeri çok düşer veya yükselirse acil çalışıyor zaten.
- kalp krizi geçirene acilde yine bakılacak, anjiyo yine yapılacak. ( muhtemelen uğruna iş bıraktığımız meslektaşımız ekrem karakaya’nın yüzlerce hayatı kurtarması gibi, bu işlemler devam edecek)
- iş bırakmada esas amaç halkın da desteğiyle hükümeti baskı altına alıp şartları iyileştirmek
- mevcut yönetimden memnun olmayan bir kişinin bunu desteklememesini asla anlayamıyorum.
- aktroll değilseniz hekimleri desteklersiniz. böylece hükümet ya geri adım atacak sağlık hizmeti iyileşecek. ya da kendi tabanı da zamanla mağdur olacak ve muhtemelen doktorlara düşman oldukları gibi hükümete de artık sağlık sisteminden dolayı destek veremeyecekler. sizin başınıza gelecek şey de 3- 5 gün poliklinik muayenesi olamamak olacak.
- belki doktorlar isteklerinin bir kısmını alırsa diğer meslek gruplarına da örnek olacak ve hükümet halkın istediklerini ya yapacak ya da gidecek.

- ekşisözlükte 10 bin dolar maaş alıp acıbademe rahat giden büyük kitle var biliyorum; ancak azınlık grubun özellere gidecek gücü yok. inanın nitelikli doktorlar devlette kalmıyor. sigortadan olduğunuz ameliyatlara yüzbinlerce lira ödemek zorunda kalacaksınız. çalıştığım hastanede tümör cerrahisi yapam bir plastik cerrah ( herkes meme burunla para kazanma derdindeyken akademik amaçlar adına üniversitede yıllarca kalmış bir hoca) özele geçti. en küçük ameliyata kendi adına 60- 70 binden az almıyor şimdi. hastane muhtemelen 200 binden az fatura kesmiyordur. geçen sene yüzlerce insan sigortadan bedavaya ameliyat oldu ona. adam ortalama 30- 40 bin kazanıyordu aylık tahminen. şimdi aylık 400- 500 kazanıyor. ama o asistan yetiştiremiyor artık.

dağınık yazdım biraz da bugün çok doluyum. hala ama sağlıkta iş bırakma olmaz hastalar ölecek diyenleri görünce çıldırıyorum kusruma bakma sözlük
devlet hastane işletmiyor olsa bugün özelde bir muayene için 200 tl veriyorsanız 1000 tl verirdiniz. tahlili falan derken hastaneye girip çıkmak size en az 1 asgari ücrete gelirdi ki bu iyi hali. şu an bile 1000 tl muayene parasını gözden çıkaracağınız çok özel hastane var. onlarda da artık muayene için 3-5 bin tl öderdiniz.

devletin sağlık hizmeti vermesinden daha doğru bir şey olamaz bence. devletin varlık sebebi insanın canını korumak değil mi? devlet dediğimiz kavram temelde bunun için çıkmış üst bir organizasyon. haliyle sağlık hizmeti vermek devletin asli görevleri arasında sayılmalıdır.

not: sağlık sisteminin güzel işlememesi apayrı bir konu tabi.
seküler ve demokrasi yandaşı görünen, hukukun üstünlüğünü savunan ali koç tarafından, tipik bir malum partili gibi dayatma yoluyla, yetkili mercileri yok sayıp hareket etmesine, mektebi sultani tarafından verilen cevaptır.
doktora sağlık merkezinde şiddet göstermeye caydırıcı cezalar verilmesini sağlayan yasalar çıkmalı, öyle kafa göz yardıktan sonra karakoldan çıkamamalı. biri polisi dövdüğü zaman başına neler geliyorsa, hastane şiddetinde de aynısını yaşamalı.

hükümetteki "sağlıkçılar sizin hizmetkârınızdır" yaklaşımının bitirilmesi. bu madde, akp sağlık hizmeti işini oy depolarına güzel gözükmek için kullandığından; iktidar değişmeden imkansız.
geçenlerde dolmuşa bindim...
ya var ya kokudan gözün yaşarır.
bi de çok belli ki, sadece o anın kokusu değil.üzerindeki elbiselere sinmiş bir ağırlıkta.
yani terliyor, eve gidiyor,yıkanmıyor ve aynı kıyafeti sabah tekrar giyiyor.ve kim bilir bu döngü kaç gündür süregelmekte.
bakındım tiplere...olur ya, adam ağır işçidir filan..hoş görecek sebep arıyorum.yok aga oyle işçi mişçi de yok araçta.
lan hadi sen farketmiyorsun...eşin koynuna nasıl alıyor ki? arkadaşın, konukomşunda mı yok teke gibi koktuğunu belli eden ?
kuduza yakalanmış gibi korkuyorlar sudan millet.

cidden inanamıyorum.
iyi niyetinden bol bol yararlanın, kullanın hatta. değersizleştirin kendisini, yaptıklarını.
hakaretvari şakalar bilmem ne. seviyorsa kesin kaybedersiniz. ama dikkat edin adam gibi konuşmak yerine bunları bir kere denediyseniz zamanında vazgeçilen bir aşağılık olarak akılda kalırsınız.
skşenlerin özgür bir beyine sahip olmaları. tamamen özgür beyin.
tüm korkulardan ,dogmalardan ve toplumsal öğretilerden kurtulmuş insanlar ancak seksin en tepe haz noktalarını yaşayabilirler.
süleyman soylu'nun beyanıdır;

" biz cumhuriyet'in ikinci asrında kendimiz gibi yaşayacağız, medeniyet değerlerimizde ne varsa, onu yaşayacağız, milli irade ne diyorsa onu yaşayacağız, dışarıdan ithal anlayışlarla bir gelecek inşa etmek niyetinde değiliz "

değerli büyüğümüz uğur mumcu'nun sözlerini de bir kez daha hatırlatalım;

"imam-hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakülteleri ve islam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar? bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor? "

"cemaatlere, tarikatlara giren çocuklar 30 sene sonra general olacaklar cumhuriyete karşı ayaklanacaklar."

ülkemize dışarıdan ithal edilen, türk milleti'nin genetiğini, demografik yapısını değiştirmek isteyen arap emperyalizmi'ni ret ediyoruz.

dipnot: (bkz: türk genci devrimlerin ve cumhuriyetin sahibidir)

dipnot 2: (bkz: mahmut esat bozkurt'un türk gençliğine mektubu)
al birini vur ötekine. zincir olup da güzel hamburger yapabilen bir yer görmedim ben daha bu yaşıma kadar. diğer malzemeleri geçtim hadi ama o köftelerle nasıl güzel hamburger yapılabilir ki, strafor köpük gibi.

hamburgeri butik yerlerden yiyeceen abi diyerek uzaklara dalıyorum.
(bkz: 7 temmuz 2022 iett mecidiyeköy bakırköy seyahati)

edit: seyahatin 1. saati halen mecidiyeköydeyiz. şu ana kadar keyif aldığım seyahattir.

edit: şaka lan şaka bende brükseldeyim. başlığı açan arkadaşın uçağı birkaç saat önce kalktı. catch me if you can gibi oldu. yetişemedim. gördüm gayet keyif alıyordu. şahidim. ben de benzeri uçuş yapacam birazdan. arkadaşın heyecanını anlıyorum yıllar önce bende böyle olmuştum.

görsel
okumuş insan düşmanı cahil çomarların sorabileceği bir soru.

şuradaki haberin altında yazan yorumları okuyunca tüylerim diken diken oldu. bu ülkede son 20 yılda cahil insanlar o kadar yüceltildi ki kendilerini bi halt zannetmeye başladı. eski türkiye'de çapı kadar değer görenleri tepemize çıkardılar. bunların ortak özelliği de okumuş insan düşmanı olmaları. inşaatla, particilikle, yolsuzlukla parayı bulan bu cahiller kendilerini ilk defa önemli biri gibi hissetti bu iktidar sayesinde. ilk işleri de hiç erişemeyecekleri bilgi düzeyine sahip insanlara öfke ve nefret beslemek oldu. bu tür cahil çomarlar sözlük dahil her yerde. doktoru döverler, mühendis azarlarlar, öğretmene söverler. ellerinden gelse hepsi açlığa talim etsin isterler. hakkını arasalar nankör derler, şükürsüz derler. bu cahil çomarların başını atatürk'ün inkılapçılık kılıcıyla ezmedikçe bu şeref yoksunlarının soyu tükenmeyecek. bilimin ve fennin önünde ceket iliklenildiği günleri bu cahil çomarlara hatırlatmak da başa geçecek iktidarın ilk vazifesi olmalı. yoksa bu ülke bir adım ileriye gitmez bu örümcek kafalılarla!
destekleyeceğim bir şey değildir lakin burada yazan sahtekarlara bakılmaması gereken olay.

apo mapo denmiş de herif apo'nun sözünden çıktıktan sonra düşman oldu zaten akp'liler. milleti mal yerine koymayın aq, malum partiden daha büyük apo'cu hdp'de bile bulamazsınız, zira apo sürekli akp'nin istediği açıklamaları yapıyor, hdp de tersini yapıyor. sizin derdinizin sürekli sipariş açıklama yaptırılan apo filan olmadığını biliyoruz başbakan yardımcınız açıkladı zamanında, moron kitlenizi kandırırsınız anca.

edit: özelden yardırmayın aq hdp ile de yavşak apo ile de işim yok. gidin demirtaş'a ettiği lafın 10'da birini dahi apo'ya konuşamayan, üstüne kıyaklar geçen ustalarınıza tepki gösterin.
adana ve mersin'de yaşayanlardan aldığı dualar bile cennete gitmesine yeter. zaten bu cennete, insanlık için iyi şeyler yapan değil; sizin gibi kafasızların yücelttiği şeyhler falan girecek sanıyorsunuz. hem inançlıyım de hem de allah'ın işine karış.
10 gün önce açıklama yapmış zaten başkan her gün açıklama mı yapacak.

yıldız açıklaması

edit: bu yıldız işi baştan aşağı saçmalık zaten,
sistemi gs 4 sene üst üste şampiyon olduktan sonra getirdiler, hasta galatasaraylı haluk ulusoy'un bu işte parmağı çok büyüktü, federasyon başkanıyken bile villasının girişinde 10 metrelik gs bayrağı vardı kendisinin.

gs nin haluk ulusoy ve mehmet ağar'lı döneme kadar bjk ile şampiyonluk sayısı 10 a 9 du bunu da atlamamak gerekir.
dört sene önce, her şey iyi kötü yolundayken yapılan seçimde %50'yi zor aldı bu adam. şu anda tam zamanlı çalışan insanlar, eskiden kasapların köpeklere verilsin diye bedava dağıttığı parçalara parasının yetmediğinden yakınıyor. pazarda karpuzun tanesi 100 lira, patates ve soğan 12,5 lira. üstelik bu fiyatlar çok bereketli geçmiş bir kış ve bahar sonrası bolluk fiyatları. ülkeye ipsiz sapsız on milyondan fazla insan doldurduğu için ev kiraları dört sene öncesinin on katına çıkmış. herkes, en azılı akp'li bile yaşadıklarımızdan kimin sorumlu olduğunu biliyor.

üç sene önceki seçimde bile bütün büyük şehirlerde hezimet yaşayan adamın bu ortamda seçim kazanacağını iddia eden dört işlem bilmiyordur.

seçim yapılır mı, yapılırsa kendisi aday olur mu bilemem ama seçim yapılırsa olacakları söyleyeyim: karşısında tek aday olursa en az yirmi puan fark yiyecek. tek aday olmazsa da ikinci turda o farkı yiyecek. seçimden bir sene sonra akp diye bir parti olmayacak ama maalesef bugün yağmaya ortak olanların büyük kısmına diğer partiler kucak açacak, %99'unun yaptıkları yanına kar kalacak.
türkiye'deki toplumsal hayat içindeki eşitsizliğin bir tezahürü. türkiye'ye özgü müdür bilemiyorum. ama bu kadar eşitsizliğin olduğu bir toplumda kaynaklara erişemeyen, hayatı yaptıklarından ziyade yapamadıkları üzerinden kurgulanan bir adamla kendisinin tam zıddı olan bu okumuş adama olan düşmanlığın olması normal. bu okumuşluğa düşmanlıktan kasıt aslında sınıfsal hınç denilen duygu durumudur. çok da bize özgü bir durum değil. trump'ı ve birçok cumhuriyetçiyi göreve getiren de akp'yi 20 yıldır iktidarda tutan ve parti politikalarının belirlenmesini sağlayan da bu.

"doktoru öldürmüşler, olmaz tabii ama" diye başlayan cümlelerin hepsinde "doktor da bana böyle davrandı", "kendini beğenmişlik yapıyorlar", vs. diye uzar gider. başbakan gelir dışişleri çalışanı, devleti yurt dışında temsil eden adama monşer diye küçük görür. bunların hepsi çok basit sınıfsal çatışma örnekleri. eşitsizlik arttıkça fakir daha da dibe çekiliyor, kaynaklara erişimi azalıyor, hayatı sadece yarına sağ çıkmaya çalışmaktan başka bir şekil alamıyor, bulunduğu alt tabakadan çıkma ihtimali gibi bir durum çok zor. okumuş adamın hayattaki derdi başka, davranış biçimi başka. bu iki grup arasındaki etkileşimin olduğu her yer tamamen sıkıntı.

bizim ülkenin de mevcut yönetimi zaten alt sınıf geçmişli olduğu için aynı sınıfsal hınç onlarda da var. bu nefreti daha da büyütüp bir de üstüne "okumuş" insanları hedef gösterince memlekette ne gibi bir sonuç bekliyorduk ki?
ben neden bir yardım kuruluşuna muhtacım diye düşünme
beni bu duruma düşürenler kim diye sorgulama
bana geç ödeme yapıldı diye şikayet et
söylenecek çok şey var ama etkisi yok
küsmeyin dediği garibanlar, siz zannediyor musunuz ki bu adamın zerrece umrundasınız. sen bu adamın umrunda değilsin, senin kuru ekmeğe tamah etmen umrunda değil, çocuğunu tatile götürmen şöyle dursun süpriz yumurta almanı bile çok gören bu adama bence küsmemen kendine saygısızlık.
2 sebebi var:

1-özel hastaneye fakirler gitmiyor (genellemenin dik alasını yapıp fakirlere siddet eğilimli dedim galiba)

2-özel hastanede doktorundan röntgencisine kadar bugüne dek kimse bana durduk yere diklenip azarlamaya çalışmadı.
arkadaşlar insanları aldığınız maaşların boyutları ile ezmeye çalışmayın.
kendinizi de bir bok sanmayın.
ben yurtdışına sözleşmeli olarak çalışıyorum ve iyi para kazanıyorum fakat bir günden bir güne gelip burada böyle muhabbetlere girmem. kazandığımız para kendimize. kendi cebimize giriyor ve bu paranın altında maaş alan insan da bizden aşağıda değil, ki biz de o insanların üzerinde değiliz.
altı üstü kendimize göre kazanıyor ve geçiniyoruz.
saçlamalamaya gerek yok.

bize zamanında böyle kıyaslamaların yapılmasının ahlak dışı olduğu öğretildi. saygı ile bu konulara yaklaşmamız tembih edildi.
bu statü size ancak kıskançlık ve özenti getirir, daha fazlasını değil.
insan bundan çok daha fazlasıdır ya da öyle olmalıdır.
bence sanatının yanı sıra şahsına münhasır karakteridir. ramazan ayında paparazziler tarafından kıstırılıp "ramazan ayı geldi ne düşünüyorsunuz?" sorusuna "ramazan güzel pide falan" diyecek kadar umursamaz, doğal, kasmadan esprili, naif asi ve entelektüel karakteri onu özel yapıyor. magazinlerde yıllarca gösterildiği gibi dümdüz çapkın bir adam değil, birkaç konuşmasını dinleyip otobiyografisini okuyunca zaten anlıyorsunuz.

mükemmel bir sanatçı değil, daha önemlisi mükemmel gözükmeye çalışan bir sanatçı da değil işte bu yüzden değeri eksilmiyor. kendindeki olumlu olumsuz özellikleri saklamadan paylaşıyor, hiçbir zaman üstünden atamamış huzursuzluğu, melankoliyi ama ne gariptir ki insanlar teoman'ı hep eğlenceli anlarıyla hatırlıyor. ha bir de ulaşılabilir olmasıyla da efsane, çevremde ve sosyal medyada birçok insanın teoman'la anısına şahit oluyorum, adam gökdelen tepelerinde halktan kopuk yaşamıyor, bu da önemli bir şey bence bir sanatçının unutulmaz olmasında.

bu yüzden türkiye'deki en orijinal sanatçılardan biridir, efsanedir ve yıllar sonra bile efsane olarak hatırlanacaktır. kendi kendisini belki bu kadar değerli görmüyor ama ikonlaşmış bir karakter yaratabilmek kolay değildir, teoman bu karakteri başkaları gibi sonradan yaratmamış kendi karakteriyle sevilmiştir.

kendisini çok sevdiğim entryden belli oluyordur ama yine de tekrar edeyim, seviliyorsun teo'cum*
yahu gerçekten bazı durumlardaki iki yüzlülüğü küfür etmeden anlatmak çok zor.

be aq ikiyüzlüleri kürtçe müzikle halay çekip feministlik yapıyorsunuz. yanlış anlaşılmasın müziğe de görüş olarak feministliğe de lafım yok ama hadi bu müzikle bu femisintliği siktirin gidin hakkari'de, şırnak'ta, bingöl'de, van'da, siirt'te yapın da göreyim sizi.

gidin bu şekilde bu dediğim illerin birinin herhangi bir yerinde yapın bakalım bu eğlenceyi, eylemi adına her ne diyorsanız da o davulun tokmağını bi tarafınıza monte ediyorlar mı etmiyorlar mı görün.

şu iki farklı görüşü birbiriyle karıştırıp ikisini de bi boka yaramaz hâle getirmekten ne anlıyorsunuz allah aşkına.

ulan feministsen çık femen gibi yap politik eylemini, kürtçüysen çık ona göre yap eylemini, komünistsen çık buna yönelik yap eylemini. hepsini birbirine karıştırıp böyle iki ya da daha fazla yüzlü olmayın lütfen.
gerçekçi veri değildir. iş verenler vergi ve sgk primlerini tam ödeseler bile, aslında asgari ücretten çok daha düşük ücret verdiklerini de asgari ücretli gibi göstermektedir.

son zamla 5.500 tl vermiş gibi gösteren şirket bu parayı işçinin hesabına yatırır, sonra elden 1.500 tl'sini geri alır.

bu sebeple aslında oran %57'den bile vahimdir. asgari ücretle çalışıyor gösterilenlerin epeycesi bunu bile alamıyor. toplam çalışan nüfusun %70'nden fazlası asgari ücret ve altına çalışıyor.
videonun sonunda kadın ayağa kalkıp neden vurdunuz mu dedi? eğer öyle dediyse hakikaten ben artık anlamakta zorlanıyorum bu nasıl bir motivasyon... sırf bu sebepten o kadar duyarsız biri oldum ki etrafımda olan olaylarda kulaklığımda müziğimi dinlemeye devam ediyorum artık. kimi savunsak işin sonunda suçlu biz olabiliriz.
gülünce gözleri kısık kısık kısılan, çizgi gibi olan bir hatun.
senin ve onun küçük esprilere alınmaması.
minnak bir büçürün mutfak kapısında, nefes nefes tek eliyle tutunup sizi izlemesi ve anasından babasından aldığı genetik gülümsemesiyle elini bırakıp size doğru gülerek patiklemesi. akabinde onu gıdıklayarak, gülmekten katılaması.
vallahi billahi ben çok mutluyum.( maşallah)17 yıllık evliyim.nasıl mutlu olduk derseniz size şunları söylerim.ilk önce aileleri pek evliliğimize katmadık.birbirimize saygı duyuyoruz ve sevgim hiç bitmedi.bu nasıl oluyor bilmiyorum ama seviyorum işte.sevildiğimi de hissediyorum bu da huzur veriyor.eşimden birşey saklamam,yalan söyleyen bir insanda değilim.mesela kızdığım zaman içime atmam neden kızdığımı anlatırım.ne bileyim bir de kafalarımız uyuşuyor.sohbet etmekte güzel.ben geveze,konuşkan o sessiz sakin.belki bu da etkiliyordur.